1 Mart 1999 tarihinde Kanada’nın Ottawa şehrinde imzalanan Anti-Personel Mayınların Kullanımının, Depolanmasının, Üretiminin ve Devredilmesinin Yasaklanması ve Bunların İmhası ile İlgili Sözleşme kapsamında Türkiye ile Suriye arasındaki kara sınırında bulunan mayın ile patlamamış mühimmatın temizlenmesi, imha edilmesi ve elde edilecek arazilerin tarımsal amaçlı kullanılması işlemlerini düzenleyen kanun tasarısı, TBMM’de görüşülmeye başlandı.Üzun bir süredir bölge insanımızın gündemini işgal eden bu konu nihayet somut bir şekilde ele alınmıştır.Bu konu ile ilgili yaklaşık 3 yıldır haber ve makale yayınlıyoruz.Bölge halkının da çok büyük ümit ve beklentilerle takip ettigi gelişmeler inşaallah olumlu yönde sonuçlanacaktır.“Ottawa Sözleşmesi” olarak da bilinen söz konusu Sözleşmeyi bugüne kadar 142 ülke imzalamış, 122 ülke ise onaylamıştır. Bu çerçevede, söz konusu mayınların kullanılmaması ve ortak sınıra yakın bölgelerdeki mayınların temizlenmesi veya imha edilmesi amacıyla diğer sınır bölgelerimiz olan Bulgaristan ile 22 Mart 1999 tarihinde Sofya’da, Gürcistan ile ise 29 Ocak 2001 tarihinde Ankara’da birer Anlaşma imzalanmıştır. Bulgaristan ile imzalanan Anlaşmanın onay işlemleri her iki ülke tarafından da sonuçlandırılmış ve onay belgeleri 30 Ocak 2002 tarihinde Sofya’da teati edilmiştir. Buna bağlı olarak 2003’te Sözleşme uyarınca konuyla ilgili yasa mecliste kabul edilmiştir.TBMM görüşülmeye başlanan yasa tasarısı Suriye sınırını kapsamaktadır.En uzun kara sınırı olarak bilinen bu bölgenin mayınlardan temizlenmesi ile ilgili Kanun tasarısının yasalaşması halinde, Türkiye ile Suriye arasındaki yaklaşık 910 km. uzunluğunda ve ortalama 250-500 metre derinliğindeki mayınlı arazilerin beş yıl içerisinde temizlemesi ve ardından temizleme işlemini yapan kuruluşa 44 yıllığına tarım yapılması amacıyla verilmesini gündeme getirecektir.Şu anda TBMM de görüşülen yasa tasarısı mayınları temizleyen yabancı şirketlere bu alanların tahsis olanağını da sunuyor.Kanun Tasarısı üzerinde durulması gereken önemli konu, yaklaşık 216 bin dönüm (216 milyon metrekare) büyüklüğündeki bu arazinin yabancılardan ziyade toplumsal yarara nasıl dönüştürülebileceğidir.Mayınların temizlenmesiyle elde edilecek arazinin tarım yönünden önemi bilinmektedir. Bu toprak ve arazi, yaklaşık 50 yıldır dinlenmektedir, bakirdir ve organik tarım için biçilmiş kaftandır. Bölgeye iyi uyum sağlayacak Antep fıstığı,Zeytin, badem, buğday, ayçiçeği, bağ alanları, mısır, vb. ürünlerin organik olarak yetiştirilmesi olanaklıdır. İki Kıbrıs büyüklüğündeki bu arazide kırsal alan düzenlemesi yapılarak, toprak ve tarım reformu ile topraksız köylü ve çiftçiye toprak kazandırılmalıdır. Bu şekilde fakir bölge halkının da kalkındırılması sağlanmış olacaktır. Bu şekilde en az 500 ailenin devlet destekli geçimi sağlanmış olacaktır.Büyük bir sosyal proje olmaya aday bu çalışmanın bu şekilde yapılması en uygun olanıdır.Birçok sivil toplum örgütünün de bu yönde açıklamaları olmuştur.Mayınlardan temizlenen sınır bölgesinin yabancı destekli şirketlere verilmesi sınır güvenliğinde sorunlara neden olacağı gibi, petrol ve benzeri yer altı zenginliklerimizde de kayıpların yaşanacağı göz ardı edilmemelidir. Bugün ülke genelinde son derece modern donanıma sahip Jeo radar taraması yapan deneyimli firmalar bulunmaktadır. Mayın temizleme işlemi bu firmalardan hizmet satın alarak yaptırılmalı ve milli sermayeye dönüştürülmelirdir.Ramazan Tarhan'ın Diger Makaleleri:https://nizip.com/forum/kategori/69?page=1
Ramazan kalemine sağlık çok güzel anlatmışsın herşeyi ama seninde bizimde tüm kamuoyunun da yıllardır ısrarla dile getirdiği,nayın temizleme çalışmasının neden ısrarla İsrailllilere verilmek istendiğini ben hala anlamadım, buradan elde edilecek gelir 44 senede ne olabilirki bu kadar yatırımı İsraillliler nedne yapsın ki, AKP hükümeti neden hala ısrar ediyor, bazı yandaş medyanın sözde aydın köşe yazarları hala ne varki bunda diyebiliyor.
