Genç Muhabbet

MUTLU BİR AŞK İÇİN 99 ADET ÖĞÜT

HakanSahin Üye
Üyelik: 2006-03-13 Herkese açık mesaj: 1.135
#94801
bunlardan birini uygulayıp mutlu olmayan varmı hala
nizip güzeli Üye
Üyelik: 2007-04-11 Herkese açık mesaj: 664
#95135
HakanSahin;94801 wrote:bunlardan birini uygulayıp mutlu olmayan varmı hala
hakan abi baya tecrübeli konuşuyorsunuzzz :D
a_Lee Üye
Üyelik: 2007-05-01 Herkese açık mesaj: 183
#95137
28. Birlikte duş alın. SADECE BUNUNLA MUTLU OLMAK İSTİYORUM:)
kelle Üye
Üyelik: 2007-08-25 Herkese açık mesaj: 59
#95472
bence basmakalıp şeylere gerek yok.yani şunu yapınca mutlu olurum bunu yapmayınca olamam olmamalı.aşk doğal olarak yaşanırsa,plansız olursa bence daha güzeldir....
sevill Üye
Üyelik: 2007-12-28 Herkese açık mesaj: 474
#122332
bu 99 maddeyi kimse uygulamaz kesinlikle herkes kendi aşkına bakar.Bunları ne sadece erkekler uygular,ne de kız bence her iki taraf da uygulamalıdır çünkü aşk fedakarlık ister.Paylaşım için teşekkürler...
only_love Üye
Üyelik: 2007-08-01 Herkese açık mesaj: 2.247
#122369
mutLu oLmak kendi eLinizde KuraLa MaDDE ye gerek yoq...!
halaf Üye
Üyelik: 2005-12-13 Herkese açık mesaj: 55
#124733
para olmadan bu dediklerinizin hepsi biraz zor olur : ama::::.:.... sevgi::: kalpten geçerek beyni besler beyin beslenirse kafa çalışır kafa da çalışırsa dünyanın tüm güzellikleri zenginlikleri ayağınızın dibinde size köle olur konu için teşekkürler
zamansız Üye
Üyelik: 2008-08-11 Herkese açık mesaj: 123
#142465
valla 99 degıl bir sürü şey uyguladık mutlu olmak için ama gene boşa çıktı...
AHMETK Üye
Üyelik: 2007-05-24 Herkese açık mesaj: 11
#206240
HER ASKIN BIR KURAALI VAR Şems TEBRİZİN 'in Kırk kuralı. Birinci kural Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimiz nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet Tanrı dendi mi öncelşikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sen de korku ve utanç içindesin çoğunlukla. Yok eğer, Tanrı dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir." İkinci kural Hak yolunda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil. Kılavuzun daima yüreğin olsun, omzun üstündeki kafan değil. Nefsini bilenlerden ol, silenlerden değil.. Üçüncü Kural Kuran dört seviyede okunabilir. İlk seviye zahirî manadır. sonraki batınî mana. Üçüncüsü Batınînin baıtnîsidir. Dördüncü seviye o kadar derindir ki, kelimeler kifayetsiz kalır tarif etmeye.. Dördüncü kural Kâinattaki her zerrede Allah'ın sıfatlarını bulabilirsin, çünkü O camide, mescitte, kilisede, havrada değil, her an her yerdedir. Allah'ı görüp yaşayan olmadığı gibi, O'nu görüp ölen de yoktur. Kim O'nu bulursa, sonsuza dek O'nda kalır. Beşinci KuralAklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. "Aman sakın kendini" diye tembihler. Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği: "Bırak kendini, ko gitsin!" Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var! Altıncı Kural Şu dünyadaki çatışma, önyargı ve husumetlerin çoğu dilden kaynaklanır: Sen sen ol; kelimelere fazla takılma. Aşk diyarında dil zaten hükmünü yitirir. aşk dilsiz olur. Yedinci Kural Şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak, Hakikat’i keşfedemezsin. Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin Sekizinci Kural Başına ne gelirse gelsin, karamsarlığa kapılma. Bütün kapılar kapansa bile, sonunda O sana kimsenin bilmediği gizli bir patika açar. Sen şu anda göremesen de, dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var. Şükret! İstediğini elde edince şükretmek kolaydır. Sufi, dileği gerçekleşmediğinde de şükredebilendir. Dokuzuncu Kural Sabretmek öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir. Allah aşıkları sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer, hazmeder. Ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir Onuncu Kural Ne yöne gidersen git, -Doğu, Batı, Kuzey ya da Güney- çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olarak düşün! Kendi içine yolculuk eden kişi, sonunda arzı dolaşır On Birinci KuralEbe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz, ana rahminden bebeğe yol açılmaz. Senden yepyeni ve taptaze bir “sen” zuhur edebilmesi için zorluklara, sancılara hazır olman gerekir On İkinci Kural Aşk bir seferdir. Bu sefere çıkan her yolcu, istese de istemese de, tepeden tırnağa değişir. Bu yollara dalıp da değişmeyen yoktur. On Üçüncü Kural Şu dünyada semadaki yıldızlardan daha fazla sayıda sahte hacı hoca şey şıh var. Hakiki mürşit seni kendi çine bakmaya ve nefsini aşıp kendindeki güzellikleri bir bir keşfetmeye yönlendirir: tutup da ona hayran olmaya değil. On dördüncü kural Hakkın karşısına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın. "Düzenim bozulur; hayatımın altı üstüne gelir" diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?" On beşinci kural Allah içte ve dışta her an hepimizi tamama erdirmekle meşguldür. Tek tek her birimiz tamamlanmamış birer sanat eseriyiz. Yaşadığımız her hadise, atlattığımız her badire eksiklerimizi gidermek için tasarlanmıştır. Rab noksanlarımızla ayrı ayrı uğraşır çünkü beşeriyet denen eser, kusursuzluğu hedefler. On altıncı kural Kusursuzdur ya Allah, O'nu sevmek kolaydır. Zor olan hatasıyla sevabıyla fani olan insanları sevmektir. Unutma ki kişi bir şeyi ancak sevdiği ölçüde bilebilir. Demek ki ki hakikaten kucaklamadan ötekini, Yaradan'dan ötürü yaradılanı sevmeden, ne layıkıyla bilebilir, ne layıkıyla sevebilirsin. On yedinci kural Esas kirlilik, dışta değil, içte, kisvede değil kalpte olur. Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün, yıkandı mı temizlenir, suyla arınır. Yıkamakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir. On sekizinci kural Tüm kainat olanca katmanları ve karmaşasıyla insanın içinde gizlenmiştir. Şeytan, dışımızda bizi ayartmayı bekleyen korkunç bir mahluk değil, bizzat içimizde bir sestir. Şeytanı kendinde ara; dışında, başkalarında değil. Ve unutma ki nefsini bilen Rabbini bilir. Başkalarıyla değil, sadece kendiyle uğraşan insan, sonunda mükafat olarak Yaradan'ı tanır. On dokuzuncu kural Başkalarından saygı, ilgi ya da sevgi bekliyorsan, öncr sırasıyla kendine borçlusun bunları. Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değildir. Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı mı, sevin. Yakında gül yollayacak demektir. Yirminci Kural Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir. Yirmi birinci kural Hepimiz farklı sıfatlarla sıfatlandırıldık. Şayet Allah herkesin tıpatıp aynı olmasını isteseydi, hiç şüphesi öyle yapardı. Farklılıklara saygı göstermemek, kendi doğrularını başkalarına dayatmaya kalkmak, Hakkın mukaddes nizamına saygısızlık demektir. Yirmi ikinci kural Hakiki Allah aşığı bir meyhaneye girdi mi orası ona namazgah olur. Ama Bekri aynı namazgaha girdi mi orası ona meyhane olur. Şu hayatta ne yaparsak yapalım; niyetimizdir farkı yaratan, suret ile yaftalar değil. Yirmi üçüncü kuralYaşadığımız hayat elimize tutuşturulmuş rengaren ve emanet bir oyuncaktan ibarettir. Kimisi oyuncağı o kadar ciddiye alır ki ağlar, perişan olur onun için. Kimisi eline alır almaz şöyle bir kurcalar oyuncağı, kırar ve atar. Ya aşırı kıymet verir, ya kıymet bilmeyiz. Aşırılıklardan uzak dur. Sufi ne ifrattadır ne tefritte. sufi daima orta yerinde... Yirmi dördüncü kural Madem ki insan eşref-i mahlukattır, yani varlıkların en şereflisi, attığı her adımda Allah'ın yeryüzündeki halifesini hatırlayarak buna yakışır soylulukla hareket etmelidir. İnsan yoksul düşse, iftiraya uğrasa, hapse girse, hatta esir olsa bile, gene de başı dik, gözü pek, gönlü emin bir halife gibi davranmaktan vazgeçmemelidir." Yirmi beşinci kural Cenneti ve cehennemi illâ ki gelecekte arama. İkisi de şu an burada mevcut. Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeyi başarsak, cennetteyiz aslında. Ne vakit birileriyle kavgaya tutuşsak; nefrete, hasede ve kine bulaşsak, tepetaklak cehenneme düşüveririz. Yirmi altıncı kural Kâinat yekvücut, tek varlıktır. Her şey ve herkes görünmez iplerle birbirine bağlıdır. Sakın kimsenin ahını alma; bir başkasının, hele hele senden zayıf olanın canını yakma. Unutma ki dünyanın öte ucunda tek bir insanın kaderi, tüm insanlığı mutsuz edebilir. Ve bir kişinin saadeti, herkesin yüzünü güldürebilir. Yirmi yedinci kural Şu dünya bir dağ gibidir, ona nasıl seslenirsen o da sana sesleri öyle aksettirir. Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır. Şer çıkarsa, sana gerisin geri yankılanır. Öyleyse kim senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece sadece güzel sözler et. Kırk günün sonunda göreceksin her şey değişmiş olacak. Senin gönlün değişirse, dünya değişir. Yirmi sekizinci kuralGeçmiş, zihinlerimizi kaplayan bir sis bulutundan ibaret. Gelecek ise başı başına bir hayal perdesi. Ne geleceğimizi bilir, ne geçmişimizi değiştirebiliriz. Sufi daima şu an'ın hakikatini yaşar. Yirmi dokuzuncu kuralKader, hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değidlir. Bu sebeple, "ne yapalım, kaderimiz böyle" deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergâh bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatının hakimisin ne de hayat karşısında çaresizsin. Otuzuncu kuralHakiki sufi öyle biridir ki başkaları tarafından kınansa, ayıplansa, dedikodusu yapılsa, hatta iftiraya uğrasa bile, o ağzını açıp da kimse hakkında kötü laf etmez. Sufi kusur görmez, kusur örter. Otuz birinci kural Hakk'a yakınlaşabilmek için, kadife gibi bir kalbe sahip olmalı. Her insan şu veya bu şekilde yumuşamayı öğrenir. Kimi bir kaza geçirir, kimi ölümcül bir hastalık; kimi ayreılık acısı çeker, kimi maddi kayıp... Hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren badireler atlatırız. Ama kimimiz bundaki hikmeti anlar ve yumuşar; kimimz ise, ne yazık ki daha da sertleşerek çıkar. Otuz ikinci kuralAranızdaki bütün perdeleri tek tek kaldır ki, Tanrı'ya saf bir aşkla bağlanabilesin. Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma. Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma! İnancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama! Otuz üçüncü kural Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken, sen HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl ki çömleği tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil, hiçlik bilincidir. Otuz dördüncü kural Hakk'a teslimiyet ne zayıflık ne edilgenlik demektir. Tam tersine, böylesi bir teslimiyet son derece güçlü olmayı gerektirir. Teslim olan insan çalkantılı ve girdaplı sularda debelenmeyi bırakır;emin bir beldede yaşar. Otuz beşinci kural Şu hayatta ancak tezatlarla ilerleyebiliriz. Mümin içindeki münkirle tanışmalı, Tanrıya inanmayan kişi ise içindeki inananla. İnsan-ı kâmil mertebesine varana kadar gıdım gıdım ilerler kişi. Ve ancak tezatları kucaklayabildiği ölçüde olgunlaşır. Otuz altıncı kural Hileden, desiseden endişe etme. Eğer birileri sana tuzak kuruyor, zarar vermek istiyorsa, Tanrı da onlara tuzak kuruyordur. Çukur kazanlar o çukura kendileri düşer. Bu sistem karşılıklar esasına göre işler. Ne bir katre hayır karşılıksız kalır, ne de bir katre şer. O'nun bilgisi dışında yaprak bile kıpırdamaz. Sen sadece buna inan! Otuz yedinci kural Tanrı kılı kırk yararak çalışan bir saat ustasıdır. O kadar dakiktir ki sayesinde her şey tam zamanında olur. Ne bir saniye erken, ne bir saniye geç. Her insan için bir âşık olma zamanı vardır, bir de ölmek zamanı. Otuz sekizinci kural "Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım?" diye sormak için hiçbir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek güzel. Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa, yazık. Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli. Otuz dokuzuncu kural Noktalar sürekli değişse de bütün aynıdır. Bu dünyadan giden her hırsız için bir hırsız daha doğar. Ölen her dürüst insanın yerini bir dürüst insan alır. Hem bütün hiçbir zaman bozulmaz, her şey yerli yerinde kalır, merkezinde... Hem de bir günden bir güne hiçbir şey aynı olmaz. Ölen her sufi için bir Sufi daha doğar. Kırkıncı Kural Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım mecazi mi, yoksa dünyevi semavi ya da cismani mi diye sorma! Ayrımlar ayrımları doğurur. AŞK’ın ise hiçbir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur. Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır merkezinde, ya da dışındaısındır, hasretinde…
nizipli_mehmet Üye
Üyelik: 2005-10-03 Herkese açık mesaj: 8.461
#222979
Şems TEBRİZİN bunlar daha iyimiş...

Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.

WhatsApp iletişim