Ramazan bayramına artık sayılı saatler kaldı. Bu yıl bayramın haftasonuna denk gelmesi ile buruk bir sevinç var kimi insanlarımızda.
Buna rağmen nerede,nasıl geçirelim bu bayram tatilini! diye hesaplar yapılmıyor değil.
Günümüzde bayramlar artık bayram olarak değil, tatil olarak anılmakatadır.Bayram=Tatil
Bayramlar gelmeden önce herkes durumuna göre çeşitli hazırlılkara girişir.
Kimisi otellere rezervasyon yaptırır
Kimisi Daha mütevazi bir tatil hesabı yapar
Kimisi de hiç olmazsa Piknik proğramı yapar.
Netice herkesin bir hesabı var.Peki bayram denince bunlar mı akala gelmeli?
Bayramları bayram yapan temel prensipler bunlar mı?
Hayır dediğinizi duyar gibiyim.
Bayramların en büyük özelliklerinden birisi KAYNAŞMA,PAYLAŞMA VE KUCAKLAŞMA dır.
Peki ne kadarını yapıyoruz?
Gelin bu bayram bunların ne kadarını yaptığımızı sorgulayalım.
Gelin bu bayramı Gerçek manasına uygun yaşayalım.
Nasıl mı? Tabii ya, gerçek manada yaşamayalı o kadar çok olduki nasıl yaşyacağımızıda unuttuk değil mi?
Şöyle yapalım:
1)Bayram öncesi Ailemiz efradına ve yakınlarımıza birer hediye alalım(İmkanlar nisbetinde)Hediyenin büyüğü küçüğü olmaz, Aslolan hatırlamak...
2)Arife günü herkesin en son karşılacağı ve gideceği yer olan Mezarlık ziyareti yapalım.
3)Şeker gibi bir bayram olması için şeker almayı da unutmayalım.
4)Bayram sabahı,bayram namazını kaçırmayalım.
5)Nazan dönüşü 1 aydan sonraki ilk kahvaltıyı aile ile beraber yapalım.(Mümkünse bir dost veya komşuyuda paylaşıma alabiliriz)
6)Anne-baba ve abi ablalarınmızın elerini öperek bayramalarını kutlayalım.
7)Sonra bir liste oluşturalım (Akraba,Tanıdık, konu komşuları ve dostları içeren bir liste)Bu listeye göre bayram ziyaretleri yapalım.Uzaktakiler ile iletişim kuralım.
8) Hiç tanımadığımız birilerinin bayramını tebrik edip bir şeker ikramında bulunalm.
9) Bir hasta ziyareti gerçekleştirip çiçek ikram edelim.
10)Dargın olduğumuz birileri varsa, aniden karşısına çıkıp bayramını tebrik edip şaşırtalım.
10)Sokakta gördüğümüz bir Çocuğa harçlık verelim.Bize gelenlere harçlık vaya avuç dolusu şeker verelim.
..........
Gelin bu bayramı bayram gibi yaşayalım.
Herkese iyi bayramlar, Mutlu günler ve yarınlar dilerim.
Sevgiler...
Geleneklerimiz Anılarımız
#210236
#210242
#210244
#210251
#210267
#210291
#210461
#210462
Gelin bu bayramı bayram gibi yaşayalım
cok güzel yazmissiniz.... ellerinize ve yüreginize saglik.... cok güzel bi konu gercekten.....
Öyle yapmaya gayret edecegim insallah....
Allah razi olsun......
tam bir bayram havasini yasatmissin
Sayın aşk-ı muhabbet çok güzel bir yazı, yüreginize sağlık.
Ah nerde o eski bayramlar diye başlayan bir yazı yazabilecek yaşa gelmeyi epey bekledim.
Sanıyorum artık vaktidir. Yaşım müsait. Dedemlerden "rahmetli" diye söz ediyorum nicedir, anneannem "Allahım elden ayaktan düşürmeden al yanına" duasında...
Her bayramı bir arada "bayram gibi" kutlayan o koca aile, telefonda bayramlaşıyor kaç zamandır...
"Modernleştikçe" uzaklaştık çokları gibi biz de... Tek sobanın etrafına kümelenip sohbet etmeler bitti. Kaloriferle ısı odalara yayılınca, sohbetlerin keyfi de dağılıp gitti. Yer sofrasından masaya terfi edilince tadı kaçtı yemeklerin... Telefonda "görüş"ür olduk, "görüş" mesafesinin dışından...
Eski bayramlar, "tatil" oldu.
>Ê75 
* * *
Herkesin bayram imgeleri vardır.
Benimki taş zeminde sabun kokusudur uyanınca burnuma çalan... Bir de coşkulu fasıl sesi, kallavi ahşap radyodan yayılan...
Sabah namazıdır, babamın dizi dibinde, dizimde ağrılarla "kılar gibi yaptığım..."
