Nizip.com
Üye ol
Dini İçerikli Konular

Papa 16.Benedik:İSLAMI bir şiddet dinidir.

Görüntülenme: …

Kasım Böler Üye
Üyelik: 2005-06-07 Herkese açık mesaj: 1.365
#1092
Papa’ya sert tepki

AJANSLAR

Papa 16.Benedikt’in, İslam’ı bir şiddet dini gibi gösterip Hz.Muhammed aleyhindeki sözleri aktarması İslam dünyasını ayağa kaldırdı.


Papa 16’ncı Benedikt’in Almanya ziyareti sırasında daha önce teoloji profesörlüğü yaptığı Regensburg Üniversitesi’ndeki konuşmasının yankıları büyüyor. Papa, bilim adamları önünde yaptığı konuşmada Bizans İmparatoru Manuel Paleologos’un Hristiyanlık ve din eğitimi almış Farsi ile tartışma sohbetinden alıntı yaparak Hıristiyanlık ile İslam arasındaki farkların altını çizmişti.

Papa, 14'üncü yüzyılda, Bizans İmparatoru II'inci Manuel'in; "Muhammed, hangi yeniliği getirmiştir, onun getirdikleri arasında sadece kötülükleri ve insani olmayanları bulursun, vaadettiği inancı kılıçla yayma emri gibi. Tanrı kan dökülmesini sevmez" sözlerinden alıntı yapmıştı. Bu alıntının ardından kendi sözleriyle devam etmiş ve İslam'da Tanrı ile akıl arasında ayrılmaz bir bağ bulunmadığını, İslami Cihad’ın, akla ve Tanrı'ya aykırı olduğunu belirtmişti. Ancak Papa’nın Kuran’da dinde zorlamanın olmadığı yönündeki sureye de atıfta bulunması, eleştirileri hafifletmeye yetmedi.

DİYANET: KÜSTAHLIK

Papa'nın Müslümanlığı şiddet yanlısı bir din olarak niteleyen konuşması İslam dünyasından sert tepki gördü. Papa’nın memleketi Almanya’da yaptığı açıklamaları "küstahlık" olarak niteleyen Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, kendisini derhal özür dilemeye ve sözlerini geri almaya çağırdı. Papa’nın açıklamalarını "Hem Hıristiyanlık hem de dünya barışı adına fevkalade kaygı verici bir açıklama" olarak niteleyen Bardakoğlu, "Bu sözler eleştiri değildir. Bir dinin kutsalına, peygamberine, kitabına yönelik bir dil uzatma varsa artık bu küstahlıktır, düşmanca bir ifadedir ve din kavgasını körükleyen büyük bir talihsizliktir" dedi. Bardakoğlu, Papa’nın sözlerinin, haçlı seferleri zihniyetinin bir yansıması olduğu yorumunu yaptı.

PAKİSTAN MECLİSİ KINADI

Pakistan meclisinin alt kanadı, Papa 16. Benediktus'u kınayan bir kararı oy birliğiyle kabul etti. İslamcı partiler tarafından hazırlanan kararı tüm partiler destekledi.
Kararda Papa, İslam'a hakaret etmekle suçlanıyor ve duygularını incittiği Müslümanlar'dan özür dilemesi isteniyor.

ALMAN MÜSLÜMANLAR BİRLİĞİ: KENDİ GEÇMİŞLERİNE BAKSINLAR

Almanya Müslümanları Merkez Konseyi Başkanı Aiman Mayzek de, "Kilise başkalarının aşırılıklarını eleştireceğine kendi kanlı geçmişine baksın: Müslümanlara karşı haçlı seferleri, Güney Amerika’daki kanlı din savaşları, Hitler rejimi, kutsal savaş ifadesini üreten Papa 2. Urban..." diye konuştu.

Mazyek Papa’nın Hristiyanlık ile İslam arasındaki sınırı tam da şiddet konusunda görmesine inanmanın zor olduğunu belirterek, “Sonuçta Hristiyanlığın geçmişi de kanlıdır. İnsanın aklına sadece Haçlı Seferleri ya da Yahudiler ile Müslümanlar’a İspanya’da zorla Hristiyanlığın kabul ettirilmesi geliyor“ şeklinde konuştu.

Papa’nın sözlerine Almanya’daki Müslüman derneklerinden de tepki yağıyor. Diyanet İşleri Türk İslam Birliği Dinlerarası Diyalog Sorumlusu Bekir Alboğa DW’ye verdiği demeçte şunları söyledi: “Dünyanın her zamankinden daha fazla diyaloğa ve karşılıklı anlayış ve saygıya ihtiyacı olduğu bir dönemde Vatikan’ın liderinin Peygamberimiz hakkında böyle bir cümle sarfetmesi son derece talihsiz zaten İslam dünyasını ve Müslümanlar’ı, İslam’ı öcü gösterip onlara yapılan ve onların yaşadığı topraklara yapılan saldırıları meşru göstermeye çalışan evangelist, radikal Hristiyan gruplar mevcut. Ümit ederim en kısa zamanda Papa gerçekten bu hatasını telafi eder.“

İslam Konseyi Başkanı Ali Kızılkaya da Papa’nın ifadelerini ‚son derece talihsiz ve rahatsız edici’ bulduğunu belirterek, “Papa ziyaretinin başlangıcında siyasilerden kültürler ve dinlerarası diyaloğun güçlendirilmesini istemişti. Kendi sözleri bu diyaloğa olumlu katkıda bulunmuyor“ dedi.

FRANSIZ MÜSLÜMANLAR: SÖZLERİNİ AÇIKLASIN

Fransa’daki Müslüman dernekleri de Papa’dan derhal sözlerine açıklık getirmesini istedi. Fransa İslam Konseyi Başkanı Dalil Boubakeur Katolik kilisesini, İslam’ı bir din olarak gördüğünü ve siyasi bir ideoloji olan İslamcılık ile eşdeğer tutmadığını açıklıkla belirtmeye çağırdı.

Papa 16. Benedikt’in, 28 Kasım-1 Aralık arasında Türkiye’ye yapacağı resmi ziyaretin tarihinde "şimdilik" bir değişiklik olmadığı bildirildi.

İSLAM DÜNYASINDA ÖFKE

İslam Konferansı Örgütü: "Vatikan, İslamiyet ve onun kurallarıyla ilgili gerçek tutumuna açıklık getirmelidir."

Mısır’daki Müslüman Kardeşler lideri Muhammed Mehdi Akif, Papa sözlerini geri almazsa, İslam ülkelerinin Vatikan’la ilişkilerini kesmesini önerdi ve "Papa’nın yangına körükle gitmesi, Batı’nın İslami olan her şeye düşman olduğu tezini güçlendirdi" dedi.

Hindistan polisi, Keşmir bölgesinde, Müslümanlar ayaklanır korkusuyla, Papa’nın konuşmasını manşet yapan gazeteleri topladı.

Lübnan'daki Şii lider Büyük Ayetullah Muhammed Hüseyin Fadlallah, Papa'yı kınayarak, Müslümanlardan bizzat özür dilemesini istedi. Fadlallah, cuma hutbesinde “Vatikan kanallarıyla yapılan özrü kabul etmiyoruz... Kendisinin bizzat özür dilemesini istiyoruz” dedi.

Papa'dan İslam'ı bilimsel bir şekilde ve titizlikle incelemesini isteyen Fadlallah, “Kendisinin, Yahudilik ve İslam'a karşı emperyalizmin öncülüğündeki düşmanın propagandasına yenilmemesini istiyoruz” diye konuştu.

Lübnan Başbakanı Fuad Sinyora'nın, Lübnan'ın Vatikan büyükelçisine, Papa'nın sözleri hakkında açıklama istemek üzere Vatikan Dışişleri Bakanlığına gitmesi talimatı verdiği bildirildi.

