ZEYTINCI
HEMSERILERIM EGENIN BÜTÜN ÜNIVERSITELERINDE ZEYTIN EKIMINDEN YETISMESINE MAHSUL TOPLANMASINA,SALAMURA YAPILMASINA,YAG CIKARMADAKI INCELIKLERI IÇEREN BIR KITAPÇIK BASTIRIP YAGINI ÇIKARDIKLARI MÜSTERILERINE BEDAVA VERIP BIRDE REKLAM YAPSALAR
IYI OLMAZMI
ESKI USUL EKIM DIKIM YAG ÇIKARMA SALAMURA
EGE SALAMURADAN DÜNYA PARA KAZANIYOR
ERKEN TOPLANAN VE SULU YERIN ZEYTINININ YAGININ ASITI DÜSÜK ÇIKTIGINDAN DAH AIYI PARA ETTIGI HANGI TÜR FIDAN SALAMURAYA DAHA IYI GELIR
ASITI DÜSÜK OLURSA DAHA YÜKSEK FIATA SATILI
DAHA ÇABUK SATILI TÜRDE BILGILERI VEREN BIR KITAPÇIK BEKLIYORUM SIZDEN HEYY ZEYTIN MENGENESI ,PRESI OLANLAR KONTÜNÜ SISTEM YAG SIKANLAR
KÖTÜ SABUNLARI IYI DIYE MÜSTERISINE YUTTURANLAR UYANIN KALITEYE HIZMETE VE CAHIL KÖYLÜYÜ EGITMEYE BAKIN
peçiç
Tarım ve Sanayi Konuları
#77
#201
#476
#981
#1084
Doğanın Doktoru
Bugün sağlıklı beslenme bölümümüzde sizlere zeytin ve zeytinyağının faydalarından bahsedeceğiz.Aslında daha önceki bölümümüzde zeytinyağının faydalarını anlatmış ve bu konuda sizlere bir hayli çok ve yararlı bilgiler vermiştik.Fakat yaptığımız araştırmalar sonucu zeytinyağının mucizevi faydalarına dair öyle ilgi çekici bilgilere ulaştık ki bu bilgileri de sizlerle paylaşmalım istedik. BU faydalar sadece zeytinyağıyla sınırlı değil, , elde edildiği madde olan zeytini de kapsamakta.
Zeytinde kansere karşı etkili birçok maddenin yanı sıra A, D, E ve K vitaminleri de bulunuyor. Sindirim bozuklukları, safra kesesi hastalıkları, özellikle bağırsak kanseri ve kalp rahatsızlıklarında etkili olan zeytinden istenilen yararı alabilmek için acısını yemek, yağında ise rafine değil sızma olanını tercih etmek gerekiyor.
Yeni çağın mucize bitkisi olarak nitelendirilen ve kanser ilacı yapımında da kullanılan zeytinin sayısız faydalarından yararlanmak için doğal haliyle tüketilmesi gerekiyor. Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü öğretim üyesi ve Doğu Akdeniz Zeytin Birliği Başkanı Prof. Dr. Ömer Gezerel, Türkiye’de tüketimi düşük olan zeytinin insan sağlığı için bilinen birçok faydasının yanında halen keşfedilmeyi bekleyen çok sayıda özelliği bulunduğunu belirtti.
Zeytinde ve yapraklarında bulunan “oleuropein” adlı doğal maddenin özel bir ayrıştırma yöntemiyle tablet haline getirildiğini anlatan Gezerel, başta ABD olmak üzere birçok gelişmiş ülkede kansere karşı yapılan ilaçlarda kullanılan oleuropein zengini zeytinin, aynı zamanda hücreleri yenileme özelliğiyle yaşlanmanın etkilerini geciktiren mucizevi bir ürün olduğunu vurguladı. Batı ülkelerinde zeytinden yapılan tablet şeklindeki ilaçların antibiyotik gibi satılmakta olduğunu bildiren Gezerel, şöyle konuştu:
“İnsanları virüs, bakteri ve mantarların neden olduğu bazı hastalıklardan koruyan zeytinin, kansere karşı koruyucu özelliğe sahip olduğu 3 yıl kadar önce yapılan araştırmalardan sonra ortaya çıktı. Bugün ABD’de zeytinden yapılan kanser ilacının 60 kapsülü 30 dolara satılıyor. Zeytinde kansere karşı etkili birçok maddenin yanı sıra A, D, E ve K vitaminleri bulunuyor. Sindirim bozuklukları, safra kesesi hastalıkları ve safra kesesi taşında, özellikle bağırsak kanseri ve kalp rahatsızlıklarında da zeytinin büyük yararları var.”
Bol miktarda zeytinyağı tüketildiği için dünyada kalp rahatsızlıklarının en az görüldüğü yerin Girit Adası olduğunu vurgulayan Gezerel, Girit’te kişi başına yılda 22 litre zeytinyağı tüketilirken, bu rakamın Türkiye’de kişi başına 800 gramda kaldığının altını çizdi. Zeytinden istenilen yararı alabilmek için acısını yemek, zeytinyağının ise rafinesini değil, doğal olanını tercih etmek gerektiğini vurgulayan Gezerel, şu bilgileri verdi:
“Zeytinin acısını almak için suda bekletilmesi çok yanlış bir davranıştır. Zeytinin faydalı özelliklerinin önemli bölümü bu acı tadında gizlidir. Ayrıca, gereken faydaları alabilmek için mutlaka rafine edilmemiş, sızma denilen doğal zeytinyağının tercih edilmesi gerekir. Çünkü rafine edildiğinde zeytindeki yararlı özelliklerin tamamı kaybolur.”
VE ZEYTİNDEN SONRA ZEYTİNYAĞINDA SIRA.
Doğanın Doktoru
2000'li yıllara doğru kulağınıza küpe olsun: Cankurtaranımız zeytinyağı, insan soyunun devamı için gelecek nesillere bırakacağımız en kıymetli hazine…Yarım yüzyıl aksini önerdikten sonra, günümüz tıp dünyasının çekişmeli ortamında dünya sağlık otoriteleri nihayet fikir birliğinde kesin kararlı: "Zeytinyağı yemek sadece yararlı değil, gerekli de!"
"Zeytinyağı" yüksek tansiyon, kolesterol, damar sertliği, mide ve bağırsak ülserleri, romatizma, safra kesesi tembelliği, safra taşı, safra kanalı tıkanıklığı, karaciğer bozuklukları, kabızlık, kansızlık, gut hastalığı ve deri çatlamalarını başarı ile tedavi ediyor. Tıbbın taht kurduğu Amerika'da yılda 1000 ton olan zeytinyağı tüketimi, son 10 yılda 120.000 tona ulaşır mıydı başka türlü?*
Zeytinyağının Faydaları
11 Nisan 1997 tarihinde yapılan İtalya Ulusal Araştırma Konseyi toplantısında beslenme uzmanları ve kardiyologlar, besleyici özelliği fazla olan ve vücuttaki yağların temel maddesini oluşturan zeytinyağının yararları hakkında açıklamalar yaptılar.
Bu toplantıda önemle üzerinde durulan noktalar ise:
Sıvı yağ ve margarin gibi yararlı yağlar ısıtma ya da pişirme sırasında vücut için zararlı hale gelirler.
Zeytinyağını, besin değerini kaybetmemesi için salataya yemeğe otururken ekleyin.
Sıvı yağları karıştırmayın Bu, hem tatları acılaştırır hem de yağların erimesini engelleyerek vücut için zararlı oksidasyonlara neden olur.**
Biz de zeytinyağının birçok kaynakta yer alan ve kanıtlanan birkaç faydasını kısaca belirtebiliriz (Tabi sadece yararlarından bahsederken o haz veren lezzetini de unutmamak gerekiyor).
-Zeytinyağlarını insan sağlığında ve özellikle kalp ve damar hastalıklarından korunmada etkili olması, tekli, doymamış bir yağ olmasındandır.
-Kandaki HLD dediğimiz iyi huylu kolesterol düzeyini arttırır.
-LDL kolestrolü temizler.
-Yağların içinde hazmedilmesi en kolay olan olduğu için sindirim kolaylığı sağlar.
-Çocuklarda beyin ve kemik gelişimini hızlandırır.
-E vitamini sayesinde yaşlanma etkilerini azaltma ve doku yenileme özelliği taşır.
-Kireçlenmeyi önlemede büyük rol oynar.
-Cansız saçların kuvvetlenmesini sağlar.
-Zeytinyağı unutkanlığı önler : Akdeniz ülkelerinde yaşayan ve yemeklerinde çoğunlukla zeytinyağı kullanan toplumların 65 yaş üzeri yetişkinlerinde hatırlama oranının diğer ülke yetişkinlerine göre çok daha fazla olduğu saptanmıştır.
Bunları Biliyor musunuz?
Türkiye kalp projesi araştırmalarının sonuçlarına göre, Türkiye'deki ölümlerin yüzde 37'si kalp hastalıklarından kaynaklanıyor
Kolestrol yüksekliği zeytinyağı en az tüketen Karadeniz bölgemizde, en düşük oran ise zeytinyağı ağırlıklı beslenen Ayvalık çevresinde. Zeytinyağını bol tüketenülkelerde özellikleYunanistan, İspanya ve İtalya'dakalp ve damar hastalıklarıve bu hastalıklardan ölüm oranı çok düşük.
Amerika'nın ünlü beslenme uzmanı Ancel Keys, Akdeniz ülkelerinde damar ve kalp hastalıklarına çok az rastlanmasının nedenini araştırmış ve bütün yemeklerde sadece naturel, sızma zeytinyağı kullanan bu hastalarda ülser yaralarının kapanma oranının yüzde 55 olduğu saptanmıştır.
Ciltlerine radyasyon verilmeden önce zeytinyağı sürülen hamsterlarda, zeytinyağının radyasyona karşı kesin ve tam bir koruyucu madde olduğu saptanmıştır. ***
Pratik Öneriler:.
#1197
#1303
#1421
#1649
#2018
#2608
#2692
ZEYTİNYAĞI YALANLARI (Zeytinyağı ile ilgili bilinmesi gereken ilginç ve yerinde tespitler)
(agaclar.net’ten alıntıdır.)
Bu güzel ülke maalesef, her alanda ve her konuda, insanların gözlerinin içine baka baka yalanlar söylenen bir memlekete dönüşmüş durumda. Yaklaşımlar bilimsel ve akılcı bir gerçeklikten uzakta, kayırmacı, çıkarcı, adam sendeci ve artık gelenekselleşmiş bir üslup üzerine kuruluyor.
