005_Davut ÖZGÜL

Dilimizin Sınırları

Görüntülenme: …

davutozgul Üye
Üyelik: 2005-03-21 Herkese açık mesaj: 129
#195534
Dil için; “Düşüncenin evi” diyenler,yerinde bir tespitte bulunmuşlardır.Kullandığımız dil,zihnimizin gerisindekini,şimdiki ifade ile; ‘Back-graound’unu ele veren bir ‘karine’dir. ‘Delil’ demiyorum.Zira insan bazen kendini ifade etmekte,düşüncelerini meramınca aktarmakta güçlük çekebilir.Bu sebepten ‘delil’ demektense ‘karine’ demeyi daha isabetli görüyorum.Ne var ki; ‘karine’ler güçlenince ‘delil’ e de imkan hazırlanmış olur.O halde konuştuğumuzda basit bir eylem icra etmediğimizi,aksine;düşünce dünyamızı muhatabımıza ifşa ettiğimizi, hatırdan çıkarmamak gerekiyor.

Dil’in beslendiği kaynak hiç kuşkusuz ki;kültürdür.Kültür dediğimizde;bir milletin maddi -manevi olarak oluşturduğu değerler bütününden,toprağından,harsından söz ediyoruz demektir.Bu genellemenin içerisine,ev,okul,aile,çevre girdiği gibi din,tarih,mimari,şehircilik(urbanizm) v.b.unsurlar da girmektedir.
Yaşadığımız aile ortamı,mahalle kültürü,çarşı kültürü,cemaat ile cemiyet kültürü,v.b.unsurlar,kullandığımız dilimizde kristalleşir.Düşüncemizi oluşturan bu maddi-manevi unsurlar bir diğer yönüyle de dilimizin evi durumundadırlar.Biz, hangi evde oturuyor olduğumuzu,konuşmaya başlayınca açıklamış,muhatabımız da adresimizi bu açıklamalarımızla öğrenmiş oluyor! Oysa biz özel anlamda bir adres ile aidiyetimizin olduğu bir yer telaffuz etmediğimizi,dolayısıyla muhatabımızın bir önyargı veya bir öngörüde bulunduğuna kanaat getiririz!Bu durumda olayın ciddiyetini kavramamız da maalesef zorlaşmaktadır.

Toplumumuzda var olan “birbirimizi anlayamamak” şeklinde ifade ettiğimiz yargı,bir diğer yanı ile; birbirimizi anladığımız şeklinde de pekala yorumlanabilir!O halde her birimizin konuşurken nasıl konuştuğu,düşüncesinin aidiyetini ve dilinin delaletini ciddi olarak hesaba katması gerekmektedir.Öyle ki;en basit kelimeler üzerinden dahi dilimizin beslendiği evin nasıllığına hükmeden bir vasatta yaşıyoruz.Mesela;PKK ile ilgili “Pe ke ke” demekle “Pe ka ka” demek arasında, ünlü(sesli) harf değişiminden daha derin, bir anlam dünyası değişikliğinden bahsetmek istiyoruz aslında.Muhatabımız bu hecelerden hareketle dahi düşüncemizin adresini kestirebiliyorsa,kelimeler,cümleler…devreye girdiğinde bu hal daha da belirginleşmektedir.Yine bir misal olarak Cemil Meriç’in ‘Umran’ ile ‘Uygarlık’ kelimelerine yüklediği anlam(lar) alabildiğine farklıdır.Keza ‘Millet’ derken kastettiğimizle ‘Ulus’ derken kastettiğimiz aynı şey değildir.Osmanlı İmparatorluğunun 19.yy. ın ilk çeyreğine kadar Millet,Cemaat…kavramlarını kullanması ile,Modern Türkiye Cumhuriyetini kuran iradenin Ulus,cemiyet…kavramlarını kullanması çok da masum değildir.Osmanlının “Ermeni Cemaati” vardı.Cumhuriyetin “Ermeni Cemiyeti” oldu.Bugün dünya kamuoyunda sürekli olarak bizi rahatsız eden husus da bu ikinci anlayıştan neşet etmiştir.Milletin,Umran’ın ve Cemaatin yokluğundandır bu “Hal-i pür melal” Yerine ihdas edilenler ise;Ulus,uygarlık ve cemiyettir.

