ÇOK GÜZELMİŞ ABİ TEŞEKKÜRLER
Genç Muhabbet
#43775
#43856
AYRILIK HAVASI .
.
Ben nefret eyledim sizin gerçekten .
Yalanı severim, yalanı gayrı.. .
Tiksindim bülbülden, gülden, çiçekten .
Yılanı severim, yılanı gayrı.. .
.
’Sapıtmış bu’ diye beni yeriniz .
Hakkımda bin türlü hüküm veriniz .
Omuzumda yüktür dirileriniz .
Öleni severim, öleni gayrı.. .
.
Uzun yaşamayı saymadım sanat .
Kurda yürek oldum,kartala kanat .
Oturup ağlayan korkağa inat .
Güleni severim, güleni gayrı.. .
.
İyinin ardından ’kötü’ demezdim .
Kötünün elinden ekmek yemezdim .
Birlikten kopana selâm vermezdim .
Böleni severim, böleni gayrı.. .
.
Yıllarca boş yere canımı sıktım .
Nihayet yol buldum, çığırdan çıktım .
’Bey’den, ’efendi’den, ’sayın’dan bıktım .
’Ulan’ı severim, ’ulan’ı gayrı..
.
ABDURRAHİM KARAKOÇ.
#43911
#43919
#43938
#43945
ŞİİRİN ŞAİRİ MUSTİ SANIRIM.
TEBRİKLER GÜZEL OLMUŞ..
#44142
#44178
#44179
#44180
#44182
#44233
#44234
#44235
#44260
#44306
#44401
Babayiğim abim çok sağol bu güzel şiirleri paylaştığın için...
Sevdiğiniz bir şiiri yazıp niçin sevdiğinizi açıklarmısınız sizin o güzel yorumlarınızı görmek isterim....
#44409
#44526
#44577
İş hayatına birden bire atıldık, siteye çok fazla zaman ayıramıyorum. Ama ben gönül bahçesinin gönüllü bekçisi olarak gönlüm sizinle demek istiyorum müsaadenizle. Katkılarınız için teşekkür ederim..
#44608
#44613
#44614
#44672
#44730
ŞİİR SEVER NİZİPLİLER BURAYA...
Görüntülenme: …
AYRILIK HAVASI .
.
Ben nefret eyledim sizin gerçekten .
Yalanı severim, yalanı gayrı.. .
Tiksindim bülbülden, gülden, çiçekten .
Yılanı severim, yılanı gayrı.. .
.
’Sapıtmış bu’ diye beni yeriniz .
Hakkımda bin türlü hüküm veriniz .
Omuzumda yüktür dirileriniz .
Öleni severim, öleni gayrı.. .
.
Uzun yaşamayı saymadım sanat .
Kurda yürek oldum,kartala kanat .
Oturup ağlayan korkağa inat .
Güleni severim, güleni gayrı.. .
.
İyinin ardından ’kötü’ demezdim .
Kötünün elinden ekmek yemezdim .
Birlikten kopana selâm vermezdim .
Böleni severim, böleni gayrı.. .
.
Yıllarca boş yere canımı sıktım .
Nihayet yol buldum, çığırdan çıktım .
’Bey’den, ’efendi’den, ’sayın’dan bıktım .
’Ulan’ı severim, ’ulan’ı gayrı..
.
ABDURRAHİM KARAKOÇ.
ŞİİR ÇOK GÜZEL TEŞEKÜRLER...
Mustafa kardeş şiirin çok güzel ve etkileyici...
Sanki sevgilinin bir sözü onu yıkacak ve sanki başka bir sözü de onu hayata bağlayacak izlenimi verdi bana sizce?
Sanki sevgilinin bir sözü onu yıkacak ve sanki başka bir sözü de onu hayata bağlayacak izlenimi verdi bana sizce?
Helal be..............
ŞİİRİN ŞAİRİ MUSTİ SANIRIM.
TEBRİKLER GÜZEL OLMUŞ..
helal be sana mustafa abı
ve böylece imam hatiplilerin cevap sayısını geçtik:)
"fTitle" Üst25Konu Yanıtlandı
Başlık
Yanıtları Say
1.
IMAM-HATIP LISESI 1986 MEZUNLARI
668
2.
ŞİİR SEVER NİZİPLİLER BURAYA...
668
Bu mesajdan sonra geçiyoruz:))))
"fTitle" Üst25Konu Yanıtlandı
Başlık
Yanıtları Say
1.
IMAM-HATIP LISESI 1986 MEZUNLARI
668
2.
ŞİİR SEVER NİZİPLİLER BURAYA...
668
Bu mesajdan sonra geçiyoruz:))))
BU GEMİ NE ZAMANDIR BURADA
Bu gemi ne zamandır burada
Çoktan boşaltmış yükünü
Gece de olmuş, rıhtım da bomboş
Mavi bir suyun düşünü uyutur bir tayfa
Arkada, güvertede
Ah, neresinden baksam sessizlik gene.
