001_Ramazan TARHAN

Tarihe Yön Veren Bir Merkez:Birecik Tersanesi

Ramazan Tarhan Üye
Üyelik: 2005-09-16 Herkese açık mesaj: 4.213
#207607
Birecik'te çok önemli bir tersanenin varlığı ile ilgili en somut belge Osmanlı Arşivlerindeki 1552 tarihli Kanuni Sultan Süleyman’ın bir fermanında görülmektedir.Cihan padişahı Sultan Süleyman’ın Kaptanı derya Piri Reis’in ölümünden önce Osmanlı donanmasının güçlendirilmesi ile ilgili hazırladığı planı bu fermanı ile harekete geçirdiği anlaşılmaktadır.Padişah tarafından Halep beylerbeyine gönderilen ferman ile Birecik'te 300 gemi yapılması, şehirde bulunan dört reis ve elli beş gemiciden istifade edilmesi emredilmiştir.Yine aynı fermanda Fırat nehri boyunca sal ve gemi işleri ile uğraşan gençlerin deniz cenkleri için tespit edilmesi ve orduya alınması da bu fermanda yer alır.Gemi yapımı fermanındaki hükme göre gemiler Fırat suyunda yürüyen cinsten ve derya sandalı tipinde yapılacağı da belirtilmiştir.Yani bir tür savaş kalyonu yapımından bahsedilmektedir.Küçük çaplı kayık ve salların basit araç ve gereçlerle her yerde yapılabileceği varsayıldığında Birecik’teki bu gemi üretiminin çok büyük çaplı olduğu ve modern bir tersanenin kanıtı olduğu anlaşılmaktadır.( Ali Yılmaz, Tarih ve Medeniyet dergisi, sayı 56, kasım 1998) Tarihe Yön Veren Bir Merkez:Birecik Tersanesi İlk kurulduğu yıllardaki Birecik’i tasvir eden bir kara kalem çalışması Birecik’in tarihi M.Ö.1700’li yıllara dayanır.Birçok medeniyet görmüş olan bu önemli şehir gemi yapımı ile ilgili adeta gizli bir tersane olmuştur.Hem gemi ustası hem de reisleri ile nehir ve derya taşımacılığında da söz sahibi olmuştur.Birecik İskelesi de bu anlamda tarih boyunca önemli işlevler görmüştür.Fırat nehrinin şehrin hemen yanından akması ve buradan itibaren geniş bir alana yayılarak ulaşıma uygun bir halde olması Birecik'e bu imkânı sağlamaktadır. Bu sebeple tarih boyunca bölgeye hakim olan güçler/devletler, zamanın şartlarına göre yaptıkları ulaşım araçlarıyla hem ticari hemde askeri alanda önemli bir taşımacılık işi gerçekleştirmişlerdir. Tarihi kayıtlardan Asur İmparatoru Sanherip (M.Ö. 705-681) Basra Körfezi'ni geçmek için Tel Basrip'te inşa ettirdiği gemileri Fırat yoluyla ulaştırdığı bilinmektedir. Abbasiler döneminde Rakka'ya kervanlarla nakledilen ticaret malları, gemilere yüklenerek Bağdat'a ulaştırılmaktaydı. Akdeniz yoluyla Antakya'ya getirilen ticaret malları kara yoluyla Fırat'a, buradan gemilerle Bağdat'a nakledilir, Bağdat'tan Dicle yoluyla Basra Körfezi'ndeki Übülle'ye götürülür, buradan Umman üzerinden Hindistan ve Çin'e ulaştırılırdı.Yine tarihi kayıtlardan XVI. Yüzyılın İlk yarısında Yavuz Sultan Selim döneminde Müslüman olan ve Mehmet adını alan Bağdat Valisi Ayas Paşa 1545 yılı sonlarında Musul sancak beyi Mehmed Bey kumandasında 120 kalyondan oluşan küçük donanmayı Fırat üzerinden Basra'ya doğru harekete geçirdiği ve Basra hakimi Raşid'i tehdit ettiği bilinmektedir.Tarihçilerin ortak görüşüne göre bu donanmanın da muhtemelen Birecik’te inşaa edildigi tahmin edilmektedir. Tarihe Yön Veren Bir Merkez:Birecik Tersanesi Birecik tersanesi ve Fırat'tan kalkan gemiler hakkında