sevgili arkadaşlar,biz bu konuyu bir mantık zemini üzerinde götürmek istiyoruz.Şunu bunu teşhir etmek ,havaya silah sıkmak zaten aklımızdan geçmez.Bu konunun bir kültürel gelişim içinde insanların hem zevk alabileceği,hemde bir şeyler öğrenebileceği bir atmosfere nasıl taşınabileceği kaygısını taşıyoruz.Elbette her katılımcının görüşleri bizim için önemlidir.ama lütfen kişisel sataşma ve düşük seviyeye çekmeyelim.serinkanlı düşünelim ve önerilerimiz varsa yazalım.Teşekkürler.
Nizip Tanışıyor Tartışıyor
#18032
#18041
#18044
#18045
#18046
#18220
#18225
#18230
#18242
#18244
#18245
#18246
#18249
#18253
#18256
#18268
#18305
#18364
#18365
#18418
#18664
#18862
#19066
#19072
#19077
Düğünlerimiz nasıl daha zevkli olur?
Musa Eken Bey kardeşim! Formu açmışsın ama bu kadar ilgisiz olman beni üzdü. Bak yukarıda yazı yazmışım ve senden bir şeyler istemişim. Ciddiye mi almadın, yoksa Hele kim ne yazacak diye Reyting mi yapmak istiyoruz. Boşa vakit öldürmeyelim..
alıntı:
"quote" aklıselim demişki:
Sayın Musa Eken Bey efendinin açmış olduğu konu başlığı ile hiç alakası olmayan şeyler yazmışsınız. Nizip'teGeliştirilmek istenen bir Düğün Model'i istiyor sizden. Şahsi istekler değil. Ben size çok kısa zamanda Bir model önereceğim. ama Önce Musa Eken beyden kurulmakta olan bir Müzik temsil grubundan az da olsa bahsetmesini isteyeceğim. Selamlar akl ı selim kardeş.mevzuya biraz daha görüş olsun diye bekliyorum.Bizim kurmak istediğimiz müzikal gurup ilahi ve sanat müziğini harmanlayan ve yerel ritimleri de barındıran bir tarzı hedefliyor.Tabii başarabilirsek.Bunun yanında süresi10-20 dakika arasında değişen kısa oyun ve gösterilerde de paketimiz içinde.Bunun için yoğun zihin egzersizi yapıyoruz.Tabii sizin önerilerinizi can kulağıyla dinlemeye hazırız.Lütfen alınganlık göstermeyelim.selamlar.
hemen de hazır cevap istemeyelim aklı selim kardeşim.biraz egzersiz fena olmaz canım.değil mi? selam.
Hayır ben hazır cevap istemedim zaten. Kuracağımız müzik Temsil grubunda neler var. Hangi tür cihazlar kullanmayı düşünüyorsunuz. Org,bağlama,def, v.s bunları sordum. Bunlara göre çok ciddi önerilerim olacak. Bahsettiğiniz 10-20 dk. lık oyun türleri ise kısa sürer ve tutmayabilir. Zira bunları hazırlayacak eleman sıkıntısı var. Ayrıca aynı aşı pişirip yemek de sıkıcı olabilir. daha köklü çözümler ve alternatifler getirmek durumundayız..
İŞTE DÜĞÜNLERİMİZ BÖYLE OLUR
Aşağıda yazacağım şeyleri delilleri ile birlikte yazacağım. Tüm ilahiyatçıları, din bilginlerini, konuya vakıf olanları bu konuyu incelemeye davet ediyorum. Delilim Sadece Kuran-ı Kerim ve Sahih Sünnettir. Bunların dışında nefsi söz ve davranışları kabul etmiyorum. İtirazı olanlar ile her platformda tartışmaya hazırım. Ancak Usul ve Delil ışığında olursa tabi.
Allahın Adı ile başlıyorum.
Buhari ve Müslim'in rivayet ettiği Müttefekun aleyh bir hadis'te (Kitabul iydeyn-İçerisinde ma'siyet olmayan oyunların caiz olması babı.)