Son yarım asırdır ülkemizde din adına, özellikle siyasal tahrik ve tazyiklerle yeni bir dil oluş(turul)muştur. Bu dilin ev sahipliğini de, bugün hala ‘İslamcılık’ cereyanını sürdürenler yapmaktadır.İslamcılığın ürettiği dil;nicelik,kemiyet olarak din’e irca edilse de,bu sahih bir yaklaşım değildir.İslamcılığın dili, pozitivizmin iğfal ettiği;kaynaklarından habersiz bir neslin, dilini dine dolamasından öte bir anlam ifade etmemektedir.Etmemelidir de!

Daha önce yazdığım bir yazıda “Modern Türkiye İslamcılığı” terkibini kullanmış,epey de tepki almıştım.Ne var ki;tepkilerden ziyade kullanılan dilin beslendiği kültürel havza ile dilin delaleti ciddi bir sorun olarak, islamcılığın handikaplarından ciddi bir sorun olarak, hala mevcudiyetini sürdürmektedir.
Kullandığımız dilin dinimizi taşıyamaması! sadece bir anlayış olarak İslamcılığa fatura edilmekle, içinden çıkılacak bir durum da değil.Mesele daha derinlerde ve çok boyutludur.Bu manada,din adına hayatın içinde arz-ı endam eden değişik cemaat ve cemiyetlerin bir durum değerlendirmesi yapmaları zaruridir.
Bir sonraki yazımda,daha önce değişik vesilelerle ismini gündeme getirdiğim sayın İhsan Eliaçık’ın dili bağlamında bu çözümlemeyi(aynı zamanda da çözülmeyi) sürdürmek niyetindeyim.Bu hem sayın Eliaçık hem de bizim açımızdan faydalı olur diye ümid etmekteyim.

Kullandığımız dilin ciddiyetine nazari olarak da olsa, önem atfeden biri olarak,kullandığım dilden dolayı eleştiriler de alan biriyim.Ne var ki;bir ana fikir olarak değindiğim mevzunun hassasiyeti dikkate alındığında,olayı hususiyet sahibi olanların sahiplenmesini de yürekten arzulamaktayım.Amacım bu çorak iklimden bir an önce kurtulmaktır.

Davut Özgül'ün diğer makaleleri:
https://nizip.com/forum/kategori/295?page=1
https://www.tekilhaber.com/Yazar/Davut-Ozgul
Kemal Cengiz Üye
Üyelik: 2006-08-04 Herkese açık mesaj: 330
#195541
Sevgili Davut Özgül, 80'li yıllarda birçok şiirime sürekli övgü düzen ve birçoğunu da 'yeni bir deneme niteliğindeki' tarzından (kalıbından) ötürü eleştiren edebiyatçı dostum. '' yazı ve şiir dilini edebi bir cümle ile tarif edebilir misin?'' dedi. İki-üç dakika kadar düşündükten sonra 'al, bunu sakla!' deyip kağıt peçeteye yazdığım üç satırlık cümleyi ona verdim.
O, üç satırlık şiirsel cümle şuydu:
Benim dilim
Yaşadığım çoğrafyanın
Sınır tanımayan havasıdır, suyudur...
Sevgi ve saygılarımla...
fsoyarik Üye
Üyelik: 2005-05-06 Herkese açık mesaj: 5.099
#195553
Davut kardeşimiz çok güzel ifade etmişler aklın ve iradenin kalp evinin yansımasının et parçası olan dil ile degil insan ufkunun geri planı olan iradeye tesirini anlayış ve irade anlayısşının insan bellegine keyfiyetden daha fazla kemmiyyetle oldugunu.

Kemal abimin ifadesine ançk şapka çıkarmak lazım teşekkürler secgili abimiz. Selamalar
Ramazan Tarhan Üye
Üyelik: 2005-09-16 Herkese açık mesaj: 4.212
#195604
1998 Yılında İSKİ'de özel bir dil eğitimi almıştım.15 kadar teknik personele tecrübeli bir hoca tutmuşlardı.Buradaki amacımız herhangi bir dili öğrenmek veya geliştirmek değildi.İnanılması güç ama Hayrettin ÇETE hocamız tam 16 dili ögrenmiş ve bu diller üzerinde eserler yazmıştı.Arapça,Fransızsa,İngilizce,Almanca,İspanyolca ve ibranice olmak üzere ana lehçe olarak bilinen doğu dilleri ve batı dilleri üzerinde çok derin araştırmaları olan bir yazar..Eserlerini itina ile yazar ve kendine ait bir yayınevi aracılığı ile özel müşterilerine gönderen bir yazardı.Bir ders ortamında bir arkadaşımız Hayrettin hocaya "Ana dil" ile ilgili bir soru sordu..Gerçekten de çok ilginç bir cevap vermişti...Soru şuydu.."hocam sizin ana diliniz nedir?"..Hayrettin hoca o yaşlı edasıyla tebbesümle bize baktı...ve şöyle cevap verdi.:

