Nizip.com
Üye ol
Tarihimiz Kültürümüz

Sultan Melikşah

Görüntülenme: …

Subutay Üye
Üyelik: 2003-02-25 Herkese açık mesaj: 2.345
#194869
Alparslan’ın oğlu Sultan Melikşah, Selçuklu Devletini ihtişamın zirvesine çıkarmış bir idarecidir. Yirmi yllık saltanatı esnasında ilim ve adalet güneşi devlet semalarında yükselmiş, tarihte ender görülen bir huzur, refah ve saadet devri yaşanmıştır.

Melikşah 6 Ağustos 1055′te dünyaya geldi. Babası Alparslan tarafından ihtimamla yetiştirildi. Devrin âlimlerinden dinî ilimler tahsil etti. Tanınmış bahadırlardan harp dersleri alarak usta bir asker olarak yetişti. Henüz 8 yaşlarındayken devlet idaresiyle yakından ilgilenmeye başladı. 10 yaşında iken babasıyla birlikte Gürcistan seferine iştirak etti ve ordugâhta babasına vekâlet etti. Bizanslıların müdafaa ettiği bir kaleyi Nizamülmülkle birlikte fethetti. Ani yakınındaki Meryem Nişin Kalesi’nin muhasarasında ısrar etti ve kalenin fethinde mühim rol oynadı.

Alparslan; cesareti, idarecilikteki kabiliyeti ve İslama bağlılığı ile dikkatleri çeken ve herkesin sevgisini kazanan Melikşah’ı veliaht olarak göstermiş ve bunu her vesile ile ilan etmiştir. Alparslan 1066′da Melikşah’ı resmen veliaht ilan etti. Malazgirt savaşı öncesinde de bu arzusunu açıkladı. 1072′deki şehadetinden sonra da henüz 17 yaşında olan oğlu Melikşah yerine Sultan oldu.

Sultan Melikşah, saltanatının ilk iki senesini iç kavgaları yatıştırmak ve hudutları müdafaa etmekle geçirdi. Mahir bir idareci olan Nizamülmülkü geniş selahiyetlerle kendisine vezir yaptı. Devleti tehdit eden Karahanlı ve Gaznelilere karşı koydu ve onları mağlup etti.

Melikşah’ın en büyük ideali, bütün müslüman devletleri bir bayrak altında toplamak, İslam Birliği’ni tesis etmekti. Bu gaye için çalışmağa başladı. Halife Kaim bin Amrülah ile sıkı münasebet tesis etti. Halife, Melikşah’a, “Mu’izze’ddin” ve “Celâlüddevle” unvanları ile birlikte o vakte kadar hiçbir hükümdara verilmemiş olan ve hilafet makamının en büyük yardımcısı mânasına gelen “Kasım Emire’l Mü’minîn” lakabını verdi.

Melikşah devrinde Anadolunun fethinin tamamlanması hareketi süratle devam etti. Süleyman Şah’a yaptığı yardımlarla Anadolu bir İslam beldesi haline geldi. Vermiş olduğu emirle, Anadolu Selçuklu Devleti kuruldu.

Devlet teşkilatını ve orduyu intizama sokan Melikşah fetih hareketlerine babasının bıraktığı yerden devam etti. Kutalmışoğulları Süleymanşah ve Mansur ile, Türkmen reislerinden Artuk Bey, Tutak ve Alp İlig gibi namlı kumandanlar Anadolu’da zaferden zafere koşuyor, önlerine çıkan Bizans ordularını bozguna uğratıyorlardı.

Anadoludaki Hıristiyan halk, Bizans idaresinden bunalmıştı. Saray hileleri ve umumî idaresizlik yüzünden derebeyleri Anadoluyu kasıp kavuruyorlardı. Sık sık kendilerini imparator ilan ederek merkeze yürüyen kumandanların baskısına maruz kalıyorlardı. Bu yüzden kendilerine adaletle muamele eden ve gittikleri yere huzur ve refahı da birlikte götüren Müslümanları sevinçle karşılıyorlardı.

Türkmen birlikleri Yeşilırmak, Kelkit ve Çoruh havzalarını ele geçirmişler, Alaşehir’i fethederek Ege sahillerine kadar uzanmışlardı. Diğer bir kol da Urfa ve Nizip civarında Bizans ordularını yenerek Güney ve Güneydoğu’da fetihler yapmışlardı.

