1960’lı, 50’li, 40’lı ve daha eski tarihlerdeki Nizip
Uzunçarşı’ya yapılan nostaljik bir zaman yolculuğu…
45 yılı aşkın bir süredir yaşı yetmişin, seksenin
üzerinde ki yaşlı (kadın olsun, erkek olsun) insanlarımızdan,
çocukluk, gençlik ve olgunluk dönemlerinden kalma Nizip ve
Nizipliler hakkındaki hatıralarını (görüp yaşadıklarını ve
kendilerinden yaşlı yakınlarından duyduklarını ) öğrenme
ve dinleme merakım vardır.
Ben sorarım, onlar anlatır, ben not tutarım.
Yaşadığım kentin tarihsel geçmişini, etnik ve inanç zenginliğini
ve de onların (ırksal, dinsel, sınıfsal ve zümresel) ilişki kurma
biçimlerini, insan profillerini, geçmiş yıllardaki kent dokumuzu,
yakın atalarımızın yaşam standartlarını, iş ve komşuluk
ilişkilerinde ki (sevgi-saygı, yardımlaşma ve dayanışma) düzeyini,
sosyo-politik, sosyo-kültürel ve kentsel konulara yaklaşımlarını,
değişim ve yenilikler karşısındaki tavır ve davranışlarını, tepki ve
benimseme kriterlerini; kişilik ve arkadaşlık bazında huylarını-huslarını
öğrenmek beni heyecanlandırır; kâh hüzünlendirir, kâh sevindirir
ve de ‘geçmişimize dair’ ziyadesiyle bilgi birikimi edinmemi sağlardı.
Dünümüz ile bugümüz arasındaki sosyal, ekonomik ve kültürel
farklılıkları emin ağızlardan (Ali Rıza Muallimi (Aydeniz), İzzet
Fadil (Oğuz) Hacı Ahmet Hüseyin (Sayın), Asaf Mahmut (Oğuz),
Kara Yahya (Cengiz), Hacı Mithat Uygur, Ahmet İmamoğulları,
Kemal Sayın, Yüzbaşı Mehmet (Öztekin), Tenekeci Ökkeş
Akdoğdu ve daha birçok saygın büyüklerimden) öğrenmek ve
dünümüz ile bugünümüz koşullarını mukayese etme imkanı
bulmak; onların geçmişe dönük anlattıklarıyla nereden
nereye geldiğimizi görmek, beni hayretlere düşürür, olgunlaştırır
ve de yarınlarda bizi bekleyen kentsel sorunlara karşı
cevaplar üretebilmek için fikirsel ve birikimsel tecrübeler edinmemi
sağlar ve de bakış açımı zenginleştirip, ufkumu açardı.
Nizip’in dünü hakkında not tuttuğum bu anlatıların bir kısmını
değişik tarihlerde, birçok yerel gazete ve dergide yayınlanan
yazılarımla günümüz genç kuşaklarına ulaştırmaya çalıştım.
Bu yazımda, 1950’li, 40’lı ve daha eski yıllara ait
anlatısal notlarımın arasında bulduğum Uzunçarşı’nın altmış,
yetmiş, seksen yıl önceki işlevsellik durumunu sizlerle
paylaşmak istedim… Çünkü, bu dergide (Gaziantep KIRKAYAK’ta)
‘’özellikle Nizipli’’ okurlar olarak bu yazımı okuyunca, 1930’lu, 40’lı,
50’li yılların Nizip’ine sizler de zamanda bir yolculuk yapıyormuş gibi,
şöyle bi gidip gelin; uzak yakın hatıralarınızı canlı tutun, istedim.
