Tarih araştırma dergisi olan YESEVİ dergisi, bu ayki sayısında Nizip köylü birkaç annemizin dövemeleri ile tarihin ilk yıllarına ait bulunan kalıntılardaki yazı karakterlerine dikkat çekmiş.
Makaleye göre ilk çağlara ati Talas yazıt'larında bulunan sembollerle, geçmişde Türk boylarından bölgemize gelip yerleşen annelerimizdeki semboller büyük benzerlik gösteriyor.
Orhun Yazıtları gibi Talas ve Yenisey nehirleri civarında da Türk yazıtları bulunmaktadır. Bu yazıtları ilk olarak ele alıp inceleyen Finli bilimadamı Heikel olmuştur. Talas nehri civarında bulunanlara Talas yazıtları denilmiştir. https://en.wikipedia.org/wiki/Talas_River
Evet daha önce bu iddiayı bir yer de okumuştum. ama aklıma bir soru geliyor. orta asyada dövme geleneği mevcut değil ve bu şekilleri batıda Fas'tan doğudaki Irak'a kadar her yer de görmek mümkün. mesela bu dövmeler arap stili ile yapılmış olup kürt stili daha farklıdır. zaten eskilere sorduğumuzda dövmeleri yapanlar gurbetler veya eskiden köylere gelen harranlılar. ve gerçekten urfaya baktığımızda aynı dövmeler hatta demin dediğim gibi arap ülkelerindekiler ile de aynı şekiller mevcut.
Dövmenin yapılış sebepleri:
İnsanlık tarihi kadar eski olan dövmenin birçok yapılış nedeni vardı. Ortadoğu halklarında ve de cahiliye Araplarında da aşağıdaki sebepler nedeni ile dövme geleneği yaygındı. Ülkemizde de bahsedilen şekliyle olan dövme geleneği Suriye sınırına yakın yerleşimlerde görülmekte ve sadece yaşlılarda kalmış olup yok olmak üzere olan bir adettir. Dövmenin yapılış gerekçelerini üç madde de toplayabiliriz:
1- Güzellik: Eskiden kadınlar için kalıcı bir güzellik aracı olan dövme büyük bir rağbet görmekte imiş. Hatta dövmesi olmayan kızlar evlenemezlermiş veya pek rağbet edilmezmiş.
2- Sağlık: Özellikle baş ağrısına ve diğer ağrılara duçar olmamak için de yüzün belli yerlerine dövme yapılırmış.
3- Sihir ve korunma: Bilhassa nazara karşı yine yüzün çevresinde mesela göz kenarlarına dövme yapılırmış. Ayrıca akrep, yılan gibi zehirli hayvan ve haşerelerden korunmak için ayak arlına topuk çevrelerine de tılsım amaçlı dövme yapılmıştır.
Ayrıca çeneden başlayıp göğse doğru giden dövmelerin de uzun ve sağlıklı bir ömrü temsil ettiğini duymuştum. Kadınlarda dövme sınırı yokken erkekler sadece yüzlerine (şakak, yanak, dudak altı) ve sağ ele dövme yaptırabilirlermiş. Bunların dışında erkeklerin dövme yaptırması ayıp sayılırmış ki zira bunun dışında erkeklerde dövme görmemiştim. Ama kadınlarda az önce saydığım ve çeşitlerde söyleyeceğim tüm dövmeleri çocukken yaşlı kadınlarda görmüştüm.
Dövme şekillerinin ve isimlerinin teferruatı çok ve burada sadece aklıma gelenleri sayacağım:
Nur: Elin üstüne yapılan tüm dövmelerin umumi adı.
Mıhaddet bintel-melik (kralın kızının yastığı): Kola yapılan dövmeler.
Rusme ve verde: Dudağın kenarlarına yapılan şekiller. Rusme dudağın altına yapılır.
İmşat ve şikaliyat: Bacağa yapılan uzun dövmelerdir.
Kuhlet-kıtta veya gamaziyat: Kedi sürmesi denenen bu dövme göz kenarlarına yapılan dövmedir.
Hucul: Bacağın aşağısına topuğun yukarısına yapılan dövme.
Nukat: yanaklara yapılan noktalar.
Hilal: Alnın ortasına yapılan şekiller.
Husr: Bileğe yapılan uzun işleme. Bileziğe benzediği için bu ismi almıştır.
