Kadın önce anadır. Başımızın tacı. Her derdimizin ilacı… Şefkat ve merhametin adı… Kadın, anne olmakla şereflerin en yücesine sahip oldu. O, ana olarak çok güçlüdür. Belki de toplumun en naif, en hassas ve kırılgan üyesidir kadın. Ama anne, toplumun temeli ve en güçlü direğidir. Toplum onun sayesinde ayakta durmaktadır. O yetiştirdiği fatihlerin beşiğini sallamasa, onları zafer türküleriyle büyütmese medeniyetler kurulmazdı. Tüm medeniyetler ananın beşiğinde doğmaktadır. Anne, cenneti bile ayağının altına almıştır. Çünkü cennetin bizzat kendisidir. Onun güçlü kalbi insana cenneti yaşatmaktadır.
Ama maalesef analarımız artık analık vazifesini küçümsemektedirler. Onlar, analığın bir kadına verilmiş en büyük lütüf olduğunu anlamamakta, bunu bir yük gibi taşımaktadırlar. Analığın sadece doğurmak olduğunu düşünmekte, doğurmakla bu sorumluluğu yerine getirdiklerini sanmaktadırlar. Halbuki çocuk doğurmakla sadece tabiattaki neslin devamı işlevini yerine getirmiş olmaktadırlar. Ama cennetin bile ayağının altında olduğu anneler sadece çocuk doğuran değildir.
Kaybolan bir çocuğa soruyorlar. Evladım niye annenin eteğine sımsıkı yapışmadın? Aldıkları cevap herkesi düşündürüyor. Ama amca elim onun eteğine yetişmiyordu ki!... Evet etek o kadar kısa ki yanındaki yavrunun eli yetişmiyordu. İşte o da bir anne… Çocuğunun sorumluluğunun bilincinde olmayan… Kendi hava (heva) ve hevesinde olan anne…
Annelerimiz, maalesef anneliği bir yük olarak görmektedirler. Onlar için annelik sadece bir eziyet… Çocuğa bak, büyüt… gençliğini böyle birisi için harca. Yazık değil mi gençliğine? Hem çocuk doğurmakta neymiş canım… Çocuk doğurunca güzelliği bozulurmuş… Ayrıca daha yaşı genç, şimdi biraz hayatı yaşamalı, gezip tozmalı… daha sonra çocuk doğurmalıymış…
Birçok anne adayının veya evli çiftlerin savunduğu görüş maalesef bu… Hemen çocuk yapmayalım biraz hayatı yaşayalım mantığı… Halbuki çocuk da hayatın bir parçası değil mi? Anne veya baba olmadan hayatın hangi aşaması yaşanılacak… Maalesef günümüzde torun sahibi olunması gereken yaşta insanlar çocuk sahibi oluyor… Çocuklar büyürken bizler yaşlanıyoruz. Onlara hayat yolunda eşlik etmiyoruz. Çocuklar neneleri yaşlarındaki anneleriyle yaşıyorlar. Çocukları anlayamıyor, onlara yetişemiyoruz…
Annelik de artık fabrikasyon olmuş… Çocuk doğruyoruz. Ama onları yetiştirmiyoruz. Onları kreş köşelerine gönderiyoruz. Kendi yavrularımızın fabrikasyon usulüyle yetişmesini sağlıyoruz. Çocuklarımızı uğuruna terk ettiğimiz işimizden kazandığımız paranın yarısıyla kreşe gönderiyoruz. Bu nasıl bir kazançsa…
Anneyiz biz… Ama çalışıyoruz… Dolayısıyla çocuklarımıza ayıracak fazla vaktimiz yok bizim. Hatta onlara sütümüzü verecek zamanımızda yok… Ama merak etmeyelim. Teknoloji burada da imdadımıza yetişiyor. Çalışan anneler için süt sağma makinaları yapılıyor. Bu makineler aracılığıyla sütümüzü sağıyor, biberona dolduruyor bakıcımıza veriyoruz. O, gün boyu bebeğimize bu sütten veriyor. Hani nerede fatihlerin beşiğini sallayan anne… Hani nerede fetih şuurunu veren anne…
