MİRAÇ KANDİLİ
Feyiz ve bereketin coştuğu mübarek gecelerimizden biri de Miraç Gecesidir. Miraç bir yükseliştir, bütün süfli duygulardan, beşeri hislerden ter temiz bir kulluğa, en yüce mertebeye terakki ediştir. Resulullahın (a.s.m.) şahsında insanlığın önüne açılmış sınırsız bir terakki ufkudur.
Bu ulvi seyahat, mucizelerin en büyüğüdür. Miraç mucizesi Kur'ân-ı Kerimde âyetlerle anlatılmış ve varlığı inkâr edilemeyecek bir şekilde ortaya konmuştur. Bu îlâhî yolculuğun ilk merhalesi olan Mescid-i Aksâya kadarki safha Kur'ân'da şöyle anlatılır:
“Âyetlerimizden bir kısmını ona göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan alıp çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya seyahat ettiren Allah, her türlü noksandan münezzehtir. Şüphesiz ki O her şeyi hakkıyla işiten, herşeyi hakkıyla görendir.” (İsra Suresi, 1)
Miraçın ikinci merhalesi de Mescid-i Aksâdan başlayarak semânın bütün tabakalarından geçip tâ İlâhi huzura varmasıdır. Bu safha da Necm Sûresinde şöyle' anlatılır:
“O ufkun en yukarısında idi. Sonra indi ve yaklaştı. Nihayet kendisine iki yay kadar, hatta daha da yakın oldu. Sonra da vahyolunacak şeyi Allah kuluna vahyetti. O’nun gördüğünü kalbi yalanlamadı. Şimdi O’nun gördüğü hakkında onunla mücadele mi edeceksiniz? And olsun ki onu bir kere daha hakiki suretinde gördü. Sidre-i Müntehâda gördü. Ki, onun yanında Me'vâ Cenneti vardır. O zaman Sidre'yi Allah'ın nuru kaplamıştı. Gözü ne şaştı, ne de başka bir şeye baktı. And olsun ki Rabbinin âyetlerinden en büyüklerini gördü.” (Necm Suresi, 7-18.)
Miraç nasıl oldu?
Miraç, Receb ayının 27. Gecesi Cenab-ı Hakkın daveti üzerine Cebrail Aleyhisselâmın rehberliğinde Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselamın Mescid-i Haramdan Mescid-i Aksâ'ya, oradan semaya, yüce âlemlere, İlâhî huzura yükselmesidir.
Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam Mescid-i Haramdan (Mekke'den), Mescid-i Aksâ'ya (Kudüs'e) ata benzer beyaz bir Cennet bineği olan Burak ile geldi. Kudüs'e gelmeden yol üzerinde Hz. Musa'nın makamına uğradı, orada iki rekât namaz kıldı, daha sonra Mescid-i Aksâ'ya geldi. Orada bütün peygamberler kendisini karşıladı. Miraçını kutladılar. Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam burada peygamberlere iki rekat namaz kıldırdı, bir hutbe okudu.
Bir rivayette Hz. İsa'nın doğduğu yer olan Betlaham'a uğradı, orada da iki rekât namaz kıldı. Ve bugün Kubbetü's-Sahra'nın bulunduğu yerden Muallak Taşının üzerinden Miraça yükseldi.
Semanın bütün tabakalarına uğradı. Sırasıyla yedi sema tabakalarında bulunan Hz. Adem, Hz. Yahya ve Hz. Îsa, Hz. Yusuf, Hz. İdris, Hz. Harun, Hz. Musa ve Hz. İbrahim gibi peygamberlerle görüştü, Onlar kendisine “Hoş geldin” dediler, tebrik ettiler.
Bundan Sonra Hz. Cebrail ile birlikte imkân ile vü-cub ortası (kâinatın bittiği yer) Sidretü'l-müntehâ'ya geldiler. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam orada ikisi gizli, ikisi açıktan akan (Nil, Fırat) dört nehir gördü. Sonra hergün yetmiş meleğin ziyaret ettiği Beytü'l-Ma'mur'u ziyaret etti.
Hz. Cebrail'in buradan öteye gitmesi mümkün değildi. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam bundan sonra Refref adında bir vasıta ile zaman ve mekândan münezzeh (uzak) olan Cenab-ı Hakkın cemaliyle müşerref oldu.
Süleyman Çelebi'nin dediği gibi
“Aşikâre gördü Rabbü'l-izzeti/Âhirette öyle görür ümmeti” İnşaallah...
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Rabbinin huzurundan döndükten sonra Hz. Musa ile karşılaştı., “Allah ümmetine neyi farz kıldı?” diye sorunca, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam “50 vakit namaz” buyurdu.
Hz. Musa'nın, “Rabbine dön, azaltması için Rabbinden niyazda bulun, ümmetin buna güç yetiremez” demesi üzerine, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam, beş sefer Cenab-ı Hakka niyazda bulundu, her seferinde 10 vakit indi, sonunda beş vakitte karar kıldı.
Daha sonra Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Hz. Cebrail'in rehberliğinde Cenneti, Cehennemi, âhiret menzillerini ve bütün âlemleri gezdi, gördü, Mekke'ye döndü.
Sabah olunca Kabe'nin yanında Mekkelilere Miraçı anlattı. Onlar Peygamberimizden delil istediler. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam de onlara yolda gördüğü kafilelerinden haber verdi. Kureyşliler hemen kafileleri karşılamak için Mekke dışına çıktılar. Gelenleri aynen Peygamberimizin Aleyhissalâtü Vesselam haber verdiği gibi gördüler, ama iman nasip olmadı.
