Sevgili arkadaşlar bir anımı anlatayım Lütfen insani ve vicdani bir yürek ile okuyup degerlendirelim Siyaset ve Parti ile degil
Yıl 1985 Diarbakır Galip Deniz kışlasında yani 7 kolorduta baglı Topçu taburunda askeriz ben 3. taburdayım astgmeniz 1 topçu taburunda astg okul arkadaşım var bölük komutanı yüzbaşı Muttalip bey
Mutalip bey yagmurun altında dahi namazını kaçırmayan dürüst namuslu Karargah servis bölügünün komutanı bölügü çok disiplinli ve başarılı bir bölük herkes bilir Karargah servis bölükleri çok laş ve düzensiz ve disiplinsiz olur bu subay agabeyimiz çok saygılı insan ve devlet ilişkisine çok dikkat eder bizi evinde dahi agırlayan bir komutanımız biz terhis olduktan sonra yüzbaşı Muttalip beyi ordudan atarlar.
SUÇU ne suçu beş vakit namaz kılmak hanımı kapalı tesettürlü ordu evine almazlar haremlik selamlık oturur
çok disiplinsiz askere laf geçiremez siçili bozuk başka başka suç yok
ben şahidim onun bölügü bizim bölüklerden daha iyi hizmet ederdi taburunda çalışmayan araç yoktu
Ordudan atılınca agabeyimizi URFA BELEDİYESİ işe alır ancak nasıl olduysa olmuş kardeşimiz cinnet geçirip kendini çatıdan aşagıya atmış ve ölmüş
Şimdi;
Bu kardeşimin hesabını kim verecek Maddi ve manevi
Dul kalan kardeşimizin yani eşinin dünyasını kim düzeltecek
Yetim kalan iki çocugun baba kucagını kim tekrar getirecek
ALLAHIN AŞKINA SORYORUM şu yazıyı AGLAYA AGLAYA YAZIYORUM
Şimdi bu anayasada bu ordudan ihraçlara yargı yolu açılıyor bumu kötü mutaliplerin ölmemesi sürüm sürüm sürünmemesimi kötü
Yine Nizipli bir kardeşimiz hanımı kapalı ve erzak işlerinde üstlerine bu günün parasıyla günlük 1000 tl yedirmedigi için uzman çavuştu işten atıldı daha sonra urfada işe girdi hala moralmen çöküntü içinde
ALLAH AŞKINA BEN YÜREGİMDEKİ MUTTALİM YÜZBAŞIMIN ARKASINDAN GELEN VE ORDUDAN ATILAN YENİ MUTTALİPLERİN YARGIDA HAKKINI ARAMALARINA EVET DİYORUM.
Anket
#233799
#233800
#233803
#233805
#233810
#233819
#233820
#233838
#233845
#233851
#233867
#233880
#233892
#233898
#233901
#233917
#233918
#233927
#233964
#234002
#234009
#234010
#234084
#234093
#234104
12 Eylül Referandumunda Oyunuz Ne Olacak?
Hepiniz biliyorsunuz ki, bu şahıslar HAYIR diyecek ! İyi düşünün AKP iktidarının hışımına uğrayarak bu güne kadar kaç Gazeteci işinden atıldı, Kaç TV ve Gazete yandaş medyanın eline geçti? Kaç Subay intihar etti, ekonomi ve krizi yönetemediğiniz için kaç işadamı intihar etti? Bugün ülkenin en anlı şanlı İşadamları bile bu hükümet hakkında aleyhte ''Demeç'' veremiyor. Koca Sinan AYGÜN adı Ergenekon'a bulaştırılıp susturulmadı mı? Milleti, Darbe olacak diye korkutup, ülkeyi kocaman bir Korku Cumhuriyetine çevirdiniz! Bu parti yönetiminin zihniyetinde Demokrasi bir araçtır(Başkabakın bu yönde bir konuşması var). Başarabilirse ülke İran'daha beter bir SİVİL DİKTA yönetimine dönüşecek, bu olursa şimdiki AKP'yi savunanların bile aleyhine olur ama iş işten geçmiş olur.
Her zamanki gibi benim yazdıklarıma makul ve inandırıcı cevaplar verilmiyor, görmezden geliniyor!? Koro halinde klişe parti sloğanları! Yoksa HAYIR çıkacak endişeleri mi başladı? Bakın neredeyse AKP'li ve malum Cemaatin resmi sitesi sayılan bu sitede bile ara kapanmak üzere:) Haa, bir de kimse eski hatıralar adı altında timsah gözyaşları ile ajitasyon yapmasın? Eğer sadece namaz kılıyor diye bir subay atıldı ise atan şerefsiz komutanı suçlu, ama O subay hepsi birbirini çekemeyenve sevmeyen sayısız tarikat ve Cemaate üye diye atıldı ise az bile yapmışlar. Katıldığım birçok Işık evleri toplantısında; TSK'ni ele geçirin Harbiyeyi kazanın dediklerine defalarca şahit oldum.Her kurum kendini korumaya mecburdur!...
