Eflatun sular süzülüyor aynalardan
Damlacıklarında hicranlı yüzün
Ben kapıları aldatıyorum gün be gün
Sen pencereleri
Ben denizlere bakarak martılara yalanlar söylüyorum
Sen gemilere
Sonra liman bilmez korsanlara terk edip
Issız adalara sürüyorsun dizelerimi
Gitmek istiyorum çakıp da kaybolan şimşekler gibi
Gel gör ki, önümde hatıralar mahzeni
Parmak uçlarımda paslı çiviler
Bütün zindanları yıkarak birer birer
Gözlerin çağırıyor beni
Gözlerin en soylu atların koştuğu bir bahar gezegeni
Çeşmelerin bakınca gülümsediği
Irgatların göklere yöneldiği
Latince bilenlerin nergis akşamlarında
Göllere meydan okuyup
Kıyısında şarkılar dinlediği
Tutkular değirmeni
İnciterek aşk kitaplığındaki bütün harfleri
Kirpiklerinde efsane şairlerin mağrur kalemleri
Gözlerin çağırıyor beni
Kaşlarının cilveli bir ahu gibi
Ömrümüze düştüğü günden beri
Köleleri ağlattın ey sevda semenderi
Adı konulmamış yıldızlardan koparak
Vadilerde biriken yalnızlığım
Kalbimi avuçlarına almış
Tutuyor sana doğru
Çölde bir kuyuya mı bırakayım ellerimi
Geceye otağ mı kurayım buzullar ortasında
Ne yapayım bilmiyorum ey acılar bedesteni
Biraz ateş ve hüzün
Biraz köpük ve leylak
Gözlerin çağırıyor beni
Gittim son ışığından bakışlarının
Kırdım kanatlarını bin bir gece masallarında
Zümrüdüanka kuşlarının
Şimdi nasıl da yürüyorum dağlara karşı farkında mısın
Umursamıyorum boğazımda düğümlenen yolları
Bulutları susturuyorsun söylemesinler diye
Turnaların toprağa dökülen eşsiz definelerini
Damıt kalbini kuşkulu yokuşlardan
Kurtul karanlığından fotoğrafların
Her köşede ısırgan edalı kan evleri
Her menzilde leylayı küçümseyen kaktüsler
Ne seni görüyorum hayatın boşluğunda
Ne de son anlarında resmini büyütüyor
Yokluğunla savaşan intihar temrinleri
Gizlenme ardına fesleğenlerin
Bahaneden bıkmıştır bezirganlar, mevsimler
Yüzeyde ve sancılı haykırışlar uğruna
Derinden ve telaşsız bir uyanıştır şiir
Bu yüzden zehre batmış urganlar gül kokulu
Bu yüzden gözlerine ayarlıdır saatler
O öpüp okşadığın yaprak akkorsa şimdi
Kim bilir hangi zaman gönlüme uğramıştır
Kollarına aldığın mutluluk servileri
Bana dokunduğunda sessizce ağlamıştır
Simyası bozulduysa dilimin, kelimeler
Bir volkandan geriye kalan ırmaklar gibi
Bilinmez ki nereden akmıştır yüreğime
Geçerek en azılı köprülerden, duraksız
Varmak için sevdanın tükendiği ülkeye
Duygularına ölüm yüklüyorum ömrümün
Yaklaştığım her sahil tutuyor ellerimi
mor bir yangın, hercai dalgalar, kum taneleri
Çakallar iniyor dağlardan apansız
Ardımsıra gölgeler, gökkuşağı
Rengarenk uçurtmalar gibi kaplıyor göklerimi
Gözlerin çağırıyor beni
Oysa ben hiç görmedim dünyada gözlerini
Takılmadım engellerine nilüfer bakışlarının
Bir ses beklediysem yankılansın diye evrenimde
Kalbinden benim adıma
Sevdalı bir vuruşun özlemiydi süsleyen
Sokaklarımı, şehirlerimi
Gözlerin çağırsa da beni
Çağırmadan kalbin çatlayan gözlerimi
Görmeden ellerinde hangi toprakların yayılıp
Hangi tohumların yeşerdiğini
Tutunmayacağım zamana dilenci gibi
Hala uzaklardan işaret parmağıyla
Gözlerin çağırsa da beni
Gidiyorum; adımlarım yaz kurdu, güz kefeni
Ah anam ah;
Yine sana yazıyorum, yine sana döküyorum içimi. Senden başka kim anlar ki beni!
