Sadece Zeugma değil, karkamıştan çıkarılan eserlerinde Ankara Anadolu Medeniyetleri müzesinde sergilendiğini biliyormuydunuz ?
Güney Anadolu’daki en önemli Geç Hitit şehir krallıklarından biri olan Karkamışdan çıkarılan eserler yıllar önce müze bulunmadığı için Ankara Anadolu Medeniyetleri müzesine taşındı ve şuan orada sergileniyor. Nizip'de veya Karkamış'da sergilenmesinin şimdilik hayal olduğu eserlerin hiç olmazsa Gaziantep'de sergilenmesi bölgemiz açısından önemli olacaktır.
Müzede en çok eseri bulunan Karkamış’ın Uzun Duvar, Kral Burcu, Kahramanlar Duvarı ve Su Kapısı olarak adlandırılan kabartmaları müzede orjinal durumlarına uygun olarak yerleştirilmiştir. Kabartmalar üzerinde Kubaba için yapılan dinsel törenler, Kargamış Kralı Araras’ın en büyük oğlu Kamanas’ın veliahtlığa atanması sahneleri, savaş arabaları, Asurlular ile yapılan savaşın zafer sahneleri, karışık varlıklar betimlenmiştir. bu kabartmalarda Hititli ve Asurlu özelliklerin bir arada kullanıldığı görülmektedir.
Eserler Ankara Anadolu Medeniyetleri müzesinde görülebilir. Fotoya tıklayarak sanal olarak gezebilirsiniz.

Tarihi Karkamış
#153554
#153559
#153572
#153580
#153632
#153750
Kat. No: 207 Adı: Broş Cinsi: Altın Geliş Yeri: Nizip Geliş Şekli: Satın alınma 9.12.1969 Boyutları: Uz.: 4,4 cm.; gen.: 2,4 cm. Ağırlığı: 3,37 gr. Dönemi: Hellenistik dönem Kısa kenarlarında ikişer kulak yapan oval bir altın plaka yay biçiminde bükülmüştür. Kulakların altına birer göz yerleştirilmiştir. Broşun ve gözlerin çevresi yivli telkari bir çerçeve ile çevrilmiştir. Plaka, bir saç örgü motifi ile ortasından enlemesine ikiye ayrılmıştır. Dar kenarın bir tarafında, dışta saç örgüsünün ucunda çevresine ince düz bir tel geçirilmiş bir adet sarmaşık yaprağı bulunmaktadır. Arkasında tokası eksiktir.
Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesinde
#153917
#160565
#168323
#168331
#168405
#168830
#168831
#168832
#168833
#168852
#168967
#169015
#169580
#172983
#178661
#178760
#237364
Karkamış'daki Eserler de Taşınmış
Ağzımızdakini bir kırarsak... Allah Kerim
yetkililere bir sürü iş çıktı yine...
İşin şakası bir tarafa gerek müze olmadığı için gerek başka sebeblerle bu bölgenin tarihsel zenginlikleri kesinlikle yine bu yörede sergilenmelidir.
Belki sıra ona gelinceye kadar başka işler var ama eğer zeugma bir turizm merkezi olacaksa bunun yanında tarihi Karkamış kalıntıları ve eserleri de olmalı.
Şimdi biraz geniş düşünelim.
Şimdiki sebze halinin alanını bir düzlük diye düşünelim.
Sebze halinin arkasında ne var Kilise.
Çeşitli rivayetlere göre Bu kilise Dünyanın en eski kilisesi diye biliniyor.
Şimdi parçaları birleştirelim.
O boş alanla kilise bir kültür parkı yapılamaz mı?
2009 yılında kültür merkezi yapılacak diye bir proje dönüyor şuan.
o proje böyle bir çalışma içine girilse nasıl olur.
Hiçbir gezi turunda Nizip'in ismi geçmiyor.
Eğer böyle bir çalışma yapılırsa Nizip'in ismi geçer mi?
