Nizip.com
Üye ol
Genç Muhabbet

İbretlik Hikayeler.

Görüntülenme: …

coskun Üye
Üyelik: 2005-08-18 Herkese açık mesaj: 1.551
#2814
Mustafa Bilici Kardeşimin öenrisiyle bundan sonra bu kısma ibret alacağımız küçük hikayeleri yazacağım. Sizlerden de bekliyorum Selamlar.
coskun Üye
Üyelik: 2005-08-18 Herkese açık mesaj: 1.551
#46353
Hazineye Darı Ekmek.

Bir hukumdar maiyetiyle birlikte ulkesinde bir gezintiye cikmisti Yolu uzerindeki bir koyde cok yasli bir adamin tarlasina fidan dikmekle mesgul oldugunu gordu Ihtiyara uzaktan seslendi:

- Baba, sen ne diye fidan dikmeye ugrasiyorsun? Masallah yasini yasamissin, bu diktigin fidanlarin meyvesinden herhalde yiyemezsin.

Ihtiyar cevap verdi:
Bu diktigim fidanlarin meyvesini bizim yememiz sart degil evlat Biz nasil bizden oncekilerin diktigi fidanlarin meyvesinden yedikse, bizim diktigimiz fidanlarin meyvesini de bizden sonrakiler yer

bu cevap hukumdarin hosuna gitti ve ihtiyara bir kese altin verilmesini emretTi
Ihtiyar bu ihsani karsiliksiz birakmadi:

Gordun mu evlat, bizim diktigimiz fidanlar simdiden meyve verdi

Bu cevap da hukumdarin hosuna gitti, bir kese daha altin verilmesini emretti

Yasli koylu siradan biri degildi Carikli erkâni harp diye nitelenen kisilerden biriydi:

Evlat herkesin diktigi fidan yilda bir defa meyve verir, bizim diktigimiz fidan yilda iki defa meyva verdi

Bu diplomatca cevap da hukumdarin hosuna gitti ve bir kese daha altin verilmesini emretti Ama bu defa vezir araya girdi ve hukumdari uyardi:

Aman sultanim bir an once buradan uzaklasalim Bu ihtiyar bu gidisle tarlasina fidan dikmek yerine, devletin hazinesine dari ekecek.
coskun Üye
Üyelik: 2005-08-18 Herkese açık mesaj: 1.551
#46515


Seni Yarattım.


Bir gün, çelimsiz, küçük bir kız çocuğu sokağın köşesine oturmuş yiyecek, para, ya da alabileceği herhangi bir şey için dileniyordu. Üzerinde yırtık, pırtık giysiler vardı; yüzü gözü kir içinde, perişan bir hali vardı. Kız dilenirken, sokaktan genç, canlı ve iyi görünümlü bir adam geçti. Kızı farketmişti ama belli etmemek için dönüp ikinci kez bakmadı. Büyük ve lüks evine, mutlu ve rahat ailesinin yanına geldiğinde, çok güzel hazırlanmış akşam sofrası onu bekliyordu. Fakat az sonra düşünceleri tekrar o fakir kıza takılıverdi. Duyguları birşeylere itiraz ediyordu. Sonra kolay yolu tercih etti ve itirazlarını Allah’ a yöneltti:

"Böyle birşeyin olmasına nasıl müsaade ediyorsun? Neden o küçük kıza yardım için birşeyler yapmıyorsun Allah’ım?" diye yakındı içinden.

Sonra ruhunun derinliklerinden gelen bir cevap işitti : "Yaptım. Seni yarattım!".
fsoyarik Üye
Üyelik: 2005-05-06 Herkese açık mesaj: 5.099
#46517
Sevgili dostum bunları gönül bahçesine atsan daha güzel olmazmı ?Acaba.Selamlar
SURAMOBİLYA Üye
Üyelik: 2007-03-17 Herkese açık mesaj: 13
#46530
çok güzel yazılar bu bölümde güzel olmuş gönül bahçesi olayı farklı burada ibretli hikayeler içinde bir bölüm güzel paylaşımlar için teşekkürler...
Mustafa Bilici Üye
Üyelik: 2006-02-18 Herkese açık mesaj: 2.407
#46590
BELANIN ÖNÜNDEN SAPMASINI BİLİN!

