Hak Helâl Etmek, İşin Hakkını Vermek
Okulun ilk günü, ilk sınıf ve hepsi yeni öğrenciler. Şayet ilk seneniz ise sizin heyecanınız öğrencilerden daha ziyadedir. Ama şöyle on yıllık bir öğr
007_Mehmet AĞPAK
Okulun ilk günü, ilk sınıf ve hepsi yeni öğrenciler. Şayet ilk seneniz ise sizin heyecanınız öğrencilerden daha ziyadedir. Ama şöyle on yıllık bir öğr
Karaların Rıza'sı itlerini serbest bıraktığından beri içimden bir türlü dağa bahçeye gidesim gelmiyor. Sadece ben değil 'it' endişesi olan neredeyse b
Şehir olabildiğince sessiz. Şehir dediysem bir milyon iki yüz binlerle telâfuz edilen insan sayısının yaşadığı mekân. Kızgınca, hiddetlice ötürülen ko
Buralarda yağmur rahmeti var. Rahmet kendini herşeyiyle hissetiriyor. Sağımız solumuz, yüreğimiz temizleniyor. Temennim sevgili yurdumda da Rahmet esi
İnsan her zaman hasretini çektiği topraklara methiyeler düzmesi beklenir. Bunun her zaman yapılması fıtrata ters olmalı. Olmadık zamanda ummadık şahıs
Bir dost, “Şu sevda yazılarına bir son versen” der… Kendisi yazılardan etkilenmiyormuş lâkin yazılarımın bazılarını komşularından Meral Teyze okumuş v
F. yeni hazırlık hocasıdır. 2005 yılının mezunudur. Memleketi Manisa. Dünyanın en harika babasına hasreti her gün yaşadığı, şebnem düşmüş gözlerinden
Yıllar önce bir dost için yazdığım “Vedâ” yazısını çıkınımda buldum. Zamanlı ya da zamansız. VEDÂ Şimdi gitmenin tam zamanıdır, Hızır! Ardı sıra bakma
PARANIN KÖLE OLMASI.. Burada insanların fırınlarda kuyruğa girme dertleri yok; para sıraya giriyor. Hemen hemen her fırında elli santim uzunluğunda bi
Peyami Safa hayatımda önemli bir tutar. Daha orta ikinci sınıfta iken bir vesile ile onun birkaç kitabı ile tanışmıştım. Onun kitapları hayatıma giren
Eskimeyen yazılar, kitaplar, sözler vardır. Bunlardan bir tanesi de Merhum Peyami Safa’ya ait olan “Şimdi” makalesidir. Yazı 1936 yılında yazılmıştır.
28.2.2011- Erbil Buralar biraz karışık gibi. Rüyalar karışık, düşünceler karışık. Siyah, beyaz hayatlar çok. Annesini, babasını kaybetmiş gençler, çoc
Yazmak, tutkunun ötesinde bir beyin sancısıdır. Yazmak, bir duygunun, davanın anlatılmasının en keskin silahıdır. Fikirler, davalar ve gönül fırtınala
‘Öyle Bir Geçer Zaman Ki’ dizisini kaçamak vakitlerde seyrederken…. Hüznüm hüznün olsun demeye hakkım yok. Bu garip hayat yolculuğunda kimsenin bilmed
Vakti zamanında Amasya'dan bizim delikanlı Emin'e aldığımız bir ayakkabı var ki, ayağından çıkarmaz oldu. Okula, bakkala , cumaları camiiye giderken v
“Her yemek bir saygıdır .” Mümin – 3 yaş. “Oh be! Hayat ne güzel baba .” Mümin 7 yaş. “İnsan sevdiğini üzmemeli. “ “Hiç kimse ile dalga geçme!” “İçme
Bizim bakkal ansızın kayıplara karıştı. Bir buçuk senedir meyvemizi, sebzemizi ondan gönül rahatlığı ile alırdık. Temiz, güleryüzlü, tartısı sağlam bi
Buradaki üniversitelerde her okul açılışında olmazasa olmazlardan bir faaliyet vardır: Hoşgeldin partisi. Şayet okullar bu işi organize etmezseler öğr
“Bu günlerde hüzünler geldiğinde seni yazarım, Yazamadıklarıma inat, yazdıklarıma yanarım.” Eylül 2000- magpak foto: magpak – Süleymaniye (Irak) Kayna
Hayat öyle ya da böyle geçiyor….. Kaynak...
O Dağın Yiğidi: HalukSadin İnsanın kendine ait onlarca dünyası vardır. Benim dünyamda ise çocukluğumu ve gençliğimi geçirdiğim dağlar, yollar ve yoklu
Öyle Bir Geçer Zaman ki dizisinin 16 bölümünde bizim delikanlı Mete, öz babasından öz kardeşi Osman'ı kurtarmak için levye ile eski evlerine gelir. Sa
“Sancılı insanlar heryerde aynı. İnanç, sevda, yokluk konularında farklı ızdırapları yaşayan insanoğlu, duygularını bazen müzik, bazen şiir ve çoğu
İyi Tarafım / Leonard Cohen Teslim oldum olalı zalim tabiatıma ve çığrından çıkmış hayatımın gerisindeki miskinliğe, iyi tarafım (ki neresidir, pek ke
Ankara Van arası bir mola yerinde, karlar yolu kapatmışdı. Her yanımız kar beyazdı. Çalımlı şoförümüz aldırmıyor, uykusuzluktan sallanıp duran mûavin
" Geriye kalan ne? Biraz donuk, biraz acımtrak, çokça sisli hatıra. Başı sonuna uymayan yazılar. Bir de kupkuru sonbahar vedâsı. Çözemediğim hayat bil
1960 yılında Rahmetli Prof. Dr. Mehmet Kaplan tarafından o zamanki talebesi Prof. Dr. Orhan Okay’a yazdığı mektupta dil ve hayat ile ilgili tecrübeler
Babaannem -bizim deyişimizle ninem-, okuma yazma bilmezdi. Biraz şehirli, çokça da köylüydü. Bakkal, market, fırın bilmez; eve gelen herne ise onunla
Güzel sözler bir tecrübe sonrası yazılmış veya söylenmiştir. Çoğu zaman okur geçeriz. Hayatımızın her hangi bir anında uygulamamız zordur. Çoğu zaman
Önemlisin. Önem arz ettiğini sana bir otobüs terminalinde bana vedâ ederken söyleyemedim. Hasat ya da harman zamanı bana pınar suyu ikram ederken de k