007_Mehmet AĞPAK

Öyle Bir Geçer Zaman ki dizisini seyredenlere bazı notlar

mehmetagpak Üye
Üyelik: 2005-02-24 Herkese açık mesaj: 415
#238331
Öyle Bir Geçer Zaman ki dizisini seyredenlere bazı notlar Öyle Bir Geçer Zaman ki dizisinin 16 bölümünde bizim delikanlı Mete, öz babasından öz kardeşi Osman'ı kurtarmak için levye ile eski evlerine gelir. Saat gece yarısının tam 12’sidir. Bir gece önce bizim çöpçü abilerimizden öğrenmiştir: O saate o sokakta olurlarmış. Ne dakiklik ama!! Bizim Mete nasıl bilmez. Daha düne kadar o sokakta yaşıyordu. Adamların giydikleri elbise ise masmavi, yıl 1980 öncesi!!! Çöp arabası gelir. Arabanın üstünde ...Falanca Belediyesi diye bir yazı yok; anlayalım diye üzerinde kocaman ÇÖP yazıyor. Nasıl olsa yıl 1980 öncesidir. Belki de reklam olmasın diye bizim yönetmen ... belediyesi yazısınız düşünmemiş. (Oysa bir belediyemizin ismini koysa para bile alırdı-araba temiz, çöpçü kardaşlarımız tam tekmil giyimli, çöp bidonları pırıl pırıl). Metenin elinde levye vardır. İşte tam zamanıdır. Çöp bidonları ses çıkartmaya başlamıştır, levyeyi kapıya takar. Lakin ne bitmez bir çöp bidonları imiş ki boşaltmakla bitmiyor: 5, 6, 7, 8 Sesler: Tan, tan,tan. Küçük bir sokağın ne de çok çöpü varmış. Her boşaltma da öyle bir gürültü olur ki, bütün mahallenin ayağa kalkması lazım ama o saate TRT televziyonu karıncalama moduna geçmiştir. (Shawshank Redemption-Esaretin Bedeli filminin hapishane kaçış sahnesini hatırlamamak mümkün mü? Gök gürler. Adam taşı lağım borusuna indirir. Gök gürler ve bir daha bir daha, kırana kadar hep şimşekler çakar.) Bir adam sürekli çöp boşaltıyor boşaltıyor, Metemiz levyesi ile kayayı kırmak için vurur gibi vuruyor. Bir önceki deniz kıyısı sahnesinde levyesini test etmişti. Tertemiz bidonlar ve kocaman. Bir adamsa aynı yeri süpürüp duruyor. Mete eve giriyor, babası ile –gerçekten- muhteşem sahneyi yaşıyor. Müzik çalıntı zaten, olsun tutmuş (Once Upon a Time in America!!). Çöp arabasına dönelim. Mete evin kapısını levye ile açıyor ki kapı ardına kadar açılıyor. Yangından kurtarılmış oyuncaklara gözyaşı içinde bakıyor, duygusal anlar yaşıyor. Babası ile Osman yatakta yatmaktadır. Mete ile baba göz göze gelir. Gözyaşları dökülür. Müzik hüznü zirveye çıkarır. Mete Osman’dan vazgeçer. Mete’nin sokağa giriş sahnesinde defalarca seyretmeme rağmen ancak iki tane sayabildiğim çöp bidonları hala boşaltılmaktadır: 9, 10, 11, 12... Bir çöpçümüz ise aynı yeri hala süpürmektedir. Anladık konu muhteşem olabilir, reyting rakamların zirveye çıkabilir. Neden bizim yönetmenler bu detaylara dikkat etmezler. İnsanlarla dalga geçerler. İlla eve girmek için çöp arabası mı getirmek lazım. Levyeyi takar ve girer. Gecenin 12 si olmazda 3’ü olur. Sahi hiç merak ettiniz mi? İstanbul dışında bir mahallede oturan aile şehre nasıl gidip geliyor? Dolmuş , taksi? Mete gece yarısı eve gelinci kimbilir ne kadar taksi parası ödemiştir. İstanbul bu kardeşim İstanbul. Bir de oturulan yer çingenelerin mahallesi. Hem çingene kardeşlerimiz bu diziye neden isyan etmediler anlamadım. Adamları at hırzısı yaptılar... Hele bir de bizim sürgün ailenin yaşadığı mekan var ki: Güya fakirler ama kızın ayağındaki terlik öyle bir ucuz mucuz birşeye benzemez. Evdeki teneke soba nın borularındaki parlaklığa ne demeli. Uzun yıllar teneke soba yakmış birisi olarak şunu diyebilirim odun sobası bir defa yakarsanız boru rengini değiştirin. Kadın gecenin bir yarısında kalkar sobanın içinde bir ışık paralar. Ne ışık ama! Ne odunu kullanıyorlar merak ettim. Mete’nin ormanda sürükleye sürükleye getirdiği odun parçası mı? Bir de ağaç sahnesi var ki sormayın gitsin. Bütün mahalle bir çocuğun ağaç üstündeki şamatasını seyreder. Vazgeçtim yazmıyorum. Benim gibi dizi seyretmeye çalışan ama bu tür detaylara boğulunca çoğunda vazgeçen birisi olarak, siz konuya önem verin. Konu saçmalıkları yok mu? Hem de alası var. Bir ara onları da yazarım. Son sözüm, insanlar bir çalışma yaparken detaya ne kadar önem verirse o kadar başarı oranı yükselir. Erinmeden, güzellikleri yakalamalı. Kainatın mükemmel varlığı bizlerin çok daha anlamlı ve iyilik mesajı veren eserler vermeli. Yoksa seyredilir ve biter. Tüketim toplumuyuz değil mi? Bizim daha çook çalışmamız lazım. yazı: mağpak Öyle Bir Geçer Zaman ki dizisini seyredenlere bazı notlar Öyle Bir Geçer Zaman ki dizisini seyredenlere bazı notlar Öyle Bir Geçer Zaman ki dizisini seyredenlere bazı notlar Öyle Bir Geçer Zaman ki dizisini seyredenlere bazı notlar Öyle Bir Geçer Zaman ki dizisini seyredenlere bazı notlar Öyle Bir Geçer Zaman ki dizisini seyredenlere bazı notlar Öyle Bir Geçer Zaman ki dizisini seyredenlere bazı notlar Öyle Bir Geçer Zaman ki dizisini seyredenlere bazı notlar Kaynak...
