Slm arkadaslar bu aksam iş yerimizde durumcu emmide yemekte yonetmen mısafırlerımız vardı.
Yonetmen Cem AKYOLDAS dızılerı,karayılan,serserı,kopek,karaoglan,ah polis olsam vs.
Yapımcı Barboros CANLI dızılerı kuzey ruzgarı,askın daglarda gezer,ruyalarda bulusuruz
Yapımcı Huseyın UKUM
Konusmalarımız arasında babamın NİZİP le ılgılı cok destansı olayları oldugundan bahsettı ve yonetmen abımız cem ve barboros bey konuya ılgı gosterdıler.Bende sıtemızden bahsettım onlara zaten barboros kardesımız sıteye uyeymıs ve gercekten onlarda bır ılcenın boyle aktıf bır web sıtesı olmasını merak ettıler ve onlarda sıte aracılıgıyla NİZİPTE YASANMIS DESTANSI BI OLAYI dızı fılm yapacaklarını soyledıler cıddı cıddı sımdı bıze dusen gorevde gercekten bu tur olayları onlarla paylasmak NIZIP ıcın gercekten ıyı bı tanıtım olacagı dusuncesındeyım mesj.larınızı ve mail.lerınızı beklıyorum bana veya sıte uyemız olan yapımcı Barboros CANLI ile paylasabılırsınız Bu resim yedekte bulunamadı; eski adresi aç
Değerli yönetmen ve yapımcı arkadaşlara ilgilerinden dolayı teşekkür ederim. Geçmişimizi ve kültürümüzü öğretmenin en güzel yolu görsel içerikli yayınlardır. Bu konu hakkında en kısa zamanda soruşturma yapayım. İlk aklıma gelen Ezo gelin olmakla birlikte zaten çekiliyor. Bununla birlikte Gelin döne hikayesi vardır. Fakat destansı özellikte bir olay varmı bunu da araştırmamız ve öneri sunmamız lazım.
Melike Belkıs ile ilgili bir tiyatro senaryosu üzerinde amatör bir çalışma yapıyordum.Profesyonel bir senarist ile bu konu çalışılsa hem çok iyi bir dizi hem de çok güzel bir sinema filmi bile çıkar.Konu üzerinde yardımcı olabilirim.
Yöremiz, sadece Baklavası, fıstığı , Zeytini, yeşil sabunu, bulguru, Lahmacunu ve kebaplarının dışında son yıllarda artık tarihi geçmişi, Kültürü, ve en önemlisi ZEUGMA ile Bölgemizin adı akla gelmektedir.
DÜRÜRÜMCÜ EMMİ 'nin gerek Ulusal basında gerkse Ulusal yayın yapan kanallarda NİZİP'i hep ön plana çıkartıp İlçemizi tüm yurda tanıtmak istemesi çok iyi birtanıtım yatırımı olsa gerek, bunların dışında Niizpliler olarak bu gibi görsel tanıtımlara başta (admin abimizin) yapacağı güzel çaşılmalar desteklenirse başarılı tanıtımların ortaya çıkacağına inanıyorum.
Öncelikle bize böyle bir fırsatı sunduğunuz için size çok teşekkür ederim.
Nizip'te sayılmayacak kadar destansı hikaye var ancak benim fikrim Zeugma ile ilgili olacak.
Bildiğiniz gibi zeugma 1970'lerden beri bilinen bir örün alanıdır ancak yetkililerin sorumsuzluklarından sebebi ile yıllar sonra barajın yapılacağı haberi gelmesi ile gündeme gelmiştir. Ve yangın mal kaçırırcasına çalışmalar başlayıp büyük bir kısmı barajın altına gömülmüş belik gelecek nesil bizim hatamızı anlar barajı kaldırıp tekrar çıkarır umuduyla üstü kapanmıştır...