Biz geleceğimizi kimlere teslim ediyoruz. Analar analığını yapmadığı zaman, evlatlar evlatlıklarını yapacak mı? Biz çocuklarımıza verecek zamanı bulamıyor, onları kreşlere gönderiyoruz. Acaba biz yaşlandığımızda onların bizlere ayıracak vakti olacak mı?… Maalesef hayır. Onların intikamı daha da korkunç olacaktır. Onlar da bizleri huzur evlerine teslim edeceklerdir. Çünkü onların da yetiştirmeleri gereken sürüyle işleri vardır ve zaman da maalesef çok az. Ayakları altında bakacakları başka insan istemiyorlar. Çünkü biz ana olarak görevimizi yapmadık. Çünkü biz ana olarak paylaşmayı ve fedakarlığı öğretmedik. Çünkü biz ana olarak sıcak aile denilen ortamı onlara yaşatmadık. Haliyle ne ekersen onu biçersin. Ben senin için gecemi gündüzüme kattım. Gençliğimi harcadım. Çalıştım dememiz beyhude. Hayır biz onlar için çalışmadık. Biz kendimiz için çalıştık…
Günümüz kadınları anneliği hor görmektedir. Hatta günümüz kadınları kadınlığı bile hor görmektedir. Onlar bile kadın olmaktan utanmaktadırlar. Kadınlarımız maalesef erkeksileşmişlerdir. Erkek rolüne talip olmuşlardır. Erkekler gibi yaşamaya çalışmakta, erkekler gibi iş hayatının peşinden koşmaktadırlar. Haliyle erkekler doğurmadığından onlarda doğurmak istememekte, yahut bunu ertelemekte veya bir çocukla iktifa etmektedirler. Bu çocuğa bile bakmaktan aciz kalmakta, bakıcılara veya kreş köşelerine emanet etmektedirler.
Kadınlarımız, analarımız kapitalist sisteminin kurbanı olduklarını maalesef görememektedirler. Kapitalist sistemin sürüklediği tüketim canavarlığının esiri olmaktadırlar. Ama kapitalist sistem merhametlidir. Çocuklara bakmayı üzerine almaktadır. Çünkü o burada bile bir para kokusunu almaktadır. Kreşlerde ana kucağına hasret yavrular bir yanları yaralı büyümektedir… Bir yanları yaralı olan aslında bu yavrular değil toplumdur. Kadınlarımızdır. Kadınlarımızı iyi yetiştirdiğimizde aslında toplumu kurtarıyoruz. Çünkü fatihleri de yetiştiren kadındır…
Kadınlarımız, öncelikle anne olmaları gerektiğini bilmelidirler. Anneliğin en kutsal meslek olduğunu idrak etmelidirler. Cennetin tapusu onların elinde ama hangi annelerin… Çocuklarını cehenneme bir odun olarak hazırlayan annelerin mi? Acaba bu hadisten kast edilen, sadece annelerin evlatları üzerindeki hakları mı? Yoksa annelere verilen sorumluluk mu? Annelik vazifesini doğru yapmadığımızda çocuklarımızın cennetlik olmayacağını da mı vurgulamaktadır?... Çünkü, ilk eğitim anne tarafından verilmektedir. Anne, beşiğinde geleceği sallamaktadır. Bu geleceğin sağlıklı ve huzurlu olması annenin sağlıklı ve huzurlu olmasıyla orantılıdır. Maalesef annelerimiz mutlu değildir. Onlar, annelik rolünü sindirememektedirler. Onların gözleri dışarıdadır. Onlar, erkeklere özenmektedirler. Onlar için iş ve kariyer öncelikli sorun haline gelmiştir.
Peygamber “cennet annelerin ayakları altındadır” derken belki de annelerin çocuk eğitimindeki rolüne de dikkat çekmek istemiştir. Çocuklarının Salih veya cani olmasının annenin elinde olduğunu, bu nedenle cennetlik veya cehennemlik olmasına da annelerin bu tavrının sebebiyet verdiğine dikkat çekmektedir. Burada anneye verilen sorumluluk ortaya çıkmaktadır.
