Nizip.com
Üye ol
007_Mehmet AĞPAK

Laf ile Değil, Hal ile Anlatmak

Görüntülenme: …

mehmetagpak Üye
Üyelik: 2005-02-24 Herkese açık mesaj: 415
#242287
F. Soyarık Kardeşime,

Laf ile Değil, Hal ile Anlatmak

Ömrü hayatınızın sağında, solunda, önünde arkasında şöyle adam gibi adam dediğimiz kaç insan vardır? Sözü demir gibi, gülümsemesi gül gibi, bakışları bayram sevinci gibi kaç tane er oğlu erle karşılaştınız, yaşadınız, komşuluk ettiniz?

Size bizzat yaşadığınız insanlardan bahsediyorum. Meşhurların hayatlarını zaten ballandıra ballandıra anlatıyorlar. Merakımı hoşgörün. Ben size mahallenizde, köyünüzde, kasabanızda, şehrinizde, beraber yaşadığınız insanları soruyorum. Çocukluğunuza gidin mesela, rehber aldığınız, büyüyünce onun gibi olacağım dediğiniz kaç insan oldu? Olduysa hakikaten onun gibi olmaya çalıştınız mı? Veya yaptığından hoşlandığınız, "Bak falanca amca, teyze böyle yapıyor" dediğinizde herkesin onayladığı kaç insan olmuştur?

"Tamam dostum bize sorup duruyorsunda senin saygı duyduğun, görünce rahatladığın insan oldu mu?" diye sorarsanız sizin gibi bir iki dakika düşünürüm herhalde. Üstelik yıllardan beri insanların içinde biri olarak bir elin parmak sayısınca insan çıkaramazdım. Bende kalan, gönlü gönlümde dalgalanan insanlar var da ben mi göremedim, gözlerimi hepten mi kapattım? Adam gibi adam bulma da kriterlerimiz mi ağır yoksa? Bir uzun havada " Sen çok güzelsin de, Seni seven bi çare" mi? Yani etrafımızda güzeller çok ta biz mi çaresiz, sefiliz, görmüyoruz?

Bende kalan bazı insanlar epeyce olmuştur elbette. Biraz maziye gidince çıkmıyor değil. Öyle kocaman kocaman işler yapmışlarla pek işim olmadığı için gözüme takılanlar genelde mütavezi ve işin doğrusu köylü insanlardır. Sıfırdan zengin olmuşlar, bilmem gayret etmiş birkaç üniversite bitirmiş, masterını doktorasını Amerikalarda yapmışlarla pek işim olmadı. Olmuş olsa dahi beni "hal ile etkiliyen" insan sayısı sayılıdır. Yoksa çevremde başarılı insan profili çıkmaz mı?

Laf ile Değil, Hal ile AnlatmakÇocukluğumun büyük bir kısmı köyde, gençliğimin bir kısmı dar bir daire içersinde şehirde geçti. Köyümüzde Cülha Mamet (Mehmet) amcamız vardı. Onunla bir kelime etmişliğimiz yoktu. Onu eşeğiyle veya yaya yürüyüşünü görürdüm. Bazen de evlerinin önünde dört demir arasında gerdiği yünleri ip yaptığına şahit olmuşumdur. Tıpkı resimdeki beyaz sakallı dede gibiydi. Cülha amcanın bakışı, 'pozitif enerji' dediklerin şeyin tamamen kendisiydi. İster istemez saygı duyar. Yaptığı işe kendisini vermesi, özenmesi bir ders verirdi.

Tıpkı Cülha amca gibi, bir de Habeş amcamız vardı. Şehre göçmüş köyün eski sakinlerindendi. Onunla da birkaç kelime etmişliğim olmadı. Ama onun at arabası ile bağına bahçesine gidişini her dem gördüğümde sanki bir derviş görür gibi olurdum. Yüzünde eksilmeyen tebessümü, sakin duruşunda mesajlar olurdu: "Hayata hırs göstermeye değmez; kimseciklere kızmaya, bağırmaya, küfür etmeye ne gerek var. Neyin peşindeyiz; hayat geçiyor işte, kendinize eziyet etmeye hiç değer mi?" gibi onlarca anlamlı dersler çıkarmak mümkündü.

Habeş amcanın bakışı koca laflara; roman dolusu kelimelere bedel gibiydi. Bu cümleyi bana kendisi bizzat sarfetmedi ama duruşu anlatıyordu, "Öyle lüks arabalara ne gerek var, bakın benim bir atım bir de arabam, giydiğim bir gömlek-ceket ve şalvar bunlar bana yetiyor."

Habeş amcanın bir de gazete okuması vardı. Yerde bulduğu gazete parçalarını alıp okuduğunu duymuştum. Ben de birkaç defa bahçe yolunda, bir taraftan gazete okuması ve bir taraftan da at arabasını sürmesine şahit olmuşumdur. Beni en çok vuran da burası olmuştu. Hep çevremize yıllarca Almanların, Japonların durakta, otobüste, metroda, uçakta, tatilde nasıl kitap okuduklarını ballandıra ballandıra anlatırken, Habeş Amcayı nasıl es geçeriz?

