Sakın mizanda 'haksızlık ve taşkınlık yapmayın.' (8)
Tartıyı adaletle tutup-doğrultun ve tartıyı noksan tutmayın. (9)
Yere gelince, onu da (yaratılmış bütün) varlıklar için alçalttı-koydu. (10)
Onda meyveler ve salkımlı hurmalıklar var. (11)
Yapraklı taneler ve güzel kokulu bitkiler. (12)
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? (13)
İnsanı, ateşte pişmiş gibi kuru bir çamurdan yarattı. (14)
Cann'ı (cinni) da 'yalın-dumansız bir ateşten' yarattı. (15)
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? (16)
O, iki doğunun da Rabbidir, iki batının da Rabbidir. (17)
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? (18)
Birbirleriyle kavuşmak üzere iki denizi salıverdi. (19)
İkisi arasında bir engel (berzah) vardır; birbirlerinin sınırını geçmezler. (20)
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? (21)
İkisinden de inci ve mercan çıkar. (22)
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? (23)
Denizde koca dağlar gibi yükselen gemiler O'nundur. (24)
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? (25)
(Yer) Üzerindeki her şey yok olucudur; (26)
Celal ve ikram sahibi olan Rabbinin yüzü (kendisi) baki kalacaktır. (27)
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? (28)
Göklerde ve yerde olan ne varsa O'ndan ister. O, her gün bir iştedir. (29)
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? (30)
Ey (yeryüzüne yükletilmiş) iki ağırlık (olan ins ve cin), yakında (ahirette hesabınızı görmek üzere) sizin için de vakit bulacağız. (31)
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? (32)
Ey cin ve ins toplulukları, eğer göklerin ve yerin bucaklarından aşıp-geçmeye güç yetirebilirseniz, hemen aşın; ancak 'üstün bir güç (sultan)' olmaksızın aşamazsınız. (33)
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? (34)
İkinizin de üzerine ateşten yalın bir alev ve (bakır gibi erimiş) kıpkızıl bir duman salıverilir de 'kurtulup-başaramazsınız.' (35)
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? (36)
Sonra gök yarılıp yağ gibi erimiş olarak kıpkırmızı bir gül olduğu zaman; (37)
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? (38)
İşte o gün, ne insana, ne cinne günahından sorulmaz. (39)
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? (40)
(Çünkü o gün) Suçlu-günahkarlar, simalarından tanınır da alınlarından ve ayaklarından yakalanırlar. (41)
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? (42)
İşte bu, suçlu-günahkarların kendisini yalanladıkları cehennemdir. (43)
Onlar, kendisiyle alabildiğine kaynar hale getirilmiş su arasında dönüp-dolaşırlar. (44)
halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? (45)
Rabbin makamından korkan kimse için ise iki cennet vardır. (46)
halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? (47)
Çeşit çeşit 'inceliklere ve güzelliklere' (veya her türden sık ağaçlara) sahiptirler. (48)
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? (49)
İkisinde de akmakta olan iki pınar vardır. (50)
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? (51)
İkisinde de her meyveden iki çift vardır. (52)
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? (53)
Astarları, ağır işlenmiş atlastan yataklar üzerinde yaslanırlar. İki cennetin de meyve-devşirmesi (ordakilere) yakın (kolay)dır. (54)
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? (55)
Orada bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş kadınlar vardır ki, bunlardan önce kendilerine ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur. (56)
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? (57)
Sanki onlar yakut ve mercan gibidirler. (58)
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? (59)
İhsanın karşılığı ihsandan başkası mıdır? (60)
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? (61)
Bu-ikisinin ötesinde iki cennet daha var. (62)
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? (63)
Alabildiğine yemyeşildirler. (64)
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? (65)
İçlerinde durmaksızın fışkırıp-akan iki pınar vardır. (66)
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? (67)
İçlerinde (her türden) meyve, eşsiz-hurma ve eşsiz-nar vardır. (68)
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? (69)
Orada huyları güzel, yüzleri güzel kadınlar vardır. (70)
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? (71)
Otağlar içinde korunmuş huri kadınlar. (72)
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? (73)
Bunlardan önce kendilerine ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur. (74)
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? (75)
Yeşil yastıklara ve çarpıcı güzellikteki döşeklere yaslanırlar. (76)
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?55/78- Celal ve ikram sahibi olan Rabbinin adı ne yücedir. (77)
* : Allah iyiliklerin ve fenalıkların yazılmasını emretti : ( Ayet-i Kerime ) Dedikten sonra. *Bir kimse bir iyilik yapmaya niyetlenir de yapamazsa,Allah kendi nezdin de o kimse için tam bir iyilik sevabı yazar.Eğer hem niyetlenir,hem de o iyiliği yaparsa on iyilik sevabı yazar ve bu sevabı yedi yüze ve daha fazlasına kadar çıkarır.Ve eğer fenalık yapmaya niyetlenir de sonra vazgeçerse,Allah onun için tam bir iyilik sevabı yazar.Eğer kötü işe hem niyetlenir,hem de onu yaparsa,Allah o kimse için bir günah yazar *
1. allah: her ismin vasfını ihtiva eden öz adı.
