Hani mevsimler değişir insan elinde olmadan
Bahar gelir ya bize bir gün sormadan
Akşam olunca çiçekler açar gün doğmadan
Ben bunu anladım kendimce aşktan
Hani dokununca yaraya sıcak kanlar akar ya
Sevdiyse birini insan kafaya takar ya
Hani derler ya ateş düştüğü yeri yakar ya
Ben bunu anladım kendimce aşktan
Hani yağmur yağar ya yükseklerden engine
Tepelerden akar su inleyerek bendine
Tarifi böyle aşkın benim felsefemde
Sorma çünkü söz bulamam böyle sevgiye
Hani yüreğinde bir ateş yanar ya istemeden
Fırtınalar koparır anlamadan dinlemeden
Çok üzülürsün farkında olmadan birden
Ben bunu anladım kendimce aşktan
Aramızda aşılması zor ülkeler olsa da ne çıkar
Binlerce kilometre de hasretlik kor gibi yakar
Diller anlatamasa da duygular gözler den sevdaya akar
Beni anladıysan sen eğer,başkası anlamasa ne çıkar
Gittiğin yerde kokun kaldı benle birlikte
Sevdalar uçtu kurumuş yapraklar misali
Kasırgalar koptu feryatlarımla beraber
Düğümlendi boğazım gitme diyemedim
Ve elimden uçup gittin
Aslında Sen giderken bende gittim senle
Şimdi nerdeyim bende bilmiyorum senle kayboldum geri dönmemek üzere...
bir fidan ektim içime
kökleri kalbimi saran
bir fidan ektim yüreğime
yapraklarında ismin yazan
bir sevda türküsü yazdım adına
her mısrasıyla sen kokan
dilimden hiç düşürmediğim
nargilemin dumanı gibi çektim seni
dumanı başımı efkârlandıran
yoktun sen aslında
yaşamamıştım ben seni
düşünmedim sabaha kadar
siyah saçlarını bal rengi gözlerini
hayallere dalmadım hiç geleceğe dair
gezmedim aylak gibi gecenin soğuğunda
buz tutan gözyaşlarımla
sövmedim geçmişime
neden daha önce karşılaşmadık diye
yoktun sen aslında
yaşamamıştım ben seni
hiç yer etmedin bu yürekte
hep avutuyorum kendimi böyle dizelerde
ne kadar unutmayı denesem de
sürekli aklımda o çakmak gözlerin
yine kulaklarımda çınlıyor o gülüşlerin
o saf halin
ne gariptir ki
kaybettikten sonra anlıyor insan
karşısındakine ne kadar değer verdiğini...
Aglasam sesimi duyar misiniz,
Misralarimda
Dokunabilir misiniz,
Gozyaslarima, ellerinizle?
Bilmezdim sarkilarin bu kadar guzel,
Kelimelerinse kifayetsiz oldugunu
Bu derde dusmeden once.
Bir yer var biliyorum;
Her seyi soylemek mumkun;
Epiyce yaklasmisim, duyuyorum;
Anlatamiyorum.
Bu son gecemiz otur söyle sevgilim,
Doya doya seni son kez izleyeyim.
Hiç konuşmadan ayrılığın saati gelene kadar
Gözlerine bakarken hayallere dalayım.
Sabah olunca diyeceksin elveda,
Arkana bakmadan gözünden yaş dökmeden
Gideceksin çok uzaklara.
Bile bile kıyacaksın bu cana,
Sabah olunca gitme demem,
Bir çoçuk gibi ağlarımda önünde diz çökmem,
Sendende vazgeçmem onurumdan da.
Bu canımdan vazgeçerim sabah olunca.
Para.Parası olmayınca doktor bakmıyor
İnsanlar parasızı hiç de takmıyor
Eşin dostun yüzüne dönüp bakmıyor
Devir para devriymiş parası batsın
++++++++++
++++++++++
Helal para kazanmış cebi görmüyor
Eşe dosta hileyle ağı örmüyor
Bir gün açtır bir gün tok karnı doymuyor
Devir para devriymiş parası batsın
++++++++++
++++++++++
Devlet de bir taraftan fakir vuruyor
Fakir ise yıllardır hayal kuruyor
Çoluk çocukda evde hesap soruyor
Devir para devriymiş parası batsın
++++++++++
++++++++++
Gece gündüz çalışır pirim alamaz
Çocuğu okutmaya derse salamaz
Mahşer günü zalimde hakkı kalamaz
Devir para devriymiş parası batsın
++++++++++
++++++++++
Kimisi şerefini bir pula satar
Hileyle mal üstüne mallarda katar
Mezar bile parayla verirde yatar
Devir para devriymiş parası batsın
++++++++++
++++++++++
Anayıda kızından ayırmış para
Alıp satılır sevgi herşey de para
Her kapıyı açarmış bu zalim para
Devir para devriymiş parası batsın
Arkadaşlar var mısınız? Bu bölüme yazacağımız şiiirlere, şiirin konusuna uygun resimler ekleyelim. Örnek olarak benim yazdığım iki mesaj üsttekiGİT HADİ başlıklı şiiri inceleyebilirsiniz. Olaya biraz daha duygusal hava katar.
UMUT
<pre
Belki rastlarım sana, sevgilim,
Ufukların bir ucunda
Gökyüzünün çekildiği ve kucakladığı
Ağaç kümelerinin koyu yeşilinde
Issız çayırda
Şu uzak kulübede
Ya da köy havuzunun sakin kenarında
Belki de yapayalnız
Hafifçe gülümseyerek
Ellerimi ellerine almak için
Çıkagelirsin
Bu gökyüzü mavisinden de ötede
Peçesiz yüzün ışıldıyor
Ve bu güney rüzgârı
Senden haberler getiren
Gizli bir elçidir
Ormanlara kaçan
Yaramaz bir afacansın
Birdenbire çıkıverirsin karşıma
Ve sevgiyle öpersin gözlerimden
Orada o uzak ufukta
Görkemli ışınlarıyla güneş
Haber veriyor bütün bunları.
Hani eskiden yüzünde
Tebessümler eksik olmazdı
Kahkahalar sesinde çınlardı
Ne oldu ne oldu sana ne oldu
Şimdi neden susuyorsun
Dalıyorsun gülmüyorsun
Ne oldu ne oldu sana ne oldu
Hani eskiden
Ben aşık olmam derdin
Gülüp de geçerdin
Büyük söyler yeminler ederdin
Ne oldu ne oldu sana ne oldu
Seni üzgün görsem
Ben kahrolurdum
Gülen gözlerinde
Hayat bulurdum
Boynumu büktün bükeli
Yuvamı yıktın yıkalı
Geri dönüp de gör halimi
Derbeder oldum perişan oldum
Serseri dediler gücenmedim
Divane dediler gücenmedim
Senin bu yaptıklarına
Cok içerledim
Kuruyan yapraklar yeşermez gayri
Kırdığın şu kalbim affetmez seni