Hidronije edilmiş kansorejen ve damar tıkayıcı yağları yıllarca bu millete reklamlarla pazarlayıp yedirdiler, gerçekler ortaya çıktı örtbas ettiler, mızrak çuvala sığmaz oldu da tüketim azalınca mecburen üretim de azaldı. Şu anda yön değiştiren yeni trend ve pazarlama alanlarından en meşhuru, zeytinyağı!
Dünya piyasalarında en yüksek fiyatı bulan, en yüksek kalite puanı alan zeytinyağının özelliklerine ve bizim üretim üretim tekniklerimize bir göz atalım.
1- A kalite zeytinyağı mutlaka ORGANİK OLMAK ZORUNDADIR.
2- Zeytinin cinsi, üretildiği coğrafya, toprak yapısı, üretim şekli ve o üretim yılının hava şartları zeytinyağının kalitesini ayrı ayrı etkiler
3- A kalite zeytinyağı üretmek için ZEYTİNLER MUTLAKA ELLE TOPLANMALIDIR. Zeytinler toplama esnasında yere düşerse zedelenip çatlar ve hızla kimyasal değişime uğrayarak, asit derecesi yükselmeye başlar. Lakin elle zeytin toplatmak, maliyeti son derece yükselttiğinden, ve Türk tüketicisi ilk önce fiyata baktığından (ekonomik mecburiyet!) bir kaç istisna dışında Türkiye’de elle zeytin hasadı yapılmamaktadır.
4- A kalite zeytinyağı üretmek için ZEYTİNLER ÇUVALLARA DEĞİL KÜFELERE DOLDURULMALI VE TOPLANDIĞI GÜN AYIKLANIP, YIKANIP, KURULANIP, SIKILMALIDIR. Zeytin üretim bölgelerindeki zeytinyağı fabrikalarının kapasitesi bellidir, tüm bölgenin zeytinleri aynı zaman diliminde toplanır, fabrikaların tüm zeytinleri kısa sürede sıkması mümkün değildir, sıkma işlemi haftalarca sürer! Zeytin, çuvalların içinde üst üste bekler, bekledikçe kızışır, asitlenir, küflenir, kalitesi bozulur ama üretici bozulmaz! Çünkü görüntüsü midenizi bulandıracak kadar kötü durumda bulunan bu zeytinlerden daha fazla yağ çıkar!!
5- A kalite zeytinyağı, üretiminden soframıza gelene dek geçen süreçte HİÇ BİR ZAMAN İÇİN, SU, HAVA VE 27 DERECENİN ÜZERİNDEKİ BİR ISIYLA TEMAS ETMEMELİDİR. Bugün Türkiye’deki zeytinyağı üretiminin, istisnalar haricindeki tamamına yakın kısmı, ezilmiş zeytinin 70 derece sıcaklığında suyla bulamaç haline getirilmesi ve daha sonra ayrıştırılması yöntemiyle yapılmaktadır!
BU YÖNTEMLE ZEYTİNİN BÜTÜN AROMASI, VİTAMİNİ, MİNERALİ, VESAİRESİ SUYLA ÇÖPE ATILIR GERİYE SADECE YAĞI KALIR ( BAZI AKLI FAZLALAR, SU ZEYTİNYAĞININ ACILIĞINI ALIYOR DİYOR, YILLARCADA AYNI ZİHNİYET BUĞDAYIN RUŞEYMİNİ VE KEPEĞİNİ ALDI! )
Oysa ki binlerce yıllık eski usul üretimde, zeytinler, bir tona yakın ağırlıktaki taş değirmenlerde çekilir, daha sonra bu bulamaç, kendirden dokunan araba tekeri şeklindeki, iç tarafa bakan ağızları açık olan torbaların içerisine, bir mala yardımıyla azar azar doldurulur, otuz kırk torba üst üste dizilir ve ahşap bir mengene yardımı ve el gücüyle sıkılarak zeytinyağı üretilirdi.
Üst üste dizilen bu torbalardan, mengene dönmeye başlamadan önce kendi ağırlığından dolayı ince bir yağ sızar, işte meşhur SIZMA ZEYTİNYAĞI budur, sahibi çok az miktardaki bu yağı, kendi evi ve çok kıymetli dostları için ayırır, tüccara satmaz! Mengene dönmeye başlayınca sessizce yağ akmaya başlar, şırr diye bir ses duyulduğunda hemen oluğun yönü değiştirilir, çünkü artık acı su gelmeye başlamıştır. Bu yöntem çok zahmetli, çok zor, çok ustalık gerektiren ( torbalar düzgün yerleştirilmez ve mengenenin basıncı eşit dağıtılamaz ise yağ ile acı su birbirine karışır, üretilen yağ oranı da düşer ) çok fire veren (Neredeyse %30 fire verir, artakalan kısım eskiden suyla kaynatılır ve çıkan yağ ise sabun yapımında kullanılırdı, yani bugün yediğimiz yağ! ) ve çok masraflı bir iştir. Bu üretim şekli ve dolayısıyla sızma yağ tarihte kalmıştır
( Günümüzde bir kaç şövalye bu üretimi tekrar canlandırmaya çalışıyor )
Bugün marketlerin raflarını dolduran tonlarca ve yüzlerce çeşit SIZMA! yağın nereden geldiğini ve nasıl üretildiğini açıklayabilecek biri varsa lütfen bana anlatsın? Bir de sızmanın daha hafifi naturel ve dahada hafif olduğu söylenen riveriası var, hafiflikten kasıt ne demekse onu da anlayamıyorum!
Zeytinyağı için eskiden altın sarısı makbul olur denirdi, sonra moda yeşile döndü, hatta azıttılar, zeytinyağını asma yaprağıyla iyice yeşillendirip piyasaya sürdüler! (demek ki yeşillik konusunda bayağı bir talep var!) Ege ve Marmarada yeşil zeytinden yağ çıkartılır, yağ yeşil olur. Kilis, Nizip ve çevresinde siyah zeytinden yağ çıkartılır, yağ sarıya çalar! ( Bence siyah zeytinden üretilen yağ daha makbul ama Kilis yağı kendi yöresi dışında Türkiye’de pek tüketilmez, yabancılar aptal olduklarından bu yağ genelde ihraç edilir, En aptalıda Yahudiler olduğundan en çok onlar alır!!! )
Zeytinyağı en iyi cam şişede muhafaza edilir. En sevdiği renk bilinenin aksine mavidir! ama bu renk insanlara biraz tuhaf geldiğinden, koyu yeşil, kahverengi küçük cam şişelerde de saklanabilir, niye küçük cam şişe diye soracak olursanız, açıldıktan, yani hava almaya başladıktan sonra, bir hafta içinde tüketmeniz gerekir, bir haftada da kimse çok fazla zeytinyağını tüketemez derim!
Dr.Hüseyin Suat Duman
#3138
#4120
#4241
#4242
#4243
#4247
#7095
#7099
#7391
#7629
#7669
#7687
#7688
Zeytın kutsal agaç
Sayın ziyaretcimiz
Burada zeytin işleme teknikleri konusunda bilgi vermeye calıştık amacımız evinizde naturel olarak zeytin işlemeyi bir turşu yapar gibi basitleştirmek ve evlerimizde katkısız, hiçbir kimyasal madde bulunmayan zeytinlerle soframızı zenginleştirmek.
Bizi takip eder seniz bu konuda başlangıç olarak yayınladığımız bu sayfa daha basitletirilerek tekrar düzenlenecektir. ayrıa bu konudaki sorularınızı e-mail ilede gönderbilirsiniz
e.mail: zeytincilik@ttnet.net.tr
SALAMURA TİPİ SİYAH ZEYTİN YAPIMI
-SALAMURA TİPİ SİYAH ZEYTİN YAPIMI
Hergün TRTdeege ve marmara zeytinin daha kaliteli ve yaginin daha iyi oldugu anlatiliyor Acaba Nizip imizde yetistirilen zeytinlerden elde edilen zeytinyagi dahami kaletisiz yoksa bizler Nizip halki ve zeytin yetistiricileri iyi reklamimizimi yapamiyoruz.Ayrica bizde üretilen zeytinyagli(PRINA) sabunu eskisi gibi iyi üretilmiyormu.
Zeytin Yaprağı ve Kullanım Alanları
Asirlardir butun yetiştiği coğrafyada zeytinin yaprağı da halk ilaclarinda dunyada kullanilmaktadır.1800 lü yıllarda malarya salgınlarına karşı kullanıldığı bilinmektedir.
Zeytin yaprağı, Oleuropein(başlıca polifenolik antioksidant lardan biridir) ve daha birçok flavonoid (Rutin, Apigenin, Luteolin) ihtiva eder. Günümüzde yapılan araştırmalar sonucu zeytin yaprağından elde edilen ürünler sağlık sektöründe ve kozmetik sektöründe kullanılmaktadır. Zeytin yaprağı ile ilgili çalışmalar hala da devam etmektedir.
Oleuropein'in içeriğindeki elonoik asidin antibakteriyel, antifungal ve antiviral özellikleri laboratuvar koşullarında kanıtlanmıştır.Bu özelliğiyle doğal antibiyotik olduğu bilinmektedir.Vücudun bağışıklık sisteminde soğan ve sarımsak ile benzer etki göstermektedir.
Halihazırda diyabette, hipertansiyonda,kardiyovasküler rahatsızlıklarda,gripte,üriner sistem rahatsızlıklarında,kronik halsizlikte,hastaların nekahat döneminde,kötü huylu kolestrolün düşürülmesinde,dejeneratif eklem rahatsızlıkları,bursit, sinuzit ,vücudun doğal bağışıklık sisteminin desteklenmesinde vs. kullanılan pekçok marka zeytin yaprağı içerikli bitkisel ilaç piyasada hazır preparatlar olarak satılmaktadır.İçeriklerinde genel olarak % 6-20 Oleuropein bulunmaktadır. Henüz bu konuda bir standardizasyon yoktur.
Kozmetikte ise zeytin yaprağı ekstresi içeren ürünler antioksidant etkileriyle cilt bakımında kullanılmaktadır, antiaging kürlerinin hemen hepsinde yer alır.
Ayrıca Aspergillus mantarları tarafından üretilen aflatoksinin engellenmesinde Oleuropein kullanımı ile ilgili araştırmalar da yapılmaktadır.