Dün o fırtınalı gecede eve giderken, karanlık kuytu bir köşede, bir adam çıktı karşıma "Beyim, beyim" dedi, elindeki yarım sigarayı göstererek ateş istedi. Tam sigarasını yakıyordum ki, parmağındaki yüzüğü görünce, o buz gibi elleri ta ciğerimi yaktı. "Bu yüzük" dedim, kafasını kaldırdı, yüzüme baktı dokunma dedi. Hey Allah’ım bu o, Amirim. Sarıldım boynuna, tanıyamadı, hatırlayamadı beni. Yalvara yalvara zor razı ettim eve gitmeye. Soğuktu. Bir Allah’ın kulu yoktu ortalıkta, bizden ve peşimizden ayrılmayan siyah kediden başka.
Eve varıncaya kadar o günleri anlattım. Beni nasıl çatışmadan kurtardığını, yüzüğü de o günün hatırası olarak parmağına taktığımı, daha başka Aydınlı plakacı 09 Osman’ı, Trabzonlu Laz Dursun’u, Maraşlı Ede Ökkeş’i, Erzurum’lu Yanık Ömer’i, ama nerede, beni dinlemiyordu bile hep bir şeyler mırıldanıyordu ağırdan ve sessiz. Gidenler gelmeyecek, gidenler gelmeyecek. Amirim başka dünyalardaydı.
Eve vardık. Kediyi kucağına aldı, kediyi ısıtıyordu, halbuki kendi titriyordu. Sobanın farkında bile değildi garibim. Beraber çektiğimiz fotoğrafları, bana hediye ettiği cevşeni gösterdim, oralı bile olmadı. Tedirgindi, bir şeyler arıyordu. Cebinden eski bir kağıt parçası çıkardı, baktı, baktı kül tablasına bıraktı. Fark ettirmeden aldım bir telefon numarası yazılıydı aradım. Telefona çıkan karısıydı. Amirimin yanımda olduğunu söyleyince kadın öyle bir çığlık attı ki, kalp atışını yüreğimde hissettim. Nasıl bu hale düştüğünü sorunca, kadın bir ah çekip anlatmaya başladı;
"Teskeresi 12 gün geçen fakat çatışmada olduğu için alayına dönemeyen evli, 27 günlük yeni bebeği olan, bir evin bir oğlu, Sivaslı Ali adında bir asker kucağında şehit olmuş, o anda şuurunu kaybetmiş, velhasıl kafayı yemiş" vay be...
Amirim ki eksi 25 derecede Hakkari’nin dağlarında kara kışa ve haydutlara karşı meydan okurdu. Vatan dedi mi bir vatan daha çıkardı ağzından, zoru sevdirmişti, çileyi sevdirmişti. Ay yıldızlı bayrak için ölümü, ölümü sevdirmişti Amirim.
Lafın kısası güzel anam, biraz sonra kadıncağız iki çocuğunu da alıp geldiler. O karşılaşma anı var ya; vicdansızı merhamete getirecek bir an. Karısını ve çocukları karşısında görünce, o umursamaz adam, doğruldu, kanatlanacak kuş gibi öyle bir atıldı ki çocuklarının üstüne, anlatamam.
