Nizip.com
Üye ol
007_Mehmet AĞPAK

Tüfek Neyimize; Bizim Süngelimiz Vardı

Görüntülenme: …

mehmetagpak Üye
Üyelik: 2005-02-24 Herkese açık mesaj: 415
#196689
Mevsim ne ilkbahar ne de yazdır; mevsim dut zamanıdır. Köylerin harman yerinde, pınar başlarında, insanların sıklıkla geçtiği yol kenarlarında, hemen hemen her bahçenin alt ve üst taraflarında on beş-yirmi metreyi geçen dut ağaçlarının dallarındaki allı morlu dutlar yenilmek için davetiye gönderir gibidir. Bu davete ilk uyanların başında arı kuşları, göç vakti kafilesini kaçırmış zevzirler, serçeler bir de dut bülbülleridir. Sabahın serinliğinden akşamın karanlığına kadar dut dallarına bir bir konarlar, yiyecekleri kadar yer sonra uçarlar.

Aslında kuşlar o kadar da kendilerini rahat hissetmezler. Dut ağaçlarına sadece karınlarını doyurmak için konan bu kuşları avlamak için şehirli ya da köylü çocukları ellerinde süngellerle pusuya yatarlar. Bazı şehirlilerin sapan dedikleri bu süngellerin kayışlarına taşları özenle yerleştiren çocuklar, dallar arasında kendilerine masumane dut ziyafeti çeken bu zararsız varlıkların cinsiyetine, büyüklüğüne küçüklüğüne aldırmadan avlamaya çalışırlar.
Bu resim yedekte bulunamadı; eski adresi aç
Bilye ya da şehirli deyişiyle misket büyüklüğündeki bu yuvarlak taşları çocuklar çayın kenarından, çakıllar arasından bir bir seçmiş ve ceplerine doldurmuşlardır. Süngelin lastikleri şehirdeki araba lastikçilerinden alınmıştır. Araba tekerlerinin içinden çıkan lastikler göz kararı otuz santim boyunda, bir santim genişliğindedir. Çektikçe uzayan bu lastiklerin bağlandığı yer, genelde nar, zeytin ya da erik ağacındandır. Yetişkin bir adamın işaret parmağı kalınlığında bu ağaçların dallarından “Y” şeklinde kesilmişse süngel için bire birdir. Taşın atıldığı yer olan kayışlar ise şehirdeki yemenici ustalarının dükkanlarından alınmıştır. Şayet evde çarpanaya* dönmüş yemeni ya da kundura varsa mesele yoktur. Bunlardan üç dört taneden fazla süngel kayışı kolayca çıkardı. Babaların kullanmış çift taraflı bir cilet * veya sapı kemikten yapılmış bir cep bıçağı ile ayakkabılardan, kuzu kulağı büyüklüğünde bir parça kesilir ve iki ucuna lastiklerin geçeceği delikler açılırdı. Lastikler de bu deliklere iple bağlandı, mı alın size kuş vurmanın ya da avlamanın en büyük silahını.


Av yapılmadığı zaman bu süngeller boyuna asılır. Hele bir de süngelin lastiği kırmızı ise pek fiyakalı durur.


Süngelle avlanma işi için öyle haftalar boyu sürecek kurs gerekmez. Kayışa taşı yerleştirip sıkıca kavradıktan sonra, göz hizasına yandan getirmeniz ve sola doğru nişan aldıysanız sağ gözünüzü kapatmanız gerekir. “Y” çatalını sabit tutup, tam ortasından da avı nişan aldıktan sonra sağ elinizle lastiği çekebildiğiniz kadar çekip taşı hızlıca bırakmak kafidir. Tam da dut yerken bir kuş vurulmuşsa palazlanarak ağaçtan aşağıya düşer. Peşinden kuşu vuran çocuk kuşu düştüğü yerden bir an önce almak için koşar. Yapılacak tek iş vardır: Başı gövdeden koparmak. Bunu her çocuk yapamaz. Fakat yapacak birisi mutlaka çıkar.

Kuşun yağlı olup olmadığını karın bölgesine üfleme ile anlamaya çalışan çocuklar, vurdukları kuşların etini çoğu zaman yemezler. Kuşun tüyleri yolunacak, ateş yakılıp kalan tüyler ütülecek, karın bölgesi kesilip içi temizlenecek; velhasıl hepsi bir yığın iş. Şunun şurasında bir avuç kuş; tavuk değil ya! Bunca işi göze alamayan çocukların avları çoğu zaman evin köpeğine ya da kedisine ziyafet olur.

