Nizip.com
Üye ol
Geleneklerimiz Anılarımız

Kadınlar bilirim ülkeme ait

Görüntülenme: …

nizip.com Üye
Üyelik: 2001-06-26 Herkese açık mesaj: 12.238
#48242
’’Kadınlar bilirim ülkeme ait’’



Nasırlı ellerle çapayı kavramak gibi güçtür Anadolu da kadın olmak. Acı verir insana en küçük hareketinde sızlar , inceden inceye kanar.

Güçtür kadın olmak ;Tarlaya ırgat olarak girmeden çok önce başlar bu güçlük .

Anadolu da,kapıda endişe ve umutla bekleyen kocaya bir kızın oldu muştusu verilip de ,güneş yanığı esmer anlı yere düştüğü zaman evin erkeğinin ,sağlığı yerinde olsunda kız olsun diye bir teselli dudağının kenarından lale ten kepir toprağa düştüğü zaman Anadolu’nun sert toprağında,ayaz soğuğunda kadın olmak lığın güçlüğü, ilkin çocuk ağıdı ile başlar.Kadının bitmek tükenmek bilmeyecek puslu yazgısının ağıdı.

Gün doğmadan önce ,daha güneşin habercileri tepelere ışığın öncülerini ulaştırmadan,müezzini olmayan,minaresiz köy camisinden cızırtılı bir sabah ezanı köyün kerpiç evlerinin bacalarından ,kapı aralarından, eşiklerinden muşamba çekilmiş pencerelerinden sıcak yatakların içinde ilkin evin kadınının kulağına gider.Kadın yatağında doğrulup oturur sırtını sabahın ilk soğuğu titrettiğinde fistanını başından geçirir ,kollarını takar ,keçiğini bağlar, aslında daha uyanmamıştır..Vücudun her gün değişmeyen bu başlangıcı en küçük bir düşünmeye gerek duymadan ezbere sıralayıp gitmektedir. Kadın bu sıralamanın neresinde uyanıp ta bedenine katılırsa artık gün o andan itibaren başlamış olacaktır.Odanın tahta kapısından birkaç basamak inilerek başlar rutin hayat .Ördeklerin,kazların,hindilerin,ayrı ayrı çığlıklarına yetişmeye çalışır.Birer avuç buğdayla susturmaya çalışırken ayaklarının altında koşuşturan tavukların,horozların,civcivlerin sıranın

kendilerine gelmesi için ortalığı velveleye vermesine katlanır.

Sıra tavuklara geldiğinde kadın artık uyanmıştır.Kuzulara az arpa karıştırılmış saman dökmenin ,Koyunların, ineklerin sütünü sağmanın .Danaların zibilini sıyırırıp, büyük kızın küllüğe atması için el arabasına koymanın sırası gelmiştir.Güneşin rengi turuncudan sarıya dönmeye başlamıştır.Kadın ocaklığın toprak ocağını yakmak için ortudu yıkar .Büyük kıza seslenmek üzere , çocuklar büyüyünce yaptıkları kerpiç dama doğru seğirtir.Olanca gücüyle seslenecek ken evin büyük kızı kapıda görünür.

Kadın kızına hamuru yoğur der.Kız zembereği o an kurulmuş gibi sıralı hareketleri sergilemeye başlar.Koca leğeni zorla ocağın yanına getirip içine her zaman ki kadar un boşaltır Ana çocukları uyandırmak için odaya girer. Çocukların isimlerini tek tek ünler ,çocuklar gevşek devinimlerle doğrularak ,hayata katılmaya başlarlar.Kız körpe kollarını dirseğine kadar sıyırmış leğendeki hamuru mayalanmaya bırakmış, ocağın başında sıcak sacın üzerine serptiği suyun buharlaşarak sacı temizlemesini izlerken, sacın üzerinde yükselen buharlarla dalıp düşler kurar …