Hz. Aişe (r.a.) buyuruyor ki;
"Buas gününün şiirlerini terennüm eden iki küçük kız yanımda iken Resulullah efendimiz geldir ve ridasını başına çekerek yatağına yaslandı, yüzünüde arkaya çevirdi. Bu sırada babam Ebu bekir gelerek: "Peygamberin huzurunda bu şeytan çalgıları nedir?" diye beni azarladı. Peygamberimiz ona dönerek: "Onları bırak"buyurdu. Fakat yönünü başka tarafa çevirince güzümle çocuklara işaret ettim, onlarda çıkıp gittiler. O gün bayram idi. Sudanlılar kılıç kalkan oyunları oyunları oynuyorlardı. Ya ben rica ettim, yada Resulullah efendimiz "Görmek istermisin?" dedi, ben de; evet, dedim. ve beni arka tarafına aldı, omuzlarına yaslandım, yanaklarım yanaklarına değecek şekilde seyrediyordum. Peygamberimiz: دونكم يا بني أرفدة "Daha yaklaşın ey erfide oğulları" buyurdu. Usandığımda Peygamberimiz: Artık yeter değil mi? buyurdu. Bende: Evet ,dedim. "O halde gidin" buyurdu.
Sahihi müslimdeki rivayetinde: Hz. Aişe: "Omuzuna yaslanmış bir vaziyette seyrettim ve nihayet kendi arzumla ayrıldım" şeklindedir.
Bütün bu hadisler, Buhari ve Müslimdedir. Şarkı ve oyunun haram olmadığına bunlar açık hükümlerdir.
HADİS BİZE NEYİ ANLATTI:
1. Oyun oynamaya ruhsattır. Habeşilerin oyun ve titremeleri kimse için gizli değildir. Yöre oyunları kılıç kalkandır. Bizde de halay çekmek, ortada oynamak, sevinçleri kutlamak kesinlikle caizdir. Haram olsaydı Allah Resulu haramı seyretmezdi.
2. Bu işlerin mescid'de yapılması.
3. Peygamberimizin: "Birbirinize daha da sokulun" diye emir vermesi, oyuncularla yakın temas etmesine nasıl haram diyebilirsiniz?
4. Ebu Bekir ve (bir rivayette de) ömer (r.a.) : Bu gün bayram günüdür, diyerek onları inkara kalkışmalarından onları menetmesi.
5. Resulullah efendimizin Hz. Aişe'ye uyarak uzun süre seyretmesi ve dinlemesi. Burada ayrıca oyunları, çocukların ve hanımlarınseyretmelerinde, zühd ve takvaya bürünerek ahlaki bir tavır sergilemekten ve haşa peygamberden de öte bir kisveye bürünme çabasının doğru olmadığına delil vardır.
6. Resulu ekremin bizzat Az. Aişe'ye "seyretmek istermisin?" diye teklifinden anlaşılıyor ki; mecburiyet karşısında değil, bizzat kendi teklifleri üzerine seyredilmiştir. İlk teklif kadından gelmemiştir.
7. Resullah (s.a.v.) in cariyelerin def çalıp türkü söylemelerine müsaade etmesi.
8. Küçük kızların seslerini bizzat peygamerimizin duymuş ve dinlemiş olması.
Eveeeeeeeeet.
Bütün bunlar gösteriyor ki; Açık hüküm ve kıyaslarla, şarkı söylemek, oyun oynamak, def çalmak, kılıç ve kalkan oyunları (o günün örfü) neşe günlerinde mübah olduğuna delalet etmektedir. Bayram günleri neşe günleri olduğu gibi evlenme, ziyafet, doğum ve sünnet günleri yada buna benzer meşru sevinç günleridir.
KARDEŞLERİM!
Nefsimize göre hareket etmeyelim. Yıllardır bir çok konuda olduğu gibi Düğün konularında da İfrat ve Tefrit noktasından ayrılamadık. Halbuki biz orta bir ümmet olmamız lazım. Allah böyle diyor bizim için.
Halkımızın yöresel oyunlarını zühd ve takva adı altında haram gösterenler o kadar öteye gittiler ki Müslüman millet düğünlerini İki tane mevlithanın eşliğinde cenaze kaldırır gibi düğün yaptılar. Fıtrat, yani Allah'ın yarattığına kimse karşı çıkamaz. Eğlenmeyi Allah insanın yaratılışına koymuşlardır. Sen bunu kendi nefsine uyar ve bunu ortadan kaldırmaya kalkarsan Bu defa millet Televizyonlarda gördüğü ve gönlünün hoşlandığı düğünleri yapmaya başlar. Gavur her gün yeni yeni rezilliklerini evlerimizin içerisine kadar sokup Gelinimizi, kızımızı, oğlumuzu, hanımımızı baştan çıkarmaya devam ediyor. İçkili ortamlarda karı kız aynı sahnede oyun oynuyor salondaki tüm erkekler bunları seyrediyor. işte gelinen nokta. Neden bu noktaya geldi. Üç tane Takva geçinen adam dini bilmeden nefsine uyup millete haram haram diye diye oldu bütün bunlar.
Sözü Fazla uzatmak istemiyorum.