Suriye'de ise büyük müftü Şeyh Ahmed Bedreddin Hasan, Papa'ya gönderdiği mektupta, sözlerinin dinler arası ilişkilere zarar vereceğini belirtti.

Şam'daki Vatikan elçiliği vasıtasıyla gönderilen mektupta, Papa'nın sözlerinin “çeşitli dinlerin mensupları arasında kültürel, dinsel ve entelektüel problemler yaratabileceği” ifade edildi

VATİKAN'IN ÖZRÜ KABAHATİNDEN BÜYÜK

Tepkiler üzerine yazılı bir açıklama yapan Vatikan, bu sözlerin Papa'ya değil Bizans İmparatoru II'inci Manuel'e ait olduğunu söyledi. Vatikan sözcüsü, Papa 16’ncı Benedict’in Müslümanları incitmek istemediğini, İslam’a saygılı olduğunu ama dinsel şiddete karşı olduğunu vurguladı.

Papa’nın Müslüman inananların duygularını incitme gibi bir niyeti olmadığı belirtilen Vatikan sözcüsü, ''Papa'nın konuşmasında, Tanrı'ya değer vermemekten, kutsala hakareti, özgürlüğün parçası sayan duyarsızlıktan uzak durulması için Batı kültürüne yönelik bir uyarı söz konusudur“ dedi.

AÇIKLAMANIN ZAMANLAMASI ÖNEMLİ

Papa’nın bu ifadelerinin, Kasım ayında Türkiye’ye yapacağı ziyaretin hemen öncesine denk gelmesi dikkat çekti. Vatikan gözlemcileri, Papa’nın hemen Türkiye ziyareti öncesinde sarfettiği bu sözlerin bir politika değişikliği anlamına gelebileceğini belirtiyor.


Edited by - kkasim on 9/15/2006 15:14:01

Edited by - kkasim on 9/15/2006 15:17:42
ibrahimher Üye
Üyelik: 2004-08-07 Herkese açık mesaj: 755
#19976

"font-size: 10pt; font-family: Verdana; letter-spacing: 0pt" Gaspçılar, içinde para olduğunu tahmin ettikleri çantaları çarparlar.
.

Hırsızlar, kıymetli eşyanın olduğunu bildikleri evlere ve iş yerlerine girerler.
.

Soyguncular, para taşıyan araçları, bankaları, döviz bürolarını soyarlar.

.

Şeytanlar, İmanın olduğu yere hücum edip o imanın oradan çıkmasını isterler.
.

İnşaallah bu olaylarda islamın ve müslümanlarınhayrına gelişir. .
musaeken Üye
Üyelik: 2005-10-31 Herkese açık mesaj: 409
#20045
alçaklar 1937 de Faşist mussolini ile yaptığınız çirkin ittifakı hangi din adına yaptınız?Yine 1944 lerde Hırvatistan da katlettiğiniz ortodoks bebeklerinin günahlarını çıkardınız mı kendinizden?Sicilya mafyası ile yaptığınız kirli alışverişi örtebildiniz mi?Doğum kontrolüne karşı kampanya yürütüp aynı anda doğum kontrol aparatlarını imal eden fabrikaya ortak oluşunuzu hangi ahlakla açıklıyorsunuz?Vatikan bankasının dünyanın en gizli karapara aklama yeri olduğunu saklayabildiniz mi?
Siz katolik katiller,hangi yüzle islam peygamberine dil uzatıyorsunuz?
Nazi hayranı Benendik papazı esasen sen Tanrı'ya inanıyor musun sahiden?
Kasım Böler Üye
Üyelik: 2005-06-07 Herkese açık mesaj: 1.365
#20051
Bana göre tesadüfen gelişen yada bilinçsizceyapılan bir olay değil bu;

Önce karikatür olayı şimdi bu papa kendini bilmezi bakalım arkasından ne gelecek,

Bence tepki ölçüyor bu islam düşmanları, tıpkı sazın akord edilmesi gibi nereye dokunursak nasıl bir ses çıkacak ona göre ileride yapacaklarımıza tedbir alalım ve strateji geliştirelim diye

Hatta islam alemini kışkırtarak damarına basarak meydana gelen tepkilere kendi anladıkları şekilde cevap vermek isteyeceklerdir, biraz karışık oldu şöyleki;

Müslüman olan bir ülkede meydana gelen tepkilerin dozunu pravakatörler tarafından arttırarak verilen aşırıyı tepkiyi kullanıp gerek politik olarak gerekse propaganda yolu ile papa'nın söylediklerini doğrular nitelikte olaylara sebebiyet vererek (ileride çıkacak buna benzer olaylarda dahil) İŞTE gerçekleri tüm dünya görüyor şeklinde savunma ve ardından MÜSLÜMAN kimliği taşıyanlara tüm dünyada terörist muamelesi yapılmasını isteyeceklerdir.
(çok mu önyargılıyım acaba)

YÜCE RABBİM OYUNLARINI BOZAR İNŞAALLAH


Kasım Böler Üye
Üyelik: 2005-06-07 Herkese açık mesaj: 1.365
#20055


alıntı
.

Bizans İmparatoru uydurdu
Papa 16. Benedikt de inandı!


Papa 16. Benedikt’in İslâmiyet’e saldırırken kaynak olarak kullandığı Bizans imparatoru ikinci Manuel Paleolog, 1391 kışında Ankara’da Hacı Bayram-ı Veli’yle 26 gece Müslümanlık’la Hristiyanlığı tartışmış, sonra da tartışmayı tahrif ederek kaleme almıştı.

Papa da Osmanlı Sultanı’nın emri altında uysal bir koyun gibi hareket eden imparatorun bu yalanlarına kandı.

Papa olmadan Türkler aleyhine yaptığı konuşmalarla gündeme oturan Papa 16. Benedikt, üzerimizden siyaset yapmaya devam ediyor. Ancak bilgi eksikliğinden mi yoksa bilinçli olarak mı bilinmez, olmamış şeyleri olmuş gibi gösteriyor. Papa, fikirlerini desteklemek için kendine tarihten destek aldı. 14. yüzyılın sonu ve 15. yüzyılın başlarında yaşayan ve ömrü Türk tehlikesini İstanbul’dan uzak tutmayla geçmiş olan Bizans İmparatoru İkinci Manuel Paleologos’un Müslüman bir âlimle yaptığı tartışmada söylediğini iddia ettiği “Hz. Muhammed’in getirdiği hiçbir yenilik yok. Sadece kötü ve insanlık dışı şeyler getirdi” sözlerini İslamiyet’e saldırırken kullandı. 16. Benedikt’in sözleri hemen ülkemizde tepki gördü. Ancak Papa’nın sözleri tarihteki bir Müslüman-Hristiyan tartışmasına dayanıyordu ve bu tartışma da Papa’nın iddia ettiği sözler söylenmemişti. Ancak ülkemizde Papa’nın tarihi dayanağına doğru düzgün bir açıklama getirilmedi. Din tartışmalarında hemen öne çıkanlardan da hiçbir ses soluk çıkmadı. Diyanet İşleri Başkanımız’ın açıklanmasında da sadece Papa’ya tepki vardı. 14. yüzyıldaki tartışmaya değinilmiyordu. Bu konuda Batılılar’ın onlarca araştırması varken bizim ilahiyatçılarımızın konudan haberdar bile olmamaları çok üzücü.