Burası Uzunçarşı
Esnaf ahi yoldaşı
Siftahı paylaşırlar
Dosta düşmana karşı…
Uzunçarşı, Nizip’in en ünlü mekanıdır… Küçük çaplı
işliklerin, meslek erbaplarının, zanaatkarların ve genel manada
onlarca esnaf türünün bir arada hizmet sunduğu bir alış-veriş
merkezidir, Uzunçarşı… Sabancısı, çulcusu, semercisi, tenekecisi,
ibrikçisi, kalaycısı, bıçakçı-çarkçısı, gaz yağcısı, tütüncüsü,
haphapcısı (takunyacısı), üdürgücüsü (dülgercisi), hasırcısı, kilimcisi,
şurupçusu, nalbantı, yemenicisi, köşkeri, müsbahcısı (gusülhane),
şalvarcısı, eşekçi hanları ve eşekçi kahveleri, mahzereleri, sarrafları,
hem dişçi, hem sünnetçi, hem de berber olanları, şurupçuları,
şerbetçileri, ciğercileri, kasapları, zembilcileri, tandırcıları, külekçileri,
attarları, bakkalları, manifaturacıları, tahta darabacıları,
tornacıları-tamircileri vb ile ünlüydü Uzunçarşı…
Ve yüzlerce yıl öncesinden, son kırklı yıllara kadar Nizip’in
alış-veriş yapılan tek mekanıydı. Günümüz Uzunçarşı’sı; düne
göre birçok iş birimini ve birçok tarihi binasını kaybetmiş olsa da
hâla aktif bir şekilde varlığını ve işlerliğini sürdürmektedir
Uzunçarşı esnafının iş ahlakı:
Ahilik Kültürü uzun süre (başlangıcından 70’li yıllara kadar)
Uzunçarşı esnafınca yaşatılmıştır. Sabah namazından sonra
dükkanını açan ve birbirine yakın esnaflar, komşularını gezerek
‘’siftah benden, bereket Allah’tan’’ deyip, tezgaha, teraziye ya
da zemine bir-iki kuruş bırakılardı. Borca alış-veriş
yapanlar (hatta, veresiye defterinde çok yer kaplayanlar dahi)
siftah alışverişini peşin yaparlardı. Siftahını yapan esnaf,
müşterisinin (kendinde bulunan) diğer ihtiyaç isteğini, kibar
bir ifadeyle ‘’Ben siftah yaptım. Onu da komşumdan alırsan
iyi olur’’ diyerek meslektaşına yönlendirirdi. İstisnai hata ve
dalgınlıkların haricinde, eksik tartan ve ölçen esnafa rastlanmazdı.
Hileli ve bozulmuş ürünleri kimse dükkanına koymaz ve yalan-
yanlış ifadelerle kimse müşterisini aldatmazdı. Kimse başkasının
müşterisini çevirmez ve de ‘’bende da iyisi ve ucuzu var’’ diyerek
rekabet ortamı oluşturmazdı. Esnaflar, mal temini ve karşılığında
yapacakları ödemeler için (aynı işi yapanlar dahi) birbirlerine
arka çıkar, sıkça birbirlerinden borç alır, borç verirlerdi.
Kırsal kesimden gelen müşterilerin çokluğundan ötürü,
cuma günleri Uzunçarşı esnafının bayram arifesi
günü gibi bereketli olur, Uzunçarşı müşterilerle dolar taşardı.
XXX
Kentsel bir yerleşim mekanın ünü, sosyo-ekonomik işlevsel
hizmetinden, yerleşim merkezine olan yakınlığından,
çok yönlü yararından ve vazgeçilmez olmasından ötürüdür.
Günümüzden elli, altmış, yetmiş yıl önce‘’Nizip’’ denince
çevre illerinde, ilçelerinde, beldelerinde ve köylülerinde
yaşayanların aklına ilk gelen ‘’Uzunçarşı’’ olurdu. Çünkü o
yılların Nizip’inde büyüklü küçüklü tüm işyerleri (Kuzey’den
Güney’e uzanan) ince-uzun bu çarşıyla sınırlıydı.