felsefefe Üye
Üyelik: 2002-09-09 Herkese açık mesaj: 2.592
#238357
Ben bu tür dizileri kimler niye yapıyor merak ediyor. ATV ve Sabah için ne yazık ki çok olumsuz ve endişeli bir düşünceye sahibim. Genelde biz gazetleri sağcı ve solcu diye biliriz. ATV yide Sağ basın içinde algılamayı düşünüyoruz. İşte İslamiyet duyarlı Milliyetçiliği sağlam. Çünkü Dindar insan aynı zamanda milliyetçidir de. Irkçıdan farklı. Oysa ATV dizisi al aşağı ver yukarı Milliyetçiliğe ağır hakaret ve bir sol şablon içinde bakıyor. Tüm Ülkücüler aşağılanıyor. Ver yansın ediliyor. Başka bir kanal yanlış yapınca sesimiz çok çıkıyor ama ATV yapınca sadece bakıyoruz. Bunu da anlamış değilim. Beyler Türkiyede asıl fikir İslamla yoğrulmuş Ülkücülüktür.
hasan tekçe Üye
Üyelik: 2009-10-28 Herkese açık mesaj: 300
#238407
o dizinin birkaç bölümüne baktım.gerçeklerden uzak(konu olarak),yanlı bir yaklaşım gördüm.ve bir dahada o diziyi izlemedim.benim anlamadığım bu ve buna benzer kaç tane dizi yapıldı.hepsindede ülkücüler çok aşırı dercede aşağılanıyo,hırsız gösteriliyo,gambazcı gösteriliyo,işbirlikçi gösteriliyo,vatan haini gösteriliyo ve daha neler neler.peki bu davanın sahibi yokmuda bunlr böyle meydanı boş bulmuşcasına ülkücüleri topa tutuyo,yada acaba bu davanın önde gelenleri ülkücülerin böyle tanıtılmasınımı istiyoda sesleri çıkmıyo...
mehmetagpak Üye
Üyelik: 2005-02-24 Herkese açık mesaj: 415
#238580
Öyle Bir Geçer Zaman Ki dizisine bir defa kafayı takmışım. Bu dizi reyting sıralamasında en üstlerde diye ilan ediliyor. Dikkatli seyirciler birçok ayrıntıya benden daha çok dikkat ettiklerini tahmin ediyorum. Şimdilerde evinde televziyon olmayan birisi olarak, birçok saçma-sapan filmlerden ve dizilerden kendimi ve çocukları koruyabiliyorum. Bazen bir iki diziye internetten bakıyorum. O da içime zehir oluyor işte. Gelelim dizimize!! Bölüm: 18. Mekân: sahil kenarı. Manzara muhteşem: Çok özel bir yere yerleştirilmiş bir bank, önde deniz, martıların uçuşunu seyretmek doyumsuz. İşte bu İstanbul diyorsunuz. Arkada paralel yerleştirilmiş iki kayık. Osman ile Kaptan Ali konuşmaktadır. Mevzu derindir: deniz, dalgalar, gemi…. Ama küçük Osman'ın aklı fikri deniz-meniz değildir; aklı fikri annesindedir. Baba denize, gemileler dalar gider. Küçük Osman babasını bırakır ve rıhtımda yürümeye başlar. Bir ip vardır, Osman'ın ayağı takılır ve birden kendini denizde bulur. Düşerken bir ah sesi dahiçıkmaz. O ipe takılıp düşmek fizik kurallarına ters olduğunu düşünürüm. Çocuğun öne doğru düşmesi gerekir ve düşülen yer taşlık yer; nasıl oluyorda denizin dibinde çocuk kendini buluyor. Üstelik hava bulutlu. Dış çekimlerde olmayan güneş ışığı nasıl oluyorda geliyor? Hadi bundan vazgeçtik. Bütün çırpınmalar deniz altında geçiyor. Sahi denize düşen 5-6 yaşındaki çocuk ne kadar mücadele edebilir? Ne hikmetse babasının arkadaşı balkçıdır ve oradan geçmektedir. Çocuğu bir iki dalma sonrası kurtarır. Nasıl olurda deniz altındaki çocuğun çırpınışlarını çok uzaklardan görür?Ne hikmetse balıkçı teknesi olarak o şahıs vardır; üstelik koca İstanbul'da. Daha sonrasında polislerin olaya müdahale edişleri vardır ki, tuhaf. Yani dostlar bu yönetmenler