Ya arkadaş korku cumhuriyeti deniyo,kaç gazeteci işten atıldı deniyo,dikta yönetimi deniyoo ama nasıl oluyosa açık açık çıkıp burdan hayır propagandası yapılıyo.üstelik çirkin iftiralarla.12 eylül ihtilalinden sonrada hükümete böyle uluorta serbestçe,her ağzınıza geleni söyleyebiliyomuydunuz.korku cumhuriyeti orasımıydı burasımı.bide timsah gözyaşlarından bahsediliyo,demekki zamanında timsah gözyaşları çok dökülmüş ben ülkücüyüm falan fistan diye.eğer ülkücüyseniz şimdi intikam zamanıdır.buyrun değerlendirin.
Hasan bey ben 1980 yılında Antev valiliginin 3 kat altında tam 11 gün işkence gördüm işkencenin her türlüsünü bilirim solcu yazar bekir YILDIZDA vardı yanımızda
O soguk betonda sabaha kadar yatarsın gecenin 3 ünde uykunun en tatlı zamanında seni işkenceye alır çapraz sorguya tutarlar
Günde bir defa tuvalete gidersin ondada kapı açıktır bi kişide kapının önünde sıra bekler insan rezil olsun diye ve ayaklarınız elleriniz şitir aygınızın üstünde şişten duramassınız ıgınıpta tuvalet ihtiyacı için
BEN BU KADAR ZULÜM YAPAN ASKERİ DAYATMAYLA ÜLKEYİ YILLARDIR BÜYÜTMEYEN
BİR BAŞBAKANI ASAN BİR BAŞBAKANI KUŞUNLAYIP ÖLMEYİNCE SONRA KALP KRİZİ GEÇİTTİREN BU ZİHNİYETİ SAVUNAN İNSAN VE ZİHNİYETİ ALLAHA HAVALE EDİYORUM
MUTTALİP YÜZBAŞIYI BEN BİR YIL TANIDIM TEK SUÇU MİLLİ GAZETE OKURDU BENDE O ZAMAN ÜLKÜCÜYDÜM ÇOKDA GÜZEL ANLAŞIRDIK HALA BU İNSANA ACIMIYANA ALLAH ACISIN
Bazı insanlar sabahlara kadar benide gelir alırlar diye .... korkusu ile uyuyamayanları çok iyi bilirim.
Nizip haricinde her yere kaçıp saklananlarıda çok iyi bilirim
Dışarı çıkınca bize selam vermeyen selamımızı almayanlarıda çok iyi bilirim
Anarşi döneminde yolda yürürken kırk sefer arkasına bakanlarıda çok iyi bilirim
Sevgili kardeşim YILMA DURAK KARDEŞİMİZE DOGUNUN BAŞBUGU derlerdi sözünün geçmedigi yer yoktur bazıları onu ancak gatedeki resminden tanır bu insan 12 Eylülden sonra COP soktuklarını mahkemelerde aglaya aglaya anlattı
BU GÜN YILMA DURAK VE BİZİM GENÇLİK YILLARIMIZIN İNSANLARI ANAYASAYA EVET DİYORSA SEN ONA BAK
RAHMETLİ MUHSİN YAZICIOGLUNUN EMANET BIRAKTIGI PARTİNİN NEREYE OY ATTIGINA BAK
GERİSİ BOŞ BELEŞ LAFLARLA İNSAN KALBİ KIRAN BUNDANDA ALLAH KORKUSU DUYMAYAN SİYASİLERE İNSANLARA BAKMA
SELAMLAr HEMŞERİM
Acaba Mehnet Ali Erbil
ne oy verecek.
Çok merak ettim.
Tarafsız ayakları ile Ülkücülere akıl vermeye çalışanlar acaba neyin peşinde? Bir gurubun görüşünü ancak O gurup üyeleri açıklayabilir.Lütfen bundan vazgeçin.Sözde eski Ülkücüler evet diyecekmiş? Elbette dava ile ilişkisini yıllar önce kesmiş kişiler çıkabilir ama yüzleri kızarmadan sembolik kimi isimleri evetçi diye açıklayanlar Allah'tan da mı korkmazlar?
12 Eylül'ün gerçek mağdurları ne diyor?
02 Ağustos 2010 Pazartesi 23:20
Türk milliyetçilerinin “ağabeyi” Yılma Durak, 12 Eylül 2010 referandumundaki kararını “Hayır” olarak açıklıyor.
GAZETE5/ Selda Öztürk KAY- Milliyetçi camiada “Doğu’nun Başbuğ” u olarak bilinen Yılma Durak, 12 Eylül darbesinden sonra tutuklandı, 6 yıl hapis yattı. Alparslan Türkeş'in sağ kolu olan Durak, uzun yıllar MHP'nin teşkilatlanmasında önemli roller oynadı. MHP ve Ülkücü kuruluşlar davasından yargılanan Durak, Mamak Cezaevi’nde yaşadığı acı dolu günleri hatırlarken “12 Eylül'ü yapanların sembolik de olsa yargılanması taraftarı olduğunu” dile getiriyor.
Ancak Türk milliyetçilerinin “ağabeyi” Yılma Durak, 12 Eylül 2010 referandumundaki kararını “Hayır” olarak açıklıyor.
“Ben referandumda tabii ki ‘Hayır’ diyeceğim. Ancak bizim bu kararımızın nedeni kesinlikle ‘siyasi’ karardan farklı” diyen Durak, kararının gerekçesini ise şu sözlerle anlatıyor:
“Ben 12 Eylül’ün çok ciddi mağdur olmuş insanıyım. Bugün, geçici 15. Madde ile ilgili olarak 12 Eylül ile hesaplaşılacağı, sorumluların yargılanacağı söyleniyor. Bunların hiçbiri doğru değil. Bir kere zaman aşımı geçerliliğini sürdürüyor. Bununla ilgili olarak Meclis’te mücadele edilmeliydi. Böyle bir şey yok. Dolayısıyla ben mutfakta hazırlık yapıldığı kanaatindeyim. Bu Anayasa değişikliğine hayır diyorum.”