yukarıda belirtilen belgeler haricinde, 2.Mahmut döneminde Osmanlı ordusuna danışmalık yapan ve Nizip savaşına da katılan Alman general Helmuth Von Moltke, 1836 yılında Urfa'da kaleme aldığı mektubunda askeri bir gözle bölgeyi kayıt altına alır ve Birecik’in bu yönü üzerinde durur.Moltke’nin mektubunda yazılan Birecik şu şekilde tarif edilmektedir."Mevkii bakımından asıl önemli olan yer, haritaların Birth yahut Bir olarak adlandırdıkları Belecik ya da Birecik’tir. Nehir burada dik kaya duvarları arasından çıkıyor, artık ta ağzına kadar hep ovadan geçiyor ve üzerinden gemi işler hale geliyor.” Tarihe Yön Veren Bir Merkez:Birecik Tersanesi Ahşap yapı tekne ve gemi işçiligi ince ustalık gerektiren bir meslektir. Moltke’nin bu makaleleri kaleme aldığı sıralarda bir başka sömürgeci devletin askeri uzmanı olan İngliz albayı Chesney ise özel olarak Fırat havzanı araştırmakla görevlendirilmişti.Albay Cheney,bu araştırmasında Birecik’in çok önemli bir konumda olduğunu vergulamış ve İskenderun ile Birecik arasında bir demiryolunun inşaatını ve buradan da nehir yolu ile Basra körfezine açılma planını İgliz ulaştırma bakanlığına sunmuştur.Ancak Suveyş kanalı üzerinde yapılan çalışmalar bu planın başarızlığa uğramasına neden olmuştur.Eğer Albat Cheney’in planı gerçekleşseydi Hindistan'ı Fırat yolu ile Avrupa'ya bağlayacak olan vapur seferlerinin başlangıç noktası Birecik olacaktı. Moltke’nin hatıralarındaki bir başka dikkat çekici not ise uzun bir süre Birecik’te kalan albay Cheney’nin,Birecik halkı tarafından gavur çeney olarak anıldığının yazılmasıdır.( Helmuth Von Moltke, Moltke'nin Türkiye Mektupları, Sh.195, remzi kitabevi, 1995) Moltke'nin büyük bir ayrıntı ve askeri bir gözle kaleme aldığı bu hatıralarında Birecik ve Fırat önemli bir bir yer tutar. Gezip gördüğü yerleri tasvir eden Moltke'den başka birçok seyyah bu nokta üzerinde durur. Ünlü gezginci Evliya Çelebi’nin Birecik’i tasvir ederken nehir üzerindeki salların ustaca yapılışından bahsetmesi dikkat çekicidir.Batıdan gelenlerin özellikle Birecik üzerinden Urfa'ya girmesinden dolayı hemen hemen bütün seyyahların yolu Birecik'te kesişir. Sallarla karşıdan karşıya geçiş her seyyahın üzerinde durarak anlattığı bir olaydır…Birecik’te yakın tarihimize kadar nehir geçişleri için kullanılan salların iskelesi olarak k ulu camii'nin avlunsunun aşağısındaki kıyı olarak gösterilir.1956 yılında hizmete giren 710 metre uzunluğunda ve 10 metre genişlindeki Birecik köprüsü faaliyete girince Nehir taşımacılığı sona ermiştir.Türkiye,Suriye ve Irak’ta Fırat nehri üzerinde yapılan barajlar ise Fıratın Basra’ya uzanan henir taşımacılığı devreni de kapatmıştır. Tarihe Yön Veren Bir Merkez:Birecik Tersanesi Osmanlı Arşivlerindeki Eski Osmanlı Harp Gemileri 1.Topkapı sarayının Haliç’e bakan sahiline Yavuz Sultan Selim tarafından inşa ettirilen Yalıköşkü’nün gayet güzel bir kayıkhanesi olduğunu tarih kitapları yazar. Bu kayıkhanede, XIX.yy.ın ikinci yarısına kadar padişahların deniz yolculuklarında hizmet görmüş saltanat kayıkları bulunurmuş. Bugünkü Sepetçiler Kasrı’nın bitişiğinde olan bu kayıkhane, Kayıkhane Ocağı tarafindan idare edilirdi. Bir tamir kitabesi ile içindeki kayıkların tamamı halen Deniz Müzesi’nde (İstanbul) bulunur. Kayıkhane, Sultan II.Abdülhamit zamanında lağvedilmiştir. 