Örün alanı 1972 lerde bilindiği için o civarın köylüleri hatta yabancılar gelip izinsiz kazılar yapıp çoğu eserimizi Londra pariste müzakerelere götürmüştür. Bununla ilgili TARİH HIRSIZLIĞI adı altında bir dizi yada film çekilebilir. Hem bir barajın bir tarihi mekanı nasıl popüler edip tarihe gömdüğünü de herkes bilmiş olur... Ve böylece Hasankeyf sular altında kalırsa neler yaşanacağım bu yolla dile getirlimiş olur belkide yıllardır yetkililerin bu kadar duyarsız olmalarını yüzlerine vurmuş oluruz.... Gelecekte böyle bir hata yapmamalı için güzel bir çalışma olur fikrindeyim....
Hikayenin ana teması yukarıda anlattığım olabilir. İç kısımlarındada belkıs köyünde yaşananlar, Tarihi eser kaçakcıları, İzinsiz kazılar Ve birazda efsanevi bir hava katılabilir mesala Çingene kızına Mitolojik bir hikaye eşlik edebilir nasıl mı? anlatim:) Şimdi bir mitolojik hikaye okumuştum bunu bize uyarladım zamannda sizle paylaşayım; Fıratla Gaya'nın aşkı
Gaya çok güzel bir kızdır her sabah fırata gelip suyun akışını izler fıratın cam gibi suyunda güzelliğini izlermiş ve o ne zaman gelse hırçın fırat durgunlaşır uysal bir koy gibi olurmuş yıllar böyle gelip geçmiş Gaya bir gençe aşık olmuş ve fırata gitmeyi aksatmaya başlamış fıratta onu beklemekten artık yorulmuş günler sonra gaya sevdiği gençle gelmiş fırat çok kızmışş ve bir fırtına kopmuş ve o fırtına ile Gayayı içine çekmiş gaya çığlıklar içinde fırat düşmüş ve derin sulara karışmış ve o zamandan beri Gaya'nın çığlığı hala derinlerden duyulur olmuş...
İşte böyle bir hikaye...
Benim demek istediğim Bir tarihi katliamı esfanevi ve belkısın toplumsal yapısını dile getirirek kamoyuna anlatmaktır...
Tekrar sağolun...
Birecik Barajı yapıldıktan sonra "Zeugma sular altında kalıyor" diye kimi çevrelerce yaygara koparılmıştı. Zeugma"yı bu zamana kadar keşfedemeyen devlet bu konudaki hatasını geçte olsa kısmen anladı. Bölgede yoğun bir araştırma ve kazı çalışması başlatıldı. Aslında bölge ile ilgili olarak bir Alman arkeolog 1970 yılında bir tez hazırlamış tezin bir örneğini de Kültür Bakanlığı arşivine göndermişti. Zeugma hala bazı insanlar için bir umut kapısı, geçim kaynağı. Zeugmaya yakın yaşayan köylüler yağmurun yağmasını ya da baraj sularının çekilmesini bekliyor. Yağmur yağınca toprak altından para, sikke, göz yaşı şişesi gibi küçük parçalar çıkarken bazende büyük ebatta ki tarihi esere küçük bir kazı çalışması sonucu ulaşılıyor. Baraj sularının çekilmesi ise yine köylülerin işine yarıyor. Sular çekilince dalga sonucu aşınan yüzeyin altından yine tarih eser çıkıyor. Bunları alıp satan köylüler bazen büyük gelirler elde ediyorlar. İbrahim Gülmez isimli bir köylü belirli dönemlerde Zeugma"dan eser topladıklarını söylüyor; " Yağmur yağdığında toprak kayıyor, böylece alttaki eser ortaya çıkıyor. Aynı şekilde baraj suyu yükselip alçalınca da yine sualtındaki eserleri görmek mümkün. Azımsanmayacak derecede eser ortaya çıkıyor. Bazen jandarma yakalıyor. Ama çoğu zaman bu mümkün olmuyor." Son zamanlarda durumu fark eden jandarma yağmur yağdığında ya da baraj suyu çekildiğinde bölgeyi abluka altına alıyor. Birecik Barajı gölet suyu Ağustos"ta artarken Eylül ayında kısa süreliğine düşüyor. Bu düşüş yaklaşık bir metreyi buluyor. Göksu Irmağı"nın debisinin sürekli değişmesi de gölet suyunun gel-gitli olmasında etkili oluyor. Aksiyon Dergisi
