bu da ressamın kaleminden dökülenler HAYATLA YÜZLEŞME Acısıyla tatlısıyla kocaman görünen Ama aslıda bir arpa boyu olan hayatla yüzleşmek Kimin hayatında pembe yalanlar yoktur Ne yaşadık bunca gündür kimleri kırdık Kimleri sevindirdik kimlere yolumuzu beklettik Belki hatırlamayız bile çoğumuz Kırlarda koşup gelincikler topladığını Hani çocukluk günlerinden kalan kırık dökük anılarımız Bebekliğimiz ailemiz, uykusuz bıraktırdığımız geceler Sonra okul çağımız, üzdüğüm öğretmenim Yağan yağmur altında Arap kızı camdan bakıyor diye koştuğumuzu Kovalamaç, ip atladığım top oynadığım arkadaşlarım Ergenlik çağlarına gelince kalbimizde kıpırtılar başlar tabiat gereği Artık karşı cinse ilgisiz değiliz ya kırılan kalpler Yıkılan hayaller hüsrana uğradıklarımız hayallerimiz Şimdi hazır mısınız hayatla yüzleşmeye Bana bu yeter deyip tahsilini yarım bırakanlar Hayır, okumak istiyorum deyipte şartlar gereği okuyamayanlar İpi göğüslemek için koşanlar hedefine varamayanlar Zirvede bayrağı çekenler zaferini kutlayanlar Hazır mısınız hayatla yüzleşmeye Hayatımızın baharını yaşarken kışı yaşamaya Yakınlarımızı kaybedişlerimiz Onları uğurlarken dökülen gözyaşlarımız Ben babam öldüğünde artık yaşayamam demiştim Onsuz bir hayat olamazdı, nefes alamazdım Ama bak yaşıyorum yaşam her şeyi unutturuyor insana Oğlunu askere davulla uğurlayan ana Onun bayrağa sarılı gelişini görünce yıkılışını Yine dağlarda mor kırmızı çiçekler açıyor, kuşlar ötüp nağme yapıyor Şimdi hazır mısınız hayatla yüzleşmeye RESSAM- FATMA ŞENEL BENLİER
DÜN GECE RÜYAMDA SENİ GÖRDÜM Yemyeşil kırlarda koşuyor, sarı saçlarını O hırçın esen rüzgâra karşı, isyan edercesine savuruyordun Dudakların kırmızısına, benzeyen gelincikler vardı ellerinde Koşuyordum arkandan her zamanki gibi Ama hep elimden kaçırıyordum Dün gece rüyamda seni gördüm Ağaçlar arasında akan o serin derede sularla oynaşıyordun Tıpkı dallarını suya sarkıtan ağaç gibi O çiçekli Sümer bank basması eteğini belinde toplamıştın Sıyrılan eteğinden bacakların görünüyordu Dün gece rüyamda seni gördüm Gökyüzünde mavi bulutlar arasındaydın Her zamanki yüzündeki tebessümle bana bakıyordun Gözlerimden akan yaşlar deniz olmuştu sana ulaşamıyordum Çünkü sen melekler karışmıştın benim olan seni kaybetmiştim…… Ressam şenel benlier….
Gel yar, gel..
Kahır olsan da gel.
Ölüm olsan da gel, n'olur yar gel...
Gel ki dişleyeyim gerdanını , dişleyeyim de aşk kolyesi yapayım boynuna...
Gel yar.Ölüm olsan da kahır olsan da gel. Ve kal yar..kal yanımda.
Kal ki her gece yastığımda kursağıma takılan aşkın son bulsun..
Kal ki her gece içimde yanan sen , küllerimi savursun...
Ahh yar o ne anlamlı bakıştır sızlatır ince ince sol yanımı..Kal yar n'olur kal.
Kal ki dişleyeyim gerdanından azalsın sızlayan sol yanımın acısı...Kal yar kal yamacımda
Yine ahh yine vah yar...Sen ne anlarsın gönülden yar..Sadece seni sevdim yar, sadece seni.
Gel yar, kal yar, savur küllerimi...
Yazan:dontpanic ( elimin ayarı yok yazarım çizerim böyle işte.sonsuza kadar uzatabilirim ben yaw essah manyaqım ben )
Sevgileri yarınlara bıraktınız
Çekingen, tutuk, saygılı.
Bütün yakınlarınız
Sizi yanlış tanıdı.