Kadınlarımıza anneliği tekrar hatırlatmalıyız. Anneliğin ülvi ve kutsal yönüne tekrar dikkat çekmeliyiz. Anneliğin bir kadın için paha biçilmez bir nimet olduğunu anlatmalıyız. Anneliği otuzlu yaşlara erteliyerek çocuklarımızla ilgilenme sürecini azaltmamalıyız. Yaşlandığımızda torunlarımızla birlikte olmanın yolu erken anne olmaktadır. Gelecekte huzurlu yaşamak için (huzur evlerinde değil, sıcak aile yuvasında) çocuklarımıza zaman ayırmalıyız. Unutmayalım ki o çocuklarımız sürekli büyüyorlar. Onların çocukluk günlerini bir daha göremeyeceğiz. Kucağımıza alıp seveceğimiz günler sayılı… Bu sayılı kısa günlerde onları bol bol kucağımıza almalı, bol bol koklamalı ve bol bol sevmeliyiz. Sevgimizi onlardan esirgememeli, göstermeli ve sevme konusunda cimri davranmamalıyız. Aslında bizim sevgimiz onları büyütmektedir…
Analarımız, garip analarımız… Sizler, tekrar ulvi görevinize ne zaman döneceksiniz. Ne zaman iş hayatından kopup yarınları dokuyacaksınız… Cenneti bile ayaklarınızın altına almışken, süfli şeylerin peşinden koşmayı ne zaman bırakacaksınız…
Anneler gününüz kutlu olsun. Anne olduğunuz bilincine varmanızı diliyorum. Anneliğin nasıl ulvi bir görev olduğunu anlamanızı istiyorum. Anneliğin büyük bir nimet ve güç olduğunu görmenizi istiyorum. Kadını güçlü kılan en büyük silahın annelik olduğunu hissetmenizi istiyorum…Ama bugün kutladığımız anneler günün kaynağı annesini kaybeden Ana Jarvis’in annesi adına yapılmış olmasına rağmen, günümüzdeki çocuklarda kaybettikleri annelerini aramalıdırlar. Onları bulmalı, kapitalizmin dişleri arasında çıkarmalıdılar. Onlara bir kucak dolusu sevgi ve yüreklerindeki merhameti sunmalıdırlar. Yoksa bu günü de tüketim çılgınlığına kurban verip annelerine hediye alma yarışına girmemelidirler. Kapitalizmin değirmenine un taşımak yerine kalplerini sunmalıdırlar ki onların yürekleri yumuşasın. Yüreklerinde merhamet adlı bir çınar büyüsün. Anneliği hatırlasınlar… Anneler, lütfen evinize, çocuklarınıza dönün…
Anneler günü senenin bir günü değil her günüdür. Her gün o görevin şuurunda olmalısınız.
İbrahim Halil ER
''Bir çok anne adayının veya evli çiftlerin savunduğu görüş bu''diyerek müthiş bir genelleme yapmışsınız :confused:
Harika tesbitleriniz yerine ,kısaca,kadınların kalplerini de kırmadan..
ANNELER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN,diyebilirsiniz.
İnanın anneniz sizinle gurur duyardı.
Bakın bakın, durun önce bir tespit yapalım .
Kadın olmak başka bir şey anne olmak başka bir şey.
İbrahim beyin dedikleri çok doğru, anneler çocuklarımıza ilk eğitim ve öğretimi veren değerli varlıklar.Annelerin görevleri bu yüzyılda biraz farklılaştı o kadar, kadınlar önce kadın ve birey olmak istiyor çalışmak isityor para kazanmak kendi hayatını yaşamak istiyor ondan sonra yaş 30 -35 e gelince eyvah ben ne yaptım yaşım geçti çocuk sahibi olmam lazım fikri ile anne olma planı yapıyor, bu dediğim daha çok Batılı ve çalışan kadınların görüntüsü. Ama tüm dünya kadınlarının ortak arzusu çalışıp ekonomik özgürlüğünü elde ederken bir yandan da çocuk sahibi olmak. Peki çocuk yapıldı sonra ? İşte asıl burası önemli ondan sonra o kadın artık ANNE oluyor bambaşka bir hayat başlıyor onun için, benim İbrahim beyin yazısından anladığım bunlara EVE DÖNÜN çağrısı yapıyor, ki doğrusu da bu değil midir, bence bunda kızacak veya alınacak bir şey yoktur.
Size yaşadığım bir örneği anlatayım, yıl 1987 Londra da yaşıyorum ve 10 günlük kısa bir tatil için İstanbul a dönüyorum uçakta yolculuk 3,5 saat, yanımda İngiliz bir kadın ve kızı var hoş beş sohbet derken geldik İstanbul'a , yolculuk biterken onları evimize davet ettim kabul ettiler bir gün kararlaştırdık ve o gün onları yemeğe aldık ve ailemle tanıştırdım çok memnun oldular, onlar benim aileme İngiliz aile yaşantısını bizimkilerde onlara Türk aile yaşantısını anlattılar, ortak yön şu idi biz 4 kardeşiz annemiz kendisini bize adamış, İngiliz annenin de 3 çocuğu var o anne de kendisini 3 çocuğuna adamış o 3 çocuk Üniversiteye başlayana kadar kadın çalışmamış ve onlara bakmış bunu yaparken işinden çıkmış ( işi de öğretmenlik) ve çocuklarına bakmış ve onları hayata hazırlamış ve kocası da yok, çünkü eşinden boşanmış.Çocuklar büyüyünce de tekrar öğretmenlik hayatına dönmüş.
