Nizip'te evlenmeler genelde görücü usulü dediğimiz ana-babanın istemesi ile olurdu. Gencin(bana filanın kızını isteyin) sözüyle olmasıda çok az olduğu gibi akraba evliliği çok fazladır. Akraba olmayan veya damat adayının belirlenmediği evlenmelerde ise damat adayının annesinin çevrede gelin adayı araştırması ile başlar.
Bazen annenin beğendiği adayı abla veya akrabanın hanımlarından bazıları beğenmez ise anneyi bu fikirden caydırırlar. Herkesin beğeneceği bir gelin adayı bulunduğunda önce kızın annesinden istenir. Anne babasına sorayımder ve kararı kızın babsına bırakır. Gelin adayının ailesi onay verdikten sonra kız tarafı istediklerini liste halinde yapıp erkek tarafına verirler.Liste üzerinde pazarlık yapılır veya erkek tarafı direkt olarak kabul ederler. İlk aşamadakız tarafını erkekleri ile oğlan tarafının erkekleri hem tanışır hemde istediklerinden haberder ederler. Gelin adayına kendi evinde veya uygun bir evde yüzük takılır.Bu isteklerin bır kısmı kız evine teslim edildiği gibi bir kısmıda düğünden önceye ertelenir.İsteklerin bazılarını şöyledir;
Şu kadar lira başlık parası(kız kalını)
Şu kadar altın(kişinin maddi varlığına göre)
Şu kadar kilo yün
Şu kadar kilo bakır
Şu kadar elbise
Şu kadar ayakkabı istenir.
İstediklerde anlaşıldıktan sonra he iki tarafta hazırlıklara başlardı.Damadım evinde şare(şehriye) dökülmeye gidilir. Şare döküldükten sonra düğüne bir kaç gün kalasıya düğün ekmeği yapılmaya başlanır.Gerek düğün ekmeğinde gerekse şare dökmede komşular yardım yarışına girerler.Bilhassa geceleri dökülen şarenin çok neşeli geçmesi şarttır.Evlerin hayatında(avlu) en az üç tane ocak kurulur. Üstüne sac kapanır.Orta yaşlılar ekmek yapıp pişirirken gençler türkü söyleyip dümbelek çalarak çalışanları eğlendirmek için uğraşırlar.Dümbelek(darbuka) bulamazlarsa köfte veya kil leğeni çalarlardı.
Şare Dökmenin Amacı;Gelin geldiği gün damatın evinde misafirlere yemek ikram edilir.Bu yemek genellikle pilav olur.Bazıları prinç bazılarıda bulgur pilavı yaparlar.
Tarihimiz Kültürümüz
#70697
#71202
#71778
#71780
#72166
#72758
#73120
#73122
#73836
#74027
#74718
#83409
#83431
#83512
#131539
#139523
#216345
Nizip'te Evlenirken Neler Yapılır ?
Ekmek düğüne gelen misafirlere yemeğin yanında yenilmesi için yapılır ekmeği yaşlı kadınlar yapar. Ekmek yapanlara yardım etmek için gelenlerde, yapanları ziyaret için gelenlerde olur. Ziyarete gelenler taplamayla (taze ekmek) karşılanır. Ekmek yapanlar ziyaretçilerden bahşiş alırlar. Bütün bu işler olurken erkekler yaklaşamazlardı. Şare dökülüp ekmek yapıldıktan sonra en önemli iş kız evinden oğlan evine ceyiz getirmektir.