Yüreğini ve vicdanını körü körüne çıkar uğruna kimseye ipotek etmemiş cesur ve ülke ve yöre halkının çıkarını düşünen, gerçek bir düşünce adamı ve aydın!...Bu yazının altına gözü kapalı imzamı atardım.Ramazan kardeşimi yürekten kutluyorum....
ramazan abi belki önemli bir konudur
ama bunu bizlerin dediğiyle olmaz ne kadar düşüncemizi yazsak ta boş
dün akşam haberleri dinlerken DTP genel başkanı ahmet türk te aynı düşüncedeidi
ama onu hükümetimizin bileceği bir iştir
sonuçta burda hükümetin yaptığı bir çalışma varsa bizler içindir
hükümet ne yapacağını biliyor zaten
her ne kadar bilsekte onlar kadar bilmeyiz
saygılar
Ramazan kardeşim gerçekten güzel bir yazı ve güzel bir tesbit.Ancak devletler politikalar ile hedef belirlemektedir yabancı para çekmek ve bütçeye yük olmammak için bu manevralar ve açıklamalar hangi anlama gelir anlamakta zorlanıyorumCevdet sunaymı cemal gürselmi tam bilemiyorum bir vatandaşın gelmesi gereken en yüksek mertebelere geldim genel kurmay başkanı ve cumhurbaşkanı dahi oldum amma bu kadar yıldır bu ülkeyi kimler hangi amaç adına nasıl idare eder anlamış degilim diyor onun hesabı burada dikkat çeken üçi olay var;1-Mevcut mayınların temizlenmesi2-Topragın yabancılar tarfından hemde sınır bölgesi kullanılması3-israil gibi bir kurt devletin yarım asır gibi hegomanyası Ben şahsen Devletimin politikasına saygılıyım ancak;GÜNEY DOGUDA 216 BİN DÖNÜM İSRAİL BÜYÜK ELÇİLİGİ OLACAK SINIRDAN SINIRA İŞTE BUNA KARŞIYIMİsrail bir taşla iki kuş vuracak ekilebilecek toprak, Suriyeyi Çapraz olarak Kontrol altına almış olacak eger öyle bir husus varsa çok yazık.Selamlar
Konuyu detayli bilmiyorum ancak burdan cikardigima gore Ramazan bey guzel seyler tesbit etmis ve hakli cikislar da bulunmus.
Durumun vehametine binaen basta Antep olmak uzere bolge milletvekillerine ulasilip kapsamli bir kamuoyu olusturulmasi taraftariyim.
YusufSerce;193384 wrote:Konuyu detayli bilmiyorum ancak burdan cikardigima gore Ramazan bey guzel seyler tesbit etmis ve hakli cikislar da bulunmus.
Durumun vehametine binaen basta Antep olmak uzere bolge milletvekillerine ulasilip kapsamli bir kamuoyu olusturulmasi taraftariyim.
Yusuf kardeşim, sen bu ülkede parti içi demokrasi mi var sanıyorsun.Diyelim ki, Başbakan bu işi İsraile vermeye niyetli? Haddine mi düşmüş herhangi bir milletvekili bu karara itiraz etsin? İlk seçimde listeye alınmayıp milletvekilliği sona erdirilir. Milletvekillerimiz malesef elini kaldır indir oyunu oynamaktadırlar. Vatan ve milletin çıkarı değil, kendi alî çıkarları için bu adam yerine konulmamaya katlanmaktalar(?) Bu despotizm bütün siyasi partilerimizde var, sadece AKP'nin zaafı değil.
