umutların ışığında bir gölge gibisin artık
umut söndüğünde hangi fırtınalara kapılacaksın
bahara değil sen hep güzlere ait olacaksın
rüzgarın denizle dansı gibiydi bizim sevdamız
çiçeğin yeniden tomurcuklanması
baharların hep bizde kalmasıydı
bir su damlası bile anlamlı gelirdi bize
anlamsız olan herşey manalıydı bizce
herşey güzeldi hayat güzeldi aşk bizdeydi çünkü
pembeydi hayaller pembeydi gönüller
adı mavi umuttu umuda yolculuktu
rastgele atılan tavla taşlarının hep düşeş gelmesiydi
bir yalan çemberindeymişim oysa
yalancı oyununu oynamak hiç hesaba gelmeyecek roller almak
aslında ne mavi vardı sevdamda nede pembe gönlümde
siyahı biraz renklendirmiş birazda şenlerdirmiştim kendimce
ne sen vardın gerçekte
nede tövbelerle bozulmuş yeminlerde
sen gittin mavi umutlara sevdanda gönüllere yakışmadı
Hani erken inerdi karanlık,
Hani yağmur yağardı inceden,
Hani okuldan,işten dönerken,
Işıklar yanardı evlerde,
Eskidendi, çok eskiden.
Hani ay herkese gülümserken,
Mevsimler kimseyi dinlemezken...
Hani çocuklar gibi zaman nedir bilmezken,
Eskidendi çok eskiden.
Hani hepimiz arkadaşken,
Hani oyunlar tükenmemişken,
Henüz kimse bize ihanet etmemiş,
Biz kimseyi aldatmamışken,
Eskidendi, çok eskiden.
Hani şarkılar bizi bu kadar incitmezken,
Hani körkütük sarhoşken gençliğimizden,
Daha biz kimseye küsmemişken,
Daha kimse ölmemişken,
Eskidendi çok eskiden.
Şimdi ay usul, yıldızlar eski
Hatıralar gökyüzü gibi gitmiyor üstümüzden
Geçen geçti,
Geçen geçti,
Geceyi söndür kalbim
Geceler de gençlik gibi eskidendi
Şimdi uykusuzluk vakti.
ANADOLU Ziyafet ziyafet her bir baharı Soframda yediğim içtiğim sensin Işıktan daha parlak altından sarı Tarlamda istikbal biçtiğim sensin Aldım oku elime gerdirdim yayı Seni bulmak için gezdim dünyayı Nihayet terkettim orta asyayı Kendime vatan seçtiğim sensin Bir beylik kurdum senin üstüne Korku saldım durdum küffar büstüne On orduyla gelen haçlı kastına Tüm cihana savaş açtığım sensin Şehit verdim,ordu kurdum kalan sağlardan Ders aldım ,plan yaptım eski çağlardan Gemileri yürüttüm tepelerden dağlardan Asya'dan Avrupa'ya geçtiğim sensin... Cengiz KILIÇPARLAR
ÇİLE SEN TÜM ŞEHİRLERİN EN ÖZGÜR KUŞU UFUKTA GÖRDÜĞÜN HERYER SENİNDİR BEN SEVDA ÇETESİNİN ELEBAŞI ZINDANINDA DÖRT DUVAR BENİMDİR EZİLİŞİM KIVRANIŞIM KENDİ İÇİMDE HERGÜN AYNI ACI FARKLI BİÇİMDE BENİ HER GECE BU DÖRT DUVAR İÇİNDE BOĞAR,HER DOĞAN YENİ GÜN İDAM GÜNÜMDÜR BEKLEMEK,ÖZLEMEK,BULMAK,YİTİRMEK ÖYLECE AY GÖRÜP GÜNEŞ BATIRMAK SANIRIM TAM BUDUR ÖMÜR BİTİRMEK BUNUN ADI YAŞAMAK DEĞİL, ZULÜMDÜR SAÇ SAKAL BİR KARIŞ ÜST BAŞ PAÇAVRA EŞ DOST KAÇAR OLMUŞ KALMAMIŞ ÇEVRE SENDEN SANA KADAR GİDEN BU EVRE YİĞİDE ÖLÜMLERDEN BETER ÖLÜMDÜR ÖMRÜM ÇOCUKLUĞUM,GENÇLİĞİM BİTTİ YÜREĞİM,BEDENİM,DİNÇLİĞİM BİTTİ BU SAHNEYİ KAÇIRMA ÇÜNKİ FİLM BİTTİ PERDE KAPANIYOR,BU SON BÖLÜMDÜR Cengiz KILIÇPARLAR
sana,
allah'tan ne görünmezkaza
ne ızdıraplı bi ölüm
dilemeyeceğim...