Kimseye zararı dokunmayan, sabah seherinde aleme cıvıltılarıyla ses güzelliği katan, kanat çırpmalarıyla gökyüzünü canlı kılan kuşlardan bir kaçının yok olmasını o an çocuklar düşünmezler.

Şurası da var ki, evde babalarının güvercin beslemelerinden dolayı kuşlara karşı merhameti ve muhabbeti öğrenmiş "kuşçu" çocukları süngel taşımazlar.

Bunların da ötesinde en yakınlarının boğazlarını bir çırpıda kesenlerin, ibadet edenlerin kafasına ve hamile kadınların karnındaki bebelere vicdansızca kurşun sıkanların yanında bu çocukların süngelle kuş avlamaları günahsız ve masum kalır.
fsoyarik Üye
Üyelik: 2005-05-06 Herkese açık mesaj: 5.099
#196694
Teşekkürler kardeşim bizi yine uzaklara götürdünüz inan 3-5 arkadaş 3-5 tırnaklı ekmek alır dedemin bahçesine gider akşama kadar mişmiş agacının gölgesinde bazen top oynar bazende ellerimizle nizip çayında pullu pullu balık tutardık .Bazan yüksekten nizip çayındaki cagalak dedigimiz o az akan suyun içinde güneşinde verdigi parlaklıkla saga sola küçük taşlar arasında parlayan o balıkları seytermenin zevkini yaşardık, vallahi eyfel kulesinin seyrine degişmem. Yine o burcu burcu kokan kayısı , dut, sarı ,kırmızı hele hele sarararak uçundan bal damlayan incir ve tahnebi veya dımışkı üzümünün o toz kokan kendine has kokuları yokmu inan şua bile dimagımda hisssedince gözlerim doluyor ah Nizip ah gençlik
Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler
Selamlar
felsefefe Üye
Üyelik: 2002-09-09 Herkese açık mesaj: 2.592
#196743
Süngel
Evet
Hiç para harcanmadan yapılan
En güzel oyuncak.
Zeytin yada Dut ağacının çatal şekline gelmiş iki dalı alınır.
Tabi çatal çok kalın olmayacak.
Lastik (iç lastik)
vee dediğin gibi taşlar.
Hepsi beleş
hepsi çok özel.
Ama serçeleri vurunca
yerdik tabiki.
En lezzetli et serçe eti.
müslüm akpek Üye
Üyelik: 2007-02-08 Herkese açık mesaj: 11.752
#196749
Hocam kalemine sağlık, Ançeketli olunca insan böyle duygulu oluyor işte, ilk süngelimi yaptığımda mahallede havamdan geçilmiyordu, süngeli boynuma asıp kasıla kasıla dolaşırdım, ama hiç atış yapmamıştım, günün birinde Ançekete giderken, çayın kenarından bir iki yuvarlak taş seçtim, sürü halinde geçen kuşlar dut ağacına konunca rasgele bir atış yaptım, taş bütün hızıyla ağacın yapraklarını kopararak ilerlerken bir serçeye çarptı ve o güzelim serçe çırpına çırpına yere düştü, koştum baktım, otların arasında debeleniyor o an neye uğradığımı şaşırdım, ben ne yapmıştım, aldım elime serçeyi başladım ağlamaya, rahmetli babam geldi aldı serçeyi ve bana çok kızdı, çünkü babam hayvanları çok severdi, o serçe iki gün yaşadı ve öldü, hala unutamıyorum.

Nizip gençliği nedense hayvanlar konusunda çok gaddar, hala hayvanlara eziyet edenler çoğunlukta, üç ay önce geldiğimde motosikletleriyle yerdeki güvercini ezen gençler gözümün önünden gitmiyor.

HAYVANLARI SEVMEYEN İNSANLARIDA SEVMEZ.
M.KÜÇÜK Üye
Üyelik: 2007-09-04 Herkese açık mesaj: 6.800
#196759
Benimde tarif attiğiniz gibi süngelim oldu, ama malesef hiç kuş vuramadım...Ama süper kuş kafası çekerdim ha.
benbaskan Üye
Üyelik: 2004-05-09 Herkese açık mesaj: 949
#196800
bizdaha çok hazır olanı satardık ama hiç kullanmadım sevmem o şekil şeyleri...
doganesmeray Üye
Üyelik: 2008-06-29 Herkese açık mesaj: 813
#196864
hocam sizin yazılarınızda her yaştan insan kendi yaşamından bir şeyler buluyor. böyle yürekten, böyle özlemsi yazıları okudukça bizde sizlerle aynı duyguları paylaşıyoruz.
nizip72 Üye
Üyelik: 2006-01-04 Herkese açık mesaj: 173
#197019
Tüfek Neyimize; Bizim Süngelimiz Vardı Tüfek Neyimize; Bizim Süngelimiz Vardı Tüfek Neyimize; Bizim Süngelimiz Vardı Tüfek Neyimize; Bizim Süngelimiz Vardı Tüfek Neyimize; Bizim Süngelimiz Vardı