Ama yine de Peygamberimizden üst üste Miraça çıktığına dair delil istediler. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Kudüs'e, Mescid-i Aksâ'ya uğradığını anlatınca Kureyşliler, “Bir ayda gidilebilen Bir yere Muhammed nasıl bir gecede gidip gelebilir?” diye itiraz ettiler, ardından da Mescid-i Aksâ'yı görmüş olanlar, “Mescid-i Aksâ'yı bize anlatır mısın?” diye Peygamberimize soru yönelttiler.
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam şöyle anlattı:
“Onların yalanlamalarından ve sorularından çok sıkıldım. Hatta o ana kadar öyle bir sıkıntı hiç çekmemiştim. Derken Cenab-ı Hak birden Beytü'l-Makdis'i bana gösterdi. Ben de ona bakarak her şeyi birer birer tarif ettim. Hatta bana, ‘Beytü'l-Makdis'in kaç kapısı var?’ diye sordular. Halbuki ben onun kapılarını saymamıştım. Beytü'l-Makdis karşımda görününce ona bakmaya ve kapılarını teker teker saymaya ve anlatmaya başladım.”
Bunun üzerine müşrikler:
“Vallahi dos doğru tarif ettin” dediler, ama yine de iman etmediler.
O esnada Hz. Ebû Bekir çıkageldi, müşrikler durumu ona haber verdiler. Hz. Ebû Bekir, “Eğer bu sözleri ondan duymuşsanız seksiz şüphesiz doğrudur” diyerek hemen tasdik etti ve bundan sonra Hz. Ebû Bekir “Sıddîk, tereddütsüz inanan” ünvanını aldı.
Miraçla gelen hediyeler
Birincisi: Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam bütün iman hakikatlerini gözleriyle gördü. Melekleri, Cenneti, âhireti, hattâ Cenab-ı Hakkın cemâlini gözleriyle müşahede etti. Sözlerinde ve vaadinde en küçük bir hilafı, aksi beyanı olmayan o yüce insan mü'min ruhlara manen şöyle diyordu: “Sizin inandığınız, melekleri, âhireti, Rabbinizin Nur cemâlini bizzat gördüm; bu iman esasları vardır, mevcuttur; tereddüt ve şüphe etmeyiniz.” Böylece mü'minler sonsuz bir imana ermenin saadetine kavuştular.
İkincisi: İnsan herşeyi merak ediyor. Ayda hayat var mı, yok mu diye araştırıyor. Halbuki Ay O Ezelî Sultanın memleketinde ancak bir sinek kadar yer kaplıyor.
Mü'minler merak ediyorlar. “Rabbimiz bizden ne istiyor? Acaba ne yaparsak Rabbimiz bizden razı olur? Bir yolunu bulsak da doğrudan doğruya Rabbimizle muhatap olsak, bizden ne istiyor, anlasaydık” derken, İki Cihan Serveri yetmiş bin perde arkasından ezel ve ebed Sultanının razı olacağı amelleri Miraç meyvesi olarak getirdi beşere hediye etti. Bu hediye başta namaz olmak üzere İslâmın diğer esasları ve ibadetleridir.
Üçüncüsü: Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam ebedî saadet definesinin anahtarını alıp getirmiş, cinlere ve insanlara hediye etmiştir. Peygamber Efendimiz kendi gözüyle Cenneti görmüş, sonsuz saadetin varlığını müşahede etmiş ve bu büyük müjdeyi haber vermiştir. Öyle ki, bir adama idam edileceği anda affedilerek padişahın yakınında bir saray verilse ne kadar sevinir.
Öyle de bütün cinler ve insanlar sayısınca toplu bir müjde olan bu sevinç ne kadar önemli ve değerlidir.
Dördüncüsü: Peygamber Efendimiz Miraçta Cenab-ı Hakkın cemalini görme nimetini tattı. Bu manevi nimetin Cennette mü'minlere de nasip olacağı müjdesini verdi. “Ayın on dördünü nasıl açıkça gözünüzle görüyorsanız, Rabbinizi de öyle Cennette apaçık göreceksiniz” buyurarak bu ezelî müjdeyi bizlere hediye olarak getirdi.
Beşincisi: İnsan kâinatın en kıymetli bir meyvesi ve Kâinat Sahibinin en nazlı bir sevgilisi olduğu Miraçla anlaşıldı. Kâinata nisbetle küçük bir varlık, zayıf bir canlı olan insan bu meyve ile öyle bir dereceye çıktı ki, bütün varlıklar üzerinde bir makam ve mevki kazandı. Çünkü rütbesiz bir askere, “Sen paşa oldun” dense ne kadar sevinir.
Öyle de âciz, fani, devamlı ayrılık ve zeval tokadını yiyen biçare insana birden, "Sonsuz ve baki bir Cennette Rahman ve Rahîm olan Allah'ın rahmetine gireceksin" dendiğinde o insan ne kadar büyük bir mevki ve makama çıkar. Cennette hayal hızında, ruh genişliğinde, akıl akıcılığında, kalbin bütün arzularında Cenab-ı Hakkın ebedi mülkünde seyir ve seyahate erecektir. Cenab-ı Hakkın nur cemalini seyretme nimetini tadacaktır. Böyle bir insanın kalb ve ruhu ne kadar büyük bir sevince kavuşur değil mi? Miraçın bu meyvesi insanın en büyük arzu ve hedefidir. (Bediüzzaman Said Nursî, Sözler, 31. Söz.)
Miraç Gecesi Namazı
Miraç gecesi kılınacak namaz on iki rekattır. İki rekatte bir selam verilerek kılınacak olan namaz on iki rekat ile bitirilir. Her rekatte Fatihadan sonra on kere ihlas okunur. Kılınma zamanı yatsı namazı kılındıktan sonra, imsak vaktine kadar ki herhangi bir vakit olabilir. Bu oniki rekat namaz bittiği zaman selamdan sonra yüz defa :
“Sübhanallahi vel hamdülillahi vela ilahe illallahü vallahü ekber vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyül azim” duası okunur.