G.antep nerdeyse müze sayısını 5 e ulaştırdı ama Nizipte hala bir tane yok.
Burda benim aklıma şu geliyor kimse alınmasın.
Belkıs civarına yapılan barajın adı Nizip barajı yada belkıs barajı olması gerekirken siyasetsizliğimizden birecik barajı yapıldı.
Acaba Nizip'e müze yapılmamasının sebebi yine siyasilerimizin dirayetsizliği mi?
Bu zeugma, karkamış Nizip'e bağlı değil miydi?
Bunların sergilenmesinde 1. öncelik Nizip olması gerekmiyormuydu?
Nizip tarihine karşı biraz duyarsız mı?
sorular sorular...
nizip turzminin gelişmesi açısından bu eserler çok önemli rol alabilirdi
ama ne yazıkkki geç kalınmış bazı projeler yüzünden eserler teker teker yuvadan uçtu.
dünyanın en eski mozaik şehrine sahibiz ama bunları sergileyecek bir müzemiz bile yok
zeugma kazıları başladıgı dönemler nizipe müze açma çalışmaları başlatılmış olsaydı belkide hiç bir şey için geç kalınmış olmazdı..
Aradan 100 sene bile geçse her tarihi eser eninde sonunda yerine geri döner ve dönecektirde, henüz daha iş işten geçmedi, eğer yöneticilerimiz ve sivil toplum örgütleri bu işe el atarsa sanırım birşeyler yapılabilir.
Karkamış Antik Kenti ile ilgili çalışmalar sonuçlanıpta burası tarihi bir mekan ve turizm alanı olarak açılırsa tabiki buraya ait olupta şu anda buranın dışına nakledilmiş eserler tekrar getirilerek yerinde sergilenmelidir.M.Akpekin de işaret ettiği gibi bir çokları Ankara Anadolu medeniyetler müzesinde sergilenmekte.Hani derler ya her tarihi eser kendi mekanında güzeldir.Dileriz bu gerçekleşir kentlerimiz ve bölgemiz bu yönüyle dahada güzelleşir.
Nizip'e gerçekten bir kültür merkezi şart özellikle bir müze ve gençlerin duyarlı bir şekilde zaman geçireceği alanların olması şart. Bu konuda yetkililerin daha duyarlı olması dileğimiz.
Bir Ceylanın Bazalttan (Karataş) Rölyefi
(Basalt Relief Of A Gazelle)
Neo-Hitit, M.Ö. 9. Yüzyıl
Karkamış, Güneydoğu Anadolu
Bu bazalt rölyef Neo-Hitit şehri Karkamış’tan gelmiştir. Milat’tan önce birinci milenyumda Karkamış Fırat Nehri kenarında bir yüksek hisar kümesinden oluşmaktaydı. Şehir iki kısımdan oluşurken içerdeki şehrin etrafında surlar vardı. Kazılar, fırtına tanrısının tapınağına ve hisara varan, anıtsal bir merdiven olan bir dizi yolu açığa çıkardı. Bütün yapı bazalt ve kireç taşı heykellerle süslenmişti. Rölyefin nereden geldiği tam net değildir: anıtsal merdivenin bizzat kendisini süslemiş olabilir. 1876’da British Museum’dan George Smith tarafından çizildi ve 1879’da müzeye getirildi.
Hitit İmparatorluğu’nun M.S. 1200’lerde çökmesiyle, Hitit kültürü daha önce de Hitit’lerin kontrolü altında olan Karkamış gibi yerlerde yaşamaya devam etti. Bu Neo-Hitit’ler, Hitit diliyle alakalı olan ve ilk kez milattan önce ikinci milenyumda görülmüş hiyeroglif harfleri kullanan “Luwian” dilini kullanmışlardır.
D.G. Hogarth, Carchemish I (London, The British Museum Press, 1969)
En: 78.700 cm
Boy: 81.300 cm
Konsolos Philip Henderson tarafından 1879’da Karkamış’tan alınmıştır.
