Nizip.com
Üye ol
Tarım ve Sanayi Konuları

antep fıstığı

Görüntülenme: …

alikaygisiz Üye
Üyelik: 2001-05-23 Herkese açık mesaj: 35
#9
Resim kaynağı
1. GİRİŞ
Nar çok yıllık, çalı formunda, çok kuvvetli bir kök sistemine sahip, çok gövdeli, çok sık dallı, erkek-dişi ve erdişi çiçekler bulunan, meyvesi iri, küresel, üstten hafif basık olan bir ılıman iklim bitkisidir. Nar, C vitamini, demir ve potasyum yönünden zengin sayılır. Tatlı, mayhoş, ekşi gibi çeşitlere göre değişen tat ve renk durumu görülür.
Nar, ülkemizin ve diğer ülkelerde çok eski zamanlardan beri tanınmasına rağmen son zamanlarda yetiştirme tekniği depolama ve taşıma alanlarında yapılan çalışmalar sonucu fazla tanınan, üretimi, tüketimi ve ticareti artan bir meyve durumuna gelmiştir.
Nar bitkisinin oldukça geniş bir adaptasyon kabiliyeti vardır. Genelde, tropik ve suptropik iklim bitkisi olmasına rağmen, -10
oC'ye kadar ki düşük sıcaklıklara dayanabilmektedir. Türkiye meyveciliğinde ve dış ticaretinde önemli yeri olan nar, çeşitli iklim ve toprak koşullarında yetişebilen, bakımı kolay, iç ve dış pazarlarda iyi fiyat bulan, uzun süre ağaçta kalabilen ve depoda muhafaza edilebilen bir meyve türüdür.
Ülkemizin bir bölümü narın anavatanı içinde bulunmakta ve üretimi yapılmaktadır. Özellikle GAP Projesinin sona ermesiyle ve sulama imkanlarının artmasıyla bölgemizde daha büyük kapasite oluşacaktır. Türkiye ortalaması olarak ağaç başına verim yaklaşık 23 kg'dır.
2. İKLİM VE TOPRAK İSTEĞİ
2.1 İklim İsteği
Nar, genel olarak sıcak, kurak ve uzun bir yaz periyodu, ılık ve yağışlı bir kış, nar yetiştiriciliği için uygundur. Bu nedenle geniş bir adaptasyon yeteneğine sahiptir.
Narın çiçeklenmesi için oldukça yüksek sıcaklık toplamına ihtiyaç vardır. Sıcaklık toplamı yetersiz olduğunda ticari meyve alınamamaktadır.


Narlar, ılıman iklim bölgelerinde -10 oC'ye kadar dayanabilmekte ve geç çiçek açtıklarından ilkbahar donlarından zarar görmezler. Ancak geç olgunlaşan çeşitlerde sonbahar erken donlarından etkilenebilmektedir.


Nar yetiştiriciliğinde yıllık ortalama 500 mm lik yağış yeterli olmakla beraber bu yağışların ve ilkbaharda düşmesi istenmektedir. Bu bakımdan da bölgemiz için iklim bakımından önerilebilecek bir meyvedir. Çünkü yaz yağışları meyve kalitesini bozmakta, olgunluğa yakın dönemde yağan yağmurlar meyve kabuğunu çatlatmakta olup, bu zamanda sulamada kesilmelidir. Meyve oluşumu döneminde kuru hava koşulları en kaliteli meyvenin oluşmasını sağlayarak pazar değerini arttırmaktadır. Nar bir güneş bitkisidir, bahçe tesisinde ve yeterli ışıklanma koşullarına dikkat edilmelidir.
2.2 Toprak İsteği
Nar toprak yönünden pek seçici değildir. Özellikle silisli, çakıllı, kumlu, kireçli, killi ve ağır killi gibi çeşitli toprak tiplerinde nar yetiştiricili yapılabilmektedir. Alkali ve asit topraklarda yetişir. Tuzluluğa orta derecede dayanıklıdır. Bazı meyvelerin aksine aşırı toprak nemine dayandığı bulunmuştur. Narda optimal gelişme, kuru ve sıcak hava koşullarına karşılık derin geçirgen nemli ve serin topraklarda görülmektedir.
3. YETİŞTİRME TEKNİĞİ
3.1 Çeşit
Nar yetiştiriciliğinde, çeşit seçimi çok önemlidir.