Okyanus adlı dev bir lügati Arapçadan Türkçeye çeviren Asım Efendi, bir öğrencilik hatırasını şöyle anlatmaktadır:

Tahsilim zamanında bizim medreseye en yakın fırından ekmek alırdım.Senelerce bu fırının müşterisi olmaya devam ettim. Bir sabah yine adetim üzere ekmek almak maksadıyla bu fırına geldiğimde, fırında çalışan bir işçinin, bir haksızlığına maruz kaldım. Herkese ekmek veriyor, sıram gelip geçtiği halde bir türlü beni görmüyordu. Adamı şöyle ikaz ettim, böyle hatırlatmada bulundum ise de, hep bana ters cevap veriyordu. Ön sırada beni görmezlikten gelip, hep arka sıralardakileri tercih ediyordu.Artık canım burnuma gelmişti, bu haksızlık karşısında. Fırının yanında, ayak altında duran bir taşı kaptığım gibi, adamın üzerine yürümeye karar verdim. Ama tam o sırada birden aklıma geldi: Bu adam bir belaya müstahak hale gelmişse, neden bunu benim elimden bulsun? Ben de onu belaya atan adam suçunu yükleneyim? Sabredeyim, mutlaka bunun içinde bir hayır vardır, dedim. En nihayet herkes ekmeğini alıp gittikten sonra, bana da istediğimi verdi, dershaneme geri döndüm. Bir gün sonra fırına gittiğimde ise, adamın yerinde olmadığını gördüm. Sordum; Dediler ki: O işçi, dün aniden hastalandı, şu anda ölümle burun burunadır. Fakat bir türlü ölemiyor, can çekişip duruyor. Hemen aklıma geldi, ona vurmayı niyet ettiğim taşı alıp, ziyaretine gittim. Taşı alnına değdirip yorganın üstüne koydum. Az sonra adam kolayca son nefesini veriverdi. Çünkü bu taşla onun eceli gelecekti. Bununla ömrü bitecekti. Fakat sabrım sebebiyle, o taşı ona vuran ben olmaktan kurtulmuştum. Bu olaydan alınacak ders şudur: Siz de suçsuz yere bir sataşmaya uğrarsanız, işi kavga ve münakaşaya görmeyiniz "Belanın önünden sapmasını bilin" ve: "Bu adam bir musibete müstahaktır, fakat benden bulmasın," diyerek çekilin. O kişi neye layıksa onu bulacaktır. Yeter ki bu bela sizin elinizle gelmesin, başınızı derde sokmasın..."
Mustafa Bilici Üye
Üyelik: 2006-02-18 Herkese açık mesaj: 2.407
#46664
O MÜSLÜMAN DEĞİL Mİ ?

Prof.Dr. Saffet Solak anlatıyor :
Amerikada master yaptığım yıllarda,çalıştığım üniversitenin yemek
salonu açık büfe şeklindeydi.Herkes dilediği yemekten istediği kadar
alabiliyordu. yemekhanenin kapısında
"Take what you need.Eat what you take"
(Yiyeceğin kadar al, aldığını da ye)* diye yazmakta idi.
Bir gün aynı masada yemek yediğimiz Çinli bir arkadaşı,tabağında
kalan son pirinç tanesini almaya çalışırken görünce dayanamadım ;denemek
için dedim ki :
"Bir pirinç tanesi için neden bu kadar uğraşıyorsun?Bırak
tabakta kalsın."Çinli arkadaşın verdiği cevap çok düşündürücüydü:
"Her Çinli bir pirinç tanesi israf etse,Çin nüfusu ile çarp bakalım,kaç ton
pirinç yapar?Biz kalabalık bir ülkeyiz,israf etme lüksümüz yoktur." dedi.
Yine denemek için dedim ki :
"Şu anda Çinde değil Amerikadasın. Tabağında bırakacağın pirinç
tanesi Çini değil,Amerikayı zarara uğratacaktır". Bu sözlerim karşısında
güldü ve şöyle dedi :
"Yaşadığım ülke olan Amerikayı bu şekilde zarara uğratmak
onurlu bir davranış olmaz."
Çinli arkadaşı bu onurlu davranışından dolayı tebrik ettim ve
düşüncesini paylaştığımı söyledim. İslam dininin bu konudaki,
"Yiyiniz içiniz, fakat israf etmeyiniz. Çünkü Allah israf edenleri sevmez"*
buyruğunu açıkladım.
Çok hoşuna gitti.Tam o sırada ,Ürdünlü Müslüman bir arkadaş
tabağındaki yemek artıklarını çöp sepetine boşalttı.Bunu gören Çinli arkadaş
Ürdünlüyü göstererek :
"O Müslüman değil mi? dedi.
O kadar üzüldüm ki ,ne diyeceğimi bilemedim.
ilyasaltin Üye
Üyelik: 2007-03-09 Herkese açık mesaj: 3
#46744
Babası bir gün sabırsız ve çabuk sinirlenen oğluna bir torba çivi ile
bir tahta verip;"Bak oğlum!"dedi.Sabırsız davranıp çevrene zarar vereceğini
anladığın an,bu tahtaya bir çivi çakacaksın."Oğlu birinci gün tam otuz yedi
çivi çaktı.
Günler ilerdedikçe sabırlı olmasını öğrenip çaktığı çivileri azalttı.
Daha sonra ise hiç çivi çakmamayı öğrendi.
Bunu babasına söylediğinde: "Kendini kontrol edip sabırlı olduğun her günün sonunda tahtadan bir çivi çıkaracaksın "dedi babası.
En son çivi söküldüğünde oğlu babasına haber verdi.
Babası çocuğun elinden tuttu ve tahtanın yanına götürüp:
"Bak oğlum!" dedi."Şu tahtayı görüyor musun? hiçbir zaman
eskisi olmayacak.Sabredemediğin her an karşındakilerde böyle
yaralar oluşur.Ne kadar tamir etmeye çalışsan da eskisi gibi olmayacaktır...