Ne bir fazla bir eksik. Üç paragraf ile bende kalanlar böyle. Uzatılacak kısımlar elbette vardır. Hani vakti zamanında Fransız yazarın birisi bir bayanı sokağın köşesini tam dönerken görür. Bayanın sûretini bizzati görmez ama eteğindeki kıvrımları, hareketi, hafif rüzgarda savruluşuna şahit olur ve bu bayan hakkında oturur roman yazar. Benimkisi öyle olmasa da, iki insanın duruşlarındaki samimiyeti, gönülden gönülden verdiği hisleri ve insanı rahatlatan tebüssümlerini üç-dört paragrafa sığdırmaya çalıştım.

Yine anlatılır: İki zat zaman zaman birbirini ziyaret ederlermiş. Birbirlerine Allah'ın selamını verip aldıktan sonra, bir süre otururlar ve yine Allah'ın selamı ile ayrılırlarmış. Çevredeki insanların bu dikkatini çeker. Ziyaretlerinde neden konuşmadıklarını iki dosttan birisine sorarlar. Cevap şudur, "Biz gönlümüzle konuşuruz."

Gönlünüzde kıpırtılar uyandıran, laf ile değil hal ile anlatan insan sayısını bereketli olması temennisiyle. Ayrıca vefat eden o güzel insanlara Allah'tan gani gani rahmetler ve dualarla…

foto: (1. foto- B.Yıldırır arşivinden) yazı: magpak
Laf ile Değil, Hal ile Anlatmak Laf ile Değil, Hal ile Anlatmak Laf ile Değil, Hal ile Anlatmak Laf ile Değil, Hal ile Anlatmak Laf ile Değil, Hal ile Anlatmak Laf ile Değil, Hal ile Anlatmak Laf ile Değil, Hal ile Anlatmak Laf ile Değil, Hal ile Anlatmak