Komşu köyde ki düğünde her an göz göze geldiği delikanlının kim olduğunu ,düğünden sonra birkaç kez köyün içinde gördüğü oğlanın ,köye gelişinde Acaba ! benim için mi? Sorusuna cevap arar. Bir an dalar gelinlikler,çeyizi arabalara taşıyan deli kanlılar,gıpta ile halayı izleyen genç kızlar gözünün önünden geçip gider .Ana döşekleri yoranları toplayıp yük yerlerine dizmiş,çocukların her birine bir iş buyurduktan sona ocaklığa gelip, ocağın başına geçer .Ocağın başına ananın oturmasıyla büyük kız ekmek tahtasının başına geçer.Hamuru önce yumak yumak kesip sonra oklavayla incecik kağıda çevirip ,oklavaya sararak anasına uzatır.Pişen ilk ekmeklerden sonra pişirilen bazlamalar,sallamalar,bardaklara dolan çayın yanına konmak üzere giderken bir çocuk davarı sürüye katıp dönmüş sofraya oturmuştu bile evin en küçük oğlu babayı ellerinden tutup ,yataktan çekip çıkarmış, sofraya sürüklemiştir,bu onun görevidir ,küçüktür sevilecek çağındadır ve erkektir. Kahvaltı bitince küçük kızlar sofrayı toplar,erkek çocuk çantasından önlüğünü çıkarıp giyer okulun yolunu tutar,önlüğünü giymek için saçını tarayan kız çocuğuna baba “sen bugün küçük kardeşlerine bak biz yabana gideceğiz” der. Tarak sacın ucuna varamadan çıkarılıp kenara konur. Baba uyanmadan gittiği günler kesintisiz gitmiştir okula ,okul;her şeyden önce kendisine ismi ile hitap edildiği tek yerdir .Parmak kaldırınca konuştuğu sözünün kesilmediği ,sorumluluk aldığı yönetime katıldığı ,var kabul edildiği tek yerdir.Bir gün çocuk bakar, bir gün hindileri yayar.bir gün kuzuları otlatır. Gidemez okula bir türlü , keşke kış bastırsa der o zaman hiç işim olmaz ,okulun sobası da yanar.Her kış bütün çocukları gönderirler okula.Öğretmenin büyüyünce ne olacaksınız sorusuna sınıfta sadece erkekler cevap verir.Soru ısrarla kızlara sorulduğunda cevap hep aynıdır.Burada kızları okutmazlar.Neden diye sorarsan ,ayıp ,niye diye sorarsan cevap alamazsın sandalyeye oturan kızın ayakları yere değerse evlenme çağına gelmiştir de beklide ondan! Kız, anasına ve ablasına ocakta pişirmeleri için, öğle azığı patlıcan, domates,biber,götürürken babasının komşuya dertlenmesini hatırlar .Biz bu kızların hiç mi hayrını görmeyeceğiz,beş sene ilkokula gönder işin ucundan tutmasınlar ,beşten çıkınca tam işe yarayacak çağa geliyorlar, orta okul mecbur oldu.Ben onca erkeğin içinde dolmuşla başka köye bir başına nasıl gönderirim .Hiç mi evin işe ihtiyacı yok ,davara ,ineklere ,tavuklara, kim bakacak.Kim tarladan gelene sıcak bir çorba çıkaracak,kim iki bardak çay pişirip önümüze getirecek, ortaya göndersen okulu bitirdi mi ancak elin oğluna verirsin gider gördüğün günde o olur. Ana ve büyük kızlar, iki erkek çocuk, çapalarını omuzlarına atarlar,köye su kanalları geldikten sonra başlayan pamuk işinde bu sene baba daha erken yabancı otları kazmalamaya başladı .Gecikirse gecen seneki gibi ırgat tutmak ,para vermek zorun da kalacaktır . Baba çapasını oğluna verir ,her gün olduğu gibi ,Siz gidin bende geliyorum ,der kahveye döner her zaman ki gibi tarlaya ya uğrayacak yada uğramayacaktır .Başını kaldırmadan köyün içinden geçerler tarlaya doğru, genç kız gözünü ucuyla gördüğü delikanlıya bakamaz,her yanında kendisiyle beraber yürüyen yıkılmaz duvarlar vardır .Her genç kız gibi,hayaller kura kura kendini tarlada buluncaya kadar yürür .Okula gidemeyen kız , kardeşlerinin ellerinden tutarak kapının önünde ,güneşte oyun oynayan arkadaşlarının yada çocuk avutucuların arasına doğru yavaş yavaş yürür.Gün ışımasıyla yayılır emek tüm Anadolu’ya dalga dalga,fındık bahçelerinde,çay hasadında,sırtın da devasa sepetlerle yahut sırtına vurduğu çalı çırpıyı dağdan indirip ocağını tüttürecektir kadın.Bu topraklarda kadın ya hüküm sahibi olmuş, devlet kurmuş, yargılayıcı olmuş yahut hükmün altında ezilmiş anlını yerden kaldırmadan yürümüş,toplumda söz hakkı verilmemiş,eğitilmemiş her sözüne cahil işte, aklı eksik, eksik