ME 125006
Orta Doğu
Subutay kardeşimiz British müzedeki karkamış eserlerinin tanıtıldığı sayfaları tercüme edip bu konuya ekliyor. Kendisine teşekkür ediyorum.
Karkamıştan bu eserler nasıl gitmiş oralara ya, hiçbirşeyimize sahip çıkamıyoruz, definecilik yasasının çok acil yeniden düzenlenmesi gerekiyor yoksa kaçak kazılardan dolayı herşey yurt dışına kaçırılıyor.
T. E. Lawrence’den (Arabistanlı Lawrence) Leonard Woolley’e Mektup
(Letter From T.E. Lawrence (Lawrence Of Arabia) To Leonard Woolley)
Halep, Suriye, M.S. 1913
Karkamış’taki kazı sürecinin raporu
1911 ile 1914 yılları arasında British Museum’dan bir ekip Karkamış’ın antik yerlerinde kazılar yaptılar. Karkamış bir zamanlar Hitit İmparatorluğu’nun parçasıydı ve imparatorluğun M.Ö. 1200’lerde çökmesinden sonra 500 yıl kadar varlığını devam ettirdi. Kazı ekibi büyük kalesiyle, oymalarıyla ve kitabeleriyle birlikte yıllardır yer altında olan şehri gün yüzüne çıkardı. Karkamış’ta çalışan arkeologlardan biri de ekibe 1911 yılında Oxford’daki Jesus Kolejini bırakarak katılan T. E. Lawrence (1888-1935) idi. Bu mektup Lawrence’dan kazının İngiltere’de bulunan lideri Leonard Woolley’e gönderilmiştir. Halep’teki Baron’s Hotel’den yazılmıştır. Mektup, kazı alanındaki şartları anlatmaktadır.
“Bu sene hava korkunç yağışlı ve çok fazla kar var. Köyde aşağı yukarı 20 ev çöktü. Yatak odalarımız, banyolarımız ve oturum odalarımız hemen hemen dayanıklı – ama diğerleri resmen sünger.”
Lawrence mektupta ayrıca yapılmakta olan ve Karkamış’tan geçen yeni Bağdat Demiryolu’ndan da bahsetmektedir.
Bu mektubun yazıldığı yıldan sonraki yıl Birinci Dünya Savaşı başladı ve kazılar birkaç yıllığına sekteye uğradı. Woolley Mısır’da askeri istihbarat subayı oldu. Lawrence ise Orta Doğu’daki askeri faaliyetleri ile ünlü oldu. The Seven Pillars of Wisdom’da (1926) bahsedildiği gibi.
D.G. Hogarth, Carchemish I (London, The British Museum Press, 1969)
C.L. Woolley, Carchemish III (London, Trustees of the British Museum, 1952)
C.L. Woolley, Carchemish II (London, The British Museum Press, 1969)
En: 200 mm
Boy: 270 mm
Arşiv CE32/17/1
Kireçtaşından (Havara Taşı) Silindirik Mühür
(Limestone Cylinder Seal)
Hitit, M.Ö. 14.-13. yüzyıllar
Karkamış
Bu kireçtaşından yapılma silindirik mühür Leonard Woolley tarafından Karkamış’ın kuzey surlarının altındaki bir mağara temizlenirken bulunmuştur. Şehir bu noktada çapraz duvarlarla bölünmüş çift surlarla korunmaktaydı. Surların bir ucu uçuruma dayanmaktaydı ve mağara dıştaki surun altındaydı – aslında duvar bu noktada bozulmuştu çünkü mağara tavanı, mağaranın ağzı dolaylarında çökmüştü.