Ardından da yüz kere istiğfar yapılır.
Miraç Gecesinin Gündüzünde Kılınacak Namaz
Miraç gecesinin gündüzünde öğlen namazını kıldıktan sonra sonra dört rekat namaz kılınır.
Bu namazın;birinci rekatında Fatiha’ dan sonra bir kere Felak suresi, ikinci rekattan sonra bir kere Nas suresi, üçüncü rekatta üç kere Kadr suresi, dördüncü rekatta elli kere İhlas suresi okunur.
Serçe ve Göçmen Kus
Ihanetin adi göçmen bir kusa verilmis,
Sadakatin adi ise; bir serçeye
Göçmen kus bütün bahar ve yaz boyunca
Küçük köyün üstünde uçmus serçeyle beraber
Küçük sinekleri, kurtlari yemisler,
Kis yagmurlariyla saha kalkmis, derelerden su içmisler.
Masmavi gökyüzünde dans etmisler,
Çiçek açan agaçlara konup, papatya tarlalarinda gezmisler...
Birbirlerine söz vermis kuslar;
Ayrilmayacagiz diye.
Ama kis gelmis,
Göçmen kus adina yakisani yapmaya kararliymis,
Serçe ise her zamanki gibi sadik
Ama sevgi de yabana atilmaz bir gerçek.
Ayrilik aci, ihanet kötüymüs serçe için
Yasamaksa önemli imis göçmen için.
O, baharlarin tatli eglencesiymis sadece
Gel demis serçeye benle beraber...
Baska bir bahara uçalim.
Serçe ise burda bekleyelim demis yeni bahari
Ama kis acimasizdir. demis göçmen,
Yasayamayiz burda, aç kalir üsürüz
Serçe hayir demis korunuruz kötülüklerinden kisin beraber
Göçmen inanmamis serçeye hayir demis gidelim.
Serçe için gitmek nasil bir ihanetse yasadigi yere
Kalmakta ayni sekilde ihanetmis sevgiliye
Ve karar vermis sevgiyi seçmis
Uçacakmis yeni bir bahara...
Göçmen ve serçe çikmislar yola,
Ama serçe zayifmis,
onun kanatlari uzun uçuslar için degil.
Dayanamayacakmis bu yola
Oysa göçmenin kanatlari güçlüymüs
Çünkü o hep kaçarmis kislardan
Hep gidermis zorluklarindan kisin yeni baharlara
Bir firtina yaklasiyormus.
Göçmen hizli gidiyormus firtinadan, yakalanmayacakmis
Ama serçe iyice zayif kalmis, yavaslamaya baslamis
Göçmene duralim demis artik.
Biraz dinlenelim
Göçmen itiraz etmis, firtina demis, ölürüz.
Serçe çok firtina görmüs, kurtuluruz demis.
Ama göçmen yürü demis serçeye
birazdan okyanuslara varacagiz
Serçe sevgisine uymus ve
pesinden son bir gayretle gitmis göçmenin
Birazdan varmislar okyanusa
Kurtulusuymus bu büyük deniz
Göçmen için çok iyi bilirmis buralari
Ama serçe ilk kez görüyormus ve sanki
Gökyüzünden daha büyükmüs bu yeni mavi
Serçe artik dayanamiyormus,
Son bir sevgi sesiyle seslenmis göçmene
Artik gidemiyorum.... Göçmen serçeye bakmis,
Bakmis ve devam etmis........
Okyanus çok büyükmüs, serçe ise çok küçük
Serçenin sevgisi de çok büyükmüs ama göçmen çok küçük...
Mavi sularinda okyanusun bir minik SADAKAT ...
Yeni bir baharin koynunda koca bir IHANET...
SEVGILERIMLE... ESEN KALIN... MUTLULUKLA KALIN... SEVGIYLE KALIN... VE DOSTÇA KALIN...
ask karsilikli olursa ask için insan her seye katlanir ama bu gariplerin askinda menfaatler var zaten orta yolu bulunmadigi sürece her zaman birileri zarar görecektir bizi tek karsiliksiz seven bir peygamberimiz var... biz çok sansliyiz bence ....hadi yeni hikayelerde gelecek ama sizde biraz yardim edin :)
Herkes Için Biraz Mutluluk
Fatih, çevresindekilerin çok sevdigi insanlardan biriydi.
Keyfi her zaman yerindeydi. Her zaman söyleyecek olumlu
bir sey bulurdu. Hatta bazen etrafindakileri çildirtirdi bile.
Bu adam, bu halde bile nasil iyimser olabiliyor? Birisi nasil
oldugunu sorsa; “Bomba gibiyim” diye yanit verirdi hep..
“Bomba gibiyim.” Fatih bir dogal motivasyoncuydu...
Yaninda çalisanlardan biri, o gün, kötü bir günündeyse,
Fatih yanina kosar, duruma nasil olumlu bakilacagini anlatirdi.
Bu tarzi fena halde düsündürüyordu beni... Bir gün Fatih’e
gittim. Anlayamiyorum dedim.. Nasil olur da, her zaman,
her kosulda bu kadar olumlu bir insan olabiliyorsun...
Nasil basariyorsun bunu?
Her sabah kalktigimda kendi kendime Fatih bugün iki
seçimin var: Havan ya iyi olacak, ya kötü.. derim.
Havamin iyi olmasini seçerim. Kötü bir sey oldugunda gene iki
seçimim var: Kurban olmak, ya da ders almak.
Ben basima gelen kötü seylerden ders almayi seçerim.
Birisi bana bir seyden sikayete geldiginde, gene iki seçimim var..
Sikayetini kabul etmek ya da ona hayatin olumlu yanlarini
göstermek. Ben hayatin olumlu yanlarini seçerim.