"Ben Arap'ım.Mısır'da doğdum.Uzun süre Fransa'da yaşadım.Birçok devlet gezdim.Şu anda Türkiye'de Fatih'te ikamet ediyorum.ve Türkçe konuşuyorum.Ama ana dilim Fransızsa'dır..Neden derseneiz eğer sebebi şudur:Bir insanın ana dili düşündüğü dildir..Hayal korduğu dildir..Kendi kendine yalnızken konuştuğu dildir.Yani ana dili demek ilk anasından öğrenilen dil değildir.""

işte bu cevap benim çok dikkatimi çekmişti..Çünkü ben 7 yaşıma kadar henüz Türkçe bilmeyen bir kişiydim.Hocamızın tespitinden sonra biraz düşündüm..ve onun teşhisine göre benim ana dilim şu anda Türkçe.Çünkü hayal kurarken de düşünürken de kendi kendime planlar yapardek de Türkçeyi kullanıyorum..Aynı şeyi Almaya'daki Yeğenlerim için düşündüm...Onların da ana dili artık Almanca..Çünkü onlarda hayallerini Almanca kuruyorlar...

Olaya bir de bu pencereden bakayım dedim..Yazı ve paylaşım için teşekkürler Davut...
davutozgul Üye
Üyelik: 2005-03-21 Herkese açık mesaj: 129
#195625
Kemal bey'in; " Benim dilim/Yaşadığım çoğrafyanın/Sınır tanımayan havasıdır, suyudur..." şeklindeki yaklaşımının derinliğini bilmem anlatmaya gerek var mı?Havanın ve suyun sınırı...Sınırları aşan iki hayat unsuru.Bu tebit;hoş ve güzel.

Dil ile ilgili olarak merhum Cemil Meriç; "Kamus Namustur" diyerek tarihe noş düşmüş münevverlerimizdendir.

Burada Kemal bey'in alıntı yaptığım güzel tesbiti, Ramazan bey'in dikkat çektiği "düşünce dili" ile 'fsoyarik' rumuzlu beyefendinin "kalp evinin yansımasının et parçası olan dil ile degil insan ufkunun geri planı olan irade ..."şeklindeki yaklaşımları ve benim de meramım ortaya çıksın diye size bir hikaye anlatmak istiyorum;

Birgün su,hava ve namus saklambaç oynamaya karar vermişler.Her üçü de saklandıklarında bulunmalarının mümkün olmadıklarını idda etmişler.Nihayetinde bu iddialarının doğruluğu için saklambaç oynamakta karar kılmışlar.

Önce su saklanmış.Fakat insanlar onu bir vadinin eteklerinde bulmuşlar.Sonra hava saklanmış.Onu da bir dağın tepesinde bulmuşlar.Nihayet namus saklanmış.O gün bugündür insanlar namusu bir türlü bulamamışlar!