Bu iş atlarla olur. Yataklar, sandıklar, bohçalar atlara yüklenir. Davullar eşliğinde oğlan evinde toplanan kalabalık kadınlar içeride erkekler dışarıda harekete hazır hale gelince, önde atlılar peşinde davul zurna ekibi, erkekler, darbuka keman ekibi ve kadınlar şeklinde dizilir. Topluluk kız evine yetişince erkekler bir kenara çekilir. Kadınlar kız evinin hayadına (avlu) girerler. Orada kadınlar çalar oynar kapı açılınca at sayısı kadar bir köşesi kaneviçe işlemeli mendiller, at sahiplerine verilir. (şimdi ise araç sayısı kadar verililiyor) O mendiller atların alnına bağlanır ve bu at sahibine hediyedir. Kapı açılır içerden paket edilmiş yatak, yorgan, yastık, bohça ve sandıklar dışarıya çıkarılmaya ve atlara yüklenmeye başlanır. Bakır tepsiler, siniler ve diğer kazan (tencere) ve sahan(tabak) henüz kalaylanmamış bakır kaplar bazen tek tek bazen iç içe elde taşınacak şekilde dönüş başlardı. Gelişde olduğu gibi dönüşde de atlar, davul zurna, erkekler, darbuka keman ve kadınlar sıralamasına özen gösterilirdi. Düğünler için çeyiz getirme, gelin getirme güvee (damat) gecesi güvee hamamı, çeyiz altı ve güvee sahresi için çalgıcılar Birecik'ten getirilirdi. Bunlara mıtrıp denilirdi. Davul zurna için Nizip çevresinde yaşayan Gurbetlerden de yararlanılırdı.
Bir kaç gün sonra kız anasının öncülüğünde bir grup kadın gece ceyiz sermeye giderler. Bir odanın 4 duvarına çiviler çakılıp ipler bağlanarak, ceyizler sıra sıra asılır.
Gelinle damadın yatacakları yer bir köşeye gerek karyola gerek mertebe (Tahta divanlarla hazırlanan yüksekçe yer yatağı) olarak hazırlanır. Ceyiz sermeye gelen misafirlere yemek, tatlı ve meyve ikramı yapılır.
Gelinin babası evinde ki son gecesi kına gecesidir. Kına gecesi akşamı ikindi namazından sonra oğlan evinden kız evine kına götürülmesi gerekir. Kına hiç kalaylanmamış bir tepsiye konulur. Tepsi çiçeklerle süslenir ve bir bekar delikanlıya teslim edilir. Delikanlı tepisiyi kız evinin kapısına kadar başının üzerinde taşıyacaktır.
Oğlan evinin kapısından kız evinin kapısına kadar darbuka-keman eşliğinde gidilecek yol çibelek (alkış) çalınarak, türküler söylenecektir. Kız evinin kapısına ulaşıldığında kına tepsisi evin kapısında başı bozulmamış yaşlıca bir kadın tarafından alınıp bütün kadın ve kızlar ile beraber içeriye götürülüp kız anasına teslim edilecektir. Kız evi kına getiren kadınlara yemek yapmaya mecburdur. (Ceyiz gününde erkek anası kına gecesinde kız anası yemek yapar.)
Kız evinde veya yakın bir komşuda geniş hayatlı bir yerde gelin için;geniş hayatlı bir evin hayadında kına gecesi yapılır. Gerek kız evinde gerekse oğlan evinde sandalyelere oturulur. Erkeklerin kına gecesi için toplandığı yerde masalarda bulunur. Gerek içki gerekse mezeler bu masanın üzerindedir. Hayadın orta yeri boş bırakılırki rahatça oynana bilsin diye. Çlagıcılar bu boşluğun bir kenarında damat ve arkadaşlarının oturduğu masa diğer kenarındadır. Her masanın saki(içki dağıtan kişi)si olur. Hiç kimse sakiden izinsiz masadan kalkamayacağı gibi içki bardağına da el uzatamaz. Masadan birinin kalkması gerektiğinde sakiye bir sigara ikram eder ve sakiden izin ister masadan kalkar ve asaya dönüşte ise tekrar selam vererek yerine oturur.
Gerek kız evinde gerekse oğlan evinde mıtrıpların çaldığı havasında gençlerin çibelek çalarak tempoya bir veya iki kişi bazende üç kişi önceden belirtilen ortadaki boşlukta oynarlar.