Ne kadar ısrar ettimse de kalmak istemediler, vedalaştık. Kapının önünde arkalarından bakakaldım. Kavuşmak ne güzel şey, ah bir de ben sana kavuşabilsem ey güzel anam.
Amirim sanki bir şey unutmuş gibi birden geri döndü. Elini omzuma koydu, gözlerini gözlerime dikti, yutkundu yutkundu ve şu okkalı sözler döküldü dudaklarından:
"Bir ağaçtan bir milyon kibrit çıkar, bir kibrit bir milyon ağacı yakar." (bir zamanlar çok sevdiğim biri dinletmişti bunu.Sevdiğini kaybedinceo şiirdeki amirgibi olacağını söylemişti).
Çıksam,
Çıkıp gitsem uzaklara,
Burdan çok uzaklara,
Yine yanımdasın ya, burkulur içim..
Hani sen gider gidersin de
Evler,köyler durur ya orda,
Akşamsa kuşlar göçer,
Işıkları yanar evlerin,
Bir hüzün çöker ya hani
Karanlık iner dağlara..
Buğulanır gözlerim,burkulur içim..
Kaçsam,
Kaçıp bağırsam dağlara,
Feryadım yine sen olursun ya,
Burkulur içim...
Hani bağırsan da çıkmaz sesin
Uyansam bitse bu karabasan dersin,
Bir gülüş, bir dokunuş arar yüreğin..
Uyanır bakarım yoksun,
Boğulur sesim... .
Girsem,
Girip yıkansam sulara,
Buz gibi denizlerde yanar,
Etim cayır cayır seni bağırır ya
Burkulur işte o zaman içim...
Aksini görüp sularda
Sarılır kucaklarım hayalini... .
Koşsam,
Koşup karışsam kalabalığa,
Gürültülü, cıvıl cıvıl,
Işıl ışıl vitrinler
Gidenler gelenler.
Telaşlı koşarak yürüsem,
Sanki bir yere yetişecekmişim,
Aceleymiş işim,
Bekleyenim varmış gibi hani...
İçim burkulur yine
Sen gelirsin aklıma.
Ayaklarım ağırlaşır gitmez...
Buluşurmuşuz seninle
Dediğimiz yer ve saatte.
Özlermişiz,
Elele yürür gülüşürmüşüz.
Çok şeyimiz olurmuş konuşacak,
Kimseyi görmezmiş gözlerimiz.
Dünya durur, seyreder
Yollarımız gül olurmuş ya hani,
Dertler tasalar biter,
Simit alır yermişiz
Dilenciye para verirmişiz hani,
İçim burkulur, burkulur içim... .
Kalksam,
Kalkıp sofralar kursam,
Mumları yaksam, donatsam,
Herkesi çağırıp toplasam
Sen gelirsin yine aklıma
Burkulur içim...
Hani çok açmışız da
Güle oynaya iştahla
Bağıra çağıra, döke saça yer,
’’ Bugün neler oldu neler ’’ diye
Hepbir ağızdan konuşurmuşuz ya...
Bir sessizlik boynunu büker,
Yemekler tatsız tuzsuz olur,
Kurur ekmek, lokmalar büyür.
Çınlar tabak çatal
Sessizlik ölüm olur
Dağıtmak için pusu
Sözler diken olur,
Sofra küser,
Gönüller alıngan olur...
İçim burkulur burkulur... .
Düşsem,
Düşüp yatsam yataklara,
Sen gelirsin yine aklıma...
Hani çocukmuşuz, hasta olmuşuz
Gözlerimiz baygın, buğulu
Yanaklarımız al al, ateşli,
Dışarda oyunlar oynanır neşeli
Kalkamaz yataktan
Kesiliriz ya iştahtan hani...
Öyle işte, boynum bükülür
Sen gelirsin aklıma öksüz, yalnız
Bakarım camdan, yoksun
Burkulur içim.... .
Ölsem,
Ölüp gitsem mesela,
Nasıl öldüğümü bilmeden, aniden.