Süleyman Şah İznik’i fethetmiş, Üsküdar’a kadar ilerliyerek bütün Boğaziçini kontrol altına almıştı.
Kısa zamanda Mardin ve Diyarbakır ile civarındaki otuzdan fazla kale ve şehir fethedildi. Ayrıca Siirt, Bitlis ve Ahlat gibi mühim yerler de fethedilerek Büyük Selçuklu İmparatorluğuna katıldı.

Melikşah devrinde fethedilen yerlerden bazıları şunlardır: Musul, Kudüs, Dimeşk, Haleb, Lazkiye, Gence, Kafkasya, Kars, Oltu, Erzurum Gürcü Kralı tarafından ele geçirilen bu bölgeler 1080′de fethedilmiştir), Trabzon, Azerbaycan, Buhara, Semerkand, Hicaz Bölgesi (Mekke-Medine), Yemen…

Ömrünü İslama faydalı icraatlar yapmaya adayan Melikşah her zaman şu şekilde dua etmektedir:
‘Ya Rab, eğer İslama ben faydalı olacaksam, bana yardım et, muzaffer kıl! Eğer karşımdaki hasmım faydalı olacaksa, ona yardım et, onu muzaffer kıl!”

Sultan Melikşah, 20 Kasım 1092′de 37 yaşında-iken vefat etti. Cenazesi İsfahan’a götürüldü ve kendisinin yaptırdığı medresesinin yanındaki türbeye defnedildi.

Yirmi yıllık saltanatı esnasında Büyük Selçuklu Devletini Kaşgar’dan Boğaziçine, Kafkas’lardan Yemen ve Aden’e kadar genişletmek suretiyle devrin en büyük siyasî gücü haline getiren Melikşah, bu koca Devlette adaleti mülkün temeli yapmaya muvaffak olmuştur. Bu yüzden kendisine “Sultanü’l Âdil” denilmiştir. Saltanatı müddetince mağlubiyet yüzü görmediği için de “Ebu’l Feth” lakabı verilmiştir.

Melikşah zamanında, Nizamülmülk’ün de himmeti ve gayreti ile gayet muntazam bir divan (hükümet) teşkilatı ve yarım milyonu bulan muntazam bir şekilde yetiştirilmiş daimî ordu kurulmuştur.

Fakirleri, ilim ve san’at adamlarını korumak için devlet bütçesine ödenek koydurulmuştur.
Âlimleri ve san’atkarlan himaye etmiş, onlara büyük alâka göstermiş, ilim sahibi zatları bizzat ziyaret ederek, onların ilmine ve şahsiyetlerine hürmet göstermiştir. Devrinde, İmam-ı Gazali, Kaşgarlı Mahmut, Cürcânî gibi âlimler yetişmiştir.

Mühim bölgelere Nizamiye Medreselerini kurdurmuş, yollar, çeşmeler, medreseler, camiler inşa ettirerek ülkeyi mâmur hale getirmiştir.
İlim ve adaletin büyük itibar gördüğü ülkesinde huzur ve refah hâkim olmuş, şaşaalı bir İmparatorluk tesis edilmiştir.


-ALINTIDIR, YAZARI ARAŞTIRILMAKTADIR-
https://www.halildaloglu.com
müslüm akpek Üye
Üyelik: 2007-02-08 Herkese açık mesaj: 11.752
#194872
Melikşahın doğum yıl dönümü mü.
Mustafa KANAL Üye
Üyelik: 2007-04-17 Herkese açık mesaj: 1.205
#194893
Bende öğrencilik zamanımda aklımda kalan bazı bilgileri paylaşayım müsaadenizle;