Bir müddet çalıp oynandıktan sonra gerek kız gerekse oğlan evinde kına yakma zamanı gelmiştir. Kız evinde kına yoğurulurken erkeklern toplandığı yerde çalgı susturularak "biz kız evine kına getirmeye gideceğiz arzu edenler buyursun" demesi üzerine çoğunluk darbuka-keman eşliğinde oğlan evine doğru hareket edilir. Oğlan evine varıldığından hayatta bir müddet oynanır, kına yoğurulmuş olarak hiç kalaylanmamış bşr tepsi içerisinde bir gence teslim edilir. Yine kına çiçeklerle süslenmiştir. Gençler maşallah veya yaşa diye bağırarak kına taşıyan genç önde diğerleri arkada düğün evine getirilir. Bu defa kına için yerinde kalkmayan kınayı maşallah veya yaşa gibi sloganlarla karşılarlar. Kına tepsisi güvee masasının ortasına konur. Baştan birtmeyi unuttuğum kına tepsisinde yanan mumlar olur. Biraz oynadıktan sonra kınadan birer parça diğer masalara parmak bağıyla dağıtılır. Damat masasında damadın sağında oturan kişi hem meclisin sahipçisi hemde damadın bir serçe parmağına kına yakmakla göervlidir.Buna sağdıç denir. Bizden büyükler daha önceleri damadın iki eline birden kına yakıldığına daha sonraları yalnız sol eline yakıldığını söylerlerdi.
Kına yakılırken keman taksimi eşliğinde uzn hava okunurdu, parmağına kına yakılan damadı masasının sakisi "arkadaşlar izninizle ben damadı evine götüreceğim sonra biz eylenmemize devam devam edeceğiz" diyerek damatla beraber baba evine gidilirdi.
Kız evinde ise gelinin eline kına yakılırken uzun hava söylenir ve gelinin eline hamur parçası veya çiçek yaprağıyla süsler yapılırdı. Gelin ağlatılırdı.
Eski düğünlerde davetiye bilinmezdi Nizip'linin "azeme" dediği kadınlar düğün sahibinin davet edeceği kişilerin evini teker teker dolaşaral "filan gün ceyize, filan gün kınaya, filan gün gelinçiye" diyerek davet ederdi. Davet edilen o kişiler azeme birer hediye vermeleri mecburidir. Bu hediyeler; iki avuç bulgur veya prinç şeklinde olurdu.
Kına gecesinin sabahı kız evinde gelin hazırlanırken oğlan evinde davullar çalmaya kalabalık toplanmaya başlar. Kadınlar içeride erkekler sokakta toplanırlar. O zamanlar kuaför olmadığı için gelinin saçını arkadaşları hazırlar. Gelinliğini giyen genç kız yüzünün duvakla örtülmesini beklerdi. (Gelinin duvağını daha sonra yine arkadaşları örter.)
Gelin öğlen yemğinden önce gidecek ise kahvaltısını akşama doğru gidecek ise öğlen yemeğini baba evinde yedikten sonra gelinçilerin gelmesini bekler. Gelinçiler çala oynaya kız evinin kapısına gelir. İçeri girer. Erkekler sokakta kalır kız evinin hayatında bir süre keman-darbuka eşliğinde oynanırken oda da gelin yola çıkmaya hazırlanır. Duvağın üzerinden bir poşu (baş örtüsü) kapatılır. Sırtına geniş bir manto giydirilir. Her koluna ortanca yaşlı bir kadın girer. Bastığı yeri görmeden yürümeye başlar. Baba evinden çıkmadan babasının ve annesinin elini öper ve çıkar. Oğlan evine doğru sazlar eşiliğinde ki yürüyüşle oğlan evinin kapısına ulaşır.Gelin alayının geçtiği sokaklarda sokak iple kapatılır.Gelin sahibinden bahşiş istenirdi. Buna ip çekme denirlir. Erkekler sokakta kalır. Önce gelin ve refakatçileri ve sonra kadınlar içeriye girerler. Damat babasının mali durumuna göre kapıda kurban kesilmesi ve gelinin kurbanın üzerinden zıplayarak geçmesi görülmüştür. Hazırlanmış olan gelin odasının kapısına yaklaşıldığında gelinin mantosu ve duvağın üzerindeki örtü çıkarılır ve eline verilir. Mevsimi ise nar mevsimi değil ise bir bez torbaya konmuş bardak veye fincan kırması istenir. Bunun amacı attığı şey parçalanırsa çocuğu çok olacaktır denir. Gelin odasında bir koltuk veya sandaltede damadın anası oturmaktadır. Gelin yaklaşır ayağa kalkan kaynanasının elini öper kaynanada gelinin iki yüzünü ve alının öperek bir kenara çekilir. Kalktığı yeri göstererek " evine hoş geldin kızım bugüne kadar bu koltuk benimdi bugünden sonra senindir." diyerek oturmasını sağlar. Gelinin duvağının önü açılır. Gece damat gelinceye kadar gelin yalnız bırakılmaz.
