Resmi aç
Ey İman Edenler, Cuma Günü Namaz İçin Çağrı Yapıldığında Hemen Allah'in Zikrine Koşun Ve Alım Satımı Bırakın; Eğer Bilirseniz, O Sizin İçin Daha Hayırlıdır Resim Kodu
Sen bu gözlerle Leyla'yı nasıl göreceksin?
Onlarla başkalarını gördün, ama göz yaşlarıyla onları temizlemedin!
Dünya ve ahirete ait işlerin merkezinde kalp bulunur. Kalbi de en çok meşgul eden, tehlikeye, fesada sürükleyen organ gözdür. Hz. Ali R.A. der ki: “Gözlerine sahip olmayan kimsenin yanında kalbin bir değeri yok demektir.”
Bakışları Temiz Tutmak
İnsanın bu en değerli cevheri hakkında Yüce Rabbimiz şöyle buyurur:
“Rasulüm! Müminlere, gözlerini harama dikmemelerini, ırzlarını da korumalarını söyle. Çünkü bu, kendileri için daha temiz bir davranıştır. Şüphesiz Allah onların yapmakta olduklarından haberdardır.” (Nur/30)
Bu ayet üzerinde düşünüldüğü zaman, kısa olmasına rağmen çok değerli şu üç manayı ihtiva ettiği anlaşılır: Edep, ikaz ve tehdit.
Edep: Ayet-i kerimenin “müminlere söyle, gözlerini haramdan korusunlar!” cümlesi, bütün kulları edebe davet etmektedir. Elbette mümin kula gereken efendisinin emrine sarılması ve onun gösterdiği edebe uygun davranmasıdır. Böyle yapmadığı takdirde edebi terk etmiş olur; efendisinin meclisinde bulunmasına izin verilmez ve huzuruna kabul edilmez.
İkaz: Ayetin “...böyle yapmaları kendileri için daha temizdir.” kısmı uyarı mahiyetindedir ve şu iki manaya gelmesi mümkündür:
1. Böyle yapmaları kalplerinin daha temiz olmasını sağlar. Zira ayetteki “tezkiye” kelimesi “temizlik” anlamına gelir.
2. Böyle davranmaları onlar için daha hayırlı ve hayırlarının artmasını sağlayıcıdır. “Zekât” kelimesinin esas manası artmak, çoğalmak demektir. Dolayısıyla gözleri haramdan çevirmenin kalpleri temizleyeceği, taat ve hayrın çoğalmasını sağlayacağı ikaz edilmektedir.
İnsan Gördüklerinin Esiri
Gerçekten de durum ayette belirtildiği gibidir. Eğer gözler haramdan çevrilmez, önüne gelene bakmasına izin verilirse haramlara bakmaktan kurtulamaz. Eğer bu haram bakış kasıtlı olursa günahtır, suçtur. Büyük ihtimalle bu bakışlara kalp de takılır ve işin sonuçları büyür. Bakılan şey haram değil de mübah olsa bile, kalp onunla meşgul olacak ve bazı durumlarda vesveseye ve tehlikeye düşecektir. Belki kişi gördüğü şeye hiç erişemeyecek, kalp sürekli onun talebiyle meşgul olduğu için de hayır işlemekten uzak kalacaktır. Halbuki gözler lüzumlu olmayan görüntülerden uzak kalsa, sıkıntılardan da uzak kalır ve kalp rahat eder. İmkanlarımız yetmediği halde sahip olma arzusuyla kıvrandığımız dünyalıkların sıkıntısını bilmeyenimiz var mı? Demek ki çoğu ızdıraplarımız görmekle, bakmakla başladı.
Şair ne güzel söylemiş:
Eğer gözlerini kendine rehber yapıp sonra da salıverir,
Kalbini de peşine takarsan; bir gün gördüklerine seni kaptırır.
Oysa sen, ne bütün gördüklerini yapmaya kadirsin,
Ne de bazılarına karşı sabır gösterebilecek güçtesin!