BİZANS’IN TALİHSİZ HÜKÜMDARI

XIV. asrın başlarında Bizans sınırlarında tarih sahnesine çıkan ve özellikle bu devlete karşı yürüttükleri aktif gazâ siyasetiyle Anadolu’da şöhretlerini arttıran Osmanlılar, Orhan Gazi döneminden itibaren Bizans iç politikasının ana belirleyici unsurlarından birisi hâline gelmişlerdi. Bir zamanlar Doğu’yu ve Batı’yı demir pençeleri arasında tutan Bizans imparatorları, 1362 ile 1389 yılları arasında Osmanlı tahtında bulunan Birinci Murad’a tâbi oldular ve hükümdarın Anadolu seferlerinde Osmanlı ordusunda yer aldılar. Manuel İkinci Paleologos, Bizans’ın bu zor yıllarında 17 Temmuz 1350’de doğdu. İmparator Beşinci İoannes’in ikinci oğluydu. Prensliği sırasında çok iyi bir eğitim gören Manuel, Hristiyan ilahiyatına çok düşkündü. Bu yüzden devlet adamlığının yanında dini bir şahsiyet olarak da ünlendi. Yıldırım Bayezid, Osmanlı hakimiyetini reddeden Anadolu Beylikleri’ne karşı 1390’da sefere çıkınca, vasallık yükümlülüğü gereğince İmparator Beşinci İoannes’in oğlu Manuel ve torunu Yedinci İoannes Osmanlı ordusunda yer aldılar. Ertesi yıl Manuel, yine Sultan Bayezid’in yanındaydı. Prens Manuel, Bursa’da Osmanlı hükümdarının emri altındayken, babası Beşinci İoannes’in 16 Şubat 1391’de öldüğünü haber aldı. Manuel’in yeğeni Yedinci İoannes Bizans tahtına oturabilmek için harekete geçmişti. Manuel, tahtı kaybetmemek için yeğeninden önce davranmak zorundaydı. Bu yüzden Yıldırım Bayezid’den izin almadan Bursa’dan kaçıp İstanbul’a gelerek tahta çıktı. Sultan Bayezid, bu oldu bittiye çok kızdıysa da Manuel’i tahtında bıraktı, ancak Bizans üzerindeki Osmanlı kontrolünü daha da sıkılaştırdı. İkinci Manuel olarak Bizans tahtına çıkan imparator tıpkı babası gibi uysal bir şekilde, Osmanlı ordusunda hizmet etmeye devam etti. Osmanlı ordusunun yeni hedefi, Orta Anadolu’da bir beylik kurmuş olan ve oldukça çetin bir rakip olan Kadı Burhaneddin Ahmed’di. Titreye titreye Türk Sultanı’na boyun eğen Bizans İmparatoru, annesi Elena’yı İstanbul’da yerine vekil olarak bırakıp, birlikleriyle beraber Osmanlı ordusunun Kadı Burhaneddin’in üzerine yaptığı sefere katıldı.

ANKARA’DA HRİSTİYANLIK’LA MÜSLÜMANLIK TARTIŞMASI

Osmanlı ordusu, 1391 sonbaharının sonunda Kızılırmak yakınlarındaki Çorumlu sahrasında Kadı Burhaneddin ile yapılan savaşta mağlup oldu. Osmanlı ordusu, bu seferden perişan bir hâlde dönerken Ankara’da bir ay kadar mola verdi. İmparator İkinci Manuel burada yaşlı müderris olarak zikrettiği Müslüman bir din adamıyla karşılaştı. Ankara’nın soğuk kış akşamlarında 26 gün boyunca her gece, meraklı bir dinleyici topluluğunun huzurunda gecenin geç saatlerine kadar uzun uzun Hristiyanlık ve İslamiyet üzerine tartışmalar yapıldı. Bizans İmparatoru, bu tartışmaların içeriğini, nasıl cereyan ettiğini daha sonra kaleme aldı. Biz olup bitenleri imparatorun kaleminden öğreniyoruz ve bu yüzden ne kadarının gerçek ne kadarının yanlış olduğunu tam olarak bilemiyoruz. Bu tartışma hakkında herhangi bir Osmanlı kaynağında bir bilgiye de rastlayamıyoruz. İmparator Manuel’in bir Müslüman’la yaptığı tartışma kendi döneminden günümüze kadar Hristiyan dünyasında büyük bir ilgi çekti, ancak imparatorun tartışmadaki muhatabının kim olduğu uzun süre bilinmedi. Manuel, karşısındaki Müslüman âlimden Pers bir müderris diye bahseder. Bizans tarih yazıcılığını biraz bilenler, Türkler İran üzerinden Anadolu’ya geldikleri için Bizanslı yazarların şehirli Türkler’e genellikle Persler dediklerinden haberdardır. Manuel ile tartışma yapan âlim yakın zamana kadar Batı’da “Pers Müderris” olarak tanındı. Bazen de Müslüman sofi dendi. Anadolu’daki dini hayat konusunda yaptığı araştırmalarla tanınan Michel Balivet, Türk ve Bizans kaynaklarını inceledi ve müderris olarak adlandırılan âlimin Hacı Bayram-ı Veli olduğunu ortaya çıkardı (“Le soufi et le Basileus: Hacı Bayram-ı Veli (1340-1430) et Manuel II Paleologue (1350-1425)”, Melanges Byzantines, Seldjoukides et Ottomans, İstanbul 2005). Bu yazıyı hazırlarken engin bilgisine başvurduğum ülkemizdeki nadir Bizans tarihi uzmanlarından ve İkinci Manuel dönemi üzerine bir tez hazırlamış olan değerli dostum Dr. Mustafa Daş da Balivet’le aynı fikirdedir. Hacı Bayram-ı Veli, o dönemde Yıldırım Bayezid’in çok yakını bir âlimdi. İmparator, tartışmaları yazarken karşısındaki âlimden saygıyla söz eder. Onun bilgili, hoşgörülü ve saygıdeğer bir kişi olduğunu defalarca vurgular.

İMPARATOR TARTIŞMAYI
KAFASINA GÖRE YAZDI

26 gece boyunca yapılan tartışmaların hepsinin içeriğine vakıf değiliz. Manuel, 7. tartışmaya büyük önem vererek, bu tartışmayı yazmıştır. İmparatorun heyecanla anlattığına göre yedinci gece yapılan tartışmada Hristiyanlık’la Müslümanlığın birbirine üstünlüğü, Kur’an’ın verdiği mesajlar gibi konular ele alınmıştı. Hacı Bayram-ı Veli, Hz. Musa ve Hz. İsa’nın getirdiği dinleri hak din olarak kabul ettiklerini, fakat insanların verilen ilahi mesajları bozdukları için Allah’ın yeni bir peygamber ve kitap gönderdiğini dile getirmesi üzerine, II. Manuel, Hz. Musa ve Hz. İsa’nın mesajının bozulmadığını, Hz. Muhammed’in yeni bir mesaj getirmediğini savunmuştu. Ancak imparatorun Türkler’in emri altında ve Müslümanlar’la dolu bir ortamda sultanın yakını olan bir âlime “Bana Hz. Muhammed’in getirdiği yenilikleri göster... Sadece kötü ve insanlık dışı şeyler bulacaksın. Tıpkı vaaz ettiği dinin kılıç gücü ile yayılması emrini verdiği gibi... Dine davet için, şiddet ve tehdit yerine, iyi konuşma kapasitesi ve doğru akıl yürütme gerekir...” deme ihtimali yoktur. İmparator, daha sonra tartışmayı kaleme alırken kendisini ön plana çıkarmak için bu sözleri uydurmuştur. Hacı Bayram-ı Veli, teslise, Hz. İsa’nın Tanrının oğlu olmasına, itirazlarını dile getirirken, Manuel, Müslümanlar’ın, Hz. Meryem’in bakireliğine inanmalarına, Hristiyanlığı hak din olarak kabul etmeleri gibi konuları öğrendikçe hayretler içine düşmüş ve bunu da yazmıştı. İmparator ve Hacı Bayram arasındaki tartışma, “Bir gün gelecek Hristiyanlar ve Müslümanlar ortak bir düşüncede birleşecekler” temennisi ile son bulmuştu. İkinci Manuel, bu tartışmayı diyaloglar şeklinde kaleme almış ve kardeşi Mora Valisi Theodoros Paleologos’a göndermişti. Manuel’in Hacı Bayram-ı Veli ile yaptığı tartışmalar, Müslüman ilahiyatçılar tarafından pek bilinmezken Hristiyan ilahiyatçılar için her zaman muteber bir kaynak olarak kullanıldı. Hadi bu tartışmayla ilgili bir iki kitap ismi söyleyelim de belki birilerinin dikkatini çeker (T. Khoury, Entretiens Avec un Musulman, 7eme Controverse, Sources Chretiennes 115, 1966; E. Trapp, Manuel II Palaiologos, Dialoge mit Einem “Perser”, Viyana 1966; Reiner, S. W. Reinert, “Manuel II Palaeologos and His Müderris”, Twilight Byzantium, s. 39-51)