Gavur elimizden kızımızı almış, oğlumuzu almış bizim Hocalarımız, hacılarımız, takva geçinen adamlarımız daha Davulun eğer arkasındaki çubuk olmazsaymış o zaman helal olurmuş. Zurnanın bilmem şu kadar deliği varmışmışta onun için harammış. Bağlamanın teli varmış, neyin üflemesi varmış.
TÜM HOCALARA, MÜFTÜLERE, DİN ALİMLERİNE SESLENİYORUM.
ALLAHTAN KORKUN, PEYGAMERDEN UTANIN YA.
Kur'anımızın yada sünnetimizin hangi sayfasında yazılı bunlar. Niye millete doğruları anlatmıyorsunuz. Nerde yazılı davulun arka çöpü, Zurnanın deliği. Yahu davulun o arka çöpü olmazsa nasıl ritim olur. Yapmayın etmeyin. Allahın mübah kıldığını bu millete haram demeyin. Kuran bize sesleniyor." Allah'ın helal kıldığını haram kılandan daha zalim kim olabilir". Bu konuda yahudi milleti kınanmıştır kuranın deyimiyle. Delilsiz ve mesnetsiz kimse konuşmasın.
Memleketinizde bu kadar kendini bilen alimler hoca geçinenler var. Toplanın bir araya bu yazdıklarımı yazıcıdan çıktı alın ve 20 tane ilahiyatçı, hoca, emekli müftü, vaizler bir araya gelin konuşun. Millet mevlitli bilmem neli düğün istemiyor kardeşim. Fıtrata karşı gelmeyin.
Peki ne yapacaksınız. GENÇLER. SİZE SÖYLÜYORUM.
1. Düğünlerinizi iki bölüm halinde yapın. Zaten öyle oluyor (kız kınası erkek kınası gibi)ama biraz daha disipline ediniz. Kadınlar için ayrı yer ihdas edin onlar çalsın ve oynasınlar doyuncaya kadar . Erkekler için ayrı bir yer ayarlayın ve oynasın gençler, olgunlar. Halay çeksinler, baş çeksinler, ortada birbirine göbek atsınlar. Sevinsinler, Maşaallah çeksinler,
2. Davul, Zurna, Org, Bağlama türü yöresel müziklerimizi seslendirerek söylesinler . Bunları yasak edince batı müziği sardı her tarafımızı. Yerel türlülerimiz var. Urfa türküleri var. Lazım olursa bende geniş bir arşiv var veririm size. Sözlerinide yazarım. Bunu her müzikal grup bilir.
Hocalardan özellikle genç olanlar çıkıp oynasınlar. Diğer insanlar örnek alsınlar. Düğünde hocalar mutlaka bulunsun. Şer'e muhalif şeyleri kontrol etsinler. Kadınların oynadığı yere erkekleri sokmayın. Ama erkeklerin oynadığı yere girebilirler kadınlar. Çünkü yukarıdaki hadiste öyle diyor.
3. İsraftan mümkün mertebe kaçınmaya gayret ediniz. %80 i fakir bir ülkede yaşıyoruz, gelinliği yada nişan elbisesini paranız var diye Londradan sipariş etmeyin.
4. Başlangıç Mutlaka Kuran ile olsun. Bitişi de mutlaka türkçe bir Nikah duası ile bitsin. Size Türkçe ve ezberlenmesi kolay bir nikah duası yazarım istek olursa.
5. Dini Nikah mutlaka Salonda kıyılsın. Hoca efendi Tüm Şahitlerin huzurunda kıysın ve hep salondakiler duaya iştirak etsinler amin sesleri salonu çınlatsın.
6. Eğer ilk etapta davul ve zurnayı millet kaldıramaz diyorsanız, Org, Bağlama ve Ney ile başlayın işe. Onlara fetva bulamazlar. İlahi ve ezgi türü ritmi hızlı ve oyun oynamaya müsait müzikle başlayın. Aralara Yöresel müzikleri sıkıştırın. Yavaş yavaş alıştırın. Örneğin: Hele meyrem meyrem meyrem. Eller kınalı meyrem. Yada: Urfalıyam ezelden gibi.
7. Kesinlikle düğün salonlarını Vaaz salonu haline getirmeyin. Eğer çok istenirse ki düğünde vaaz çok iğrenç bir hadisedir, Millet oraya düğün diye eğlenmeye gelecektir, Çok etkili bir hoca bulun ve sadece bu anlattıklarımı anlatsın ve düğünün böyle olabileceğini kısa ve özlü cümlelerle salondakilere söylesin.