aslında aradığınız kişi ve destan yanınızda oturuyorda nasıl göremiyorsunuz düşünün bir aile hemde çok fakir bir aile o aileden zor şartlar altında yetişen biri o iki kardeşinide trafik kazasında kayıp edip yıllarca alın terini biriktirip sevdalısı olduğu memleketine hizmet eden biri
fakirler aç kalmasın diye kapı kapı gezen insan hatta nizip için turizim elçisi gönül dostu güzel insan dürümcü emmi
Benim çocukken hatırladığım bir kaç destansı hikaye var ama, o yıllardaki çocukluk aklı olarakolayları tam olarak hatırlayamıyorum. Yazacağım hikayeyi sevgili hocamız İmamoğullarından daha detaylı bilgi alabilirler. Hani bir türkü vardır sanırım barak olsa gerek "Bu dağın boz yılanı anam gelir dolanı dolanı " diye bir türküde yazanmış gerçek bir hikayeden yola çıkılarak söylenmiş bir türküydü. Metin isminde sevdalı bir gencin hazin bir hikayesi anlatılırdı. Sonrada Mahmut Tuncerin bir türküsü var "Kayalar kayalar sarı kayalar, kayanın dibinde ikimizi yuyalar" diye bir ağıt vardır. Bundada birbirini seven iki aşıkmı yoksa iki kardeşmi, kayanın dibinde öldürülmüş, bunun üzerine ya annesi yada sevdiği, bu ağıdı söylemişti. Bunları nereden biliyorsun diyecek olursanız rahmetli Ninemden işitmiştim bende sizlere nakil ettim. Dediğim gibi İmamoğulları hocamız sanırım bunun gerçek yazam öyküsünü bizlere anlatacaktır. Ayrıca Yemen harbi sırasında Ninemin dedeside o harbe katılmış ve bir dahada dönmemiş. Aslında yemen türküsü üzerine çok güzel hikayelerde çıkarılabilir...
Asya hanımın konağından yükselen ve acele başlayıp bitmek bilmeyen bir ömrün hikayesidir Barak ovasında Döne gelinin zor efsanesi.Uzak değil vakit önceki akşamın ekmek kokusu kadar taze,çile dersen çile özlem dersen özlem,bir ömür ki baştan sona elem..
Gökhan dokuyucu arkadaşımın yazdıklarına kısa bir anekdotta benden;İngiliz ajan Lawrence 1,dünya harbi sırasında ilçemizede uğramış ve çok önemli sayılan birkaç mozaik ve heykelciği sipariş üzerine hırsızlayıp memleketine götürmüştür...
En ilginci ve en az bilineni Çukurova Üniversitesi Türkoloji bölümünden bir hocanın derlediğidir sanırım. Taşbaş Dağı'ndaki o meşhur kayaların oluş öyküsüdür. Nizip'in batısında bulunan Taşbaş(3) denilen tepede bulunan ve insan siluetini andıran taşlar için şu efsane anlatılır: 1- Odun toplamak için bir tepeye çıkan yedi kız kardeş, kendilerine doğru gelen kötü niyetli yedi atlıdan korkarlar. 2- Kızlar, atlıların taş edilmeleri için Allah'a dua ederler. 3- Kızların duası kabul olur ve atlılar taş olurlar. Bu efsanede, kötü niyetli olan kişiler, savunmasız kişilerin bedduası üzerine taşa dönüşmektedirler. Kötü niyetli insanlardan kurtulmak için yapılan dua üzerine taşa dönüşme motifinin bulunduğu bir başka efsane de Nizip Eren Köyü'ndeki Aşık Taşı(4) için anlatılan efsanedir: 1- Evlenmelerine aileleri tarafından izin verilmeyen iki genç kaçarlar. 2- Fırat'ın kıyısından karşıya geçerlerken kızın ailesi yetişir. 