Patojenlere karşı en önemli biyolojik silahlardan biri olan Oleuropeinin, antifungal etkisinden yola çıkılarak Bonn Universitesinde, henüz laboratuvar koşullarında Botrytis Fusarium Phytophtora üzerindeki etkileri ve geleceğin ticari anlamda önemli organik pestisitlerinden olup olamayacağı araştırılmaktadır.
Oleuropein ,ayrıca zeytin gibi Oleacae familyasından olan Ligustrum obtusifolium yapraklarından da ekstrakte edilse de en hızlı,bol ve ucuz şekilde zeytin yaprağından elde edilmektedir. Hatta bir Yunan Tarımsal Araştırma Enstitüsü tarafından 100 gr zeytin yaprağından 1 gr % 95- 98 saflıkta Oleuropein elde edilmiştir.
Şu anda dünyada en önemli alıcısı Amerika'dır, en önemli hammadde üreticilerinden biri de hemen herşeyde olduğu gibi Çin. Amerika ve Avrupa'da firmalar zeytin yaprağı ilaçlarını, ağacın yetiştiği yöreyle birlikte arz etmeye başlamışlardır. Ağacın yetişmesinde kimyasal kullanılmadığı da ayrıca vurgulanmaktadır.
Zeytin yaprağı ilaçları yalnız insan sağlığı için değil hayvan sağlığında da kullanılmaya başlamıştır.Evcil hayvanların hazır mamalarında ve bitkisel ilaçlarında hem doğal antibiyotik hem de antiparazitik etkisi sebebiyle yurt dışında kullanılmaktadır.
Doğal bitkisel ilaçlara yoğun yönelim trendi ve kozmetik sanayisindeki büyük gelişmeye bakılarak, elimizdeki çok önemli bir hammaddenin ciddiyetle farkına varıp bu konuda çalışmalar yapmanın gereği ortadadır.
Kimbilir, belki bir gün biz de " OrganikNİZİP Zeytini Yaprağı " (mesela) tabletleri, kremleri, losyonları yapar satarız dünyaya.
OLURMU DERSİNİZ..?
- Bir ziyafet öncesi ve sonrası birer kaşık zeytinyağı içebilirsniz. Zeytinyağı mide zarını örtüpalkolün işlemesini önleyeceği gibi, karışık içkilerin yol açtığı sarhoşluğu bir ölçüde azaltır. Safra salgısını arttırarak hazmı kolaylaştırır...
- Yüksek tansiyon için: 15-20 kadar taze yada kuru zeytin yaprağını 300 gr. suda 15 dakika kaynatın. Süzgeçten geçirip suyunu alın. Üzerine biraz şeker ilave edin. 15 gün boyunca sabah akşam sıcak için.
- Sürekli kabızlık çekenler: Sabahları aç karnına 1-2 kaşık zeytinyağını deneyiniz. zeytinyağı iyi bir "laksatif"tir
- Oruç tutanlar: Sahurda bir çorba kaşığı zeytinyağı içmek bağırsak ve safra kesesini rahatlatacaktır.
- Ağrı, romatizma, ayak bileği dönmesi, adale incinmesine karşı: 200 gr. doğranmış taze çiçek ve yaprak, 100 gr. sarı papatya ile 1 kilo zeytinyağını arada sırada karıştırarak 2 saat süreyle bir 1benmari" içinde kaynattıktan sonraiçindekileri süzünüz ve acı veren yeri derinlemesine ovuşturunuz.
- Romatizma ağrıları için: Dövülmüş kuru defne yapraklarını zeytinyağı içinde sulandırıp macunlaştırınız, ağrıyan yerin üzerine bolca sürünüz.
- Deri yırtılmaları veya kesiklerde: Zeytinyağını, arı balmumu, doğranmış soğan ve kuyruk yağı ile karıştırarak "yara merhemi" olarak kullanabilirsiniz.
- Soğuktan dudaklarınız çatlamasın diye üzerine biraz zeytinyağı sürün. Kuru ve çatlak elleriniz üzerine biraz zeytinyağı sürünüz. Yorgun ayaklar için banyo sonrasında eşit ölçüdeki zeytinyağı ve limonsuyu ile 10 dakika ovuşturunuz.
- Zeytinyağını çok az tentürdiyotla karıştırarak ucuz ve sağlıklı bir güneş yağı elde edebilirsiniz.
- Sütü kesilen anneler için: Yağsız inek sütüne bira zeytinyağı katıp, sütten kesilen bebeğe veriniz. Anne sütü gibi doğal bir besindir, çünkü zeytinyağı anne sütüne yakın miktarda linoleik ve linolenik içerir.
- "Kafa sağlığınız için" ... gıcırdayan kapılarınıza zeytinyağı sürebilirsiniz.
- Zeytinyağı Güzelliktir:
- Beyaz dişler için: Dişetlerinizi zeytinyağı ile çalkalayınız ve uzunca bir süre ağızınızda tutunuz.
- Parlak ve yumuşak saçlar için: Bir yumurta sarısını, 1 kaşık zeytinyağı, 1 limonun suyu ve yarım bardak bira ile karıştırınızve saçlarınıza uygulayınız. Bir süre bekleyiniz. sonra da başınızı sabun yada şampuanla yıkayınız. 2 kahve kaşığı zeytinyağı, 1 kaşın ricin ve 10 damla kekiközünden hazırlanan bir karışım yapabilir saçlarınıza friksiyon ile uygulayabilir, saçlarınızı parlaklaştırabilirsiniz.
- Kepeğe karşı: 20 gr. risin, 20 gr. kolonya ile 150 gr. zeytinyağını karıştırıp saçlarınıza friksiyon yapabilirsiniz.
- Kuru cildi nemlendirmek için: Sızma zeytinyağı ile iyice ezilmiş avakado meyvası hamurunu yüzünüze sürüp 10-15 dakika bekletiniz. Sonra yüzünüzü yıkayınız.
- Yüz kırışıklıkları için: Haftada 2 kez, yatmadan önce zeytinyağı ve limon karışımı ile yüzünüze masaj yapabilirsiniz.
- Kol ve Bacaklara yumuşaklık kazandırmak için: Kalın tuzla karıştırılmış zeytinyağı ile masaj yapınız, sıcak su ile yıkayınız.
- Güneş yağına karşı saf zeytinyağını sürebilirsiniz.
- Kolay çizilen veya kırılan tırnaklara karşı: Parmaklarınızı 5-10 dakika zeytinyağında tuttuktan sonra, iyotlu alkol ile ovuşturunuz.
- Parmaklarda oluşan nasıra karşı: Zeytinyağı ve sarımsak veya kuru soğanla hazırlayacağınız merhemi üzerlerine sürünüz
Sempozyum'da yer alan bilgiler aşağıda olup,konu ile ilgili bilgiler odamızdan alınabilir.
ULUSAL ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI SEMPOZYUMU VE SERGİSİ 15-17 EYLÜL 2006 TARİHLERİNDE İZMİR FUARINDA YAPILDI. Sempozyum programı dahilinde panelist olarak katılan Genel Sekreter İbrahim Halil BABACAN İlçemizdeki sorunlar ve uygulamalar hakkında bilgi verdi. Güneydoğu’dan böyle bir katılımın yapıldığı için teşekkür belgesi verildi. Sempozyum'da yer alan bilgiler aşağıda olup, konu ile ilgili bilgiler odamızdan alınabilir. TMMOB Kimya Mühendisleri Odası, TMMO Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi, TMMOB gıda Mühendisleri Odası Ege Bölge Şubesi ve Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK)’nın birlikte düzenledikleri Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Sempozyumu ve Sergisi ile ülkemize özgün ve kalkınmada stratejik öneme sahip zeytin ve zeytinyağı sektörümüzün sorunları bilimsel anlamda yeni ufuklar açacak şekilde tartışmak, ekonomik ve teknolojik yönden gelişmesini sağlamaya yardımcı olabilmek amaçlanmıştır.Sempozyum ve sergide, sektörün temel taşları olan üreticileri, sanayiciler, birlikler ile bu alanda çalışmakta olan kamusal kurum, kuruluşların ve ilgili örgütlerin temsilcileriyle, uzmanlar, akademisyenler bir araya gelerek, bilimsel ve teknolojik alandaki gelişmelerin ışığında sorunların ulusal boyutta ele alınması sektörün daha güçlü ve verimli olmasına katkıda bulunulması, ulusal ve sektörel stratejik hedeflerin belirlenmesine yardımcı olunmuştur.
SEMPOZYUM TAKVİMİ
30 Mayıs 2006 Başvuru Formu Teslimi 12 Haziran 2006 Bildiri Özetleri Son Tarih 30 Haziran 2006 Bildirilerin Kabulünün Duyurulması 15 Ağustos 2006 Bildirilerin Tam Metinlerinin Teslimi
TEZLER
Manisa Yöresinde Sofralık Zeytin Teknolojisinin Araştırılması (Lisans Tezi)
Dondurarak Depolama Süresinin Çiğ Hindi Dönerlerinin Kimyasal, Mikrobiyolojik ve Duyusal Kalitesi Üzerine Etkisinin Araştırılması (Yüksek Lisans Tezi, Celal Bayar Üniversitesi, Bilimsel Araştırma Projeleri Fon Saymanlığınca 2004/23 Numaralı Proje Olarak Desteklenmiştir)
KATILINAN KONGRE, SEMPOZYUM VE SEMİNERLER
7. Ulusal Gıda Kongresi, 22-24 Mayıs 2002, Ankara
1st International Congress on the Chemistry of Natural Products, 16-19 Oct 2002, Trabzon
1. Ulusal Mikotoksin Sempozyumu, 18-19 Eylül 2003, İstanbul
1. Ulusal Gıda ve Beslenme Kongresi, 29 Eylül-01 Ekim 2003, İstanbul
3. Gıda Mühendisliği Kongresi, 2-5 Ekim 2003, Ankara
Gıda Güvenliği ve Sağlık Riskleri Çalıştayı, 20-22 Ekim 2003, Isparta
5th International Congress of Turkish Society of Toxicology, 30 Oct-02 Nov 2003, Antalya
8. Ulusal Gıda Kongresi, 26-28 Mayıs 2004, Bursa
Gıda Kongresi 2005, 16-17 Nisan 2005, İzmir
2. Ulusal Mikotoksin Sempozyumu, İstanbul, Mayıs 2005
Kağıt Ambalajlar ve Ambalajlama Eğitimi (2 gün), Coca-Cola İçecek AŞ ile KRAFT ortak organizasyonu, 1999, İzmir
Plastik Kasa Taşıma Materyalleri ve Özellikleri (3 günlük eğitim), Coca-Cola İçecek AŞ ile ETAP Plastik müşterek organizasyonu, 2000, İzmir
Genel Kalibrasyon ve Metroloji Eğitimi (2 gün), Coca-Cola İçecek AŞ, KALMEM, TMMOB Makina Mühendisleri Odası ile Elektrik Mühendisleri Odası müşterek organizasyonu. 14 Eylül 1999, İzmir.