2. er-rahman: dünyada bütün mahlukata merhamet eden, şefkat gösteren,ihsan eden.
3. er-rahim: ahirette, müminlere acıyan.
4. el-melik: yaratıcı, kainatın sahibi.
5. el-kuddus: her noksanlıktan uzak.
6. es-selam: her tehlikeden selamete çıkaran.
7. el-mümin: iman nurunu veren.
8. el-müheymin: her şeyi görüp gözeten.
9. el-aziz: mutlak galip, karşı gelinemez.
10.el-cebbar: dilediğini yapan ve yaptıran.
11.el-mütekebbir: büyüklükte eşi yok.
12.el-halık: yaratan, yoktan var eden.
13.el-bari: her şeyi kusursuz yaratan.
14.el-musavvir: varlıklara sûret eden. onları birbirinden ayıran özellikte yaratan.
15.el-gaffar: günahları mağfiret eden.
16.el-kahhar: her istediğini yapacak güçte.
17.el-vehhab: karşılıksız nimet veren.
18.er-razzâk: her varlığın rızkını veren.
19.el-fettah: her türlü sıkıntıları gideren.
20.el-alim: gizli açık, geçmiş, gelecek her şeyi, ezeli ve ebedi ilmi ile çok iyi bilen.
21.el-kabıd: rızıkları daraltan, ruhları alan.
22.el-basıt: rızıkları genişleten, ruhları veren.
23.el-hafıd: kafir ve facirleri alçaltan.
24.er-rafi: şeref verip yükselten.
25.el-mu'ız: dilediğini aziz eden.
26.el-müzil: dilediğini zillete düşüren.
27.es-semi: mükemmel işiten.
28.el-basir: gizli açık, her şeyi iyi gören.
29.el-hakem: mutlak hakim, hakkı batıldan ayıran.
30.el-adl: mutlak adil, yerli yerinde yapan.
31.el-latif: lütfeden, her şeye vakıf.
32.el-habir: her şeyden haberdar.
33.el-halim: cezada acele etmeyen, hilm sahibi.
34.el-azim: büyüklükte benzeri yok.
35.el-gafur: affı, mağfireti bol.
36.eş-şekur: az amele, çok sevap veren.
37.el-ali: yüceler yücesi.
38.el-kebir: büyüklükte benzeri yok.
39.el-hafiz: her şeyi koruyucu olan.
40.el-mukit: her çeşit rızkı yaratan.
41.el-hasib: kulların hesabını en iyi gören.
42.el-celil: celal ve azamet sahibi.
43.el-kerim: keremi bol, karşılıksız veren.
44.er-rakib: her varlığı her an gözeten.
45.el-mucib: duaları kabul eden.
46.el-vasi: rahmet ve kudret sahibi, ilmi ile her şeyi ihata eden.
47.el-hakim: her şeyi hikmetle yaratan
48.el-vedud: iyiliği seven, iyilik edene ihsan eden. sevgiye layık olan.
49.el-mecid: zatı şerefli, nimeti, ihsanı sonsuz.
50.el-ba'is: peygamber gönderen, meşherde ölüleri dirilten.
51.el-şehid: her an her yerde hazır ve nazır.