1074'de Celali takvimini hazırlattı. Ticaret mallarından alınan vergilerin bazılarını kaldırdı. Ermeni Patriğinin isteği üzerine kiliseleri, manastırları ve rahipleri vergiden muaf tuttu.
Melikşahın en çok sevdiği hobilerinin arasında avlanmak gelirdi. Ayrıca alimlere çok değer verir ve onları korurdu.
Gazali, Kaşkarlı Mahmud ve Ömer Hayyam gibi alim ve şairleri himaye etti.
Melikşah döneminde Büyük Selçuklu Devletinin sınırları Akdeniz ve Marmara Denizinden Kaşgar'a, Kafkasya'dan Yemen'e kadar uzanıyordu.
Hac yollarında su kuyuları açtırdı ve bu yolların emniyetini sağladı.
Bağdat'da Sultan Melikşah Camiini yaptırdı.
Isfahan'da bir rasathane, çeşitli yerlerde ise kervansaray,köprü,imaret,kale,hisar ve medreseler inşa ettirdi.
Subutay Üye
Üyelik: 2003-02-25 Herkese açık mesaj: 2.345
#194899
Makalede Nizip bahsi de geçtiği için paylaştım. Şu satırları bir daha gözden geçiriniz.

Türkmen birlikleri Yeşilırmak, Kelkit ve Çoruh havzalarını ele geçirmişler, Alaşehir’i fethederek Ege sahillerine kadar uzanmışlardı. Diğer bir kol da Urfa ve Nizip civarında Bizans ordularını yenerek Güney ve Güneydoğu’da fetihler yapmışlardı.

Mustafa Abi teşekkürler...
müslüm akpek;194872 wrote:Melikşahın doğum yıl dönümü mü.
şükrü çiftçi Üye
Üyelik: 2008-10-04 Herkese açık mesaj: 1.520
#194901
emeğine sağlık subutay abi
şükrü çiftçi Üye
Üyelik: 2008-10-04 Herkese açık mesaj: 1.520
#194902
alparslanın ölümünden sonra yerine oğlu melikşah geçti
büyük selçuklu devleti en geniş sınırlarına melikşah döneminde ulaştı


melikşah döneminde selçuklular doğuda seyhun ırmağı batıda akdeniz ve marmara kuzeyde kafkas dağları güneyde mısır ve basra körfezine kadar sınırlarına genişlettiler
karahanlılar ve gazneliler selçuklu egemenliğini tanıdılar
bende bu konuları yeni gördüğüm için bir kaç bilgi paylaşmak istedim
fsoyarik Üye
Üyelik: 2005-05-06 Herkese açık mesaj: 5.099
#194906
MELİKŞAHTAN bahsedilipte Meşhur vezirlerinden bahsetmemek olmaz.
Nizam-ül Mülk


Nizamü'l Mülk, Büyük Selçuklu devletinin, idâri, malî ve askeri teşkilatını kuran ve kurduğu bu teşkilat bütün müslüman devletlerce örnek alınan, mahir bir devlet adamıdır.
Alp Arslan ve Melikşah devirlerinde (1064'ten vefat ettiği 1092'ye kadar) 29 yıl fasılasız devam eden vezirliği esnasında yaptığı icraatlarla bütün Müslümanların gönlünde taht kurmuş değerli bir âlimdir.

Asıl ismi Hasan olan Nizamü'l Mülk, 10 Nisan 1018'de Horasan'ın eski kültür merkezlerinden olan Tuş şehrine bağlı Nukan kasabasında doğmuştur. Babası Ali bin İshak, Gazne Devletinde vazife gören bir devlet memurudur.

Nizamü'l Mülk ve kardeşi, devrin meşhur fâkihlerinden Ebu'l Kasım Abdullah'ın yanında mükemmel bir tahsil görmüşlerdir. Öyle ki Nizam-ül Mülk henüz 11 yaşında iken Kur'an-ı Kerim'i ezberlemiş ve yine çok genç yaşta iken fıkıh âlimleri arasında zikredilir olmuştur.

Dinî ve edebî kültürü ile temayüz eden Nizam-ül Mülk idarecilikte de büyük muvaffakiyet göstermiştir. Babası ile birlikte Gaznelilerin maiyyetinde çalışmış, 24 Mayıs 1040'taki Dandanakan savaşından sonra Selçuklu hizmetine girmiştir.

Nizam-ül Mülk Belh valisi Ebu Ali bin Şadân'ın yanında bulunduğu esnada şehrin idaresinde gösterdiği maharetten dolayı tanınmış ve daha sonra Merv'de bulunan Alparslan'ın yanına gitmiştir. O tarihten sonra da Alparslan'ın yanından ayrılmamıştır. Alparslan Selçuklu tahtına oturur oturmaz Nizm-ül Mülk'ü kendine vezir tayin etti. Halife Kaim bin Amrillah tarafından kendisine "Nizam-ül Mülk", "Kıvâmü'd Devle ve'ddîn" lakapları verildi.