etek yaftası vuruluş , hiçbir tercih hakkını hakkıyla kullanamamış, seçme

seçilme hakkı çok önceleri verilmiş(almamış) fakat ne zaman seçim olsa Anadolu da , kadın oy pusulasının rengini bile görmeden tamamlanır. Seçimler her evin reisi Baba,amca veya dede evdeki ve gücünün yettiği,sözünün geçtiği tüm kadınların kızların kimliğini alıp, elini kolunu sallaya sallaya sandığın başına gelir. Benim şu kadar oyum var der.Oyları herkes için tek tek kullanır( hatta bu baskın otarite den genç erkek evlatlar bile kurtulamaz) Tüm bu baskı ve erkek egemen kültürün , yumruğunun ağırlığının sebebi; beklide kadının devlet kurduğu bu topraklarda bir daha buna cüret etmesine imkan bırakmamaktır,kim bilir.

Tarlada çalışan kadınlar ak yanakları kararmasın diye ağzı burnu sarılmış çalışırlar uzaktan bir bedenin yansımaları gibi ,vahşi hayvan gözüyle görülen zebra topluluğu gibi ayırt edilemezler . Yazgıları gibi birbirine benzerler,mutluluklar aynıdır,üzüntüler aynıdır,değişen

isimler,kişiler,bedenlerdir.Hızla bir araba geçer tarlanın başındaki asfalttan tüm genç kızlar doğrulur bakar ,hepsi aynı hülyaya dalar hemen,beni de alıp gitse uzaklara… Arabanın arka koltuğunda bir şair oturur sadece şu notu düşer defterine “Evrensel kadınların iki büklüm çapa yaptığı Anadolu…”Gün kararmaya yüz tutmadan birbiri peşine tarlalar boşalmaya

başlar.Ancak iki kişinin yan yana yürümesine izin veren toprak yollarda peş peşe düşmüş kafilelerle kıvrıla kıvrıla evlerine dönerler.Akşam büyük kıza hiçte yabancı olmadıkları dünür (adayı) gelmişlerdir.Amca oğluna söz kesmeye, babalar kendi aralarında konuşur ,anlaşırlar.Söze ne ana karışa bilir nede kız.Kahveyi misafirlere kim götürüyorsa onun o evdeki defteri artık kapanıyor demettir.Büyük kız tepsiyi siler kurular,çeyizinden tepsiye uyan dantelli bir örtü çıkarıp tepsiye serer,bir an tarladan gelirken de gördüğü delikanlıyı düşünür.Gözüne kapı ilişir.Arkasından olacaklar ve çokça olmuş olanları düşünür .Kurulacak aile meclisi,ya zorla içirilecek tarım ilacı ve intihar süsü yada ailenin onuru daha ağır basarsa , elleriyle yıkadığı erkek kardeşlerinden birin eline tutuşturulacak babasının tabancası,bir çukura atılıp dümdüz edilecek mezarı,aileler arası kan davasını… Kahveleri doldurup tek tek dağıtır bildik kişilere, oda her kızın yaptığını yapacaktır .Önce evlenecek sonrada sevecektir!.
nizip.com Üye
Üyelik: 2001-06-26 Herkese açık mesaj: 12.238
#48243
Tüm bu izdivaç düşüncelerinin altında babanın ileriye dönük ,erkek evlatların toprak bütünlüğünü korumaya yönelik çabaları gizlidir.Herkesin bildiği.Sen benim kızımı alırsın ben senin kızını alırım kimse kimsenin toprağını almaz,tarla erkek evlatların arasında pay edilir.Bu düzenin birileri tarafından bozulması demek .İki ailenin karşılıklı yıkılması demektir.Bunu da kimse göze alamaz ,her şey baştan kabul edilir, kader denir.Yahut gerçektende bir kısmet çıkıp ta farklı bir köye yahut aile dışına çıkacaksa evin kızı, o yine de büsbütün bir yabancı olamaz.Yakan bağı ,ya bir tanıdıklık yada kültürel bir bağlayıcılık olmalıdır.Esas husus erkek evlatlara kalacak toprağın bütünlüğü sağlamaktır. Bunu da babalar ,evlenmeden önce kızları eğer reşit olmuşlarsa haklarından erkek kardeşleri adına feragat ettiklerini gösteren belgeleri imzalatır.Yahut erkek çocuklara sağlığındayken topraklarını paylaştırır ve torağını satmış gibi işlem yaptırır,çünkü toprak ailede erkeğe aittir ve evlat denilince erkek çocuktan bahsedilir.Her şeye rağmen kız çocuğu baba vefat ettik ten epey sonra ,erkek evlatlar arasında şahsi tapular çıkarılmak istenirken ,babasından kalan topraklardan pay isterse bunu dile getirirse ,önce kardeşleri sonra toplum tarafından ayıplanır ,dışlanır.Ailede ata topraklarının eniştelere ****** çekme çabası içinde olmakla yaftalanır toplumda kötü bir çığır açıcı olarak dillendirilir.Tüm bu kınamalara rağmen diretirse en iyi ihtimalle payına düşen toprağın onda birini kadarının bedeli, bilezik olarak koluna takılır,kaç çift ederse ve o kız evlat artık yüze gelmiş sayılır.Çünkü eniştenin o topraklarda hiç emeği,çabası ,kazması ,çapası yoktur.Toprak eniştenin babasının malı değildir.Enişte o andan itibaren bedavacıdır,hazır yiyicidir.Toprak işinin hiçbir bölümünde kadının adı geçmez , kadın toplumun içinde değil gerisindedir.Ya yönlendirir yada yönlendirilir asla içinde değildir.Kendini temsil edemez .Yılar birbirini kovalar,baba yaşlanır,vefat ederse evdeki düzen ufak tefek aksamalarla devam eder .Kız kardeşler erkek kardeşler hep bir alile olarak yaşamlarına devam ederler.Kötüsü olursa, ailede anne vefat eder .Anneler aileyi bir arada tutan bağdır,evlat ne kadar kötü olursa olsun ona her zaman kucak açacak biri olduğunu bilir.Ananın yaşı kaç olursa olsun,ömür boyunca köprünün taşlarını bir arada tutan kilit taşı gibi ailenin bütünlüğünü sağlar.Talih yüzüne gülmez de genç yaşta bir iki çocukla dul kalırsa kanun gibi iki seçenek önüne konur. Ya kayınlarından birisiyle evlendirilir yada siyahlar giyerek, dul bir kadın olarak kocasının ailesine bağlı kalıp,çocuklarının içinde oturur.