Senin sevdiğin,
sevdiğincede çok sevildiğini sanıp,
taki kavuşmanıza beş kala
tıpkı bana yaptığın gibi
hiçbir sebep gösterilmeden terk edilip,
çeyizin benim gibi bağlı,
yüreğin sönmezcesine dağlı,
ve,
ömrünce mutsuzluğa
mahkum kalasın.........
Bedirhan Gökçenin okumuş olduğu bu şiir çok güzel olduğu için sizlerle paylaşayım dedim. Bu şiiri Bedirhan Gökçenin sesi ile dinlemek isterseniz youtubede arayın, yada mp3 olarak indirin dinleyin derim. Kendi sesi ile dinlemesi dahada güzel....
NAMISSIZ SENİ
Cemo derdin biye söylemek haram
Miggin tahir ile sarayim yaram
Uyy dedim bekledim nerdesen agam
Gittinde dönmedin namissiz seni
Elimin ginasi bögrümde galdi
Basimin yazmasi yüzümde soldi
Bende bir ellerde dört çocug oldi
Neye gittin gelmedin namissiz seni
iki bas öküzle üç dönüm tarla
Üç kurus bes kurus sarip sarmala
Kör bogaz doyardi iki logmayla
Alaman neyine namissiz seni
He he arada bir mektubuda geliir
Ese dosta selam sabah ediir
Anasinin ellerinden öpiir
E beni unuttun mu namissiz seni
Ehmo sorar aney babam hanidir
La bu dünyada bizim gibi fanidir
Agam arvat erinin sag elidir
Ellerin girilaydi namissiz seni
Eyvana doguma tezgahi gurdum
Her ilmegi hasretimden dem vurdum
Ben cennete degismezken öz yurdum
Yaban ele sattin beni namissiz seni
He biliyem sen orda cog ehvansen
Allah biliyi kimseleri görmezsen
Eyso, eyso bu can siye gurban deridin
Canin çiksin emi namissiz seni
Uyy aney uyy ataslara yaniyem
Urfa sicak damda sabah ediyem
Yildiza rüzgara adin veriyem
Agrep sogsun emi namissiz seni
Yufka açtim göz göz oldu üregim
Gazan kebabiynan kebap cigerim
Çig köfteye gattim derdim kederim
isotsuz kal emi namizsiz seni, namizsiz seni
Çog söyledim artik dilim dönmüyor
Ne bileyim cahil aglim ermiyor
Gene erim dogrusunu biliyor
Geliver artig be namissiz seni
Gurdun gusun yani yavri dolusti
Devran döndü burda hersey degisti
Ula bin yil sonra harran suya gavusti
Bizede gavusmag yokmi namissiz seni
Namissiz seni, namissiz seni
Gız sen benim göynümün yuha bülbülüsün,
Acı bi gül ki bu yüreg havas etsin,bi gülsün.
Binaan şoorda sümbülken,binaan bülbülsün,
Dinnemedim senin için ne demir gapı,ne de taha,
Ambel beter çemkiriyn ya yüzüme,ganın içine aha...
Maalle uşağıyıg sennen...Eyisin,hoşsun,yeen gözelsin,
Emme neynemeli,löküs yaşıycım dey zıpırlarnan gezersin.
Erzigırıg adamlarnan yörüyüp,haneen uluunu ediysin,
Dinnemedim senin için ne demir gapı,ne de taha,
Ambel beter çemkiriyn ya yüzüme,ganın içine aha...
Bundan soona ıstıfıl ol,ben olsam da fıhara,
Seni tergeym,galbimde galsa da bööyk bi yara,
Asas da eyi oldu heeerif,sen düşün gara gara,
Dinnemedim senin için ne demir gapı,ne de taha,
Ambel beter çemkiriyn ya yüzüme,ganın içine aha...
Yaşanılanları Kontrol-S ile kaydedip,
Kontrol-Z ile geri yaşıyorum
Ben sevdamı download edip masaüstüne alıyorum.
En çokta ekranı kapladığın o anı özlüyorum
Italik yürüyüşlüm, Bold bakışlı sevdiğim...
Öyle bir halt yedim ki, sakın affetme beni
Simge durumuna küçült, saatlerce beklet beni
Tüm sistemlerimi çökert, Ziple sıkıştır ve parçala
Alt F4 ile kapat, Shift ile değiştir beni
Kedinin mousela oynadığı gibi oyna,
Manzaralı mouse pedinde gezdir beni
Yeni bir pencere açalım ve unutalım her şey
i Geri dönüşüm kutusuna gönderelim maziyi
Kısa yol oluştur fazla bekletme bu seveni
En çok Flash Animasyonlu halini özlüyorum
PC görünüşlü, Mac duruşlu sevdiğim
Kalpten kalbe bağlantım bağlantısı yapılır
Kapanır kapılar, ağa oturum açılır
Sevdamız monitöre saniyelerle yazılır
Disconnect olursam beni yine arar mısın?