Bilmem İbrahim beyin verdiği mesajı doğru anlamış ve aktarabilmiş miyim ?
Annelerimizin ve tüm anne adaylarının günü kutulu olsun .
Sağlıcakla.
İngiliz kadın çalışmadan çocuklarına nasıl bakmış?
Devletten işsizlık parası alıyordur her halde...:)
Türkiye de nasıl olacak,kocası yok,çalışmayacak ve 3-4 çocuk büyütecek...güldürmeyin alemi.
Hem bu çocuk konusu niye böyle çarpıldı anlamadım.
Kocanın eşi olmadığı zaman ne olacak?
Sadece kadının işi,annenin işi deyip,sıyrılacaksınız galiba.
Doğru anlamışmıyım :D:D
İbrahim beyin yazısını üzülerek okudum, ben İbrahim Beyi biraz daha çağdaş düşünen biri olarak
biliyordum meğer oda diğerleri gibiymiş.
Kadına kedi gibi doğuran bir hayvan gözüyle bakabilen biri, hangi yüzyılda yaşıyoruz
artık bırakın şu Osmanlı dönemi özlemini, o günler yüzlerce sene öncesinde kaldı.
İbrahim bey uzun uzun yazmış ama kadının eğitimi ve ekonomik durumunu yazmamış,
siz bilmezmisiniz gün geçmiyor ki dövülüp sokağa atılan kadın olmasın.
Bu kadınlara devlet sahip çıkmıyor, kadın sığınma evlerinde bile öldürülen bir çok kadın
hikayesi var, devletin koruyamadığı kadın sizce ne yapabilir. Bu kadınlar en sonunda
fuhuşa sürükleniyor sebebi bir meslekleri olmadığından, eğer o kadın kendi ayakları
üstünde durabilse, sokaklarda perişan olmazdı.
Sizin çocuklarla ilgili söylediğinize katılmamak mümkün değil evet çocuklarımız çalışan
anneler yüzünden, anne sevgisinden ve şefkatinden mahrum büyüyorlar, ama devlet
sahip çıksa boşanmış kadına bir maaş bağlasa bu sorunlar ortadan kalkar.
Kadın kesinlikle eğitim görmelidir, çünkü evde çocuğu o yetiştirmekte ilk terbiyesini o
vermektedir, ama size göre kadın küçük yaşta evlendirilmeli ve derhal çocuk yetiştirmeli.
SİZ VE SİZİN GİBİLERİN BİR ATA SÖZÜ VAR " KADININ SIRTINDAN SOPAYI KARNINDAN SIPAYI EKSİK ETMEYECEKSİN"
Ben size bu yazıyı yakıştıramadım, anneler günü geliyor yaşım ne olursa olsun ben sizin annenizin ve eşinizin ellerinden öpüyorum, inşallah bu hakaret dolu yazınızı eşiniz varsa kızınız, varsa gelininiz ve en önemlisi anneniz okumamıştır.
İbrahim bey'in yazısının tamamına katılıyorum, adı üstünde ANADOLU'nun ANADOLU olarak kalabilmesi için ANA'lara ihtiyacı vardır, çocuğunun beşiğini sallarken ninni söyleyen ANA'lara, söylediği ninni ile o küçük yüreklere bizi biz yapan değerleri nakşeden ANA'lara
Aslında bu uzun bir yazının sadece bir bölümüydü. Yazı kesildiği için bazı yerler eksik kalmış. "Kedi gibi" ifadeside bunlardan. Onun başı ve sonu kesilmişti. O cümlede aslında kesilmesi gerekiyordu. Çünkü sonrasında gelen paragrafla bağlantılıydı. Ama gözden kaçmş. Cümlenin devamı biraz uzun. Ama kısaca şöyle diyordu: "Kedilerde doğrur ve çocuklarını sokağa salarlar. Yani doğurma olayı tüm canlıların ortak özelliğidir. Ama anne veya kadın böyle mi olmalıdır. Doğurup sokağa mı teslim etmelidir...." mealinde uzun bir paragraf. Yani doğumla iş bitmiyor. Asıl iş bundan sonra başlıyor. İnsanı hayvandan ayıran en önemli özellik de doğumdan sonra başlıyor. Ama çocuk doğrup bunlarla ilgilenmeyenler veya kreş köşlerine itenler asıl yanlış yapanlar. Bu sözleri yaklaşık 8 yıl Ankara'da Kreş-Anaokulu işleten öğretmenlik-müdürlük-yöneticilik yapan birisi olarak edindiğim gözlem, deneyim sonucu söylüyorum. Emin olunki orda gördüğüm bir çok anne için çocukları sadece ayak bağı.... Neyse fazla uzatmayayım. En dertli olduğum konulardan birisi bu...Cümleyi düzeltim dedim.
