Genç Muhabbet
#138017
YALVARIŞ
Ya Rab bu hasrete can dayanmıyor;
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.
Her adımda bir engel var, salmıyor,
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.
Mümkün mü bu yolda maksuda ermek?
Mümkün mü sılada dost yüzü görmek?
Âşıka ar gelir geriye dönmek;
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.
Çekilmez bir şelek vurdun arkama;
Şaşırdım yollarda kaldım, akşama.
Umudum her zaman bakidir amma,
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.
Sevip sevilmemek varsa kaderde,
Hangi doktor ilaç verir bu derde?
Hastayım, susuzum gurbet illerde;
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.
Ey hanlar hanını halkeden Hancı!
Bir yudum aşkınla doğdu bu sancı.
Ey fakir ekmeği, Mümin inancı!
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun
#138151
#138183
#138197
#138198
#138206
#138215
#138216
#138217
#138256
#138348
#138350
#138575
#138583
#138626
#138627
#138685
#138717
#138718
#138804
GÖZ DOSTU / GÖNÜL MİSAFİRİ
Ormanlarda yuvasını yitiren
Bir kuş görsem, sen gelirsin aklıma.
Beni alıp uzaklara götüren
Bir düş görsem, sen gelirsin aklıma.
Gönlüm viranedir yıkılmış, yanmış
Hayâl mermerinde hatıram donmuş
Asırlar öncesi duvara konmuş
Bir taş görsem, sen gelirsin aklıma.
Toprakta ağacın her hâli güzel
Gölgesi, meyvesi, hem dalı güzel
Nerede ne zaman faydalı, güzel
Bir iş görsem, sen gelirsin aklıma.
Açılmış çiçektir her gülen dudak
Kılıfta tomurcuk zor gülen dudak
Bir dostluk bakışı, bir gülen dudak
Bir diş görsem, sen gelirsin aklıma.
Yüreğinde deli taylar eşinen
Gam ilinden dert iline taşınan
Altmış yıl yaşayıp, bin yıl düşünen
Bir baş görsem, sen gelirsin aklıma.
#138805
#138880
#138882
#138884
#138973
ŞİİR SEVER NİZİPLİLER BURAYA...
bu şehir girdap gülüm
girdapta mehtap gülüm
feleğin bir suyu var
su değil kezzap gülüm
yezidin harcı zulüm
yiğidin burcu ölüm
feleğe dayandım gülüm
öldümde uyandım gülüm Kurtlar vadisinin yeni şarkısının sözleri
Fatih abi bu şarkı çok güzel hakikaten.
Memati dinleyip dinleyip kendinden geçiyor:)
Dağda dolaşırken yakma kandili,
Fersiz gözlerimi dağlama gurbet!
Ne söylemez, akan suların dili,
Sessizlik içinde çağlama gurbet!
Titrek parmağınla tutup tığını.
Alnıma işleme kırışığını
Duvarda, emerek mum ışığını,
Bir veremli rengi bağlama gurbet
Gül büyütenlere mahsus hevesle,
Renk dertlerimi gözümde besle!
Yalnız, annem gibi, o ılık sesle,
İçimde dövünüp ağlama gurbet!..
NECİP FAZIL KISAKÜREK
BENDEDİR
Ne azap, ne sitem bu yalnızlıktan,
Kime ne, aşılmaz duvar bendedir,
Süslenmiş gemiler geçse açıktan,
Sanırım gittiği diyar bendedir.
Yaram var, havanlar dövemez merhem;
Yüküm var, bulamaz pazarlar dirhem.
Ne çıkar, bir yola düşmemiş gölgem;
Yollar ki, Allah'a çıkar, bendedir.
NECİP FAZIL KISAKÜREK
gökhan abi ayrıca bu şarkıyı memati kendisi söylüyormuşş çok güzel bi şarkı...bu arada fatih amcada yakından takip ediyooo vadiyi :DGökhan Dokuyucu;138183 wrote:Fatih abi bu şarkı çok güzel hakikaten. Memati dinleyip dinleyip kendinden geçiyor:)
Fevzi ve gökhan kardeşim gerçekten güzel bir şarkı,kurtlar vadisi bu ülkenin gerçefi.Selamlar
Okyanus bey efendiye çok teşekkürler,bize üstad necip fazılı hatırlatlar.Selamlar
SAKARYA TÜRKÜSÜ (383551 Hit)
İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya:
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir:
Oluklar çift, birinden nur akar, birinden kir.
Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kainat:
Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!
Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne?
Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine:
Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?
Rabb'im isterse, sular büklüm büklüm burulur.
Sırtına Sakarya'nın, Türk tarihi vurulur.
Eyvah, eyvah, Sakarya'm, sana mı düştü bu yük?
Bu dâvâ hor, bu dâvâ öksüz, bu dâvâ büyük!..
Ne ağır imtihandır, başındaki Sakarya!
Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?
İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal;
Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal,
Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan:
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan!
Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân;
Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an!
Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu?
Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?
Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna?
Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?
Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir?
Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir!
Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
Sakarya, kandillere katran döktü geceler.
Vicdan azabına eş kayna kayna Sakarya.
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!
İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su:
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.
Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek:
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?
Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl!
Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!
Sakarya, saf çocuğu, mâsum Anadolu'nun,
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!
Sen ve ben, gözyaşıyle ıslanmış hamurdanız;
Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!
Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!
Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz:
Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber kılavuz!
Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya:
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!
NECİP FAZIL KISAKÜREK
Dün bu şiiri yabancı bir kız okuyordu. Çoğu Türk'ten daha duygulu yorumladı. İnternette vidyosu vardır, bence bir dinleyin. Abi teşekkürler...
TAKVİMDEKİ DENİZ
Hasreti denizlerin,
Denizler kadar derin.
Ve o kadar bucaksız.
Ta karşımda yapraksız
Kullanılmış bir takvim.
Üzerinde bir resim;
Azgın, sonsuz birdeniz.
Kaygısız, düşüncesiz,
Çalkanıyor boşlukta
Resimdeyse bir nokta;
Yana yatmış bir gemi,
Kaybettiği alemi
Arıyor deryalarda.
Bu resim rüyalarda
Gibi aklımı çeldi,
Bana sahici geldi.
Geçtim kendi kendimden,
Yüzüme o resimden,
Köpükler vurdu sandım.
Duymuş gibi tıkandım,
Ciğerimde bir yosun.
Artık beni kim tutsun.
Denizler oldu tasam,
Yakar onu bulmazsam
Beni bu hasret dedim
Varırım elbet dedim.
Bir ömür geze geze
Takvimdeki denize.
Ne var bana ne oldu
Odama nasıl doldu
Birden bire bu meltem
Ve dalgalandı perdem
Havalandı kağıtlar.
Odamda kıyamet var.
Ah yolculuk yolculuk
Ne kadar baygın soluk
O gün bizde betbeniz
Ve ne titrek kalbimiz.
Ve eşyamız ne küskün.
Yola çıktığımız gün
Bir sıraya dizilmiş
Gözyaşlarını silmiş,
Bakarlar sinsi sinsi
Niçin o anda hepsi
Bir kuş gibi hafifler
Arkandan geleyim der
Niçin o güne kadar
Dilsiz duran ne kadar
Eşya varsa dirilir
Yolumuza serpilir
Ufak böcükler gibi
Gezer onların kalbi
Üstünde döşemenin
Gizli bir didişmenin
Saati çalar o an
Birden bakar ki insan
Herşey karmakarışık.
Ayırmak olmaz artık
Bir kalbi bir taraktan
Ve kalb ağlayaraktan
Çekilir geri geri
Terkeder bu mahşeri.
Bu mahşerin içinden
O gün ben de geçtim ben,
Nem varsa evim, anam,
Çocukluğum, hatııram,
Ve ne sevdalar serde
Bıraktım gerilerde
Kaçar gibi yangından.
Rüzgarların ardından
Baktım da süzgün süzgün
Kurşun yükünü gönlün
Tüy gibi hafiflettim.
Denize hicret ettim.
NECİP FAZIL KISAKÜREK
ANNEME MEKTUP
Ben bu gurbet ile düştüm düşeli,
Her gün biraz daha süzülmekteyim.
Her gece, içinde mermer döşeli,
Bir soğuk yatakta büzülmekteyim.
Böylece bir lâhza kaldığım zaman,
Geceyi koynuma aldığım zaman,
Gözlerim kapanıp daldığım zaman,
Yeniden yollara düzülmekteyim.