alıntı:gelişim uzmanı."NEBİYE YAŞAR"
Mustafa Bilici Üye
Üyelik: 2006-02-18 Herkese açık mesaj: 2.407
#49151
*Bir köylünün duası*

Ubeydullah-ı Ahrar hazretlerini, büyük bir zat yapan bol dua
almaktır. Bir
gün alış veriş yaparken alış veriş yaptığı kişiden dua
almadan köye döndü.
Sonra tekrar o kişinin yanına gitti. Eskiden de köy öyle yakın bir
yer
değildi, ulaşım da ayrıca bir dertti. Köye geldiğinde adamı
buldu. Adam,
hayrola bir şey mi oldu neden geri döndün dedi. Ubeydullah-ı Ahrar
hazretleri, benim bir âdetim vardır, her iş yaptığım kişiden dua
alırım, eve
gidince senden dua almadığımı hatırladım, dua almak için geldim
deyince adam
ellerini açarak, (*Ya Rabbi bunun kalb gözünü* *aç)* diye dua
etti. İşte
Ubeydullah-ı Ahrar hazretlerini Ubeydullah-ı Ahrar hazretleri yapan
dua
budur.
coskun Üye
Üyelik: 2005-08-18 Herkese açık mesaj: 1.551
#73449
Tilkinin Bağladığı Çakalın Çözdüğü..

ORMANLAR kralı aslanın ayağına diken batmış, ne yaptıysa çıkaramamış, yoldan geçen tilkiye seslenmiş:
"Hey tilki! Gel, şu dikeni çıkar!"
Tilki gelmiş ama uzakta durmuş:
"Kusura bakma, sana güvenmem. Ben dikeni çıkarmaya uğraşırken sen beni parçalarsın... Önce seni bir ağaca bağlayayım, sonra dikeni çıkarırım!"
Aslan razı olmuş. Tilki "Kral"ın arkasına geçmiş, sıkı sıkı ağaca bağlamış; sonra karşısına geçip başlamış matrak geçmeye, alaya... Aslan hırsından parçalayacak ama bağlı...
Tilki, aslanı o haliyle bırakıp gitmiş. Biraz sonra "çakal" oradan geçiyormuş. Aslanın o halini görünce acımış; gelmiş, ipi çözmüş...
Aslan biraz sonra malını mülkünü toplayıp vedaya başlamış. En yakın dostu "kaplan" müdahale etmiş:
"Yahu sen bizim kralımızsın, bizi bırakıp nereye gidiyorsun?"
Aslanın başı önde "Allahaısmarladık!" demiş:
"Tilkinin bağladığı, çakalın kurtardığı Kral'dan kimseye hayır gelmez, böyle kral olmaz!"
coskun Üye
Üyelik: 2005-08-18 Herkese açık mesaj: 1.551
#73460
DOKTORUN hastası ilginç bir adamdır.