Meslek Tanıtım Gezegeni, Saint Joseph Lisesi Organizasyonu, 2002, İzmir. Celal Bayar Üniversitesi, Müh. Fak., Gıda Müh. Böl.’nü temsilen
Meslek Tanıtım Semineri, Makine Mühendisleri Odası, 2002, Manisa. Celal Bayar Üniversitesi, Müh. Fak., Gıda Müh. Böl.’nü temsilen
Meslek Tanıtım Semineri, Makine Mühendisleri Odası, 2003, Manisa. Celal Bayar Üniversitesi, Müh. Fak., Gıda Müh. Böl.’nü temsilen
Meslek Tanıtım Etkinliği, Bilgi Üniversitesi ve Hedef Dershaneleri İşbirliği ile, 2005, Manisa. Celal Bayar Üniversitesi, Müh. Fak., Gıda Müh. Böl.’nü temsilen, “Gıda Mühendisliği Nedir?” başlıklı sunumla
HACCP Semineri, Elginkan Vakfı, Manisa, 2002
Toplam Kalite Yönetimi Semineri, Elginkan Vakfı, Manisa, 2002
Zaman Yönetimi Semineri, Elginkan Vakfı, Manisa, 2003
NLP Semineri, Elginkan Vakfı, Manisa, 2003
5 S Prensibi, Elginkan Vakfı, Manisa, 2003
Beden Dili, Elginkan Vakfı, Manisa, 2003
NIR, Near Infrared Cihazı Kullanım Eğitimi ve Semineri, Büchi-Switzerland ve SEM Laboratuarları (Ege Analiz) işbirliği ile, 16 Kasım 2005, ARGEFAR, Ege Ünv. Tıp Fakültesi Kampus Alanı, İzmir
Hizmet İçi Eğitim Semineri, Celal Bayar Üniversitesi, Gıda Mühendisliği Bölümü, 2006
9. Ulusal Gıda Kongresi, Bolu
Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Sempozyumu ve Sergisi. 2006, İzmir. 15-17 Eylül
Dünya gazetesinden alıntıdır.
TARIM DÜNYASINDAN / Ali Ekber Yıldırım
e-mail:aey@dunya.com
.
Zeytin ve zeytinyağında sezon öncesinde koparılmak istenen fırtına, üretim rakamlarının netleşmesi ile yavaş yavaş diniyor.
.
Ne oldu sezon öncesinde? .
Zeytin daha dalındayken fiyatın düşük oluşması ve üreticinin zeytinyağını ucuza kapatmak için yoğun bir lobi çalışması yapıldı. .
Türkiye'nin bu yılki zeytinyağı üretiminin en az 250 bin ton olacağı ve bu kadar zeytinyağının ihraç edilemeyeceği, arz fazlası oluşacağı yalanı ile piyasada tedirginlik, telaş yaratılmak istendi. .
Çözüm olarak da, naturel ikinci zeytinyağı ve lampant zeytinyağı ihracatındaki kısıtlamaların kaldırılması önerildi. .
Bu kararları aldırmak için Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği olağanüstü toplantıya çağrıldı. .
Bütün bu çabaların altında yatan gerçek neydi? .
Gerçek şu; Türkiye'nin zeytinyağında İtalya ve İspanya'nın fasoncusu olmasını istiyorlar. .
Rafineri tesislerinin kapanmasını, Kristal, Ekiz, Tariş, Bilginoğlu, Ege, Revika, Verde ve daha birçok zeytinyağı markasının yaşamasını istemiyorlar. .
İstedikleri, üreticinin zeytinini toplayarak fabrikada sıktırdıktan sonra ham olarak İtalya ve İspanya firmalarına teslim etmesidir. .
Onun için Türkiye, zeytinyağını kutuya koyunca, kutulu ihracatı artınca birilerinin paçası tutuşuyor. Türkiye gibi karlı bir tedarikçiyi kaybetmenin telaşı bu. .
Bu nedenle, "Türkiye kutulu ihracat yapamaz, yapsa bile katma değeri yüksek olmaz" diye yalan söylüyorlar. .
Bunun için "Türkiye, yağını İtalya üzerinden ihraç etmek zorunda" diyorlar. Bütün bunlar kocaman bir yalan. Zeytinyağında Türkiye, İtalya'ya muhtaç değil, İtalya Türkiye'nin yağına muhtaç. Çünkü, Türkiye'nin zeytinyağından tatlı karlar elde ediyorlar. Türkiye'nin kendilerine rakip olmasını istemiyorlar. .
Açıklanan rakamlara göre, 2006-2007 sezonunda Türkiye'nin zeytin üretimi 1 milyon 223 bin 686 ton olması bekleniyor. Bu zeytinin 384 bin 941 tonu sofralık olarak ayrılacak, geri kalan 838 bin 299 ton zeytin sıkılarak yağ yapılacak. Elde edilecek zeytinyağı 166 bin 323 ton olacak.
.
Bunlar tahmini rakamlardır. Yıllardan beri sezon öncesinde bu tahmini rakamlar yayınlanıyor. Yanılma payı çok az. Çünkü bu tahmin ne üreticinin, ne sanayicinin ne de ihracatçının tek başına yaptığı bir tahmin değil. Türkiye'de zeytin ve zeytinyağı konusundaki tarafların tümünün (İzmir Ticaret Borsası, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği, Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği, Marmarabirlik ve Zeytincilik Araştırma Enstitüsü) ortak çalışması sonucu bilimsel bir tahmindir. Bu tahminde şirket çıkarları, kişisel hesaplar dikkate alınmıyor. .
Rekolte tahmin rakamları açıklandıktan sonra, sezon öncesinde Türkiye'nin üretimi 250 bin ton olur" diyenlerden ses yok. Herhalde sezon öncesinde söyledikleri yalanlara kılıf hazırlamaya çalışıyorlar.
Onlar hazırlıklarını sürdürsünler. Türkiye için 166 bin tonluk zeytinyağı yüksek bir rekolte değil. 1996-97 sezonunda 224 bin tonluk üretim bile sorun olmamıştı. 2000-2001 sezonunda 190 bin ton üretim gerçekleşti. Türkiye bu düzeydeki üretimlere alıştı. .
Gelecek yıllarda 250 bin ton, 500 bin ton hatta 1 milyon tonluk üretimleri de göreceğiz. .
Üretimin artması bu ülke insanına korku değil, cesaret verecek, güç verecektir. Yıllarca dökme ve varilli olarak ihraç edilen Türk zeytinyağı, son yıllarda yapılan yatırımlarla artık kutulu, ambalajlı ihraç ediliyor.
.
Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği'nin verilerine göre, 2004-2005 sezonunda kutulu ihracatın oranı yüzde 23.8'e ulaştı. Bundan 10 yıl öncesine kadar bu oran yüzde 2'civarındaydı. Zeytinyağının yüzde 98'i dökme olarak ihraç edilirdi. .
Fakat o günler geride kaldı. Marka ve kutulu ihracata yönelik yatırımlar daha yeni yapıldı. Bunun meyveleri alınacak.
Çalışmalar bu hızla devam ederse yakın gelecekte Türkiye, dünya zeytinyağı piyasasında İtalya kadar büyük bir marka olacaktır. .
Bunun için oynanan oyunların cesaretle dile getirilmesi ve bu oyunların boşa çıkarılması gerekiyor.
.
Birtakım lobilerin destekleri ile değil, sektörde üretici, sanayici ve ihracatçıların ortak çabaları ile Türk zeytinyağının tanıtımı yapılması gerekiyor. .
Her açıklamasında "fındık fiyatı yüksek" diyerek Türkiye'den çok yurtdışındaki alıcıların çıkarına çalışan bir "fındık tanıtım grubu" modeli zeytinyağı için model olamaz. Bu tuzağa da dikkat edilmeli. Böyle bir oluşum sektöre yarardan çok zarar verir. .
Hükümetin zeytinyağına Avrupa Birliği'nin verdiği kadar destekleme primi vermesi için üretici, sanayici, ihracatçı ortak çaba göstermeli.
.
Başlıktaki soruya dönersek, zeytinyağında İtalya'nın oyunu henüz bozulmuş değil. Sektördeki herkesin bu oyunlara karşı uyanık, cesaretli ve yürekli olması gerekiyor..
İZMİR TİCARET BORSASI MECLİS BAŞKANI BARAN; TAHMİN ÇALIŞMALARIMIZ SONUNDA TÜRKİYE GENELİNDEKİ YAKLAŞIK 100 MİLYON ZEYTİN AĞACINDAN, 1 MİLYON 223 BİN 686 TON ZEYTİN ELDE EDİLECEĞİ BELİRLENDİ''
ZEYTİNYAĞI REKOLTESİNİN İSE EGE VE MARMARA BÖLGELERİNDEN 131 BİN 365, GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ'NDEN DE 34 BİN 959 TON OLMAK ÜZERE TOPLAM 166 BİN 324 TON OLARAK GERÇEKLEŞECEĞİ TAHMİN EDİLDİ''
İzmir Ticaret Borsası (İZTB) Meclis Başkanı Ayhan Baran, tahmin çalışmaları sonucuna göre, Türkiye genelinde yaklaşık 100 milyon zeytin ağacından, 1 milyon 223 bin 686 ton zeytin elde edileceğini ifade ederek, şu bilgiyi verdi:
Zeytinyağı rekoltesinin Ege ve Marmara bölgelerinden 131 bin 365, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nden de 34 bin 959 ton olmak üzere, Türkiye genelinde toplam 166 bin 324 ton gerçekleşeceği tahmin edildi.
Zeytin ağacı sayımız son yıllarda yapılan çalışmalarla Ege ve Marmara'da 4,5, Güneydoğu Anadolu'da da 4 milyon olmak üzere, 8,5 milyon adet artmıştır.