Türk Silahlı Kuvvetlerin elinde o bölgeye ait Mayın Tarlası Krokileri mevcuttur, bu krokilerileride bu bölgelerin temizlenmesi ihtimaline karşı muhafaza edilmektedir, heyelan vb. nedenlerle mayınların krokideki yerleri değişmiş olabilir ancak istihkam birliklerimiz bu mayınları temizleyecek güç ve yetenektedir. Yakın bir geçmişte Piyade Okulu atış alanlarındaki patlamamış mühimmatlar bulunarak imha edildi, bu işi de istihkam birliklerimiz en ucuz maliyetle başardılar. Madem biz yapayacaksak hükümet o sahayı da yabancı ülkelere ihale edip temizletseydi.Yani son söz olarak koskoca 70 milyonluk Ülkede bu işi yapacak bir insan evladı yok.Ama toplam nufusu yaklaşık 7 milyon olan İsrail'de bu işi yapacak insanlar var.Bana göre bu mayın temizleme işinin yabancı bir ülkeye verilmesi çok garip...
mayın temizleme iki şekilde yapılıyor..
birinci şekil jeo radar tespit yöntemi..bilgisayar destekli sismik tespitler yapıp yeraltı haritasını çıkartan bu aletler ile mayın temizleme işi biraz uzun sürüyor.önce mayınların bulunduğu koordinatlar tespit ediliyor.daha sonra bunların imhası ve toplatılması işlemi yapılıyor..
Resim kaynağı
ikinci şekil mayın temizleme çalışması ise bu iş için özel geliştirilmiş bir tank ile yapılıyor.Bu tankın uzunca ve sürekli yere çarpan 72 demiri var. Ve dakikada 40 000 defa dönüyorlar. Yeri acımasızca dövüyorlar ve parçalıyorlar. Demirler neredeyse toprağın 1 metre içene kadar giriyor. Böylede mayınlar ya patlıyor ya da zararsız hale geliyor. 24 000 metre karelik alanı 1 saattte temizler. Bir günde ise 4 futbol sahası büyüklüğünde bir alanı temizleyebilir. Orman içinde ilerlemesi içinde bir sistemi mevcut.Resim kaynağı
Mayın temizleme tankı dünyada sadece ABD ve İsrail Ordusunda var..Buna benzer araçların üretimi de dünyada bir çok ülke tarafından yapılmış.Ancak mayın temizlemede kullanılan bu alatlerin temizledigi alanlarda daha sonra bazı patlamalar ve ölüm vakıaaları olunca güvenirliklerini yitirdiler..Makina kimya ve TUBİTAK bu aracın üretimi için özel çaba sarfediyor.
Mustafa Kanal'ın dedigi gibi bu bölgedeki mayınların haritaları Genel Kurmayın elinde var.Ancak 50 yıl öncesindeki koordinat yapılanması ile şimdiki çalışmalar çok farklı..Bu haritalar kabaca mayınların yerleştirildigi alanları gösteriyor.Yani noktasal koordinat yok.İşte tüm mesele burda..Yerin 10 metre derinligine kadar jeo radar sismik haritaları özel bir çalışma ile çıkartılabiliyor..Bu iş için hizmet alımı yapılıp önce noktasal mayın haritalarının elde edilmesi sağlanmalı..Daha sonra Milli Savunma Bkanlığına bağlı Harita Genel Komutanlığı kontrolünde bu mayınlar tek tek imha edilmedi.Biraz uzun sürebilir ama en garintili yol bu gözüküyor.Temizlenen araziler tarima açılmalı ve toprağı olmayan bölge halkına verilmelidir.
Türkiye mayın cenneti Türkiye'nin 2007 sonu itibariyle topraklarında toplam 982 bin 777 mayın bulunuyor, bunun 818 bin 220'si antipersonel ve 164 bin 497'si araç patlatan mayın. Raporda, Türkiye'nin 2007 yılında 389 mayının temizlendiğini açıklamasına karşılık temizlenen bölgelerin belirtmediğine işaret edildi.2004 BM raporuna giren mayınlı iller Türkiye'nin 2004 tarihinde Birleşmiş Milletler'e sunduğu raporda ise bu iller ve yerleşim bölgeleri şöyle sıralandı: Ardahan, Batman, Diyarbakır, Doğubeyazıt, Gaziantep, Hakkari, İskenderun, Kağızman, Kars, Mardin, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak, Tunceli ve Van. TSK'nın kayıtlarına göre 1998 yılından önce döşeli bulunan 1 milyon 2 bin 199 mayından 20 bin 490 adedinin temizlendiğini ve geriye 981 bin 790 adet mayın kaldı.