8. Skeç ve benzeri şeyler çok zor. Günlerce hazırladığınız bir sahne tiyatrosunu en fazla bir kaç düğünde yaparsınız ondan sonra millet usanır. Siz malzeme sıkıntısı çekersiniz. Ama oynamaktan kimse usanmaz.
9. Yorumlarınızı yapın ama, seviyesiz tartışma, laf olsun diye eleştri, delilsiz sözleri asla cevaplamıyorum. Kaalede almıyorum.
10. Evlenenler eğer düğünlerine benide davet ederlerse gelir bende oynarım, söylerim, ve çalarımda. Haydi kalın sağlıcakla.
.
Değerli abim bir düğünde yapılabilecekleri bence çpk güzel özetlemişsiniz . Anlaşılıyorki sizden çok faydalanacağız. Dini nikahın salonda kıyılması meselesini çok tuttum. Bir sorun varki nişanlanan çiftlerin dans etmesi, nikahsızsa yanlış kaçıyor.. bazılarımızca...
Fakat bununda sakıncaları oluyor nişan sürecinde ayrılanların dini nikahlarını da boşaması gerekiyor. O ayrı mesele bu konuda da değerli fikirleriniz olacakdır. Beğenmediğim ve alim olarak ortada dolaşan bir adamın güzel bir önerisi vardı. " Resmi nikahlarımızı bir müftü veya imamda kıydırabilse ve içinde sureler ve dini akideleride birleştirsek ve ikisi bir arada olsa ne güzel olurdu " diye. bilmem benim hoşuma gitmişdi sizler neler düşünürsünüz ?
Şahsi fikrime gelince, halay kısmını gayet doğal karşılıyorum. Kız ve erkek kınalarının ayrı ayrı yapılmasıda gayet doğal bence. Fakat düğün salonlarında beraber oynamaları tabiki hoş olmuyor.
Kısa skeçler çeşitlilik gösterdikce ilgi çekebilir ama kısa ve ilgi çekici olmak şartı ile. İlahilerin söylendiği ve oyun olmadığı düğünlerde de gayet güzel vakit geçiriyor insanlarımız.
Yöresel folklorumuzun davul eşliğinde olabileceğini zaten söylemişsiniz, burada kafama takılan içerde ilahi söylenirken (ki siz ikisi aynı anda dememişsiniz, ben kafamdaki fikri söylüyorum) dışarıda davulla halay çekilmesi karışıklığa yol açabilir ama ayrı vakitlerde olması sakınca doğurmaz.
O zaman kafamda şöyle bir düğün şekli canlanıyor;
Kız ve erkek kınaları ayrı ayrı yapılacak, erkekler bir ara kız kınasına baskın yapıp :) birkaç dakika vakit geçirecekler ve ayrılacaklar.
İçkisiz ve davullu halaylı ceyiz töreni gayet doğal.
Düğün esnasında yöresel ezgilerimiz eşliğinde sadece oynayan erkekler ki burada bayanların ayrı yerde oynaması nasıl olur bilemiyorum, heralde olmaz :) arada küçük skeçler, değerli bir hocamızın evlilik üzerine birkaç dakikalık önerileri, dini nikah ardından ilahiler ve sonrasında resmi nikah ve çalgıcılar bayansa, sadece bayanların oynayabilmesi için salonun boşaltılması. Gerçi son kısım heralde abes kaçacakdır. Fakat diğer kısımlar kafama yattı.
Bu kadar ayrıntılı yazınız için teşekkür ederim.
Sorularınızı cevaplandıracağım, kafanızdaki düğümleri çözeceğim. Ancak ilgili moderatörünve diğeryorumcularında fikrini aldıktan sonra olursa daha derli toplu olacağı kanaatindeyim.
Hıııııımmmmmmmmmmmmm....Güzeeeeellll....!
işte bu! bir aydır açtığımız konuya nihayet okkalı bir yorum geldi.Bunun için teşekkür ederim aklıselim kardeş.Olaya dini açıdan yaklaşmış ve müdellel bir vizyon kazandırmışsın.Buna ihtiyacımız vardı.Lakin düğünlerden neşe ile ayrılmama sorunu sadece mütedeyyin insanların sorunu değildir.Hemen her kesimde farklı bir yaklaşım arayışı var.
Bu gün sazlı-cazlı,bol içkili sınırsız israfatın olduğu düğünlerin sahiplaerinde de arayış var.Çünkü bu usul bize ait değil.Biz kendimize ait sahih ve üretken,makul bir format çıkaramadığımız için keşmekeşlik var.
Esasen islam dünyasına uzun yıllar egemen olmuş statik dini anlayışlar ve de mistik bakış açısı bizleri dünyalı olmaktan oldukça uzaklaştırmış.sadece görevlerle kuşatılmış bir buuda hapsetmiş.Doğrusu düğün ve çalgı,oyun ,raks gibi kavramları yanyana getiren bakış açınız çok değerli ve örnekte verdiğiniz gibi sahih peygamber sünnetidir de.