Heyet yaptığı çalışmalar sırasında, zeytin ağacı sayısının 108 milyona çıktığını rapor etti.
İspanya, 2,5 milyon ton zeytinyağı üretimi yapıyor, biz ise 250 bin tonları konuşuyoruz. Zeytin ve zeytinyağı ürünü kıymetlidir.
Ege ve Marmara bölgelerinin yanı sıra Çukurova'nın dağlık kesimleriyle, Güneydoğu Anadolu'da bir kısım Hazine arazisinin zeytincilik için dağıtılmasının sevindirici gelişme olduğunu belirtti.
Bir soru üzerine zeytinyağında şu anda fiyat açıklanmasının erken olduğunu ifade edilerek üreticiyi mağdur etmeden, ihracatçılar, borsa ve birliklerle yapılacak çalışmadan sonra fiyatın belirleneceğini söylendi.
Ege Bölgesiİzmir Tic. Od.alınmıştır
****************************************************************************************************
Aşağıdaki görüş bana aittir.
Zeytin hasad mevsiminin Ramazan ayı dolayısıyla ertelendiği hepimizce malum, bayram sonrası tüm çiftçilerimiz zeytin hasadına başlayacaklardır, hatta Adana, Osmaniye, Antakya ve Batı Anadolunun bir kısmında hasad başlamıştır, Buna rağmen fiyatın açıklanmamış olması tüm tarım ürünlerinde yaşanan sorunların zeytinde de yaşanacağını göstermektedir.
Bütün bunların dışında bu hafta itibarı ile İzmirde serbest piyasada 5 asit zeytinyağı fiyatları geçen yıla göre %20-25 gerileyerek 3,8-4,0 Ytl işlem görmektedir,
5 asit zeytinyağı fiyatlarının bu şekilde düşmesi kuşkusuz çiftçileri endişelendirmektedir fakat burada gözardı edilmemesi gereken asıl nokta geçen yılki fiyatların çok şişkin olmasıydı Zeytinyağının dünya piyasasındaki fiyatı ton bazında 2500-2800 $'dır, eğer anormal bir durum olmazsa çiftçilerimizin bu rakamları en azından Ocak 2007'ye kadar benimsemeleri gerekmektedir.
https://www.resimekle.com/yukle/thumb/81679.jpeg .
REFERANS GAZETESİ-16.11.2006
Türkiye`de son yıllarda zeytin ağacı varlığının hızla
arttığı, gelecek sezon için üreticinin 54 milyon adet fidan talep
ettiği belirtildi...
.
Türkiye"de son yıllarda zeytin ağacı varlığının hızla
arttığı, gelecek sezon için üreticinin 54 milyon adet fidan talep
ettiği belirtildi. Zeytinyağında son yıllarda dünya fiyatlarının
yükselmesi, tütün üretimine kota getirilmesi ve zeytin dikimine
getirilen teşvikler, zeytin dikimini hızlandırdı. Yaklaşık 40
milyonu son 3-4 sezonda oluşan 150 milyon ağaç varlığına sahip
Türkiye"nin, aynı hızla devam etmesi halinde İtalya"yı geçerek
270 milyon ağaç sayısına sahip İspanya"nın ardından dünya
ikincisi olabileceği hesaplanıyor. Çiftçilerin yanı sıra tekstil,
konfeksiyon ve inşaat gibi sektörlerde faaliyet gösteren
girişimcilerin de ilgi gösterdiği zeytin ve zeytinyağı
üretiminin, gelecekte ülkenin en önemli sektörleri arasına
gireceği belirtiliyor.
.
Kota sorunu için girişim
.
Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanvekili Ali
Nedim Güreli, dün yaptığı açıklamada, üreticinin 2006-2007
sezonunda Tarım Bakanlığı tarafından belirlenen ve sertifikalı
fidan üretimi yapan 204 firmadan yaklaşık 54 milyon adet fidan talep
ettiğini belirtti. Girişimcinin bir sonraki sezonda da aynı seviyede
fidan talep etmesi halinde, ağaç varlığında ikinci sıraya
yükseleceklerini ifade eden Güreli, dünya çapında iddialı hale
geleceklerini söyledi.
.
Güreli, AB"nin Türkiye"ye ihracat için kota vermemesi sorununun
çözümü için de girişim başlatıldığını kaydetti. AB"nin
Türkiye"den karşılık olarak besi hayvanı ithalatını serbest
bırakmasını istediğini, ancak ithalatın serbest
bırakılabileceği başka sektörlerin de araştırıldığını
kaydeden Güreli, "Sorunun kısa sürede çözüleceğini ve AB"ye
ihracat kapısının açılacağını düşünüyoruz" diye konuştu.
.
Güreli, zeytin ve zeytinyağı için bir tanıtım grubu kurulması
konusunda da girişim başlatıldığını ifade ederken gelecek
dönemde özellikle Brezilya ve Rusya pazarları üzerinde yoğun
tanıtım faaliyeti düzenleneceğini bildirdi.
.
Zeytinyağında iç tüketimin de yetersiz olduğunu dile getiren
Güreli, grubun zeytinyağı tüketim kültürünün yayılması
konusunda da çalışma yapacağını kaydetti.
.
İhracatta rekor kırıldı
.
Güreli, 2006-2007 sezonunda İspanya"dan kaynaklanan bir fiyat
düşüşü görüldüğünü ancak gelecek dönemde fiyatlarda
yükseliş beklendiğini sözlerine ekledi. Ege Zeytin ve Zeytinyağı
İhracatçı Birlikleri rakamlarına göre 2004-2005"te 294 milyon
dolarla tarihteki en yüksek ihracat rakamını yakalayan Türkiye, 31
Ekim"de tamamlanan ve yok yılı olan 2005-2006 sezonunda da 203 milyon
dolarlık zeytinyağı ihracatı yaptı. Bir önceki yok yılı
2003-2004 sezonuna göre yüzde 60 artış sağlayan sektör,
ihracatının yüzde 40"ını İtalya"ya, yüzde 20"sini ABD"ye yaptı.
Zeytinde ise Türkiye, yok yılına rağmen rekor kırarak 78.5 milyon
dolarlık ihracata ulaştı.
.
referansgazetesi.com ..
Edited by - kkasim on 16.11.2006 20:30:00
Gaziantep Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı A. Faruk Demir, hızla
artan zeytin yetiştiriciliğinde çiftçilerin dikkatli olması
gerektiğini belirterek zeytin ağaçlarının bakımının önemli
olduğunu söyledi.
Gaziantep Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı A. Faruk Demir
yaptığı açıklamada, bölgede devletin desteğiyle zeytin
yetiştiriciliğinin hızla artığını ancak çiftçilerin bu konuda
mutlaka bilinçlendirilmesi gerektiğini belirterek, "Zeytin
ağacının en önemli özelliği ölümsüz olmasıdır. Ülkemizin
bazı yörelerinde 300 yıllık ağaçlardan hala ürün
alınabilmektedir. Doğru ve bilinçli yapılan budama ile gençleşen
ağaç sürekli kendini yenileyebilme özelliğine sahiptir. Doğal
afetlerde de ölmüyor ancak zarar gördüğünde kendini belli bir
zaman sonra yenileyebilme özelliğine sahiptir. Çiftçimiz zeytin
dikiminden önce yöresine ve arazisine uygun fidan çeşitlerini
belirlerken konusunda uzman Ziraat Mühendislerinin bilgilerinden
faydalanmalıdır. Fidanların sertifikalı olmasına özen
gösterilmelidir. Çünkü sertifikalı fidanlar hastalık ve zararlı
bakımından temizdir. Uygun fidan seçimi yapılmadığı takdirde
ileriki yıllarda çiftçimiz istenilen verim ve kaliteyi alamaması
durumunda yetiştirdiği ağaçları sökmek zorunda kalmaktadır"
dedi.
Başkan Demir, çiftçilerin büyük bölümü günlük hasat
miktarının artırdığı için sırıkla vurarak zeytin hasadı
yapmaması gerektiğini ifade ederek, "Bu yöntem taze filizlerin
kırılmasına kullanılan sırığın tüm ağaçlarda kullanılması,
ağaçlarda bulunan hastalığı diğer ağaçlara vektör olarak
taşıması, zeytin tanelerinde ezikliklere neden olması gibi
olumsuzlukları meydana getirmekte, verim ve kalite kaybına neden
olmaktadır. Çiftçimizin daha verimli ve kaliteli ürün elde
edebilmesi için hasat esnasında elle sıyırma yöntemini kullanmalı
ve toplanan ürünlerini kefelere doldurmalıdır. Bunun yanında tarak
kullanımı ve makineli hasatta uygundur. Üretici meyve ağacı olan
zeytin ağacını da diğer meyve ağaçları gibi düşünerek bakıma
özen göstermelidir" diye konuştu.
.
www.tarimmerkezi.com
.
www.tarimmerkezi.com/haber_detay.php?hid=3131
TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin:
Önümüzdeki dönemlerde tüm dünya zeytinyağı tüketecek... .
Türkiye son yıllarda, zeytin fidanı dikiminde adeta seferber oldu. Fidancılar zeytin fidesi temin etmekte zorlanıyor. Körfez’de fidancıların siparişler ile çalıştığı gelen haberler
arasında yer alıyor. Zeytin ağacına bu kadar yatırım hız kazandı. Doktorlar, avukatlar, mühendisler, esnaflar ve köylüler zeytinciliğe özendi. Herkes tarlasına zeytin fidanı dikiyor. Böyle giderse, çok yakın bir zamanda zeytin ve zeytinyağında rekoltemiz tahminlerin üzerine çıkacak. Şimdiden önlem alınması gerekiyor. Tehlike kapıya dayandığında, sorunların altından kalkmak daha zor olacaktır. Onun için zeytin ve zeytinyağında uzman olan TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Yönetim Kurulu
Başkanı Cahit Çetin’e, bugün için zeytinyağında izlenmesi gereken politikalar, yurtiçi ve yurtdışı tüketimi arttırmak için ne gibi çalışmalar yapılmalı, bugünden alınması gereken
kararlar ile TARİŞ’in yurtiçinde ve yurtdışında yeni pazar temininde ne gibi çalışmaları olduğunu sorduk. .
Sayın Çetin ile yapılan röportaj;.
- Türkiye’de herkes zeytin fidanı dikiyor. Siz bunu nasıl
karşılıyorsunuz? .