Nizam-ül Mülk, Malazgird muharebesi hariç (Alparslan tarafından her ihtimale karşı, memleketi idare etmek vazifesi ile Hemedan'a gönderildiği için iştirak edememiştir) Devletin bütün fütuhat muharebelerinde padişahlarla (Alparslan ve Melikşah) birlikte olmuş, cesareti ve isabetli kararları ile zafere giden yolu göstermiştir.

Devlet teşkilatında, askerî, idarî ve malî sahalarda yapmış olduğu yeniliklerle devletin sağlam temeller üzerine kurulması için çalışmış ve bunda da muvaffak olmuştur.

Kurmuş olduğu idari sistem bütün İslam ülkelerine ve Osmanlı Devletine örnek olmuştur.

Bu mahir idareci İslâmiyyeti gerçek yönüyle her tarafta anlatmak ve bâtıl cereyanların yayılmasını engellemek için kurmuş olduğu medreselerle de Devlete ve İslamiyyete büyük hizmetlerde bulunmuştur.

Fatımilerin yaymış olduğu Şiî-batınî düşüncelerin ve Hasan Sabbah'ın sapık fikirlerinin Selçuklu Devleti bünyesinde yer tutmaması ve İslam akidesinin halk tarafından her yönüyle öğrenilip yaşanması için gayret sarfetmiş ve bu maksatla medreseler kurdurmuştur. İsfahan, Bağdad, Basra, Nişâbûr, Herât, Belh, Âmul, Musul gibi mühim beldelerde kurulan "Nizamiye Medreselerinde tesbit edilen ortak bir eğitim programıyla değerli ilim adamları yetiştirilmiştir.

Nizamiye Medreseleri, sistemli bir şekilde kurulmuş olan ilk üniversite olarak tarihlere geçmiştir.

Nizam-ül Mülk'ün bu çalışmaları sayesinde Ehl-i Bid'anın propagandası kırılmıştır. Bütün çalışmalarının sonuçsuz kaldığını gören sapık görüşlü Hasan Sabbah, bu büyük devlet adamını ortadan kaldırmak için planlar yapmaktaydı. Nizam-ül Mülk 15 Ekim 1092'de bir Batınî fedaisi tarafından hançerlenmek suretiyle şehid edilmiştir. Nâaşı İsfahan'a getirilerek oradaki türbesine defnedilmiştir.

Örnek devlet adamı ve İslamiyyete ömrünü vakfetmiş büyük bir insan olan Nizamü'l Mülk asırlar boyu hatıralarda yaşamıştır. Nizamü'l Mülk'ün vefatından sonra oğullan ve torunları Selçuklu Devletine vezir olarak hizmet etmişlerdir.

Nizam-ül Mülk'ün "Siyasetnâme" isimli çok değerli bir de eseri bulunmaktadır
Ramazan Tarhan Üye
Üyelik: 2005-09-16 Herkese açık mesaj: 4.212
#194908
Fosiyarik'i durdur durdur durdurabilirsen artık...şimdi tüm selçuklu tarihini buraya indirir vala...yaw çocuk Nizip vurgusunu ön plana çıkartıp sizinle tarihi bir mevzuyu paylaşıyor...üstelik bi de kırmızı harfle yazmış... :)))) subutay bu veriler için teşekkürler...Bunu bi yere not edelim...Müsait bi zamanda inceleriz...
Subutay Üye
Üyelik: 2003-02-25 Herkese açık mesaj: 2.345
#194911
Tamam abi, ben de makalenin kaynağını arıyorum. Bulurum inşallah.
Ramazan Tarhan;194908 wrote:Fosiyarik'i durdur durdur durdurabilirsen artık...şimdi tüm selçuklu tarihini buraya indirir vala...yaw çocuk Nizip vurgusunu ön plana çıkartıp sizinle tarihi bir mevzuyu paylaşıyor...üstelik bi de kırmızı harfle yazmış... :)))) subutay bu veriler için teşekkürler...Bunu bi yere not edelim...Müsait bi zamanda inceleriz...
M.KÜÇÜK Üye
Üyelik: 2007-09-04 Herkese açık mesaj: 6.800
#194920
Tarhan! Müslüm abiye bakarmısın, saf saf doğum günümüymüş diye soruyor...NİZİP DİYOR NİZİP.
Mustafa KANAL Üye
Üyelik: 2007-04-17 Herkese açık mesaj: 1.205
#194921
Buda Sultan Melikşah'ın duası, nede güzel değilmi?