2. Sultan IV.Mehmed’in (saltanatı, 1648-1687) kullandığı rivayet edilen bu kadırga aslında bir kalita’dır. Çekdiri sınıfından bir gemi olan kalita 24 oturaklı olup kadırganın bir boy küçüğüdür. Halen Deniz Müzesi’nde (İstanbul) bulunan (De.Nr.221) boyu 40 m; eni 5.70 m; baş yüksekliği 2.28 m., kıç yüksekliği 21,90 m. dir. Beher oturakta 3 kürekçi bulunan kalitanın toplam kürekleri adedi 144 dür. 3. Orta, yeniçeri teşkilatında tabur (sonradan bölük) yerine kullanılan bir tabir olup her ortada önceleri 60-70, sonra da 100 nefer bulunurdu. Ortalar birbirlerinden alametleriyle ayrılırlardı. Bu alametler, ortaların özel bayrak ve çadırlarına işlenir, bazan da dövme olarak mensuplarının pazularına nakşedilirdi. Orta alametleri ise genellikle yaptıkları görev ile alakalı olurdu. 4. Osmanlı tarih yazıcıları (müverrih veya vak’a-nüvis), pek çok genel tarihler yanında kişileri konu alan tarihler de yazmışlardır. Barbaros ‘un hatıralarını yazdırmasından sonra bahriyede de önem kazanan bu tarihçiliğin sonucunda Kılıç (Uluç) Ali Paşa’nın deniz savaşları ile başından geçenler de “Vakayı Ali Paşa” adıyla yazılmıştır. Bu kitabın içinde çeşitli resim ve minyatürler mevcuttur. 5-8.Kırlangıç, çekdiri sınıfından bir gemidir. Çekelve’den büyük, firkateden küçük olup daha çok karakol ve haberleşmede kullanılırdı. 1 süvari, 2 reis, 25 zabit yanında 60-70 kadar mürettebatı olurdu. Küreklerinden her biri 2-3 kürekçi ile çekilen 10-16 oturaklı gemilerdir. 9,10, 13. Çekdiri, kürekle yürüyen gemi sınıfının genel adıdır. Bu tip gemilerde yelken, bir yardımcı hareket unsuru olarak bulunur. Küçükten büyüğe doğru 19 çeşidi vardır. Çekelve (10,13 oturaklı), kırlangıç (14-16 oturaklı), firkate (16-18 oturaklı), kalita (19-24 oturaklı), kadırga (25 oturaklı) ve baştarda (26’dan fazla oturaklı) bunlardandır. Çekdiri sınıfının kalita ve daha az oturaklı olanları savaşta değil, yardımcı hizmetlerde kullanılırlardı. 12. Barça, kalyon sınıfından bir gemidir. Altı düz olup nakliye hizmeti görürdü. Ancak yine de gemide irili ufaklı 85 top bulundurulur, gerektiğinde savaşa girilirdi. Barçalar kalyondan küçük olup 2-3 direkli idiler. Daha çok İspanyollar tarafından kullanılmışlardır. 11, 14. Kalyon Birecik tersanesinde üretilen gemiler yardımcı unsur savaş gemieri tiplerinen oluşmaktadır.Bunlar 9-6-8 nolu gemilerdir.
Ramazan Tarhan Üye
Üyelik: 2005-09-16 Herkese açık mesaj: 4.213
#207615
Birkaç yıl önce Birecik kale altındaki ahşap ustaları ve ağaç dokumacılarının bir kayık yapmaya çalıştıklarını görmüştüm.Çocukken de bu bölgede sık sık kayıkların yapıldığına şahid olmuştum.Ama şimdi bu tür yapılar hem ihtiyaçtan hemde ustasının olmayışından dolayı yapılmıyor.Metal ve motorlu kayıklar çıktından sonra bunlar da tarihe karıştı..
hayri murat bakırcı Üye
Üyelik: 2007-10-30 Herkese açık mesaj: 820
#207686
Duyumlara göre 1960'lı yıllarda fırat nehri birecik kalesinin yanından akarmış gerçekten böyle bi şey var mı? Yoksa küresel ısınma'ya örnek olacak şekilde fırat nehri kuruyormu?
