Bir Dosta Mektup
Biliyorum hepimiz zor günlerden geçiyoruz. Sizler daha çok ‘girdaplar’ yaşıyorsunuz. En yakınlarım da çok ızdırap çekiyor… Hem de detayı çok çileler.
007_Mehmet AĞPAK
Biliyorum hepimiz zor günlerden geçiyoruz. Sizler daha çok ‘girdaplar’ yaşıyorsunuz. En yakınlarım da çok ızdırap çekiyor… Hem de detayı çok çileler.
Bazı şiirler vardır ki, *halinizi, sakladığınız açık-gizli duygularınızı seslendirir. Memleket hasreti, kokusuna hasret kaldığınız anne-baba sofrası *
Şimdi O Diyarda Bahar Bahara Durmuştur; Lâkin… Bahardır. Kayısı, erik ve armut ağaçlarının çiçekleri yanında, kurtlar, kuşlar ve kelebekler de arlıyı,
Bu akşam içinde bütün mevsimlerin olduğu hüzünleri dinlemeliyim. Biraz beni anlatan çokca da seni tarif eden hüzünlerin için de boğulmalıyım. O an saa
Dedemi kaybettiğim günden beri ve en küçük kız kardeşimin bizi terkedişi sonrası benim de (o şair gibi) canım çekip gitmek istiyor. Hoyratlığım, sertl
O hastahane merdiveni başında biraz daha dursaydın. Biraz daha bakışsaydık. Bileklerinde soğuk renkli çelik kelepçe. İki yanında iki sessiz jandarma.
Beş dakikalık görüşmelerimizde neler diyebilirim sana? Ah yüreğim ve o hasretler… Nasıl taşırsınız beni? Ah şu beş dakika. Kaybettiklerimiz. Gidenler.
Çoktan beri göremedik birbirimizi. Hayat işte deyip duruyordun. Bense ‘öyle de geçer böyle de demek olmuyor’ diyordum. Yıkılıyoruz diyor bazı dostlar.
Yani özlemek. Hiç gelmeyecek, yaşanmayacak günleri özlemek. Vurgun yemişiz; daha neyi özleyeceğiz? Güzel günler nedir? Biz güzel günleri yaşamadık ki
Biz ona zırza deriz. Kapı zinciri, sürgüsü, kapı rezesi, menteşesi diyen de olur.* Evimiz epeyce eski. Öyle diyorlar. 40-50 yıllık falan. *Verilen beş
Ev boyamak mesele. Yedi sene oturduktan sonra salonu, ‘yatakhaneyi’* ve mutfağı boyadım. Tam yatakhaneyi boyarken ‘Banyoyu ne zaman boyayacaksın?” sor
Altı sene önce okula gelen malzemelerin tahta sandıkları dağıtıldı. Epeyce almıştım. Bir kısmı ile kendime kitaplık yaptım. Gizerin (su ısıtıcısı) old
Sarsıntılı günlerden uzakta, toza-çamura bulanmadan *dostalara merhaba demek vardı. Tahta pencereden bakarken, bir teneke soba başında ısınırken gönlü
Çok şey oluyor Hüzün mevsimindeyiz. Hüzünler bir bir düşüyor. Hüzünler çok sessiz. Hayatında kitap kapağı açmamışların oranı yüzde 50’yi bulan ülkeler
Yağmur günlerdir yağıyor. Dün de bir başka yağdı. Dün hem dumanlar, hem de yağmurlar arasında kalmıştım. Üstelik kör bir kaldırıma çıkınca arabanın la
Solgun hatıraların serinliğinde kafamız demli.Hiç birşeye dokunmak istemiyoruz. Müzeyyen* bu dar sokaktan taşınmanın ötelerin de ötesine gitmenin plan
Naçarlık bizimkisi. Adını koyduğumuz ve koyamadığımı onlarca dert bizi soluk soluğa bırakıyor. Özeti, darası yok. Lafı evirip çevirmeye hiç gerek yok.
Dinlemesini bilmek, paylaşmak ve sonrasında üretmek.* Kaynak... Dinlemesini bilmek, paylaşmak ve sonrasında üretmek.*
Bükük boyunlarımız; hazandan değil. Yürek ürpertimiz karanlık geceleri deliyor. Öfkemiz ah o öfkelerimiz. Afyonun adını unuttuğum o mahallesinde, Anta
Oturup öyle uzun uzadıya yazamıyorum. Ama çok merak ediyorum. Hele bu sıralar; sisin, dumanın ve tuhaf bir soğuğun olduğu demlerde daha çok merak ediy
Bu kadarız işte diyoruz. Aslında biz böyle olmayacaktık diyenler de oluyor. Yazmalarımız-çizmelerimiz, planlarımızı-projelerimiz falan filan. Bir şeyl
Biliyorum yaralıyız. Muhabbetlerimizde sancılar konuşuyoruz. Sessizliklerimiz, yapraklarını kaybetmiş bir ağaç yalnızlığında. Gece yorganı başımıza ge
Bakmayın öyle üfül üfül estiğime. Aslında içimde her dem hüzünlü bir ney çalıyor. Anasını kaybetmiş bir kuzunun perişanlığı ile fırıl fırıl sağa sola
Ne isyan şiirleri yazabiliyoruz, ne ona buna, *ne de diğerlerine, söylenecek sözleri *biraraya getirip sıralayabiliyoruz. Sevda yazıları da yazılmıyor
Ne berberin önünden geçesim var, ne de Kardeşler Kebapçısı’na uğrayıp bir kavurma yeme isteğim var. Zaten et-met de yemeyi bırakmak üzereyim. Canımız
Dardayız. Kime ne söyleyelim. Diyecek söz yok işte. Yorgunuz. İşlerin tadı tuzu yok. Proje falan hikaye. Laf olsunları konuşuyoruz. Her saniyemiz hüzü
Hepimiz çok yorgunuz… Hepimiz yaralı… *Yazmaya ne gerek var.. Kaynak... Hepimiz çok yorgunuz… Hepimiz yaralı… *Yazmaya ne gerek var..
“Mevsim sonbaharmış. Başlarım ulan sonbahardan, bahardan. Ulan Rıza, Ulan Rıza biz hergün kış yaşıyoruz haberin var mı?” Tamirci Celalin oğlu İdris iş
Yoksulluğu yazmış Mustafa Kutlu abi. Daha öncesinde yazanlar da olmuş.* Ama nedense* Kerime Nadir okumuşum, Sait Faik Abasıyanık’a takılmışım. Daha öt
Vakit bu vakit deyip yaptığımız işlerin sayısı kaçtır? Ekmek parası için yola düştüğümüz saatler haricinde, öyle hakkını vererek zamanında yaptığımız