Mayınlı arazilerde baharla birlikte büyümeye başlayan otlar mayıs haziran aylarında buğday tarlası gibi olur, herhangi bir şekilde temizlemek yada araziye girmek mümkün olmadığı için nerdeyse adam boyuna ulaşan otlar kuruyunca temmuz ağustos sıcaklarında bir şekilde yanmaya başlar...
Yanan bu kuru otların etkisiyle ısınan toprak yüzeyindeki mayınlar tıpkı domino taşları gibi birbiri ardına patlamaya başlar hemen hemen her yıl bu şekilde tekrarlanır.
Ayrıca belirli bölgelerdeki kaçak sınır geçişleri nedeniylede bu alanlarda hemen hemen hiç mayın kalmamıştır, bu bölgeler o kadar temiz hale gelmiştir ki zaman zaman tecrübeli çobanlarlar bu alanlarda koyun dahi otlatır olmuşlardır. (tabi ki bu alanlar genel mayınlı araziye oranla çok küçüklerdir.)
Şunu söylemek istiyorum;
- Oradaki mayınlar 1956 yılında döşenmiş geçen bu kadar süre içerisinde herhangi bir şekilde yenileme yapılmadığı için mayınların büyük bir kısmı yukarıda belirttiğim şekilde patlayarak kendiliğinden ihma olmuştur.
- Buradaki mayınlar personel (antipersonel) tipi mayınlardır, bu tip olması imha edilmesini kolaylaştırmaktadır. Anti personel mayınlarını temizlemek antitank mayınlarına göre çok daha kolaydır.
Tüm bunlar gözönünde bulundurulduğunda mayın temizleme araçlarıda uzay teknolojisi ile üretilmediğine göre bu temizleme işinin TSK tarafından yapılamıyacak şekilde beyanat verilmesi mantığa uygun değildir.
Ayrıca buranın israil tarafından temizlenme ve uzun yıllar sürecek kiralanması konusunda başbakanın yaptığı şu açıklama daha da dikkat çekicidir.
“Bu kadar basit midir bu ülkenin toprakları üzerinde yatırım yapan küresel sermaye, şu dinden, bu dinden geldi diye 'Eyvah Türkiye elden gidiyor' demek. Bırak George gelsin yatırım yapsın”
Dün ki Zaman Gazetesi'nde çıkan haber, duy da inanma cinsinden:
Mayını temizlemek kolay krokileri 7. Kolordu'daTürkiye, Suriye sınırına döşenen mayınların nasıl temizleneceğini tartışırken, 1956 yılında bu bölgeye ilk mayınları yerleştiren Diyarbakır'daki 7. Kolordu İstihkâm Tabur Komutanı Kemal Güner, Zaman'a çarpıcı açıklamalarda bulundu.
İlgili Haberler
Resim kaynağıGül uyardı: Mayın konusunda ağır sözlerden kaçının
Döşenen her bir mayının krokisini muntazam şekilde tuttuklarını belirten Güner, krokilerin 7. Kolordu'nun arşivinde bulunduğunu söylüyor. Krokilerle mayınların rahatlıkla temizlenebileceğini vurgulayan emekli komutan, "Ordumuz buna muktedirdir. Görevden kaçmasınlar, sırtlarındaki görevi yıkmasınlar." diyor. Güner, topuzlu bir tankla bile bölgenin mayınlardan arındırılabileceğini savunuyor.