müslüm akpek Üye
Üyelik: 2007-02-08 Herkese açık mesaj: 11.752
#207789
Ben 1959 doğumluyum Nizipten 1966 da ayrıldık, bu dönemlerde baba inşaat işleriyle uğraşırdı ve bende onunla birlikte bu inşaatlara giderdim, hayal meyal Birecikteki salları hatırlarım, hem köprü vardı hem sallar duruyordu, ayrıca Birecikte çok büyük ağaç tekneler yapıldığını gördüm, o dönemlerde Fırat nehri yükseldiğinde neredeyse köprü seviyesinden akardı o yüzden Bireciğin nehir kenarındaki evlerinin alt katları sadece direk olarak dururdu su yükseldiğinde evlerin birinci katlarına yaklaşırdı, dolayısıyla su surların dibinden akardı.
Ahmet Kocaaslan Üye
Üyelik: 2006-11-17 Herkese açık mesaj: 99
#207828
Bir kaynakta okumuştum. osmanlılar döneminde Biricikle Basra arasında motorlu gemi işletmeciliği yapılması başlatılmış ancak Fıratın sularındaki seviyenin yazları çok düşük olması nedeniyle bu uygulama başarısız olmuş ve bundan dolayı vaz geçilmiş. yine 4.murat'ın Bağdat seferinde Birecik emrine gönderdiği fermanda askerin geçişi için yeterli kayığın yapılması,bunun için gerekli kerestenin Birecik ormanlarından karşılanması emredilmiştir. bu hususlar Birecikteki tersanenin öneminin işaretidir.
fsoyarik Üye
Üyelik: 2005-05-06 Herkese açık mesaj: 5.099
#207831
Roma ve diger dönemleri unutmamak lazım.Selamlar
Ramazan Tarhan Üye
Üyelik: 2005-09-16 Herkese açık mesaj: 4.213
#207832
Fırattaki salcıların kullandıkları bir deyim vardı.Ben bu deyimi hayal meyal hatırlıyorum.Bu deyimin adı "ŞİP" di.Şip,fıratın daha şiddetli akan orta kısmına verilen addır.Bir salcı iki kişi ile salını karşıya geçirirdi.Fıratın kenarındaki durgun veya yavaş akan sullar için uzun degnekler kullanılırdı.Ama şip kısmına degnek uzunluğu yetmedigi için kürekler kullanılırdı.Tabiki ne kadar kuvvet o kadar hız.Kışın bazen sel sullarının kabarmasıyla şipi geçmek dört kişiden aşağı yapılmazdı.
Ramazan Tarhan Üye
Üyelik: 2005-09-16 Herkese açık mesaj: 4.213
#207835
fsoyarik;207831 wrote:Roma ve diger dönemleri unutmamak lazım.Selamlar
Maalesef Roma'nın arşiv kültürü Osmanlı kadar gelişmiş olmadığı için sadece kalıntılardan elde edilen bulgular ile arkeoloğların ve tarihticilerin tahminleri ile bazı bilgilere ulaşılabiliyor.Roma döneminde Fırat ve Birecik'in stratejik önemi bilindigi için Zeugma karakolu ve gümrük kapısı kurulmuş.O sıralarda İran imparatorluğunun çok güçlü bir askeri yapısı vardı.İranlıların da tek amacı Fırat'ı kontrol edebilmekti.Bunun için bu bölgede çok savaşlar yapıldı.
şükrü çiftçi Üye
Üyelik: 2008-10-04 Herkese açık mesaj: 1.520
#207836
Bir zamanlar tarihte bahsedilen tershanler şimdi kulanılmıyor durumda. Tarih hocamız bahsetmişti Bir zamanlar Birecikte de tershane olduğunu sölemişti. O kadar geminin yapımı yapılır ama nerde şimdi tershaneler tershane adını bile artık unutuyoruzz Ramazan abi güzel bilgileriniz için minnettarız selametle
Ramazan Tarhan Üye
Üyelik: 2005-09-16 Herkese açık mesaj: 4.213
#207837
Ahmet Kocaaslan;207828 wrote:Bir kaynakta okumuştum. osmanlılar döneminde Biricikle Basra arasında motorlu gemi işletmeciliği yapılması başlatılmış ancak Fıratın sularındaki seviyenin yazları çok düşük olması nedeniyle bu uygulama başarısız olmuş ve bundan dolayı vaz geçilmiş. yine 4.murat'ın Bağdat seferinde Birecik emrine gönderdiği fermanda askerin geçişi için yeterli kayığın yapılması,bunun için gerekli kerestenin Birecik ormanlarından karşılanması emredilmiştir. bu hususlar Birecikteki tersanenin öneminin işaretidir.