Bitmeyen işler yüzünden
(Siz böyle olsun istemezdiniz)
Bir bakış bile yeterken anlatmaya herşeyi
Kalbinizi dolduran duygular
Kalbinizde kaldı
Siz geniş zamanlar umuyordunuz
Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
Yılların telaşlarda bu kadar çabuk
Geçeceği aklınıza gelmezdi.
Gizli bahçenizde
Açan çiçekler vardı,
Gecelerde ve yalnız.
Vermeye az buldunuz
Yahut vakit olmadı
yaşam öyle görünüyor ki solacak
gün be gün uzaklaşarak
içimde kaybolarak
hiçbir şey önemli değil , hiç kimse
yaşama isteğimi yitirdim
kalmadı verecek şeyim
benim için dahası yok
beni özgür kılacak sona ihtiyacım var
hiçbir şey eskisi gibi değil
içimden bir şeyler kaybolup gidiyor
ölümcül kayıp , gerçek olamaz bu
hissettiğim cehenneme dayanamıyorum
boşluk dolduruyor içimi
keder noktasına dek
büyüyen karanlık yutuyor şafağı
ben bendim , ama o gitti şimdi
sadece ben kurtarabilirim kendimi , ama çok geç
düşünemiyorum artık niçin denemem gerektiğini bile
dün hiç olmamış gibi görünüyor
ölüm sıcak karşılıyor beni , sadece elveda diyeceğim şimdi
HATIRLADIKÇA KAN DOLACAK GÖZLERİM EN DELİ ÇAĞIMDA KAYBETTİĞİM İZLERİM ÖLÜMÜMÜ BEKLEYEN ŞEREFSİZLERİN ÖLÜMÜ GÖSTERECEK ÖLÜLERİN EN KAHPESİNİ
KİN,NEFRET,ÖFKE, HIRS NE VARSA SALACAĞIM BİR BEN VARDIM BİR BEN HEP BÖYLE BİLECEĞİM YALNIZ DOĞDUM YAŞADIM VE ÖYLE ÖLECEĞİM KALBİM BİR DAĞBAŞINDA VERECEK SON NEFESİNİ
ADI SEVDAYDI Senin adın sevda olmalıydı Hatırlayınca yüzünün her bir halini Tavrını,edanı ve manasını gözlerinin En güzeli bile silinirdi isimlerin Sevda olsa gerekti adın… Dalga dalga ölürdü kötülükler Kaplardı yeryüzünü müthiş bir sükut Görse kıskanırdı cennettekiler Işığımın kaynağı zümrüt ve yakut Dünyamı aydınlatan yegane kadın… İçtikçe kendime geldiğim şarap Her gün yeniden boğulduğum deniz İnanmak kadar kutsal bildiğim Beni ebede götürecek iz Rehberimdir yaşamda attığın adım Öp öz sevdanın kendisi adın… Sensin güzelleştiren çilelerimi Kahrında aşkında ilahi emir… Cengiz Kılıçparlar
KAN AĞLARSIN
Tutma ellerimi üşürsün
Dokunma
Gelme yanıma ağlarsın
Göz yaşı yerine kan ağlarsın
Bakma yüzüme
Sarılma bana donarsın
Donup ağlarsın
Gülemezsin kan ağlarsın
Yüreğim donmuş
Volkanlar gibi yanan yüreğim
Donmuş
Güllerim ne soluyor nede açıyor
Onlarda donmuş
Koklama güllerimi
Koku alamaz ağlarsın
Göz yaşı yerine
KAN ağlarasın
Zamanı sıfırlayacağım hayatımda yarın Her şeye yeniden başlayacağım. İlk kez günaydın diyeceğim gökyüzüne İlk soluğumu alacağım yarın;ama şimdi değil Yarın. Yarın başlangıcı olacak hayatımın Gözlerimi açıp''Merhaba'' diyeceğim hayata. Ben de varım artık Ölümüne sevgi yarışına. İlk kez göreceğim annemi yarın. Sarılacağım onasevgimi haykıracağım. Ama şimdi değil yarın. Yarın umutlarım tanışacak istasyonlarla terminallerle Birer birer yolculuğa çıkacaklar. Bavulları mı? Onlar dünden hazır;ama yolculuk yarın.
Unutmuş olacağım seni yarın. Seninle kurduğum bütün hayaller Silinmiş olacak zihnimden Ben yeni maceralar üreteceğim düşümde yarın. Yok olacak uyandığımda mazi. Eflatunlar saracak etrafımı Pembe düşler misafir gelecek bana El sallayacağız beraber karanlığa Her gün bunlarla avutuyorum kendimi. Bugünü erteliyorum ben hep yarınlara. Ama olmuyor. Silinmiyor kalpteki yara. Bağlanmışken yürek geçmişe Umut besleyemiyor gözler geleceğe.