Kaynak...
müslüm akpek Üye
Üyelik: 2007-02-08 Herkese açık mesaj: 11.752
#242296
İnsanlar eskiden daha mutluymuş.
fsoyarik Üye
Üyelik: 2005-05-06 Herkese açık mesaj: 5.099
#242311
Teşekkürler kardeşim çok teşekkürler gerçekten habeş agabeyimiz insadı aşagı yukarı nizipye ilk ilkokulu bitirenlerden biriydi
Özelikle tarihi mecmuaları çok yakından takip eder dinine diyanetine çok dikkat eder vatanını çok severdi Atatürkün ülke üzerinde yaptıgı çalışmaları çocukken ondan dinlerdim ifrat ve tefride kaçmadan olayları iyi sentezlerdi ondan çok istidade ettigimizi tüm BAkır ailesi olarak ifade etmek isterim
Yine bir lokma ekmegini suyunu insanlarla paylaşmayıo çok iyi bilirdi hele israfı hayatta sevmezdi bir boş kola şişesini saklardı tarlada olaki bir ümmeti muhammede lazım olur diye zetinini fıstıgını budadıgı zaman akrabalarının komşunun veya bulundugu yerin fakirlerinin kapısına usluca bırakır kısık bir sesle kapısını döverek seslenirdi bu odun zay olmasın evinize taşıyın yolda kalmasın gibi ifadelerle insan hizmet eder ettigini belli etmezdi
Kısaca insandı hemde kamil olarak Nur içinde yatsın rabbim ona rahmet kılsın hesapsız cennetine giren kullarından eylesin
Selamlar ve tekrar teşekkür kardeşim o eşiz yorumuzun ve nezaket olarak bu fakire ve ağabeyime verdiginiz deger için
müslüm akpek Üye
Üyelik: 2007-02-08 Herkese açık mesaj: 11.752
#242312
6 Yaşında ayrıldım topraklarımdan, ama bütün benliğim orada kaldı, keşke bende en azından ilkokulu topraklarımda bitirseydim, bazen rahmetli babamın ne kadar haklı olduğunu düşünüyorum, yöremizin insanları gerçekten örnek alınacak insanlarmış, biraz daha kalsabilseydim keşke köyümde.
fsoyarik Üye
Üyelik: 2005-05-06 Herkese açık mesaj: 5.099
#242408
ammi çok haklısın rabbim ölmüşlerinize rahmet kılsın onların her biri bir deryaydı aslında amma bizler istifade edemedik malesef.
iki yıl önce oglum arkadaşı ve ben Nizibe geldigimizde Çocuklugumun geçtigi yerlere gitmek geçmişi yad etmek için bahçeye gitik dedemden kalan bahçe satıldıgı için gidfemedim zaten bir defa gittim ondada agladım üzülerek gezdim Habeş agabeyimin bahçesine gittik onun az üstünde rahmetli Köse ahmet amcanın tarlası vardı az altındada Hacı mustafa amcamın tarlası var pınarlı olan bahçe zaten delikli kayayya gidipte o pınardan su içmeyen yoktur çocuklarla inip o pınardan kana kana su içtim ve çok duygulu anlar yaşadım pınar var amma amcam ve diger büyükler yok inanın tarlalar öksüz ve ıssız insanın içi kan aglıyor pınardan su içip tekrar habeş agamın bahçesine çıkıp oturduk bahçede Nar ceviz incir var çocuklar yiye bilirmiyiz dedi oglum müsademiz var amma yemeseniz iyi olur dedim çocuklarda iç çekerek yiyemediler nasıl iç çekilmezki nar yarılmış çekirdeksiz içi gözüküyor deken Rahmetli Habeş agebeyim geldi beni görünce gözü zorda görse sesimde ve karartımdan çıkartarak seslendi yanına koşarak sekerek gidip karşılayıp hürmetle egilip ellerinden öptüm oda iki gözümden öptü vay sen goş gelmişsin ne zaman geldin geldigini duydum diyecek kadar insanı takip eden ve düşlkün olan bir insandı oturduk susuzluktan bahsetti bazen pınardan kola şişeleri ile su taşıyı agaçları suladıgını üzülerek anlattı sonra çocuklara nar incir yemelerini söyledi çocuklar utandıgını görünce kalkıp kendi eli ile o yaşlı haliyle toplamak istedi topladı çocuklara kendi eli ile bıcagı çıkartıp taze cevzi şöyle açacan böyle çıkaracan bıcagı böyle tutacaksın diye hayat dersi vere vere narı cevizi kesip incirlerin kabugunu soymaya yaparkende kendi agzına bir tane koymadan çocuklara ve bana ikram etmeye başladı o yemeyince ben yiyemedim ben yiyemeyincede çocuklar yiyemedi ısrarla yememizi isteyince ütanarak agzıma bir parça koydum sonra akşam yaklaştı tarladan çıkarkende illa incir toplattı eve kız kardeşime götürmemi istedi ve topladık beraber tarladan ayrılıp arabayla onu eve bıraktık o güzel ellerini öptüm ayrıldık çocuklar benim ona gösterdigim saygıya çok dikkat etmişler zira o kapıdan içeri girmeden ben arabama binmedim çocukların dikkatini çekmiş yolda çocuklar bu ne kadar güzel bir amca yemedi bize yedirdi hele o tane tane sade sade tatlı tatlı konuşmasına bittim dediler bende onlara babanızda bir güzel ahlak gördünüzse Habeş agamdan eserler var çocyuklar dedim
>Malesef müslüm ammi eskiler insanı kamildi insansan yetiştrdiler malesef bu nesilden sonra halimiz ne olacak ben bu hususu Habeş agam öldügü ve şu satırları yazarken üzüle üzüle aglaya aglaya düşünüyorum KEŞKE BU YILDA ÖLMEDEN BİR GÖRÜŞEBİLSEYDİM AGABEYİMLE ah ahh
selamlar
müslüm akpek Üye
Üyelik: 2007-02-08 Herkese açık mesaj: 11.752
#242440
Yahu Fatih beni de ağlattın, Mehmet hocam olmasaydı bu ince ayrıntıları hatırlamayacaktık bile.
fsoyarik Üye
Üyelik: 2005-05-06 Herkese açık mesaj: 5.099
#242486
Rabbim siz ve diger kardeşlerimiz ile sitemizin gönül insanı hocamızdan razı olsun inan ammi habeş agebeyim sag görüşlü sag partiye oy veren bir insandı amma onunla yaz tatilerinde fıstık toplarken at arabasında tarlaya giderken konuşa konuşa sohbet ede ede gideken hem çok şey ögrenir hemde gülerdim gülmem şu ki atı kendisi gibi çok yavaş ve agır harket ederdi atına degnegi diger bir ifade ile çıbıgı kaldırır vurmaz vurmadan indirir bu aradada dehhhhhhhh diye ince ve kadife gibi yumuşak sesiylede ikaz etmye devamam ederdi tabi bu kadar yumuşak ve sakin hal ve harekete at şöyle bir kulak kabartır az harketlenir sonra sahibinin merhametine kendini bırakır yavaş adımlarla yine yürümeye devam ederdi.
Ben Atatürkün ve Rahmetli inönünün vatana fayda ve hizmetini ondan dinledim onun ifadeleri ile sevdim amma bunu anlatırkende onların yanlışlarını onları kötülemeden ifade ederdi
Selamlar
müslüm akpek Üye
Üyelik: 2007-02-08 Herkese açık mesaj: 11.752
#242497
Allah senden de razı olsun, sevgili hocamızdan da.

Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.

WhatsApp iletişim