Çeşitlerin o bölgeye adapte olmuş o yörenin iklimine, hastalıklara dayanıklı, verimi iyi, meyveleri insanların göz zevkine ve damak tadına uygun ve taşımaya dayanıklı olmalıdır.


Çeşit seçiminde ticari amacına göre sofralık yada endüstri çeşitlerinin yetiştirilmesine karar verilmelidir.
Ayrıca, bu çeşitlerin meyvelerinde irilik, kabuk rengi ve kalınlığı, dane rengi, yumuşak çekirdeklilik, sululuk gibi özellikleri ihtiyaca cevap verebilmelidir. Yurt içinde sevilen nar çeşitleri hafif mayhoş veya tatlı çekirdeksiz ve iri meyveli olanlardır. Avrupa ya ihracat için özellikle kabuk ve dane rengi kırmızı ve mayhoş çeşitler seçilmelidir. Arap ülkelerine ihracat için ise tatlı narlar tercih edilmelidir. Ayrıca nar suyu veya nar ekşisi elde etmek için yine kırmızı daneli ve ekşi mayhoş narlar seçilir.
GAP/BKİB'nın Şanlıurfa Koruklu Tarımsal Araştırma İstasyonunda yaptırmış olduğu denemeler sonucunda Bölge koşullarına uygun en verimli çeşitler; 0l N 03 Fellahyemez II (51.5 kg/ağaç), 2/3 Japon narı (40.4 kg/ağaç), 33 N 26 Çekirdeksiz VI (37.0 kg/ağaç), 26/3 Çekirdeksiz (36.7 kg/ağaç), 33 N 24 Bey narı (30 kg/ağaç)‚ Suruç (29.8 kg/ağaç ) ve 07 N 08 Hicaz narı (28.1 kg/ağaç) olarak belirlenmiştir.
Şanlıurfa Köy Hizmetleri Araştırma Enstitüsünün yapmış olduğu çalışmalarda da 07 N 08 (Hicaz nar, Antalya), 07 N l4 (Mayhoş IV, Alanya), 33 N l6 (Silifke aşısı, Silifke), 33 N 24 gibi seleksiyon çeşitlerinde Bölge için ümit var bulunmuştur.
Ayrıca, bölgemizde yetişen yerli çeşitlerimizde mevcuttur. Bunlardan Nizip narı iri, tatlı ve kırmızı renkli olup ihraç çeşidimizdir.
3.2 Bahçe Tesisi

Bahçe yerinin tespiti, toprağın nar yetiştiriciliğine uygunluğuna bakıldıktan sonra tesviyesi yapılmalı. Esas olarak toprak hazırlığı, yaz aylarında pulluk tabanını kırmak için dipkazan çekilir.
Sonra pullukla derin sürüm yapılır. Sonbaharda 40-60 cm derinlik ve çapta dikim çukurları açılır.
Üst toprağa yanmış çiftlik gübresi karıştırılarak çukurlar bu karışımla doldurulur, yabancı otlar temizlenir. Toprak dikime hazırlanır.
Narlarda dikim aralıkları 2 m ile 6 m arasında değişmektedir. Ama kapama nar bahçelerinde en yaygın olarak kullanılan dikim aralıkları 2.5 x 4 veya 3 x 4 m dir. Sıralar genellikle kuzey -güney doğrultusunda olmalıdır. Böylece bahçenin havalanma ve güneşlenmesi daha iyi olacaktır. Nar bahçesi, doğrudan çelikle yada köklü fidanlarla kurulabilir. Ancak, çeliklerin doğrudan bahçeye dikilmesi çeşitli bakım güçlükleri ve verim kayıplarına yol açacağından nar çeliklerinin bir fidanlık parselinde köklendirilip bir yıl süreyle burada bakımları sağlandıktan sonra boylama yapılarak bahçeye dikilmeleri daha uygun olur.