Sahn-ı verd ve visade ibnül-amm (amca oğlunun yastığı): Daire şeklinde olup dirseğe yapılır. Verd ismi üzerinde çiçek şeklindedir ve boğaz, çene ve göğüslere yapılır.
Bunlar haricinde gazel, mişatel-hayye, riddiye, şems, biraseyne-dubb gibi daha birçok dövme şekilleri vardır. tabi bunlar bölgeden bölgeye farklılıklar göstermektedir.
Evet Alparslan Bey haklısınız. Belirtmeyi unutmuşum. Eski kültürlerin hepsinde dövme geleveği farklı şekillerde mevcut. Ama benim nazar-ı dikkati çekmek istediğim yakın tarihimizdi. Sadece Türkiye Türklerinde bu mıntıkada dövme geleneği mevcut. Buda doğaldır ki Türkler bölge halklarını etkiledikleri gibi onlardan da etkilenmişerdir. Eskilerin araplı türkmen tabirini yabana atmamak lazımdır. Bu boşa söylenmiş bir söz değildir. Zira bugün göremesek de eskiden büyük bir etkileşim vardı. Dövme ve eski kıyafetler de bunun en güzel örnekleri arasında. Bu dövmeleri Orta Asyada veya Anadolunun herhangi bir yerinde güneydoğu haricinde (Türkmenler için söylüyorum) bulmak imkansız. kaldıkı buradaki Türkmenlerin çoğu aslen iç anadoludan gelme ve oradakilerde bu adetleri görmek mümkün değil. Dediğim gibi sınır bölgesinde köklü bir etkileşimden hasıl olan bir gelenek.
Mesela yukarıdaki fotoğraflar ortadoğunun muhtelif yerlerinden (Urfa, Irak, Suriye, Cezayir, Ürdün) alınma fotoğraflar. Ve Bedevi geleneğinin devamı. Zaten yaptıran insanlar da o yörenin bedevileri. Bizim ülkemizde de bu tarzda dövme yaptıran arapların hepsi Bedevi asıllı araplar. Fotoğraflaro çoğaltmak mümkün. Ayrıca bu şekillerin isimleri ve manaları da bende bir kaynakta (bedevilerin tarihleri ve gelenekleri ile alakalı bir kaynaktı) vardı. Eğer bulabilirsem onu da paylaşabilirim sizlerle. Fakat aklımda kalan bu şekillerin cahiliye dönemine gittiği ve şekillerin genellikle putlarla ilişkilendirilen bir tılsımı veya aşirete has bir işareti yansıttığı idi.
Ayrıca bazı şekillerin eski kitabelerdeki harlerle benzeşmesi çok doğal. Zira bu şekilleri Nebati yazıtlarında ve Afrikada ki Tuaregler gibi kadim toplulukların alfabelerinde de görmek mümkün.
Evet Alparslan Bey. Takdim tmiş olduğunuz siteye de baktım güzel ve yararlı bir kaynak. Dediğiniz gibi eski toplumlarda Türkler de dahil dövme gelenegi mevcuttu. Ben de bir kaynakta okumuştum ve o kaynakta okuduğumu tashih eder eder nitelikte; Eski toplumlarda ve Türklerde dövme motifleri umumiyetle hayvan figürleri oluyordu.
Evet haklısınız. Bahsettiğimiz dövmeler zaten cahiliye adetlerinden ve bunun ile alakalı hadiler de var. ve bu hadislerden yola çıkarak ulema da haram olduğunu sötlüyor. zaten eskiler de hep söylerdi ve sadece alt dudağa yaptırmanın helal olduğunu söylerlerdi. bunun da sebebi alt dudağa fatma annemiz dövme yaptırmış. ama ben bu hususta bir araştırma yapmadım. fkat daha önce bir din görevlisine danışmıştım ondan aldığım malumatta az önce yukarıda yazdıklarımdı.
Merhaba Murat Bey bu husuta geçen bir ilahiyatçıdan da dinledim ayrıca Abdulaziz Hoca'nın Süleymaniye vakfı adlı vakıf sayfasında da fetvalar kısmında okudum. Peygamberimiz (s.a.v) dövme yaptıranları hoş karşılamamış. ama dövmeli olanların abdetlerinin kabul olmayacağı üzerine bir şey yok. netice itibariyle dövmeli olan insanların abdestleri de namazları da kabul olmaktadır.