Sen gelirsin aklıma yine...
Hani ölmüşüm de
Sevdiklerim, sevmediklerim,
Üzgün, ağlamaklı herkes.
İyiliğim, güzelliğim, bahtsızlığım,
Pişmanlıklar, keşkeler, feryatlar..
Ürpertiler rüzgarla karışık,
Sessiz dualarla örtülür ya toprak...
İçim burkulur, üzülürüm..
Ölüp gittiğime değil de
Seni burda yapayalnız, bensiz
Koyup gittiğime yanar, yanar içim...
Sen aklıma gelince
Sessizce akar süzülür gözyaşım.
Sevdiğim, yoldaşım, aşkım...
Burkulur yanar içim... .
Seni görüyorum düşlerimde
Yanımdasın;
Ellerini tutuyorum sımsıkı
Gözlerine bakıyorum sıcacık
İçim ısınıyor senin yanında
Sanki kuşlar bizim için şarkı söylüyor
Dansediyorlar etrafımızda
Başımı omuzuna dayıyorum;
Sarhoş olmuş gibiyim
Başım dönüyor
Bulutların üzerinden izliyorum dünyayı
Seninle dünya o kadar güzel görünüyor ki gözüme
İnanamıyorum...
Hiç uyanmak istemiyorum
Bu büyünün bozulmasından korkuyorum belki
Masmavi bir deniz uzanıyor önümüzde
Yanımda sen varsın düşlerimde
Soğuk, boş ve karanlık bir odada uyanıyorum sonra
Bakıyorum ama yoksun
Kalbim kanıyor
Canım çok yanıyor
Hasretin altın saplı hançer olmuş
Saplanmış yüreğime
ölüyorum....
Başım dönüyor aşkım
Gözlerim kararıyor
Zaten sensiz karanlık değil miydi?
Nefes alamıyorum aşkım
Sensiz hiç nefes almadım ki
Hasretin öldürüyor beni
Çok canım yanıyor bir tanem
Kalbimi söküp atmak istiyorum
Bu acı dinsin diye
Onda da sen varsın yapamıyorum
Ruhumda, bedenimde,yürüdüğüm yolda,
Gördüğüm her şeyde
Duyduğum her sözde sen varsın
Düşüyorum birtanem
Artık sensizliğe dayanamıyorum
Avutmuyor hayalin
Sıcaklığın olmayınca
Üşüyorum,ölüyorum...
.
"style1"
Sen hiç bilmedin ama,
seni her düsündügümde
yildizlar sevgiyle gülümserdi
ruhumun semalarinda...
Keyifle uyanirdi düslerim
rengarenk safaklara...
"style1" Sen hiç bilmedin ama,
"Ne haber" dediginde,
denizine kavusan martilar gibi
çiglik çigliga, kanat çirpardi sevinçlerim...
Sihirli bir el degmiscesine
silinirdi bütün hüzünlerim,
günüm aydinlanirdi,
günesim batmazdi daglarimda...
"style1" Sen hiç bilmedin ama,
kabul etmek istemesem de,
kis ortasinda düsen saskin cemreler gibi,
zamansiz düsmüstüm sevdana...
Sen çoktan geçmistin o yollari
mümkün degildi geri dönüsün...
Bilirdim vuslatin imkansizligini,
yollara düsesim gelirdi,
aglardim kuytularda...
"style1"
Sen hiç bilmedin ama,
yas tuttum ardindan
uzaklara gittiginde...
Tutunacak bir daldan mahrum kalan
sarmasiklara döndüm...
Köksüz kaldim,
öksüz kaldim,
sensiz kaldim,
su koskoca dünyada...