müslüm akpek;229053 wrote:İbrahim bey bu yazının neresini düzeltirseniz düzeltin düzelmez, bence annelerden ve kadınlarımızdan özür dileyerek bu yazıyı kaldırmanız gerekiyor.
Bence sizin öncelikli olarak üslübünüzü düzeltmeniz gerekir. Yazıyı anlamadığınız ve önyargılarınızın esiri olduğunuzu görüyorum. Benim yazıda vermediğim anlamları siz yüklüyorsunuz. Ne demek "kadının sırtında sopayı karnında sıpayı eksik etmemek" bu cümleyi siz söylüyorsanız siz böyle düşünüyorsunuz. Tamamen ön yargılı...
Yazı, kadınlarımızın anne olduğu ve anne olarak her türlü saygıyı hak ettikleri, çalışan kadınların çocuklarını ihmal ettiklerini ve bunun karşılığının da ileride yalnızlık olduğunu belirtmektedir. Siz ön yargılırınızı yıkın. Yazıyı biraz daha iyi okuyun. Ayrıca, kanının ekonomik durumu ve eğtimine değinmek ve kadınlarla ilgili diğer konulara değinmek ayrı bir yazının konusu... Bir küçük makalede bütün kadın sorunlarını işlemek haliyle konunun amacını saptırır.
Devletin kadınlara sahip çıkmadığını söylüyorsunuz. Bunların benim yazımla ne ilişkisi var. Benim şu anda yanımda 50'ye yakın kadın çalışmaktadır. Ben her gün onların sorunlarını çözmek için gücümü zorlamaktayım. Ezbere ve ön yargılı konuşuyorsunuz. Yazı kadını aşağılamıyor. Bilakis kadını yüceltiyor. Onların anne olarak ne kadar yüce bir varlık olduğunu, cennetin onların ayakları altında olduğunu belirtiyor. Burada annelik bilincinde olmayan kadınlara anneliğin sorumluluğu hatırlatılıyor. Bir şeyi iyi ve anlayarak okuyun. Böyel kızgın bir yazı yazmak istemezdim. Ama siz haddi aştınız. Bana bir özür borçlusunuz.
ibrahimhaliler;229113 wrote:Bence sizin öncelikli olarak üslübünüzü düzeltmeniz gerekir. Yazıyı anlamadığınız ve önyargılarınızın esiri olduğunuzu görüyorum. Benim yazıda vermediğim anlamları siz yüklüyorsunuz. Ne demek "kadının sırtında sopayı karnında sıpayı eksik etmemek" bu cümleyi siz söylüyorsanız siz böyle düşünüyorsunuz. Tamamen ön yargılı... Ne demek sizin ve sizin gibilir. Ben kimim? Siz kimsiniz? beni neden toptancı bir bakış açısıyla yargılıyorsunuz. Ayrıca ben kadının küçük yaşta evlenmesini değil, erken yaşta evlenmesini savunuyorum. Yani otuzlu yaşlara sarkmamalıdır. Evlilik yaşının sadece kadınlar için değil, erkekler için de zamanında olması gerektiğini ertelememesi gerektiğini savunuyorum. Görüşüme katılmaya bilirsiniz. Ama benim vermediğim anlamları da yazıma verip de buna göre yargılamayın.
Yazı, kadınlarımızın anne olduğu ve anne olarak her türlü saygıyı hak ettikleri, çalışan kadınların çocuklarını ihmal ettiklerini ve bunun karşılığının da ileride yalnızlık olduğunu belirtmektedir. Siz ön yargılırınızı yıkın. Yazıyı biraz daha iyi okuyun. Ayrıca, kanının ekonomik durumu ve eğtimine değinmek ve kadınlarla ilgili diğer konulara değinmek ayrı bir yazının konusu... Bir küçük makalede bütün kadın sorunlarını işlemek haliyle konunun amacını saptırır.