Mustafa Verkaya
Ozan Arif
Yusufiyeliler
Sadi Somuncuoğlu
Yaşar Okuyan
Abdullah Alay
Mahmut Kokmaz
Ali Güngör
Yusufiyeliler Derneği Başkanı Ahmet Yılmaz;
Ülkücüleri temsil ettiği ileri sürülen bazı kuruluşların internet ortamında sanal dernek ve vakıflarla AKP şakşakçılığına soyunduğunu söyledi. Bu kesimlerin, Türk milliyetçilerinin kafasını karıştırdığına dikkat çeken Yılmaz, “Ülkücü Hareketin pınar suyuna lağım suyu karıştırma heveslisi bu gafilleri kınıyoruz. Yakın tarihte binlerce şehidimiz ve onbinlerce gazimizle taçlanan “YUSUFİYE” kavramını AKP ihanetinin yanında göstermenin, mücadelemizi inkar ve hatta karalamak anlamına geldiğini düşünüyoruz” dedi.
Yılmaz, referandumda “Evet” diyeceğini açıklayan ülkücülerin 15. madde değişikliğini bu desteğe gerekçe göstermek adına ortaya attığını da söyledi. Ülkücülerin “Oltanın ucuna takılan yeme kanmayacağını” belirten Yılmaz, “Ülkücü Hareketin bilirkişisi Yusufiyeliler 1 gram bal yemek için 40 kilo odun yemeyeceklerdir” diye konuştu.
Bütün eski liderlerin referandum oy tercihleri daha geniş olarak: www.gazete5.com'dan geniş olarak okuyabilirsiniz.
Kİmse tarafsız ayaklarına yatmaz kimsede bu sitede bir siyasi partiyi çanak tutmaz herkesin bir görüşü düşüncesi var başkalarının düşüncesine saygısı olmayan insanların önce kendilerine saygılı olması lazım
Dedem derdi Oglum kork Allahtan korkmayandan
Lütfen ben kimsenin yazılarına cevap yazmıyor düşüncemi yazıyorum hoşunuza gitmiyorsa yazıma cevap vermek zorunda degilsiniz bende kimsenin yazısına muhatap alıp cevap yazmıyorum
Bu ülke ne AKP ye nede MHP ye muhtaç bu ülke çalışan hizme eden ülkenin ufkunu açan insana ve Allahın rahmetine muhtaç
Biz kavgadanda tartışmadanda kaçmayız amma haddimizi içtifgimiz bir bardak çayın yedigimiz bir lokma ekmegin hatırına saygımızı bozmuyoruz
Ben hak bildigimi söylemekten geri durmam Bulundugum yerde hırsızlık yapan AKP millet vekili ile 3-5 soysuzun ipligini pazara çıkardım sürgün etmek istediler olmadı Allahın izni ile hala görevimin başındayım
Amma bu demek degilki bütün AKP liler kötü başka Bir AKP li kardrşimiz 65.000 tl degerinde Tam vucut taraması yapan KEMİK ÖLÇÜM CİHAZINI alıp hastaneye bagışladı.
Ha! ŞU KADAR YAZAYIM BENİM YAZILARIMA UKELA BİR TAVIR İLE CEVAP YAZMAYA BENİ ŞU YAZDIGI USLUP İLE
//Tarafsız ayakları ile Ülkücülere akıl vermeye çalışanlar acaba neyin peşinde? Bir gurubun görüşünü ancak O gurup üyeleri açıklayabilir.Lütfen bundan vazgeçin.Sözde eski Ülkücüler evet diyecekmiş?//
saygısız ve uslupsuz bir şekilde cevap yazılırsa cevap hakkım doguyor ve çok sabırlıyımdır tam bir yıldır sabrediyorum sabrım kaçarrsa sohbet ortamından çıkar HAK VE HUKUKU KARŞININ USLUBU İLE CEVAP VEWRMEKTENDE KAÇINMAM
BURSA BİR SOHBET VE PAYLAŞIM YERİ kavga tartışma söz ve yaklaşımlar ile insanları incitme yeri degil LÜTFENNNNNNNNNNNNN herkes klavyesinden çıkan kelimeleri birdaha birdaha okusun ben gazete haberlerini yazıyorum KENDİ ŞAHSİ DÜŞÜNCE VE GÖRÜŞÜMÜ DEGİL
BU yazılanların karşısında kendi görüşümü yazarsam çok daha farklı yazarım
LÜTFENNNNNN KIRILMADIGINIZ YERDE İNSAN KIRMAYINNNNNNNNNNN
AK Parti aleyhtarlığı ve düşmanlığı.
Muhalefet olmayı
yukardaki tanımla
yapmaya başlamışlar.
Her konuda ve her yerde düşmanlık.
Adamın çişi gelmiş tuvalet bulamamış altına kaçırmış
sebebi Ak parti.
Çekini senedini ödeyememiş sebebi Ak Parti
Herşeyi çözecek mi ki.
