Kim bildi efalini Ol bildi sıfatını Anda gördü Zatını Sen seni bil seni Görünen sıfatındır Anı gören Zatındır Gayrı ne hacetindir Sen seni bil sen seni
Elden ele
Dilden dile
Taaa Magrip'ten Maşrık'a
Yollu-yordamlı
Kınından çıkmış
Yürek yürek, beyin beyin, sevgi sevgi
Elli, ayaklı
Mantık yüklü şiar olmalı şiir
Kaypak bir virgül değil
Anlamlı bir nokta olmalı şiir
Her mecliste, her meydanda yararlı bir yapı
Ve davetkar bir kapı
Ve yapının doruklarında özgürce dalgalanan bir bayrak
Ak-pak
Dalga dalga
Taa Magrip'ten Maşrık'a
Selam olmalı, esenlikler sunmalı
İyi, güzel ve yararlı şeyler aşılamalı
Çiçekli, çocuklu ve emniyetli yarınlara göz kırpmalı
Birlik-dirlik yükünü taşımalı şiir
Hal-hatır sormalı, selamlı-sabahlı olmalı
Okuyan, dinleyen kendi yazmış gibi hatırlanmalı şiir
Geçmişi, bugünü ve gelecegi
Var olanı
Ve olması gerekeni
Günü gününe görebilmeli, bilmeli yiğit
İnce bele sansürsüz bir kuşağı
Yarin saçından armağan bir tutam kakül gibi sarabilmali yiğit
Taaa Magrip'ten Maşrık'a
Değer ve anlam yüklü cesareti resmedebilmeli şiir
Korkak ve de pasif değil
Cesur ve de aktif olmalı şiir
Gerekirse dizin dizin dövünmeli
Ağıt yakıp yürekleri dağlamalı
Zindanlarda yatsa da
Yıldızlara çıksa da
Her ortamda alnı açık olmalı
Her an sevgi, mantık ve bilinç kalkanları oluşturmalı
Ve hainin, ve haraminin
-Aşk, ekmek ve özgürlük hırsızlarının-
Ve her türlü kötünün, zararlının
Ve tüm çirkin yapılanmaların ve kapılanmaların
Ve de sırların -karanlıkların üstüne yapılan akınlarda-
Daima en ön safta yürümeli
Dogruluğun-dürüstlüğün, hakkın-haklının, adaletin sesi olmalı
Üretken ve de doyumsuz gönüllere dolmalı
Taaa Magrip'ten Maşrık'a
İmtiyazsız lider olmalı şiir
Ulvilik yamalı doğma değil
İlmi rehber olmalı şiir
Abartısız, yergisiz
Yer-etmeli sözleri
Ama asla, at gözlükleri takmamalı
Sevgiliye nameli bir bakış atsada şiir gözleri
Taaa Magrip'ten Maşrık'a
Karanlıkları aydınlatabilmeli şiir
Taaa Magrip'ten Maşrık'a
Tutsak değil
Özgür olmalı şiir
Ne zaman ayrilik saati gelse
En vazgecilmez yerinde yasamin
Duysak ayak seslerini aksamin
Ve sokaklardan el ayak cekilse
Bir urpertiyle duyarim o zaman
Seni cagiran sesi uzaklardan
Ne zaman ayrilik saati gelse
Bir gariplik coker icime birden
Kalan tek ani gibi bir devirden
Durmadan calinir o gamli beste
Sanki bilir de hazin oykumuzu
Bulutlar aglar, kararir gokyuzu
Ne zaman ayrilik saati gelse
Bir caresizligi anlatir gibi
Birden degisir gozlerinin rengi
Mavi solar, koyulasir yesilse
Sarinca ruhunu eski bir huzun
Ucar gider pembeligi yuzunun
Ne zaman ayrilik saati gelse
Uzatsan ozlemle dudaklarini
Tum agaclar doker yapraklarini
Ne cicek kalir ortada, ne bahce
Sadece ugultusu o ruzgarin
Ve bir umut kirintisi: belki yarin
Ne zaman ayrilik saati gelse
Bir firtina cikmiscasina, buyuk
Icimizdeki gullerin boynu bukuk
Bir zaman kalakalirim oylece
Neden sonra gittigini anlarim
Icimde guller aglar, ben aglarim.
Sen benim gülen yüzüm
sağ yanım, ayışığım
sen ki Altay topraklarında yüreğimde kır atımı koşturduğum ,
tuna boyunca yüreğimde serinlediğim
sen memleket gözlüm
sen gözlerine bakmayı ibadet saydığım
ve yüreğimin yarısı
amansız sevdam
gözlerinde gördüğüm annemsin.