Masaüstünde bulamazsan belgelerime bakar mısın?
Yokluğunda erişim paketi teselli olmasa da
Monna Rosa siyah güller, ak güller;
Gülce'nin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister;
Ah, senin yüzünden kana batacak,
Monna Rosa, siyah güller; ak güller!
Ulur aya karşı kirli çakallar,
Bakar ürkek ürkek tavşanlar dağa.
Monna Rosa, bu gün bende bir hal var,
Yağmur iğri iğri düşer toprağa,
Ulur aya karşı kirli çakallar.
Zeytin ağacının karanlığıdır
Elindeki elma ile başlayan...
Bir yakut yüzükte aydınlanan sır,
Sıcak ve minnacık yüzündeki kan,
Zeytin ağacının karanlığıdır.
Zambaklar en ıssız yerlerde açar,
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur.
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar,
Işıksız ruhumu sallar da durur,
Zambaklar en ıssız yerlerde açar.
Ellerin, ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi...
Ellerinden belli olur bir kadın.
Denizin dibinde geziyor gibi
Ellerin ellerin ve parmakların.
Açma pencereni, perdeleri çek:
Monna Rosa seni görmemeliyim.
Bir bakışın ölmeme için yetecek;
Anla Monna Rosa, ben öteliyim...
Açma pencereni, perdeleri çek.
Zaman çabuk çabuk geçiyor Monna;
Saat on ikidir, söndü lambalar.
Uyu da turnalar gelsin rüyana,
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar;
Zaman çabuk çabuk geçiyor Monna.
Akşamları gelir incir kuşları,
Konarlar bahçemin incirlerine;
Kiminin rengi ak, kiminin sarı.
Ah, beni vursalar bir kuş yerine!
Akşamları gelir incir kuşları...
Ki ben Monna Rosa, bulurum seni
İncir kuşlarının bakışlarında.
Hayatla doldurur bu boş yelkeni
O masum bakışlar... Su kenarında
Ki ben, Monna Rosa, bulurum seni.
Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa:
Henüz dinlemedin benden türküler.
Benim aşkım uymaz öyle her saza,
En güzel şarıkıy bir kurşun söyler...
Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak,
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış.
Birgün gözlerimin ta içine bak;
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış,
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak.
Artık inan bana muhacir kızı,
Dinle ve kabul et itirafımı.
Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı
Alev alev sardı her tarafımı,
Artık inan bana muhacir kızı.
Altın bilezikler, o korkulu ten,
Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne;
Bir tüy ki, can verir bir gülümsesen,
Bir tüy ki, kapalı geceye, güne;
Altın bilezikler, o karkulu ten!
Monna Rosa siyah güller, ak güller,
Gülce'nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister;
Ah, senin yüzünden kana batacak,
Monna Rosa, siyah güller, ak güller!
Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın…
“Nereden çıktın bu vakitte”dememeli,
Bir gece yarısı telaşla yataktan fırladığında;
“Gözünün dilini”bilmeli;
Dinlemeli sormadan,söylemeden anlamalı…
Arka bahçede varlığını sezdirmeden,mütemadiyen dikilen vefalı bir ağaç gibi
Köklenmeli hayatında;
Sen,her daim onun orada durduğunu hissetmelisin.
İhtiyaç duyduğunda gidip müşfik gövdesine yaslanabilmeli.
Kovuklarına saklanabilmelisin.
Kucaklamalı seni güvenli kolları.
Dalları bitkin başına omuz,
Yaprakları kanayan ruhuna merhem olmalı…
En mahrem sırlarını verebilmeli,
En derin yaralarını açıp gösterebilmelisin;
Gölgesinde serinlemelisin sorgusuz sualsiz…
Onca dalkavuk arasında bir tek o,
Sözünü eğip bükmeden söylemeli,
Yanlış anlaşılmayacağını bilmeli.
Alkışlandığında değil sadece,
Asıl yuhalandığında yanında durup koluna girebilmeli.
Övmeli alem içinde,baş başayken sövmeli
Ve sen öyle güvenmelisin ki ona,
Övdüğünde de sövdüğünde de bunun iyilikten olduğunu bilmelisin,
“Hak ettim” diyebilmelisin.
Teklifsiz kefili olmalı hatalarının;
Günahlarının yegane şahidi…
Seni senden iyi bilen,sana senden çok çok güvenen bir sırdaş…
Gözbebekleri bulutlandığında yaklaşan fırtınayı sezebilmelisin.