Bu kadar abartılı muhalefet yapınca
tabi kimse inanmaz.
Doğru ve uygulanabilir
muhalefet yapmak ta işin bir başka tarafı.
Her duyduğunuz muhalif abartıya
inanırsanız
veya
inanır gibi gözükürseniz
sonunda siz de
yanlışların
içine düşer.
Herkesi başka görüşte deyip
darbeci ve depot
bir anlayışa düşersiniz.
Sen konuşamazsın sadece ben konuşurum demek
Ben bu yasağı kamuoyunun
yorumuna bırakıyorum.
Kim Ülkücü kim değil.?
Bunu elbette hepimiz biliyoruz.
hayır'sızlar diye bi laf var bu aralar.
Referanduma evet demek insani ve vicdani bir borçtur,unutmayalımki bu necip millet demokrasi karşıtlarına 12 eylülde EVET diyerek ders vereceklerdir.
Mahmut abi bakıyorumda maddeler üzerinde hiçbir yorum yazmamışsın.
Şu madde şu yönde zararlıdır demiyorsunuz.
Tamam iyi maddeler var fakat şu madde şu yönde zararlıdır diyemiyorsunuz.
Çünkü yok.
Dedelerimiz, babalarımız ve çocukları birbirini çok iyi tanır.
Biz hemşehriyiz.
İlla ki bir hukukumuz olmuştur.
Bu hukuka herkes riayet etmeli.
Yoksa kardeşlikten veya hemşerilikten dem vurmanın anlamı kalmaz.
Fatih abiyi siden iyi tanırım.
Siz manen siyasel iktidardan rahatsızsınız. Ama o fiili olarak sıkınıtı çekmiş ve çekiyor. Bunu biliyorum ve detaylarına girmek istemiyorum. Herneyse.
Sırf size muhalif diye şu an muhalefetin yaptığı gibi herkesi" eskiden bizdendi, şimdi değil" diyerek siyasilerin yaptıgı gibi afaroz mu edeceksiniz.
Gelin polemiklerle değil.
Somut olan referandum maddeleri ile ilgili konuşulam.
Israrla moderatörlerimiz bu konuya dikkat çekiyor...fakat nafile... bu anlamda ben, DENİZ rumuzlu arkadaşımıza dikkatinizi çekiyorum.DENİZ yazılarında niçin hayır dediğini gayet iyi açıklıyor.konusuna hakim.kırmadan dökmeden izah veriyor.Ben gibi evetçilerin bile dikkatini eksikliklere çekiyor.Ben böyle bir hayır diyen arkadaşa sadece saygı duyarım.Endişelerini paylaşırım.kendi görüşümü de böylelikle sorgularım. üslubu,bilgisi fevkalede doyurucu..tartışma üslubunda böyle bir muarıza mukabele etmekten onur duyarım.teşekkürler DENİZ...herhalde moderatörlerimiz ve akl-ı selim arkadaşlarımda bu teşekküre iştirak ederler.coskun;233867 wrote: Gelin polemiklerle değil. Somut olan referandum maddeleri ile ilgili konuşulam.
Sağcı gibi duran ama solcu olan isimlerden biri
Soyadı gibi bir adam.
Bu tür adamları nasıl mı tanırız.?
Vatandaşı sandığı seçimi beğenmezler.
Demokrasi yerine derbecidirler.
İslama Cemaatlere tarikat ehline olmaz iftiraları atarlar.
Cindoruk'a ihraç şoku
09 Ağustos 2010 / 15:22
Demokrat Parti Gaziosmanpaşa İlçe Başkanlığı, seçimlerde CHP adayına oy vererek parti tüzüğünü çiğnediği gerekçesiyle DP Genel Başkanı Hüsamettin Cİndoruk'un partiden ihracını istedi.
Demokrat Parti (DP) Gaziosmanpaşa İlçe Başkanlığı, basındaki beyanlarından yola çıkarak seçimlerde CHP adayına oy vererek parti tüzüğünü çiğnediği iddiasıyla Genel Başkan Hüsamettin Cindoruk'un partiden ihracını istedi.
DP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk hakkında Genel İdare Kurulu'na hitaben yazılan ihraç talebi metninde şu ifadeler yer aldı:
"Partimizin İstanbul Gaziosmanpaşa İlçe Başkanı olarak şahsım ve dava arkadaşlarımla 200..-2009 tarihleri arasında görev aldım ve halen partimizin büyük kongre delegesiyim. Bilindiği gibi partimiz 29 Mart 2009 tarihinde yapılmış olan yerel seçimlere yurt genelinde katılmış ve bu seçimler için herhangi bir siyasi partiyle genel bir seçim ittifakı yapmamış, teşkilatlarına parti genel merkezinden bu yönde bir karar ve duyuru gönderilmemiştir.
Bununla birlikte, adı geçen seçimlerin hemen ertesinde birçok basın ve yayın organında, partimiz mensubu bulunan Sayın Hüsamettin Cindoruk'un seçimlerde CHP adayına oy verdiği yönünde beyanları yer almıştır. 16 Mayıs 2009'da yapılan Olağanüstü Kongre sonucunda Sayın Hüsamettin Cindoruk genel başkan seçilmiş, kongre sürecinde de bu konu yine ülkemizin değişik medya organlarında yer almıştır.