BİZANS İMPARATORU AVRUPA KAPILARINDA

İmparator, seferden İstanbul’a 1392 Ocak’ında dönebilmişti. Osmanlılar ile Bizans arasındaki ilişkiler bir süre sonra bozuldu. Yıldırım Bayezid 1394’ten sonra İstanbul’u uzun süreli bir kuşatmaya aldı. 1396’da Batı Avrupa’dan katılımların olduğu Niğbolu Haçlı seferi düzenlendi. Yıldırım Bayezid, 1396’da Niğbolu Muharebesi’nde Haçlılar’ı perişan edince, Manuel’in son umutları da toprağa gömüldü. Yıldırım Bayezid, İstanbul’u almaya kararlıydı ve Niğbolu zaferinden sonra Bizans’ı tamamen çökertmek için hazırlıklarına hız verdi. İkinci Manuel, 1399’da çaresiz olarak Avrupa’ya gidip başta papa olmak üzere Fransa ve İngiltere krallarından yardım dilendi. Roma, Paris ve Londra’da yaptığı temaslar hiçbir netice vermedi. Her defasında güzel sözler ve vaatler duydu ama kimse yardıma yanaşmadı. İmparator, umutsuzca Bizans’ın yani hükümdarlığının yıkılış haberini, çakılıp kaldığı Paris’te beklerken Yıldırım Bayezid’in 1402’de Ankara Muharebesi’nde Timur’a yenildiği haberini öğrendi. 1402 ile 1403 yılları arasındaki “Fetret Devri” boyunca Yıldırım’ın oğulları birbirleriyle savaşırken bu durumdan ustaca faydalandı. Son derece dindar bir Hristiyan olan İkinci Manuel, yaşlanıp hastalanınca bir manastıra kapanarak Keşiş Mathaios adıyla 21 Temmuz 1425’te öldü ve İstanbul’da Pantokrator (Zeyrek) Manastırı’na defnedildi.

Benedikt’in unuttuğu...

Bizans İmparatoru’nun önemli bir özelliği de sıkı bir Katolik düşmanı olmasıydı. İkinci Manuel, Türkler karşısında çok zor durumda kalmasına rağmen, papanın ruhani üstünlüğü altında Ortodoks ve Katolik kiliselerinin birleştirilmesine her zaman şiddetle karşı çıkmıştı. Katolik Batı Hristiyan dünyası, Bizans’ın Türkler’e karşı yardım taleplerine; “Önce Roma Kilisesi’nin yani şimdiki Vatikan’ın üstünlüğünü kabul edip kiliselerin birleşmesini, yani “Union”u kabul edin sonra yardım edelim” cevabını vermişti. Katolikliğin kabul edilmesine en sert tepkiyi Bizans halkı vermiş ve kendilerine din hürriyeti tanıyan Türkler’i, Latinler’e de Papalığa da tercih etmiştir. “İstanbul’da Latin Kardinalinin külahını görmektense Türk Sultanının sarığını görmeyi tercih ederim” tercihi boşuna yapılmamıştı. Papalığın bu talebi ve Kiliselerin birleştirilmesi konusunda İkinci Manuel oğluna şöyle vasiyet etmişti:

TÜRKLER’İ KORKUTMAK İÇİN

“Kâfirler bizim Batılı Hristiyanlarla birleşeceğimizden, uzlaşmaya varacağımızdan çekiniyorlar. Çünkü böyle bir şeyin çıkarlarına çok zarar vereceğini seziyorlar. Bu yüzden benim bir konsil (kiliselerin birleşmesi için toplantı) toplanmasıyla ilgili sana vereceğim öğüt şudur; bu tasarıya ilişkin incelemelerini, soruşturmalarını elinden geldiği sürece yürüt; özellikle de Türkler’i korkutmak için bir şeye ihtiyaç duyduğunda. Ama gerçekten konsil toplamaya kalkışma”. Bizans İmparatoru İkinci Manuel Paleologos’un sözleriyle İslam düşmanlığı fikirlerini destekleyen Papa İmparator’un Katolik karşıtlığını görmezden geldi. Papa kendini dinleyenlere Bizans İmparatoru’nun bir İslam alimine söylediği şu sözleri aktardı: “Bana Hz. Muhammed’in getirdiği yenilikleri göster... Sadece kötü ve insanlık dışı şeyler bulacaksın. Tıpkı vaaz ettiği dinin kılıç gücü ile yayılması emrini verdiği gibi... Dine davet için, şiddet ve tehdit yerine, iyi konuşma kapasitesi ve doğru akıl yürütme gerekir...”

Anadolu’daki ilk Türk tarikatının kurucusu </u

14. yüzyılın ortalarında Ankara’da Zülfazl Köyü’nde doğan Hacı Bayram-ı Veli Ankara’da bir süre müderrislik yaptıktan sonra 1403’te Somuncu Baba’ya intisap etti. daha sonra şeyhinin yanından ayrılarak Ankara’ya geri döndü. Ankara’da Hacı Bayram-ı Veli’nin etrafında geniş bir mürid topluluğu oluşmaya başlayınca dönemin hükümdarı Sultan İkinci Murad’a şikâyetler gitti. Sultan Murad, bunun üzerine 1420’li yılların başında Hacı Bayram-ı Veli’yi Edirne’ye çağırttı. İkinci Murad, Hacı Bayram’la konuştuktan sonra, anlatılanların dedikodudan ileri gitmediğini anladı. Sultan, Ankara’ya geri dönen Hacı Bayram-ı Veli’nin müridlerine vergi muafiyeti verdi. Osmanlı Sultanı İkinci Murad’ın Hacı Bayram- ı Veli’nin müritlerine vergi muafiyeti vermesi, bu tarikatın yayılıp genişlemesini sağladı. Bayramiyye, Anadolu’da doğup büyüyen ilk Türk tarikatıdır. Hacı Bayram-ı Veli kurduğu Bayramiyye tarikatıyla Anadolu’nun manevi yapısının şekillenmesinde önemli rol oynamıştır. Hacı Bayram-ı Veli, 1430’da Ankara’da vefat etti ve kendi adını taşıyan caminin yanındaki türbeye gömüldü. Türbesi Ankara’nın en önemli ziyaretgâhlarındandır..


alıntı



İLGİLİ HABERLER:
.

<a href="https://www.haber7.com/haber.php?haber_id=185904"
SOMALİ'DE BİR RAHİBE ÖLDÜRÜLDÜ</a
.

PAPA'YA BİR ÖZÜR ÇAĞRISI DA İSPANYA'DAN.