İkindi namazından sonra damat annesinin odasında çamaşır değişir. Damat için yapılacak düğüne yığınak denir. Yığınak olacak yere arkadaşları ile gelen damat bir sandalyeye oturtulur. Berber havluları üzerine örtüldükten sonra çağırılan berber tarafından damat tıraş edilir. Buna güvee tıraşı denilir. Traş boyunca uzun havalar okunur maşallah ve yasşa diye bağırılır.Damadın arkadaşlarından da isteyen tıraş olur. Berber çırağına bahşişler verilir. Bir köşesi işlemeli mendilde verilmesi Nizip'e özgü bir gelenektir. Damadın evinden gelen yemek akşam ezanı esnasında yenir. Yemek sonrası sazlar çalınıp eğlence başlar. Camii yakınsa ezan okunurken sazlar susar. Bir müddet eğlenildikten sonra "asbaba kalkacağız arzu eden buyursun" derler. Bunu damadın yakın arkadaşları veya akarabalarından biri söyler. Damat ve yakın arkadaşları masalarından kalkmazlar ve masanın üzeri boşaltılır. Mıtrıplar eşliğinde çala oynaya oğlan evine giden kalabalık hayatta (avluda) bir müddet çalıp oynadıktan sonra hiç kalaylanmamış bir bakır sini (tepsi) içinde damadın bir bohça içerisinde elbiseleri ve üzerinde ayyakkabıları br bekar gencin başına konur. Bu arada "Maaşallah" ve "Yaşalar" kırlaaa giderler. Kalabalık yığınak yerine geldiğinde damadın arkadaşları ayağa kalkarak siniyi alır masanın üzerine koyarlar. Söylenen uzun havalarla birlikte damat ayağı kaldırılır atlet kilot katına kalıncaya kadar soydurulur. Önce gömleği sonra pantolonu ve ceketi en sonuında ayakkabısı giydirilirdi. Bir müddet çalınıp oynandıktan sonra hep beraber ayağa kalkılırdı. İki arkadaşının kollarına giren damat önde ,mıtrıplar onun arkasında damadın evine doğru hareket edilir. Giderken damadın damadın yönünün kıbley gelmesi sağlanır. Gerekirse bunun için yol uzatılır. Bu yürüyüş anında kalabalıktan çıkan birisi damadın gittiği yola oturur.
-(Damatın arkadaşlarından birisi sorar) Ne oldu?
-(Oturan kişi)Falanca kişi beni vurdu
-(Oturan kişi) Beni vuran kişi gelip iki beit dahi olsa uzun hava söylesin
der ve biter.Bu hareket çeşitili kişiler tarafından yolda tekrarlanır. Damat evine ulaşıldığında kalabalık sokağa tek sıra halinde dizilir. Damat içeriye girer. Anasının elini öper sonra dıları çıkar ve başta babası varsa babasının yoksa amcasının elini öper ev kapısına iki sıra olarak dizilmiş olan büyüklerin ellerini öperek akranları ile kucaklaşarak bir gencin taşıdığı löküs lambasının ışığında dolaşarak arkasından damadın arkasından hediyeleri toplar. Yığınağa gelen bir kutu şeker veya bir şişe kolanya hediye getirmesi gerekir. Kına gecesi gelipte yığınağa gelmeyenler "Bir kutu şekerden kaçtı." diye ayıplanırdı. Damadı misafirlerle görüşmesi sırasında keman-darbuka çalmaya devam eder. Damat kapıya geldiğinde ayağı ile kapıyı kapatarak bahşiş isterdi.
