Resim kaynağı Yeni Zeugma'lar olmasın:'Tarihe son bir bakış' için herkes Zeugma'ya koşuyor. Sırada Hasankeyf var.Tüm uyarılara ve girişimlere rağmen Hasankehf’in baraj suları altında kalmasına göz yumuluyor.Son olarak Avrupa İnsan hakları mahkemesi de oyunu baraj yönünde kullanınca tüm ümitler tükendi.Bu hafta sayın başkabanımız tarafından temeli atılacak olan sözkonusu barajın çok büyük bir tarihi degeri sular altına gömecegi bir gerçektir.Bölge şehirlerin Belediye başkanları ortak bir eylem planı hazırlamışlar.Bu haftadan itibaren her gün bir belediye başkanı tarih nöbeti tutacak.Başka ne yapılabilir ki..göz gore gore bir tarih yok oluyor.Zeugma için yapılan girişimler neticesiz kaldığı gibi hasankehf’te aynı kaderi paylaşacak.üzülmemek elde degil. .
Dicle nehri üzerinde kurulacak olan ılısu barajının temelleri bu hatfa içinde atılacak.
Enerji ile tarihi degerler arasında tercih yapma gibi çok zor bir ikilem içerisinde
olmak belkide dünyadaki en talihsiz olaylardan birisidir.Zira genelde tarih boyunca
hemen hemen tüm yerleşim birimleri nehir kenerlarında kurulmuşlardır.Bu durum
diger dünya ülkelerinin de ortak sorunudur.Kültür Bakanlığı Hasankeyf için30 milyon
euro’luk bir kaynak ayırdığını açıklıyor.Bu para ile Hasankeyf10 km ileride Raman
dağınında tespit edilen bir bölgeye taşınacakmış.Tarihi taşımak ne derece komik
orası tartışma konusudur.Kanunlar uygulama için vardır.Oysa bizdeki kanunlar diger
tüm konularda olduğu gibi tarihi konularda da sadece taslak olarak kalmaktadır.
Av. Arif Ali Cangı, Hasankeyf’in taşınma kararıyla ilgili bir açıklama yaparken bu
konuyu güzelce gündeme getirmiş.Cangı açıklamasında, “2863 Sayılı Kültür ve Tabiat
Varlıklarını Koruma Yasası'nın 20.maddesine göre; "Taşınmaz kültür varlıkları ve
parçalarının, bulundukları yerlerde korunmaları esastır" dedi.Ülkemizin detaraf
olduğu 1992 Valetta/Malta Arkeolojik Mirasın Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi
ile de Sözleşmeci Devletler; “…arkeolojik mirasın korunması için gerekli önlemleri
almak, arkeolojik araştırma faaliyetlerini bilimsel güvence altına almak, arkeolojik
mirasın tercihen bulunduğu yerde korunması ve bakımını sağlamayı …”taahhüt
ettiklerini hatırlatan Cangı, “Hasankeyf'in taşınması yolunda alınacak idari karar
mutlaka İdari Yargıya götürülmelidir” dedi.Ama bundan da sonuç alınamayacağı kesin
gibi..Avrupa insan hakları mahkemesi bile oyunu baraj yönünde kullandığına göre
onların da bu işte muhakkak bir çıkararı mevcuttur..
Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürü Prof. Dr. Veysel Eroğlu, yarın temeli atılacak Ilısu Barajı ve Hidroelektrik Santralının (HES), GAP bölgesinin kalkınması ve hidrolik enerji açığıının karşılanmasında çok önemli bir ''köşe taşı'' olduğunu bildirdirerek, "bu barajın 30 yıl önce yapılması gerekirdi'' dedi.
DSİ Genel Müdürü Eroğlu, A.A muhabirinin baraja dönük sorularını yanıtlarken, Ilısu'nun, Dicle Nehri üzerindeki en büyük baraj, göl hacmi bakımından da Türkiye'nin ikinci barajı olacağını söyledi. Barajın yapılmasıyla yılda ortalama 3,8 milyar kilowattsaat (kWh)) enerji üretimi yanında, yılda 300 milyon dolar da katma değer sağlanacağının tahmin edildiğini anlatan Eroğlu, ''Bölgeye hayat verecek bir baraj. Bana göre geç kalınmış bir baraj, bu barajın 30 yıl önce yapılması gerekirdi. Biz buradaki problemleri çözerek bu barajın temelini atmaya karar verdik'' dedi. Söz konusu barajın GAP bölgesinin kalkınması ve Türkiye'nin hidroelektrik enerji üretimi açığının karşılanmasında da çok önemli bir köşe taşı olduğunu belirten Eroğlu, barajın iklime, sulamaya, enerji üretimine de büyük katkı sağlayacağını vurguladı.