İyi geceler hayat! Bugün de seni yaşayamadım affet Ama belki yarın Yarın...
HAYALLERİM Görmeden inanıp iman ettiğim Yaklaştıkça uzayan yol hayallerim Her gün bulup bulup kaybettiğim Serabı tükenmez çöl hayallerim En güzel çağımı verdim onlara Kendime değildim yardım onlara Yer yüzünde bir tek derdim onlara Derde derman vermez bal hayallerim Bir zaman bel verdi yüceltti beni Sonra törpüledi inceltti beni Otuz üç yaşında kocalttı beni Akıntıya kapılmış sal hayallerim Uğruna neler kaybettim neler Ne aşklar,ne dostlar,kadim sevgiler Hep yarım sevdalar,aylar,seneler Suçunu demeye lal hayallerim On yıl var ki sabır ettim dayandım Bir rüyadan on yılda zor uyandım On yıl için için kavruldum,yandım Benden arta kalan kül hayallerim Cengiz Kılıçparlar
SANA SÖYLEDİKLERİM Senin sevdamı kabul etmemenin Deve kulağında bit etkisi olacak Ömrümde gördüğüm onca acı içinde Taşlaşmama bir parça katkısı olacak Bilemezsin neler gördüm geçirdim Sen gibi kaç ak güvercin uçurdum Gün oldu çıldırdım,aklım kaçırdım Bulamadım kadir kıymet bilecek Ben kimi sevdiysem canıma battı Kimler yok ki bende av eti tattı Öz kardeşim bile yakamdan tuttu Takat mı kaldı ki bende gülecek Sustu, muhtaç isem kimin sesine Çaresiz sığındım kendi nefsime Sanırlar bu devran dönmez tersine Mevki,makam kime baki kalacak Ben kendime geçtim sana çok erken Ne düşler öldürdüm uyku geçerken Ömrümden bir güneş daha göçerken Kim var ki karanlıklarda beni bulacak Denizi tek geçtim bir derede boğdular Ben öldükçe onlar yeniden doğdular Bilemedim hepsi ahir çağdılar Bana kıyanları sığmaz salacak Diyeceğim bu kadar güzel gözlü kız Bahtın açık olsun sözün özlü kız Bir gün benim gibi kalırsan yalnız Olmaz ya, olursa seni kim anlayacak? Cengiz Kılıçparlar
Yalnız bir adamın gözyaşıydı yazılmış dizeler Karanlıkta kayan bir yıldız misali, kimsesiz Henüz yazamadığı belki; en hüzünlü şiirler Bu gece yazılacak, sevgiliden habersiz…
Duyulursa kalemimin ağladığı her gece Sevgiliden bir seda duyulur mu dersin? Nakkaş gibi işleşem bu sevdayı hece hece Gece vakti rüyama girer mi dersin?...
Ne zaman kendimden söz açmaya kalkışsam Sevgili, mürekkep olup akar kalemimin ucundan Med cezir misali sevgili, işte böyle her akşam Bir senden dem vururum, bir de acı yalnızlıktan…
Akıp giden yılların kırmadan kalemini Kapanmaz gönül kapım bu aşkın rüzgarına Bu hüzzam şarkının getirmeden sonunu Durulmaz azgın sular, dinmesin bu fırtına…
Her gece yalnızlıkta açan “sevgili gülü” Sevgilinin nur yüzüdür zifirinde gecenin Bir dahaki açışında, bulunursa bir ölü Vuslatıdır sevgiliyle yalnız kalmış şairin…
Yağmurlar yağmıyor mu inceden ince Rüzgarlar esmiyor mu serince Bir sigara yakıyorum efkarlanarak Çıkıp karşıma sen geliyorsun Saçların ıslanmış oluyor “Gel” diyorum duymuyorsun beni bir türlü Seni böyle hayal meyal yaşamak çok zor Uzanıp tutsam diyorum incecik ellerinden Ellerim boşlukta kalıyor.
Bir gün çıkıp gideceksin Sonra arkandan yine ince bir yağmur yağacak Cadde cadde,sokak sokak Sayıklar gibi dolaşıp seni arayacağım Beni bir köşe başında ağlıyor bulacaklar. Saklamak zor olacak,çaresiz kalacağım Seni sevdiğimi anlayacaklar. Üstüme yağmurlar yağacak İnce bir dal gibi birden kopup kırılacağım Kaldırım taşlarında sıcaklığım kalacak Kahrolacağım.