Devletin kadınlara sahip çıkmadığını söylüyorsunuz. Bunların benim yazımla ne ilişkisi var. Benim şu anda yanımda 50'ye yakın kadın çalışmaktadır. Ben her gün onların sorunlarını çözmek için gücümü zorlamaktayım. Ezbere ve ön yargılı konuşuyorsunuz. Yazı kadını aşağılamıyor. Bilakis kadını yüceltiyor. Onların anne olarak ne kadar yüce bir varlık olduğunu, cennetin onların ayakları altında olduğunu belirtiyor. Burada annelik bilincinde olmayan kadınlara anneliğin sorumluluğu hatırlatılıyor. Bir şeyi iyi ve anlayarak okuyun. Böyel kızgın bir yazı yazmak istemezdim. Ama siz haddi aştınız. Bana bir özür borçlusunuz.
Arkadaşlar konu güzel. Herkesin bu konuda konuşacağı bir fikri vardır. Lütfen işi şahsileştirmeden, sadece fikirlerle konuşalım. Herkesin fikirlerine saygı gösterelim. Çok güzel konulara temas edilmiş. Bu konu üzerinde farklı fikirlerimiz varsa gündeme getirerek konunun daha genişletilmesi ve olgunlaştırılmasına katkı sağlayalım. Birbirimizle güzel tartışalım. Kırıcı olmayalım.
müslüm akpek;229022 wrote:İbrahim beyin yazısını üzülerek okudum, ben İbrahim Beyi biraz daha çağdaş düşünen biri olarak
biliyordum meğer oda diğerleri gibiymiş.
.
İbrahim bey yazınız
çok güzel ve
doğru
Müslüm Abi kendi yanlış.
Müslüm Abi
ters yönden giden
temele benziyor.
Yanlış olan biz değiliz.
Sizsiniz Müslüm Bey
Bence hiç vakit kaybetmeden
düşüncelerinizi
gözden geçirin.
Buradan şunu anlaşılması de gerekmiyor.
Anneler evlerinde oturusunlar
çalışmasınlar
Kızlar okumasınlar.
Bu demek değil bu yzı.
Bazı şeyleri genelde
kafamızda doğma haline getirdiğimiz
gibi anlıyoruz.
İyi niyetle söylenen bir şeyi
bile karşı düşünceden diye dikkate almıyoruz.
Burda söylenmek istenen
Çalışan kadının
çocuğuna annelik etmeye yetecek vakti ayırmasıdır.
Çalışma şartları da anne için ayrı düzenlenmeli bence.
Yaptığı işler de buna göre olmalı.
Bazı şeylerden toplum olarak fedakarlık
yapmak zorundayız.
Babaların da çalışan eşlerine yardımcı olması gerekir.
Bir çok tanıdığım arkadaşım
eşlerine yardımcı olmuyor.
Bu da çalışan annenin
çocuk sahibi olma isteğini engelliyor.
Bir çocukkla yetiniyorlar veya yetinmek zorunda kalıyorlar.
Bir çocuk sahibi olmak
toplumu yok ediyor.
Oysa Türk Milleti olarak da varlığımızı devam ettirmek zorundayız.
Çocuklarımızı da iyi yetiştirmek zorundayız.
Almanya da İkinci dünya savaşından sonra kimesiz çocuklara devlet yurtlarda bakıyor.
Çocukların her şeyi tamam oılmasına rağmen
durmadan hastalanıyor
ve yetiştiklerinde de sorunlu oluyorlar.
Bu benzeri bir çok örnek var.
Annesiz babasız çocuk iyi değil.
Az çocuk hiç iyi değil.
Bu işi Müslüm bey gibi çağdaş.... Modern.....
insanların anlayacağını düşünmesek te....
ne yazık ki durum bu.
Bizim gibi gerici ....
vatanını milletini gerçekten seven insanlara....
iş düşüyor.
Hadiyin Gericiler çocuk yapalım.....
Gerici Anneler çocuklarınızı sevin...
Onlara iyi bakın....
namazlarınızı kılmayı da unutmayın....
Yaşasın gericilik...
Osman İbrahim beyin yazısı benim tepkimden sonra değişti, ilk halini okusaydın sende benim gibi konuşurdun, resmen kadınları kedi gibi doğurup sokağa salmakla suçladı.
Osman kardeş, felsefeni yapmışsın yine.
