Genç Muhabbet
#136135
BULDUKTAN SONRA ARAMA (SENİ ARADIM)
Omuzumda sevda yükü
Yollarda Seni aradım.
Beste beste, türkü türkü
Tellerde Seni aradım.
Girdim yeşilden sarıya
Sordum ölüye, diriye
Çiçeği verdim arıya
Ballarda Seni aradım.
Aşk yalımı girdi cana
Gönlüm döndü gülistana
Gece-gündüz yana yana
Küllerde Seni aradım.
Yorulup demedim, yeter
Hasretin gözümde tüter
Keremden, Mecnundan beter
Çöllerde Seni aradım.
Bahçem çiçek, bağım gazel
Birleşir ebedle, ezel
Ayırmadım çirkin, güzel
Kullarda Seni aradım.
Ulaşmak için rahmete
Katlandım binbir zahmete
Karışıp söze, sohbete
Dillerde Seni aradım
#136274
#136398
#136433
#136595
#136596
#136597
#136608
#136695
#136729
BEŞİNCİ MEVSİM
Düştü can evime dördüncü cemre
Dünyayı üçüncü gözümle gördüm.
Dört yüz seksen beş gün çekti bir sene
On altıncı aya takvimsiz girdim.
Aynalara baktım korku gösterdi
Saatler her sabah kırkı gösterdi
Namlular, nişanlar Türk'ü gösterdi
Hayatım boyunca hedefte durdum.
Gül sundum yediler, koklamadılar
Armağan can verdim saklamadılar
Gittim... gelir diye beklemediler
Kaybolan gölgemi yollara sordum.
Getirdim yanıma ay'ı bir karış
Ölçtüm ki dağların boyu bir karış
Şehiri bir adım, köyü bir karış
Damlada denizdir en küçük derdim.
Savurdum, eledim, seçtim zamanı
Yaprak yaprak, tel tel açtım zamanı
Haftada üç asır geçtim zamanı
Nereye gittimse zamansız vardım.
Yırtıldı ruhlara çizdiğim resim
Yazık, kulaklara sığmadı sesim
Yaşadığım şimdi beşinci mevsim
Çağın çilesini sırtıma sardım
#136828
#136860
#136861
#136862
#136863
#136864
#136865
#136867
#137194
YETER Kİ GEL
Üzülme her hafta gelemem diye
Haftada olmazsa ayda gel canım.
Üç yüz altmış beş'i böl on iki'ye
Sırala otuz'u say da gel canım.
Bekletme geciken müddet ziyandır
Güzele kin,öfke,hiddet ziyandır
Varsa gurur,kibir,şiddet ziyandır
Onları orada koy da gel canım.
Kitap 'aşk masal' der,yıkar bırakmaz
Akıl 'tedbir al'der çöker, bırakmaz
Korku 'gitme kal'der çeker, bırakmaz
Sen gönül sözüne uy da gel canım.
Yazı,güzü,kışı bahar zamanı
Yaşadın bilirsin ki her zamanı
Dinle rüzgârları seher zamanı
Uzaktan sesimi duy da gel canım.
#137356
#137845
#137846
#137915
#137998
#138005
ŞİİR SEVER NİZİPLİLER BURAYA...
GÖNLÜMDEKİ GURBET
Dost ülkeler duman duman önümde
Dağların alnında gurbet yazılı.
Göv göcekler firez oldu gönlümde
Çamların dalında gurbet yazılı.
Ilgıt ılgıt yeller eser ovadan
Kuşlar tüm tedirgin kalkar yuvadan
Özümüz gövünür yanık havadan
Sazların telinde gurbet yazılı.
Gene yanar oldu bağrımın başı
Nasıl söner bu sevginin ateşi?
Oğuzlar soyunun savaş yoldaşı
Atların nalında gurbet yazılı.
Bir canım olsa da yurt için versem
Ufka nakış nakış kanımı sersem
Kalk gardaş sılaya gidelim desem
ÖTÜKEN yolunda gurbet yazılı.
hayat aşksız olmaz
kuşlar yuvasız olmaz
söylemiştim birtanem
sevenle şaka olmaz
Bu konu üstünde araştırma yapmak lazım. Ortada bir mantık hatası var. Ekmeğin içi değil, dışı daha lezzetli, güzel olmaz mı? :)
başak;136099 wrote:subutay abi annemde size güzel şiirleriniz için çok tşk ediyor:)nizip'in içi ekmeğin içi diyor eleştirinizi kabul etmiyor :confused: şiiri bizi bayağı güldürdü size slm ları var :)
Gurbet
Bülbül aşıkmış güllere
Aşk ile gelmiş dillere
Cüda düşürmüş ellere
Zalim gurbet, olmaz olsun.