'Ya Rab, eğer İslama ben faydalı olacaksam, bana yardım et, muzaffer kıl! Eğer karşımdaki hasmım faydalı olacaksa, ona yardım et, onu muzaffer kıl!"
müslüm akpek Üye
Üyelik: 2007-02-08 Herkese açık mesaj: 11.752
#194925
MENES;194920 wrote:Tarhan! Müslüm abiye bakarmısın, saf saf doğum günümüymüş diye soruyor...NİZİP DİYOR NİZİP.
Tamam yahu bu kadar gelmeyin üstüme.:p
felsefefe Üye
Üyelik: 2002-09-09 Herkese açık mesaj: 2.592
#195003
Subutay;194869 wrote:Anadoludaki Hıristiyan halk, Bizans idaresinden bunalmıştı. Saray hileleri ve umumî idaresizlik yüzünden derebeyleri Anadoluyu kasıp kavuruyorlardı. Sık sık kendilerini imparator ilan ederek merkeze yürüyen kumandanların baskısına maruz kalıyorlardı. Bu yüzden kendilerine adaletle muamele eden ve gittikleri yere huzur ve refahı da birlikte götüren Müslümanları sevinçle karşılıyorlardı.
Türkmen birlikleri Yeşilırmak, Kelkit ve Çoruh havzalarını ele geçirmişler, Alaşehir’i fethederek Ege sahillerine kadar uzanmışlardı. Diğer bir kol da Urfa ve Nizip civarında Bizans ordularını yenerek Güney ve Güneydoğu’da fetihler yapmışlardı.
M.KÜÇÜK Üye
Üyelik: 2007-09-04 Herkese açık mesaj: 6.800
#195044
Felsefefe de alt yazı geçmiş, hala anlamayan olabilir diye
YusufSerce Üye
Üyelik: 2006-08-30 Herkese açık mesaj: 510
#195063
Bundan ucbucuk yil once Malazgirt hakkinda bayagi kapsamli bir calisma yapmistim. Ozellikle Nizip bolgesinin fethi tabiyatiyla cekiciydi benim icin. Bu Turkmen akincilari gercegi soylemek gerekirse 'eskiya' idiler hatta daha sonra Alparsalan'in yaninda mevki sahibi olmus bir komutan Afsin Bey bolgemizin en onde gelen akincisidir.

Mamafi burda 'eskiya' yi da kendi konjukturunde degerlendirmek elzemdir. Cunku Bizansin vergisini reddeden 'hiristiyan' halk(kendi kaynaklari Cambridge University) seve seve Turk akincilarina kucak aciyorlardi.

Siyasi hayat hamasi fantazilerin otesinde aslinda daha ayaklari yere basan gerceklerden mutesekkildir. Binanialeyh Bizans komutani Romen Diyojen(Romanos Diagones) saray ici mucadelede yine bir 'kadin' parmagiyla kralliga askeriyeden asil kralin(Contantine X) oldurulmesi marifetiyle getirilmis ve yine en yanibasindaki adami Andronikos Doukas Malazgirt'te ihanete ugrayarak maglup olmustur. Savasta her iki cephede de her kesimden topluluklar da vardi. Parali askerlerden tutun karsilikli dine mensup kimseler de mevcuttu.

Savasin kirilma noktasi yine Afsin beyin Uz ve Pecenek Turkleri uzerindeki ihanet etkileriyle Bizansin sag cenahini cokertmis karsiliginda Turk ordusunda 'kurtler' geri cekilmis ve fakat Andronikos Bizansa son darbeyi vurmustur.

'Sanli Turk Tarihimizde' aslinda 'medeni' anlamda 'yikmamak' disinda 'pek bisey' bulamayiz. Lakin askeri, idari anlamda ve gercekten 'dunya barisi' zaviyesinde 'essisizdir'.