Nizip kentsel yerleşimi, binlerce yıl önce Nizip Çayı’nın doğu
havzasında başlamıştır. Nizip Çayı ile Uzunçarşı’nın arasındaki
mesafe (yer yer) beşyüz ile bin metre arasında değişir. Nizip’in evleri
uzunca bir zaman dilimi içinde Uzunçarşı’nın doğusunda ve
batısında konuşlanmıştı. Yani o günlerin Uzunçarşı’sını Nizip’in
merkezi olarak addetmemizde konumsal bir sakınca yoktur, diyebiliriz.
Yakın tarihimizde, yeni yerleşim alanları kentin doğusuna
doğru yayılmaktadır. Bunun başlıca nedeni (o günlerin imar
anlayışıyla) kentsel yerleşim alanının batısında yer alan
Nizip Çayı ile Taşbaş Dağı’nın bir engel olarak addedilmesiydi.
Kentin batısı hâla 40’lı, 50’li yıllardaki sınırlarda kalmış,
ama şu gün için her biri başlı başına birer tarih mirası ve
ibretle gezilip görülecek birer kültür abidesi olarak kalması
gereken yapılar, havara taştan, kerpiçli, oymalı ve ahşam
yapılar, ‘ne yazık ki’ varlıklarını (sıvalı-sıvasız, boyalı-boyasız)
betonarmelere bırakmıştır.
Geleneklerimiz Anılarımız
#264027
#264050
#264054
#264056
#264057
#264058
#264065
#264072
#264126
#264207
#264221
#264239
#264240
#264241
#264247
#264261
#269930
#270438
#276927
#276970
Bir Zamanlar Nizip Uzunçarşı
Devamı bekliyoruz üstad yüreginize sağlık
Selamlar
Burası Uzunçarşı
İki ucu yokuş başı
Düşküne el verirler
Dosta düşmana karşı…
Uzunçarşı, Şıhlar Camisi’nden başlar, Sabancılar
Çarşısı’nda sona erer. Kuzeyden güneye doğru uzanan
ve takriben 1,5 km uzunluğunda olan bu çarşı, 20’li, 30’lu,
40’lı ve çok daha eski yıllarda Nizip’in doğusunu ve batısını
ortadan bölen bir şerit konumundaydı.
O yıllarda (1960’lı yıllardan önce) Uzunçarşı’daki iş
yerlerinin tamamı havara taştan yapılardı. Nizipliler,
iş yerlerine ‘’dükkan’’ ve bu dükkanlarda iş yapan
küçük sermaye sahiplerine de ‘’esnaf’’ derlerdi.
Uzunçarşı’daki bu dükkanların çoğunluğu (12, 14 metrekare
ebadında) küçük ölçekli yerlerdi. 20, 25 metrekare olan
dükkanlar da vardı. Bu dükkanların ‘neredeyse tümü’
tek katlıydı; birçoğunun tavanları kemerli, tavan üstleri ise
toprak damlıydı. Uzunçarşı’da (kepenk olarak) camlı-
camekanlı dükkan yok denecek kadar azdı. Açıp kapatmak
için dükkanların çoğunda tahta daraba bulunurdu.
Bu darabalar, dükkanların enine göre iki ya da üç kanatlı
olur ve de bir ya da iki demir çubuk muhafazasının
birer ucuna takılan köstekli anahtarlarla kilitlenirdi.
Uzunçarşı’nın oluşum başlangıcını tarihlendirmek zordur.
Tıpkı, Nizip’in yerleşik bir nüfusa sahip olmazdan önce
‘’şu tarihte kentsel yerleşim başlamıştır’’ diyemeyeceğimiz gibi.
Nizip, milattan binlerce yıl öncelere dayanan bir yerleşim
merkezidir. Sayısız göçler ve iskanlarla beslenmiş; birçok
medeniyete ev sahipliği yapmış, birçok devlet ve
imparatorluklar tarafından istila edilmiş; yağmalanmış,
yakılıp yıkılmış ama, tekrar yeniden yapılanmıştır.