ÇETİN: Türkiye uzun yıllar ihmal ettiği zeytinciliğe yeniden sahip çıktı. Ülke tarımında son yıllarda başlayan gerileme, üretim, verim ve gelir kayıpları zeytinciliği adres gösterdi.
Zeytinciliğin tarımsal faaliyet alanında tek gelir getiren ürün olması ve dünyada pazarının büyümesi sonucu ülkemizde de zeytincilik ekim alanları ve sektöre ilgi duyanlar anlamında hız kazandı. Bu durum zeytinciliğimiz açısından olumlu bir gelişmedir. .
- Zeytincilikte yatırımlar bu hızla devam ederse, 5-6 yıl sonra Türkiye’deki zeytin ağacı varlığı ve zeytinyağı rekoltesi ne olabilir? .
ÇETİN: Türkiye 1950’li yıllara kadar dünya zeytinyağı üretiminde İspanya ve İtalya’nın ardından üçüncü sırada yer alıyordu. Bu tarihten sonra margarin furyasıyla zeytinyağı
üretimi ve tüketimi geriledi. Türkiye, dünya üretimi sıralamasında altıncılığa düştü. Yine maalesef Türkiye, Akdeniz çanağında zeytinyağı üretip de tüketmeyen tek ülke
konumunda. Türkiye’de kişi başına yıllık zeytinyağı tüketimi 1 kilogramı bulurken, AB’de kişi başına ortalama 13 kilogram, yine bu rakam komşumuz Yunanistan’da 22 kilogram seviyelerinde. Zeytinciliğe yapılan yatırımlar arttı. Bu hızla devam ederse,
5-6 yıl sonra Türkiye dünyada zeytinyağı üretim sıralamasında tekrar üçüncülük düzeyine çıkar. .
- Sizce bugün için zeytin ve zeytinyağında nasıl bir politika izlenmesi gerekiyor? .
ÇETİN: Ülkemiz yılda 1 milyon 400 bin ton likit yağ tüketmektedir ve yıllara göre değişmekle beraber, yılda yaklaşık 800 bin tonunu ithal etmektedir. İthal edilen likit yağın ağırlığını ise ayçiçeği yağı oluşturmaktadır. 776 bin metrekare alanı olan ülkemizde, ayçiçeği ve zeytin ağacı ekecek tarla mı kalmamıştır? Likit yağ ithalatıyla ülkemiz kaynakları önemli ölçüde dışa akmaktadır. Zeytinyağı üretimi ve ayçiçeği üretimi devlet politikalarıyla özendirilmeli ve teşvik edilmelidir. Bunun yapılması halinde, ilk etapta tamamı olmasa bile önemli ölçüde likit yağ ithalatımızda azalma görülür. Türkiye toprakları, arazi yapısı, iklimi dikkate alındığında, bugün gerçekleşen zeytinyağı rekoltesini haketmemektedir. Türkiye’nin yılda 600 bin ton zeytinyağı rekoltesine ulaşması mümkündür. Ciddi, sağlıklı politikalarla zeytinyağı üretimi hızla arttırılabilir, hatta geçmişin kayıpları da telafi edilebilir. Son zamanlarda zeytinciliğe gösterilen önem, 5-6 yıl içinde istenilen düzeye ulaşacak. Hatta dünya pazarlarında bizde varız diyebiliriz. .
- Zeytinyağında tüketimi arttırmak için nası bir çalışma yapılması gerekiyor?.
ÇETİN: Dünya genelinde sağlıklı beslenme trendinin artmasına paralel, zeytinyağı tüketimi de hızla artış kaydetmektedir. Zeytinyağı tüketim pastası dünyada sürekli artmaktadır. Dünya zeytinyağı tüketimi yılda en az 100 bin ton artış göstermektedir. Mevcut pazarlarda talebin artmasının yanı sıra, zeytinyağı tüketimine yabancı başta Uzakdoğu olmak üzere, yeni pazarların da tüketime yönelmesiyle, zeytinyağı tüketimi dünyada hızla artmaktadır. Yılda 250 bin ton ithalatla, zeytinyağında dünyanın en büyük pazarı ABD’dir. Ağırlıklı
olarak fast-food kültürünün yaygın olduğu ABD’de, obezitenin ciddi sorun olmasına da paralel, sağlıksız gıdalardan uzaklaşıldığı ve zeytinyağı tüketiminin artma eğiliminde
olduğu dikkate alındığında, ABD’nin gelecek yıllarda da tüketim yoğunluğu açısından önemli pazar olma özelliğini koruyacağını söylemek mümkün. AB ülkeleri, hem üretimde hem de
tüketimde zeytinyağında önemini koruyor. Ancak tüm bunların yanı sıra, Uzakdoğu geleceğin hızla büyüyen önemli pazarlarındandır. .
YAKIN GELECEKTE TÜM DÜNYA ZEYTİNYAĞI TÜKETECEKTİR .
Zeytinin anavatanı olan ülkemizde bu alanda tarladan, sofraya kadar olan süreçte tüm tedbirlerini almalıdır. Son dönemde hükümetin zeytinciliği teşvik etme amacıyla gerçekleştirdiği adımları görmemek mümkün değil. Fidan dikimi konusunda devlet desteği yerini buluyor. Ancak üretim ve ticaretinde, daha önemlisi Türk insanına daha fazla zeytinyağı tükettirmeye dönük özendirici çalışmalar yapılması da kaçınılmazdır. Zeytincilik seferberliği bir bütün olarak ele alınmalıdır. Zeytin ve zeytinyağı geleceğin sektörüdür. Türkiye’de bundan azami pay almalıdır, Türk insanı da bu değerli ve sağlıklı ürünü daha
fazla tüketmelidir. Yakın gelecekte tüm dünya zeytinyağı tüketecektir. .
- Türk halkına zeytinyağı yedirmek için nasıl bir strateji izlenmesi gerekir? .
ÇETİN: İç piyasada tüketimi arttırmaya dönük çalışmalarda fiyat faktörü dikkate alındığında, fedakarlığın üreticiden beklenmesi son derece yanlış olur. Batı ülkelerinde olduğu gibi,
tüketici kamu tarafından desteklenmeli ve tüketime özendirilmelidir. AB ülkelerinde üretici fiyatı ile tüketici fiyatı arasındaki fark PRİM sistemiyle aşılıyor. Türkiye’de de böyle yapılmalıdır. Ülkemizde zeytinyağına verilen prim 11 kuruş seviyelerinde kalırken, bu rakam AB’de 1.32 Euro seviyesindedir. Söz konusu rakam ne üretimi ne de tüketimi teşvik
etmektedir. Aksine yetersiz prim miktarı kaynak israfına neden olmaktadır. .
- Zeytinyağın ihracatındaki düşüşü siz neye bağlıyorsunuz? .
ÇETİN: Zeytinyağı iç tüketimi yıllık 60 bin ton seviyelerine ulaşmıştır. İhracat miktarı ise yıllara göre değişmekle beraber, 70 bin ton ortalamasını bulmuştur. Geçen yıl başlayan
ve bu yıla da sirayet eden ihracattaki düşüş, kendini korumaktadır. Bunu tek bir cümleyle açıklamak gerekirse, AB’nin genel tarım politikalarının bir sonucu demek mümkün. AB genel tarım politikaları dikkate alındığında, tarıma çok stratejik yaklaşmakta ve buna yönelik en etkin araçları kullanmaktadır. Zeytinyağı ihraç fiyatlarının düşmesine paralel, görülen zeytinyağı ihracatı da yine AB’nin genel tarım politikası içinde
değerlendirilmelidir. AB’nin uyguladığı tarım politikaları Türk tarım politikalarına yansımaktadır.
Tarımsal alanda dünyada üstünlük savaşları yaşanıyor. Çünkü tarım insanların gıda ihtiyacı ve sanayinin hammaddesi olması özelliğiyle, gelecekte çok daha büyük değer taşıyacaktır. Tarımsal üstünlüğü elinde bulunduran ülkeler de bundan büyük yararlar sağlayacaktır. AB ve ABD kendi çiftçilerini alabildiğine destekler, sübvanse ederken, Türkiye gibi ülkelerin bunları sıfırlamasını istiyor. Tarım ülkesi Türkiye’nin dünyadaki gelişmeleri de dikkate alarak, süratle etkin politikalar devreye koyması kaçınılmazdır.
AB eliyle geçen yılın başından bu yana dünya zeytinyağı fiyatlarının yükselmesi suni olarak engellenmektedir. 2006 yılının başında tonda 4100 Euro seviyelerine ulaşan zeytinyağı ihraç fiyatları, AB girişimleriyle 2200 Eurolar’a çekildi.
Ekonominin çok basit kuralı olan fiyat, arz talebe göre oluşur mantığının yerini suni müdahaleler aldı. AB zeytinyağı fiyatlarının raf fiyatlarının yükselmesi karşısında
tüketicinin alternatif yağlara kayacağı, zeytinyağı tüketiminin düşeceği iddiasıyla fiyatlara fren yapıldı, hatta aşağı çekildi. Bu durumda AB zeytinyağı çiftçisi mağdur edilmez, prim
ve diğer desteklerle donatılırken, Türk çiftçisi mağdur oldu.AB Tunus ile özel anlaşmalar yaparak, ucuz fiyattan kotalı ürün alarak, hem kendi sanayicisini hem tüketicisini hem de üreticisini destekledi.
Sonuçta AB, ekonomisini güçlendirdi. Bu durumda, dünya zeytinyağı ihraç fiyatları radikal düşüş gösterdi. Başlangıçta iddia edilen zeytinyağında yüksek fiyat tüketiciyi alternatif yağlara yöneltir iddiası da gerçekleşmedi. Çünkü orijin fiyatı ile raf fiyatı arasındaki fiyat makası başlangıçta yüzde 40 seviyelerindeyken, bu oran şimdilerde yüzde 70’e ulaştı. Öte yandan, dünya zeytinyağı otoriteleri de çok iyi bilmektedir ki; zeytinyağı tüketicisinin bu üründen maksimum beklentileri vardır, lezzetin üstünde sağlık beklentileri vardır. Bu nedenle zeytinyağı tüketicisi alternatif yağlara kaymaz ve kaymadı da...