bizle dalga geçip duruyor. Seyircilerin büyük bir oranı konuyaodaklanmış olabilir; detay da neymiş diyebilirler. Onlara zevkli seyirler dilerim. Fakat vakit ayırdığım ve bizim seyretmelerimiz sayesinde ciddi paralar kazanan bu insanların bizleri 'keriz' yerine koymalarına nasıl tahammül edersiniz. İşine gelirse seyret kardaşım deyip, ucuz yolla beni bir kenara atabilirsiniz. Ama biz kendimize saygı duymazsak…. Aklıma gelmişken şunu da söylemeliyim: Hertaraf günlük güneşlikken nasıl olurda hortumlardan boşalırcasına yağmur yağar? Dizide geçen siyasi meseleler var ki o da ayrı bir . Film ya da dizi çekmek bir sanatsa, onları da seyretmek ve nasıl haz alınacağını bilmekte bir sanat mı? Recep İvedik filmine yüklü para kazandıran bizim toplumumuza, seyretmenin sanat olduğunu söylemek ayıp mı olur yoksa?. Öyle Bir Geçer Zaman ki dizisini seyredenlere bazı notlar Öyle Bir Geçer Zaman ki dizisini seyredenlere bazı notlar Öyle Bir Geçer Zaman ki dizisini seyredenlere bazı notlar Öyle Bir Geçer Zaman ki dizisini seyredenlere bazı notlar Öyle Bir Geçer Zaman ki dizisini seyredenlere bazı notlar Öyle Bir Geçer Zaman ki dizisini seyredenlere bazı notlar Öyle Bir Geçer Zaman ki dizisini seyredenlere bazı notlar Öyle Bir Geçer Zaman ki dizisini seyredenlere bazı notlar Kaynak...
admin Yönetici
Üyelik: 2001-02-14 Herkese açık mesaj: 7.503
#238581
Teknenin 100 metre öteden yetişip, kurtarıp, tekrar hastaneye gitmesi kısmını atlamışsınız hocam :)
bay x Üye
Üyelik: 2010-05-14 Herkese açık mesaj: 69
#238582
dizi yetkilileri tabi ki bu işi para için yapacaklar.bu doğal bir durum. tesbit ettiğiniz eksikliklere daha nice eksikliklikler eklenebilir. ama... beyaz perdede ülkemizin bulunduğu noktayı gözönünde bulundurursak,bu dizinin standartlarımızın(!) biraz üstüne çıktığını da kabul etmelisiniz. eleştirilerinizin fazlasını,ailecek seyredebildiğimiz ,bizim kanallar diyebileceğimiz dizilerle mukayese edebilirmisiniz? en çok reyting alan-bizim-dizilerimiz teknik olarak tam anlamıyla pespaye....ilkokul 3.sınıf çocuğu seviyesinde senaryoları var. şu an gösterimde olan hür adam bile,tgrt nin evliya anlatımlı dizileri gibi basit,sığ... efendim milli manevi hassasiyetli dizi,film niye yok,niye hep belli kesimlerin tekelinde bu sektör deyince? sıtkı süreyya önder şöyle cevab veriyor;siz çektiniz de biz mi karşı çıktık,biz bizi anlatıyoruz,siz de sizi anlatın kardeşim.siz de ki eksiklikleri bize niye fatura ediyorsunuz? filmin giriş fragmanı fevkalede güzel...müzik intihal olsa bile fevkalede...kıyafetler,dekor gayet güzel..senaryoda güzel... vatan ,ezan,bayrak sevdalılarını kötü adamlar ,solcuları kahraman göstermesi çok ucuz... ama bence en güzeli;aile kavramının önemini,aldatmanın çirkinliğini,yasak aşkın ahlaksızlığını,bir çocuk nazarıyla,gençlik nazarıyla anne ,aile ,dayanışma kavramının anlatılması,bunların ön planda olması çok güzel.... ve bu çok güzeller ,bahsettiğiniz yanlışları hoş görmeme sebeb oluyor.
M.KÜÇÜK Üye
Üyelik: 2007-09-04 Herkese açık mesaj: 6.800
#238584
Ohooo biz bunların hiç birine hiç dikkat etmemişiz yahu.

Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.

WhatsApp iletişim