Ozeti Nizip'in Turklesmesinin temelinde Afsin Bey var demek dogru olacaktir.
YusufSerce Üye
Üyelik: 2006-08-30 Herkese açık mesaj: 510
#195064
Bu arada calismamizi 'Kultur Bakanligi' icin yapmistik ama hernedense proje iptal edildi!

Zihniyet derken bosa isyan etmiyoruz yani!!!
felsefefe Üye
Üyelik: 2002-09-09 Herkese açık mesaj: 2.592
#195259
Bu konuyu da ana temaya bağlı kalmadan
Önemsiz bir nedenlerle tartışıp durdunuz ya
Bravo size.
Müslüm Amiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii
açılan konuların ana teması ve bir formatı var.
felsefefe Üye
Üyelik: 2002-09-09 Herkese açık mesaj: 2.592
#195261
Kıymetli Yusuf işin Niziple ilgili olanı burada bizimle paylaşsan bizi sevindirirsin.
Haa atalarımız eşkiya değildir.
YusufSerce Üye
Üyelik: 2006-08-30 Herkese açık mesaj: 510
#195289
felsefefe;195261 wrote:Kıymetli Yusuf işin Niziple ilgili olanı burada bizimle paylaşsan bizi sevindirirsin.
Haa atalarımız eşkiya değildir.

Atalarimiz 'bal gibi' eskiyadir. Degil deyince bu ozelliklerini yitirmezler! Ayrica Nizip'le ilgisi Afsin Bey'dir.

Atalar derken burda sadece Turkleri algilamak dogru degildir cunku halu hazirda 'haksiz' sekilde saldirganliklar devam etmektedir. O donemde de herkes herkese saldiriyordu ancak hiristiyan halkin hatta zamanin halifesinin 'mertlik ve yigitlikleriyle' one cikmis Turkleri tercihi iftihardir. Butun dunya bu konuda hem fikirdir.

Turkler medeni dunyaya pek bisey katmamis ama pek zarar da vermemisler ote yandan 'dunya barisi' adina 'insan haklari' adina emsalsiz bir yonetim sergilemislerdir.

Hicbir zaman kan durmayan(peygamber donemi dahil) ortadoguyu tam 5 asir 'tek pirpirli cavusla' sukunet icinde idare etmek hicbir akli melekeyle izah edilemiyecek turde muhtesemdir.
müslüm akpek Üye
Üyelik: 2007-02-08 Herkese açık mesaj: 11.752
#195302
Osmana eşkiyalık da amma yakışır ha, nerdeyse Uludapda kalıp eşkiyalık yapacaktı biz engelledik.
Subutay Üye
Üyelik: 2003-02-25 Herkese açık mesaj: 2.345
#195354
Evet, ben de bir Türkmen olarak atalarımızın pek de uslu adamlar olduğunu söyleyemem. Ama herşeyin bir sebebi vardır. Bir kere o zamandaki hukuk ve toplum yapısını günümüzle kıyaslamak son derece yanlıştır. Türkmenler konar-göçer insanlardı. Yayladan yaylaya gezer ve geçimlerini yün, yapağı, dokumacılık ve avcılık ile sağlarlardı. Yerleşik düzene geçerken bir takım sorunlarla karşılaştılar. Geçim sıkıntısı yaşayınca kervanlara -istemeden de olsa- musallat oldular. Bir çok Barak ezgisinde de bu durum dillendirilmiştir:

"Gitme garip gitme de yollar harami,
Arap vurur da Türkmen alır paramı..."

Bunun üzerine de zaten Türkmenler devrin hükümdarınca ferman yollanarak sürülmekle tehdit edilmişlerdir ve bu durum da deyişlere yansımıştır

"Ferman padişahınsa dağlar bizimdir..."

Türkmen aşiretlerinin üzerine gönderilen ordular, bir kısmını yok etmiş, bir kısmını da sürmüştür. Ordudan kaçanlar ise dağlara sığınmışlar ve eski geleneklerine geri dönmüşlerdir.