HASANKEYF, BİR CAZİBE MERKEZİ OLACAK
Bu arada Hasankeyf'in kurtarılması için, gerek krediler gerekse yardımlarla önemli bir fon ayrıldığını belirten DSİ Genel Müdürü, hem mevcut eserleri koruyacaklarını hem de yeni bir kültürel park alanı inşa edeceklerini söyledi. Yapılacak kültürpark ile Hasankeyf'in bir ''cazibe merkezi'' haline geleceğini kaydeden Eroğlu, şunları söyledi:
''Tarihi eserlerden bahsediliyor, tarihi eserleri kurtaracağız. Ben şu anda Hasankeyf'in mevcut durumunu çektiriyorum. Orada tarihi eserler hiç kimsenin zaten aklına gelmemiş, baraj yapılacağı zaman mı aklına geliyor. Tarihi köprü zaten elden çıkmış, sadece ayakları kalmış. Zeynel Bey Türbesi maalesef çökme tehlisiyle karşı karşıya. Biz bunların hepsini kurtaracağız. Arkeolojik park ve açıkhava müzesi olarak düzenlenecek bir alanı, dünyanın ve Türkiye'nin kültür ve cazibe merkezi olacak şekilde dizayn edeceğiz. Yapıldıktan sonra muhteşem olacak.''
İlk defa bir baraj yapılmadan önce bu tür çalışmalar başlattıklarını anlatan Eroğlu, ''Daha önce baraj yapılırdı, daha sonra su tutulacağı zaman karar verilirdi. Ama biz bunu bu şekilde düşünmedik, baraj yapılmadan önce kazılar başladı. Yıllar önce planlar yapıldı, baraj yapılmadan bu işler bitmiş olacak. Yani Hasankeyf'i kurtaracağız, hem de Türkiye'ye büyük bir ekonomik bir kazanç sağlayacağız'' şeklinde konuştu. .
30.05.2004 tarihinde başlattığımız ve 30.05.2005 tarihinde sonbulan (sizce Hasankeyf sular altında kalmalımı) başlıklı anketimiz sona ermiştir. ziyaretçilerimizin kullanmış oldukları toplam 4.886 oy un dağılımı herşeyi anlatmaktadır.
Baraj suları altında kalmasına Hayır diyenler 4.651 oyla % 95 iken;
Baraj suları altında kalmasına Evet diyenler 235 oyla % 5 te kalmıştır. kamu oyuna duyurulur.
Resim kaynağı Saygıdeğer Nizip.Com Ziyaretçileri, .
Bilindiği gibi Hasankeyf İlçemiz, insanlığın ilk yerleşimlerinden biri olan Mezopotamyanın bereketli Hilal olarak ta bilinen bölgenin kuzeyinde bulunan ve kutsal nehirlerden bir tanesi olarak sayılan Dicle Havzasında, insanlık tarihinin tüm evrelerini, ilk, Orta ve Yeni Çağı günümüze taşıyan, Dünyada eşine az rastlanan mükemmel kültürel değerleri olan antik bir kenttir. Ve yine bilindiği gibi bu Antik kent 1954 yılında Kültürel değerlerin fazla önemsenmediği yıllarda düşünülen ve 1982 yılında projesi tamamlanan, 1997 yılında ihale aşamasını bitirip temel atma aşamasına gelen o yıllarda ihaleyi alan konsorsuyumun dağılmasıyla sessizliğe bürünen ve Sayın Başbakanımız Recep Tayyip ERDOĞAN’ın, gerek Mardin de ve Batmanda gerekse 4 Nisan 2005 tarihinde Kızılcahamam da ki bir toplantıda Hürriyet gazetesi yazarı Fatih ALTAYLI ile yaptığı bir söyleşide, Hasankeyf’i sular altından kurtarıp Mardin ile birlikte turizm merkezi haline getireceğiz açıklamalarıyla üç kuşaktır bu projeden muzdarip olan bizlerle birlikte bütün tarih severlerin gönlüne su serpip, sevinç çığlıkları atmamıza sebebiyet veren açıklamalarıyla adeta bitkisel hayattaki bir insanı ayağa kalkması gibi hayata bağlanma şevkimiz arttıysa da, bu sevinç çok kısa sürdü. Nurol inşaat firmasının yoğun çabalarıyla Başbakanımız sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’ın sözlerinin üzerinden henüz bir yıl gibi kısa bir süre geçmeden, on gündür Batman ve Hasankeyfte yaptığı tanıtım toplantıları ile sevincimizin kursağımızda kalmasına sebebiyet vererek, günümüz Modern Dünyasının gerçeklerine bağdaşmayan bir Projeyi hortlatarak hayata geçirilmeye çalışılan Ilısu Baraj projesiyle yok olacaktır. .