Ah bir söyliye bilsem sana
Seni ne çok sevdiğimi
Uzanıp tutabilsem ellerini
Yüreğim yüreğine kavuşsa
Benden çok uzaklardasın sevdiğim
Sen içime çektiğim nefesim
Aldığım her solukta benimsin
Düşlerimde yalnız düşlerimdesin
Seni uzaktan sevmekte güzel
Bana uzakken sevgin bu kadar güzel
Ya benim olsan.. sevdiğim
O zaman bu yürek dayanırmı
Bu kadar büyük sevgiyi taşırmı
İçimden bir çığlık kopuyor
Kimsenin duymadığı bir çığlık
Seni seviyorum diyor seni seviyorum...
Hemde hiç kimsenin sevmediği
Sevemeyeceği kadar
Canımda can kadar
Bir gün kara toprak olana kadar
Bu yürek bu sevdayla kavrulur yanar.....
Bilemezsin ki.
Seni nasıl sevdiğimi, bilemezsin ki .
Özlemek nasıl olur özlemeyince .
Hayal etmeyi hayallerde yaşamayinca .
Her nefeste hava gibi, su gibi içmedikçe .
Bilemezsin ki. .
Nereye baksam sen varsın, .
Rüzgarda kıpırdanan her yaprakta, .
Denizde oynaşan her dalgada, .
Semadan yere düşen her damlada .
Göremezsin ki. .
Sevdam bana her geçen gün keder verse de, .
Şahit olan herkes “sen aşıksın” dese de, .
Her parlayan hüzmeye sen diye süzülsem de, .
Sana her saniye, seviyorum desem de .
Duyamazsin ki. .
Gördüğüm her rüyayı sana yorsam da, .
İnsanlara umarsız seni sorsam da, .
Akan gözyaşlarımla kendimi boğsam da, .
Ömrüm boyunca her gün sen diye solsam da .
Sezemezsin ki. .
Sensizliği sevgilim sen, bilemezsin ki..
Islak kirpiklere takıp kalan
Zamana meydan okuyan
Biz de öylesine yaşadık seninle
Öylesine sevdik
Hatırla aşkım...
Kahır dolu rüzgarlar esiyor içimde
Yıkılıp kalıyorum bu sağır akşamlarda
Beni sensizliğe nikahladılar
Yenildim duygularıma
Yenildim gururuma ağlayamadım
Şimdi sanadır bu ağlayışım
Hatırla aşkım..
Gözümde dağlar gibi büyüyor hasretin
Gelip gelip özlemin doluyor içime
Yokluğunda şair kesildi gönlüm
Artık hep hüzzamdan çalıyor şarkılarım
Sen de nasıl sever nasıl söylerdin
Hatırla aşkım..
Oysa nelere katlandı bu gönül
Ne acılara halay çekti bu yürek
Ne ihanetlere gülüp geçti bu gözler
Bir yokluğuna alışamadım
Bir de sensiz bu akşamlara
Unutamam demiştin giderken bana
Ben de unutamadım
Bu bizim son yeminimizdi
Hatırla aşkım..
Biliyorum şimdi saçlarını yaban eller okşuyor
Gözlerine başka gözler gülüyor
Gözlerin ki gördüğüm gözlerin en güzeliydi
Varsın adı hasret olsun artık bu sevdanın
Varsın sonu ayrılık olsun bu romanın
Bitmedi bitmeyecek bu şarkım
Nerede olursan ol
Kiminle olursan ol
Hatırla aşkım..
Hatırla
Yanındayken bile özlerdim seni
Şimdi içimde bir başka yangın
Şimdi gözlerimde en ıslak bakışın
Ölmek kaderde var biliyorum
Her şeyin sonu yakın
Ama sen de bil ki
Yağmurlarca sevdim seni
Yağmurlarca sana yandım
Hatırla derya gözlüm
Hatırla Aşkım..