3.3 Gübreleme
Narların gübrelenmesi konusunda yapılan araştırmada, organik gübrelerin gelişme, verim ve kaliteye çok önemli etkisi bulunmuştur. Narlara verilecek çiftlik gübresi iyi yanmış olmalı ve dekara 2-3 ton sonbahar-kış aylarında bütün bahçeye kaplayacak şekilde verilmeli ve çapa ile toprağa karıştırılmalıdır. Nar için yeşil gübreleme yapılması da yararlı sonuçlar verir. Bunun için bakla, fiğ gibi bitkiler nar bahçesinin tamamına ekilir. Ekimi yapılan bitkilerin çiçeklenme dönemlerinde bahçe sürülerek toprağa karışımı sağlanır. Bu bitkilerin toprağı azotça zenginleştirmesi bakımından da yararları vardır.

Azot nar için oldukça önemlidir. Sürgün gelişimi ve meyve büyümesi için azotlu gübre kullanımı şarttır. İlk yıllarda ağaç başına 50 - l00 gr saf azot (amonyum sülfat) olarak (250 - 500 gr) verilmesi yararlı sonuçlar vermektedir.

Organik gübrelerde olduğu gibi ticari gübrelerin uygulanmasında da toprağın fiziksel ve kimyasal yapısı ağacın durumu iyi gözlenmeli, toprak ve yaprak analizi yaptırdıktan sonra gübre uygulamasının yapılması en ideal durumdur.
3.4 Sulama
Nar genelde nemli ve serin toprak şartları istemektedir. Bu nedenle yağışların yeterli olmadığı her dönemde narlarda sulama şarttır. Sulamanın az ve sık sık yapılması uygundur. Genel olarak şubat - mart aylarında odun gözlerinin sürmesinden eylül - ekim aylarında meyve oluşumuna kadar sürekli olarak toprak nemi sağlamak gerekmektedir.

Özellikle odun gözlerinin sürmesi çiçek tomurcuklarının görülmesi tohum bağlaması, meyve gelişimi olmak üzere 3 dönemde yeterli toprak nemi mutlaka sağlanmalıdır. Bahçenin toprak yapısına göre belirli sulama aralığı (7-10 gün) belirlenip bu aralıklarda sulama yapılmalı ancak, yaz aylarında sulama sıklığı ve miktarı artırılabilir.
3.5 Bakım
3.5.1 Toprak İşleme
Genç nar bahçelerinde ilk yıllar derin toprak işleme aletleriyle iki yönlü sürüm yapılır. Daha sonraki yıllarda iş genişliği az dar olan bahçe traktörleriyle ve diskli tırmık rotovatör, kazayağı gibi toprağı yüzlek işleyen aletlerle sürüm yapılabilir. Ağaç dipleri gerekirse el aletleriyle çapalanabilir. Yabani ot kontrolünde istenirse ot öldürücü ilaçlarda kullanılabilir.
3.5.2 Budama
Şekil budaması ilk 2-3 yıl içinde ağaçlar verime yatmadan yapılır. Dikimden sonra dipten çıkan kuvvetli 3-4 sürgün ana gövde olarak seçilir ve tepeleri 50-60 cm kesilerek alçak taçlanmaları sağlanır. Ana gövdelerden çıkan birinci ve ikinci dallarda da 2.-3. yıllarda tepe alma yapılarak taç teşkili tamamlanır.
Verim Budaması: Narlar genel olarak 2. ve 3. yıllardan itibaren meyve vermektedirler. Narlar verime yattıktan sonra meyve verecek dallarda uç alma yapılmamalıdır. Bu dönemde seçilen 3, 4 gövde dışında çıkan dip sürgünlerin sürekli olarak temizlenmesi sağlanmalıdır. Ayrıca taç kısmında görülen obur dallar dipten kesilmeli taç teşkili için gerekirse uç alınarak dallanması sağlanır. Sık taç meydana gelmiş ise güneşlenme ve havalanmayı sağlamak için genel bir seyreltme yapılmalıdır. Bu işlem yapılırken zayıf, kurumuş, hastalıklı dallar öncelikle seçilmelidi
r.
3.6 Hastalıkları, Zararlıları ve Mücadelesi