Evet dediğiniz gibi bir bilimsel araştırma olsa çok iyi olur. aslında daha önce de zikrettiğim gibi bir tane var ama ona nasıl ulaşırım bilemiyorum. Suriye'deki dövme geleneğini araştırmış. Haklısınız bu ve buna benzer şekiller sadece şaman kültüründe yok farklı bir çok kültürlerde de mevcut ve maalesef kanıt için de kafi değil. Zira elimizde yazılı bir metin yok.
https://www.beitshar.com/3.htm
İncelemeye değer bir başka kaynak. Bizdeki (Antep, Urfa) dövmelerin aynısı. Ayrıca yukarıdada bahsettiğim gibi bu konu üzerine İtalyan antropolog Alberto Safiyoli (yazım yanlışı yapmış olabilir zira Arapçadan çevirdim - ألبيرتو سافيولي)
1997 yılında Suriye'de Dövme geleneğini araştırmış ve "Suriye'de Bedevi Sanatı" adında bir kitap yazmış. Dolayısıyla orada muhakkak dövmenin tarihçesine de değinmiştir.
Anladığım kadarıyla Türkiye'de de bulunmuş ve Suriye ve Türkiye'de ki dövme geleneğinin mukayesesini de yapmış olabilir. Dediğim gibi kendisine ulaşmaya çalışacağım ve elde edeceğim tüm malumatları sizlerle paylaşırım.
Merhabalar,
Sonunda dediğim şahıs ile irtibat kurabildim ve kendisinden bazı malumatlar aldım. Uzun müddet Suriye, Ürdün, Irak ve Suudi Arabistan’da bedeviler arasında bulunmuş ve bedeviler arasındaki dövme (döğün, deg) sanatını araştırmış ve hala da araştırmakta. Ayrıca bu hususta ileride kısmet olur ise beraber de çalışmayı istediğini söyledi. Bahsettiğimiz bu dövmelerin kökeni hakkında net bir şey söyleyememekle beraber Semitic kültüre ait derin izler taşıdığı malumdur. Fakat şu noktanın üzerinde ben de dahil hiç durmadık. Bilindiği üzere Yukarda saydığım yerler de ve bizim mıntıkada (Barak, Urfa, Mardin) bu dövmeleri yapanlar Çingene olarak tabir edilen (Gurbat, Karaçi) gezici topluluklar yapmakta idi veya öğretmekte idi. Ve hala Bedeviler arasında bu sanatı onlar icra etmekteler. Sonuç olarak bu coğrafyanın derin kültürünün mahsulü olan bu şekiller zamanı bilinmeyen geçmişten günümüze yoğrularak, harmanlanarak günümüze gelmiştir. Dolayısı ile Berberiler, Araplar ve diğer Semitic kültürlerde şekillerin benzerliği (Fas'tan Irak'a) bundan ileri gelmekte. Fakat şunu da ilave etmek gerekir ki geçmişini tam manası ile öğrenemesek de araştırmaya değer bir mevzudur. İleride imkan dahilinde bu mevzu üzerine araştırma yapmayı düşünmekteyim. Ve şu sıralarda bu şekillere verilen isimlerin nedenini araştırmak istemekteyim. Ayrıca bu konu üzerine çalışana bir akademisyen de Henry Field. İlgilenenler bu zatın da internetten sayfasını inceleyebilir. Zira daha önce arkadaşların eski Türklerde dövme geleneği üzerine bahsettiği Pazırık dövmeleri üzerine de bahis var. Benim de önceden dediğim gibi şekillerde değişik hayvan motifleri havidir.
(https://www.vanishingtattoo.com/tattoo_museum/pazyryk_mummy_tattoos.html)
Ayrıca aşağıdaki rabıtada Hint dövme geleneğine bakacak olursanız, az da olsa kimi şekiller bizdeki dövme şekillerine benzemekte. Bana kalırsa yukarıda bahsettiğimiz dövme geleneğini icra eden Çingeneler Hint kökenli olmaları itibariyle Orta Doğu’daki köklü dövme geleneğine kendi şekillerini de katarak Semitic kültür ile harmanlamışlar ve dövme geleneğimiz baskın Semitic kültürün içinde bugünkü son halini almıştır.
(https://www.vanishingtattoo.com/india_tattoo_history.htm)