Bir yere gelen kötülükler ne kadar çok ise
Oranın kurtuluşu da o derecede zordur!
Zünnun-u Mısrî K.S. de: “Gözleri haramdan çevirmek, şehvetlere karşı ne güzel perdedir.” der.
Öyleyse kişi gözlerini haramdan korumak için ne derece bakışlarını çevirir, kendisini ilgilendirmeyen lüzumsuz şeylere bakmazsa, o derece gönlü ferah ve kalbi temiz olur. Pek çok vesveseden uzak ve tehlikelerden güvencede olduğu gibi hayırları da artar.
Tehdit: Ayette geçen “...şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” ile Mümin Suresi 19’uncu ayetteki “gözlerin hain bakışlarını ve sinelerde gizlenenleri bilir!” ihtarı, Rabbi’nin celâlinden korkanlar için tehdit ve sakındırma olarak kâfi olmalıdır.
Bu Gözler Kimin İçin?
Rasulullah A.S. şöyle buyurur: “Bir kadının güzelliğine bakmak şeytanın zehirli oklarından bir oktur. Kim bundan kaçınırsa, Allah ibadetin zevkini onu sevindirecek şekilde ona tattırır.” (Ebu Davud, Ahmed).
İbadetin tadını ve kulluğun zevkini tatmak elbette şerefli bir mertebedir. Bakışları koruyarak bu mertebenin elde edildiği tecrübeyle sabit olan bir hakikattir. Efendimiz A.S.’ın bu haberine göre hareket eden kişiler, mutlaka vaadedilen sonucu elde ederler. İnsan kendini ilgilendirmeyen şeylerden bakışını çevirirse, ibadetin lezzetini ve tadını alır. Kalbinde daha önce hissetmediği bir lezzet, saflık ve duruluk meydana gelir.
Bütün organlarımıza şöyle bir bakalım ve ne için yaratılmış olduklarını düşünelim. Bir sonuca varınca da bu organların her biri ne için yaratılmış ise, yerinde kullanmak üzere koruyalım ve muhafaza edelim.
Bir müminin kendi azalarının yaradılış gayesini düşünürken varacağı nihai sonuç şudur: Ayaklar cennet bahçelerinde ve saraylarında gezinmek; eller cennette şerbet kadehlerini tutmak ve meyvelerini toplamak; gözler alemlerin Rabbi’ne nazar kılmak için yaratılmıştır. Ve elbette bütün bunlara erişmek için dünya hayatında iyiliklere, güzelliklere aracı olmak için... Dünya ve ahirette bundan daha değerli ve daha büyük bir nimet olabilir mi?
Böylesine değerli ve yüce bir gaye için yaratılmış gözlerimizin üzerimizdeki hakkı, yaradılış sebebine uygun olarak büyük bir özenle korunması, haram bakışlarla onların kirletilmemesidir.
"Birbirinizi kıskanmayınız, birbirinize kin tutmayınız, birbirinize çirkin
sözler söylemeyiniz, birbirinize sırtlarınızı dönmeyiniz, kiminiz kiminizi
arkasından çekiştirmesin. Allah'ın kulları kardeşler olunuz."(Buhari ve
Müslim)
"Sizden önceki toplumların derdi size de bulaştı: Haset ve kin. Kin beslemek
kökten kazıyan şeydir. Allah'a yemin ederim ki iman etmedikçe cennete
giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olamazsınız. Size birbirinizi
seveceğiniz bir şeyi haber vereyim mi? Aranızda selamı yayın."(Tirmizi)
Şâh-ı Nakşibend hazreteleri beni kabul edince, kendilerini o kadar sevdim ki, sohbetlerinden ayrılamayacak hâle geldim. Bu halde iken, bir gün bana dönüp;
'' Sen mi beni sevdin, ben mi seni sevdim?' buyurdu.