Ancak bu iddia zeytinyağında üretici fiyatlarını düşürmede en kuvvetli araç olarak kullanıldı. Oysa burada hedef; özellikle Türkiye gibi, Tunus gibi ülkelerden ucuz mal temin etmekti. Bakıldığında, AB’nin tarım alanında başlattığı savaş, tüm şiddetiyle sürüyor. Bunun işaretlerini son yıllarda görmeye başlamıştık. Önceki yıllarda tonajlı mal ithalatı talep eden alıcılar, küçük partilere yönelmişti. Bu son iki yılda çok daha belirgin hal aldı. Alıcılar, kontratları kadar, ihtiyaçları kadar küçük partiler halinde zeytinyağı alımı yapıyorlar ve sonra piyasadan çekiliyorlar. Bunun ardından gerçekleşecek parti alımında da fiyatları düşürdüklerinden, daha ucuza mal temin ediyorlar. Bu bir savaşsa, satrançsa, biz de ona göre davranmalıyız. Türk çiftçisi bunu biliyor.
Arz talebe uymayan fiyatlar karşısında biz de kendimizi koruyacağız. Üretici de ihtiyacı kadar mal satarak, fiyatların gerilemesine engel oluyor. Bu durum karşısında fiyatlar bir miktar yükselme eğilimine girdi. Onlar ihtiyacı kadar mal alıyorsa, nazlı nazlı davranıyorsa, üretici de nazlanacak malını satmada. İhtiyacı kadar satacak ve sonraki partide ürününün, emeğinin fiyatını yükseltecek. Malının değerini bulduğunda satacak. .
- Zeytinyağında ihracatı arttırmak için ne gibi önlemler almamız lazım? .
ÇETİN: Türkiye zeytinyağında dökme ihracatın yanı sıra, markalı ve ambalajlı ihracata yönelik de tedbirler almalıdır. Ambalajlı ihracata uygulanan teşvik çok yerinde, çok doğru bir karardır, ancak yetersizdir. İhracatta markalı ve ambalajlı ürünler AB seviyelerinde desteklenmelidir. Bu, hem Türkiye’nin zeytinyağında imajını kuvvetlendirecek hem de sektörün önünü açacaktır. Bir diğer önemli konu da, AB adayı Türkiye, AB’ye ihracatta yüksek gümrük vergileriyle giriyor. Hatta girmekte zorlanıyor. Resmi düzeyde görüşmeler yapılarak, AB ülkelerinde zeytinyağımıza uygulanan yüksek gümrük vergileri konusunda
indirim istenmelidir. Hatta sıfırlanması konusunda diretilmelidir. AB adayı Türkiye’nin ürünü bu tür yasakların muhatabı olmamalı. Zeytinyağı ihracatının arttırılması için, hem
üretimde hem de pazarda, uygulamada olanın üzerinde destek gereklidir. .
- TARİŞ zeytinyağı markası ile dünyada belli başlı büyük pazarlarda isim yaptı. Yeni pazarlar nereler olacak? .
ÇETİN: Ambalajlı ve markalı ihracatta TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Birliği büyük gayret göstermektedir. Halen 38 ülkeye TARİŞ markasıyla ihracat gerçekleştiriyoruz. Ancak dış pazarda rakip ülkelerle rekabette zorlanıyoruz. Türk zeytinyağlarının kalite rekabetinde üstünlüğü tartışılmaz, ancak AB’nin büyük oranda teşvikli ve destekli ürünleri karşısında fiyat tutturmakta zorlanıyor. Zeytinyağı sektörü açısından gelecek umut vericidir. Ama hızlı yol almak için markalı ihracatın teşviği büyük önem taşımaktadır. Özellikle, zeytinyağı
tüketimine yeni yönelen ülkelerde, pazara ilk giren kuvvetli Türk markaları oluşturmak için destek gereklidir. ABD, Kanada, İngiltere, Japonya, Rusya pazarlarının yanı sıra, Çin ve
Uzakdoğu pazarında da iddialı olacağız. .
Sevgili Peçiç,
Herkes iyi yada kötü malını sattışı için bu tür şeylere çok fazla ihtiyaç duymuyor. Oysa herkese bu tür reklamın karlarını en az ikiye katlayacağını bilse herşeyinanılmaz değişik olurdu. Ege ve Marmara'da bizim gibi zeytin üretiyor ama onların hem ağaç yapıları hem de üretim teknikleri bizden çok farklı. Ayrıca satma işini de bizden daha iyi yapıyorlar. Bahsettiğin iş için kişisel çabalarla birşeyler çıkarabilir miyiz? Ne dersinı Amaç Nizip'e hizmet etmek...
Arkadaşlar siz bunlara kafa yoracağınıza Nizip'den Dutlu(Toru Mahmut)'ya kadar olan arazideki zeytinliklerin halini düşünün!! Önce hazırdaki zeyti ağaçlarını koruyun, sonra işi geliştirmeye uğraşın.Eğer bana hak veriyorsanız daha buraya çok şeyler yazacağım.Hürmetler...
Sağlıklı ve çeşit özelliği taşıyan damızlıklardan seçilen 1 yıllık sürgünlerden celikler itina ile kesilerek 25-35 cm. olarak boylanır.
Üzerindeki 2-4 yaprak kalacak şekilde hazırlanan çelikler artık hormonlama işlemine hazırdırlar
Çelikler 4000 ppm olarak hazırlanan IBA (indol butirikasitte) 5 saniye kadar bekletilir. Daha sonra alkolün uçması için bir süre kurumaya bırakılır
Hormanlanan çelikler M2 de 1500-1700 adet olmak üzere perlit veya kum yetiştirme ortamına dikilir
Yerine dikilen çelikler 60-90 gün süreyle 20-25 ºC sıcaklıkta ve % 80 nem olacak şekilde tutularak köklenmesi sağlanır
Köklenmesi tamamlanan çelikler yerlerinden sökülerek torba veya kaselere dikilir. Müdürlüğümüzce yapılan uygulamada şubat ayında konulan çelikler direk torbaya dikilerek dışarıda, agustos ayında köklendirilen çelikler ise kaseye konularak seralarda kışlatılır.
Kaselerde kışlatılan çelikler ilkbaharda torbalara yerlerine dikilir
Torbalara alınan köklü çelikler sulama, zirai mücadele ve diğer bakım işleri itina ile yapıldıktan sonra ortalanma 16-24 ay içersinde satışa gelir. Bu arada sertifikasyon için gereken prosüdür yerine getirilerek fidanların sertifikalanması yapılır, akabinde satışa sunulur
-Hasat:
Zeytinyağının kokusunu sever misiniz? Doğrusu biz bayılırız. Zeytinyağı emek kokar, insan kokar...
Çocukluğumuz üzüm bağlarının, zeytin bahçelerinin içinde geçti... Biz zeytinyağı kokusu ile büyüdük... Üzüm yöresinde, her bağın içinde üç beş zeytin ağacının olması adettendir. Tıpkı diğer meyve ağaçları gibi... Üreticiler, kimseye muhtaç olmadan, en azından kendi gereksinimlerini karşılamaya çalışırlar... Bizim bağımızda da zeytin ağaçları vardı ve bir başka yerde de zeytinliğimiz... Hem de Gediz'in kollarından Zeytinçay'ın yanında... Düşünebiliyor musunuz, ırmak bile adını zeytin ağaçlarından almıştı... İşte biz o zeytin bahçelerinde, zeytin ağaçlarını silkeler ve ağaçların altına dökülen zeytinleri, minicik ellerimizle, kırağıların arasından toplardık...
Tabii ellerimizi ısıtmak için zaman zaman küçük ateşler yakar, çevresinde öbekleşirdik... Kışın dondurucu ayazında, ateşin başında, bedenimizle birlikte yüreğimizi de ısıtmak üzere, bir de türkü tuttururduk... Türkü dilimizden mi, yoksa yüreğimizden mi yükselirdi, belli değil...
Sonra da ver elini yağhane... Orada zeytin çuvalları preslenip sıkılır ve mis gibi doğal zeytinyağı tenekelere doldurulup teslim edilirdi... Ve biz o zeytinyağlarını yiyerek büyürdük...
Şimdi bunca yaşımızda, kahvaltı sofrasında hala ekmeğimizi zeytin-zeytinyağı kasesi içine bandırıp yememiz, o yıllardan kalan bir alışkanlıktır...
* * *
Bütün bu anıları belleğimizde canlandıran olay, "1. Uluslararası Antandros Altınoluk Zeytincilik Sempozyumu" oldu.
Türkiye'de zeytin ve zeytinyağı denilince akla Körfez bölgesi gelir. Altınoluk da Körfez bölgesinin önemli bir zeytin-zeytinyağı üreticisi beldesidir. İşte bu beldede, 21-23 Nisan tarihlerinde uluslararası bir toplantı var. Buluşma, zeytin ve zeytinyağı üzerine...
Buluşma kapsamında, yurtdışında çok sayıda uzmanın konuşacağı sempozyumun yanı sıra, Türk ve Yunanlı sanatçıların katılacağı "dostluk ve barış" konulu fotoğraf yarışması da yapılacak. Ayrıca "zeytinyağlı Ege yemekleri yarışması" da var...
Zeytin, aynı zamanda barışın da simgesidir. Altınoluk Belediye Başkanı İsmail Aynur, zeytin aracılığıyla dostluk ilişkilerinin pekişmesinin de amaçlandığını vurguluyor. Anlaşılan o günlerde Altınoluk'ta, zeytinyağı kokusu ile birlikte barış türküleri de yükselecek. Ne güzel...
Altınoluk Belediye Başkanı İsmail Aynur'u, bu güzel girişiminden dolayı kutluyoruz, etkinliklerin başarılı geçmesini diliyoruz.
Sayın Abiler,Kardeşler. Eski adamlar her sabah muhakkak bir tas zeytin yağının içine pekmezi koyup bir güzel kavururlarmış (üstü köpürene kadar).Sonra içine ev ekmeğini doğrarlarmış. Onu afiyetle yerlermiş.Gerçi ben bunu hala yapıyorum ama, eskiden çok gözde bir yiyecekmi?.Zeytin yukarıda da bahsedildiği gibi mübarek bir yiyecekmiş.Hatta Tin Süresinde şöyle geçer:
Bismillahirrahmanirrahim
1-Andolsun o incire, o zeytine,
2-Sinin (Sina) dağına
3-ve bu güvenli beldeye ki,
4-Biz insanı en güzel biçimde yarattık.
5-Sonra da çevirdik ağaçlarını aşağısına kaktık.
6-Ancak iman edip yararlı işler yapan kimseler başka; onlar için kesilmez bir mükafat vardır.