Damat içeriye girdikten sonra yakın arkadaşları mıtrıplarıda yanına alarak uygun bir yerde sabahlamak üzere ayrılırlardı.
O gece damat, gelin ve damadın arkadaşları uyumazlardı. Arkadaşlar imsak vakitine kadar uygun bir yerde eğlenir.İmsak vakti sazlar çalarak damadın kapısına dayanırlardı. Kapı çalınmaz "maşallah" ve "yaşa" sesleriyle damadı dışarıya çagırırlardı. Gençlerin yaşa ve maşallah seslerine damat anası ve yakın akrabalarının kadınlarınında zılgıt sesleri karışırdı. Damat dışarı çıkar. Damadı alarak hamama gidilir. Buna güvee hamamı denir. Ne kadar kalabalık olursa damat için o kadar kıvanç nedeni olurdu. Hamamın soyunma yerinde eğlence devam ederken yıkanmak isteyen yıkanırdı. Hamamcıyada normal ücretin dışında bahşiş verilmesi gerekirdi.
ahmet amcaya tşkler ellerinden öperiz. benim dikkatle okumam lazım damat adayıyım ya obakım
Ssayın editör kaçıncı yüzyılda yaşıyosunuz,ne başlık parası,ne bakır hangi zamandan bahsediyosunuz,yapmayın lütfen memleketi yanlış tanıtıyosunuz,şu sıralarda evlilik hazırlıkları yapıyorum ve nişanlımda Nizipli hiç öyle başlık parası bakır falan istemediler,bide şehriye dökmekten bahsetmişsiniz valla yaşım o kadar eski değil ama hiç öyle şehriye dökme geleneğide duymadım yok eski zamanlardan bahsediyosanız yazınızın önüne şu tarihte ibaresi koyun lütfen,memleketin tanıtımına eksi yönde katkıda bulunduğunuz için size teşekkür bile edemiyorum.Saygılarımla.
ya bunlar nasıl yapılıyor sımdı bunların hangısı yapılıyor acaba hıc denk gelmıyorda
Çok Güzel bir yazı olmuş Hocam...
Bu milletin kafasını televizyonlar bozmuş...
İşte gelenek işte evleme şekli..
Nizipli gençlerin niye evlenemedikleri meydanda ,
asgari ücret alıp , 50-100 fıstık ağacının geliriyle bunların hangisini yapacaklar,
daha öncede benzer bir konuya yazmıştım, zor ordaki gençlerin işi, ama güzel gelenekler gençleri ve aileleri maddi açıdan fazla yormamak şartıyla geleneklermizin devamını dilerim.
ilker,
söylediklerinizin hepsini büyüklerden dinledim ama sizin bu yazdıklarınız çok eski tarihlerde kaldı. (kil leğenini kaç kişi bilir ben 39 yaşımdayım hatırlamıyorum)
burda zaten 100 yıl oncekı geleneklerden bahsedılıyor sımdı olması gerekenden yada olandan degıl.ve bu yazılar olmasa gecmıste nınelerımızın dedelerımızın nasıl geleneklerı goreneklerı oldugu kaybolup gıdecektı. yazıyı yazanların ellerıne saglık.tarıh boyle yazılarak anlatılarak tarıh olur.ayrıca burhan dıye bır abı arastırma yapıyormus bu konuda .rehber olsun dıye bu kaynagı gostermısler. bıraz dıkkkat.
Hayırlısıyla evlenirsek bakar buluruz nizip!in evlenem geleneklerini
Eskiden evlenmek ne kadar zormuş yahu, bunların hepsini yapmaya insanın ömrüde yetmez parasıda.
Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.