'İkrâm sâhibi zâtınız, âciz hizmetçisine iltifât etmelisiniz, hizmetçinizde sizi sevmelidir' diyerek cevap verdim. Bunun üzerine:
'' Bir müddet bekle, işi anlarsın' buyurdu. Bir müddet sonra, kalbimde, onlara karşı muhabbetten eser kalmadı. O zaman; 'Gördün mü; sevgi bizden midir, senden midir?' buyurdu. Beyt:
Ebu Derdâ (r.a)'dan Resûlüllah (s.a.v)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Kim bir kardeşinin haysiyet ve namusunun çiğnenmesine karşı çıkarsa, Allah da kıyamet günü cehennem ateşini onun yüzünden uzaklaştırır." (Tirmizi)
Peygamberimiz (s.a.v), “Bir yerde bir Müslümanın ayağına bir diken batarsa, diğer Müslüman o acıyı duymalıdır” buyuruyor...
Ey sözü hak olan Allah'ımız!
Sen ki, "bana dua edin duanızı kabul edeyim" diye buyurdun,
Ey Rabbimiz, sana dua ediyoruz ve senden diliyoruz,
Ey Allah'ım Filistin üzerindeki kuşatmayı kaldır.
Küfür askerlerini, Firavun'u ve Semud'u helake uğratan Allah'ım! Yahudileri ve mü'minlere karşı onların yanında yer alanları sana havale ediyoruz.. Onları, kâfirlerden geri çevrilmeyecek olan şiddetli cezana maruz eyle...Ey Allah'ım, onlara karşı ilahi gücünü ve kudretini bize göster.
Ey Rabbimiz, ey Allah'ımız, ey Rahman, ey Rahim, ey göklerin ve yerin düzenini koruyan, Ey istekte bulunulanların en hayırlısı, Dua edilmesini emreden ve duaya icabet edeceğini bildiren,
Bizim de bu cuma vaktinde edeceğimiz duamızı kabul eyle....
Peygamber efendimize salevat-ı şerife getirmenin fazileti çoktur.
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Şefaatime en layık olan, bana en çok salevat okuyandır.) [Tirmizi]
(Kıyamette bana en yakın olan, en çok salevat getirendir.) [Tirmizi]
(Cuma günleri bana 80 salevat okuyanın 80 yıllık günahı affolur.) [Şir’a]
(Cuma günü ve gecesi çok salevat getirene şefaat ederim.) [Beyheki]
(Günde yüz salevat okuyan, kıyamette şehidlerle beraber olur.) [Taberani]
(Günde bin salevat okuyan, Cennetteki yerini görmeden ölmez.) [İbni Şahin]
(Bana salevat okuyana, melekler salât okur. Salevata devam edene, melekler de ona salât okumaya devam eder. Artık isteyen az, isteyen çok salevat okusun!) [İbni Mace]
(Dua perdelidir. Bana salevat getirilince, perdeler yırtılır, dua kabul olur.) [Taberani]
(Bana çok salevat getirenin dertleri gider, günahları affolur.) [Tirmizi]
(Söyleyeceğini unutan, hatırlamak için bana salât-ü selam getirsin!) [İbni Sünni]
(Bana bir salevat getirene Allahü teâlâ, on rahmet ihsan eder, on günahını yok eder ve derecesini on kat yükseltir.) [Nesai]
(İsmim anılınca, bana salevat getirmeyen, zelil olsun!) [Tirmizi]
(Kim, kitabına ismimi yazdıktan sonra, bana salât ve selam da yazarsa, ismim o kitapta kaldığı müddetçe, melaike, o kimse için istiğfar eder.) [Taberani]
(Beni sözünüzün başında, ortasında ve sonunda anın!) [İ.Neccar]
(Salevat sizin için zekattır.) [İ.Hibban] [Burada zekat, temizlik, günahların affıdır.]
Peygamber efendimiz, (Cuma günleri bana çok salevat okuyun! Bunlar, bana bildirilir) buyurdu.