İç surların yanındaki üç adet kayadan yapılma mil mağaraya erişimi sağlıyordu. Bu millerin bir yapıya uzandığı surun temelinden anlaşılmıştır. Mağara yalnızca savaş halinde kullanılmak üzere yapılmış bir acil çıkış olabilir ve barış halinde kapalı tutulmuş olması muhtemeldir: ilk aşamada mağaranın girişi bir duvar ile kapatılmıştı. Mağaranın içi yapay olarak şekillendirilmişti. Dolayısıyla tavan, zemin ve duvarlar düzdü.
Mağara Roma’nın son dönemlerine kadar kullanıldı. Silindir mühür, dolgusuyla birlikte bulundu. Mührün Hitit dönemine ait olduğu söylenebilir.
Mühür; bir geyik ve boğayı, iki kamayı, ışınlarıyla birlikte bir güneşi ve boğanın üstünde sekiz rakamı şeklinde bir kalkan tutan ve geyiğin boynuzunu kavrayan etekli bir figürü tasvir etmektedir. Geyik, Hitit av tanrısını ve boğa ise iklim tanrısı olan Hatti’yi simgeliyor olabilir.
C.L. Woolley, Carchemish II (London, The British Museum Press, 1969)
Çap: 1,4 cm
Boy: 3,7 cm
D.G. Hogarth and C.L. Woolley tarafından kazılmıştır (1911-14).
Orta Doğu 116141
Oda 54: Antik Türkiye
Bazattan (Karataş) Yapılma Aslan Başı
(Basalt Lion Head)
Neo-Hitit, M.Ö. 9. Yüzyıl
Bir heykel üssünden koruyucu aslan.
Bu Neo-Hitit dönemine ait bazalt aslan başı D.G. Hogarth ve Leonard Woolley tarafından 1911-1914 yılları arasında Karkamış’ta gün yüzüne çıkarıldı. T. E. Lawrence da onlara yardım etti (ki Lawrence daha sonraları I. Dünya Savaşı sırasında Arabistan’daki askeri başarıları ile üne kavuşacaktı). Kazı ekibi boğa ve aslanlarla süslenmiş pek çok heykel merkezi, havzası ve sunağı buldu. Bu aslan başı, bir üssü (şimdi Ankara’da) koruyan bir çift aslanın parçasıdır. Bu iki aslan, tanrı heykeli ile desteklenmekteydi ve Karkamış’ın “Aslan Girişi”nin (“Lion's Gate” of Carchemish) yanında durmaktaydı. Aslanlar, eli başın sol tarafında açıkça görülen bir griffin (kartal başlı aslan gövdeli ejderha) tarafından tutulmaktadır. Üs ve heykel Birinci Dünya Savaşı esnasında yağmacılar tarafından parçalanmıştır.
D.G. Hogarth, Carchemish I (London, The British Museum Press, 1969)
C.L. Woolley, Carchemish III (London, Trustees of the British Museum, 1952)
M. Vieyra, Hittite art, 2300-750 BC (London, A.Tiranti, 1955)
En: 33 cm
Boy: 58 cm
Yükseklik: 48 cm
D.G. Howarth and C.L. Woolley tarafından kazılmıştır (1911-14).
ME 118993
Middle East
Fırtına Tanrısını Gösteren Bir Bazalt (Karataş) Rölyef
(Basalt Relief Showing A Storm-God)
Neo-Hitit, M.Ö. 10. yüzyıl
Bu kırık rölyef parçası Suriye fırtına tanrısını tasvir etmektedir. Topuz şeklinde ve boynuzlu başlığından, uzun kıvırcık saçından ve savurduğu baltadan tanınmıştır. Rölyefin geri kalanı (Ankara’dadır) tanrıya bir aslanı öldürmesi için yardım edilmesini tasvir etmektedir. Eser Karkamış’taki fırtına tanrısının tapınağının karşısında duran nam-ı diğer “Herald's Wall”dan* gelmektedir.
D.G. Hogarth, Carchemish I (London, The British Museum Press, 1969)
En: 61 cm
Boy: 58,4 cm
D.G. Hogarth and C.L. Woolley tarafından kazılmıştır (1911-14).