Yok yahu, diye protesto ettim. Bu kadar kolay yani?
Evet.. Kolay dedi Fatih.. Hayat seçimlerden ibarettir.
Her durumda bir seçim vardir. Sen her durumda nasil
davranacagini seçersin. Sen insanlarin senin tavrindan nasil
etkileneceklerini seçersin. Sen havanin, tavrinin
iyi ya da kötü olmasini seçersin...
Yani sen, hayatini nasil yasayacagini seçersin!..
Fatih’in sözleri beni oldukça etkiledi. Onu, uzun yillar
görmedim. Ama, hayatimdaki talihsiz olaylara dövünmek
yerine, seçim yapmayi tercih ettigimde hep onu hatirladim.
Yillar sonra, Fatih’in basina çok tatsiz bir sey geldi. Soygun
için gelen hirsizlar, panige kapilip delik desik etmisler...
Ameliyati 18 saat sürmüs, haftalarca yogun bakimda kalmis.
Taburcu edildiginde, kursunlarin bazilari hala vücudundaymis.
Ben onu, olaydan alti ay sonra gördüm.
Nasilsin? diye sordugumda, Bomba gibiyim dedi
Bomba gibi. Olay sirasinda neler hissettin Fatih dedim.
Yerde yatarken, iki seçimim var diye düsündüm..
Ya yasamayi seçecektim, ya ölümü.. Ben yasamayi seçtim.
Korkmadin mi, suurunu kaybetmedin mi !..
Ambulansla gelen saglik görevlileri harika insanlardi.
Bana hep Iyileseceksin merak etme dediler.
Ama acil servisin koridorlarinda sedyemi hizla
sürerlerken, doktorlarin ve hemsirelerin yüzündeki
ifadeyi görünce ilk defa korktum.Bu gözler
bana; Bana adam ölmüs diyordu. Bir seyler yapmazsam,
biraz sonra ölü bir adam olacaktim gerçekten..
Ne yaptin? diye merakla sordum..
Kocaman bir hemsire yanima yaklasti ve bagirarak
herhangi bir seye alerjim olup olmadigini sordu..
Evet diye yanit verdim.. Var.. Doktorlar ve hemsireler
merakla sustular.. Derin bir nefes alarak kendimi
toparladim ve bagirdim: Benim kursunlara alerjim var !..
Doktorlar ve hemsireler gülmeye basladilar. Tekrar bagirdim..
Ben yasamayi seçtim. Beni bir canli gibi ameliyat edin.
Otopsi yapar gibi degil..
Fatih, sadece doktorlarin büyük ustaliklari
sayesinde degil, kendi olumlu tavrinin büyük
katkisi ile yasadi. Yasamasi bana yeni ders oldu.
Her gün, hayatimizi dolu dolu yasamayi seçme sansimiz
ve hakkimiz oldugunu ondan ögrendim..
Ve her seyin kendi seçimimize bagli oldugunu..
Bu yaziyi okudunuz. Simdi iki seçiminiz var:
1. Unutup gitmek.
2. Bilgisayarina kaydetmek,
dostlariniza dagitmak..
Ben, ikincisini seçip bunu sizlerle paylasmayi tercih ettim.
ANNEM'E MEKTUP
CANIMDAN ÇOK SEVDIGIM ANNEM. BILIYORSUN KI SANA DAHA ÖNCE HIÇ MEKTUP YAZMADIM. ÇÜNKÜ , ZATEN HEP YANIMDAYDIN. INANIYORUM KI BU MEKTUBU GÖRÜYORSUNDUR. MELEKLERIN YANINDA HUZURLUSUNDUR.
OGLUN SIMDI UZAK BIR DIYARDA , HER NE KADAR SENIN KADAR UZAK OLMASADA. VE SEN GITTIGINDEN BERI ÇOK DEGISTI. DOSTLUGU , BAGLILIGI , RIYAKARLIGI , VEFASIZLIGI, INSAFSIZLIGI VE HATTA ASKI TANIDI.
IYI OLANLARI NEYSEDE KÖTÜ OLANLARI KESKE HIÇ TANIMASAYDIM , HEP TOZ PEMBE OLSAYDI ÖYLE KALSAYDI DÜNYAM. FAKAT YASADIGIMIZ DÜNYADA HEPSI VAR.
ÇOGU ZAMAN DÜSÜNÜYOR VE KENDIME ÇOK KIZIYORUM . BIR KIZA SIIR YAZMAK BU KADAR KOLAYKEN SANA VE RABBIME BIR TÜRLÜ YAZAMIYORUM.
BUNUN SEBEBIDE AYRILIK VE PISMANLIKLARIN SAIRI OLMAM HERALDE. ÇÜNKÜ SIZ HERZAMAN YANIMDASINIZ VE HIÇ PISMAN DEGILIM SIZI SEVDIGIMDEN.
MEKTUBUMA BURDA SON VERIRKEN SON KEZ SÖYLÜYORUM "SENI SEVIYORUM".
HERSEY BI TARAFA ASK DEDIM YA , ASLINDA HIÇ KIMSEYI SENIN KADAR SEVEMEDIM. KIMSE SENIN GIBI DOGRU SÖYLEMIYOR, AÇIK SÖZLÜ DEGIL YANI IÇI DISI BIR DEGIL.
BELKI BIR GÜN BÖYLE BIRI OLUR. EGER OLURSA SANA SÖZ VERIYORUM ÜZMEYECEGIM.
NIYE ÜZEYIM HAYAT DEDIGIN GEÇICI. SEN GITTIKTEN SONRA DAHA IYI ANLADIM.
SANA DÜNYADAN SEVGIMI VE IKI DAMLA GÖZYASI GÖNDERIYORUM KALBIMDEN. INSALLAH BENI GÖRÜYOR VE ANLIYORSUNDUR.