Bu yağma ve yıkımlardan (şayet, 2 yıl kadar önce,
Menderes Mahallesi, Ak Evler sentinde bulunan ve kitabelerde
M.S.420 tarihi yazılı olan, Nisibyn / Ad Zociandem antik
kentinin içinde yer alan manastır kalıntıları, vaftiz havuzu ve
taban mozaikleri ile Fevkani Kilisesi’nin varlığı, Nizip’in o
yıllarda da büyük bir yerleşim birimi olduğunun kanıtıdır.
Şayet o yıllarda da Uzunçarşı var idiyse) Uzunçarşı da
‘sürekli olarak’ bu yıkım ve yağmalardan nasibini almıştır.
Yani, Uzunçarşı, zaman içinde ‘yer yer’ büyümüş ve de küçülmüştür.
Burası Uzunçarşı
Esnaflar karşı karşı
Çulsuzu da sayarlar
Dosta düşmana karşı…
50’li, 40’lı, 30’lu (ve belki de daha eski) yıllarda bu
çarşıda esnaflık ve zanaatkarlık (el emeği ağırlıklı iş)
yapanlarımızı (iştigal alanlarını da belirterek) belirli alanları
göz önüne alarak hatırlamaya ve sıralamaya çalışalım.
Uzunçarşı’nın nihayetinden (Sabancılar Pazarından) başlayarak,
Uzunçarşı’nın başlangıç alanı olan Şıhlar Camisi’ne kadar gidelim.
Kavşaklarda mola verip, doğu ve batı sokaklarındaki, ara cadde ve
bulvarlardaki (Uzunçarşı’nın uzantısı olan) esnafları da hatırlatmış olalım.
Uzunçarşı’nın birçok giriş (ulaşım) yolu vardı. Bu yolların kimi
mahalle ve sokaklara açılırken, kimi de kavşaklarla ara caddelere
ve Atatürk Bulvarına bağlanırdı. Uzunçarşı’nın bu bağlantı
konumlarını da göz önüne alarak, daha sağlıklı bir anlatım
yapmak için Uzunçarşı’yı bölümler halinde anlatmayı daha
uygun buldum.
1-Sabancı Pazarı…
Uzunçarşı’nın nihayeti olarak addettiğimiz Sabancı Pazarı,
çarşının batısında bulunan Arap Yahya’nın yeri ile doğu
köşesini baz alarak, Hacı İsmail’in yaptırdığı ve uzun yıllar kahve
olarak hizmet sunduğu köşe ve onun karşı köşesindeki Hüseyin
Akgül’ün yerine (ki, 60’lı yıllara kadar, bu yerin üst katı çalgılı saz
olarak kalmıştır) kadar olan alandaki esnaflarımızı,
meslekleri ile sıralayalım:
Sabancı Bayram (Deniz) usta. Sabancı Öbeh Mamet. Sabancı
beli kıllı Mustafa. Hancı ve direkçi, Hancı Mamet (Mehmet
Özyurtseven). Bıçakçı, çütçü, soğuk demirci Abdurrahman usta.
Tandırcı, rafçı külekçi Mustafa. Demirci Hösün (Hüseyin).
Demirci Sato Müslüm. Basmahaneci (Sabuncu) Sarraf Mahmut (
Uygur). Kahveci Arif Usta. Berber Asker. Bakkal Şekerci Ali.
Berber Yusuf. Haphapçı İt Ali. Berber Hösün. Zembilci Hasan
Emmi. Baharatçı Mamet Ali Usta. Çulcu Bayram. Kalaycı Nuru.
Kalaycı Halil. Kalaycı İmam. Kalaycı Eyup. Kalaycı Mustafa.
Nalbant Mustafa. Hasso Kadirin Hanı. Neco’nun Kahvesi.
Direkçiler ve diğer esnaflar tarafından kullanılan Kahraman
Kadriyesi’nin harabası. Çulcu mamet. Kilimci Gülha Mamet.
Tenekeci, ibrikçi Hakkı. Üdürgücü Mamed.
Bu alanda, evlerin haricinde, çarşı esnafının yararlandığı iki su
kuyusu vardı; biri Sarraf Mahmut’un, diğeri Hancı Mamed’in yerindeydi.