52.el-hak: varlığı değişmeden duran. var olan, hakkı ortaya çıkaran.
53.el-vekil: kulların işlerini bitiren.
54.el-kavi: kudreti en üstün ve hiç azalmaz.
55.el-metin: kuvvet ve kudret benbaı.
56.el-veli: müminleri seven, yardım eden.
57.el-hamid: hamd ve senaya layık.
58.el-muhsi: varlıkların sayısını bilen.
59.el-mübdi: maddesiz, örneksiz yaratan.
60.el-mu'id: yarattıklarını yok edip, sonra tekrar diriltecek olan.
61.el-muhyi: mahluklara can veren.
62.el-mümit: her canlıya ölümü tattıran.
63.el-hayy: ezeli ve ebedi bir hayat ile diri.
64.el-kayyum: zatı ile kaim, mahlukları varlıkta durduran.
65.el-vacid: hiçbir şey kendine gizli değil.
66.el-macid: keremi, ihsanı bol olan.
67.el-vahid: zat, sıfat ve fiillerinde benzeri ve ortağı olmayan, tek olan.
68.es-samed: hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, herkesin muhtaç olduğu merci.
69.el-kadir: kudret sahibi, dilediğini yapan.
70.el-muktedir: dilediği gibi tasarruf eden, her şeyi kolayca yaratan, kudret sahibi.
71.el-mukaddim: şerefte birini öne alan.
72.el-muahhir: dilediklerini tehir eden.
73.el-evvel: ezeli, varlığının başlangıcı yok.
74.el-ahir: ebedi, varlığının sonu yok.
75.ez-zahir: yarattıkları ile varlığı açık.
76.el-batın: aklın tasavvurundan örtülü.
77.el-vali: bütün kainatı idare eden.
78.el-müteali: son derece yüce.
79.el-ber: iyilik ve ihsanı bol.
80.et-tevvab: tevbeleri kabul eden.
81.el-müntekım: asilere ceza veren.
82.el-afüvv: affı çok, günahları yok eden.
83.er-rauf: çok merhamet eden, şefkatli.
84.malik-ül mülk: mülkünde hakim.
85.zül-celali vel ikram: celal, azamet, şeref, kemal ve ikram sahibi.
86.el-muksıt: mazlumların hakkını alıcı.
87.el-cami: iki zıddı bir arada bulunduran.
88.el-gani: ihtiyaçsız. her şey ona muhtaç.
89.el-mugni: ihtiyaç gören, fazlıyla doyuran.
90.el-mani: dilemediklerine mani olan.
91.ed-dar: elem, zarar verenleri yaratan.
92.en-nafi: menfaat veren şeyleri yaratan.
93.en-nur: zatı açık ve alemleri nurlandıran.
94.el-hadi: hidayet veren.
95.el-bedi: misalsiz, örneksiz yaratan.
96.el-baki: varlığı ebedi olan.
97.el-varis: her şeyin asıl sahibi olan.
98.er-reşid: irşada muhtaç olmayan.
99.es-sabur: ceza vermede, acele etmez.
NEBE' SÜRESİ
40. Şüphesiz biz sizi, kişinin önceden elleriyle yaptıklarına bakacağı ve inkarcının, "Keşke toprak olaydım!" diyeceği günde gerçekleşecek olan yakın bir azaba karşı uyardık.
UMARIM Kİ" KEŞKE TOPRAK OLAYDIM" CÜMLESİNİ HİÇ KULANMAMIZA GEREK KALMAZ.
RABBİM BİLEREK YADA BİLMEYEREK İŞLEDİĞİMİZ TÜM GÜNAHLARIMIZI AF ETSİN.
AMİN...
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur” dedi: “Her kim bir dostuma düşmanlık ederse, ben ona karşı harb ilân ederim. Kulum, kendisine emrettiğim farzlardan, bence daha sevimli herhangi bir şeyle bana yakınlık sağlayamaz. Kulum bana (farzlara ilâveten işlediği) nâfile ibadetlerle durmadan yaklaşır; nihâyet ben onu severim. Kulumu sevince de (âdeta) ben onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli ve yürüyen ayağı olurum. Benden ne isterse, onu mutlaka veririm, bana sığınırsa, onu korurum.”