Doktordan 100 yıl yaşaması için ne yapması gerektiğini sorar.
Doktor, bunun sırrını bilmese de, hiç olmazsa bildiği kadar adamın ömrünü uzatacak tavsiyeleri sıralar:
"Sigarayı bırakın!"
"Yirmi yıldan beri içmiyorum!"
"İçkiden vazgeçin!"
"İçki mi? On beş yıldan beri ağzıma damlasını koymuyorum!"
"Çapkınlık nasıl gidiyor? Aman kendinizi zorlamayın!"
"Ne çapkınlığı doktor bey, on yıldan beri tık yok, bıraktık o işleri ya da o bizi bıraktı!"
Doktor adama bir daha bakmış:
"Yemeklere dikkat edin. Et yemeyin, yağlı yemeyin, tuz koymayın, şeker yok!"
"Ah doktor ah, sen benim yediklerimi bir görsen, ot yiyorum ot!"
Doktor parlamış:
"Be adam, o halde niye yüz yıl yaşamak istiyorsun?"
Mustafa Bilici Üye
Üyelik: 2006-02-18 Herkese açık mesaj: 2.407
#73505
ASLAN HİKAYESİ ÇOK GÜZELMİŞ ABİ...
Subutay Üye
Üyelik: 2003-02-25 Herkese açık mesaj: 2.345
#73857
Coşkun Abi, inşallah bir gün Nizip'te yüz yüze muhabbet etme imkanı bulduğumuzda bu hikayeleri ağzınızdan dinlemek nasip olur. Elinize sağlık.
coskun Üye
Üyelik: 2005-08-18 Herkese açık mesaj: 1.551
#74090
Subutay kardeşim teşekkürlerimi sunuyorum.
coskun Üye
Üyelik: 2005-08-18 Herkese açık mesaj: 1.551
#74091
Padişah ve Dalkavuk

Atıp tutmayı seven bir padişahın çok becerikli bir dalkavuğu varmış. Bir gün padişah, 'Bir ok attım kebap oldu' demiş. Herkes şaşkın etrafına bakınırken dalkavuk atılmış, 'Sultanım oku atınca bir kayaya isabet etti. Meğerse kaya çakmak taşıymış. Çıkan kıvılcımdan kuru otlar tutuştu ve oradan geçmekte olan bir tavşan pişip kebap oldu' diyerek bu zırvayı izah etmeye çalışmış. Padişah bu açıklamadan memnun bir hâlde, 'Bir ok attım zerde oldu' deyince, dalkavuk kavuğunu çıkarıp 'İstifa ediyorum Padişahım' demiş. 'Ben dağın başında kazanı, şekeri, pirinci, safranı nereden bulup da zerde yapayım?..'
papatya Arşiv üyesi
Herkese açık mesaj: 3.828
#74148
çok güzeldi arkadaşlar hepinize teşekkürler..
güzzz Üye
Üyelik: 2007-06-07 Herkese açık mesaj: 13
#74168
KÜFE KALSIN
Çinin,kırsal kesiminde yaşayan Vong ailesi,dede, baba,anne ve oniki yaşlarında bir çocuktan ibaretti.Dede iyice yaşlanmış;baba da,artık çalışamayan ve o fakirlik içinde kendileri için yükten başka birşey olmayan dededen bıkmıştı.Birgün oğlu,arkadaşlarıyla birlikte oynamaya gittiği nehrin kıyısında babasına rastladı.Babasının sırtında pazardan eşya taşıdıkları küfe vardı.Küfenin içinde de büyükbaba.
Oğul babaya sordu:
"Baba ne yapıyorsun?"
"Büyükbabanın bize yük olmaktan başka faydası yok.Onu küfe ile beraber nehire atmaya karar verdim."
Oğul büyük bir endişeyle atıldı:
"Aman baba "dedi,"küfeyi atma,evegötür.Sen yaşlandığında,bana da lazım olacak"