2- Hacı İsmail’in dükkanlarından Evliya Ahmet’in (Öğüt) köşesi
ve karşısı:
Şimdiki Turan Bakkaliyesi ile Yıldız Hamamı’nın köşesi
(doğu tarafı) ve de karşısındaki Kasap Mustafa ile Nizipli
Mehmet’in köşesine (batı tarafı) kadar olan alanda bulunan
1950’li, 40’lı, 30’lu ve daha eskilerin Uzun Çarşı esnafları…
Doğu Tarafı: Küçük Ali, tekel bayi. Adiley Habeş (Özcan),
lokantacı. Bakkal Zekeriya. Çivi Habeş (Erenler), bakkal. Kom
Hösün, toptan bakkaliye. Mahmudo oğlu Mahmut, kuru yemişçi.
Doktor Şakir, önce sabancı, sonra bakkaliye. Saraç Müslüm,
kabzimal. Birecikli Hamdi, kuru bakkaliye. Hama Yayla, yoğurtçu,
peynirci. Berber Arif (Erdal), berber.
Batı tarafı; Berber Salih. Tuzcu Abdo. Kör Celal, attar.
Toptancı Şefik. Berber Mustafa (Tosun). Kürt Müslüm, zahireci.
Muhacır Eşref, kabzimal. Antepli Mustafa, kuru yemiş.
Fellah Mustafa’nın Fırını. Hüseyin Sönmez, Attar. Çivi Mamet, bakkal.
Tandırcı Salih, tekel bayi. Ayrancı Bekir, manav.
Apo Hilmi, toptancı. Hacı Lahonun oğlu mamet, terzi.
Şekerci Abdullah (Kılıç), şekerlemeci.
Burası Uzunçarşı
Helal ekmeği aşı
İzzet ikram kesmezler
Dosta düşmana karşı…
3- Eski Nizip Belediyesi’nin altındaki ile onun karşısı:
a-) Eski Belediye’nin doğuya bakan kısmındaki esnaflar:
Manifaturacı, Mehmet Özmen. Attar, Yaprak Hüseyin. Manifaturacı,
Bilal Çeker. Bakkal, Pala Seyit. Attar, Hacı Abdülselam Özerol.
Köşker, İmam Kurban. Bakkal, Beygir Hösün. Manifaturacı,
Muhacir İhsan. Manifaturacı, Hüseyin Sönmez. Bakkal, Jandarma
Mustafa. Helvacı, Gavur Murat.
b-) Karşı adanın batı tarafındakiler:
Attar, Kör Musa (Dertli). Manifaturacı, Hacı Yusuf
Şıh Müslüm. Attar, Çulcu İsmail (Erbay). Attar, Bastacı
Mamet. Attar, H. Muhittin Özerol. Attar, Hacı Havanta.
Lastikçi, Köşker Hasan. Manifaturacı, Şıh Müslüm Marufoğlu.
Bakkal, Sülov Mamet. Bakkal, Micov Kemal (Aksoy). Manifaturacı,
Kani Nuri. Manifaturacı, Ali Çavuşun Mustafası.
4- Yüce Kahve’nin (dört cepheli) altındaki esnaflar:
Terzi Vasfi. Terzi Edip. Camcı Abdürahman. Akçakentli
Terzi İsmet. Manifaturacı ve şapkacı Kara Mustafa. Hasırcı
Kör Cemil. Topal Hösün. Manifaturacı Kemal Aksoy,
Kabzımal Silo Mahmut (Ümit). Manifaturacı Şıh Müslim Öztekin.
Kunduracı Mıhtat dayı. Marangoz Abdurrahman (Özköse)
Philips ve singer bayi. Tenekeci ve su tesisatçısı Badılı Mındık.
5- Köşker Pazarı:
Uzunçarşı’nın yan sokağı olarak addedilen Köşker Pazarı,
Yüce Kahve’nin arka taraf karşısında bulunan Çarşı Camisi’nin
güney tarafındaydı. Bir çok esnaf türüne uzun yıllar hizmet
sunmuş bir mekandı. Yüce Kahve gibi ‘maalesef’ o da tarih oldu.