3- Delikanlı taş olmaları için dua eder. 4- Delikanlı ve kız bulundukları yerlerde taşa dönüşürler. Nizip'e bağlı kale Meydanı Köyü'nde Fırat'ın kıyısında Aşığın Başı (5 ) denilen bir yer vardır. Burada kıyıda bulunan kaya parçası için şu efsane anlatılmaktadır: 1- Birbirini seven iki genç, kızın ailesi evlenmelerine izin vermediği için kaçmaya karar verirler. 2- Fırat'ın kıyısına indiklerinde kızın ailesi yakalar ve kızlarını alırlar, oğlan yüzerek karşı kıyıya geçer. 3- Oğlan taş olmayı diler ve Fırat'ın diğer tarafında taş olur. Nizip'ten tespit edilmiş olan yukarıdaki ilk iki efsanede zor durumdan kurtulmak için taşa dönüşmeyi görüyoruz Böyle bir durum üçüncü efsanede de sezilmektedir. Ancak, Taşbaş efsanesinde kötü niyetliler taşa dönüşmektedirler, Burada bir beddua söz konusudur. Aşık Taşı efsanesi ile Aşığın Başı efsanesinde efsane kahramanları zor durumdan kurtulmak için taşa dönüştürülmelerini dilerler. Âşığın Başı efsanesinde de bir anlamda zor durumdan kurtulmanın söz konusu olduğu anlaşılmaktadır. http://turkoloji.cu.edu.tr/CUKUROVA/sempozyum/semp_3/koksel.php
sellamun aleykum degerli hemserilerim ben sahin 1 beyefendi kardesime katiliyorum neden durumcu eminin hikayesi olmasinki hem yeni nesil hem eski nesilde taniyor hikayede güzel anyi zamanda memleketin yerlisi..tabi emmimiz ne der bilmem ama fikir super sagol sahin1 tsk hemserim
eyvallah gökhancım sevdiğimiz talebeleri böyle güzel makamlara ulaşmış olarak ta görünce keyfim dahada artıyor. sana katılıyor ve diyorum ki zeugma başka ulkede olsaydı heralde dünyayı sallardı. kendine iyi bak ve dost kal
elimizde Zeugma gibi bir hazine varken,ve bu hazineyi hem Türkiye'ye hemde tüm dünyaya tanıtamıyor ve anlatamıyorsak yazıklar olsun bizlere.Bence Zeugma'yı anlatan mitolojik bir dizi hatta geniş katılımlı bir sinema filmi yapılması yöre içinde,tanıtım ve maddi kazanç olacaktır.Troya'yı bile elimizden aldılar,ancak Anadolu Ateşi adlı dans grubu bu işe el atarak Troya'yı dünyaya tanıtmaya başladı.Başkaları el atmadan ZEUGMA kurtarılmalı ve tanıtılmalı,bunun en iyi yolu da kaliteli bir dizi olabilir.Tabii bu başlangıç olmalı,arkası da gelmeli.Unutmayalım ki Yabancı Damat dizisi bizden sonra Yunanistan da gösterildi ve çok ilgi gördü.Hepinize selam ve saygılar.
eyvallah bekircim resmini görebilsem daha iyi hatırlayabilirdim. sevgi ve saygıyla
www.kayamat.net
ücretsiz konu anlatımlı video sitesi
matematiğin yenilikçi yüzü.........
oss, lise, geometri, sbs, kpss, ales matematik konu anlatımları yayına başlamıştır.
Sevgili Ve Sayın Abilerim Amcalarım.düşünceleriniz çook Güzel çok Anlamlı Ama Ne Olur Bunlar Sadece Sanal Bir Ortamda Sanal Bir Yazı Olarak Kalmasın Yıllardır Nizip Için Yapılan Plan Ve Projalerin Nasıl Rafa Kaldırıldığı Gibi Bu Düşünceleriniz De Burada Kalmasın.sevgili Yeşil Nizip'in Il Olması Gerekirken Hala Gidiş Geliş Yolu Bile Bulunmayan Kilisi Il Yaptılar.ahh Nizip'im Ahh
sitede bir hikaye mevcut,AZRAİL İN ÖBÜR ADI,son derece sürükleyici ve ibret alınacak bir hikaye.
Abdullah Palaz'ın gerçek hayat hikayesi.Biraz araştırılırsa,düzgün bir senaryoya dönüştürülebilir.
İlgilenenlere duyurulur.
burdada suya cizik cekilmis anlasilan.
film yapimcisi sözünde durup ta bir cevap yazma tenezzülünde dahi bulunmamis.
bizlerde bunlari kaale almayalim artik