Karanlıktır geceleri
Duman, dağın yüceleri
Hep ayrılık yolcuları
Gurbet yolu, olmaz olsun.
Umut ile düşlemeli
Nakış, nakış işlemeli
Bu sene de kışlamalı
Biter hasret, olmaz olsun.
Engin der ki, döneceğim
Yaz-baharda geleceğim
Bekle beni, gül çiçeğim
Zalim gurbet, olmaz olsun.
Engin Tunca
Gurbet
Zalim gurbet yaktı beni,
Çokta özledim annemi,
Kırılmıştı sanki kalbim,
Anlatamadım derdimi.
Akıyordu göz yaşlarım,
Islanmıştı yanaklarım,
Ellerim mi titriyordu?
Donuyordu parmaklarım.
Bütün bunlar hırsımdan mı?
Gurbete kızdığımdan mı?
Yoksa annemin gül gibi,
Yüzüne hasretimden mi?
Sanmam ki bu uzun sürmez,
Gurbette kalan ölmez,
Buna itaat etmeyenin,
Gözyaşları asla dinmez.
Fatih Mertaslan
Gurbetçinin Bayramı
Söylemesi bile güç geliyor insana..
Gözlerin yaşlı gurbetçi, hadi ağlasana,
Bu gün bayram annecim...
Efkar öyle bastı ki, ağlamak geliyor içimden,
Bir nebze yok, eski bayram sevincimden,
Bu bayram sizler yoksunuz anne..
Sizde benim gibi, özlemle dolusunuz..
Koşup nasırlı ellerinizi öpemiyeceğim,
Gözlerim dalıyor enginlere,
Hep sizleri düşüneceğim...
Silik yalancı hayallere,
Eyvallah edip, avunarak ah çekeceğim....
Akranlarım dolaşırken bakma anne,
Boş yere yüreğini yakma anne,
Bu bayram sabret, üzülme anne,
Kardeşim öpsün ,ellerinizi benim yerime...
Geçmişe takılır,gönlüm feryat eder,
Üzülme anam,bu hasretlik biter,
Öyle bir bayram ki anam..
Çok acı bağrımı deler...
Beni uğurlarken gözlerin yaşlıydı,
Ayrılış günleri,geçtikçe küçülür,
Üzüntülü hayalin bir başkaydı ..
Unutma evlatlarda üzülür...
Anne,bugün bana bayram olmayacak,
Bir köşede sıla hayaliyle hep gözlerim dolacak...
Recep Karadereli
subutay abi başaşçı ne diyorsa o doğrudur:Dekmeğin içi daha lezzetli olurmuş kıymetli olanlar ekmeğin içini yermiş:)benim hiç bi fikrim yok:)büyüklerimizin fikrini sormak lazım:)saygılarımla saidecim şiirlerin için tşk ler saol:)nizipli_subutay;136433 wrote:Bu konu üstünde araştırma yapmak lazım. Ortada bir mantık hatası var. Ekmeğin içi değil, dışı daha lezzetli, güzel olmaz mı? :)
ya bu heralde ikinci girişim bu bölüme muhteşem bir bölüm
Seyrettim uzaktan benliğimi ki,
Et, kemik, kan değilmiş mânâ.
Habibin hakkına, İsmin hakkına
Af dilemek için ağlayarak,
SANA geliyorun SANA
Ya HAKK...
a.karakoç
Fatih abi siz bu a.karakoç' u çok sevdiğiniz belli:) bende onun şiiri sonrada şükriye tutkun'un seslendirdiği bir şarkıyı paylaşayım sizinle...
Mihriban(AŞK)
Mihriban
Sarı saçlarına deli gönlümü
Bağlamışlar, çözülmüyor Mihriban.
Ayrılıktan zor belleme ölümü
Görmeyince sezilmiyor Mihriban.
‘Yâr’ deyince, kalem elden düşüyor
Gözlerim görmüyor, aklım şaşıyor
Lâmbamda titreyen alev üşüyor
Aşk, kâğıda yazılmıyor Mihriban.
Önce naz, sonra söz ve sonra hile
Sevilen, seveni düşürür dile
Seneler, asırlar değişse bile
Eski töre bozulmuyor Mihriban.
Tabiplerde ilâç yoktur yarama
Aşk deyince ötesini arama
Her nesnenin
bir bitimi var ama
Aşka hudut çizilmiyor Mihriban.
Boşa bağlanmamış
bülbül, gülüne
Kar koysan köz olur aşkın külüne
Şaştım kara bahtın
tahammülüne
Taşa çalsam ezilmiyor Mihriban.
Tarife sığmıyor aşkın
anlamı
Ancak çeken bilir bu derdi, gamı
Bir kördüğüm baştan sona tamamı
Çözemedim… Çözülmüyor Mihriban.