Keza genel başkan olduktan sonra aşağıda linkini verdiğimiz videoda da açıkça izlenebileceği gibi Habertürk adlı televizyon kanalında Balçiçek Pamir'in sunduğu, "Söz Sende" adlı programda kendisi bu beyanatını yineleyerek il genel meclisinde DP'ye, Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nda da CHP'ye oy verdiğini beyan etmiştir. Ülkemizin önde gelen gazetelerinden Sabah gazetesinin konuyla ilgili yaptığı araştırmada ise Sayın Cindoruk'un oy kullandığı Harbiye Nuri Akın Lisesi'nde 1154 No'lu sandıkta Demokrat Parti'ye il genel meclisinde "0", ilçe belediye başkanlığında "0", Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nda "1" oy çıkmıştır."
Metinde tüzükte ihraç gerektiren maddelere de değinilerek, "Demokrat Parti Tüzüğü'nün disiplin suç ve cezalarını içeren 58. maddesinin A fıkrasının 4. bendinde tanımlanan kesin ihracı gerektiren hallerden ilki şu şekilde tarif edilmiştir: 'Madde 58-A/ IV-a. Seçimlerde parti kararı olmaksızın bağımsız adaylığını koymak veya bağımsız adaylar lehine propaganda yapmak. Parti adayları aleyhine açık ve kapalı şekilde çalışmak, başka parti ve adayları lehine çalışmak.' Maddeden de açıkça anlaşılabileceği üzere, seçimde kendi partisinin adayı varken bir başka partiye oy vermek ve bunu açıkça beyan etmek, kalıcı olarak ihracı gerektiren bir fiil olup ne parti ahlakına ne siyasi ahlaka ne de genel ahlaka ve dürüstlüğe sığar bir davranış değildir" ifadelerine yer verildi.
Hazırlanan ihraç talebi metni, "Yukarıda da belirttiğimiz gibi söz konusu seçimlerde partimizin herhangi bir partiyle resmi veya gayriresmi bir seçim ittifakı bulunmamakta, kendi partimizin adayı varken başka partiye oy vermeyi gerektirecek herhangi bir durum görünmemektedir" ifadeleriyle son buldu. AA
benim burdan diyecegim tek şey ülkücülerde hayır diyor pkk lılarda hayır diyor ılk defa çıkarları için yan yana geliyorlar ve omuz omuza savaşıyorlar bu millet artık ülkücüsüne sahip bile çıkmaz bu kara bir leke dir ülkücüler için pkk ile aynı safta oy kullanıp hayır dıyecekler neden hayır dıyorlar yenı anayasayı okudunuzmu hayır okumadılar bakın chp mhp ve pkk kanadı neden hayır dedıklerını açıklayabılıyorlarmı sadece hayır diyorlar çıkarlarına ters düşer neden bunlar ordu ıle gucludur ordu halkı sındırır bunların zihniyeti bu halkı sindirme polıtıkası en degerli varşıgımızdan birisi TSK dır bunların da içindeki pisliklerden arınması lazım çunkü bu türk silahlı kuvvetleri barındırdıgı pislikleri temizlemesse vatan o zaman gider bakın askerlerımızın sehitlerimize hepsi subaylar tarafından harcanıyor neden şehit haberleri gelsin analar aglasın bu hukumet devrılsın oy almasın tsk temizlenırse en başta pkk biter pkk bıtınce ekonomı kendılıgınden duzelır hayır dıyenler kımler ıyıce araştırın ve bakın çıkarlarına dokunanlar dıyor sıvıl anayasa gelmesi halk ıcın guzel ama bunlar halkın ıyılıgıne olan şeyı ıstemıyorlar halk ne kadar cahıl ne kadar yoksul olursa bu kesımın ısıne daha ıyı gelır anlatacak çok sey var ama hayır cı zıhnıyetlere çıkarcı zihnıyetlere ne kadar anlatırsan anlat onlar çıkarları için zaten hayır diyecekler ama bu vatanın asıl evlatları bunları ana sı ıle babası ıle koylusu ıle bu vatan -ın gercek sahıplerı evet le tenizleyecek. 13 eylul de evetlerle bogulacak bu çıkarcı zihniyetler.
Kardeşlerime çok teşekkür ederim hadiseyi iyi anlatmışsınız benimde anlatmak istedigim bu ülkemize getirecegi fayda insanımıza saglayacagı hukuksal menfat.
Yoksa ben coşkun kardeşiminde dedigi gibi bu hükümümet in kötü insanından çektigimi bir Allah bilir birde ben.
Biz yoksa burda ne MHP li kardşlerim adına konuşmak istedik nede AKP yi övdük gayemiz işkenceci dayatmacı oylandıgı zaman dahi İnsan haklarından memleket gereçeklerinden uzak bu köhne Anayasayı azda olsa degişimesine katkı saglamak ben anladıgım gerçek milliyetçilik de bu dindarlıkta bu
Bay X kardeşiminde dedigi gibi olumlu olanı konuşalım olumsuz olanlar hakkında yorum yazalım bir faydası olurmu bilinmez amma en azından hepimiz bireysel olarak bilgi sahibi olmuş oluruz
Yoksa hiç bir kişi parti ve zümreyi hedef alan bir düşüncemiz olmadı olamazdfa
Selamlar
Mhp, Chp ile Pkk ile aynı kefeye nasıl koyuyorsunuz? Pkk ve Dtp neden hayır diyor başta onu ögrenin!!!