Meseleye elde ettiğimiz bu konum üzerinden yorumlamaya devam edelim.Daha güzel uunsurları bulacağımıza inanıyorum.Ama tevazuu elden bırakmayalım derim.
sevgili admin e de konuyu takipteki duyarlığı için teşekkür ediyorum.Biz modaratörlere fazla iş düşmüyor sayesinde.herkese selamlar..
güzel fikir ancak benim için hafif kalıyor
hem ben evliyim
osman abi olaya felsefik boyut katmandan onur duyarız.selam
alıntı:
"quote" musaeken demişki:
işte bu! bir aydır açtığımız konuya nihayet okkalı bir yorum geldi.Bunun için teşekkür ederim
Bana mı dedin abicim....? Önemli diil ya... Teşekkür etmenize gerek yoktu...
Şimdi ne diyeyim Evlilik hadisesi binlerce yıllık bir olay ve herkes evleniyor evlenmekte.
Binlerce Sahabe de evlendi.
Onların nasıl evlendiği bu güne kadar geldi.
Yani çalgı olayı hep var Medreseninkapalı ve ne söylediğni bilmeyen müderrisleri işi abartmışlar.
Yalnız tersini de yapmayalım
Çalgı olayının ortasını nasıl bulacağız.
Saz ney gibi dini bir çalgı iken
sonra alakasız bir hale gelmiş.
Öncelikle niyetimiz enönemli şey.
Niyetimiz de halis niyet
Mesela Faizle alışveriş arasındaki farkda çoğu zaman niyettir.
Kadınlar ayru mekanda erkekler ayrı
Erkekler oynarken kadınlar seyredebilir
Kadınlar oynarken erkekler seyredemezler
Bu iki kuralı kabul ettinizse
Şarkı için seçeceğiniz neşeli ama sözleri de saçma sapan olmayan
Bu da ayrıca önemli.
çalgı ve program bunun dışında her şey olabilir. .
DEF ÇALMAK
Def; kadınların düğün ve bayram gibi sevinç günlerinde, toplu bulundukları sırada çaldıkları, yuvarlak kasnağa gerilmiş deriden ibaret bir eğlence âletidir.
İslâm'ın evrensel mesajı, insan hayatının bütün devrelerini kapsar. Doğum öncesi, çocukluk, gençlik, evlenme, aile yuvası içinde sevinçli veya üzüntülü bütün yaşama devreleri hakkında İslâm'ın öğretimi vardır. Üzüntülü ve kara günlerde kadere teslimiyetle teselli olan müslüman, sevinç günlerinde de bunun tezâhürü olan nezih eğlentiye meyillidir. İnsan hayatında sevincin sembolü olan iki vakit önemlidir: Evlenme merasimi ve bayramlar. Sahabe devrinde de. bu iki sevinç zamanında önceki alışkanlıkların görüntüsü olarak def çalınması üzerine, konuyla ilgili hadîsler vârid olmuştur:
"Nikâhı ilân edin. Onu mescidlerde kıyın ve onun üzerine defler çalınız." (Tirmizî, Nikah, 6).
Hz. Âişe, Es'ad b. Zürâre (ö. 1/622)'nin yetim kalmış kızı Fâriga'yı himayesine alıp büyütmüştü. Büyüdüğünde onu Ensar'dan Nebît b. Câbir ile evlendirdi. Gelini, koca evine götürenler arasında bulunan Hz. Âişe şöyle der: "Döndüğümüzde Rasûlullah (s.a.s.) bize şöyle dedi: Ya Âişe damad* evine gidince neler konuştunuz? Âişe dedi: Selam verdik ve evliliğin hayırlı olmasını diledik. Allah Rasûlü buyurdu: Ya Âişe, sizin çalgınız yok mu? Ensar, çalgıdan cidden hoşlanır." Başka bir rivâyette:
"Def çalacak, şarkı söyleyecek bir câriye gönderdiniz mi?" buyurdu. Hz. Âişe, "Ey Allah'ın Rasûlü o ne söyleyecek?" dedi. Hz. Peygamber: "Size geldik, size geldik. Bize selâm verin, biz de size selam verelim " desin. " buyurdu. (et-Tâc, II, 275)
Rubeyye binti Muavviz'den şöyle dediği nakledilmiştir: Düğünümüz olduğu sabah, Hz. Peygamber (s.a.s.) evimize teşrif etmişti. O sırada küçük kız çocukları deflerini çalıyorlar ve Bedir harbinde şehit düşen atalarımızı dile getiriyorlardı. Onlardan biri,
"Aramızda yarını bilen Peygamber vardır, susalım" deyince, Allah Rasûlü, ona şöyle buyurdu: "Bu gibi sözler söyleme. Daha önce söylediklerine devam et." (Tirmizi, Şerhi Tuhfetü'l-Ahvezî, Kahire 1967, IV, 211-212)
Başka bir hadiste, "Helâl ile haramın arasını def ve ses ayırır." (Tirmizî, Nikâh, 6; Nesâi, Nikâh, 72; İbn Mâce, Nikâh, 20: Ahmed b. Hanbel, III, 418) buyurulur.