7-O halde artık sana dini ne yalanlatabilir?
8-Allah hakimlerin hakimi değil mi?
Kur'an da böyle bahsedilen zeytine ne yazık ki biz Nizipliler gerekli saygıyı göstermiyoruz.Bir hadise anlatacağım:
Bulunduğum şehirde yerel bir televizyon kanalında TARİŞ başkanı konuşuyor.Konu Türkiye'de zeytin ve zeytin yağı.Laf döndü dolaştı Türkiye'deki zeytincilik sektörüne ve ülkemizde üretilen zeytin yağlarına geldi.Sunucun "Sizce Türkiye'de en kaliteli zeytin yağı nerede üretiliyor?" sorusuna başkan aynen şöyle dedi:"Genelde ülkemizde Ege bölgesinin zeytin yağları tercih edilir. Ama esas zeytin yağı Nizip'de üretilendir.Bu bölge yıl boyunca karasal ve sıcak iklim olduğu için burada üretilen zeytinlerden çıkan yağ gerek besin, gerekse aroma bakımından oldukça zengindir.Ama ülkemiz damak tadına göre aroması yoğun olduğu için pek tercih edilmemektedir."
Diğer bir hadisede Nizip'de bir yakınımın başından geçiyor.Resmi bir amaç için(yanılmıyorsam Karkamış barajı inşaatıydı) Nizip'e gelen İtalyalı bir kaç yetkili, herhalde Nizip'in adını duymuş olacaklar ki işleri bitip gitmeye yakın, ülkelerine zeytin yağı götürmek istemişler.İtalyanların zeytine ve zeytin yağına düşkünlüğünü bilmeyen yoktur herhalde. Neyse bunlara eşlik eden yakınım, bunları Mızar'da bir kontini sistem fabrikasına götürüyor.Ama İtalyanlar "Bu bizim orda da var, biz sizin o eski, taş değirmenden çıkan yağdan istiyoruz diyorlar ve alıp gidiyorlar."
Evet hal böyleyken biz ne yapıyoruz? Nizip-Torumahmut arasındaki ağaçları birer birer çekip yerine,biçimsiz, gösterişsiz,alt yapısı olmayan,deprem dayanımının sıfırın altında eksi bilmem kaç olduğunu bildiğim "EV"ler dikiyoruz.Aynı durum eski Antep yolu boyunca da sürüp gidiyor.Güzelim Akçakent köyü -ki ben öyle güzel bahçelerin ancak cennette olacağı kannatindeyim- yakında Nizip'in bir mahallesi olacak.Yapmayın sayın hemşehrilerim.Birileri bu katliama son desin.Bugün Avrupa'da tarım arazisini imara açmanın ne kadar büyük bir cezası olduğunu biliyor muydunuz? Hep Avrupa deyip duruyoruz, ama Avrupa'da şehir her zaman dağlara doğru, daha doğrusu tarıma elverişsiz sarp bölgelere dorğu ilerler.Zaten ekonomimiz ülke geneli itibariyle tarıma dayalıdır.Biz mevcut tarım arazilerini, özellikle bölgemizle özdeşleşmiş zeytin alanlarını katledersek.Halimiz yaman olur.Ondan sonra trakyanın ayçiçeğine ve hayvan dışkısından üretilen vita yağlarına talim ederiz.Görüşlerime karşın önerilerinizi ve eleştirilerinizi bekliyorum.Saygılar bizden...
Zeytin gerçekten çok faydalı bir gıda ürünüdür.Bizim akrabanın birinde şeker hastalığı var.Yemeklerde zeytinyağı kulandırır ve çok yararını görür.
İlçemizde verimli zeytin ağaçları geçmişte yapılan yanlış imar düzeni nedeniyle sökülmüştür.Elimizde ki bu hazinenin kıymetini bilelim lütfen
Zeytin kutsal olma değerini boşa haketmemiştir,kumral adanın da dediği gibi zeytin ağaçlarının kıymetini bilmiyoruz,özellikle toplama esnasında uzun değneklerle paldır küldür dalları dövmemiz,zeytin konusunda ne kadar bilgisiz olduğumuzu gösterir.Oysa en dayanıklı ağaçlardan biridir diye böyle bir yöntemi kullanmak çok yanlış...
sabah kahvaltısında zeytin harika
Bir çok alanda olduğu gibi Tarımda da geri kalmış durumdayız.
Niye geri kaldık acaba
Nasıl geri kaldık acaba
Kim geri bıraktı acaba
Komplo teorisi yazmamız lazım mı acaba
Ben komplo teorilerini hiç sevmem
Nefret ederim.
Ben önce bir problem varsa kendimde ararım
Problem benim. Ben Problem
Zeytin ve fıstık yada diğer tarım çalışmalardında hatalar.
Hepimiz Nizibin en verimli arazilerine ya yerleşime açtık yada açanlarla birlik olduk.
Zeytincilik...
Zeytinimiz zor durumda ..
Koca Ülfet fabrikasını elbirliği ile yok ettik.
Tüm zeytinleri kestik tüm bağları söktük yerine fıstık diktik.
Şimdi dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olduk.
Ağıt yazmakta yersiz.
En kısa zamanda olabildiğince sulu tarıma geçip
Üniversitenin de yardımıyla profosyenel tarım yapmamız gerek. Biz antepliyiz herkesin üstündeyiz herkesten akıllıyız herkesten daha işbiliriz. Öyle bireysel evsel folklorik tarım işi bitti SUAT ABİ sen profesyonel tarıma öncelik et Üniversitelerden tüm hocaları alıp köy köy gezdir. El ele hızla BAŞKA ÇARE YOK bilmen lazım.
SAYGILARIMLA
kardeş güzel, hoş konuşuyorsun da daha dün avrupa birliğinden bir deklarasyon geldi. eğer türkiye işsizliğe çare bulmak istiyorsa, tarımın istihdamdaki payını düşürmesi gerekiyormuş. ne mantıklı değil mi? siz bir ülke düşünün, ekonomisi %60-70 ler oranında tarıma dayalı. siz kalkıp bu ülkeye tarımı bırak, başka alanda istihdamlar aç diyorsunuz. resmen türkiye'yi şimdikinden daha eli mahkum duruma düşürmek istiyorlar. türkiye avrupa hammadde pazarında önemli bir yere sahiptir. eğer olurda bir gün avrupa birliğine girersek masada gerek nüfusumuzla, gerek ekonomik rolümüzle söz sahibi olucaz. hatta şimdiki tüzüğe göre en fazla biz söz sahibi olucaz. hal böyleyken maalesef avrupadan böyle talihsiz öneriler (daha doğrusu direktifler geliyor). Şimdi kalkıpta biz Nizipte yeniden bir tarım hamlesi gerçekleştirmek istersek buna maalesef hükümet destek vermeyecektir.bu durum nereye varır,bilemiyorum.
alıntı:
felsefefe:
Bir çok alanda olduğu gibi Tarımda da geri kalmış durumdayız.
Niye geri kaldık acaba
Nasıl geri kaldık acaba
Kim geri bıraktı acaba
Komplo teorisi yazmamız lazım mı acaba
Ben komplo teorilerini hiç sevmem
Nefret ederim.
Ben önce bir problem varsa kendimde ararım
Problem benim. Ben Problem
Zeytin ve fıstık yada diğer tarım çalışmalardında hatalar.
Hepimiz Nizibin en verimli arazilerine ya yerleşime açtık yada açanlarla birlik olduk.
Zeytincilik...
Zeytinimiz zor durumda ..
Koca Ülfet fabrikasını elbirliği ile yok ettik.
Tüm zeytinleri kestik tüm bağları söktük yerine fıstık diktik.
Şimdi dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olduk.
Ağıt yazmakta yersiz.
En kısa zamanda olabildiğince sulu tarıma geçip
Üniversitenin de yardımıyla profosyenel tarım yapmamız gerek. Biz antepliyiz herkesin üstündeyiz herkesten akıllıyız herkesten daha işbiliriz. Öyle bireysel evsel folklorik tarım işi bitti SUAT ABİ sen profesyonel tarıma öncelik et Üniversitelerden tüm hocaları alıp köy köy gezdir. El ele hızla BAŞKA ÇARE YOK bilmen lazım.
SAYGILARIMLA
Bence Kapi Kapi Gezmeye Gerek
Bir Tarihte Nizipte ünlü Bir Halen Zeytinyaği çikaran
Bir Fabrika Ziyaretine Gittim
Orada Baktimki Kalabalik Epey 10-15 Kişivar Tic Odasi Kaymakam-belediye Başkani
Nizip Teki Zeytinle Ilgili Insanlar Otururken O Yil Zeytinyaği Para Etmemiş
Alfa Toksin Sebebiyle Geri Gelen Yağlar Rezillik-ağaçlar Sökülüyor-pamuk Yaşi Katanlar Vs Zeytinyaği Işi ölü O Sene
Orada Kaymakama-tic Odasi Başkanin A-ve O Zeytinyağci Larin Bulunduğu Topluma
Hitaben Her Zeytin Sezonunda Bütün Zeytinyaği Mahseresi-presi-kontünü Tesisi Olanlar Oda Başkanlari-kaymakamlik Ortak Bir Zeytin Ekim Dikim -salamura-kaliteli Yağ çikarma Yaği Nasil Daha Iyi Fiata Satariz-nasilsalamurada Yağda En Iyi Kaliteyi En Düşük Asiti Aliriz En Iyi Zeytinyaği Vs Yemekleri Içeren çekirdekten Yakacağa Zeytinde
Arayip Bulamayacağiniz şeyler Zeytin Basit şekilde Nasil Ekim-dikim Başkalari Ne Yapmiş Fotoğrafli Bir Kataloğ-veya Kitap Hazirlayip Sezonda Gelen Zeytincilere Boş Arazi Sahiplerine Vs Reklam Alarak Içine Dağitimi Yapilsa Iyi Olur Dedim Ama
Demez Olaydim
Kimse Hala Orali Değil
Asil Olan Bu Işten Para Kazananlarin Böyle Bir El Kitabini Yapmalaridir
Böyle Bir Kitap çok Pahaliya çikmaz
Sevgilerimle
Tarım ve köyişleri bakanlığının kitapları aşagıda bulunmaktadır
ayrıca osmaniye belediyesinin ve balıkesir-umurbey belediyesininde
çıkarmış halka dağıtmış olduğu birer el kitabı bulunmaktadır.
Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.