Düne kadar Akp ile Dtp kol kola girmiş açılım yapıyorlardı,o zaman sesiniz çıkmıyordu.Kürdistanı kabul edip Barzaniyi kırmızı halılardan karşıladılar sesiniz çıkmadı.Başbakan pkk ya terör örgütü demeden Dtp ile görüşem dedi,sonra görüştü sesiniz çıkmadı.Allah aşkına HAYIR diyenlere karışmayın ve bu tür benzetmeler yapmayın!
Bencede MHP ve ülkücü camianın kanını canını ortaya koyup bu ülkete sovyet sosyalist birligini sokmayan binlerce gencini topragın bagrına koyan vatanının ha ekmegini yiyen ha ugruna bir kurşun zihniyeti ile askerin polisin sokaga çıkamadıgı günlerde KURU BİR CANINI bu ülkeye adayan genç nesilleri yetiştiren içinden Muhsin yazıcıoglu gibi bir ahlak abidesini yetiştiren cemaata bir fikir ve ideoloji partisine bu laf hiç yakışmamış mesajı atan kardeşimiz mesajını düzeltirse çok hoş olur
Selamlar
yeğenim askerde hem şair hem aşık olmuş hakkımıza hayırlısı olsunmiksam1988;233076 wrote:Biz Kullanamıyorus Malesef yasak
Daha demokratik bir ülke için EVET
Etnik milliyetçiliğe son vermek için...
Varlıgını dünyaya hissetirmek için...
En güçlü ev en demokratik ülke olmak için..
Tercihimiz eveeeetttt...
Referandumda neler oylanacak?
Referanduma gidecek olan Anayasa paketinin içeriğinde özetle şunlar yer alıyor;
MADDE 1: Pozitif ayrımcılığın kapsamı genişletiliyor. Anayasa'nın 10. maddesine "Çocuklar, yaşlılar ve özürlüler ile harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz." ibaresi ekleniyor.
MADDE 2: Herkes kendisi ile ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahip olacak. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızası ile işlenebilecek.
MADDE 3: Anayasa'nın 'Seyahat Hürriyeti' başlıklı 23. maddesine, "vatandaşın yurtdışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle ve hâkim kararına bağlı olarak sınırlandırılabilecek." ifadesi ekleniyor.
MADDE 4: Çocukların korunmasına yönelik yeni düzenleme getiriyor. Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça ana ve babası ile kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahip olacak. Devlet, her türlü istismara karşı, çocukları koruyucu tedbirleri alacak.
MADDE 5: Bir kişinin aynı zamanda ve aynı işkolunda birden fazla sendikaya üye olmasının yolunu açıyor.
MADDE 6: Memurlara ve diğer kamu görevlilerine toplu sözleşme yapma hakkı tanınıyor.
MADDE 7: Grev esnasında greve katılan işçilerin ve sendikanın kasıtlı veya kusurlu hareketleri sonucu grev uygulanan işyerinde sebep oldukları maddi zarardan sendikanın sorumlu tutulmasını öngörüyor. Siyasi amaçlı grev ve lokavt, genel grev ve lokavt, işyeri işgali, iş yavaşlatma ve diğer direnişlere ilişkin yasaklar kaldırılıyor.
MADDE 8 : (330 kabul oyuna ulaşamadığı için tekliften düştü.) Siyasi partilerin kapatılmasını Meclis'in iznine bağlıyordu.
MADDE 9: Kamu denetçiliği (ombudsman) kurumu oluşturuluyor.
MADDE 10: Milletvekilliğinin düşürülmesi uygulamasını kaldırıyor.
MADDE 11: Başkanlık Divanı 2. devre dönemin sonuna kadar görev yapacak.
MADDE 12: Yüksek Askeri Şura'nın terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma hariç, her türlü ilişik kesme kararlarına karşı yargı yolu açılıyor.
MADDE 13: Anayasa'nın 128. maddesine memurlara tanınacak olan 'toplu sözleşme hakkı' yansıtılıyor.
MADDE 14: Memurlara yönelik uyarma ve kınama cezaları yargı denetimine açılıyor.
MADDE 15: Adalet hizmetleri ile savcıların idari görevleri yönünden Adalet Bakanlığı'nca denetimi, adalet müfettişleri ile hakim ve savcı mesleğinden olan iç denetçiler; araştırma, inceleme ve soruşturma işlemleri ise adalet müfettişleri eliyle yapılacak.
MADDE 16: Askeri yargının görev alanı yeniden belirleniyor. Buna göre, askeri mahkemeler, asker kişiler tarafından işlenen askeri suçlar ile bunların asker kişiler aleyhine veya askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevli olacak. Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve düzenin işleyişine karşı suçlara ait davalar her durumda adliye mahkemelerinde görülecek. Siviller, savaş hali dışında askeri mahkemelerde yargılanamayacak.
MADDE 17: Anayasa Mahkemesi'nin yapısı yeniden düzenleniyor. Anayasa Mahkemesi 17 asıl üyeden oluşacak. 3 üyesini Meclis seçecek.
MADDE 18: Anayasa Mahkemesi üyelerinin görev süresine limit getiriliyor. Üyeler, 12 yıl için seçilecek. Bir kişi 2 defa üyeliğe seçilemeyecek.
