İşi Bilmek: Dut Kurutmak
Bahçedeki dut çok bereketli. Dört-beş defa astarvari bir mavi çarşafa çırptık. Çocuklar dut çırpmanın zevkini yaşadılar. “Sağa doğru kay, portakal ağa
007_Mehmet AĞPAK
Bahçedeki dut çok bereketli. Dört-beş defa astarvari bir mavi çarşafa çırptık. Çocuklar dut çırpmanın zevkini yaşadılar. “Sağa doğru kay, portakal ağa
Sen de gel üzerime. Şarkılar, şiirler de üzerime gelsin. Bu baharsız, beyaz arabalarla yolu dolu şehir de üzerime gelsin. Öyle tek tek gelmeyin. Hepin
İçimde her dem söylenen bir uzun hava gibisin. Hep hüzün ve hüzün. Yok ötesi işte. 500 defa söyledim: Sen bu sevdadan anlamazsın! Aşktan başka bir der
bazen mola vermek gerek aşka aşk ta yorulur bıkar birden bir nefes almak derinden gözlerine bakıp elveda gibi durmak bazen koşmayı bırakmak ardından k
- Birgün vedamızı yaptığımızda ne sen beni duyacaksın ne de ben seni. Nasıl yaşadığımızı bilemeyecekler; öylesine yaşadılar diyecekler. - Bazen mesele
- Politikanın ahlakla alakası yoktur. Niccolo Machiavelli… Başka söze ne hacet. Gerisini düşünün gayri. -Bir siyasetçi mevkiini kaybetmemek için herşe
Sevgili ve Saygıdeğer Arkadaşlar, Yaklaşık 5 yıldan beri bu gruba yazmıyorum. Biraz yoğunluk ve çokça da yorgunlukla mücadele edip duruyorum. Bazı ark
Yaşanılmış ve yaşanılacak bütün duru, arı, sarı, pembe ne kadar sevda varsa bir kenara; bendeki sevdanın kıyısından geçemezsiniz diyebilmek, siyaseti
Herkes gidecek ve ben yine kendi odamın sessizliğine gömüleceğim. Gidenler yuvasına kavuşmanın lezzetini yaşarken kendi yalnızlığımla beraber sahil ke
Eskisi gibi bakışlarını süzerek baksan. Sadece baksan. Bakıştığımızı bir biz bilsek, sadece biz hissetsek. Bu bizim kaderimiz deyip başımız önünde, iç
Hayatımızın Tercümesi Kaynak...
Erzurum bugünlerde yine gündemde. Tıpkı bu olayın geçtiği gün gibi. :* Yıl 25 kasım 1925. Şapka Kanunu çıkarılır. Dini kıyafet yasaklanır. Millet tepk
Eskiden kar yağardı Erzurum’a Toprak damlarda sırt sırta yaşardık Sabahnan kalkar damlarımızı kururduk ya,, Allah Kardan tayalar olurdu, mehlerin önün
“Bazen laf olsun diye yazmalı, laf olsun diye yemeli *ama asla laf olsun diye sevmemeli ve en önemlisi de laf olsun diye hizmetin delisiyim dememeli.”
Bir Eşi Olmalı İnsanın! Bakarken yüreğinin kabardığı, Gözlerinden gözlerine yüreğinin aktığı Kaynak...
Her Birinin Çok Hikayesi Var
İkindi serinliği. Yağmurun yağması az önce durdu. İçimde sancısı devam eden bir derdin ısmarlama kasırgası durmadan esiyor da esiyor. Aylık suskunluğu
Çocukluk ve gençliğimde evimizin tek ekmeği açma ekmekti. Şimdi adını lavaş koymuşlar. “Google” amcaya sordum “Nedir bu lavaş?” Cevap çoktan hazırdı:
Gitmek – Can Yücel Kas 27 Bugünlerde herkes gitmek istiyor. Küçük bir sahil kasabasına, Bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara… Hayatından memnun olan yo
Sosyal Bilgiler imtihanında çömelik vaziyette yere oturmuşum. Sınavı dizim üstünde yapıyorum. Bu uzun boylu ve gri takım elbiseli ve hatta memleketini
Dar zamanın kıyısında sıkıştırılmış duyguların esirliğinden kurtulmalı. Bu ateşin küllerini bir yana savurmalı ve ötelerin de ötesine senden de uzak d
Bazen derin ve anlamlı vadilerinde at koştursam. Bazen sesini duymak için Aşağı Mahalleye insem, pınar başına gelişini seyretsem. Bahçemizde yeni olgu
"Dün Nallı Dere'de yaşıtım, kardaşım Sadin'le karşılaştım. Epey dertleştik. Hanımı Saliha Bacı 12 yıl önce vefat etmişti. Hala onunla yatar, onunla ka
Mevsimde nar var. Bahçe yolları toz duman. Ayak izlerim çiğnensin diye, başkalarının ayak izlerine basıp tozuta tozuta yürüyorum. Arı kuşlarının sesle
Hergün bir Kaynak...
Ömrümün yarı parçası. Yolum. Fikrimden atamadığım. Bu sabah yine sendeydim. Küçük havuzlu bahçendeki ışıklardayım.* Işıkların su üzerindeki raksını ke
“Andalusian Arabic Music from Spain Lamma Bada Yatathanna by Juan Martin” müzik eserini dinlerken…. Her gün yazılan şiirim olsaydın; seni okusaydım. S
Hatırlamanız yasaklanmış. Onunla uçmanız, yürümeniz, koşmanıza maniler var. “Desem ki” şiirini de dinlemeniz, hiç bir hükmü olmayan satırların içinde
Sen bu sevdayı anlamak istediğin kadar anlıyorsun. Karaladığım birkaç satıra kafayı takmışsın. Sitemin de epeyce okkalı olmuş. Aklına gelen ne varsa s
Eskisi gibi o yazılar ve şiirler artık yazılmıyor be Mihriban! Sana yanan ve seni bir başka türlü seven O şair de gittikten sonra artık yapılan bestel