Ve sen ağladığında,onun gözünden gelmeli yaş…
BİR ADIN KALMALI GERİYE...
bir adın kalmalı geriye
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
aynaların ardında sır
yalnızlığın peşinde kuvvet
evet nihayet
bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet
sen say ki
ben hiç ağlamadım
hiç ateşe tutmadım yüreğimi
geceleri, koynuma almadım ihaneti
ve say ki
bütün şiirler gözlerini
bütün şarkılar saçlarını söylemedi
hele nihavent
hele buselik hiç geçmedi fikrimden
ve hiç gitmedi
bir topak kan gibi adın
içimin nehirlerinden
evet yangın
evet salaş yalvarmanın korkusunda talan
evet kaybetmenin o zehirli buğusu
evet nisyan
evet kahrolmuş sayfaların arasında adın
sokaklar dolusu bir adamın yalnızlığı
bu sevda biraz nadan
biraz da hıçkırık tadı
pencere önü menekşelerinde her akşam
dağlar sonra oynadı yerinden
ve hallaçlar attı pamuğu fütursuzca
sen say ki
yerin dibine geçti
geçmeyesi sevdam
ve ben seni sevdiğim zaman
bu şehre yağmurlar yağdı
yani ben seni sevdiğim zaman
ayrılık kurşun kadar ağır
gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın
yine de bir adın kalmalı geriye
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
aynaların ardında sır
yalnızlığın peşinde kuvvet
evet nihayet
bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet
beni affet
Kaybetmek için erken, sevmek için çok geç
Yağmur Yağıyor Yağmur Gözlüm.. Yağmur yağıyor,yağmur yağıyor
Yağmur gözlüm sen görmesen de
Sen bilmesen de, dışarıda yağmur yağıyor
Hasretime yağmur yağıyor
Gözlerime yağmur yağıyor
Ayrılığa yağmur yağıyor
Yanan kalbime yağmur yağıyor..
Toplamışsın hatıraları bir bir
Bir can gidiyor,bir ömür gidiyor
Farkında mısın bilmem?
Dışarıda yağmur yağıyor
Gecelerin koynuna salarken beni
Ümitleri toplamış gidiyorsun
Yağmur yağıyor,yağmur yağıyor
Nedenleri biten aşkın
Üstüne şimşek çakıp yağmur yağıyor
Kapat pencereni sevdiceğim
Sebebini sormasan da,
Can evinden vurduğundan
Yaşananları sorduğunda
Beni sevmeye mahkum edip
Gönül çıramı söndürmeden giderken
Yağmur yağıyor,yağmur yağıyor
Yağmur gözlüm..
SEN ve BEN Herkes dört gözle tatili beklerdi
Bense okulların açılmasını
Çünkü seni görmek vardı koridorlarda
Ve bana güleceği günü beklemek.
Ben okul bahçesindeki ağaca, baş harflerimizi
Sen gönlüme sevdanın adını yazmıştın
Ben sırama isimlerimizi
Sen kalbime ilk aşkı yazmıştın.
Senden sonra sana yazdığım şiirlerden
Haberin bile yok
Ve yağmur yüzüme vuruyor
Ve soğuk.
Okuldan sonra
Her dolma kalem, her lacivert kravat
Her beyaz gömlek ve yakalık
Ve her 12 aralık
Sen gelirsin aklıma
Çocukluk işte, belki de ilk AŞK
Belki de ilk delilik.
Seversin demiştin ya hani bundan sonrada
İnan ki o kadar kimseyi sevemedim
Ve o iki kelimeyi senden sonra kimseye
Ama kimseye söyleyemedim.
Belki hiç olmadın benim için
Belki de azdın
Ama olsun
Ben hep sana şiirler yazdım.
Ceketimi ve kravatımı saklıyorum hâlâ
Birinin üzerinde tebeşir
Birinin üzerinde ayran lekesi
Ve Seni Seviyorum hala
Elmayı da, havayı da, suyu da
Ve bilmeni istemiyorum hâlâ
Sana şiirler yazdığımı
Ve bilmeni istemiyorum bütün bunları
Çünkü her şey böyleyken güzel
En dokunulmamış,en yaşanmamış
Ve ne tadılmamış haliyle.
Bir sahilde el ele dolaşılmamış
Ve bir kafede çay içilmemiş haliyle
Her şey
Böyleyken güzel belki de
Ama sen gönlüme sevdanın adını yazmıştın
Ben aşkına tutulmuş bir deli candım
Sen gönlüme sevdanın adını yazdın
Ben aşkına tutulmuş seni ararım.
SENİ SENİ SENİ