PAPA YİNE ÖZÜR DİLEMEDİ: ÜZGÜNÜM.

İTALYAN BAKAN: PAPA BİZZAT ÖZÜR DİLEMELİ.

BARDAKOĞLU'NDAN PAPA'YA DERS.

PAPA İTALYANLARI DA ÇOK KIZDIRDI.

ALMAN BAKAN PAPA AĞZIYLA KONUŞTU.

PAPA'YA BİR TEPKİ DE GÜL'DEN.

BAŞBAKAN'DAN PAPA'YA SERT TEPKİ.
Kasım Böler Üye
Üyelik: 2005-06-07 Herkese açık mesaj: 1.365
#20268


PAPA ÖZÜR DİLEMEZSE GELMESİN.

MuhsinYazıcıoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, ''Papa'nın, yardımcısına yaptırdığı açıklamaları ve 17 Eylül Pazar ayinindeki sözlerini kabul etmediklerini'' belirtti. Yazıcıoğlu, ''11 Eylül'de ABD'de ikiz kulelere yapılan saldırıdan sonra ABD Başkanı'nın (Haçlı Seferleri başlamıştır) sözü ile İslam dünyasına yönelik başlayan karikatür krizi, tişört krizi ve Papa'nın sarf ettiği sözleri, İslam'a karşı bilinçaltlarının dışa vurması olarak değerlendiriyoruz'' dedi. Papa'nın özür dilemeden Türkiye'ye gelmesini istemediklerini vurgulayan Yazıcıoğlu, ''Geldiği takdirde yasalarımız doğrultusunda her türlü gösteri ve protesto hakkımızı kullanacağımızı bir kez daha açıklıyoruz'' dedi.

alıntı..
Yunus Üye
Üyelik: 2006-03-13 Herkese açık mesaj: 150
#20271
Konuya başka bir açıdan yaklaşmak istiyorum. Hristiyan dünyası her fırsatta Müslümanların üzerlerine çamur atarak perde arkasında gizli işler çevirmeye çalışıyor. Son zamanlarda da tepki ölçmeye başladılar. Nerden ne tepki geliyor? Gündem de İran ve dolayısıyla iran cumhurbaşkanı var. Bugün okuduğum bir haberde Ahmedinejad,papa nın kötü niyetle söylemediğine inanıyorum demiş. Sizce Ahmedinejad kötü olmadığına mı inanıyor. Her zaman diplomasisi çok kuvvetli olan İran, yine hazırlanan tuzağa düşmüyor.Tebrik etmek lazım.Çok iyi biliyoruz ki Ahmedinejad ve bakanları, İran lılar, papa nın bu açıklamasına lanet okuyorlardır.
coskun Üye
Üyelik: 2005-08-18 Herkese açık mesaj: 1.551
#20439
Maalesef Papa olayı kesinlikle bilinçli ve maksatlı yapılmış bişeydir. Kazara veya aptalca söylenen bir söz değil gayet mantıklı gayet intizamlı ve zamanlaması çok güzel olarak söylenmiştir. Bu olay nedir ? eski dilde (yani eskimeyen dil osmanlıca) kerru fer harbidir. Yani vur kaç. Şimdi adamlar bastılar düğmeye ve bekleyin görün dediler.

Maksat nedir ?

Şimdi burda sayfalarca yazmaya kalksak yeridir ama kısa ve öz olarak.

Kuran'ın en büyük mucizelerinden biri de Şebabiyeti yani genç kalmasıdır. Asırlar geçtikçe, dünya yaşlandıkça kuran gençleşiyor. Hazır medeniyette, bunca teknolojiye bunca sefahate bunca uğraşa rağmen maneviyatta kendini tatmin edemeyenler çareyi inançta aramakta, ve içinde bulunduğusıkıntı ile çeşitli yollara başvuraraksonuçta hakkı bulmakta, bazen dehak zannedip sapıklığa düşmektedirler. Son zamanlarda hristiyan alemi içinde oluşan ve oluşmayabaşlayan tarikatlar bunun en büyük örneğidir.

Cenabı hak insanı öyle mükemmel bir surette yaratmıştır ki onun istek ve arzuları ebede kadar uzanmaktadır. Mesela bir çiçeği sevdiği ve istediği gibi bir baharı da ister dahası cenneti yani ebedi baharı ister. Evet insandaki en büyük arzu Ebedi yaşam arzusudur. Kısa bir örnek vereyim genç görünmek için yüzüne 20 defa estetik ameliyat yaptıranlar var. Ben bu insanları kesinlikle bu arzusundan dolayı kınamıyorum çünkü Ebedi yaşamak isteği onlara ve herkese allah tarafından verilmiştir. Yanlış ise fani olan bu dünyada ebedi aramaktır.

Mecnun'un leylaya olan mecazi aşkı, nasıl zamanla aşkı hakikiye yani allah aşkına dönmüş ise insan, bu tatmin edilemeyen sonsuz arzularını fani olan bu alemden bakiye çevirip allahı ve ahireti bulunca bütün sıkıntılarından kurtulmuş olacaktır.

Evet dünya büyük bir manevi buhran giçiren, manevi temelleri sarsılan garbcemiyeti içinde doğan bir hastalık, bir veba, bir tâun felâketi, gittikçe yeryüzüne dağılıyor.Garbın çürümüş, kokmuş, tefessüh etmiş, bâtıl formülleriyle mi bu tauna çare bulunacak ? Yoksa İslâm cemiyetinin ter ü taze iman esaslarıyla mı?

Evet cevap İslam. Papa bu gerçeği gördüğü için, islamın bu kadar hızlı yayıldığından dehşete düştüğü için, ve bunu engellemek için islamı ortaçağ zihniyetindeymiş gibi gösterip "İşte İslam Budur" deyip adeta içindeki kini nefreti tüm islam alemine kusarak, söylediği bu sözün neticelerinden doğacak haklı tepkileri ve taşkınlıkları sessiz sedasız bir biçimde gözleyip, islama teveccüh eden manevi buhrandaki hristiyan alemine "İşte müslümanlar, işte islam, işte yobazlar, bakın nasıl da yakıp yıkıyor, Ben demedim mi" diyecektir.

Müslüman bunun karşısında ne yapmalı. Tabiki ferasetli olmalı. Haklı iken haksız duruma düşmeden tepkisini islam terbiyesi çerçevesinde dile getirmeli, onları silahı ile onları vurup, dinimize saldırdıkları cepheden yani onların barbarlıklarını islamın hoşgörüsüne insana verdiği değeri anlatarak dik bir duruşla dinini savunmalıdır.

İşte benim anladığım tek şey budur.
musaeken Üye
Üyelik: 2005-10-31 Herkese açık mesaj: 409
#20520


alıntı:
"quote" style="width: 80%; height: 1592px" coskun demişki:
Maalesef Papa olayı kesinlikle bilinçli ve maksatlı yapılmış bişeydir. Kazara veya aptalca söylenen bir söz değil gayet mantıklı gayet intizamlı ve zamanlaması çok güzel olarak söylenmiştir. Bu olay nedir ? eski dilde (yani eskimeyen dil osmanlıca) kerru fer harbidir. Yani vur kaç. Şimdi adamlar bastılar düğmeye ve bekleyin görün dediler.

Maksat nedir ?

Şimdi burda sayfalarca yazmaya kalksak yeridir ama kısa ve öz olarak.

Kuran'ın en büyük mucizelerinden biri de Şebabiyeti yani genç kalmasıdır. Asırlar geçtikçe, dünya yaşlandıkça kuran gençleşiyor. Hazır medeniyette, bunca teknolojiye bunca sefahate bunca uğraşa rağmen maneviyatta kendini tatmin edemeyenler çareyi inançta aramakta, ve içinde bulunduğusıkıntı ile çeşitli yollara başvuraraksonuçta hakkı bulmakta, bazen dehak zannedip sapıklığa düşmektedirler. Son zamanlarda hristiyan alemi içinde oluşan ve oluşmayabaşlayan tarikatlar bunun en büyük örneğidir.