BIZI ANNEMIZ GIBI SEVECEK KAÇ KADIN TANIYORSUNUZ EGER TANIYORSANIZ SAKIN BIRAKMAYIN DEGIL MI DOSTLAR
Ne güzel sey seni seviyorum demek
Sevdigini söyleyebilmek ne güzel...
Her baharda, gece gündüz, her saniye
SENI SEVIYORUM
SENI SEVIYORUM
SEVIYORUM SENI
Diyebilmek ne güzel..
Çünküsü yok, nedeni yok sevmenin
Zamani hiç yok,
Dakikalar zaman üstü...
Utangaç bir gecenin kucaginda
Yagmurlar vuruyor pencereme,
Askin vuruyor kalbimin kiyilarina
Gecenin bu çildirtan yalnizliginda
Askin ayak seslerini duyuyorum yüregimde
Ve hasretini içimde,
SENI SEVIYORUM
Sesini duymak istiyorum uyumadan önce
Sabahlara kadar konusmak,
Hiç kapatmamak telefonu...
Ayni düslere uyumak sonra
Ve uyanmak ayni günese
SENI SEVIYORUM
Daha bir güzellestim son günlerde
Gözlerimin içi parliyor
Kabina sigdiramiyorum aski.
Gülmek geliyor içimden
Sokaklarda kosar adim yürümek
Tanidik, tanimadik herkese selam vermek,
Merhaba ülkemin güzel insanlari,
Hepinize, hepinize merhaba
sizi de SEVIYORUM
Yagmuru, denizi, kokusunu topragimin
Gök mavisinde güvercinleri, martilari,
Dag eteklerinde gelincikleri seviyorum ates kirmizisi
Bindallilariyla köy kizlarini,
Ve elleri hamur kokan analari
Hepsini sende seviyorum
SENI SEVIYORUM
Senin sevdigin gibi topluyorum saçlarimi,
Siyah kazagimi daha çok yakistiriyorum kendime
Ve daha çok seviyorum limonlu çayi
Senin sevdigin her seyi seviyorum
Türkülerini memleketin,
feneri, kara kartali senin için,
Davamizi ve siiri sende seviyorum.
SENI SEVIYORUM
Iyi ki dogdun iyi ki varsin.
Dogum günün kutlu olsun
SENI ÇOK SEVIYORUM
SENI ÇOK SEVIYORUM
Yasamaksa seni sevmek,
Ben hiç ölmedim...
SENI SEVIYORUM!
Sebnem Kisaparmak
Resmi aç
YENi BiN YILA MEKTUP - Yilmaz ERDOGAN
Sevgili torunum Yilmaz,
(Bizim yasadigimiz donemde cocuklara dedelerinin adini koymak gibi adet vardi, bu aliskanlik hala suruyorsa, bu isimde bir torunum olabilir ama ben bu gelenegin bitmis olmasini umarim, zira sirf dedesinin adi Suayip diye hayati kayan yavrucaklar var.) Sana bu mektubu iki bin yilindan yaziyorum. Gazeteden istediler. Sen simdi gazete nedir, diye sorarsin! Biz bu yillarda haberi kagitlara yazip dagitiyoruz. Kabul ediyorum, cok zor ve cok ilkel bir yontem ama o kadarda kotu durumda degiliz canim, gecen gun deden buyuk bir fiyakayla internette chat yapti. Henuz geyik muhebbetinde kullaniyoruz bilgisayari ama olsun. Ayrica ben senin yasindayken buyuk buyuk dedemin bana yazdigi mektup iki ton agirligindaydi! Magaranin duvarina kazimis, getiren arkadas az kalsin gocuk altinda kaliyordu. Yani beterin beteri var Yilmaz'cigim. Aslinda bu mektubu sana biraz da ozur dilemek icin yaziyorum. Benden once yasamis cok akilli ve huzunlu bir Kizilderili'nin soyledigi "bu dunya bize atalarimizdan kalmadi, cocuklarimizdan odunc aldik" sozunu anlamasina anladik, hatta bir suru kartpostal da yaptik, cok guzel grafik tasarimlarla yazdik bu akilli adamin lafini ama yine de herseyi berbat ettik. Enerji lazimdi ve tepemizde gunes bazen on saat cayircayir donerdi ama biz kendimizi bir golgeye atip nukleer *****liklarla ugrasirdik. Yani su anda okul arkadaslarinin bazilarinin uc tane kulagi varsa bunda hepimizin sucu var. Ama sen benim torunum olduguna gore mutlaka yapmiyorsundur ama sakin o cocuga "kulagini ac da beni iyi dinle" turdunden kulak memesi kivaminda sakalar yapma. (Mektubun bu acikli bolumunun aynisi buyuk buyuk dedemin bana yazdigi mektupta da vardi maalesef. Umarim senin yazacagin mektup da boyle bir bolum olmaz.) Evet iklimi de degistirdik. Kitaplarda ya da bilgi kaynagi olarak ne kullaniyorsaniz iste onda yazanlar dogrudur. Bir ara dort mevsim vardi. Mesela bunlardan bir tanesinin adi bahardi ki inanamazsin butun insanlarda hatta hayvanlarda bile asik olma ihtiyaci uyandirirdi. Tabi bu durum kimi kazalara da yol acmiyor degildi ama yine de omrun en guzel mevsimiydi. Sonra yaz... O muhtesem kamasma... Ama hala anlamiyorum ayni yerde hem iseyip hem nasil yuzdugumuzu. Sevgili Yilmaz , iki bin yilina gelene kadar cok aptalca seylerle mucizevi isleri birarada yapmis insanogullarindan sadece birisi olarak ve buyuk deden olma sifatiyla sana soylemek istedigim sudur: Ben bilimkurgu sevmem. Bizde gelecegi duslerken abartma adeti vardir. Inanmazsin benim cocuklugumda Uzay 1999 diye bir televizyon dizisi vardi ve orada anlatilanlar gercek olsaydi benim gecen sene Jupiter'deki yazligima tasinmam gerekiyordu ama su anda en buyuk numaramiz yukariya binlerce uydu gondermis olmamizdir. Antenin hallicesi iste... Ben yuz yil sonra isinlanmayi bile becerse insan, insan kalacaktir diye dusunurum. (Isinlanma bizim bilimkurgucularin buldugu bir laf, alay edeceksin onlanla, et") Sevgili Yilmaz, ucan arabalara bile binsen, onur her insana lazimdir. Onurunu ve asik olma yetenegini asla kaybetme. Buyuk deden bunlara dikkat ederdi.Gozlerinden operim. Haa bu arada 2071 yilinda saniyorum buyuk bir tantanayla Turkler'in Anadolu'ya girisinin bininci yili kutlanmistir. Merak ettim Malazgirt'in yolu da yapildi mi?