MADDE 19: Anayasa Mahkemesi'ne kişisel başvuru hakkı tanınıyor. Meclis başkanı, genelkurmay başkanı, kuvvet komutanları ile jandarma genel komutanı da görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan'da yargılanacak.
MADDE 20: Anayasa Mahkemesi iki bölüm ve genel kurul halinde çalışacak.
MADDE 21: Askerî Yargıtay üyelerinin disiplin ve özlük işlerinde askerlik hizmetinin gereklerine bakılmayacak. Bunun için hâkimlik teminatı esasları dikkate alınacak.
MADDE 22: Askerî Yüksek İdare Mahkemesi üyeleri için de hâkimlik teminatı getiriliyor.
MADDE 23: Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK) yapısı değiştiriliyor. Bu kapsamda, halen 7 olan HSYK'nın üye sayısı 22'ye çıkarılacak. Adalet bakanı olmaya devam edecek.
MADDE 24: 'Ekonomik ve Sosyal Konsey' Anayasa kapsamına alınıyor.
MADDE 25: 12 Eylül darbecilerine yargı yolu açılıyor. Anayasa'nın, 12 Eylül dönemindeki Milli Güvenlik Konseyi üyeleri ile bu dönemde kurulan hükümetler ve Danışma Meclisi'nde görev alanların yargılanmasını önleyen geçici 15. maddesi yürürlükten kaldırılıyor.
MADDE 26: Üç geçici maddeden oluşan çerçeve madde, Anayasa Mahkemesi ve HSYK'nın yapısıyla ilgili geçici düzenlemeleri içeriyor. Parti kapatmalarla ilgili geçici düzenleme ise 8. maddenin düşmesi çerçevesinde yeterli oyu alamayarak paketten çıktı.
Kaynak: beyazgazete.com
Tartışılan 2 madde var,
MADDE 146
Eski hali :
Anayasa Mahkemesi onbir asıl ve dört yedek üyeden kurulur. Cumhurbaşkanı, iki asıl ve iki yedek üyeyi Yargıtay, iki asıl ve bir yedek üyeyi Danıştay, birer asıl üyeyi Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi ve Sayıştay genel kurullarınca kendi Başkan ve üyeleri arasından üye tamsayılarının salt çoğunluğu ile her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden; bir asıl üyeyi ise Yükseköğretim Kurulunun kendi üyesi olmayan yükseköğretim kurumları öğretim üyeleri içinden göstereceği üç aday arasından; üç asıl ve bir yedek üyeyi üst kademe yöneticileri ile avukatlar arasından seçer.
Teklif Edilen Yeni Hali :
Anayasa Mahkemesi onyedi üyeden kurulur.
Türkiye Büyük Millet Meclisi; iki üyeyi Sayıştay Genel Kurulunun kendi başkan ve üyeleri arasından, her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden, bir üyeyi ise baro başkanlarının serbest avukatlar arasından gösterecekleri üç aday içinden yapacağı gizli oylamayla seçer. Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılacak bu seçimde, her boş üyelik için ilk oylamada üye tam sayısının üçte iki ve ikinci oylamada üye tam sayısının salt çoğunluğu aranır. İkinci oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için üçüncü oylama yapılır; üçüncü oylamada en fazla oy alan aday üye seçilmiş olur.
Cumhurbaşkanı; üç üyeyi Yargıtay, iki üyeyi Danıştay, bir üyeyi Askerî Yargıtay, bir üyeyi Askerî Yüksek İdare Mahkemesi genel kurullarınca kendi başkan ve üyeleri arasından her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden; üç üyeyi Yükseköğretim Kurulunun kendi üyesi olmayan yükseköğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri arasından göstereceği üçer aday içinden; dört üyeyi üst kademe yöneticileri, serbest avukatlar, birinci sınıf hâkim ve savcılar ile Anayasa Mahkemesi raportörleri arasından seçer.
Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi ve Sayıştay genel kurullarından, Anayasa Mahkemesi üyeliğine aday göstermek için yapılacak seçimlerde, her boş üyelik için, bir üye ancak bir aday için oy kullanabilir; en fazla oy alan üç kişi aday gösterilmiş sayılır. Baro başkanlarının serbest avukatlar arasından gösterecekleri üç aday için yapılacak seçimde de her bir baro başkanı ancak bir aday için oy kullanabilir ve en fazla oy alan üç kişi aday gösterilmiş sayılır.
Özetliyorum :
Eski durum
“Anayasa Mahkemesi 11 üyedir, 7 üyeyi yargı kendisi seçip cumhurbaşkanı onaylar, 1 üyeyi yök seçip cumhurbaşkanı onaylar, 3 üyeyi de cumhurbaşkanın tamamen kendi takdiriyle seçer.”
Yani mahkemenin 7 üyesini yargının kendisi seçer, 4 üyesini de siyaset cumhurbaşkanı ve yök eliyle seçer. Bu noktada kimse cumhurbaşkanı ve yökün siyasi iradeyi temsil etmediklerini iddia etmeyecektir umarım.
Yeni durum
“Anayasa Mahkemesi 17 üyedir, 7 üyeyi yargı kendisi seçip cumhurbaşkanı onaylar, 3 üyeyi yök seçip cumhurbaşkanı onaylar, 3 üyeyi de meclis seçer, 4 üyeyi de cumhurbaşkanın tamamen kendi takdiriyle seçer.”