Anadolu'nun Türkleşmesinde ve özellikle Selçukluların elini kolunu sallaya sallaya ta İstanbul'a kadar gelmesinde en büyük etken, Alparslan'dan bir kaç yüzyıl önce Anadolu'da konar-göçer şekilde yaşayan Türkmenlerdir. Çünkü, Selçukluların geldiğini öğrenen Türkmenler, Bizans'ı yani Doğu Roma'yı içten vurmuşlar, Selçuklu ordularına taarruzda büyük kolaylık sağlamışlardır. Ama aynı zamanda Osmanlı'nın başını her zaman ağrıtan bir topluluk olmuşlardır. Bu da kaderin acı bir cilvesi olsa gerek...
YusufSerce;195289 wrote:Atalarimiz 'bal gibi' eskiyadir. Degil deyince bu ozelliklerini yitirmezler! Ayrica Nizip'le ilgisi Afsin Bey'dir.

Atalar derken burda sadece Turkleri algilamak dogru degildir cunku halu hazirda 'haksiz' sekilde saldirganliklar devam etmektedir. O donemde de herkes herkese saldiriyordu ancak hiristiyan halkin hatta zamanin halifesinin 'mertlik ve yigitlikleriyle' one cikmis Turkleri tercihi iftihardir. Butun dunya bu konuda hem fikirdir.

Turkler medeni dunyaya pek bisey katmamis ama pek zarar da vermemisler ote yandan 'dunya barisi' adina 'insan haklari' adina emsalsiz bir yonetim sergilemislerdir.

Hicbir zaman kan durmayan(peygamber donemi dahil) ortadoguyu tam 5 asir 'tek pirpirli cavusla' sukunet icinde idare etmek hicbir akli melekeyle izah edilemiyecek turde muhtesemdir.
felsefefe Üye
Üyelik: 2002-09-09 Herkese açık mesaj: 2.592
#195415
Arkadaşlar saçmalamayın.
Ne eşkiyası.
Dağlar bizimdir
konusunu zaman zaman işliyorum.
Yani hiç mi yazdıklarımı okumuyorsunuz.
Daha geniş ve kapsamlı ayrıca konu açıp yazacağım. ama kısa kısa birşeyler yazayım.


1- Savaş esnasında yapılan yağmalama olayı
Hırsızlık değil Ganimet anlamına gelir.
2-Osmanlı özellikle Sarı Selimden sonra yönetici ve memurlarını Türk ve Kurd olmayanlardan seçer.
Vali vs. hepsi yabancılardan oluşmakta ve
Yönettikleri halka büyük zulumler yapmakta idiler.
Bazı Türkmen ve Kurd aşiretleri tamamen bazıları ise pasif şekilde Osmanlı Devletine başkaldırıdılar.
Bu yüzden Turkler hep eşkiya muamelesi gördüler.
Anadoluda 300 Yıl civarı kan gövdeyi götürdü.
Taa ki II. Mahmuta kadar devam etti.
O yüzden Devleti tanımadıklarını zulme hayır dediklerini her fırsatta söyleyen Türkmenler
Dadaloğlu Köroğlu gibi yiğitleri günden güne efsane ettiler.
Sizin yaptığınız yorumları
Ki çoğunuz bu başkaldıranların soyundan gelmektesiniz.
Okuyunca utanıyorum
müslüm akpek Üye
Üyelik: 2007-02-08 Herkese açık mesaj: 11.752
#195417
Osman sizi çok kızgın gördüm.
mavi_hilal Üye
Üyelik: 2008-03-28 Herkese açık mesaj: 121
#195443
abilerim bizler Alparslan gibi isim leri yaşatmalıyız...
felsefefe Üye
Üyelik: 2002-09-09 Herkese açık mesaj: 2.592
#195476
Kızmamak elde değil abi.
Şimdi savaş zamanı diyelimki
Düşman öldüren katil mi olur.
Savaş Gazilerine Katil diyelim
Olur mu böyle saçmalık.
Ganimet diye bir olay savaşın bir sonucudur.
Türkler her zaman şerefli bir milletdir.
Asla Tecavüzt etmezler
Asla köle almazlar.
Bu İslamiyetten de önce aynıydı
İslamiyetten sonrada.
Kendi tarihinizi, yabancı gözüyle okuyabilirisiniz.
Ama sakın olaki Yabancı mantığıyla bakmayasınız.
Başka da bir millete bu özellik yoktur.

Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.

WhatsApp iletişim