Diğer yandan bayram günü şarkı söyleyen câriyelere Hz. Peygamber (s.a.s.)'le birlikte bulunan Hz. Ebû Bekir (r.a.)'in: Mescid-i Nebevî'de mızrak oyunu oynayan Habeşlilere de Hz. Ömer'in engel olmaya kalkışması üzerine, Hz. Peygamber (s.a.s.) buna gerek olmadığını bildirmiş ve kendisi de mesciddeki Habeşlileri seyretmiştir. (Tecrid-i Sarih Tercemesi, III, 203, 204). Kız çocuklarının defle şarkı söylemesi Kurban Bayramı günlerinde olmuş ve Allah Rasûlü, Ebu Bekir'e: "Ey Ebû Bekir, her kavmin bayramı vardır. Bu da bizim bayramımızdır. Onları bırak" demiştir. (Tecrîd-i Sarîh Tercümesi, III, 151-157).
Yukarıda zikredilen hadisler ve benzerleri, müslümanların sevinç günlerini, bazı meşrû müzik aletleri ve müstehcen olmayan türkü ve şarkılarla kutlayabileceklerini gösterir. Ancak bu, nefsi tahrik eden ve beraberinde içki gibi meşru olmayan şeyleri getiren bir tarzda olmamalıdır. Ayrıca, çalınacak defler, zilsiz olmalıdır.
İşte bizim kaybettiğimiz nokta . Felsefe kardeşim. Yukarıda yazılı hadislerin hangisinde Defler zilsiz olacak diye bir yazı var. Bunu nereden kopyaladınsa o kitabın yazarı, belkide o sondaki bir cümleyi milleteyutturmak için hazırlamıştır o kitabı. Defler zilsiz olacakmışmış. Hadisleri yazmış. Çok güzel. Arkasından en son bir cümle yapıştırmış oraya.
Felsefe abime demiyorum bu sözleri tabi. Kendileri konuya yardımcı olmak için bir yerlerden alıtı yapmıştır.
"Quote" Bunun için yoğun zihin egzersizi yapıyoruz.Tabii sizin önerilerinizi can kulağıyla dinlemeye hazırız.
1. Musaeken bey! Eğer zihin egzersizi yapmak istiyorsanız, yoga yapın. Bunu dünya kabullenmiş.
2. Aklı Selim bey'in açıklamaları ve önerileri tek kelime ile harika.
3. Beyan edilmeyen içki olayı. Erkek kınalarında ve düğünlerde içki içilmesi. PEygamberimiz içki içenin 40 gün imanı olmadığına dair hadisi var. İmansız biri gerdeğe nasıl girecek.
4. Giyim ve kuşam olayı. Gerçekten de kadın ve erkeklerin ayrı ayrı yerde oynamasını isterim bende. Kadınlarımız gayetalımlı ve transparan elbiselerle erkeklerin önünde cezbedici oyunlar oynuyor.
5. BuLafım da Gençlere: Düğüne niçin gidiyosunuz. Takı takmaya mı? Haşa. Alkol alıp göz ziyafeti yapmaya. Aksini inkar eden varsa ben burdayım.
Düğünlerin dans pistlerinde başı örtülü genç kız ve hanımları halay çekerken, misket oynarken görmek artık şaşırtıcı görünmüyor, sıradanlaştı. Çağdaşlaşmayı alafrangalaşmak gibi anlayanlar için durum ümit vericidir ve onlar açısından “ülkemizde iyi şeyler de olmaktadır.”