Sen bile bilir misin sevilmeden sevmeyi
görmeden hissedebilmeyi
ben bunları yıktım da geldim
anayurttan koptum da geldim
seni bağrıma bastımda sevdim.
Sonsuz denizlerde bir tas gibi yalnizim,
Yesil gözlerin yosun misali örtünmüs üzerime,
Bir hatiralar kaldi,
Bir de yesil gözlerin senden geriye....
Gece dalgalar vurdukça kiyiya,
Acilar da vurur yüregimin dört bir yanina,
Kara bulutlar eksik olmasa da buralarda,
Son nefesime kadar hayalin koynumda...
Simdi yildizlara baktigim zaman,
Seni görürüm umutsuzca,
Her gece yatmadan önce,
Yesil gözlerin sorgular beni acimasizca....
Artik bizi kavusturmuyor,
Acilara ilaç olmuyor zaman,
Ne yapsam unutamiyorum ,
YESiL GÖZLERiN AKLlMDA KALAN......
Bugün de yine sensiz ve hüzünlü
Yıldızlar da kayıp senin gibi
Bulutlar ise dertli benim gibi
İşte birkaç damla yaş
Yine de söndüremiyor içimdeki ateşi
Ta içerlerde bir yer yanıyor
Yağmurla sönecek gibi değil
Kalbim sadece seni istiyor
Ve seni seviyor
Sadece seni...
sadece sen varsın
BAHARLA Dağlardan kalkan kar
Dağlara çekilen kuşlar
Umurumdadır.
Yediveren güldür gövdemde hayat
Kırk çiçek açan duvar önü yastadır
Kış mevsimi
Evin içinde küstüm çiçeği rahat
Bin nazla koklatır kendini.
Gizlisinde ateş yakan avcının
Hayra yorulmaz düşü
Cevahir ömrü çürütemez zindanda
Zor ölümlü zorba saltanat
İşkence olur insana
Sevdasız geçen her gündönümü.
Yaşanılası ve Ferhat
Bir düğün kurulur dağlarda
Çiçek alaylı gelin
Bahçe kapısından girerken
Yüz görümlük sevinç ister
Düş arsızı beton evden
Gülümse gülüm zamanıdır
Koy saksıları bahçeye
Karşılasın iki mevsim arası sevdayı kalbin
Pencereni aç avunmaz türkülere.
Yine gelir Bahar
Uçurumda eriyen kar
Can verdiği nehre akar.
O elinde tuttuğun zarf bir ihanet anında örülmüştür Ve zarfın içindeki kağıt er mektubudur görülmüştür Doğum günüm bu gün 3 Aralık Ve şafak karanlık..
Bu mektubu sana yazıyorum anne Dün sevdiğimle ayrıldık Son mektubuymuş bana yazdığı Bir daha yazmayacakmış Demek sevda ayrılığa bir ay dayanırmış Ve asker ocağında terkedilmek de varmış..
Üzülme anne üşümüyorum Bekliyorum elim tetikte Bekliyorum memleketi ve seni Ve artık beklemiyorum beni beklemeyen sevdiğimi Beklemiyorum yüreğimi ve aşkımı Soğuk siperde yalnız bırakan sevgiyi Ve bekliyorum anne elim tetikte Eğer girerse menzile vurup öldüreceğim Hem aşkı hem sevgiyi.....
Anama Mektup Aah ana aah!
Gine düştün ahlıma,
Gine yahiram bah
Şu zuggum cıgarayı.
Hemi diyerdin içme oğul içme
Ele değil mi?
Nasıl içmiyim ana, nasıl?
Dur da yahim şele bir fasıl,
Bah, gine geldin ahlıma.
Ambu otel odaları da beni heç sarmadı haa.
Gapgaranlık guyuda gibiyem ana.
Dalımi verip duvara seni düşünende,
Işşığa çıhiram gibi oliram.
İşte o sıra ele yorgunluğum gidir,
Ele dinnenirem ki.
Hani başımi goyirdim dizlerin üstüne,
Elece uzanirdim ya..
Daha sen de barmahların gezdirirdin ya gafamda.
Bazen yalandan bit gırir gibi edirdin ya..
Ana, ele hoş olirdi ki.
A şimdi orada olaydım,
Gine başımi goyaydım o mubarek dizleren,
O güzel barmahların gezdireydin gafamda,
Ben de elece uyuyaydım.
Burada gece yarılarına geder uyhum gelmir ana.
İçirem şu zuggumi
Ağzımdan burnumdan gelir
Eyce gaçırir uyhumi.