Ahmet bey,Evliya Çelebi seyahatnamesinde 1651 yılında Ayıntap'tan Ruha'ya(Urfa) geçerken gökyüzünü hiç görmedigini yazmış.Yani bizim bölgeler o kadar ormanlık ve ağçlıkmış ki yukarıya baktığınızda gökyüzü gözükmüyormuş.Fırat havzası boyunca çok dayanıklı ağaçların yetiştiği ve bu ağaçlardan gemi sanayisinde kullanılan tahtaların yapıldığı da bilinen bir gerçek.Tersanenin Birecik'te olmasının en önemli nedenlerden birisi öncelikli olarak ana hammadenin olması ve güvenli bir yerde olmasıdır.
admin Yönetici
Üyelik: 2001-02-14 Herkese açık mesaj: 7.503
#207839
Zeugma döneminde bu bölgede çok sayıda gemi çalıştığını ve Belkız tepesindeki tapınağın önünden geçerken ateş yakarak ayin yaptıklarını okumuştum. Sanırım Rumkale'nin Fırat kenarında olmasının bu bölgede gemi trafiğinin yoğun olmasına etkisi vardır. Fakat nehir yukarı tekrar nasıl giderlermiş herzaman düşünmüşümdür.
Ramazan Tarhan Üye
Üyelik: 2005-09-16 Herkese açık mesaj: 4.213
#207869
admin;207839 wrote:Zeugma döneminde bu bölgede çok sayıda gemi çalıştığını ve Belkız tepesindeki tapınağın önünden geçerken ateş yakarak ayin yaptıklarını okumuştum. Sanırım Rumkale'nin Fırat kenarında olmasının bu bölgede gemi trafiğinin yoğun olmasına etkisi vardır. Fakat nehir yukarı tekrar nasıl giderlermiş herzaman düşünmüşümdür.
Fırat'ın kenar suları durgundur.Yukarıdaki yorumumda da yazmıştım.Şip kısmı yani nehrin ortası çok şiddetli ve akışkandır.Aşağı giden gemiler şip'i kullanırdı.Yukarı giden gemiler ise kıyıdan yavaş yavaş yukarı doğru yol alırlardı.Hatta bazı bölgelerde halat kullanırlarmış.
admin Yönetici
Üyelik: 2001-02-14 Herkese açık mesaj: 7.503
#207889
yinede kot farkıda düşünülürse, koca Fırat ile baş etmek kolay olmamıştır.
fsoyarik Üye
Üyelik: 2005-05-06 Herkese açık mesaj: 5.099
#207892
Yalnız fırat tarihsel olarak geriye gidildigi zaman kotu çok yüksek oldugu söylenir villalar yukarıda olmasına dikkat edilirse suyun debisinin ve genişliginin fazla olması gerekir.selamlar
Ramazan Tarhan Üye
Üyelik: 2005-09-16 Herkese açık mesaj: 4.213
#209010
Tarihe Yön Veren Bir Merkez:Birecik Tersanesi Köprü yapılmadan önce nehrin karşısına bu şekilde geçilirdi.
Ramazan Tarhan Üye
Üyelik: 2005-09-16 Herkese açık mesaj: 4.213
#209041
Tarihe Yön Veren Bir Merkez:Birecik Tersanesi karayolları henüz tam yapılmadığı için o dönemlerde cipler çok önemli taşıma araçlarıydı.Yük kamyonları ve ciplerin Fırattan karşı yakaya geçişleri de bu tür kayıklarla yapılırdı.
Ramazan Tarhan Üye
Üyelik: 2005-09-16 Herkese açık mesaj: 4.213
#209051
Tarihe Yön Veren Bir Merkez:Birecik Tersanesi Nehirden yukarı doğru giden kayıkların nehir kenarındaki halatları ve bazen de rüzgarın gücünü kullandıklarını gösteren eski fotoğraf
müslüm akpek Üye
Üyelik: 2007-02-08 Herkese açık mesaj: 11.752
#209075
Ramazan bu resimler harika nerden buldun bunları.