Yürürüm usuldan, girerim bir meyhaneye
İçerde üç beş kişi
Yalnızlık üç beş kişi
Bir kadeh rakı söylerim kendime
Bir kadeh rakı daha söylerim kendime
-Söyle be! ne zamandır burda bu gemi
-Denizin değil hüznün üstünde.
Belki yarın gidecek
Bir anı gelecek bir başka anının yerine.
İnsan bazen ağlamaz mı bakıp bakıp kendine.
Edip CANSEVER
Gökhancım, sevgilerle...
Bu gemi ne zamandır burada
Çoktan boşaltmış yükünü
Gece de olmuş, rıhtım da bomboş
Mavi bir suyun düşünü uyutur bir tayfa
Arkada, güvertede
Ah, neresinden baksam sessizlik gene.
Yürürüm usuldan, girerim bir meyhaneye
İçerde üç beş kişi
Yalnızlık üç beş kişi
Bir kadeh rakı söylerim kendime
Bir kadeh rakı daha söylerim kendime
-Söyle be! ne zamandır burda bu gemi
-Denizin değil hüznün üstünde.
Belki yarın gidecek
Bir anı gelecek bir başka anının yerine.
İnsan bazen ağlamaz mı bakıp bakıp kendine.
Edip CANSEVER
Gökhancım, sevgilerle...
Bir de bu vardır. Güzel şiirdir.
Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
Her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü
Bir gök gürlese bari diyorum, bir sağnak patlasa
Bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse
Ama bir tufan az mı gelir yoksa yine de
Yırtılan ve parçalanan bir şeyler olmalı mutlaka
Hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler.
Oysa ne kadar sakin bu sokaklar ve bu kent
Ne kadar dingin görünüyor bana şimdi gökyüzü
Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini
Bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki
Onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan
Kadınları güzelleştiren herhalde onlardı
"Tükürsem cinayet sayılır" diyordu birisi
Tükürsek cinayet sayılıyor artık
Ama nerede kaldılar, özledim gülüşlerini onların
Uzun uzun bakıyorum kıvrılan sokaklara
Tek yaprak bile kıpırdamıyor nedense
Ve tek tek söndürüyor ışıklarını varoşlar
Alnımı kırık bir cama yaslıyorum, kanıyor
Kanımın pıhtılarında güllerin serinliği
Ve fakat bir cellat gibi yetişiyor pusudaki
Dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük
Yaşamak neleri öğretiyor, düşünüyorum
Okuduğum bütün kitaplar paramparça
Çıkıp dolaşıyorum akşamüstleri bir başıma
Bir uçtan bir uca yalnızlıklar oluyor kent
Bulvar kahvelerinin önünden geçiyorum
Sarmaşık aydınlar, arabesk hüzünler
Bir gazete sayfasında sereserpe bir yosma
Sesler gittikçe azalıyor, kuşlar azalıyor
Ve ne zaman yolum düşse vurulduğun yere
Kızgın bir halka oluyor boynumda o sokak
Hüznü yalnız atlarımız duyuyor artık
Biz çoktan unutmuşuz böyle şeyleri
Ama içimde bir sırtlanın dalgın duruşu
Ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük
İçimde zaptedilmez bir kırma isteği
Dizginlerini koparan bir at sanki bu
Soluk soluğa kalıyorum her sonbahar
Ve sevgilim ne zaman hoşgörülü olsa
Bir yolculuk düşüyor aklıma, gidiyorum
Bütün gençliğim böylece geçip gitti işte
Ama hala bir şeyler var vazgeçemediğim
Hangi duvar yıkılmaz sorular doğruysa
Bir gün gelirsek hangi kent güzelleşmez
Şiirlerim bir dostun vurulduğu yerde yakıldı
Geri almıyorum külleri yangınlar çıksın diye
Devriyeler çıkart şimdi, bütün ışıklarını söndür
Sorduğum hiçbir soruyu geri almıyorum ey sokak
Ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük
Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
Bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
Bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem
Oysa ne kadar sakin sokaklar, bu kent ve bütün yeryüzü
İpince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne
Sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz
Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün...
Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
Her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü
Bir gök gürlese bari diyorum, bir sağnak patlasa
Bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse
Ama bir tufan az mı gelir yoksa yine de
Yırtılan ve parçalanan bir şeyler olmalı mutlaka
Hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler.