Bayram harçlığıdır, annemin elinden kaptığım...
Kapıda ramazan davulcusudur; bakkalda Arap kızı sakızı, sokakta lak­lak ve çatapat... Bilyede "müselles", "lik"te tumba... Tozlu tarlada tek kale maçtır, "Oğlum daha yeni almadık mı papuçlarını!" nakaratı eşliğinde oynanan...
Badem şekeridir bayram; kolalı beyaz mendil ve yandan ayrılmış saçta bir avuç kolonya kokusu...
Büyük Sinema'da "Taşa Saplanan Kılıç "tır, bir türlü çıkarılamayan... ya da televizyonda
"Bizim Sokak"ın siyah-beyaz dedesi, oyuncak yapan...
Kevser anneannemin bahçesinde silkelenen duttur, Ülkü'yle büyüğünü kapmak için didiştiğim... Abduş dayımla uçurtma uçurmaktır, Mustafa dayımdan para aşırmak... Gülsüm teyzemle eğlenip, Perihan teyzemle dertleşmektir.
Öğleyin önce un serpilip yoğrulan, sonra oklavayla açılan hamurun, tencere kapağı marifetiyle yarım aydan çiğ böreklere dönüşmesini merakla izlemek ve içine gizlice konan bakır 5 kuruşa ulaşma umuduyla özenle çiğnemektir.
Rahmetli Nuri dedemin kucağında "Mebus olursun inşallah" duasıdır, mebusun ne olduğunu bilmeden dinlediğim...
Taşlık sofada yer minderidir, ipten salıncakla inatçı bir sinek vızıltısı eşliğinde deliksiz öğle uykusu...
Sonra baba tarafında, Adil Bey'le Saniye Hanım'ın evinde, "ikinci devre..."
Bu kez halaların, amcaların kucağında bayram keyfi... Handan haladan şiirler, Sevim haladan ninniler, Fethiye haladan türküler... Kamil amcadan, Aydın amcadan hediyeler... Melih' le, Ateş' le, Atilla'yla, Necati Cumalı’nın
deyişiyle "pembe yüzlü çocuklar"dık bayramlarda, "öyle pembe ki burun delikleri yavru tavşanlar gibi..."
* * *
Bu sabah, o eski bayramların kokusu geliyor burnuma, tütüyor burnumda...
Yaşlanıyorum galiba...
O bakırdan 5 kuruşun, peşinde değilim...
Mendiller kolalanmasa da olur, saçlar kolonyalanmasa da...
Lakin sevgiler ertelenirse olmaz... Sevmenin değer vermek, kıymet bilmek, hatır sormak, yardıma koşmak, kapı çalmak, dua almak olduğunu anladım. En çok ondan özlüyorum geniş aile sofralarını...
Ölen eski bayramlar değil aslında; eski duyarlılıklar...
Onları yaşatabilsek, bayramlar da yaşar.
Bu sabah, elinden tutup oğlumu, yukarıdaki listedeki herkesi gezdirmek istiyorum.
Bir kısmı için çok geç kaldım.
Geç kalmadıklarımla bari doyasıya bayramlaşayım.
Siz de öyle yapın: sevdayı, vefayı başka bayrama ertelemeyin.
hayirli bayramlar
Çocukken diz yaralarımıza ağlardık, şimdiyse kalp yaralarına... Bazen kırılan oyuncaklarımızın ardından gözyaşı dökerdik, şimdi ise kırılan umutların.... Keşke şimdi de çocuk olsakta ağladıklarımızı yeni bir oyuncak görünce unutabilsek. HERKESE İYİ BAYRAMLAR!
Çok eskidendi belki el öpmeler, kenarı dantelli mendiller içinde şekerler, avuca zor sığan kocaman 2,5 liralık bayram harçlıkları...
Postacının getirdiği, uzaktaki dostların bayramı kutlayan bayram kartları...
Aniden yok oldular, yittiler eskilerde bir yerlerde.
Yıllarca sadece seyahate gidenler tesadüfen karşılaştılarsa kutladılar birbirlerinin bayramlarını.
Artık bayramlar sadece birer "fırsat" oldu, yorgun bedenlerin dinlenmesi için...
Ve bir gün sanal alemle tanıştık ve yeniden hatırladık bayramlaşmanın keyfini...
Kenarı dantelli mendiller, parlak kağıda sarılı şekerler, madeni 2,5 liralık bayram harçlıkları yoktu belki ama bir küçük haber vardı dostlardan; uzun süredir karşılaşmadığın, hala aynı adreste olup olmadığını bilmediğin...
Sanal da olsa hatırlandığını , unutulmadığını öğrendiğin..
...Ve eski, tek yaprak bayram kartlarında yazıldığı gibi:
Ramazan Bayramınız Mübarek Olsun...
Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.