Ayrıca coşkun abi ne güzel akıl etmişsin siteye ibretlik hikayeleri.ellerine sağlık:)
ibrahimhaliler Üye
Üyelik: 2007-07-07 Herkese açık mesaj: 64
#86195
Zamanın birinde iki kasaba bir yarışa girerler. İki kasaba halkı karşı tarafa kendi ülkelerinin ne kadar zengin olduğunu göstermek isterler. Etkileyici bir şey olması için kasabanın ortasına büyük bir havuz yaptırırlar. Daha da ihtişamlı olsun, zenginliği ifade etsin diye de gece herkesin bir kova süt getirerek havuza dökmesi kararlaştırılır. Bu fikir herkesçe kabul edilir ve zenginliklerini gösterebileceklerinin keyfi ile havuz yapılır. Kararlaştırdıkları şekilde herkes gece götürdüklerini havuza döker. Fakat sabah olduğunda havuzun sadece berrak bir su ile dolu olduğu görülür. Araştırıldığında herkesin aynı şekilde düşündüğü ortaya çıkar. "Nasıl olsa bu kadar insanın içinde ben süt yerine su döksem belli olmaz diye düşünmüştür herkes." Böylece havuza süt getiren kimse olmamıştır. Yani herkes ne fark eder ki diye düşünmüştür. Ama bu farklar büyük farka dönüşmektedir. Siz de okulda, günlük yaşamda fark edecek sonuçlar için fark edin, farkında olun. Çünkü farkı yaratan farkınızdır.
a_Lee Üye
Üyelik: 2007-05-01 Herkese açık mesaj: 183
#86200
Sirlar Dünyasi Ve Kalp Gözünü Izlemiş Gibi Oldum :) Bir Tek Müzik Eksikti Paylaşim Için Teşekkürler....
ibrahimhaliler Üye
Üyelik: 2007-07-07 Herkese açık mesaj: 64
#87491
Adam beş yaşındaki kızını, gayet pahalı bir hediyelik kaplama kağıdını ziyan ettiği için azarlamıştı. Küçük kız, koskoca bir paket altın yaldızlı kağıdı bir kutuyu eğri büğrü sarmak için kullanmıştı...
Yılbaşı sabahı küçük kızı, paketi getirip:
- "Bu senin babacığım" dediğinde çok üzüldü. Acaba gereğinden fazla mı tepki göstermişti kızına. Bir gece evvel yaptığından utanarak, kutuyu açtı. Fakat kutunun içi boştu.
Kızına gene çıkıştı:
- "Birisine bir hediye verdiğinde, kutunun içinde bir şey olması lazım. Bunu da mı bilmiyorsun küçük hanım?.." Küçük kız gözlerinde yaşlarla babasına baktı.
- "O kutu boş değil ki baba! İçini öpücüklerle doldurmuştum!.." Babası o kadar çok üzüldü ki, koştu, kızına sarıldı. İkisinin de gözleri dolu dolu olmuştu.
Adam o kutuyu ömrünün sonuna kadar sakladı. Ne zaman keyfi kaçsa, ne zaman morali bozulsa, ne zaman kendini kötü hissetse, kutuya koşar, içinden minik kızının sevgi ile doldurduğu hayali öpücüklerden birini çıkarırdı.
Aslında bütün insanlara böyle bir kutu mutlaka verilmiştir. Zor zamanlarda bu kutuyu çıkarıp içine bakabilmeyi başarmak, Mutluluğun anahtarlarından biri olsa gerek." Umarım hayat boyu Zor zamanlarında seni mutlu edebilecek, böyle sayısız kutun olur.
alperen27 Üye
Üyelik: 2007-07-16 Herkese açık mesaj: 47
#87516
çok güzel elinize sağlık...
ibrahimhaliler Üye
Üyelik: 2007-07-07 Herkese açık mesaj: 64
#88112
Bir zamanlar ülkenin birinde padişah kendisine bir mutluluk hatırlatan şey yapılmasını ister. Bu öyle bir şey olmalıdır ki, her zaman yanında taşısın mutsuz olduğunda mutluluğu hatırlatacak, mutlu olduğunda ise bunun da farkına varmasını, kendisini tembelliğe kapılmasını engelleyecek bir şey olmalıdır. Saraydakiler düşünürler ve padişahın yanında taşıması ve her an görebileceği şey olarak bir yüzük yapılmasına karar vermişler. Bu yüzüğü de bilge bir dervişe danışarak yaptırmaya karar vermişler.
Bilge derviş ile kuyumcu birlikte çalışarak padişaha bir yüzük yapmışlar. Padişah yüzüğü aldığında şaşırmış. Çünkü sade ve basit bir yüzük imiş yapılan. Bir an öfkeye kapılmış böyle bir şeyi nasıl bana sunarlar diye. Sonra yüzüğün üstünde bir yazı olduğunu fark etmiş. Dikkatlice bakıp okuduğunda şu cümlenin olduğunu görmüş: "Bu da geçer."
Bazen bizim için de durum anlamsız hale geldiğinde, öfkelendiğimizde, kendi mutluluğumuzun coşkusu altında günümüzü unuttuğumuzda, zamanın hızla geçtiğinin endişesine kapıldığımızda ya da çok üzüldüğümüzde anımsayacağımız bir cümle olmalı:
"Bu da geçer."
coskun Üye
Üyelik: 2005-08-18 Herkese açık mesaj: 1.551
#95748
HAYIRLI AMEL