Ona göre baştan beri iflah olmaz biriydim
Babam korkuydu bana, annem yürek serinliği
En sevdiği oğluydum-bana hep öyle gelirdi-
Uzun avcı öykülerini ilk ondan dinlemiştim
Hayatta ben en çok annemi sevdim
Sözümona büyümüştüm, ekmek getirirdim eve
Annem öldü, düşüyorum, koptu salıncağın ipi
Anahtarsız bir kilide benzediğim doğru şimdi
Saçlarına tırmanırdım tutunup yıldızlara
Kokusu kalmıştır diye kapandım odalara
Kıyamazdı bilirdim şiirler yazan oğluna
Sevgilim terkedince benden fazla ağlardı
İstiridyeydi annem, içinden inci çıkardı
Hergün daha da büyüyor yüreğimdeki yırtık
Annemi anılarda bile bulamıyorum artık
Babamın hemen ardından gitmesi gerekmezdi
Evinin badanasını yarım bırakıp erkenden
O gün bugündür bana gülden önce gelir diken
Dedim ya anahtarını yitirmiş bir kilidim
Hayatta ben en çok annemi sevdim
yemyeşil ışıklar dünyasına çağırdım oysa...
bir sarıydınız siz, bir korkaktınız...
arzulardı parçalara bölünen ekmeğinizde, gözlerinizde
bir çığandı alıp giden sizi belli değildiniz...
köstekleyen o düşüncelerdi akşamlarınızı...
tutkularınızdı, öykülerinizdi, mutsuzluklarınızdı
ve çöküşüydü zift yalnızlığının bir bir asfaltlardan...
yemyeşil ışıklar dünyasına çağırdım oysa...
artık yoksunuz, yok anılarınız, yok bölüşülmesi saniyelerin
korkaksınız, korkaksınız bir yerde gözlerime bakmaklardan
gökyüzünde gürültülerdir, bir türlü dinmez gözleriniz
bir çiçekte bulmuşsunuzdur önce, bir mevsimde ya da bir ekim akşamı
kahır boyu yaşarsınız, anılar boyu yaşarsınız, olmaz olmaz olmaz...
yarınlar için yaşarsınız sonra, kendinizden bir başkası için yaşarsınız...
inanmaz
yemyeşil ışıklar dünyasına çağırmıştım oysa...
demek siz gerçekten o düşünmek istemediklerim
demek onlarla varmışsınız tüm inançlarınızla
Ve onlar sızmış bir yakın olması bu kadar sevgiden yana
arzunuz tüm korktuğum öykülerinizmiş, bir yerde sizin bile...
demek siz, hani korkusuz bakmak gözlerine bir çocuğun
demek siz, hani korkusuz bakmak gözlerine bir
demek siz... demek siz... demek... Hayır, söyleyemeyeceğim
benim vurmam gerek sizi, ya da vurulmaktan yazıksınız...
İlk kez yurdumdan uzakta yaşadım bu duyguyu
Bebeklerin ulusu yok
Başlarını tutuşları aynı
Bakarken gözlerinde aynı merak
Ağlarken aynı seslerinin tonu
Bebekler çiçeği insanlığımızın
Güllerin en hası,en goncası
Sarışın bir ışık parçası kimi
Kimi kapkara üzüm tanesi
Babalar,çıkarmayın onları akıldan
Analar,koruyun bebeklerinizi
Susturun,susturun söyletmeyin,
Savaştan,yıkımdan söz ederse biri.
Bırakalım sevdayla büyüsünler
Serpilip gelişsinler fidan gibi
Senin,benim,hiç kimsenin değil
Bütün bir yer yüzünündür onlar
Bütün insanlığın gözbebeği
İlk kez yurdumdan uzakta yaşadım bu duyguyu
Bebeklerin ulusu yok
Bebekler çiçeği insanlığımızın
Ve geleceğimizin biricik umudu.