Cenabı hak insanı öyle mükemmel bir surette yaratmıştır ki onun istek ve arzuları ebede kadar uzanmaktadır. Mesela bir çiçeği sevdiği ve istediği gibi bir baharı da ister dahası cenneti yani ebedi baharı ister. Evet insandaki en büyük arzu Ebedi yaşam arzusudur. Kısa bir örnek vereyim genç görünmek için yüzüne 20 defa estetik ameliyat yaptıranlar var. Ben bu insanları kesinlikle bu arzusundan dolayı kınamıyorum çünkü Ebedi yaşamak isteği onlara ve herkese allah tarafından verilmiştir. Yanlış ise fani olan bu dünyada ebedi aramaktır.

Mecnun'un leylaya olan mecazi aşkı, nasıl zamanla aşkı hakikiye yani allah aşkına dönmüş ise insan, bu tatmin edilemeyen sonsuz arzularını fani olan bu alemden bakiye çevirip allahı ve ahireti bulunca bütün sıkıntılarından kurtulmuş olacaktır.

Evet dünya büyük bir manevi buhran giçiren, manevi temelleri sarsılan garbcemiyeti içinde doğan bir hastalık, bir veba, bir tâun felâketi, gittikçe yeryüzüne dağılıyor.Garbın çürümüş, kokmuş, tefessüh etmiş, bâtıl formülleriyle mi bu tauna çare bulunacak ? Yoksa İslâm cemiyetinin ter ü taze iman esaslarıyla mı?

Evet cevap İslam. Papa bu gerçeği gördüğü için, islamın bu kadar hızlı yayıldığından dehşete düştüğü için, ve bunu engellemek için islamı ortaçağ zihniyetindeymiş gibi gösterip "İşte İslam Budur" deyip adeta içindeki kini nefreti tüm islam alemine kusarak, söylediği bu sözün neticelerinden doğacak haklı tepkileri ve taşkınlıkları sessiz sedasız bir biçimde gözleyip, islama teveccüh eden manevi buhrandaki hristiyan alemine "İşte müslümanlar, işte islam, işte yobazlar, bakın nasıl da yakıp yıkıyor, Ben demedim mi" diyecektir.

Müslüman bunun karşısında ne yapmalı. Tabiki ferasetli olmalı. Haklı iken haksız duruma düşmeden tepkisini islam terbiyesi çerçevesinde dile getirmeli, onları silahı ile onları vurup, dinimize saldırdıkları cepheden yani onların barbarlıklarını islamın hoşgörüsüne insana verdiği değeri anlatarak dik bir duruşla dinini savunmalıdır.

İşte benim anladığım tek şey budur.

mükemmel bir yorum! eklenecek tek cümle belki şu olur:"istikbal inkılabatları içinde en gür sada islamın sadası olacaktır,ümitvar olunuz."

ibrahim Üye
Üyelik: 2001-12-18 Herkese açık mesaj: 2.407
#20523
Ben de Coşkun abimin dediğine aynen katılıyorum, ve de her ne kadar papanın söyledikleri kabul edilemez ise de bizler hoşgörü sınırımızı aşmamamız ve o cahilin söylediklerini doğrulamamamız gerek, dinimiz hoşgörü dinidir, insanları seven saygı gösteren bir dindir...ve de Hz. mevlananın ne olursan ol yine gel dediği gibi bizler papaya ve yandaşlarına böyle kanlı bıçaklı tepkilerle değil davranışlarımız ve islamiyeti onlara olduğu gibi göstererek cevap vermeliyiz
ibrahim utkan Üye
Üyelik: 2004-08-21 Herkese açık mesaj: 160
#20537
"postbody" Prof. Dr. Yusuf Kardavi

“Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”
Dünya Müslüman Alimler Birliği yayımladığı bildiride Papa 16. Benediktus’un İslam dini ve Rasulullah SAS hakkındaki iddialarını reddetti. Birlik başkanı Prof. Dr. Yusuf Kardavi papanın özür dilemesini istedi. Prof. Kardavi imzasıyla yayımlanan açıklamayı Hamid Haliloğulları, Milli Gazete okurları için terceme etti:

Papa 16. Benediktus’un son olarak Almanya’ya yaptığı ziyaret sırasında İslam dini ve İslam’ın akıl ile ve şiddet hareketleriyle ilişkisi hakkında yaptığı açıklamalar beni ve yeryüzündeki bütün Müslümanları şaşırttı. Hıristiyan dünyasının bu en büyük din adamından beklerdik ki 14 asırdır devam eden ve bugün bir buçuk milyarlık bir kitlenin mensup olduğu İslam dini hakkında konuşurken, Allah’ın insanlığa gönderdiği son ilahi kitap olan ve bugün de Peygamberimiz SAS’e gelen şekli aynen elimizde bulunan, yeryüzünde milyonlarca hafız tarafından ezbere bilinen Kur’an’dan bahsederken aceleci değil teennî sahibi olsun, ağırbaşlıca konuyu iyice gözden geçirsin, bu işlerin ehli ile istişare etsin. Ama 1969 senesinden beri Ratisbon Üniversitesinde Lahut ve İnanç Tarihi dersini okuttuğu söylenen Papa, acele olarak İslamı tenkite kalkıp hatta onun gibi birinin ağzından çıkması yakışık almayan bir şekilde İslam inançlarına ve hükümlerine hücum etmiştir. 200 binden fazla bir kalabalık kitle önünde yaptığı konuşmada Papa, İslamın mukaddes kitabına hiç müracaat etmeden, Peygamberimiz Hz. Muhammed SAS’in o konudaki açıklamalarına bakmadan, 14. asırda zamanın Bizans imparatoru ile İranlı bir aydın Müslüman arasında geçtiği iddia edilen konuşmayı nakletmekle yetinmiş. İmparator demiş ki: “Muhammed’in getirdiği yeni bir şey var mı, göster bana? Dini kılıçla yayma emri gibi kötü ve insanlık dışı şey dışında hiç bir şey gösteremezsin.” Papa, İranlı Müslümanın ne cevap verdiğine de değinmemiş.

Ama Papa unutuyor kendisinden önce Hıristiyanlığın ve Yahudiliğin getirmediği pek çok şeyi getirdi Hz. Muhammed yeni olarak. Ruh ile maddeyi, dünya ile ahireti, aklın nuru ile vahyin nurunu uyumlu bir şekilde o kaynaştırdı. O ferd ile toplum, hak ve görev arasındaki dengeyi kurdu. Hem bir toplumun çeşitli tabakaları arasında, hem de topluluklar ve halklar arasında kardeşlikler tesis etti. İslam’ın mukaddes kitabı Kur’an’da Allah Teala:” Ey insanlar, muhakkak biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Sizi milletler ve kabileler haline koyduk ki birbirinizi kolayca tanıyasınız.”(Hucurat Suresi,13) buyurmakta.