Bu şiiri yağmur yağarken yazdım Ezanlar okunuyordu minarelerden Seni düşünmeseydim yağmurlu havalarda Sokaklara çıkmayı göze almazdım.
Yağmurlar yağmıyor mu inceden ince Rüzgarlar esmiyor mu serince Bir sigara yakıyorum efkarlanarak Çıkıp karşıma sen geliyorsun Saçların ıslanmış oluyor “Gel” diyorum duymuyorsun beni bir türlü Seni böyle hayal meyal yaşamak çok zor Uzanıp tutsam diyorum incecik ellerinden Ellerim boşlukta kalıyor.
Acaba Uyuyan göllere ay ışığında
Sevginin resmini çizsem kim anlar?
Tomurcuk ayrılıp, gül açtığında
Yağmurun saçını çözsem kim anlar?
***
Bir mekan kaplamış ne varsa nerde
Kendi ötesini saklar her perde
Sonsuzluğun sona erdiği yerde
Huduttan bir kulaç kazsam kim anlar?
***
Aşk, kömür beyazı; kin, süt karası
Eklenir yarama her dost yarası
Et oldum bıçakla kemik arası
Cellatla ahdimi bozsam kim anlar?
***
Doğumda yalan var, ölümde gerçek
Bir şeyler anlatır balık, kuş, çiçek
Kırık gönülleri toplayıp tek tek
Toplayıp göğsüme dizsem kim anlar?
***
Gün geldi zamanı gömdüm kabire
Dağ oldu aklımın verdiği fire
Bağlasam telaşı çelik zincire
Sabrın derisini yüzsem kim anlar?
***
İçte deprem olur dışın düğümü
İhlâssız çözülmez işin düğümü
Aklımdan geçeni, düşündüğümü
Okusam kim dinler, yazsam kim anlar?
La Tahzen, üzülme: Bir yanda korku bir yanda ümidin varsa iki kanatlı olursun.. Tek kanatlı uçulmaz zaten..
La Tahzen, Üzülme: Sopayla kilime vuranan gayesi kilimi dövmek degil üzerindeki tozu almaktır.
ALLAH sana dert vermekle üzerindeki tozu almak ister;neden kederlenirsin?
La Tahzen, Üzülme: Taş taşlıktan geçmedikçe parmaklara yüzük olmaz..
Yüzük olmak isteyen taş, ezilmeyi ,yontulmayı göze almalıdır..
nizipli_mehmet;205068 wrote:hocam uzun zaman sonra sizi tekrar sitede görmek çok güzel...
Mehmet, çok teşekkür ederim. Siteyi elimden geldiğince takip ediyorum, ama yazmaya pek vakit bulamıyorum. Aslına bakarsan ben de seni çoktandır göremiyordum sitede. Sen de benim gibi bu sayfayı özellikle takip edenlerdensin, farkındayım. İnşallah en güzel şiirlerimizi başka sitelerden önce her daim buralarda yayınlarız.
NOT: Davut hocamı ve yazısını nizip.com'da görmekten ziyadesiyle bahtiyar oldum.
Güneş
Kalbimin doğusundan doğuyor güneşi ruhumun Sevgilisinden ayrılmış bir kız kadar mahzun Elinden şekeri alınmış çocuk kadar mahsun Bilir misin güneş; nedir doğuşunun sebebi?
Güneş, belki yeni bir günü haber veriyor Belki sevgilisiz geçen bir günü daha Belki başlıyor bir gün, belki bitiyor kimine göre Güneş, çok şey anlatıyor özünde insana özünde…
Güneş, bilir misin yeni aşklara gebesin Bilir misin yeni hayatlar başlıyor hastanelerde Bir çocuk ağlamaya başlıyor çocuksu Annesi seviniyor özünden sevinç gözyaşlarıyla…
“Merhaba” dedirtirsin gelişinin tesiriyle Baharımsın, her ayrılığın ardından dönen Sen sevgilinin gözlerinin içindesin Bilir misin bakamam onlara, zira içimde haya Güneş, bilir misin sen; sevgilinin mazharısın…
Ah, içime işlediğini bilsen her gün sevgili kadar Sen benim her gün içimdeki sevgilim Unutma, her seher vakti gelişini beklerim Zira, sensin zifire karanlıklara katlanma sebebim Bir gün geleceğini gün gibi bilirim Bilesin, bilesin; bilirim…