Değerli Ziyaretçiler, .
Eğer Ilısu barajı projesi bu şekilde hayata geçirilirse, bu günün emanetçileri olarak bizler, insanlık tarihine ihanet etmiş olmayacak mıyız ? Öbür Dünyada boğazımıza yapışmayacaklarmı? Öbür dünyaya alnımızda kara leke ile gitmeyecekmiyiz? Nasıl affettireceğiz kendimizi? Onlara özrümüzü nasıl kabul ettireceğiz? Nasıl özür dileyeceğiz sizden ey Miraslarına ihanet ettiğimiz insanlık tarihi. Ey ! Hurri Medeniyeti, Ey ! Mittani Medeniyeti, Ey! Sümerler, Akadlar, Asurlar, Babiller, Medler, Persler, Slavkoslar, Partlar, Ey! Romalılar, Ey Bizanslılar sizlerden özür diliyoruz. İlmik ilmik nakış gibi işlediniz Hasankeyf’i. Binlerce mağarayı çekiçle var ettiniz. Barınaklar yaptınız. Üzerinden insanların geçmesi için Dünyanın en büyük taş köprüsünü kurdunuz. Doğu ile batıyı birbirine bağladınız. İnsanların hayatını idame etmesi için İpek yoluna geçit verdiniz. Savaşlarla teslim alınmayacak kadar sağlam kaleler yaptınız. İnsanların bugüne gelmesinde ışık oldunuz. Kültürümüzle övünmemize öncülük ettiniz. Biz varız dediniz. Yarattığınız Kültürel ve tarihi değerlerle adeta belgenin altına vurulan mühür gibi bizler sizlerden önce buraların sahibi bizlerdik dediniz. Cevabımız ne olacak? Evet doğrudur ama emanetinize ihanet ettik. Tahrip ettik yok ettik. Özür diliyoruz mu diyeceğiz? İfade edecek kelime bulamıyorum. Yüce Allahım! Ne talihsiz bir insanım, ne günah işledim de bu ihanet benim Belediye Başkanlığı yaptığım bu döneme denk geldi. Duygu doluyum. Ağlamak istiyorum. Ey tarih ! af diliyorum ama affetmeyeceğinizi de biliyorum. Yinede özür dilerim. Ey ! İyad bin ganem, Ey! Halid bin Velid, Ey! İslamın aslanları sizden de özür dilerim. Sizler ki Hasankeyfte çağ kapatıp Çağ açtınız. Bizans’ın Piskoposluk Merkezini yok ederek, Hasankeyf’i İslam Bayrağıyla şereflendirdiniz. Burası için binlerce şehit verdiniz. Ey Şehitler, sizden de binlerce defa özür dilerim. Şahadetinizle sahip olduğumuz bu yerde yönetmesi ve İslamı yayması için gelen Başta Peygamberimiz S.A.V.’in yakın akrabası İmam Abdullahın ve eşsiz komutanı Yukannanın mezarını sulara gömdük. Kemiklerini sızlattık. Sizler bize şaheser sayılacak bir mekan verdiniz. Bizler Türbenize ve kemiklerinize sahip çıkamadık. Yüce Allahım affet bizi. Yinede özür diliyorum. .