Köşker Hanifi, Köşker Hösün, köşker Borsöken Reşat,
Köşker Kel Şakir, Kunduracı Ahmet (Savaşçı). Tahta tornacı,
Çubukçu Osman. Kunduracı Sülük Necip. Tenekeci ve su
tesisatçısı Ökkeş (Akdoğdu). Hinci Celal (Yaşar). Çilinğir
Halil Ağa. Kebapçı Kör Musa Dertli (daha sonra atarlık
yapmıştır). Kahveci Vezir Ahmet. Şerbetçi Faik, sütçü ve
lokantacı. Kabzimalcı Hüseyin (Şeker). Şekerci Mahmut
(Tuncer), sabuncu. Fırıncı, Aziz’in oğlu Ahmet. Tıhna Halil’in
hanı.Sakar Sadin (Atik), Köşker Ahmet. Tornacı
Kürt Mustafa, Lastikçi Seyit, Tornacı-elektrikçi
ve tamirci Ceyran Kesen Mamet (Mehmet Demirdöven),
Çilingir Ömer (Polat). Terzi, Emin Kuzudişli. Terzi, Koltuk
Mustafa (Bağcı). Kahveci, Ali Kavas. Müsbahçı, Hasan Emmi,
Müsbahçı (berber ve gusülhane işletmecisi). Çerkez Ahmet.
Tayfur abo’nun Hanı. Lastikçi, SeyitBenzer. Çorbacı,
Sütçü Hösün. Kahkeci, Antepli Hösün. Kahveci Davut.
Dişçi, Avşar Ali (Avşaroğlu).
XXX
Bu bölümü, sağlı sollu (karşılıklı) olarak yazalım ki,
yapmakta olduğumuz zaman yolculuğunda siz Nizipliler,
kimin yeri nerede idi (çarşının doğusunda mı, batısında mı?)
sorusunu düşünsün ve bu yolculukta emeği geçsin, istedim
6- Şıhlar Camisi ile karşısındaki Cumakerey’in (Öztürk)
köşesinden başlayarak, İzzet Fadil (Oğuz) Vakfı ile karşısındaki
Kör Mamed’in fırınına kadar olan alan:
Cumakerey (Öztürk), manifaturacı. Hacı Hasan Akpek, sabuncu.
Hacı Keklik Mustafa (Sarıoğlu), manifaturacı. Hacı Müslim Akpek,
bakkal. Kahveci İsmail, kahveci. Çulcu Kasım-Hüseyin, çulcu.
Alpaylar’ın, Mollanın Kahvesi. Tayfur Mamed, hancı. Kör Enver (Okan),
devlüpçü-fıstıkçı. Tevfik Öğüt, berber. Ethem Temiz, berber.
Pamuk mamed (Mehmet Cengiz), tüccar. Zerdeğümlü Mamed
(Şahin), tüccar. Önce eşekçi evi (hanı), sonra Maruf beylerin
evi ve iş yerleri. Tilmiyenli Nahsen (Bozar), fıstıkçı. Boyacı
Süleyman, kuru bakkaliye. Şaban Seyit (Bölükbaşı), manifaturacı.
Mehmet Sait Okan, manifaturacı. Havanta Hacı (Saip Yurtseven),
bakkal. Ömer Ercan, tüccar. Mehmet Çapan (İbrahim Çapan’ın babası),
manifaturacı. Dayı Ali, Attar. Serçe Yusuf, manifaturacı. Muhacır İhsan
Temiztaş, manifaturacı. Hacı Veyis Beşir (Özyurt), manifaturacı.
Mustafa Dikici, köşker. Müezzin Fahri, bakkal. Seyit Hoca (Altıntaş),
bakkal. Bilal ve Abdullah Özpolat, manifaturacı. Gani Mustafa
(Yurtseven), şapkacı.