Narlarda görülen en önemli hastalık bazı mantarların meyvelerde çürümelere yol açmasıdır. Buda bazı klasik kültürel işlemler ile hastalıklar önemli ölçüde önlenmektedir.
3.7 Hasat Ambalajlama ve Depolanması
3.7.1 Hasat
Nar hasatı, çeşitlere ve bölgelere göre değişmekle birlikte genellikle ağustos sonunda başlar kasım ortalarına kadar devam eder. Nar uzun çiçeklenme dönemi nedeniyle olgunlaşması farklı zamanlarda olur. Bu yüzden nar hasadının 2-3 defada yapılması gerekir. Hasat sonbahar erken donlarından ve yağışlardan önce bitirilmeli ve meyveler üzerinde 1-2 mm uzunluğunda sap kalacak şekilde makasla yapılmalıdır. Özellikle hasat esnasında meyveleri yere düşürmekten ve darbelerden korunması meyve çürümesini önleyeceğinden dolayı kaliteyi arttırır. Ayrıca kasalara iki sıradan fazla meyve dizilmemelidir.
3.7.2 Ambalajlama
Narların ambalajlanması pazarlama açısından oldukça önemlidir. Meyvelerin seçimi, boylanması ve paketlenmesi pazar açısından özellikle ihracatta önem arz etmektedir. Narların seçme ve boylamasının elle yapılması daha uygun olup meyveler birbirine değmeyecek şekilde paketlenmesine dikkat etmek gerekmektedir.
3.7.3 Depolama

Narlar meyve kabuğunun özel yapısı dolayısıyla çeşitli koşullarda 4 - 6 ay süreyle depolanabilmektedir.
Narlar depolanmaya çok uygun olduğundan ve kışın fiyatının 2-3 kat arttığından oldukça karlı, iyi bir yatırımdır.
Narların depolanmasında en emin ve en az kayıpla ulaşılacak başarı ek masraflara rağmen modern soğuk hava depolarıdır. Sıcaklık ve nisbi nemi ayarlanabilen bu depolarda 1-2
o C'de %85-90 nisbi nemle meyveler muhafaza edilebilirler.
alikaygisiz Üye
Üyelik: 2001-05-23 Herkese açık mesaj: 35
#11
Bu çalisma ile; antepfistigi kurutulmasinda, kurutma yöntemlerinin antepfistigi meyvesinin kalitesi üzerine etkileri belirlenerek en uygun kurutma yöntemi belirlenmeye çalisilmistir.

Meyveler kirmizi kabuklu ve kavlak olarak iki farkli sekilde kurutulmustur.

Her kurutma kombinasyonunda 2m² lik kurutma alani kullanilmistir. Her birimde 5’er kg. taze antepfistigi kurutulmustur.

Böylece, antepfistigi gibi yagli ve yüksek besin degerine sahip meyvelerde; mikrobiyolojik ve metabolik faaliyetlerin yönlendirilmesinde önemli bir etken olan ve mikroorganizma faaliyetleri için uygun ortam yaratan nemin; tüm bu olumsuz etkilerini en kisa sürede ve en rantabl sekilde nasil uzaklastirilabilecegi ve kalitede ne gibi degisimler olabilecegi belirlenmistir.

Sonuç olarak; antepfistigi meyvelerinin fiziksel ve kimyasal özelliklerini iyilestirici en uygun kurutma yönteminin belirlenmesinde öncelikle kurutulacak materyalin KK’lu veya Kavlak olarak kurutulmasinin etkili oldugu, kavlak kurutmanin daha uygun oldugu, özellikle fiziksel kalite özellikleri bakimindan önemli üstünlükler sagladigi belirlenmistir.