MARTILAR Kİ
Günlerdir körköstebek nefsimle öyle hırlı
Ve öylesine harlı ki
esrik nefesim
Bir kibrit tutsam parlayacak.
Bir sarnıç gemisi diyecekler alev almış
Boğazın iki yakasından
Oysa bir gaz tenekesiyle bir şişe mavi
Gelişi güzel mi güzel bir ocak
Suların ortasında sevgili öfkemle benim
Yanacak bahar erişinceye değin
Soğuktan morarmış kanatlarını
ısıtsın diye martılar
Martılar ki sokak çocuklarıdır denizin
can yücel
AYRILIK SEWDAYA DAHİL -1-
görinen yıldız değil yir yir delinmişdür felek
gün yüzünün hasretiyle tir-i ahımdan benüm
necati
1.
açılmış sarmaşık gülleri
kokularıyla baygın
en görkemli saatinde yıldız alacasının
gizli bir yılan gibi yuvalanmış
içimde keder
uzak bir telefonda ağlayan
yağmurlu genç kadın..
atilla ilhan
-2-
rüzgâr
uzak karanlıklara sürmüş yıldızları
mor kıvılcımlar geçiyor
dağınık yalnızlığımdan
onu çok arıyorum onu çok arıyorum
heryerinde vücudumun
ağır yanık sızıları
bir yerlere yıldırım düşüyorum
ayrılığımızı hissettiğim an
demirler eriyor hırsımdan..
ayrılık sewwdaya dahil 3
.
ay ışığına batmış
karabiber ağaçları
gümüş tozu
gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar
yaseminler unutulmuş
tedirgin gülümser
çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
çünkü ayrılık da sevdâya dahil
çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili
hiç bir anı tek başına yaşayamazlar
her an ötekisiyle birlikte
herşey onunla ilgili
telaşlı karanlıkta yumuşak yarasalar
gittikçe genişleyen
yakılmış ot kokusu
yıldızlar inanılmayacak bir irilikte
yansımalar tutmuş bütün sâhili
çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil
çünkü ayrılık da sevdâya dahil
çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili..
ayrılık sewdaya dahil 4-
yalnızlık
hızla alçalan bulutlar
karanlık bir ağırlık
hava ağır toprak ağır yaprak ağır
su tozları yağıyor üstümüze
özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır
eflatuna çalar puslu lacivert
bir sis kuşattı ormanı
karanlık çöktü denize
yalnızlık
çakmak taşı gibi sert
elmas gibi keskin
ne yanına dönsen bir yerin kesilir
fena kan kaybedersin
kapını bir çalan olmadı mı hele
elini bir tutan
bilekleri bembeyaz kuğu boynu
parmakları uzun ve ince
sımsıcak bakışları suç ortağı
kaçamak gülüşleri gizlice
yalnızların en büyük sorunu
tek başına özgürlük ne işe yarayacak
bir türlü çözemedikleri bu
ölü bir gezegenin
soğuk tenhalığına
benzemesin diye
özgürlük mutlaka paylaşılacak
suç ortağı bir sevgiliyle
AYRILIK SEWDAYA DAHİL-5-
sanmıştık ki ikimiz
yeryüzünde ancak
birbirimiz için varız
ikimiz sanmıştık ki
tek kişilik bir yalnızlığa bile
rahatça sığarız
hiç yanılmamışız
her an düşüp düşüp
kristal bir bardak gibi
tuz parça kırılsak da
hâlâ içimizde o yanardağ ağzı
hâlâ kıpkızıl gülümseyen
-sanki ateşten bir tebessüm-
zehir zemberek aşkımız..
ATİLLA İLHAN...
yaşama sebebi
sıkmışım dişlerimi gözlerim kanayana kadar
çeyizimizde hüzün motifleri
göçebe bir ağıt göğsümün derinliklerinde
bu aşkın dönüşü yoksa
duman kırığı gözlerinde gecenin hıçkırıkları
kırık keman sesi ve adağım var
moraran hercai düşlerim ateşi delip ıslatır mendilimi
kalbime dolar -sonsuz uykuma- korkuya susamış yasadışı bir rüzgâr
bu aşkın dönüşü yoksa
suya düşer kokusu menekşelerin
deniz her zamankinden daha köpüklü
serçeler bi garip ötüşlüdür
martıları mavnalarla başka türlü danseder hamuruna sevgi katılmış bu dünyanın
küflü yüzler yok hiçlik de
hani ne derler gözlerinden öperim çocuk,gamlı sevda, şiir
ne'm kalır geriye gülüm seni alırlarsa benden
tiksintiler toplamı umutsuzluk sapağında ölüm...
