Yer altı su kanalları ve geçit tünelleri ile ilgili tarih sayfalarında bir çok örnekler bulunmaktadır.Büyük uygarlıkların ayakta kalabilme becerisi hiç şüphesiz verdikleri savaşlar ve çarpışma becerileri sayesinde olmuştur.Kullandıkları savaş teknikleri ve ulaşım olanakları bu başarılarında önemli bir paya sahiptir.İnsanlık tarihi boyunca birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış olan bölgemizde birçok tarihi kalıntı ve harabe mevcuttur.Zeuğma,Rumkale,Hitit kalesi ve Kargamış tarihi kalıntılarını buna örnek verebiliriz..Amansız akışı ile şimdikinden 3-4 misli daha fazla su barındıran ve daha şiddetli akan Fırat nehri bu uygarlıkların karşı tarafa geçişi için en önemli engel olmuştur.Tarih kayıtlarından anladığımız kadarıyla çoğu zaman sal veya küçük kayıklarla yapılan ordu geçişleri çok zor şartllarda gerçekleşmiştir.Özellikle güçlü uygarlıklar döneminde Fırat!ın sığ kesimlerinde dağlık geçitlerin olduğu bölgelerde yer altı geçit tünellerinin yapıldığı tahmin edilmektedir.M.S.70 yıllarında bölgemizde güçlü bir krallık olarak hüküm süren Kommagene krallığı Rumkale ve Zeugma gibi önemli şehirleri Fırat’ın öteki yakasında elinde bulunduruyordu.Güçlü Roma imparatorluğunun bu şehirlere kadar uzanmasıyla bölgedeki egemenlik tartışması şiddetli çarpışmalarla Roma’nın lehine sonuçlanmıştı.İşte özellikle bu dönemlerde ordu geçişleri için Fırat’ın altından geçen çok gizli geçit tünelleri inşaa edildigi tahmin edilmektedir.Rumkale ve Zeugma bölgesinde olduğu tahmin edilen bu geçitlerin varlığı ile ilgili duyumlar bölge halkımız tarafından da sözlü olarak nesilden nesile aktarılmaktadır.Özellikle Rumkale harabelerinde çok belirgin bir geçit kalıntısı görenleri hayranlık içinde bırakmaktadır.Fırat’ın hemen kenarında inşaa edilen bu genişçe kuyuya bir merdiven ile girilmekte ve savaş anlarında manevra yapabilme özelliğine sahiptir. Resim kaynağıRumkale, Fırat’ın dağlık bölgelerine kurulmuş dönemin en önemli karakol şehirlerinden birisidir.İsatnbul’un fetih planları bu kaleden esinlenerek hazırlanmıştır.Anadolu hisarı ve Rumeli hisarı bu kalenin konumu gözönünde bulunudurularak tasarlanmış ve bu sayede boğaz geçişleri kontrol altına alınmıştır.Rumkale içindeki bu geniş geçit oluğu Fırat’ın Halfeti tarafına geçiş noktası olduğu çok büyük olasılıktır.Geçidin karşı tarafta nereye çıktığını kestirmek biraz zor gibi görünüyor.Ancak bu kısmın da karşı yamaçlarda çok sık rastlanan mağaralardan birisine çıktığını tahmin etmek en akılcı yol olacaktır. Tarih boyunca bu tip tünel ve gizli geçitlerin varlığı araştırmacıların hep ilgi odağı olmuştur.Saray veya kale kapılarına açılan gizli tüneller,önemli mabetlerin çıkış noktalarına yapılan gizli geçitler ve henüz olanaksız olan bazı nehir köprülerine alternatif olarak yerin derinliklerinde kazılan geçiş tünelleri bu alandaki en önemli örneklerdir.Tarihi yapı ve çevre incelemelerine olan merakımdan dolayı bu konu ile ilgili küçük bir araştırmam oldu.Rumkale’deki belirgin işaretlerin bir benzerini de Zeugma bölgesinde gördüm.Zeugma’nın bir askeri garnizon şehri olduğunu gözönünde bulundurulursa özellikle tarihçiler tarafından bu bölgede karşı tarafa geçiş için mutlak surette bazı geçitlerin olması gerektigi görüşü ağırlık kazanmaktadır. Philostradus gibi antik dönem tarihçileri günümüzde teleferik dediğimiz her iki tarafa gerilen halatlar yardımı ile havadan geçiş olanağı sağlayan geçişlerin ilk defa Zeugma da uygulandığı düşünmektedir.Dünya tarihinin en büyük tarih arşivlerine sahip olan Osmanlı arşivlerinde de su altı geçitleri ve gizli tünellerle ile ilgili birçok belgenin varlığı bu konudaki araştırmalara ışık turmaktadır.