Yani mahkemenin 7 üyesini yargının kendisi seçer, 10 üyesini de siyaset meclis cumhurbaşkanı ve yök eliyle seçer. Bu noktada kimse cumhurbaşkanı ve yökün siyasi iradeyi temsil etmediklerini iddia etmeyecektir umarım. Mecliste de tüm siyasi partilerin temsili oranında değil de iktidarın üyeleri belirleyeceğini kesindir.
........
MADDE 159
Eski hali :
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.
Kurulun Başkanı, Adalet Bakanıdır. Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurulun tabiî üyesidir. Kurulun üç asıl ve üç yedek üyesi Yargıtay Genel Kurulunun, iki asıl ve iki yedek üyesi Danıştay Genel Kurulunun kendi üyeleri arasından, her üyelik için gösterecekleri üçer aday içinden Cumhurbaşkanınca, dört yıl için seçilir. Süresi biten üyeler yeniden seçilebilirler. Kurul, seçimle gelen asıl üyeleri arasından bir başkanvekili seçer.
Teklif Edilen Yeni Hali :
Adalet Bakanı, Kurulun Başkanı ve Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurulun tabiî üyesidir.
Kurulun üç daire ve Genel Kurul şeklinde çalışması öngörülmektedir. Kurul üyelerin geldiği kaynaklar çeşitlendirilmektedir. Bu bağlamda, Kurul üyelerinden dördü, yükseköğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri, üst kademe yöneticileri ve avukatlar arasından Cumhurbaşkanınca doğrudan seçilecektir. Bundan başka Kurulun;
Üç asıl ve iki yedek üyesi, Yargıtay üyeleri arasından, Yargıtay Genel Kurulu tarafından,
Bir asıl ve bir yedek üyesi, Danıştay üyeleri arasından, Danıştay Genel Kurulu tarafından,
Bir asıl ve bir yedek üyesi, Türkiye Adalet Akademisi Genel Kurulu üyeleri arasından, Akademi Genel Kurulu tarafından,
Yedi asıl ve dört yedek üyesi, birinci sınıf adlî yargı hâkim ve savcıları arasından, tüm adlî yargı hâkim ve savcıları tarafından,
Üç asıl ve iki yedek üyesi ise, birinci sınıf idarî yargı hâkim ve savcıları arasından, tüm idarî yargı hâkim ve savcıları tarafından,seçilecektir.[/i]
Özetliyorum :
Eski durum
“HSYK 7 üyedir, 5 üyeyi yargı kendisi seçip cumhurbaşkanı onaylar, 2 üye de doğrudan siyasilerdir, Bakan bizzat kurulun başkanı, müsteşar üyesidir”
Yani mahkemenin 5 üyesini yargının kendisi seçer, sadece 2 üyesini siyasi olduğu görülse de Bakan’ın kurul başkan olması kurulun tüm kararlarını doğrudan etkiler.
Yeni durum
“HSYK 21 üyedir, 4 üyeyi yargı kendisi seçip cumhurbaşkanı onaylar, 10 üyeyi cumhurbaşkanı doğrudan hakimler arasından 4 üyeyi akademisyenler arasından 1 üyeyi de T.A.A. içinden seçer, 2 üye de doğrudan siyasilerdir. Bakan Başkanlık yapar.”
Yani mahkemenin 4 üyesini yargının kendisi seçer, 17 üyenin de cumhurbaşkanı tarafından nasıl seçileceği meçhuldür.
........
Durum bu,
Tartışmanın kritik noktası burası, tartışılacaksa da bu değişikliğin tartışılması lazım. Yoksa diğer maddelere diğer partiler zaten karşı değiller. Kadınlara pozitif ayrımcılık vs demek biraz ucuz siyaset bence.
Bence bu madde değişikliği mahkemeyi siyasetin güdümüne sokar. Yargı, olabildiğince siyasetten uzak tutulmalıdır. Bağımsız olunca verdiği kararlar hoşumuza gitse de gitmese de yargı bağımsızlığı olmazsa olmazdır.
Eleştirenler de genelde şöyle diyor : Mahkemeler de beşeri kurumlardır, milletin iradesine göre şekillenmelidir.
Bu düşünceyi yanlış buluyorum. çünkü, yargı kurumları hukuka göre karar verir/vermelidir. Aksi durumda, bir kasabada işlendiğinde en nefret edilen kişi katil olacaktır yada sevilen bir kişinin işleyebileceği görmezden gelinecektir. Yargının görevi toplumun nabzına göre değil somut delillere ve vicdanına göre katili bulup cezasını vermektir.
Herkesin bir oyu var. Bunu da sandıkta belirtecek. Ama benim anlamadığım nokta hayır diyenlerin gerekçesi nedir? Bunu gerçekten merak ediyorum. Mesela ben hala evet mi hayır mı diyeceğime karar vermedim. Çünkü anayasa değişiklik paketinde hala düşündüğüm noktalar var. Bence sizler de okumadan etmeden ne evet deyin ne hayır...
Ülkücü arkadaşlar, rahmetli Türkeş'in 18 yıl önce verdiği şu röportajı izleyin, daha sonra karar verin evet mi hayır mı:
https://www.facebook.com/video/video.php?v=419445954799&ref=mf%22[URL="http://%22http://www.facebook.com/video/video.php?v=419445954799&ref=mf%22"][/URL]
ama bu hesaplarına gelmezki.bir kulp bulunur elbet bu roportajada.
Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.