Son günüm yaklaştı görünesiye,
Kalmadı bir adım yol ileriye;
Yüzünü görmeden ölürsem diye,
Üzülmekteyim ben, üzülmekteyim.
ben Mustafa Tekgöz
Şair abim Şıhlı Tekgöze saygı ve sevgilerimle
NEREDESİN
herkesten, herşeyden
bir çocuk telaşındaki
kırçiçeğimsin
nemli sayfalarda sakladığım
en mahrem
en yeşil , en serin, en kor
nazarlardan gizlediğim yerdesin
bir rüzgarlı çayırın ortasındasın çizdiğim
ikimiz çokluğundaki resimde
fırfırlı elbisen, kısa pantolonumla
bir çocuk masumiyetinde
................
bir sırrın ortasındasın
keşfinden korktuğum
hayal kahvesinde gördüğüm
tebessümle uyandığım bir hülyasın
flu gecenin sislerindesin
sima seçemediğim
bir silüet zanlığında
karaladığım kağıt paklığındasın
bir çift gözdesin
kırpmaya ürktüğüm
damlalarındasın ılıklığında ve tuzunda
yüreğime akıttığım...
Mustafa Tekgöz 11.10.2007 (ürdün)
BEKLENEN
Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.
Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni,
Gelme, artık neye yarar?
NECİP FAZIL KISAKÜREK
BEKLEYEN
Sen, kaçan ürkek ceylânsın dağda,
Ben, peşine düşmüş bir canavarım!
İstersen dünyayı çağır imdada;
Sen varsın dünyada, bir de ben varım!
Seni korkutacak geçtiğin yollar,
Arkandan gelecek hep ayak sesim.
Sarıp vücudunu belirsiz kollar,
Enseni yakacak ateş nefesim.
Kimsesiz odanda kış geceleri,
İçin ürperdiği demler beni an!
De ki: Odur sarsan pencereleri,
De ki: Rüzgâr değil, odur haykıran!
Göğsümden havaya kattığım zehir,
Solduracak bir gül gibi ömrünü,
Kaçıp dolaşsan da sen, şehir şehir,
Bana kalacaksın yine son günü.
Ölürsün... Kapanır yollar geriye;
Ben mezarla sırdaş olur, beklerim.
Varılmaz hayale işaret diye,
Toprağında bir taş olur, beklerim...
NECİP FAZIL KISAKÜREK
BEKLEMEK
Sarıcadüzü'nde bir yığın toprak
Sulanır her sabah gözyaşlarımla
Mihriban, Mihriban uyan da bir bak!
Hasret düğüm düğüm ak saçlarımda...
Ardıçlı ağaçlarda gene ay doğar
Akasya gölgeleri delik - deşik...
Bir adam ağlar sabahtan akşama dek
Yapraklar sallanır, ışıklar söner...
Büyüdükçe büyür içimde bir dert,
BEKLEMEK...
BULDUKTAN SONRA ARAMA (SENİ ARADIM)
Omuzumda sevda yükü
Yollarda Seni aradım.
Beste beste, türkü türkü
Tellerde Seni aradım.
Girdim yeşilden sarıya
Sordum ölüye, diriye
Çiçeği verdim arıya
Ballarda Seni aradım.
Aşk yalımı girdi cana
Gönlüm döndü gülistana
Gece-gündüz yana yana
Küllerde Seni aradım.
Yorulup demedim, yeter
Hasretin gözümde tüter
Keremden, Mecnundan beter
Çöllerde Seni aradım.
Bahçem çiçek, bağım gazel
Birleşir ebedle, ezel
Ayırmadım çirkin, güzel
Kullarda Seni aradım.
Ulaşmak için rahmete
Katlandım binbir zahmete
Karışıp söze, sohbete
Dillerde Seni aradım.
Birileri 25 sene öncesine gitmiş sanki. Hey gidi günler hey... :)
Hacı olmazmı insanYolun insanlığın iline ise,
Her vardıkça hacı olmaz mı insan?
Benim kâbem insanlığın durağı,
Her durdukça hacı olmaz mı insan?
Boşuna çırpınma ahiri ölüm
İnsan ayrılır mı hepsi bir dilim.
Öksüzün, yetimin, yoksulun halin,
Her sordukça hacı olmaz mı insan?
İncinmesin insanların hatırın,
Saygı sermayemdir, sevgi yatırım.
Nefisle vicdana açık oturum,
Her kurdukça hacı olmaz mı insan?
Zikri, fikri çürük işe yaramaz,
Yunus çok ya herkes Yunus olamaz.
İnsan bir camidir içinde namaz,
Her kıldıkça hacı olmaz mı insan?
Borani, insandır, insanla işi,
Şeytan içinizde bırakın düşü,
Kendi nefsindeki şeytana taşı,
Her vurdukça hacı olmaz mı insan?