Müslüm kardeş, ben yazıyı ikinci kere okumadım, ama yorumumu ilk şeklinden anladığıma yazmıştım, ben de aynı Osman'ın dediğini demek için yazdım fakat ben Osman gibi felsefe yazamadığım için konu başka yere gider gibi oldu ama neyse gitmedi, çünkü bana cevap yazan bir kardeşimiz benim verdiğim örnekteki İngilize takıldı ama ben İngilizi örnek verirken onu şekil figür olarak verdim, tabii ki meseleyi her yönü ile ele almak lazım, hanımlarımızın çalışma şekli ve ortamı saatleri, kanunlarımız sosyal yaşantımız her şeyimizi buna göre gözden geçirmemiz lazım ve tabii ki siyasi olarakta bakılması lazım. Annelerin eve dönmesi demek onların eski zamanlardaki gibi kör cahil eğitimsiz çocuk doğurmak bakmak manasında anlamamak lazım, asıl annelerimizin üniversite mezunu eğitimli insanlar olması lazım ki yeni nesli daha güzel yetiştirsin. Ben henüz canlı bir örnek yaşıyorum iş yerimde bir arkadaşım var 5 yıldır beraber çalışıyoruz hanımıda çalışıyor ve Türkiye de kalbur üstü firmalardan birisinde satıştan sorumlu üst düzey bir görevi var, bir erkek çocukları var 4 yaşında,çocuğa büyük anneler bakıyor, çocuk kreşe gidiyor ama çocukta psikolojik problemler var, doktor desteği aldılar, doktorun baba ve anneden yapmalarını istediği ilk şey şu idi anne 1,5 ay işi bırakacak dedi ve anne bıraktı sadece ve sadece çocukla ilgilendi akşamları da baba ilgilendi, ayrıca yemek yapmak yok, iş yapmak yok , tv seyretmek yok, eve misafir almak yok , bir sürü yoklardan ve emekten sonra çocuk düzelmeye başladı. İşte İbrahimHalil beyin anlatmaya çalıştığı ve o yazısından anladığım buna benzer çok örnekleri kendisi görüyor ve yaşıyor ve ondan annelere böyle bir çağrı yapıyor, diye düşünüyorum, yoksa kadınlar çalışmasın evde otursun çocuk doğurma işine ve ev işine baksın dediğini anlamıyorum.
Kısaca Osman ın yazdıklarına ben de katılıyorum.
Gönül isterdi ki bu yazıya bayan arkadaşlarda fikirlerini yazsınlar ve onlarında neler düşündüğü burada öğrenilsin.
Sağlıcakla.
makin;229358 wrote:Osman kardeş, felsefeni yapmışsın yine.
Müslüm kardeş, ben yazıyı ikinci kere okumadım, ama yorumumu ilk şeklinden anladığıma yazmıştım, ben de aynı Osman'ın dediğini demek için yazdım fakat ben Osman gibi felsefe yazamadığım için konu başka yere gider gibi oldu ama neyse gitmedi, çünkü bana cevap yazan bir kardeşimiz benim verdiğim örnekteki İngilize takıldı ama ben İngilizi örnek verirken onu şekil figür olarak verdim, tabii ki meseleyi her yönü ile ele almak lazım, hanımlarımızın çalışma şekli ve ortamı saatleri, kanunlarımız sosyal yaşantımız her şeyimizi buna göre gözden geçirmemiz lazım ve tabii ki siyasi olarakta bakılması lazım. Annelerin eve dönmesi demek onların eski zamanlardaki gibi kör cahil eğitimsiz çocuk doğurmak bakmak manasında anlamamak lazım, asıl annelerimizin üniversite mezunu eğitimli insanlar olması lazım ki yeni nesli daha güzel yetiştirsin. Ben henüz canlı bir örnek yaşıyorum iş yerimde bir arkadaşım var 5 yıldır beraber çalışıyoruz hanımıda çalışıyor ve Türkiye de kalbur üstü firmalardan birisinde satıştan sorumlu üst düzey bir görevi var, bir erkek çocukları var 4 yaşında,çocuğa büyük anneler bakıyor, çocuk kreşe gidiyor ama çocukta psikolojik problemler var, doktor desteği aldılar, doktorun baba ve anneden yapmalarını istediği ilk şey şu idi anne 1,5 ay işi bırakacak dedi ve anne bıraktı sadece ve sadece çocukla ilgilendi akşamları da baba ilgilendi, ayrıca yemek yapmak yok, iş yapmak yok , tv seyretmek yok, eve misafir almak yok , bir sürü yoklardan ve emekten sonra çocuk düzelmeye başladı. İşte İbrahimHalil beyin anlatmaya çalıştığı ve o yazısından anladığım buna benzer çok örnekleri kendisi görüyor ve yaşıyor ve ondan annelere böyle bir çağrı yapıyor, diye düşünüyorum, yoksa kadınlar çalışmasın evde otursun çocuk doğurma işine ve ev işine baksın dediğini anlamıyorum.