Deden Yilmaz Erdogan
Yilmaz Erdogani begenirim, Cem Yilmaz in espirilerini birak, yüzündeki hafif mimikleri görsem gülmekten yerlere yatiyorum. Sitede böyle bir bölümün eksikligi vardi, Gökhana, sana, Nizipli kurta ve diger arkadaslara tesekkürler. Devamini bekliyorum. Her mesaja cevap yazamasakta, en azindan okuyoruz
öncelikle bu forma yazi yazan herkese tesekkür ederim sitemizde böyle bir bölüm açmami fatih abi istemisti ama su aralar kendisinin isleri biraz yogun siteye fazla giremiyor islerinin yogunlugu biter bitmez aramiza döneçektir insallah ..
yilmaz erdogan kardes yazin harika bizde insallah gelecek nesillere iyi bir Nizip iyi bir dünya birakiriz.
Nizipli kurt nerdesin senin o güzel siirlerinden bizi mahrum etme nurullah kardes askere gitti sende yoksun siteyi yalniz biraktiniz:)
admin abi sende müthis cevher var bunu söyle güzel bir siire yada hikayeye döksen valla internetteki bütün sairleri yazarlari sollarsin yazilarini en kisa zamanda Nizip.com üyeleri olarak bekliyoruz .
saygilar.........
Hindistanda yoksullugun en derin yerinde, sel her yeri götürür hale gelmis. Ölü hayvanlar balon gibi sismisler ve sularin üstünde yüzüyorlarmis.
Yagmurun arasinda merdiven gibi bir yerde bir genc kör adam kucaginda bir cocukla oturuyormus. Cocugun romatizmasi oldugu icin yürüyemiyormus, sizilardan kücücük vücudu titriyormus. Bu kör adamda kücük cocugun sizilarini dindirmek icin tüm eklemlerini ovuyormus. Cocugun her tarafini ovdukdan sonra kör adam onu indirmis ve ayaklarini kullanmasini söylemis. Bu arada tabiki elini simsiki tutmus. Cocuk ayaklarini zorda olsa kullanirken kör adama yolu göstermis. Kör adamda kücük cocuga yürüyebilecegi bir güven verirken ikisi selin arasindan gecip gitmisler.
Ben sana gözlerimi ve ayaklarimi verip sana yolu göstereyim, sende beni elimden tut ve bana kendi gücünden ver, ver ki birlikde yollari asalim ve askin farkli anlamini tadalim.
Birlikde insanlar herseyi asabilirler…
YASASIN CAZIN GETIRDIGI DEVRIM
Hiçkimse kalmadi
Çiçekler çarpik açiyorlar
Ampüller egriydi
Merdivenlerden çikamiyordum
Tavan basikti
Sifon islemiyordu
Siçamiyordum
Iseyemiyordum
Bir ölü militan bahari
Bir apartman dairesinde bekliyordum
Ben ki beklemeyi sevmem
Beklemek benim için bir azap olduguna göre
Beni gazaba getirir
Tramvay ihtiyari duraklarinda bekleye bekleye
Ihtiyarlamis bir komünist olarak
Gitardan çikan tin sesleri
Beni yeniden adam edecektir
Havada havva olan bir adem
Ve yaklasirken bütün güzellikleri baharla birlikte
Arkadaslarim olan cazcilar
Elbette bulacaklar bir acibadem
Ve biz yasamayi yeniden kuracagiz
Bu zikkim denilen ritim
Ve stringtin
Hepimiz yasamaktaki inkilap içinde degiliz
Yasasin cazin getirdigi devrim.
can YÜCEL..... (GOKHANIN SAYFASINA KATKIM OLSUN
Resmi aç
Cenâb-i Allah'in güzel isimleri.
Yasadigimiz dünya, felekler, yildizlar, ay ve günes birer âlemdir. Bütün bu âlemler bir ahenk içindedirler. Bu, Allah'in Rab sifatinin bir tecellisidir. Dünyadaki düzenin kaidelerini koyup, varliklari bir ahenk içinde yasatma da Rab sifatinin geregidir.
Dogmamiz, büyümemiz, ölmemiz, insanlardâki yücelik, ahlâk, terbiye, kemal hep Rubûbiyet sifatinin yansimasindandir. Gözün görmesi, aklin ermesi, bütün is ve hareketler, olma ve olusma Rab sifatinin bir tecellisidir. Onsuz bir hareket ve düsünce yoktur.