Öldükten sonra da bildirilir mi denilince buyurdu ki:
(Toprak, Peygamberlerin vücudunu çürütmez. Bir mümin salevat okuyunca, bir melek bana haber verir, "Falan oğlu filan, sana selam söyledi" der.) [İbni Mace]
"Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Kime dua kapısı açılmış ise ona rahmet kapıları açılmış demektir. Allah'a taleb edilen (dünyevî şeylerden) Allah'ın en çok sevdiği afiyettir. Dua, inen ve henüz inmeyen her çeşit (musibet) için faydalıdır. Kazayı sadece dua geri çevirir. Öyle ise sizlere dua etmek gerekir. "
17. "Ey Hay ve Kayyum olan! Sadece Senden yardım isterim; Hayatımı düzelt, gözümü açıp kapayıncaya kadar bile beni nefsimle baş başa bırakma." (Hakim)
18. "Allah' ım, Senden sevgini, Seni sevenlerin sevgisini ve beni Senin sevgine ulaştıracak ameli isterim. Allah' ım, Senin sevgini bana nefsimden, ailemden ve soğuk sudan daha sevimli eyle." (Tirmizî)
19. "Allah' ım, acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, ihtiyarlıktan ve cimrilikten Sana sığınırım. Kabir azabından Sana sığınırım. Hayatın ve ölümün fitnesinden Sana sığınırım." (Müslim)
20. "Allah' ım; bütün hamdler Sanadır. Sen beni onunla giydirdin. O, elbisenin hayrını ve onun için yapılanın hayrını Senden isterim. Onun ve onun için yapılanın şerrinden Sana sığınırım." (Tirmizî)
21. "Allah' ım, Senden rahmetini icap ettiren şeyleri, mağfiretini gerektiren şeyleri, bütün günahlardan esen kalmayı, bütün iyilikleri ganimet olarak kazanmayı, cennete nail olmayı ve cehennemden kurtulmayı isterim." (Müslim)
22. "Allah' ım, işimi koruyan dinimi ıslah et, geçimimi sağlayan dünyamı ıslah et, dönüp varacağım yer olan ahiretimi ıslah et. Hayatı her hayrı artırmama vesile eyle, ölümü bütün kötülüklerden kurtulmama çare eyle." (Müslim)
23. "Allah' ın adıyla, Allah' a tevekkül ediyorum. Allah' ım! sapıtmak ve saptırılmaktan, alçalmak ve alçaltılmaktan, zulmetmek ve zulmedilmekten, bilgisizlikten ve bilgisiz bırakılmaktan Sana sığınırım." (Tirmizî)
24. "Bütün hamdler O Allah' a ki O, bana yeter, bana acır; yine bütün övgüler O' na ki, O, beni doyurur ve suvarır. Bana ihsanda bulunup, beni -insanların- en faziletli(si) kılan Allah' a hamd olsun. Senden beni ateşten korumanı diliyorum." (Ebû Davud)
25. "Allah' ım, Sana teslim oldum, Sana iman ettim, Sana tevekkül ettim, Sana döndüm, Senin için dava ettim ve Sana başvurdum. Önceden yaptıklarımı ve sonraya bıraktıklarımı, açık yaptıklarımı ve gizli yaptıklarımı bağışla. İleriye götüren ve geriye bırakan Sensin. Senden başka İlah yoktur." (Buharî-Müslim)
26. "Allah' ım, acizlikten, tembellikten, cimrilikten, ihtiyarlıktan ve kabir azabından Sana sığınırım. Allah' ım, nefsime takvasını ver ve onu temizle. Onu en iyi temizleyecek olan Sensin. Onun sahibi ve mevlâsı Sensin. Allah' ım, faydasız ilimden, korkmayan kalpten, doymayan nefisten ve kabul olunmayan duadan Sana sığınırım." (Müslim)