ME 117909
*Çeviri Notu: Haberci Duvarı
Subutay çok teşekkür ederim. Gençlerimizin bilinçlenmesi açısından çok faydalı bir çalışma yapıyorsun. Umarım Karkamış hak ettiği yere kavuşur.
bu eserleri gizlice götürecek halleri yok heralde yetkililerin haberi vardır mutlaka neden buralara müze açılmıyorda taaaa ankaraya kadar götürülmüş her şeyi kendi yerinde sergileyin ki bir anlamı olsun nereden çıktığı ve tabiat yapısı ve bir çok durum göz önünde olsun neden efesten nemruttan eserlerin bir çoğunu götürmüyorlar başka müzelere yapılan çok ayıp bir yörenin kültürünü çalıyorlar ankaralılar kendilerine sahip çıkamıyorlar yarın o eserlerin bir çoğu yurt dışına kaçırılır sonrada getirmek için girişimde bulunurlar
Tarihe olan saygısızlık diyorum.Neden hep kaybeden Nizip oluyor??
Rica ederim abi. Elimizden geldiğince birşeyler yapıyoruz.
admin;168852 wrote:Subutay çok teşekkür ederim. Gençlerimizin bilinçlenmesi açısından çok faydalı bir çalışma yapıyorsun. Umarım Karkamış hak ettiği yere kavuşur.
Size gönülden katılıyorum.
taki ki paylaşim için tesekkür bende sizler gibi bu duruma cok üzülüyorum ama elimden birşey gelmiyor kendimi dövüyorum NEDEN bizim nizip teki siyasilerimiz bu konuda yetki yaratamıyor tabiki bu herseyden önce bizim hakkımız nizip.in hakkı. yine söylüyorum cok sevdigim saydıgım bir insanın lafı yine geliyor aklıma. AMA ELİMDEN BİRŞEY GELMİYOR KENDİMİ DÖVÜYORUM.
sen haklısın kardaşım ama kime ne anlatıyorsun bunu bak belki bir sen duydun birde ben peki bu neden yinede sen en iyisini yaptın bak kimse duymasa da senisini sen davanın arkasındasın helal olsun karınca misali ölürsek de bu yolda ölelim her zaman arkandayımGökhan Dokuyucu;153572 wrote:Şimdi biraz geniş düşünelim. Şimdiki sebze halinin alanını bir düzlük diye düşünelim. Sebze halinin arkasında ne var Kilise. Çeşitli rivayetlere göre Bu kilise Dünyanın en eski kilisesi diye biliniyor. Şimdi parçaları birleştirelim. O boş alanla kilise bir kültür parkı yapılamaz mı? 2009 yılında kültür merkezi yapılacak diye bir proje dönüyor şuan. o proje böyle bir çalışma içine girilse nasıl olur. Hiçbir gezi turunda Nizip'in ismi geçmiyor. Eğer böyle bir çalışma yapılırsa Nizip'in ismi geçer mi? G.antep nerdeyse müze sayısını 5 e ulaştırdı ama Nizipte hala bir tane yok. Burda benim aklıma şu geliyor kimse alınmasın. Belkıs civarına yapılan barajın adı Nizip barajı yada belkıs barajı olması gerekirken siyasetsizliğimizden birecik barajı yapıldı. Acaba Nizip'e müze yapılmamasının sebebi yine siyasilerimizin dirayetsizliği mi? Bu zeugma, karkamış Nizip'e bağlı değil miydi? Bunların sergilenmesinde 1. öncelik Nizip olması gerekmiyormuydu? Nizip tarihine karşı biraz duyarsız mı? sorular sorular...
tarihimize yapilan bu adaletsizligi en kısa zamanda ön planda tutulması ve acil önlem alınması lazım veya nizipli olarak tarihle ilgili dernek ,geniş alanda müze yaplarak sergilenmesi lazım
Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.