Gerek Kur'ân-i Kerîm'de gerek hâdis-i seriflerde gecen birçok güzel ismi vardir. Aslinda bu isimleri iki grupta ele almak mümkündür:
a) Hak Teâlâ'nin zatina mahsus bir özel isim olan "Allah" lâfz-i serifi Ondan baska bir varlik hakkinda kullanilmamistir. Kullanilmasi caiz degildir. Bu ismin tesniyesi (ikil sigasi) ve çogulu da yoktur. Bir baska dile tercüme edilemez, hiçbir kelime onun yerini tutamaz.
b) Allahu Teâlâ'nin ikinci gruba giren isimleri, sifatlarindan alinan isimlerdir. Ayet ve hadislerde Cenâb-i Hakk'in pekçok güzel isminden bahsedilir. Bunlardan her biri O'nun sifatlari ile ilgili ve onlardan alinan isimlerdir. Rahman, Rahîm, Âlîm, Hâlik vs. gibi. Bu isimler bir baska dile tercüme edilebilir. Meselâ, Hâlik ismi, yaratan veya yaratici olarak söylenebilir. Müminin Allah hakkindaki inanci, O'nun zâtinin mukâddes oldugu, diger zat ve esyâyâ benzemedigi, yüce sifatlarla sifatlandigidir. Allah kendisini Esmâü'l-Hüsnâ en güzel isimler ile isimlendirmistir (el-A 'râf, 7/180; el-Isrâ, 17/1 10; Tâhâ, 20/7; el-Hasr, 59/24). Doksan dokuz adet olan bu isimlerin basinda "Allah gelir. Diger isimlerin hiçbiri anlam ve içerik itibariyla "Allah" isminin yerini alamaz. Bu nedenle, Islâm'a girecek kisi, "Lâ ilâhe Illâllah" der; "Lâ ilâhe illarahman" demez. Namaza baslarken, "Allahü Ekber"der; "Rahman Ekber" diyemez. Allahu Teâlâ'nin bütün isimleri güzeldir. Kur'an-i Kerîm'de, "Allah'in güzel isimleri vardir. O halde Allah'a o güzel isimlerle dua edin" (el-A'râf, 7/180);
"De ki: "Ister Allah deyip dua edin, ister Rahman deyip dua edin; hangisi ile dua ederseniz edin, onun güzel isimleri vardir ' (el-Isrâ, 1 7/110) buyurulmustur
Peygamber efendimiz de bir hadislerinde söyle buyurmustur: "Allahu Teâlâ'nin doksan dokuz ismi vardir. O isimleri kim ezberlerse (sayar, manasini anlar ve suûruna ererse) cennete gider. süphesiz, Allah tektir ve tek olmayi sever" (Buhârî, Daavât, 68). Allahu Teâlâ'nin isimleri doksandokuz isimden ibaret degildir. O'nun ayet ve hadislerde gecen baska isimleri de vardir. Yalniz Tirmizî ve Ibn Mâce'de geçen bir hadiste bu doksandokuz isim teker teker sayilmistir. Bu isimler sunlardir:
GÖKHAN KARDESIM YALNIZ DEGILSIN ZAMAN BULDUKÇA YAZIYORUM...
öncelikle yazilar harika emily yazini bir solukta okudum çok güzel illede bu ;
Ben sana gözlerimi ve ayaklarimi verip sana yolu göstereyim, sende beni elimden tut ve bana kendi gücünden ver, ver ki birlikde yollari asalim ve askin farkli anlamini tadalim.
beraber olma tek vucut olma bütün çikmaz yollari çikar kilar bütün dertleri çözer yani böyle bir ask artik masallarda olur bende bir masal kahramani olmayi isterdim çünkü bu devirde böyle ask yasamak zor ama imkansiz degil:)
ahmet abi siir çok farkli ve güzel bravo
haberci kardes uzun ama bir solukta okunacak bir yazi yazilarinin devamini bekliyoruz .
--------------------------------------------------------------------------------
Kalp Hastalari
Ayni kalp rahatsizligiyla ayni kaderi paylasan iki yasli adam ayni odayi da paylasiyorlardi. Tek fark biri cam kenarinda digeri ise duvar dibinde yatiyordu. Cam kenarindaki yasli adam her gün camdan bakarak arkadasina disarisini anlatirdi. - "Bugün deniz sakin, yine de hafif rüzgar var sanirim çünkü uzaktaki teknenin yelkenleri rüzgarla doluyor. Park bu sabah sakin, iki salincak dolu iki salincak bos, dünkü sevgililer yine geldi, ayni yere oturup konusmaya basladilar, elele tutustular, ne kadarda yakisiyorlar birbirlerine. Erguvan agaçlari ne kadar güzel açmis her yer mor bir renk almis, erik agaçlari da beyaz çiçekleriyle onlara eslik ediyor. Denizin üzerindeki martilar bugünkü yemeklerini ariyorlar, ne güzelde daliyorlar suya" Günler böyle geçip gidiyordu ta ki cam kenarindaki yasli adam kalp krizi geçirene kadar, iste o anda duvar kenarindaki adam dügmeye bassa kurtaracakti arkadasini ama seytana uydu, bunca zamandir sadece dinleyebiliyordu, artik görebilirdi de, iste bunun için dügmeye basmadi ve hemsireyi çagirmadi. Ayni kaderi paylastigi kisiyi ölüme gönderdi, ama o bunun hakli bir savunma oldugunu düsünüyordu. Ertesi gün hastabakicilar ölen yasli adamin yerine kendisini koymaya gelmislerdi. Hemen yataginin yerini degistirdiler, iste o günlerdir bakmak istedigi manzarayi nihayet görecekti. Basini kaldirdi ve pencereden bakti
"Simsiyah bir duvar"
Bir (y)igit gurbete çiksa
Gör basina neler gelir
Silasi fikrine düser
Yas gözüne dolar gelir
Kalemnen çekilmis kaslar
Gözümden akittim yaslar
Yuvasin terk eden kuslar
Yuvam diyer döner gelir
Emrah diyer servi boyun
Hürü melem midir soyun
Sürüden ayrilan koyun
Kuzum diyer meler gelir
asik emrah
ne kadar yemeli?