27. "Allah' ım! dünyada ve ahirette Senden esenlik isterim; Allah' ım, dinim, dünyam, ailem ve malım konusunda Senden af ve esenlik isterim. Allah' ım, ayıplarımı ört. Korkularımdan beni emin eyle. Önümde, ardımda, sağımda, solumda, üstümde olanlardan beni koru. Altımdakilerden de Senin azametine sığınırım." (Ebû Davud)
28. "Allah' ım, hatamı ve cahilliğimi, işimde aşırılığımı ve benden iyi bildiğin şeylerimi bağışla. Allah' ım, ciddimi ve şakamı bağışla, hataen ve kasten yaptıklarımı bağışla. Bütün bunlar bende vardır. Allah' ım, yapıp ileriye gönderdiğim ve yapmayıp geriye bıraktığım; açıkladığım ve gizlediğim şeylerimi ve benden daha iyi bildiğin şeylerimi bağışla. İleriye süren ve geriye bırakan Sensin. Sen her şeye kadirsin." (Buharî-Müslim)
29. "Allah' ım, Sen benim Rabbimsin, Senden başka ilah yoktur. Beni Sen yarattın, Ben, Senin kulunum, gücüm yettiğince Senin ahdin ve vaadin üzereyim; işlediklerimin şerrinden Sana sığınır, üzerimdeki nimetlerini Sana ikram eder, günahımı da itiraf ederim, bundan ötürü beni mağfiret eyle. Senden gayrı kimsecikler günahları bağışlayamaz." (Buharî)
30. "Allah' ım, bütün hamdler Sanadır. Sen, yerin, göğün ve onlarda olanların nurusun. Hamd yine Sanadır. Çünkü Sen yerin göğün ve bunlarda olanın yegane idare edenisin. Ve gene bütün övgüler Sana aittir. Ki Sen, Hak' sın, va' din, sözün, Seninle karşılaşmak, cennet ve cehennem, peygamberlerin, Muhammed (sav)' in kıyamet saati, bütün bunlar haktır. Allah' ım, Sana teslim oldum, Sana inandım, Sana tevekkül ettim, Sana yöneldim, tevbe ettim, senin uğruna mücadele ettim, seni hakem edindim. Gelmiş gelecek, gizli ve açık bütün günahlarımı bağışla. Sen, benim ilahımsın. Senden başka ilah yoktur. Şanı yüce olan Allah' ın güç ve kuvvetinin dışında güç ve kuvvet yoktur." (Buharî-Müslim)
31. "Gökleri ve yeri yaratan, görünen ve görünmeyeni bilen, her şeyin Rabbi, meliki ve sahibi olan Allah' ım! Senden başka ilah olmadığına şahidim. Nefsimin kötülüğünden, şeytan ve ortaklarının şerrinden Sana sığınırım. Nefsime bir kötülüğün gelmesinden veya Müslümanlara karşı bir suç işlemeye onu itmesinden gene Allah' a sığınırım." (Tirmizî Resim kaynağı
müslüm akpek;163578 wrote:Kendimi arabistanda bir internet sitesine bakıyormuş gibi hissettim.
Müslüm abi yine yapmışsın yapacağını :) neden bu kadar yadırgadın ki bu yazıları. burası müslüman bir ülke ve elhamdülillah hepimiz müslümanız, insanların birbirlerinin cumalarını tebrik etmelerini neden bu kadar tuhaf buldun ki, ya da niçin arabistana benzettinki? islamiyet sadece arabistana has bir din mi ?
akheton kardeşim ben yorum yazacaktım ama dinimizde herkes özgür
müslüm abi haklı olabilir, belki hiç yaşamamıştır tabiki kendini arabistanda sanacak...
Bir hadis-i şerifde buyuruluyor: "Üzerine güneşin doğduğu en hayırlı gün, cuma günüdür. Adem aleyhisselam O gün Cennet'e konulmuş, O gün Cennetten çıkarılmıştır. Kıyamet de o gün kopacaktır."
"Ey Allah'ın Resulü! dedik, mü'min korkak olur mu?" "Evet!" buyurdular. "Pekiyi cimri olur mu?" dedik, yine: "Evet!" buyurdular. Biz yine: "Pekiyi yalancı olur mu?" diye sorduk. Bu sefer: "Hayır!" buyurdular.
EFENDİMİZE YAKIŞACAK BİR ÜMMET OLMAK ÜMİDİYLE HAYIRLI CUMALAR...