Merhum Cemil Meriç'in Namus dediği Kamus'u burada ödünç almama izin verirseniz,ben de kaybolan o devasa dilin bir türlü bulunamadığına dikkat çekmek istedim sadece!Amacım; kelime,lehçe,sadelik,ağdalı bir dil...v.b. değildi elbette.Asıl amacım; daha derin bir yaraya parmak basmak,kullandığımız dilin hangi havzaya ait olduğuna dikkat çekmekti.Bunu tartışmaya açmak da bir aşamdır diye düşünüyorum.Baksananıza yorumlardan ne güzellikler çıktı ve daha da çıkacağa benziyor.
Kalın sağlıcakla...
POLATCAN Üye
Üyelik: 2007-11-23 Herkese açık mesaj: 276
#195697
hocamla saygılar ,çagdaş ve kültürlü hoca oldugunuz.insanlığa dogru yön vern birikişsisisn yıllarca,önce bair arkadasım vadı müslüm amcanın oglu davut vardı yatılı bölgede beraber okumuştuk hatırlarmısınısz yaşar polat
.
davutozgul Üye
Üyelik: 2005-03-21 Herkese açık mesaj: 129
#196006
Geçen ay Nizip te seni sordum ve seninle ilgili aldığım bilgilerden dolayı sevindim.Sen benim çocukluğum, yeşil çayım,çetem,topum...herşeyimdin Yaşar'ım seni unutmadım.Halil'i de çete başkanımız Aslan abiyi de ve rahmetli baban Cuma amcamı da çenesi dövmeli anacığını da...Dostumsun ve öyle kalacaksın.Aramasak da,sormasak da bu böyle Yaşar'ım.Selam ve hürmet ediyorum.Davut
rıfat Üye
Üyelik: 2007-07-15 Herkese açık mesaj: 50
#196012
Ramazan Tarhan;195604 wrote:1998 Yılında İSKİ'de özel bir dil eğitimi almıştım.15 kadar teknik personele tecrübeli bir hoca tutmuşlardı.Buradaki amacımız herhangi bir dili öğrenmek veya geliştirmek değildi.İnanılması güç ama Hayrettin ÇETE hocamız tam 16 dili ögrenmiş ve bu diller üzerinde eserler yazmıştı.Arapça,Fransızsa,İngilizce,Almanca,İspanyolca ve ibranice olmak üzere ana lehçe olarak bilinen doğu dilleri ve batı dilleri üzerinde çok derin araştırmaları olan bir yazar..Eserlerini itina ile yazar ve kendine ait bir yayınevi aracılığı ile özel müşterilerine gönderen bir yazardı.Bir ders ortamında bir arkadaşımız Hayrettin hocaya "Ana dil" ile ilgili bir soru sordu..Gerçekten de çok ilginç bir cevap vermişti...Soru şuydu.."hocam sizin ana diliniz nedir?"..Hayrettin hoca o yaşlı edasıyla tebbesümle bize baktı...ve şöyle cevap verdi.:

"Ben Arap'ım.Mısır'da doğdum.Uzun süre Fransa'da yaşadım.Birçok devlet gezdim.Şu anda Türkiye'de Fatih'te ikamet ediyorum.ve Türkçe konuşuyorum.Ama ana dilim Fransızsa'dır..Neden derseneiz eğer sebebi şudur:Bir insanın ana dili düşündüğü dildir..Hayal korduğu dildir..Kendi kendine yalnızken konuştuğu dildir.Yani ana dili demek ilk anasından öğrenilen dil değildir.""

işte bu cevap benim çok dikkatimi çekmişti..Çünkü ben 7 yaşıma kadar henüz Türkçe bilmeyen bir kişiydim.Hocamızın tespitinden sonra biraz düşündüm..ve onun teşhisine göre benim ana dilim şu anda Türkçe.Çünkü hayal kurarken de düşünürken de kendi kendime planlar yapardek de Türkçeyi kullanıyorum..Aynı şeyi Almaya'daki Yeğenlerim için düşündüm...Onların da ana dili artık Almanca..Çünkü onlarda hayallerini Almanca kuruyorlar...

Olaya bir de bu pencereden bakayım dedim..Yazı ve paylaşım için teşekkürler Davut...
sayın ramazan tarhan,sayın hayretin çetenin ana dile bu yaklaşımı bence sakat bir yaklaşım.size 7 yaşınıza kadar ögrendiginiz ana diliniz unutturulmuş,yeğenlerinizede almanca ögretilmiş...buna asimilasyon denir benim bildigim.türkçede de bir atasözü şöyle der aslını unutana haramzade denir.asimilasyona güzelleme yapmanızı yadırgadım doğrusu...
POLATCAN Üye
Üyelik: 2007-11-23 Herkese açık mesaj: 276
#197174
[hocam selamlar yazını okuyunca eskiye dödük çoçuklul yıllarımız bahçeler.erikler.su kanalı .küçük semt shalarında futbol.bütün ahenki ve güzel eglenceli çoçukluk anılar ne hoş ve zevkli şimdi nere görevlisiniz davut hocam.saygılarımla hocam NZİP BELEDİYESİNDE ZABITA YAZI İŞLERİNDE ÇALIŞIYORUM. GELİRSEN SEVİNİRİM.TEL 532 553 86 59 KENDİNE İYİ BAK. SELAMLAR

Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.

WhatsApp iletişim