Merhaba Hocam her satırı ayrı bir güzel
Okudukça dalıyor insan uzaklara...
Gönlüne sağlık..

zaman nasıl geçmiş anımsatıkça maziyi Tüfek Neyimize; Bizim Süngelimiz Vardı sanki dün gibi.

Tüfek Neyimize; Bizim Süngelimiz Vardı Tüfek Neyimize; Bizim Süngelimiz Vardı Tüfek Neyimize; Bizim Süngelimiz Vardı Tüfek Neyimize; Bizim Süngelimiz Vardı Tüfek Neyimize; Bizim Süngelimiz Vardı
Ekinci Handan Üye
Üyelik: 2009-05-21 Herkese açık mesaj: 17
#197041
merhaba
(ben fransada yasayan ve eyfel manzarasini seyretmis biri olarak) onizip cayinin sesi ve etrafina verdigi guzelligi onlarca eyfel manzarasi veremez
ama simdiki nizip cayinin hali icler acis bundan daha kotu olan da insanlarbir zamanlar içinde balik manzarasi seyrettikleri cayin etrafindan simdi geçerken kokudan durulmuyor ve butun NIZIP 'liler bunu seyrediyor
en son agaçkurudugunda
en son balik oldugunde
en son nehir kurudugun da
insanlar paranin yenilmeyecegini anlayacak
Ekinci Handan Üye
Üyelik: 2009-05-21 Herkese açık mesaj: 17
#197042
degerli abicigim geçte olsa bu guzel yazini okudum
ben yine bir dut mevsimi animsayarak malesef yemeden geçirdim
ama yazini okurken yemis kadar oldum
yuregine saglik
nizip27700 Üye
Üyelik: 2007-06-27 Herkese açık mesaj: 476
#197053
Bu yazınızıda bir çırpıda okudum. O duyguları, o özlemleri bu kadar güzel bir şekilde kalemle kağıda dökmeniz büyük yetenek. Bu konuda sizi yürekten kutluyorum. Sizden bir ricam olacak Ançekette her bahar, genellikle kurak geçen ilkbaharda Çömçe gelin yapma geleneği ve kapı kapı gezmeler vardı onu kaleme alırmısınız. Bir de düğünlerde, zubunun her tarafına gazoz kapağı iliştirip düğünde oyun oynayan bir erkek vardı . Sanırım o gelenekte bitti. Bu iki anıyı buraya dökecek olursanız inan çok sevineceğim. Hatta köyümüzün rahmetli Deli Sultan'ı vardı bunuda ileride kaleme alıp bizlere o hayavı tekrar yaşatacak olursanız çok sevinirim. Yeni yazılarınızı okumak üzere esen kalınız....
Subutay Üye
Üyelik: 2003-02-25 Herkese açık mesaj: 2.345
#199593
Yazıyı çok beğendim. Süngelin yapıldığı ağaçlara fıstığı da eklemek isterim. Çünkü fıstığın doğal yapısı çok budaklı olduğu için dallar içinde çatal bulmak kolaydır. Hatta biz küçükken budanan dallara çatal bulmak için dadanırdık. Fırlatmak için önceleri biz de iç lastik kullansak da daha sonra koldan kan alınırken damarı bulmak için bağlanan lastikleri kullanıyorduk (bu gerecin ne olduğunu hala bilmiyorum, biz serum lastiği derdik. Abdurrahman Abi bizi aydınlatır inşallah :)). Hem daha esnek hem de daha uzun menzilliydi.

Tabi bir de inşaat telini kıvırarak yaptığımız daha basit bir süngel vardı. Bunda ise mermi olarak V şekline getirdiğimiz telleri, fırlatmak için de paket lastiği, yuvarlak don lastiği ya da yassı pijama lastiği kullanıyorduk. Bu süngel, genelde arkadaşlara şaka yapmak için kullanılırdı.

Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.

WhatsApp iletişim