İstanbul boğazı başta olmak üzere Anadoludaki birçok nehir geçişlerinde olanaksız gibi gözüken geçit projelerinin taslakları görenleri hayretler içinde bırakmaktadır.Resim kaynağıZeugma bölgesindeki tünel geçitleri ile ilgili bir çok bulgu mevcuttur.1996 Yılında bir gurup araştırmacı arkadaşımla henüz baraj gölü oluşmamışken şu andaki motorlu geminin bulunduğu sahile yakın bir bölgede piknik yapmıştık.Piknik yaptığımız bölgede yamaçta bulunan bir mağara dikkatimizi çekmişti.Daha önce içinde bazı araştırmalar yapıldığı belliydi.Yaklaşık 25 metre uzayan mağaranın karşı taraftan gelen rüzgarı bizim dikkatimiz çekmiş ve piknigi bırakıp bu dar geçişleri genişleterek ileriye doğru gitmeyi planladık.Takviye olarak 2-3 tane el feneri ve küçük saksılar yanımıza alarak mağaraya girdik.80 metre ilerledik.rüzgar hala geliyordu.ama gidiş için yol gittikçe tıkanıyordu.Biz 80 metreden sonrasına geçemedik. bu eşsiz tünelleri kazan insanların becerileri karşısında hayretler içinde kalmıştım.Şu anda bu mağara baraj suları altında kaldı.Belki de çökmeler sonucunda içinde biriken toprak baraj suyu sayesinde çamur olmuş ve o geçitler daha da net açılmıştır.Kimbilir belki bir gün bir su altı arama ekibi buraya dalış yaparda bu geçidin varlığını ögreniriz.Yer altı tünelleri genel olarak iki şekilde yapılmaktadır.Birinci tip tünel balçık kemer şeklindedir.Sert bir harç ile fırında pişmiş uzun ömürlü su geçirmez tuğlalardan yapılan örülen tüneller aç-kapat şeklinde yapılmaktadır..Yani önce yer yüzünde oluk şeklinde açılan bir güzergahta bu kemerler inşaa edilir sonra açılması zor olsun diye üstü sert kayalar ile kapatılır.Resim kaynağıMesela Bizans su kemerleri tünelleri bu şekilde inşaa edilmiştir.Benzer tüneller savaş esnasında kaçışlar için kilise altlarına da yapılmıştır.Su altına yapılan kemer tünellerine de ratlamak mümkündür.Ancak Fırat nehri geçişi için bu tip kemer geçiş tünellerini yapmak nerdeyse olanaksızdır.Hem şiddetli akan nehir hem de derinlik buna elverişli degildir.Resim kaynağıİkinci tip tünel ise oyuk şeklinde kaya zeminine sahip bölgelerde sert kazılan geçiş tünelleridir.Fırat nehir geçişi için kullanılan tünellerin bu şekilde yapıldığını düşünmek en akılcı yoldur.Birecik barajı inşaatı sırasında nehir suyunun yönü değiştirildiginde nehir derinliğinin yüzeysel olduğu ve kayalık zemine sahip olduğu görülmüştür.Bu da ikinci tip tünelin yapılışını oldukça güçlendirmektedir.İster Rumkale olsun ister Zeugma geçidi olsun bu tünellerin araştırılması bölge turizmine büyük katkılar sağlayacaktır. Ramazan TARHAN'ın diğer makaleleri için:https://nizip.com/forum/kategori/69?page=1
Ramazan sana şaşırıyorum bu bilgileri nasıl araştırıp buluyorsun, benimde ilgi alanıma giren bu gizli geçitler çok dikkatimi çekti, bende dedelerimizden Nizip'in altında çok tünel olduğunu duymuştum, hatta bu tünellerden bir çoğunun o zamanlar açık olduğunu eşkiya baskınlarında oralara saklandıklarını söylerlerdi.