En uygun kurutma kombinasyonunun, kagit ve beton sergi yerinde gerçeklestigi, bu sergi yerlerinin PE tente ile kapatildiginda ise en uygun kurutma kombinasyonun olustugu belirlenmistir.

alikaygisiz Üye
Üyelik: 2001-05-23 Herkese açık mesaj: 35
#12
Kuru kosullarda standart antepfistigi çesitlerine anaç olarak kullanilabilen Pistacia türlerinden en uygun anacin belirlenmesi amaciyla; 1975-1996 yillari arasinda Antepfistigi Arastirma Enstitüsü arastirma bahçesinde yürütülen bu çalisma ile P.vera, P.khinjuk ve P.atlantica’nin üzerine asili çesitlerin vegetatif gelisme, generatif gelisme ve meyve kalite özellikleri üzerine etkileri arastirilmistir.1982, 1986 ve 1992 yillarinda olmak üzere bugüne kadar üç ara sonuç raporu verilmistir. Denemede kullanilan anaçlarin generatif gelisme, vegetatif gelisme ve meyve kalite özellikleri üzerine farkli etkileri oldugu belirlenmistir.

1975 yilinda tohum tavalarindan elde edilen P.khinjuk, P.atlantica ve P.vera anaçlarinda; anaç boylarinin %1 güven sinirinda farkli oldugu saptanmistir. Çögür boyu bakimindan tohum tavalarindaki çögür devresi hariç, üzerinde durulan türler arasinda istatistik olarak önemli bir fark saptanamamistir.

Toprak seviyesindeki gövde çapi 1975 ve 76 yillarinda saptanmis, sözkonusu özellik bakimindan yalniz tohum tavalarindaki devrede türler arasinda %1 güven sinirlari arasinda fark bulunmustur. 1976 yili degerleri arasinda ise farklilik bulunamamistir.

Yerden 15cm. yükseklikte gövde kalinligi ölçümleri 1975,76,77,78 yillarinda yapilmis olup, yalniz 1975 yilinda türler arasinda farklilik tesbit edilmistir.

Sürgün uzunlugu ölçümleri 1976,77,78 yillarinda yapilmis, tüm yillarda sözkonusu özellik bakimindan türler arasinda önemli bir istatistiksel farklilik belirlenememistir.

Son dönemde asi alti çevresi, asi üstü çevresi ve asi yeri çevresi gelisiminde, en iyi gelismeyi P.atlantica göstermistir. P.vera ise en zayif gelismeyi göstermistir. P. khinjuk bazi yillar bu iki grup arasinda yer alirken bazi yillar P. atlantica ile ayni grupta yer almistir.

Taç hacimlerinde en iyi gelismeyi P.atlantica ve P.khinjuk göstermistir. P.vera daha az bir gelisme göstermistir.

Üç anaç üzerine asili çesitlerin verimleri incelendiginde Siirt ve Ohadi çesitleri en iyi verimi vermislerdir. Bazi yillar Uzun çesidi de bu grupta yer almistir.

1990 ve 1991 yillarinda en fazla verim P.atlantica üzerine asili çesitlerden elde edilirken, 1992 yilindan itibaren tüm yillarda en fazla verim P.khinjuk üzerine asili çesetlerden elde edilmistir. En az verim P.vera üzerine asili çesitlerden elde edilmistir.

Antepfistiginin kalite özellikleri üzerine farkli anaçlarin etkileri farkli olmustur. 100gr.daki dane sayisi 1992 ve 1993 yillarinda en az P.atlantica üzerinde belirlenirken, 1994,95 ve 96 yillarinda en az dane miktari P.khinjuk üzerinde belirlenmistir. P. vera ise üçüncü sirada yer almistir. % randiman yönünden tüm yillarda P.vera ve P.khinjuk birinci grupta yer alirken, P.atlantica ikinci grupta yer almistir. En yüksek çitlama orani P. khinjuk üzerinden elde edilmis, bunu P.vera ve P.atlantica takip etmistir.