Bu arada sosyologlarımıza esaslı bir tüyo sızdırmaktan zevk duyarım; düğünleri iyi gözlemlesinler. Muhafazakâr olduklarını vehmettiğimiz kesimler, düğünler aracılığı ile modernlikle esaslı bir iltisak ve geçiş aralığı kuruyorlar. Kadın giyim-kuşamında “çağdaş” ve tabii ki dekolte kıyafetler hızla kabul görmeye başlamıştır. Düğün âdetleri öyle büyülü bir arakesit oluşturuyor ki, ortaokul çağındaki kız çocuklarını abartılı makyaj ve giyimleri ile tanımakta güçlük çekiyoruz. Ebeveyni, “hele çocuktur, hevesini alsın, genç kızlığa terfi edince zaten müsaade etmeyiz” diye düşünüyorlar galiba. Genç kızlık safhasında ise, “gençtir ne yapalım, söz dinletemiyoruz”dan başlayan yakınmalar, “yakışıyor ne yapalım ayol”la noktalanıyor. Başını örtmeyi tercih eden kızlarımız ise, tesettürü çok dar mânâda yorumlayarak saçları ve boyun nahiyesini kapamakla örtündüklerini kabul ediyorlar; bu bakımdan baş örtüsü alafrangalaşmaya açılmış bir havalandırma boşluğudur.
Âdettir, murat alınacak. Sünnet düğünlerinin tadını kaçırmakta toplumsal bir mutabakat sağlamış bulunmaktayız. Sünnet merasiminde (Hıtan) sadeliğe riayet çok istisnai bir hâl aldı; genel eğilim, “abartalım, çocuğu iki kere kestirecek değiliz” dolaylarında. Yemeksiz düğün yapmak, düğün sahibinin fukaralığına hamlediliyor galiba; bir sünneti içki ile tes’id etmek ise Türk tipi Müslümanlık yorumunun dudak uçuklatan icraatlarından oldu. Dansöz ve havai fişek de cabadan.
Yaşlılar masada, gençler pistte. “Yahu” diyorum içimden, “bu şuh figürleri öğrenmek için nasıl, nerede ve hangi zaman içinde eğitim gördü bu çocuklar?” Halay, horon değil; alenen oryantal figür. Ara sıra kenardan ebeveyn müdahaleleri, “kızım, oğlum; çok terledin üşüteceksin, şu hırkayı alsan bari sırtına!” Çocuklar haklı, üstüne hırka giyeceklerse niçin saatlerce özene-bezene süslenip hazırlandılar ki?
Düğünler, birbirinden ayrı gibi duran iki dünyayı bir araya getiren ve ciddiye alınması gereken modernleştirici bir araç haline geldi. Bugünkü düğünlerin, Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki “balo”lardan -çiftetelli ve kasaphavası faslı hariç- farkı yok: Orkestra, salon, komparsita, özel giyimli garsonlar, çok katlı pastalar, bazen alenen, genellikle masa altından votkalı meyve suyu çakıştırmaları... İşin garip kısmı, sair zamanlarda böyle şeylere muhalif görünen ailelerin, düğünü özel bir parantez gibi görmeleri...
Geçenlerde bir uzak akrabanın düğün davetiyesi geldi postayla; düğün, İstanbul’da bir orduevinde icra edilecekmiş; davetiyenin yanındaki kartvizit büyüklüğündeki ikaz notunda aynen şunlar yazıyor: “Orduevi kuralları gereğince sekiz yaş altı çocukların getirilmemesi, 61 yaş altı beylerin sakallı gelmemesi, 58 yaş altı bayanların başörtüsü takmaması önemle rica olunur.”
“Sakallı-başörtülü gelmeyin” denilmesine alıştık da, şu 61 ve 58 rakamlarındaki ince küsüratın nasıl hesaplandığına aklım ermedi. Zahir kapıda doğum tarihi kontrolü yapılacak; meselâ adam sakallı, 60 yaş 8 aylık ise ne olacak? Ve daha önemlisi sakalıyla başörtüsüyle bir orduevi balosuna katılmayı kabul eden nine ve dedelerin hangi alâmeti tehdit veya âdâb harici kabul ediliyor? Bence orduevi yönetmeliklerini hazırlayanlar, “her mihnet kabulüm, yeter ki mürüvvet göreyim” diyerek her şeye rağmen salona gelenleri değil de, benim gibi, “gidersem ne olayım” diye ayak diretenleri dert edinmeli kendine.
Sizin hariçten ayar vermenize gerek yok ki arkadaşlar; biz zaten kendi kendimize alafrangalaşmaktayız!