Mutluluk senin olsun, kederde benim...Toprak dün akşam dedim ya sana,
Bir kadeh sana doldum, bir kadeh bana,
Bir senden içtim, birde kendimden,
Mutluluk senin olsun, kederde benim.
Solmasın yüzünden o gülücükler,
gelecek günler senden neleri bekler,
Sevdiklerin seninle olsun beraber,
Mutluk senin olsun, kederde benim.
Bildiğim kadar mutluluk seninde hakkın,
Yaradan nazardan saklasın aman sakın,
Mutluluğun uzak değil yakınmı, yakın,
Mutluluk senin olsun, kederde benim...
Gurbette sen oldun derdim ilacı,
Seveni her zaman yaptım baş tacı,
Bu satırları yazan garibim izmirli hacı,
Der mutluluk senin olsun, kederde benim.
Dost Neredesin
Bakışlarındaki güzellik
Aydınlatır dünyayı karanlığına rağmen
Isıtır içimizi bir çift göz, senin gözün
Gözünü özledim dost neredesin
Ellerin tutmaz oldu hiçbir şeyi
Çaresiz vururum boşluğa öksüz ellerimi
Gücüm senin olsun ben idare ederdim
Elini özledim dost neredesin
Yığın yığın dolar yüreğime hasret
Kolay değil yıkılasın gurbet
Yüreğimiz bir atıyor biraz daha sabret
Yüreğini özledim dost neredesin
Anlamsız çınlıyor kulağımda sesler
Yardımcı olamaz derdime eller
Dinlemem türkü söylese de bütün diller
Sesini özledim dost neredesin
Dostluğun özünü beraber bulduk
Kin, nefret uzak dursun biz kardeşliği seçtik
Acıyı sevinci paylaşıp çektik
Seni özledim dost neredesin
Yusuf Barış Bakırcı
KANATLAR
Yaşamaktan mı yorgunum,bilmem
Seni günlerce beklemekten mi?
Yine yoldan geyik geyik sekişin
Gün sönerken mi,ay batarken mi?
Söyle: Memnun musun uzaklarda
Yuvan aydın gönülcüğün şen mi?
Yine kalsın mı, dizlerimde başın
Yine koynumda can çekişsen mi...
Kim sorar,ey hayat,kim düşünür
Ki vakit geç mi yoksa erken mi?
Söyle:Memnun musun uzaklarda
Yuvan aydın gönülcüğün şen mi?
Gökte kanatlar bizimdi...bilmezdik
Bu hafiflik kanat mı yelken mi;
Anlamaz,anlamazdık Allah'ım
Böyle yekpare can mıyız ten mi?
Söyle:Memnun musun uzaklarda
Yuvan aydın gönülcüğün şen mi?
Bilemem: Gizli gizli 'gel' dediğin
Başka bir aşina mıdır, ben mi;
Kadehinden mi sarhoşum hala
Kadehlerinden mi?
Söyle: Memnun musun uzaklarda
Yuvan aydın gönülcüğün şen mi?
Arif Nihat Asya
DOSTA DOĞRU
İçimde uzayan her yol
Çıkar gider dosta doğru
Menekşe, nergis. ıtır, gül
Kokar gider dosta doğru
Zamanım yoğrulur gamla
Birleşir sabah akşamla
Ilık kanım damla damla
Akar gider dosta doğru
Gel bende gör, sen gel beni
Durduramaz engel beni
Görmediğim bir el beni
Çeker gider dosta doğru
Beynim fırın, bağrım tandır
Yanarım hayli zamandır
Sevgim bir yavru ceylandır
Şeker gider dosta doğru
Ne saklarım ne gizlerim
Yalnızca onu özlerim
Tabutta bile gözlerim
Bakar gider dosta doğru
Abdurrahim KARAKOÇ
DEMEDİ DEME
Korkuyorum belki yarın geç olur
Geleceksen bir gün önce gelsene.
Yaralıya yol gözlemek güç olur
Geleceksen bir gün önce gelsene.
Kar yağar, çığ düşer yollar açılmaz.
Seller iner derelerden geçilmez
Senet yoktur ömre vade biçilmez
Geleceksen bir gün önce gelsene.
Can kuşu kafeste durmaz demişler
Kaçan kuş kafese girmez demişler
Son pişmanlık fayda vermez demişler
Geleceksen bir gün önce gelsene.
Abdurrahim KARAKOÇ
Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.