Kısaca Osman ın yazdıklarına ben de katılıyorum.
Gönül isterdi ki bu yazıya bayan arkadaşlarda fikirlerini yazsınlar ve onlarında neler düşündüğü burada öğrenilsin.
Sağlıcakla.
Saygıdeğer büyüğüm;
Kardeşiniz olarak tekrar yazıyorum,İngiliz kadın örneğini veren yanılmıyorsam sizsiniz.
İngiliz sistemi ile aynı kategoride değiliz ki,böyle bir örnek vermişsiniz :)
Üstelik kadınlarımızın,konuşmaya,karar vermeye hakları yoktur mudur ki,biz onların adına ne yapmalarını,hem de emir niteliğinde ''evlerinize dönün,çocuk yapın,oturun onlara bakın'' diyoruz.
Bu ekonomik güçlük altında,feryat figan insanlar boğuşurken...sizin gibi eğitimci birinin ağzından bunları okumak,inanın beni son derece üzdü.
Konunuzu yanlış algılamışsam da,kusuruma bakmayın artık.
Yok doğru anlamışsam da,şu an bu kadarını demiş olayım...selamlar.
Anneliği milletvekilliğine tercih ettiResim kaynağı 10 Mayıs 2010 19:15
Belçika Federal Parlamentosu'nun en genç milletvekili olan Hilal Yalçın basın toplantısında aktif siyaseti bıraktığını açıkladı. Hilal Yalçın, gerekçe olarak da çocuğunu gösterdi.
felsefefe;229674 wrote:Anneliği milletvekilliğine tercih etti 10 Mayıs 2010 19:15
Belçika Federal Parlamentosu'nun en genç milletvekili olan Hilal Yalçın basın toplantısında aktif siyaseti bıraktığını açıkladı. Hilal Yalçın, gerekçe olarak da çocuğunu gösterdi.
Osman yurt dışından örnekler vermeyin, bu kadın ömrü boyunca çalışmasa bile devleti ona bakıyor, çocuklarının geleceğini devlet garanti altına alıyor, oysa Türkiye'de asla böyle değil, devlet kadını koruyamıyor bile geçenlerde bir öğretmen kadını tayin olduğu yerde bulup doğrayan deliden bile koruyamadı, siz neden bahsediyorsunuz.
Müslüm Abi Türkiyede çalışan kadın sayısı çok düşük.
O yüzden önemli bir rakam teşkil etmiyor.
Eğer önemli bir devlet dairesi veya
doktor mühendis gibi mesleklerde değilse
Türk kadını zaten çocuğu için seve seve işini bırakıyor.
Yanlış bir düşünce içersindesiniz.
Tüm Türk Milleti kadına büyük önem verir.
Batılı gibi kendi toplumunuza bakıyorsunuz.
Sanki dışardan biri gibisiniz.
Oysa bizim insanımız için eş veya anne çok önemlidir.
Ayrıca yardıma muhtaç veya
çalışmayına aç kalacak gibi bir düşünce içine grmişsiniz ki.
Sizi anlamakta zorluk çekiyorum.
Bu düşünceler ne oluyor ki.
Şimdi benim evimden örnek vereyim.
Eşimin sözü benden çok geçiyor.
Bizim evde.
Çocuklar annelerini
herhangi bir bir durumda destekliyor.
Yani ben aslında bizim evde eziliyorum.
Gerçek bu.
Ama benim hanım çalışmıyor.
Tüm Türk milleti böyle
Hiçbir kadınımız
sokakta kalmıyor.
Boşanma olayları
batılı gibi yaşamak isteyenler arasında Türkiye de artıyor.
Özellikle Ulusalcı kesim
bu konuda kendi istatistiğini yapmalı.
Kadın nedir
Çocuk nedir
Anne nedir
Evlilik nedir
diye de kendi durumuna bakmalı.
Biz gericilerde bu konuda bir sıkıntı yoktur.
Anne her zaman ki gibi
evin en önemli karar mevkisi.