Söz konusu toprakların çok verimli olduğunun altını çizen Güner, arazinin yabancılara temizlettirilmesine de 44 yıllığına işletime verilmesine de karşı. "Vazifesi mayın döşemek ve mayın bulmak olan istihkâm taburlarımız varken, bunları başkasına temizletmek ayıptır, yazıktır." eleştirisinde bulunan Güner, Genelkurmay başkanına konunun doğru anlatılmadığını düşünüyor ve ilginç bir teklif ortaya atıyor: "80 yaşındayım. Bana beş-altı tabur verseler bir mevsimde temizler, teslim ederim." Zaman'a konuşan İstihkam Albay Kemal Güner, mayınların ilk döşenme hikâyesini şöyle anlattı: "Erzurum'dan Bingöl'den gelen sürüler Suriye'ye geçiyordu. Onların yolları üzerine döşenmek üzere her bir karakola 25, 30 ve 40'ar tane mayın verilmişti. Onlar döşenememişti. O zaman kolordu komutanı Ragıp Gümüşpala vardı. Beni çağırdı ve 'git o mayınları döşe' dedi. Gittik onları döşedik. Daha sonra Demokrat Parti bir karar aldı ve bütün sınıra 7. Kolordu 1. ve 2. istihkam taburu mayın döşedi. Bir askerim, mayının pimini yanlışlıkla çekince patladı ve parmağı koptu. Mayınlar eskiydi. Risk döşerken de vardı, her zaman olur." Mayınları sınıra paralel olarak 3'er sıra halinde usulüne uygun olarak döşediklerini ifade eden Albay Güner, basıldığında patlamaya yol açan pimlerini de toprağın 3 santimetre üzerinde bıraktıklarını kaydetti. Güner, "Genelkurmay başkanımıza tahmin ediyorum doğru dürüst anlatılmamış bu. Benim yüreğim yanıyor. Yazık. Şimdi mümkün olsa 80 yaşındayım; ama bana beş altı tabur verseler bunu bir mevsimde temizler, teslim ederim. Bu kadar basit. Bunu gözde büyütecek bir şey yok." dedi. Kendi elleriyle döşediği mayınların, bugün Türk askeri yerine yabancı şirketlere temizletilmek istenmesine üzülen Güner şöyle dedi: "Mayınları asker yerine yabancı şirkete temizletmek yazıktır, günahtır. Niye fakir köylümüze verilmesin de Yahudi'ye verilsin ya da başkasına verilsin? Hem de 44 seneliğine." ZAMAN İBRAHİM BALTA27 Mayıs 2009, Çarşamba
Ramazan kardeşim yazını okudum,dikatlice değerlendirilmesi gereken bir konu.
nizip.com üyeleri olarak,bu kadar detayı bizler araştırırken ve vatan menfatini göz önüne alırken,siyasetin içerisindekilerin bu işi niye oldu bittiye getirmeye çalıştıklarına anlam veremiyorum.
Hele amacın çıkar ilişkileri ve koltuk sevdası olması beni çok ama çok üzüyor.
Ve yine Polen beyin yazdığı gibi,oturum açıldı kaldır elini,kabul edenler edilmiştir,ta da edilmemiştir...kararı başkan versin sen sadece maaşını al ve ne derlerse onu yap.
Olacak gibi değil ama gerçek.
ben daha duyarlı olan ve bu zeminde fikrini,hiçdeğilse kişisel karekteri ile veren tüm üye arkadaşları tebrik ediyorum.
Polen2734;193409 wrote:Yusuf kardeşim, sen bu ülkede parti içi demokrasi mi var sanıyorsun.Diyelim ki, Başbakan bu işi İsraile vermeye niyetli? Haddine mi düşmüş herhangi bir milletvekili bu karara itiraz etsin? İlk seçimde listeye alınmayıp milletvekilliği sona erdirilir. Milletvekillerimiz malesef elini kaldır indir oyunu oynamaktadırlar. Vatan ve milletin çıkarı değil, kendi alî çıkarları için bu adam yerine konulmamaya katlanmaktalar(?) Bu despotizm bütün siyasi partilerimizde var, sadece AKP'nin zaafı değil.
Mahmut bey agabeyim kastim zaten milletvekili degil dogrudan 'milletin kendisi' yani basta Ramazan bey olmak uzere gosterilen tepkileri dogrudan vekillere yansitmak lazim, uzerlerinde baski kurmak lazim yani 'ses getirmek' lazim. Su halde parti baskani da durumun vehametini ve nezaketini degerlendirmek zorunda kalacaktir ki bugun okudugum habere gore zaten 'tekriri muzakere' karari alinmis.