Ey! Artuklu sizden de özür diliyoruz. Sizler ki dünya karanlıkta iken Medreseler kurdunuz. İlim yaptınız Tıpla uğraştınız. İnsanlık soyunun sağlığına hizmet ettiniz. Mühendislik yaptınız. Robotlar yaptınız. Astronomi ile uğraşıp Ay ile dünya arasındaki mesafeyi ölçtünüz. Köprüler , hanlar, Camiler yaptınız. Bizleri Başkentlik gibi bir şerefle şereflendirdiniz. Ve orta Çağda dünyanın en mamur ve en görkemli şehirleri arasına soktunuz. Yetiştirdiğiniz alimlerle dünyaya ışık saçtınız. Bizler ne yaptık? İhanet ettik. Yaptıklarınızı tahrip edip tarihinizi karanlık ve soğuk sulara gömdük. Sizden de on binlerce kez özür diliyorum. Ey! Selahaddini Eyyubi sizlerden de özür diliyorum. Sen ki İslamiyet için haçlı seferlerine karşı Hasankeyfte de göğsünü siper ettin. İslam bayrağını yücelttin. Kudüste İslam bayrağını dalgalandırdın. Bizler sizin için ne yaptık. Güzellik timsali Minarelerinizi, Camileri, Medreseleri, saraylarının sahipleri olan torunlarının Başta Sultan Süleyman olmak üzere kemiklerini çamur deryasına, balçığın altına gömdük. Sizlerden de on binlerce kez özür diliyorum. Ve Allah’a sığınıyorum. Bu büyük suçumuzu affetmesini diliyorum. Ey! Atalarım, Ey! Dedelerim, Ey! Ninelerim, Ey! Babalarım, Ey! Analarım sizlerden de özür diliyorum. Bizleri insanlığa yararlı bir evlat olmamız için dünyaya getirdiniz. Saçınızı bizler için süpürge ettiniz. Yemediniz yedirdiniz. İçmediniz içirdiniz. Bizler ne yaptık? Nurol firmasının temsilcisi ve Ilısu Konsorsuyumun proje koordinatörü Yunus BAYRAKTAR bey’in engin dehası ve zekası sayesinde, içinde yaşadığımız ve yaşarken hayatın tadını bulduğunuz mağaralarınızdan zorla çıkarılıp hemen mezarınızın karşısında modern Hasankeyf kuruldu. Karşıdan bakarak arada bir üzerinizde suyun kaç metre olduğuna dair tahminlerde bulunmanın zevkini tattık. Bize dişinizden, tırnağınızdan arttırdığınız paralarla, aldığınız toprakları bize teslim ederken, bizlerde kamulaştırma yolu ile satarak hayatın keyfini çıkardık. Kemiklerinizin çamur ve balçıkla kaplı eksi 40-50 derecedeki suyun üzerinden Jetskilerle, sörfle hız yaparak yaşamın zevkini bulduk. Biliyoruz Ruhunuz bize lanet yağdırıyor. Ama ne yapalım hayırsız evladız işte. Bağırmak istiyorum. İsyan etmek istiyorum. Ama yine özür diliyorum. Ey! Ecdadım sizlerden özür diliyorum. Ey gelecek kuşaklar sizlerden de özür diliyorum. Birçok Medeniyetin bize olan emanetini size aktaramadık. Sizlere bu güzelim tarihi ve Kültürel mirası görme hazzını tattıramadık. Çaresiziz, hiç istemiyoruz ama yapamıyoruz, özür diliyorum, özür diliyorum. .
Acaba bu özrümüz kabul edilecek mi? Hiç sanmıyorum. Ama insanlık tarihinden özür dilememek için yinede geç kalınmış değil. Bayramın ikinci günü Başbakanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN Batmanı ziyaret edeceklerdir. Bu ziyaret son günlerde baraj trafiğinin yoğunlaştığı ve karar aşamasına denk geldiği şu günlere gelmesi, biz için bir şans olarak görüyorum. Ve insanlık tarihi adına Hasankeyfliler ve bütün tarih severler adına Hasankeyf Belediye Başkanı olarak şunu talep ediyorum. Sayın başbakanım , daha önceki Hasankeyfle ilgili açıklamalarınız bizleri sevince boğmuştu. Elbetteki Ülkemizin enerjiye ihtiyacı vardır. Bizlerde ülkemizin kalkınması için Dicle sularından faydalanılması ve suyun boşuna akmamasını arzu etmekteyiz. Ancak Arkeolojik Tarihi zenginlik ve Kültürel zenginliği korumak ve yaşatmakla bir başka proje ile mümkünse, neden bu yol seçilmesin? Dünyada artık pek rağbet görmeyen büyük barajların Ilısu baraj içinde uygulanmasını, tek büyük baraj yerine Dünyada kabul gören Hasankeyf’in Kültürel ve tarihi dokusuna zarar vermeyen, iki hatta üç baraj yapmak mümkündür. Bu vesile ile sayın Başbakanımızdan Batmana yapacakları bu ziyarette de daha öncede sevindirdiği gibi müjdeli haberini dört gözle beklediğimizi ifade eder, diclenin doğa ile, Kültürle Ilısunun Hasankeyfle barışık olduğu bir dünya dileğiyle, geçmiş Kurban Bayramınızı tebrik eder, saygılar sunarım. .
Ne olacak ki bir baraj daha yapılsın...
bişey olmaz olan sadece kültürüne mirasına ship çıkamayan sahiplenmeyi unutan bir toplum olup büyürüz işte...
Varsın ılısu barajımız olsun.
Varsın o projeyi çizen ve hayata geçirenler geçirmeyi umut edenler ... yaksınlar.