7- Seyit Ahmet Bedesteni:
1890’lı yıllarda, iki kapılı ve iki katlı; (birinci katında 20 dükkan
içte, beş dükkan çarşı yönünde. İkinci katında biraz daha büyükçe
sekiz iş yeri ve üç tuvalet ve lavabolu ihtiyaç yeri) olarak yapılan
Seyit Ahmet Bedesteni, Ağustos 1966 yılında, sahiplerinden satın
alınanlar tarafından yıktırılmıştır. İkinci katın 1930 ile 40 yılları arasında,
bir göz doktorunun olduğu ‘’göz ve trahom hastanesi’’ olarak
kullanılmıştır. Aynı yerde, daha sonra Çapan İbrahim’ler çorap
imalatçılığı yapmıştır.
Bedesten (yapıldığı günden, yıkıldığı 1966 yılına kadar),
Uzunçarşı’nın en gözalıcı yapısıydı. 1915 yıllarına kadar, Bedesten’de
esnaflık yapanların içinde Ermeni nüfusu, yerli esnaflarımızdan daha
çok olduğu söylenir.. İsimlerini bir türlü teyit ettiremediğim bu Ermeni
esnaflar, Bedesten’de kuyumculuk, sarraflık, dikiş makinesi gibi teknik
alet tamirciliği, bakır işçiliği ve halı ticareti türünden esnaflıklar yapmışlar.
Bedesten içinde ve dışı tarafında esnaflık yapanlarımız: 1 çay ocağı.
4 hasırcı vardı. Bunlar, daha sonra (1960’larda ve öncesinde) Yüce
Kahve’nin altındaki (çarşı Camisi’ne bakan tarafındaki) iş yerlerine
taşınmışlardır. Pekmez Habeş, manifaturacı. Cevat Özdemir, terzi.
Haşim Akpek, terzi. Habeş Taşçı, şapkacı. Mehmet Özdemir, terzi.
3 kilimci, 2 çulhacı.
Uzunçarşı ile bağlantılı bulvar, ara cadde ve sokak girişlerindeki
esnaflarımızı ikinci yazımda (Atatürk Bulvarı, Postane Caddesi,
Buğday Arasası, Kasaphane ve Sebze Hali, Kabaltı ve Orhan Sayın’ın
dükkanları, Saha Mahallesi girişi ile Uzunçarşı arasında bulunan
esnaflarımızı ele alacağım.
XXX
60 yıllık ömrümde ‘’sosyal çevre olumsuzlukları konusunda’’ Nizip’te gördüğüm en acı şeylerin başında, tarihsel ve kültürel yapılarımızın bir bir yıktırılmalarına şahitlik etmiş olmamdır. Şayet, varlıklarını sürdürmüş olsalardı, şu gün için paha biçilemeyecek değerde olan bu yapılar; Eski Belediye Binası, Kasaphane, Yüce Kahve, Bedesten, Büyük Hamam, Sülo Süleyman’ın evi ve sokaklarıyla birlikte bir çok ev ve hatta taştan köprülerimiz, mahzerelerimiz ve de kadrini kıymetini bilip kirliliğini önleyebilseydik, ıslah edip çevre düzenlemesini yapsaydık, Nizip Çayı ile bile ilçemizin bir turizm merkezi olmasını sağlardık. Fevkani Kilisesi, Zeugma ve Akevler mozaikleri de bu turizmin balı kaymağı olurdu. Ama olmadı. Yaş ağaca balta vuran doğa katliamcıları gibi, kentsel doku belgelerimizden olan bu tarihi kültür hazinelerimizi (ki çoğu sapasağlam iken), betonarmelere tercih edip yıktık da yıktık…
Tarihsel ve kültürel manada sosyal çevre katliamcılığı yaptık. Torunlarımıza göstereceğimiz anıtsal ve yapısal bir değer bırakamadığımız için, onları dünsüz (tarihsiz) bıraktık. Ne yazık ki, şu saatten sonra özür dilemek dahi bizleri, torunlarımızın mirassızlığından kurtaramayacaktır.