Hükümdarin biri bir arap hekimine:
-Bir günde ne kadar yemek yemeli? diye sordu.
Hekim:
-bir tek avuç kadar dedi.
Patisah:
-Bu kadarcik sey ne kuvvet verir? deyince.
Hekim:
-Bu kadari seni tasir,bundan fazlasini sen tasirsin.Yani bu kadar yiyecek seni ayakta tutar,Buna ne eklersen sen onun hammali olursun cevabini verir.
fatih abi aramiza hos geldin isleriniz hala yogun galiba anliyorum sizi isleriniz yogun ya diger vefasiz dostlar ne yapiyor size sesleniyorum bu formu sahipsiz birakmayalim:)
Cehennem dedi?in dal ve odundur. herkes ate?ini kendisi götürür.(Pir Sultan Abdal)
Bir mum di?erini tutu?turmakla,?????ndan bir ?ey kaybetmez. (Mevlana)
Zaman?nda davranmas?n? bilmedikten sonra konu?man?n hiçbir faydas? yoktur.(La Fontaine) Bulutlar a?lamasa ye?illikler nas?l güler? (Hz.Mevlana) i
nsana verilebilecek en güzel hediye, kaybetti?idir. (g.g.)
.
https://bakhadi.sitemynet.com/mynet_resimlerim/dua [Eksik eski medya kaydı]
Allah''?m bana severken ayr?lmaya katlanma gücü yerine, Vefas?z ve i?i bitti?inde terkeden e?lere dayanacak TA?TAN B?R KALP ver amin
kadavra sessizli?iyle çıkal?m her sevdadan, her sevda bin kavgaya denk gelsin kelebek ölüsü ta??yan cenazelerin pe?inde durgun, erdemli, ama s?radan
" Bugün ben sessizli?i duymak isterdim. karanl?kta görmek isterdim kendimi bugün ben yaln?z?m biliyorum gecede yarda kalm?? ve unutulmu? bir mektubu okuyorum "çok hüzünlüsün" arkada?lar söylerdi bana oysa her insanda vard?r biraz hüzün bende öyleyim i?te seni ?iirlerim gibi seviyordum ikimiz hiç bitmeyen ve upuzun bir yola çıkacakt?k hadi gel demi?tin ?imdi bir tek ben kald?m yolun ortas?nda ö?ütler duymadan vard?m ?imdi ya?amak istemedi?im yerlere yaln?zl??? ya??yorum o kadar tan?d???m insanların aras?nda küçücük ka??tlara yazard?m ara s?ra hissettiklerimi o hep benim yan?mdayd? ?imdi ama sen yoksun yan?mda karanl?k odalarda seni dü?ünüyorum ?imdi ben nerdesin ?imdi ? unuttun mu beni ben hala ayn? yerdeyim, hala ayn? yerleri geziyorum de?i?emedim ben. neden ki ? ak?am okuldan çık?p yürüdü?ümüz yerlerde yürüyorum ve bizim öykümüz sessiz bir rüzgar gibi penceremden yukar? bak?p y?ld?zlar aras?nda seni aramak vard?r oysa sen sönmü?sün söyle nas?l becerdiysen bende kendimi söndüreyim niye her ?ark?da sen vars?n? akl?mda kalan son nokta odan?n kap?s?nda durup bana bakman ben yar? uykulu yar? ya?ayan bir ?ekilde sana bak?yordum ve sen "2 gün sonra gelece?im" dedin ve o çocuk gülü?ün ile son kez gülümseyip bana öpücük at?p gitmendi uyumadan önce gördü?üm son görüntü hâlâ uyanmad?m ben ve hâlâ o 2 gün geçmedi. ya sen sözünden cayacaks?n ya da ben uyanmayaca??m korktu?um tek ?ey sen gelmeden uyanamamak...
nerdesiniz hay?rs?z dostlar ?aka ?aka i?iniz olmasa bu sayfay? yaz?s?z b?rakmazd?n?z biliyorum..:):):):):):) .
Edited by - gokhandokuyucu Tarih: 25 Eyl 2005 20:46:32
Yalan Üzerine Söylenmi? SözlerHay?r için söylenen yalan, fitne çıkaran do?rudan iyidir.Hz Muhammed (s.a.v)
Yalan söylemeye kalkan?n önce kendini inand?rmas? gerekir.Goethe
Yalanc?, Allah’a kar?? kafa tutan ama insanlardan korkan bir serseridir.Francis Bacon
Ho?umuza giden yalanlar? avuç dolusu yutar?z da, ac? gerçekleri yudum yudum içeriz.Diderot
Yalan söyleyen herkes mutlaka nefsinin alçakl???n? ortaya atm??t?r.Cah?z
Yalanc?n?n cezas? kendisine inan?lmamas? de?il, onun kimseye inanmamas?d?r.Bernard Shaw
Az yalan söylenmez ,yalan söyleyen her yalan? söyler.Victor Hugo
Üç türlü yalan vard?r: Basit yalan, kuyruklu yalan ve istatistik.Benjamin Disraeli
?nan?lmayacak ?eylere inan?yorum demek yalan söylemektir.Voltaire
Yalan?n dostu ,gerçe?inde dü?man? çoktur.De Girardin
Gerçek çizmelerini giyerken, yalan bütün dünyay? dola??r.Spurgeon
Do?ru söyledi?in zaman kimse inanmayacak.??te yalan söylemenin cezas? budur.Talmud
Abartma, dürüst insanların yalan?d?r.Maistre
Günah i?lemenin birçok araçlar? vard?r, fakat yalan bunların hepsine uyan bir sapt?r.Oliver Wend
Edited by - gokhandokuyucu Tarih: 25 Eyl 2005 21:14:23
Edited by - gokhandokuyucu Tarih: 28 Eyl 2005 16:47:43