Eğer ana vefat ederse toplumun hazır olmadığı felaket budur. Çocuklar sahipsiz kalır.Kardeşler arasındaki bağ kopar aile kilit taşı çekilmiş köprü gibi çöker.Baba hiçbir erkek evladının evinde barınamaz,sofrasına oturamaz.Eşinden,anasından gördüğü sevgiyi,şevkadı sadece kızlarında bulur.Kızı her şeye rağmen babasının anası olur,onu kollar gözetir,yedirir içirir…Yüzyıllardır bu topraklarda bu hep böyledir.

Her şeye rağmen,Anadolu da kadın ERDEM BEYAZIT’IN dizelerinde dediği gibi.

Kadınlar bilirim ülkeme ait
Yürekleri Akdeniz gibi geniş, soluğu Afrika gibi sıcak
Göğüsleri Çukurova gibi mümbit
Dağ gibi otururlar evlerinde
Limanlar gemileri nasıl beklerse
Öyle beklerler erkeklerini
Yaslandın mı çınar gibidir onlar sardın mı umut gibi



Cem KAYAR
müslüm akpek Üye
Üyelik: 2007-02-08 Herkese açık mesaj: 11.752
#158258
Her şeyi olduğu gibi anlatmış, bunların hepsi gerçek, bütün bunları okuyup kavrayan hemen evine gitsin anasının ellerini öpsün ondan helallik alsın.
akhenaton Üye
Üyelik: 2007-12-29 Herkese açık mesaj: 330
#158303
yazarın yüreğine sağlık, ne de güzel anlatmış....
paylaşım için teşekkür ederim.
ziya_eren27 Üye
Üyelik: 2007-08-04 Herkese açık mesaj: 1.287
#158593
paylaşım icin teşekurler
secretgarden Üye
Üyelik: 2008-10-13 Herkese açık mesaj: 2.325
#161253
gercekten bu kadınları tebrik etmek ve önünde eğilmek lazım sahsen ben olsam yani öyle bi kültürde dogsam naapardım cok zor yaa aman Allahım.. acaba hayatlarından mutlularmı emin değilim ama sanmıyorum... okurken cok duygulandım üzüldüm yaa :( kadın evindeki işyle ugrasıp çocuklarını büyütücegi yerde tarlada calısıyo ayy çok zoor kız cocuklarıda okul yerine evin işleriyle ilgileniyo bence onlar mutlu değil mecbur olduklarından böyle benim düsüncem bu
müslüm akpek Üye
Üyelik: 2007-02-08 Herkese açık mesaj: 11.752
#162997
Annenizin kıymetini bilin, kadınları hep ikinci planda görmek isteyenlerede şunu söyleyeceğim senide bir kadın yetiştirdi unutma.

Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.

WhatsApp iletişim