Toplam yag miktari bakimindan en yüksek ortalama yag miktari P.khinjuk üzerinden elde edilirken, P.vera ve P.atlantica bunu takip etmistir. Toplam protein miktari bakimindan anaçlar arasinda önemli bir farklilik belirlenememistir.

alikaygisiz Üye
Üyelik: 2001-05-23 Herkese açık mesaj: 35
#13
Deneme, Antepfistigi Arastirma Enstitüsünün Sazgin isletmesinde 1975-1996 yillarinda, kuru kosullarda yürütülmüstür. Deneme desenine uygun olarak Pistacia vera L. yozlari, 4x8 m, 6x8 m ve 8x8 m araliklarla dikilmislerdir. Asi kalinligina gelen Pistacia vera yozlari üzerine 1979-1980 yillarinda Siirt, Ohadi ve Uzun çesitleri ile tozlayici erkek tipler asilanmistir.

Asilamadan sonra çesitler verime yatincaya kadar yapilan ölçümlerde vegetatif gelisme degerleri yönünden yapilan ölçümlerde dikim araliklari arasinda farklilik çikmamistir.

Siirt ve Ohadi çesitleri dikim araliklarina bagli kalmadan Uzun çesidinden 3 yil daha erken meyve vermeye baslamistir. Toplam verim ve son üç yillik verim degerleri yönünden Siirt çesidi Ohadi ve Uzun çesidinden daha verimli bulunmustur. Bütün çesitler agaç basina verim yönünden 8x8 m dikim araliginda, dekara verim yönünden 4x8 m dikim araliginda daha fazla verim vermislerdir.

Denemede 8x8 m dikim araligindaki agaçlarda taç gelisimi diger dikim araliklarina göre daha fazla bulunmustur. Gövde çevresi yönünden 8x8 m dikim araligi, Çesitlerden ise Uzun ve Siirt Çesitleri Ohadi çesidine göre daha fazla gelisme göstermislerdir.

Kalite degerlerinden 100 tane agirligi ve çitlama orani yönünden yapilan degerlendirmelerde dikim araliklarina bagli kalmadan Siirt ve Ohadi çesitleri Uzun çesidine göre daha iyi deger vermislerdir. Dikim araliklari çesitlerin kalite degerlerini önemli oranda etkilememisdir.

alikaygisiz Üye
Üyelik: 2001-05-23 Herkese açık mesaj: 35
#14
Bu proje, Pistacia vera L., Pistacia khinjuk Stocks ve Pistacia atlantica Desf anaçlarinda, fidan dönemi asilamalarinda basariyi artirmak için en uygun asi yöntemi ve asi zamanini belirlemek amaci ile 1992-1996 yillarinda Gaziantep kosullarinda uygulanmistir. Asilamalarda bütün anaç türlerinde ve asi yöntemlerinde Siirt çesidinin asi kalemleri kullanilmistir. Asi yöntemlerinden ‘’Yongali‘’, ‘’T’’, ‘’Ters T’’ göz asilari ve ‘’Boru’’ asisi yapilmistir. Asi yöntemleri ilkbahar, haziran ve erken sonbahar olmak üzere 3 dönemde yapilmistir.

Anaçlar arasinda en iyi asi tutumu P. vera anaci üzerinde olmus, asi yöntemleri bakimindan; erken sonbahar döneminde yapilan ‘’Yongali’’ göz asisi, haziran döneminde ise ‘’Ters T’’ ve ‘’T ‘’ sürgün göz asilari en iyi sonuçlari vermistir. Asi sonrasi fidan gelisimi yönünden yapilan degerlendirmelerde; asi yöntemleri arasinda belirli bir farklilik ortaya çikmazken, anaçlardan P. atlantica en iyi gelismeyi göstermis, en zayif gelisme P. vera üzerine asili fidanlarda olmus, P. khinjuk iki türün arasinda yer almistir.

Asi tutma oraninda ve asi sonrasi fidan gelisiminde anaç türleri ve asi yöntemleri birbirine bagli kalmadan kendi özelliklerine göre etkilerini göstermislerdir. Asi yöntemleri ile anaç türleri arasinda interaksiyon bulunmamistir.

Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.

WhatsApp iletişim