Ramazan Tarhan Üye
Üyelik: 2005-09-16 Herkese açık mesaj: 4.213
#209512
Resim kaynağı
Köprü yapılmadan önce yük kamyonları yukarıdaki şekilde fırattaki gemilere bindirilirmiş.Yükü çok ağır olan kamyonlar iki deferde taşınırmış.Önce yük taşınır sonra da kamyon taşınırmış.Yükü ağır olmayan kamyonların yükü ise gemi içinde indirilir Yüklük kısmına konulurmuş.Taşıma gemilerinde bir dümenci ve uzunca degnekleri olan dört kürekçi bulunurmuş.Birecik'te en meşhur gemi taşımacılığı yapan şahıs namı ile ünlü AloMalo diye birisiymiş.Bu ismi hala hatırlayanlar var.
M.KÜÇÜK Üye
Üyelik: 2007-09-04 Herkese açık mesaj: 6.800
#209527
Köprüden önce kayıkların çalıştığını duymuştum ama tersane olduğunu ilk defa duydum.
müslüm akpek Üye
Üyelik: 2007-02-08 Herkese açık mesaj: 11.752
#209556
Dedem rahmetli Yetim Halil (Halil Çevikbaş) , o bölgelerin hemen hemen ilk ağır vasıta şoförlerinden biridir, kendisi anlatmıştı, birgün Urfa valisi kendisini çağırtmış dedemde gitmiş, vali demişki Mersin limanına elektrik trafosu geldi , o trafo Urfaya getirilecek, sorduğumuzda bunu bir tek senin yapabileceğini söylediler, yapabilirmisin, dedemde trafoya bakayım söylerim diyor, Mersine gidip bakıyorlar ama trafo o zamanın kamyonlarına sığması mümkün değil, hemen kasayı uzatma yollarını araştırıyorlar ama olmuyor, işte tam bu anda dedemin aklına ilave dingil yapmak geliyor, ve belkide Türkiyenin ilk ilave dingilini yapıyorlar, trafonun ön kısmını kamyonun önüne ilave dingile bindiriyorlar arkasınada çekici dingil koyup yola çıkıyorlar, bu trafo 15 günde bireciğe Fıratın kenarına geliyor, ama hiçbir salcı bunu karşıya geçirmeye cesaret edemiyor. Bunun üzerine dedem karşıdan karşıya iki halat çektiriyor, kamyonun önünü bir sala, arkasını da başka sala yüklüyorlar ve o şekilde halatlarla çekerek trafoyu karşıya geçiriyorlar, dedem bunu anlatırken gözleri yaşarırdı, dönemin valisi ,kaymakamı dedemi Fıratın karşı yakasında karşılıyorlar, günlerce davul zurna çalıyorlar, o dönemlerde dedemin bu Alomalo dan bahsettiğini hatırlıyorum.
Ramazan Tarhan Üye
Üyelik: 2005-09-16 Herkese açık mesaj: 4.213
#209569
Tarihe Yön Veren Bir Merkez:Birecik Tersanesi Birecik gibi şehir merkezlarinden uzakta olan köy civarlarında fırattan karşıya geçmek için genelde yukarıdaki fotoğrafta görünen ve kelek adı verdikleri bir sal türünü kullanırdı.Kelek oluşturmak için o dönemlerde henüz fazlaca lastik olmadığı için keçi derisinden yapılma hava yastıkları kullanılırdı.
Ramazan Tarhan Üye
Üyelik: 2005-09-16 Herkese açık mesaj: 4.213
#209570
Tarihe Yön Veren Bir Merkez:Birecik Tersanesi altında lastik olan kelekler de köy civarlarında büyük ilgi görürdü.Köylerdeki kelekler ücretli degildi.Genelde yardımlaşma amaçlı düğün ve derneklerde karşı köylere geçmek için kullanılırdı.
Ramazan Tarhan Üye
Üyelik: 2005-09-16 Herkese açık mesaj: 4.213
#209571
Tarihe Yön Veren Bir Merkez:Birecik Tersanesi Nehir civarında yaşayan köylüler özellikle kış aylarında sel suları ile birlikte gelen ve "bangleş" adı verilen odun parçacıklarını bu tip kelekler ile toplarlardı.
Ramazan Tarhan Üye
Üyelik: 2005-09-16 Herkese açık mesaj: 4.213
#209572
Tarihe Yön Veren Bir Merkez:Birecik Tersanesi kelek ile yapılan bir taşıma

Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.

WhatsApp iletişim