Senden Sonra Buraları
senden sonra buraları
bildiğin gibi işte
seller mi istersin
yangınlar mı?
sonra, artık yok o martılar
martılar
aşkımızı göklere yazan
bizimle ağlayıp bizimle gülen
martılar
artık,
yoklar
Ve o kırmızı güllerden arta kalan
yanlız dikenleri
kan rengi
senden sonra buraları
sonra, köşedeki dükkanı kapandı
hüzün babanın;
hani şu mavi boyalı,
senden sonra buraları
bildiğin gibi işte
biraz suskun, biraz küskün
biraz umutsuz, biraz bahtsız
yanlız anlayacağın
yanlız;
zaman,
geri iade mektupları kadar değersiz
senden sonra
buralarda
bir sandalda yatmaya başladım
denizin koynunda
hani o günkü gibi
demiştin ya
koynunda ölsek
denizin
kimse bizi bulamasa
ama
bir terslik var
evet koynundayım denizin
ve görünen o ki
ecel de pek uzak değil
peki
sen nerdesin!!!
Sevgilim sabahın erkenini seviyor,
ben geceyi ve esmerliğini onun,
o dorukları sevior, korkuyor bundan
ben rüzgarla buluşan tepeyi, tuhaflığı,
ona bir yeşil gülümsüyor,
ben, hayatı delice sevdiysem nasıl,
diyorum, seni de öyle.
O kendi boşluğunda oyalanan günlerde
canı sıkılan bir çocuk gibi uyuyor,
ben göğe bakıyorum geceden,
kendi çukurunu bulmuş deniz gibiyim
diyorum, yanında,
o sabahları eğilip öpüyor denizi.
Çıplağın çıplağımda, rüzgarın dağımda olsun,
esmerliğin gecemde, öyle kal.
"Bulutlara bak, gidiyorlar, hızla" diyorsun,
yağmur bir yalıyor yüzümü,
bir duruyor. Sabahları eğilip yüzüme
öpüşün geçiyor bir, bir duruyor aklım.
Su ve rüzgar, dağ ve doruk, sonsuz hepsi,
oysa camdaki sardunya gibi üşür
bana biçtiğin ömür, ölüm geliyor aklıma bir
bir, çıplağın çıplağımda.
Rüzgarın dağımda olsun esmerliğin gecemde
öyle kal, sana sonsuz sarıldığımda</pre </td </tr </tbody </table .
Bu şehirde buldu buldu ellerini
Bu şehirde sevdi badem dillerini
Senle unuttum bütün ezberlerimi
Pişman değilim ama göçtüm kederden
Düşman değilim ama çöktüm erkenden
Bir daha bu yolları aynı hevesle yürürmüyüm
Kim bilir ne bekliyor kalırmıyım ölürmüyüm
Ne malum dünya gözüyle bir daha görürmüyüm
Tuhaf buluyorlar bu kaçak halimi
Seninle doldurdum yasak ihlalimi
Seninle kapattım aşk defterlerimi
Pişman değilim ama göçtüm kederden
Düşman değilim ama çöktüm erkenden
Bir daha bu yolları aynı hevesle yürürmüyüm
Kim bilir ne bekliyor kalırmıyım ölürmüyüm
Ne malum dünya gözüyle bir daha görürmüyüm
Bu şehirde buldu buldu ellerini
Bu şehirde sevdi badem dillerini
Senle unuttum bütün ezberlerimi
Pişman değilim ama göçtüm kederden
Düşman değilim ama çöktüm erkenden
Bir daha bu yolları aynı hevesle yürürmüyüm
Kim bilir ne bekliyor kalırmıyım ölürmüyüm
Ne malum dünya gözüyle bir daha görürmüyüm
Tuhaf buluyorlar bu kaçak halimi
Seninle doldurdum yasak ihlalimi
Seninle kapattım aşk defterlerimi
Pişman değilim ama göçtüm kederden
Düşman değilim ama çöktüm erkenden
Bir daha bu yolları aynı hevesle yürürmüyüm
Kim bilir ne bekliyor kalırmıyım ölürmüyüm
Ne malum dünya gözüyle bir daha görürmüyüm