İslâm barış dinidir

İslam kötülüğe ancak misliyle karşılık verme kuralını getirdi, insanları affetmeye teşvik etti, barışa çağırdı, aynı zamanda savaş için de hazır olmayı emretti. “O hazırlık ile Allah düşmanlarını ve sizin düşmanlarınızı yıldırasınız diye.” (Enfal Suresi, 60) Kadına karşı insaflı davrandı, kadına bir insan, bir dişi, bir kız evladı, bir anne ve toplumun bir üyesi olarak değer verdi. Yahudiliğin koyduğu bir çok ağır yükümlülükleri İslam kaldırdı: “O peygamber onlara temiz şeyleri helal, murdar ve çirkin şeyleri de haram kılar, onların ağır yüklerini indirir, zor tekliflerini hafifletir.” (Araf Suresi, 157)

Papanın imparatordan naklen diyerek söylediği : “Muhammed dini kılıçla yayma emri gibi kötü ve insanlık dışı emirler dışında hiçbir yeni şey getirmedi.” sözü, sırf cehalete veya sırf yalana dayalı bir sözdür. Hz. Muhammed SAS kadar kötülüğe karşı savaş vermiş, daima hayra davet etmiş, insan değerini tanımayı mecbur tutmuş, insan fıtratına saygı göstermiş bir insan yeryüzüne gelmemiştir. Allah Teala Kur’an’ında onu “bütün alemlere rahmet” olarak gönderdiğini bildirmekteyken şimdi kalkıp da Peygamberimizin dini kılıçla yaymayı emrettiğini iddia etmek büyük bir yalandır.

Kur’an’da ona verilen emir: “Rabbinin yoluna hikmetle, güzel öğütle çağır, en güzel şekilde onlarla tartış.” (Nahl Suresi,125) ayetinde açıkça görülür. Gerçek şudur ki, İslam kılıçla galip gelmedi, aksine ilk günden itibaren kendi yüzüne karşı çekilen kılıca galip geldi. 13 sene Allah yolunda ezalara, cefalara, fitnelere, ibtilalara katlandı, sabretti. Nihayet: “Haksızlığa uğratılarak kendilerine savaş açılan kimselerin karşı koyup savaşmasına izin verilmiştir. Allah onlara yardım etmeye elbette kadirdir. Onlar haksız yere ve “Rabbimiz Allah’dır dediler” diye yurtlarından çıkarılmışlardır.” (Hac Suresi,39-40) ayeti indi. İslam dini, cihadı nefsi müdafaa, kendini savunma amacıyla, fitneye karşı koymak için farz kıldı. Fitne ise öldürmekten daha şiddetli ve daha büyük bir günahtır.

Bunun için Allah Teala buyurdu ki: “Sizinle savaşanlarla Allah yolunda savaşın, aşırı gitmeyin. Allah aşırı gidenleri sevmez.” (Bakara Suresi,190) “Eğer sizden uzak durur, sizinle savaşmaz, size barış teklif ederlerse Allah onlara dokunmanıza izin vermez.” (Nisa Suresi,90)

İslam dini, zorlama yoluyla dine girenin imanını muteber saymaz. Nitekim Allah Teala: “Dinde zorlama yoktur. Artık hak ile batıl iyice ayrılmıştır.” (Bakara Suresi,256) buyurur.

Papa Kitab-ı Mukaddes’te Tevrat’ın Tesniye Bölümündeki şu cümlelere ne der acaba? “Musa ve beraberindekilerin girdikleri beldedeki bütün erkekleri kılıçla öldürmeleri gerekir. Arzı mevud ülkelerinde ise dinen matlup olan tek bir canlı bile bırakmamalarıdır.” İşte bu soykırım ve toptan yok etme kuralını Avrupalı Hıristiyanlar Amerika’ya girdiklerinde Kızılderili yerlilere karşı uyguladılar, Avustralya’ya girince oranın yerli halkı üzerinde uyguladılar.

Gönlümüz isterdi ki Papa, İslam dininden ve İslam Peygamberinden söz ederken kendini böyle güdük laflardan uzak tutsun.

Bazı Müslümanların Filistin’deki, Lübnan’daki, Irak’taki ve benzeri başka yerlerdeki düşman işgaline karşı sergilediği milli direnişteki bazı şiddet hareketleri, bütün dinlerin, kanunların, ahlakın kabul ettiği meşru müdafaa hareketlerdir. Bunlara şiddet veya terör demek açık bir zulümdür, gerçekleri tahrif etmektir.

11 Eylül gibi diğer bazı şiddet hareketlerini ise zaten Müslümanlar büyük çoğunlukla kınadı ve reddetti. Bu türden olan gayrı meşru şiddetlerin en büyük sebebi ise her tarafta Müslümanların başına gelen ve batıdaki din adamlarının sustuğu, bazen da onayladığı çeşitli zulümler olagelmiştir. Papa geniş bir kitle önünde yaptığı konuşmada: “İslam inancında Allah’ın yüceliği mutlaktır, onun meşîeti, iradesi bizim dediklerimizden hiç biriyle, hatta akılla bile irtibatlı değildir.”

Ve Grek felsefesi ile dopdolu Hıristiyan düşüncesi ile karşılaştırma yapıp İslam’ın akılla uyumlu olmadığı yönünde açıklamalarda bulunuyor.

İslâm’ın kaynağı vahiy ve akıldır

Hıristiyanların büyüğü olan bu zat kendisi biraz zahmet edip veya tabilerinden birine görev verip de İslam’ın birinci kaynağı olan Kur’an’a müracaat etseydi, aklı yücelten, aklın değerini bildiren, düşünmeyi ve araştırmayı emreden, inanç alanında zannı reddeden, heva ve hevesi, atalara körü körüne uymayı, kibir ve gururu reddeden yüzlerce âyet bulurdu. Hatta bazı kitaplarımızda: “Tefekkür, İslami bir farizadır.” kuralının yazılı olduğunu görürlerdi.

Şu ayetler bile kâfidir bu konuda: “De ki: Size tek bir öğüdüm var: Allah için ikişer ikişer ve tek tek kalkınız, sonra düşününüz.” (Sebe’ Suresi,46) “Düşünmüyorlar mı göklerin ve yerin hükümranlığını, Allahın yarattığı her şeyi..?” (Araf Suresi, 185)

Papa, Eş’arî, Maturidî, Bakıllanî, Cuveynî, Gazalî, Razî, Âmidî..gibi yüzlerce İslam önder ve imamının sözlerine baksaydı, onların şöyle dediklerini görürdü: “Akıl, naklin temelidir, akıl olmasaydı nakil ayakta duramazdı, vahiy de sabit olmazdı. Çünkü peygamberlik, ancak akıl ile sabit olur, peygamberlik de belirli bir kişide ancak akıl ile gerçekleşir.” İslam âlimlerinden tahkik sahibi olanlar, Cevhere isimli kitabın müellifinin de dediği gibi aklını çalıştırıp icmalen de olsa deliller üzerinde düşünmeksizin atalarını taklid ederek İslam’a iman edeni kabul etmezler. Çünkü tevhid konusunda taklidçi olanın imanı tereddütsüz değildir.

İslam ile Hıristiyanlık arasından karşılaştırma yapmak istesek görürüz ki asıl Hıristiyanlık dini inançları konusunda akla en ufak bir yer vermez, Hıristiyanlık öğretileri der ki: “İnan, sonra öğren, sen kör olarak iman et, gözünü yum sonra bana uy.” Halbuki İslam dininde bilmek, imandan önce gelir, yani iman bilginin meyvesidir. Nitekim Allah Teala: “Bu, kendilerine ilim verilenlerin Kur’an’ın senin Rabbinden bir gerçek olduğunu bilip de ona inanmaları ve ona gönül bağlamaları içindir” (Hac Suresi,54) buyurur. Yani (bilip de ona inanmaları ve gönüllerini bağlamaları) özellikle belirtiliyor.