Hani sen elişi dürtirken
Arada sazlanirdin ya..
A şimdi o namelerin sanki gulağımda ana.
Bazen göz kapahların gızardıği olirdi,
Ağlirdin.
Amma neye ağlirdin bi türli anliyamirdim.
Ahan bah ben de ağliram ana.
Şimdi sen daha çoh ağlisandır ele değil mi?
Benden uzah, yalanguz.
Yollarımi behlisen he mi ana?
Behle behle de,
Daha para yığamadım ki..
Hem sora yeni geldıh buralara.
Ele zor ki gurbet dedıhleri ana.
Ambu cıgaram da olmasa,
Külli zor olacah buralar bene.
Ana, hatırlir misan?
Daha söylerdım:
“Haggın helal eyle ana
Gurbet el göründi bana
Bayramdan bayrama gına
Yahdıhça hatırla beni”
Türküsüni..
Söylerdım de sen ağlardın.
Ana, essahtan benim gurbete geleceğimi
Bilir miydin de ağlirdin?
Aha bah, essahtan da gelmişem.
Ana, hele dur sene bişe sorim,
O Çahır gilin Leyla durir mi?
Gidip metmedi hoç?
Yannış annama ana
Aşıh maşıh değilem de,
Heç ele bi sordum, ne bülim.
Daha, gider onnarın eşşiğine horoz kimin öterdım.
Anasi havara gelirdi ya.
Hele ne günlerdi ele değil mi?
Şimdi de o deli oğlanı salmışsan gurbete
Para gazansın da evlensin diye, he ana?
Duva et, duva et de tez gavuşah ana.
Buralar beni sarmadi.
Cıgaram bile ağzımdan burnumdan gelir bah,
Uyiyamiram, aah ana, aah!
Gine ele yanıh yanıh uzun havalar çekiremki ana,
Arhadaşlar bene ikinci Mükerrem Kemertaş diyirler.
“Evleyinnen ikindinin arasi arasi
Yahdi beni gaşlarının garasi
Bu bir bıçah değil hançer yarasi
Gurbet yaraladi anam var benim, anam”
Ana gine ele belin buhun ağırir mi?
Tansiyonun var mi gine?
Hele bene, üç ay içinde sanki geçti hestelihlerin.
Amma Allah`tır, olur ya.
O neye gadir değil ki!
Benim de midem gine ele ağırir.
Ordayikân tohtor gastirik demişti, bülisen.
Neyidim, ağırsın.
Senden ayri galışımın acısi unutturir midemi, ana.
Ana gine ele tandır etmeği bişirir misen?
Bene ayri gugumlar, goddozlar yapirdin hani.
Gine ele yapir misan?
Yapsan ne, ben yoğam ki ana,
Ben yoğam ki.
Bil ki,
Yıllar önce gurbete uçurduğun şahinin
Sılaya dönemez ana.
Soğuk kış geceleri ısınmak için
Kucağına konamaz ana.
Bayramda seyranda çapur yüzünü
Nasırlı ellerine süremez ana.
Nisan yağmurundan daha hoş kokunu
İçine çekemez ana.
'Yavrum' dediğin de ki sıcaklığı şefkati
Unutamaz ana.
Lakin, görmeden gül yüzünü
Gurbeti sıla edinmiş yavrun
Öksüz ölemez ölemez ana.
Bu Dünya Kimin Dünyası? Yol üstünde biten çalı, Bu dünya kimin dünyası? Ak çiçekli ayva dalı Bu dünya kimin dünyası? Gediklerde esen poyraz, Yaprakları dalda koymaz Gözler doysa gönül doymaz Bu dünya kimin dünyası? Her gün eski her gün yeni Tükenmez gidip geleni Canevimden vurdu beni Bu dünya kimin dünyası? Kar yağar kaybolur izler Her nakış binbir sır gizler Ufuklara dalan gözler Bu dünya kimin dünyası? Toprak basar kucağına Güneş çeker sıcağına Atar derdin ocağına... Bu dünya kimin dünyası? [/B]
Aşk kalplerin bir azraili, bir avcının avladığı geyik. Zamansız çıkar karşımıza, ha bir genç ha bir beyik. İçimize sığınır, kanımızı kaynatır, gözleri kör eder. İnsan gücü yetmez, boynumuz ona doğuştan eğik
Yalnızlık akşamın karanlığı, toprağın susuzluğu. Aşktan hancer tatanın en yakını, can dostu. Yatakta eşimiz, sofralarda birlikte yemek yeriz. Karşı gelinmez, O AŞKIN SAĞ KOLU.