Sevgili Tarhan, görüş ve yorumlarınız güzel ve de yerinde... Varsaydığınız olasılıkları, tarihi arşivlerler (yazılı belgeler) ve araştırmacıların kaynaklarıyla güçlendirebilirseniz (ki sizin bunu yapabileceğinizden eminim) tutarlı bir tespite imza atmış olursunuz.
Bir de Osmanlı arşivinden eklediğiniz taslaktaki yazıyı tercüme ettirerek yayınlamanın mümkün mü?
Ramazn kardeşim ellerine saglık güzel bir çalışma,Kilisenin bulundugu yer ile şimdiki Zeugma Höyügünün bulundugu yerde çok büyük dehlizler yani tüneller oldugu söylenir acaba bu husuta çalışma varmı.Selamlar
Kemal Cengiz;182537 wrote:Sevgili Tarhan, görüş ve yorumlarınız güzel ve de yerinde... Varsaydığınız olasılıkları, tarihi arşivlerler (yazılı belgeler) ve araştırmacıların kaynaklarıyla güçlendirebilirseniz (ki sizin bunu yapabileceğinizden eminim) tutarlı bir tespite imza atmış olursunuz.
Bir de Osmanlı arşivinden eklediğiniz taslaktaki yazıyı tercüme ettirerek yayınlamanın mümkün mü?
Osmanlıca yazıyı bende merak ettim...en kısa zamanda tercüme ettirmeye çalışacağım.Bu çok eski bir belgedir.scan yapılmış..yazılar çok silik ama herhalde okunur gene...
fsoyarik;182552 wrote:Ramazn kardeşim ellerine saglık güzel bir çalışma,Kilisenin bulundugu yer ile şimdiki Zeugma Höyügünün bulundugu yerde çok büyük dehlizler yani tüneller oldugu söylenir acaba bu husuta çalışma varmı.Selamlar
Kilise civarındaki tüneller aç-kapa şeklinde balçıktan yapılmış tünellerdir.Büyük olasılıkla kaçışlar için tasarlanmış giriş tünelleridir.Bu bölgede bulunan degirmeni ve trafoyu da unutmamak lazım.Zamanın en büyük degirmeni olan bu sanayii tesisi su ile çalışıyordu.Trafo binası ise şehre elktrik veren ana unsurlardandır.Klise ve bu bölgedeki meskenler birlikte düşünüldügünde bu tip geçitlerin olması savaş durumları için normal gibi görünüyor.Bu tünellerin yukarıya doğru degilde Karkamış tarafına doğru yapıldığı bilinmektedir.
yıllardır bölgemizde en merak ettiğim konulardan biri fırat altından tünel konusu...
hep duydum ama bir türlü dünya gözüyle göremedim...
verdiğin ve vereceğin detaylı bilgiler içiin teşekkürler ramazan abi...
Abi piknik yaparken gördüğünüz mağaranın yönü ne tarafaydı? Şunun için soruyorum. Ben bundan bir yıl kadar önce yapılan kazılarda çalışan arkeologla görüşmüştüm. O da bahsetmişti. Ama onun bahsettiği tünel Höyüğe doğruydu. Höyüğün tepesinde bulunan sarnıçlardan villalara su sağlamak için kullanılıyormuş. Hatta anımsarsanız Zeugma animasyonlarının birinde, bir villanın ortasında bir havuz vardı. Yani tünel dediğimiz aslında su yolu.
Subutay;182705 wrote:Abi piknik yaparken gördüğünüz mağaranın yönü ne tarafaydı? Şunun için soruyorum. Ben bundan bir yıl kadar önce yapılan kazılarda çalışan arkeologla görüşmüştüm. O da bahsetmişti. Ama onun bahsettiği tünel Höyüğe doğruydu. Höyüğün tepesinde bulunan sarnıçlardan villalara su sağlamak için kullanılıyormuş. Hatta anımsarsanız Zeugma animasyonlarının birinde, bir villanın ortasında bir havuz vardı. Yani tünel dediğimiz aslında su yolu.
Fatih,bizim içine girdigimiz mağara tüneli Zergil tarafına doğru L harfi şeklindeydi.yani höyüge doğru değil..Senin bahsettigin oyuklar ve su kanalları başlı başına ayrı bir konu zaten...
bu kaynak şimdi çok kıymetli bu resimler baraj suyu tutulmadan önceki resimler galiba şimdi çekmek istense bile çekilemez çalışmalarınız için teşekürler bir tarihi olaya şahitlik etmek her halde dünyanın en kıymetli olayı olalı