Eğer İslam aklı inkâr veya ihmal etseydi Müslümanlar ilim ile imanı, maddi ibda’ ile ruhi yüceliği bir araya getiren ve insanlığın sekiz asırdan fazla bir müddet kendisinden beslendiği, Avrupa’nın Aristo’nun kıyasi metodu yerine araştırmacı deneme metodunu kendisinden aldığı o muhteşem medeniyeti nasıl kurabilirdi?! Bunun böyle olduğuna Gustave Lebon, Pierre Begolef, George Sareton.. gibi nice bilim tarihçisi Avrupalı şahitlik etmekte. Aristo felsefesini Avrupa, allame İbn Rüşd gibi bir fakih-filozof tarafından şerh edilmiş olarak İslam medeniyetinden öğrendi. İbn Rüşd olmayaydı, Avrupalılar Aristo’yu tanımazlardı.

Papa’nın “İslam’da Allah’ın iradesini hiçbir şey sınırlamaz.” sözü icmalen sahihtir. Ancak İslam âlimlerinin ittifak ettiği bir husus daha vardır: Allahın meşieti ve iradesi, hikmetle bağlantılıdır, hikmetten ayrılmaz. O, hikmete aykırı bir şeyi dilemez. Kur’an’da defalarca geçen bir ismi de Hakim=Hikmet sahibi’dir. O, yarattığında da hikmet sahibidir, hüküm verdiğinde de hikmet sahibidir, hiçbir şeyi batıl olarak yaratmaz, hiçbir hükmü rast gele, hikmetsiz olarak vermez O. Allah Teala, halka hayır ve faydalı olan şeyleri yapar. İslam Peygamberi Rabbine yakarırken bunu şöyle ifade eder: “Hayır sendendir, şer senin huzuruna yükselmez.” Hatta Müslüman kelam ilmi alimlerinden olan Mutezile grubuna göre halk için yararlı ve iyi olanı yaratmak Allah Teala hakkında gereklidir.

Zaten İslam ve Müslümanlar hakkında ihmal, kuruntu veya daha fazlası gözüken tuhaf ve olumsuz tavrını ilk defa takınmıyor bu zat. Papa seçildikten sonra 2005 yılı Nisan ayı sonlarında idare ettiği ilk âyinde Müslümanları bir tek kelime ile anmadığı halde Yahudi halkını sevgi ve takdir ifadeleriyle “aziz kardeşlerim” diye özellikle belirtmişti. Geçen Ağustos sonunda Almanya’nın Köln şehrinde Dünya Gençlik Gününde o şehrin kardinalliğinde Müslüman topluluğun temsilcileri ile bir araya geldiğinde ise gençlere, terörün yaygınlaşması konusu ile çok meşgul olduğunu belirtmiş, Müslümanların kalplerindeki kini sökmelerinin, bütün taassup görünümlerine karşı ve aralarından çıkabilecek şiddet hareketleri ile mücadele etmelerinin gerektiğini vurgulamıştı. O azarlayıcı bir ses tonunda ilettiği ve terörün kaynakları ve sebepleri hakkında dar bir görüşü, basit bir anlayışı yansıtan konuşması da Müslüman gençlerin gönlünde kötü bir etki bırakmıştı.

Papa aynı şekilde ABD’de mukim, İslam ve Müslümanlar aleyhine yazıları ve kitaplarıyla tanınan “Mutedil İslam ile aşırı İslam arasında hiçbir fark yoktur, İslam’ın hepsi radikaldir, İslam ile Hıristiyanlık arasındaki fark köklüdür.” diyen İtalyan kadın yazar Oriana Fallaci’yi de özel olarak kabul etmişti.

Bütün bu tavırlar Müslümanlara karşı olumsuz bir tavır idi. Ama bugün iş bizzat İslamla alakalıdır.

Halbuki biz Müslümanlar, Hıristiyanları Müslümanlara daha yakın sayarız. Peygamberimiz SAS: “Ben, Meryem oğlu İsa’ya insanların en yakın olanıyım.” buyurmuştur. Kur’an’da Hz. Meryem hakkında Meryem Suresi, Mesih İsa AS’nın ailesi hakkında da Âl-i İmran Suresi bulunmaktadır. Kur’an’da gerek İsa AS’a, gerekse onun kitabı İncil’e özel bir yer verilir.

Biz krizi tırmandırmak istemeyiz, fakat olayla ilgili, bütün bunlardan maksadın ne olduğuna dair ikna edici bir açıklama bekliyoruz. Ve Hıristiyanların bu büyüğünden, dinlerini kötülediği için İslam ümmetinden özür dilemesini istiyoruz.

Yeni Haçlı Seferleri mi başlatılıyor?

Papadan çatışma ve çekişmeye değil dinler arasında olumlu diyaloga, medeniyetler arası gerçek bir diyaloga çağırmasını beklerdik. Biz daha önce Roma’daki Saint Gidio Cemiyeti tarafından yapılan İslam-Hıristiyanlık diyalogu için yapılan davete gittik.

Roma’da ve Barselona’da kilise alimleri ile beraber yapılan İslam-Hıristiyanlık zirve toplantılarına, Katar-Devha’da İslam-Hıristiyanlık Diyalog Konferansı’na da katıldık. Papa Cenapları, diyalog kapılarını kapamamızı ve yeni Haçlı Seferleri çatışmalarına hazırlanmamızı mı istiyor yoksa?

Bush zaten daha evvel Hıristiyan sağı adına bu savaşlara başladığını net olarak ilan etmişti. Biz ise barışa davet ediyoruz. Çünkü dinimiz bize barışı emretmektedir. Ama bize savaş dayatılırsa, o zaman kerhen de olsa savaşa gireriz. Kur’an’ımız : “Savaş – hoşunuza gitmediği halde – size farz kılındı. İhtimal ki hoşlanmadığınız şey sizin iyiliğinizedir.” (Bakara Suresi,216) buyurduğu gibi Peygamberimiz SAS de: “Düşmanla karşılaşmayı temenni etmeyin. Fakat karşılaştığınızda da sebat edin. Ve bilin ki cennet kılıçların gölgeleri altındadır.” (Buhari-Muslim hadisi) buyurur.

Biz taassuba değil hoşgörüye, şiddete değil yumuşaklığa, çatışmaya değil diyaloğa, savaşa değil barışa davet etmekteyiz.

Fakat hiç kimsenin inancımıza, dinimize, manevi değerlerimize hücum etmesini, Peygamber Efendimize SAS kötü bir söz söylemesini asla kabul etmeyiz. O durumlarda Allah Teala, kendimizi savunmamıza izin vermiştir, çünkü Allah zalimleri sevmez.
fearless27 Üye
Üyelik: 2006-09-23 Herkese açık mesaj: 1
#21170
selam arkadaşlar
ya biz farkında degiliz yada farkında olupta ses çıkarmıyoruz.papa mıdır nedir kurban olsun o papa kelimesine bu tür insanı nasıl papa ediyorlar aklıma ermiyor.Burda müsülmana yapılan hakeretlere ses çıkarmayan adam daha üstüne üstüne peygamber efendimize ne cürretler laf atıyor.Benim burda en çok kendime dert ettigim konu müsülmanların çaresizligi,dün haberlerde fransadaki camilere saldırılar düzenlenmişler camii duvarlarına küfürler yazmışlar nerde bu müsülmanların liderleri?
Ben inanıyorumki türkiyenın herhangi bi yerindeki kiliseye ters bi yazı yazsan hristiyanlar dünyayı ayaga kaldırır.
Onun için birlik lazım onca müsülman ölüyor hergün israil lübnana girdi binlerce insanları öldürdüler birleşmiş milletler,ABD,AB, ses çıkarmadı.Türkiye kuzey ıraka girmek istedi dünya ayaga kalktı ya.Ben diyorum ki bu hristiyanları müsülmanları sevmıyorlar en kralı bile örnek papa.onun için asla onlarla aynı yola başvurmamalıyız.Allah hakkımızda hayırlısını vesile etsin

Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.

WhatsApp iletişim