Yöremizde meşhurdur,üzüm şerbeti ile yapılan mamuller. Emektir,eziyettir,çiledir bu işlerle uğraşmak,ama tatlı bir eziyettir,hele o yıl mahsul bol ise,bu eziyetler asla yorgunluk vermez.
Güler yüzle karşılarlar,’’KOLAY GELSİN’’ deyip,selam verdiğin zaman
Üzüm ikram ederler,heyecanlı bir şekilde,cömertçe
Hele o yaşlı kadınların,tecrübelerini konuştururcasına,talimat vermeleri,gelinlerine
Çocukların tuhaf- tuhaf ama,meraklı ve heyecanlı bakışları arasında,koca koca kazanlara dökülen üzüm şerbeti,pekmez,dilme,bastık ve sucuk olarak sofralarımıza renk,ağzımıza unutulmaz tat olur.
Orhan bey harikasın, birkaç cümle ilede olsa geçmişe götürdün bizi. Önce fıstıklısını bitirirdik sucuğun sonra cevizlisini :) dilme en sona kalırdı tabi... Cevizi bastığın arasına yatır, sonra götür :)
Resim kaynağı Abi nostaljiye karşı bir sevgim var,bu günde havaalanından dönerken,köylü vatandaşlarımızın bu çalışmasına tanık oldum,hem üzümlerini v diğer ikramlarını yedim,hemde biraz sohbet ettim. Resimdeki manzarayı yaşamak bana hiç kısmet olmadı ama,büyüklerimiz hep anlatırlardı. Yolda gelirken bu manzarayı farkedince,bastım frene,çektim arabayı yanlarına... Bizim köylümüz gerçekten çok canayakın,çok cömert...Şüphem yoktu ama,bu gün bir kez daha yaşamanın mutluluğu içerisindeyim.
BİR BAŞKADIR NİZİP'İMİN İNSANI....
orhan abi, bizim ne üzüm bağımız ne de fıstığımız vardı, ama bazen anam bizim isteğimizi kıramayıp bir kaç kasa üzüm alırdık,
Birkaç gün üzümleri tepelemekle geçerdi günümüz, sonra pekmez çıkarırdık, fıstıkları kırmadan tek tek ipe saplardım... tabi birazda yemek için hususi kırardım fıstıkları, sonra cevizdi derken koca kazanın içine tek tek batırırdık.. anam derdi 4-5 kere batırın şunu, biz derdik yok yaw kalın oluyor 3 kere yeter diye...
çok güzel günlerdi gerçekten, yöremize özgü olan bu uygulamanın halen devam ettirilmesi dahada güzelll.
Orhan abi madem ki bu konuyu açtın ve bize eski günleri hatırlattın ozaman bizlere fıstıklı cevizli sucuk borçlusun :-))
Abicim bu adamın işi bu mükemmelsin orhan abi bizlere özlenenleri hatırlatıyorsun insanı tam can alıcı damarından vuruyorsun memleket havasından gurbetteki insanın gece özlemidir memleket gündüz hayalidir gördüğü her yerde bir tanıdık arar bir ses ama nafile olmaz kimse dost hemşeri gibi
Ya Orhan abim helal sana be.... Çok ilginç bir resim ve ilginç bir konu.... Kültürümüzü siteye taşıman çok hoş....
Ama gecenin şu saatinde,canımız çekti yaaaa....Hadi hayırlısı....
"Code" Kış gecelerinde mükemmel olurdu valla. Nerde çocukluğumuz ve biz sunduğu güzel lezzetler. Hepsi yavaş yavaş kayboldular.Bize onlardan kalan tatlı bir hüzün ve özlem oldu. Hatırlattığın için teşekkürler orhan bey.
Ya kardeşim Allah senden razı olsun,bana atıfta bulunurken unuttuğum bişeyi hatırlatmışsın farkında olmadan. Saatlerce düşündük bu kazanlara ne adverilirdi diye,sayende helle kazanı olduğunu öğrenmiş olduk. Eeee bazen insan bilmediğini bir çocuğun ağzından duyar.
Tekel'e ait Gaziantep Likör Fabrikasının kapanmasından sonra
bölgemizdeki üzüm yetiştiricileri gerçekten çok mağdur oldular.
Kimisi kuru üzüm kimisi de mecburen böyle pekmez veya pestil
yaparak ellerindeki mahsülü iyi degerlendirmenin telaşını yaşıyorlar.
işin kültürel boyutu da bizlere gerçekten birçok şeyi hatırlatıyor.
Orhan'ın bu tür enteresan olayları yakalamasını begeni ile takip
ediyorum.
.
Tüm bu sektörde sanayileşmemek yüzünden zor durumda kalıyoruz.
Penguen markasını biliyorsunuz Turşu satar ama ne güzel marka yaptı. Oysa en iyi turşular Nizipte yapılır.
Nizibin ürünleri de böyle sanayi olursa başarılı olur Pestil sucuk pekmez marka olamamak yüzünden bir yere varamıyor.
Ben bu sektöre Nizipli Sanayicilerin el atması gerektiğini düşünüyorum.
Marka ve Fabrika olmadan geleksel üretim tarzıyla maalesef artık bir yere varılamaz.
İnsanlar üretiminden emin olacakları güvenecekleri markalar arıyor çünkü.
Bu aynı zamanda dağıtım ağını da etkiliyor
sürekli üretim olmayınca sürekli ve düzenli dağıtım da olmuyor.
Elbetteki hepsi birbirini etkiliyor.
Düşünün ki bir markete girdiniz
Üstünde etiket olmayan bir ürünü mü alırsınız
Yoksa marka olan bir ürünü mü.
Ülfet tüm ürünlerimizi almak ve iyi bir fabrikasyon yapmak için kurulmuştu.
Fabrikayı alanlardan en büyük isteğimiz o fabrikayı kuruluş amacına uygun ve gerçekten bir fabrika olarak yönetsinler.
Sakın olaki konut monut yapmasınlar tüm Nizip olarak karşılarında oluruz.
Bu ürünlerin sanayileşmesi için gereken tesis Ülfette var. Tabi hepsi çürümediyse
Arkadaşlar üretimimizi sanayileştiremezsek işte böyle üzmümüz zeytinimizelimizde kalır acze düşeriz.
Çözüm kendi içimimizdedir.
Et sucuğu markalar oluşturdu ve başarılı oldu.
apikoğlu aytaç beşler hepimizin bildiği ve düşünmeden aldığı ürünler.
Oysa bir pekmez markası söyleyebilirmisiniz.
Bu konuyu uzatmak ve daha çok örnek vermek mümkün ama sanırım sizinde söylemek istedikleriniz vardır