Oysa ne kadar sakin bu sokaklar ve bu kent
Ne kadar dingin görünüyor bana şimdi gökyüzü
Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini
Bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki
Onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan
Kadınları güzelleştiren herhalde onlardı
"Tükürsem cinayet sayılır" diyordu birisi
Tükürsek cinayet sayılıyor artık
Ama nerede kaldılar, özledim gülüşlerini onların
Uzun uzun bakıyorum kıvrılan sokaklara
Tek yaprak bile kıpırdamıyor nedense
Ve tek tek söndürüyor ışıklarını varoşlar
Alnımı kırık bir cama yaslıyorum, kanıyor
Kanımın pıhtılarında güllerin serinliği
Ve fakat bir cellat gibi yetişiyor pusudaki
Dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük
Yaşamak neleri öğretiyor, düşünüyorum
Okuduğum bütün kitaplar paramparça
Çıkıp dolaşıyorum akşamüstleri bir başıma
Bir uçtan bir uca yalnızlıklar oluyor kent
Bulvar kahvelerinin önünden geçiyorum
Sarmaşık aydınlar, arabesk hüzünler
Bir gazete sayfasında sereserpe bir yosma
Sesler gittikçe azalıyor, kuşlar azalıyor
Ve ne zaman yolum düşse vurulduğun yere
Kızgın bir halka oluyor boynumda o sokak
Hüznü yalnız atlarımız duyuyor artık
Biz çoktan unutmuşuz böyle şeyleri
Ama içimde bir sırtlanın dalgın duruşu
Ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük
İçimde zaptedilmez bir kırma isteği
Dizginlerini koparan bir at sanki bu
Soluk soluğa kalıyorum her sonbahar
Ve sevgilim ne zaman hoşgörülü olsa
Bir yolculuk düşüyor aklıma, gidiyorum
Bütün gençliğim böylece geçip gitti işte
Ama hala bir şeyler var vazgeçemediğim
Hangi duvar yıkılmaz sorular doğruysa
Bir gün gelirsek hangi kent güzelleşmez
Şiirlerim bir dostun vurulduğu yerde yakıldı
Geri almıyorum külleri yangınlar çıksın diye
Devriyeler çıkart şimdi, bütün ışıklarını söndür
Sorduğum hiçbir soruyu geri almıyorum ey sokak
Ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük
Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
Bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
Bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem
Oysa ne kadar sakin sokaklar, bu kent ve bütün yeryüzü
İpince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne
Sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz
Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün...
Abarttım galiba ama bu son..
BEN SANA MECBURUM
Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum.
Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun.
Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Bir kaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu
Fatih’te yoksul bir gramofon çalıyor
Eski zamanlardan bir cuma çalıyor
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalanıyor
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
Ben sana mecburum sen yoksun.
Belki haziran da mavi benekli çocuksun
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
Belki Yeşilköy’de uçağa biniyorsun
Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin
Kötü rüzgar saçlarını götürüyor
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin.
Attila İLHAN
BEN SANA MECBURUM
Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum.
Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun.
Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Bir kaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu
Fatih’te yoksul bir gramofon çalıyor
Eski zamanlardan bir cuma çalıyor
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalanıyor
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
Ben sana mecburum sen yoksun.
Belki haziran da mavi benekli çocuksun
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
Belki Yeşilköy’de uçağa biniyorsun
Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin
Kötü rüzgar saçlarını götürüyor
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin.
Attila İLHAN
bu şiir beynimdeki fikir çilesini ortaya koyan bir şiirimdi temennileriniz için teşekkürler nizibimin güzel insanları...
MUSTAFA TEKGÖZ
MUSTAFA TEKGÖZ
babayıgıt katılımın ıcın saol elıne saglık
Babayiğim abim çok sağol bu güzel şiirleri paylaştığın için...
Sevdiğiniz bir şiiri yazıp niçin sevdiğinizi açıklarmısınız sizin o güzel yorumlarınızı görmek isterim....
Çok zor bir soru be Gökhacım. Vallahi çok zor. Hemen cevap vermek çok kolay değil. Verirsem de samimi olmazdiye korkarım. Biraz düşüneyim. Bir daha da böyle ters köşeye yatıran sorular sorma, zora gelmeyi sevmem:):):)))
Abi siz zoru seven birisiniz seversiniz:)
Şiirlerinizi bekliyoruz...
Şiirlerinizi bekliyoruz...
İş hayatına birden bire atıldık, siteye çok fazla zaman ayıramıyorum. Ama ben gönül bahçesinin gönüllü bekçisi olarak gönlüm sizinle demek istiyorum müsaadenizle. Katkılarınız için teşekkür ederim..
eline sağlık
İş hayatında başarılar dilerim kardeşim...
Sen her zaman gönül bahçemizin gönüllü bekçisisin Resmi aç
Sen her zaman gönül bahçemizin gönüllü bekçisisin Resmi aç
bizlerde bu zamanın içinde mücadele edip duruyoruz.
Dünyada en zor şey, insanın kendini bilmesidir.
Dünyada en zor şey, insanın kendini bilmesidir.
Belki zaman;.....................
Eline saglık
Eline saglık
Bu güzel yazı için tşkler...
Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.