Yavaş yavaş ölürler
seyahat etmeyenler
Yavaş yavaş ölürler okumayanlar
müzik dinlemeyenler
vicdanlarında hoşgörüyü barındırmayanlar
yavaş yavaş ölürler
onurlarını yıkanlar
hiçbir zaman yardım
istemeyenler.
yavaş yavaş ölürler
alışkanlıklara esir olanlar
her gün aynı yolları
yürüyenler
ufuklarını genişletmeyen ve
değiştirmeyenler
elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile
girmeyen
veya bir yabancı ile konuşmayanlar
yavaş yavaş ölürler ihtiraslardan ve verdikleri heyecandan kaçanlar
tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı
görmek istemekten kaçınanlar
yavaş yavaş ölürler
yavaş yavaş ölürler
aşkta veya işte bedbaht olup istikamet
değiştirmeyenler
rüyalarını gerçekleştirmek için risk
almayanlar
yavaş yavaş ölürler
Pablo Neruda
Öyle dost.. Öylesi dost
dost
uzakta
gurbet ellerinde
dost
mızrabı
gönül tellerinde
dost
sevgi de
paylaşım da
dost
ekmeğimde
zehir de olsa aşım da
dost
yaşanılan anların hazzı
dost
katlanılan çilenin avazı
dost
en uzun soluk
yaşam nefesi
dost
en uzun çığlık
mutluluk sesi
dost
rafine rafine imbik imbik
dost
sevda da yumak sevgi de ilmik
dost
yokluğunda sızlar yare
dost
yoksunluğunda yürek pare pare
dost
Veysel de kara toprak
dost
Pir Sultanın gülün de yaprak
dost
Mevlâ’na da gönül aynası
dost
Yunus da açan vuslat sayfası
dost
idealim yıldız yıldız
dost
eksikliği kaygılarımız
dost
eksiği acım
dost
varlığı ilacım
öyle dost
öylesine dost
“Gerçek dostlar yıldızlara benzer, karanlık çökünce ilk onlar gözükürler.”
Mahir Özel
Dost
Dost vardır ekmek gibi
Acıkınca ararsın
Dost vardır akrep gibi
Sen ondan hep kaçarsın
Dost vardır ilaç gibi
Sen hep onu ararsın
Dost vardır
Yağmurla toprak gibi
Nasıl toprak kurumuş
Hasretse yağmura
Dost vardır öyle
Hasrettir dostuna
Dost vardır yakut gibi
Kullanıldıkça parlar
Dost vardır pamuk gibi
Kullanıldıkça yıpranır
Dost vardır ırmak gibi
Seyrine doyamazsın
Dost vardır ateş gibi
Dokunursan yanarsın
Dost vardır dolunay gibi
Geceni aydınlatır
Dost vardır güneş tutulması gibi
Gündüzünü karartır
Dost vardır'AZAD'gibi
Uzaktır ma yürekte
Dost vardır 'HASRET'gibi
Özlemle beklenilmekte...
Ömer Sevim
Gönüller Yapmaya Geldim
Benim burda kararım yok
Ben burdan gitmeye geldim
Bezirgânım, mallarım çok
Alana satmaya geldim
Ben gelmedim dava için
Benim işim sevgi için
Dostun evi gönüllerdir
Gönüller yapmaya geldim
Dost sarhoşu deliliğim
Âşıklar bilir neliğim
Değiştirip ikiliğim
Birliğe yetmeye geldim
O hocamdır, ben kuluyum
Dost bahçesi bülbülüyüm
O hocamın bahçesine
Şad olup ötmeye geldim
Burda tanışık olanlar
Orda bilişirler imiş
Tanışıp da hocam ile
Halim arz etmeye geldim
Siz Yunus'tan sorun haber
Dost nerde ise anda var
Haberi gel gör benden al
Ben onu görmeye geldim
Yunus derki ey hoca
İstersen git bin hacca
Hepisinden iyice
Bir gönüle girmektir.
Doğru olsun özü sözü
Harama kaymasın gözü
Tebessümle dolu yüzü
Gönül arar şöyle bir dost.
Varlığımda hep yanımda
Yakın olsa darlığımda
Hastalık ve sağlığımda
Gönül arar şöyle bir dost
Hatama nasihat etse
Düşünce elimden tutsa
Benle derdini unutsa
Gönül arar böyle bir dost
Dünyada sırdaş hem yoldaş
Ahırette sağlam kardeş
Her anımda bir arkadaş
Gönül arar böyle bir dost.
Dost insanı vezir eder
Dost insanı rezil eder
Şakir ya da kâfir eder
Gönül arar doğru bir dost
Dünyada dost olsa yeter
Dostla kalmaz acı keder
Onsuz hayat daha beter
Dost ararım, dost, dost, dost.
Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.