A.TURAN ALKAN
09.08.2006
BU DA İBRETLİK BİR YAZIYDI.ARKADAŞLARIN NAZARINA SUNULUR.NEDEN FARKLI BİR ARAYIŞTA OLDUĞUMUZU İZAH EDECEK BİR GÖZLEM YAPMIŞ A.TURAN HOCAYA TEŞEKKÜRLER(MUSAEKEN)
Diyanet: Düğünde çılgın müzik ya da mevlit değil, davul çalmalı
Diyanet İşleri Başkanlığı, insanların en mutlu oldukları düğünlerin değişmesinden yakınarak, İslam'da düğünün nasıl olması gerektiğini dün hutbe ile duyurdu. Tüm camilerde okutulan hutbede, düğünlerin "sevinilecek bir olayın kutlanması, sevinçlerin dine, geleneğe ve örfe uygun bir şekilde ifa gereği" vurgulanarak şöyle dendi:
Eğlenceden uzaklaşma
"Geçmişte, cambazların gösterileri, musiki eşliğinde oyunlar gibi, evlilik ve sünnet için yapılan eğlenceler vardı. Toplumsal değişmeyle birlikte dini hassasiyetin de zayıflamasıyla, düğünlerimizin şekli de değişmeye başladı. O nezih eğlencelerin yerini, salonlarda yapılan çoğu zaman da kulakları tırmalayan uğultulu müzikler eşliğinde danslar ve çılgınlığa kadar uzanan eğlenceler aldı. Düğünler içki içmek için bir vesile sayıldı. Bunun karşısında da müzik ve eğlence karşıtı uzun sohbetler ve mevlit içerikli düğünler oluştu.'' Hutbede, "insanımızı eğlenmekten tamamen vazgeçirmek yerine, milli ve dinen meşru sayılan eğlenceleri seçmelerinin tavsiye edilmesi gerektiği" vurgulandı. Peygamberin uygulamalarına bakıldığında, İslam adabına göre düğünün nasıl olması gerektiğinin anlaşılacağı da kaydedilerek, İslam'da düğün şöyle tarif edildi: "Düğünler davullarla, deflerle ilan edilmeli. İmkanlar dahilinde düğün yemeği verilmeli, davet edilmeyen yemeklere, habersiz ve izinsiz gitmek suretiyle, düğün sahibini zor durumda bırakmanın, dinen doğru olmadığını bilmeliyiz. Ayrıca yoksulların, düşkünlerin ve kimsesizlerin çağrılmadığı yemeklerin, en şerli yemekler olduğunu da unutmamalıyız. Eğlence ve magazin kültürünün popülaritesinin öneminin azımsanmayacağı kadar revaçta olduğu günümüzde, eğlence kültürümüzü İslami ölçülerde yenilemek zorundayız.
musa eken kardeşim tek kelimeyle mükemmel yazdıklarının artısı var eksisi yok
Gece yarılarına kadar mahallede kulak tırmalayan çalgılı düğünlerden, düğün salonlarında ne olduğu belli olmayan müzikler eşliğinde kendini teşhir ederek zıplayanların olduğu düğünlerden, düğünleri fırsat bilip silah sıkma egolarını tatmin edenlerden gına geldiği şu günlerde , böyle saçmalıklardan kurtulmanın bir yolu vardır elbet.
En başta da islami kurallara uygun düğünler bu pis görüntülerin önüne geçebilir .hadi bunu yapmayanlarda sade nikah veyahutta güzel musikeler eşliğinde yemekli düğünler yapabilirler. Hem insanlar ses ve görüntü! kirliliğinden kurtulur hemde huzurlu bir şekilde düğünlerini yaparak memnuniyetle noktalarlar bu güzel olayı. Saygılar,
Güzel görüşler var ama şuda bir gerçek artık düğünler eğlenceler bizim yaşam tarzımız haline gelmiş bunlar böyle birden bire geçilecek konular değil
Şu bir gerçektir.
Düğün ile Cenaze merasimi ayrıdır.
Ama yıllardır bunların ikiside mevlid ile yapılmaya
çalışıldı. Yanlış burda.
Birinin eğlence yeri, birinin hüzün yeri olduğunu unutmamak gerekir.
O halde;
Düğünler islami olsun dediğiniz zaman mutlaka alternatif üretmelisiniz.
Bu alternatif insan fıtratına uygun olmalı. Mademki düğün sevinç günüdür.
O zaman sevinç ve eğlence verici bir program sergilemelisiniz.
Sen bunu yapamazsan elin oğlu buz gibi yapar.
Yapıyorlarda zaten. Batının bütün rezillikleri şu an düğün salonlarında.
Sen alternatifini sun. Baş üstüne.
Sonra helal sınırları içinde yeterli malzeme yok mu ki.
Bak adam yukarıda yazmış.
Bir yerlerden başlamak gerekir.
.
Nizip'in dügünü bir tanedir yaa...
Nasil daha iyi yapilabilir ki? Önemli olan, kalplerin bir olmasi degil mi?...
Silahsiz dügünlere bence evet, yazik yaa o masum insanlara
Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.