Bir sene hacdan sonra rüyâsinda gökten inen iki melekten birinin digerine; "Bu sene kaç kisi hacca geldi?" dedigini duydu. Öbür melek; "Alti yüz bin kisi." dedi. "Peki kaç kisinin hacci kabûl edildi?" O da; "Bunlardan hiç birinin hacci kabûl edilmedi." diye cevap verdi.
Abdullah bin Mübârek buyurdu ki; Bunu isitince üzerime büyük bir sIkinti çöktü. Dedim ki:
"Bunca insan, bunca zahmet ve mesakkate katlanip dünyânin her tarafindan hacca geldiler. Çöller asarak zor sartlarda büyük sIkintilara katlandilar. Bütün bu emekler bosa mi gidecek?"
Bunun üzerine o melek; "Sam'da ayakkabi tâmir eden Ali bin Muvaffak adinda biri vardir. O, hacca gitmeye niyet etmisti, fakat gidemedi. Lâkin hacci kabûl edildi. Alti yüz bin haciyi ona bagisladilar da hepsinin hacci kabûl edildi." dedi.
Abdullah bin Mübârek söyle anlatiyor:
Bunu isitince uykudan uyandim ve; "Gidip o zâti ziyâret etmeliyim!" dedim. Arkadaslarimdan ayrilip, Sam kâfilesine katildim. Sam'a gidince, o zâtin evini arastirip buldum. Kapiyi çaldim. Bir kimse kapiya çikti. Adini sordum. "Ali bin Muvaffak." dedi. Ismimi sordu. "Abdullah bin Mübârek." deyince, feryâd edip kendinden geçti. Ayilinca, gördügüm rüyâyi kendisine anlattim. Haccinin kabûl edildigini ve kendi hacci ile berâber alti yüz bin kisinin ibâdetinin kabûl edildigini de haber vererek; "Bana nasil hayirli bir amel isledigini anlat." dedim. O da anlatti:
Ben ayakkabi tâmircisiyim. Otuz seneden beri hacca gitmeyi arzu ederdim. Bu isimden, otuz senede üç yüz dirhem gümüs biriktirdim. Bu sene hacca gidecektim. Hanimim hâmileydi. Komsu evden burnuna yemek kokusu gelince; komsudan yemek istememi söyledi. Gidip, onun arzusunu bildirdim. Komsum aglayarak söyle dedi: "Ey Ali bin Muvaffak, bizim bu yemegimiz size helâl degildir. Çünkü üç gündür, çocuklarim bir sey yememislerdir. Bütün Sam sehrinde hiç bir is bulamadim. Kimse bana is vermedi. Ölü bir hayvan gördüm. Zarûret mikdârinca ondan bir parça kesip getirdim. Çocuklara yemek pisiriyorum. Size helâl olmaz."Bunu duyunca içime bir aci düstü. Hac için biriktirdigim gümüsleri getirip verdim ve; "Bunu çocuklarina nafaka yap, haccimiz bu olsun!" dedim. Abdullah bin Mübârek bunun üzerine; "Allahü teâlâ, dogru rüyâ gösterdi." buyurdu.
Subutay Üye
Üyelik: 2003-02-25 Herkese açık mesaj: 2.345
#95817
Coşkun Abi teşekkürler. Salih amel deyince hep Asr suresi hatırlanır.

Resim kaynağı
coskun Üye
Üyelik: 2005-08-18 Herkese açık mesaj: 1.551
#102891
Agaca Asilan Zekat Parasi

Fatih Sultan Mehmet Han devrinde bir Muslumanin gunlerce dolasip yillik zekatini verebilecegi fakir birini arayip bulamadigini,Bunun uzerine zekatinin tutari olan
parayi bir keseye koyarak Cagaloglu'ndaki bir agaca asip, uzerine de:
"Musluman kardesim, butun aramalarima ragmen memleketimizde zekatimi verecek kimse bulamadim. eger muhtac isen hic tereddut etmeden bunu al" diye yazdigini..Ve bu kesenin uc ay kadar

o agacta asili kaldigini......

biliyor muydunuz?

Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.

WhatsApp iletişim