AKP'nin bu konudaki tavrı anlaşılabilmiş değil.İlgili bölgenin verimliliği dikkate alındığında, organik tarıma elverişli olduğu da düşünüldüğünde,ciddi bir sıkıntı olduğu muhakkak.Hele bahsi geçen yer, bir hudut ise, sıkıntı daha da büyüyor.Ramanzan bey'i tebrik etmek gerekiyor.Yüreğine sağlık Ramazan kardeş.
hükümet yanlışta ısrar etmedi.milleti en iyi tanıyan bir parti nasıl olur da bu hataya düşer.o arazileri israile vermeyi düşünmek bile bu milleti çıldırtmak için yeterli bir sebep.neyse ki yanlıştan dönüldü.artık milletimiz için hayırlısı neyse o olur inşallah
hala anlamadınız mı???:confused:
amerika emretti pardon rica etti,hükümet düşündü,taşındı:p
ya bu amerika nato dan da arkadaşımız sayılır,ricasını kabul edelim de ayıp olmasın,dediler.:D
Arkadaşlar İsrail zaten ÜLKEMİZDE almadık toprak bıraktımı Ş.urfa başta olmak üzere ve mayında niye ısrar ettiklerine gelince bizi ırak gibi yapmak istiyorlar bölmek için uğraşıyorlar.Sınıra yerleşip istediklerini yapmak için ama TÜRKİYE CUMHURİYETİ olarak hükümet kendi yandaşlarını degil ÜLKE yi düşünsün ve o topraklar YÖRE halkına verilsin ama verdikten sonra o bir şekilde başkalarının eline geçmesin Güneydoguda başka isimlerle ermeniler arsa alıyor ona göre davranmalı ve İMZA kampanyası düzenlenmeli. Herkese Saygılar............
müslüm akpek;193987 wrote:Neden İsrail konusunda ısrar edildiğini ben hala anlamış değilim, başbakanın bunu çıkıp anlatması gerekiyor.
Tasarı daha TBMM'den çıkmadı. Bu işin İsrail'e verileceğini kim söyledi. Peki İsrail nereden çıktı? kim çıkardıysa. Organik tarımda dünyadaki en ileri teknolojiyi uygulayabilen ülke İsrail olduğu için 'İsrail bunu yapabilir' şeklinde niyet okuma ile ortaya çıkıyor. Bu ihalenin israil'e verilmesini isteyenler habire tekrarlayıp druyor olabilir.
Diğer taraftan, bu konuyu konuşan bazı arkadaşlar konuya hakim değiller. Hamasetle nutuk atıyorlar. Bakın bir arkadaş '2 Kıbrıs büyüklüğünde bir arazi' diye söylemiş.
Kıbrıs adasının büyüklüğü 9 milyon 250 bin kilometre kare, bu bölge 200 bin kilometre kare. Yani Kıbrıs arazisinin yüzde 2’si kadar olan bir araziyi çok büyük bir arazi gibi göstermeye çalışıyorlar.
Tamamen buğday üretilse burada üretilen buğdayın Türkiye'de yıllık üretilen buğdayın yüzde birine tekabül etmeyen bir miktar.
Sözün özü : zinhar bu arazinin yabancılara verilmesine bende karşıyım. kontrollü bir şekilde organik tarım yapımına başlanmalıdır.
biraz abartmıyor muyuz? muhafeletin ve medyanın doldurmalarına ne kadar çabuk geliyoruz böyle? bu kadar basit mi yani herşey.
"Türkiye ile Suriye arasındaki yaklaşık 910 km. uzunluğunda ve ortalama 250-500 metre derinliğindeki" diye yazmış Ramazan abi. Ardından "yaklaşık 216 bin dönüm (216 milyon metrekare) büyüklüğündeki bu arazinin " diye bir bilgi daha var. Biraz bakkal hesabı yapın. 910 kilometre ile 500 metreyi çarparken elmayla armutu karıştırmayın. 910x0.500 = 455 bu hesaba göre 455 dönüm nerede? 216 bin dönüm nerede. (Gerçek rakam 177 dönüm civarıdır.)Kanunun hiç bir yerinde ben bu işi israile vereceğim yazmıyor. Bu iş iki kişinin kaptı kaçtısı değil. Mahalle bakkalında sakız alışverişi mi yapılıyor sanıyorsunuz? Kanunu okuma zahmetine katlanırsak olayın ne kadar ciddi, ne kadar sağlam planlandığını görebilirsiniz."Temizlenecek mayınlı alanların öncelik sırası, Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma, Dışişleri ve Maliye bakanlıklarının mutabakatı ile belirlenecek.""Yasaya göre, mayınlı alanda bulunan maden ve petrol gibi her türlü yeraltı zenginlikleri hakkında Maden Kanunu, Petrol Kanunu ve Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü Teşkilat ve Vazifeleri Hakkında Kanun ile diğer ilgili mevzuat hükümleri saklı olacak."