Kemal Cengiz
Kemal abi eline sağlık , yazının tamamını okumam 2-3 dakkika mı aldı almadı, bizi gençliğimizin çocukluğumuzun geçtiği yıllara götrüdün bir nefeste , tekrar tekrar eline sağlık. Ben uzun çarşının eski ve yeni halini hatırlayınca hep hüzünlenirim , keşke olduğu gibi koruyabilseydik diye çok düşünmüşümdür.
Kemal abi çok duygulandım, bu çarşıyı bedesteni yıkanlara bir kere daha lanet okudum.
Kemal abi çok güzel çalışma ellerinize saglık
Sizde nizip sabuncuları,ustaları kısaca imalatçılarının tariçesi vardır Nede olsa RAHMETLİ PAMMUK MAMET amcamızın oğlusunuz
Bekliyoruz ağabey
Selamlar
Uzun zamandır siteye girmiyordum Kemal bey çok güzel çalışma ellerinize sağlık Şimdi Uzun Çarşıdaki Bedesteni yıkanlara bir daha kızdım
ben hiç birini hatırlamıyorum malesef :)
Sayın Fatih Soyarık'a, Makin'e, Müslüm Akpek'e ve Yalnız Kurt'a duyarlılık yüklü ilgi ve alakalarına teşekkür eder, sevgi ve saygılar sunarım.
Sayın Fatih Soyarık'ın ''Nizip sabunculuğunun tarihi ve sabun ustaları'' konulu bir yazı isteği, yerinde ve elzem bir öneri. Önümüzdeki aylarda bu konuda bir çalişma yapacağımdan emin olabilirsiniz.
Köşker Bilal'ı unutmak mümkün mü. Allah Rahmet eylesin bütün ayakkabılarımı yemenimi çarıklarımı kendisi dikerdi, ramazanlarda öğleye kadar oruç tutar sonra yemek yer daha sonra iftara kadar oruç tutardım, sonrada gidip Köşker Bilal amcaya emmi benim oruçları diksene derdim, oda bir derinin üzerine dikiş atar bana verirdi bende sevinç içinde eve gider anama babama gösterirdim. Şimdi yerinde yeller esiyor.
Kemal abi çok teşekkür ederiz gereçekten güzel çalışmalara imaza atan birisiniz önemli konuları ciddi çalışmalar ile hakkını vererek yazan bir kişisiniz
Şu eskimeyen amma eski olan yer isim ve tarihimizi tek tek isim isim atlamadan yazmak gerçekten bir çalışmanın eseri
Bedesten ve eskimeyen amcaları hatırlattığınız için çok teşekkür
Selamar
Tarih oldu şimdi yerinde yeller esiyor,şöyle bir hatırlıyorumda ne kadar da güzeldi...
Ah şöyle geniş çekimli resimler olsaydı
Kahveci ali amminin hasırlı kahvesi
Abdurrahman amminin Phillipis bayi dükkanı
Kalaycılar terziler zembilciler
Ahhhhhhhhh
Ahhhhhhhhh
malesef tarih oldu
Selamlar
kemal bey ben tam yerini bilmememle beraber hacıveyis kadir ve hacıveyis memet(mahamet) in de dükkanları olmalıydı uzun çarşıda
Ben 42 yaşındayım uzun çarşının eski halini hatırlıyorum ne yazıkki tarihi ve kültürel katliamlar 1980 sonrası yapıldı ne ypıldıysa.
kemal bey eline emegine saglik gozlerim yasardi okurken cok tesekkurler anilar tazeledik
Benim çocukluğum uzun çarşıda geçti. Burada anlatılan kişileri o zaman çocuk olduğumdan şahsen tanımam. Ancak isimlerini hep duyardım. Yazıyı okurken geçmişe gittim. Hele o birinci fotoğraf beni tamamiyle çocukluğuma götürdü. Bu güzel çalışma için teşekkürler.
Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.