Nizip.com
Üye ol
Tarım ve Sanayi Konuları

Kene ile mücadele Nizip'tede yapılmalıdır..!!

Görüntülenme: …

Kasım Böler Üye
Üyelik: 2005-06-07 Herkese açık mesaj: 1.365
#77867
Son günlerde sık sık duyduğumuz kene ısırması sonucu oluşan ölüm haberleri ister istemez tüm vatandaşları tedirgin etmektedir. Bir çok vatandaşımız keneler hakkında fazla bilgiye sahip olmadıkları için kenelerin kendilerine uzak olduğunu düşünerek haklı olarak konuyu çok fazla önemsememektedirler, ama bu büyük bir yanılgıdır...
Bunu anlamak için öncelikle kenelerin üremeleri ve yaşam alanlarını bilmek lazım,


Kenelerin Üremeleri ve konakları


(kenelerin yaşam döngüleri konak üzerinde, kan emme esnasında erkek ve dişinin çiftleşmesiyle başlar, erkekler çiftleşmeden kısa bir süre sonra ölür. Dişiler doyduktan sonra kan emdiği konaklarını terk eder, bulundukları yerde (mera veya meskenlerde), kendilerini emniyete almak için saklanırlar ve daha sonra yumurtlamaya başlarlar,

Yumurtlama günlük olup çevre koşullarına göre (ısı ve nem) 1-1.5 ay devam eder, türe ve beslenme durumuna göre 2 bin, 4 bin , hatta 15 bin yumurta bırakan dişiler ölür. Yumurtalardan yine çevre koşullarına göre (ısı ve nem) 1-1.5 ay içinde larvalar çıkar. Larva ve daha sonraki gelişme dönemleri olan nimf ve olgun (erkek;dişi) dönemlerini, her kene türü belli sayıda konaktan kan emerek tamamlar.

Bununla birlikte çok az kene türünde konak seçme özelliği de vardır. Ancak kırım – kongo hastalık etkenini naklettiği bildirilen 30’a yakın Ixodidae kene türünün büyük çoğunluğunun konak seçiminde seçici olmadığı (kanatlı-memeli hayvan- insan gibi) görülür.
) bu bölüm alıntıdır.

Buradan anlayacağımız üzere keneler özellikle, toprak alanlarda, çimen v.b otların yoğun olduğu yerlerde, hayvan barınaklarında ve en önemlisi başıboş hayvanların gezdiği, dolaştığı her yerde bulunabilir, örneğin bir piknik alanında, bahçenizde, evde hayvan besliyorsanız ve bakımı düzenli yapılmıyorsa evinizde karşınıza çıkabilir.

Bu konuya temas etmemin esas nedenini oluşturan etken ise başıboş köpeklerin keneleri ilçemizin her yanına binlerce yumurta bırakacak kan emerek iyice şişmiş bir vaziyette kulaklarında yada vücutlarının herhangi bir yerinde taşıyarak tehlike oluşturmalarıdır.

Son günlerde ilçemizde hem merkezde hemde bahçe yollarında çok miktarda başıboş köpek görülmektedir, üstelik dikkatlice baktığımız zaman özellikle kulak çevrelerinde şişmiş onlarca keneyi rahatlıkla görebiliyoruz...

Bu konuda her ne kadar çalışma yapılıyorsada son günlerde bu başıboş köpek sayılarında önemli ölçüde artış olduğu gözlenmektedir, bu artış ile birlikte kene saldırısına maruz kalma ihtimali de artmaktadır.

Konu ile alakalı olarak belediye yetkililerin harekete geçmeleri ve bence her ne şekilde olursa olsun kenelerin hızlı birşekilde üremeleri ve köpekler tarafından insanların yaşam alanlarına kadar girmeleri önlenmelidir.
fsoyarik Üye
Üyelik: 2005-05-06 Herkese açık mesaj: 5.099
#78969
Piknikçilere ‘kene’ uyarısı



Piknikte çorap, ayakkabı gibi koruyucu eşyaları çıkararak çıplak ayakla çimende yürümenin yanlış olduğu vurgulandı.

Kenelerden insanlara geçen Kırım-Kongo Hemorojik (Kanamalı) Ateşi Hastalığı’nın (KKHA), sadece çiftçilikle uğraşanlar için değil, pikniğe giden vatandaşlar için de tehlike oluşturduğu ifade edildi.


Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kemalettin Aydın, KKHA hastalığına neden olan kenelerin tüm doğada bulunduğunu, tamamen yok edilmelerinin mümkün olmadığını belirtti.

Kenelerde bulunan ve ısırmaları sonucu insanlara geçen virüsün KKHA hastalığına neden olduğunu ifade eden Aydın, “Hastalık, kene ısırmasının yanı sıra hasta hayvan ve insanların kan, ifrazat ve dokularıyla direkt temasla bulaşmaktadır. Dünyada 1940’lı yıllardan beri var olan hastalık, ülkemizde yoğun olarak 2002 yılından itibaren görülmeye başlanmıştır. Türkiye’de bugüne kadar 25 ilde hastalığa rastlanmıştır” dedi.

Hastalığın kene ısırığından 1-3 gün, hasta dokularıyla direkt temastan 5-6 gün sonra ateş, ani baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları, halsizlik, bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal, deri, mukoza ve iç organ kanamalarıyla kendini gösterdiğine dikkati çeken Aydın, “Hastalıktan korunmada temel prensip, kenelerden uzak durmaktır. Hayvan barınakları ve kenelerin yaşayabileceği alanlardaki kişilerin vücutları belli aralıklarla kene yönünden muayene edilmelidir” dedi.

Hastalığın en çok keneyle temasın yaşanabildiği hayvancılık ve çiftçilikle uğraşanlarda görüldüğünü belirten Aydın, “Hastanemize 2003 yılında 19, 2004 yılında 50, 2005 yılında 38, bu yıl ise 5 vaka başvuruda bulundu” diye konuştu.

Henüz KKHA hastalığının tedavisi ve aşısı olmadığını bildiren Doç.Dr. Aydın, “Keneden kendimizi sakınmamız gerekiyor. Özellikle hayvancılıkla uğraşanlar pantolon paçalarını çoraplarının, gömleklerini ise pantolonlarının içine koymalılar. Kıyafetlerini açık renk ve sık dokumalı kumaştan seçmeliler” dedi.

PİKNİKÇİLERE UYARI
Kış mevsiminde pek aktif olmayan kenelerin mayıs ayıyla yeniden canlandığını ifade eden Aydın, “Bu dönemde, vatandaşlarımız pikniği sıkça tercih etmektedir. Vatandaşlarımız, kır alanlara gittiklerinde zeminle direk temas etmemeliler. Oturacakları yere en azından bir örtüsermeliler. Kenelerden insanlara geçen KKHA hastalığı, sadece çiftçilikle uğraşanlar için değil, pikniğe giden vatandaşlar için de tehlike oluşturuyor” diye konuştu.

Vatandaşların kenelerin de ölümcül bir mikrop taşıdığı bilinciyle hareket etmeleri gerektiğine işaret eden Aydın, şunları kaydetti:
“Piknikte çorap, ayakkabı gibi koruyucu eşyaları çıkararak çıplakayakla çimende yürümek yanlıştır. Vatandaşlarımız bu tür bir sosyal aktiviteyle stres atma çabası içindeyken, yeni bir tehlikeyle karşılaşabilirler. Kenelerin bu tür bir hastalığa neden olduğunu bilmek ve önlem almak gerekiyor. Doğanın her yerinde keneler vardır. Dünyada keneyi yok etme çalışmaları hiçbir zaman başarılı olamamıştır. Keneyi doğadan yok edemeyeceğimize göre kendimizi korumalıyız.”

TEDAVİ ALTINDAKİ KKHA HASTASI
Gümüşhane’de hayvancılıkla uğraşan ve inek memesinde bulunan keneyi çıplak elle uzaklaştırmaya çalıştığı sırada virüs kapan 37 yaşındaki Nevzat Kaanoğlu, 1 haftadır Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Servisinde tedavi görüyor.

Kaanoğlu, herkesi hastalıkla ilgili duyarlı olmaya davet ederek, “Hastalığı daha önce duymuştum. Ancak tam olarak ne olduğunu ve nasıl bulaştığını bilmiyordum. İneğin memesindeki keneyi kopardıktan bir kaç gün sonra hastalandım. Hastaneye başvurunca virüs kaptığımı öğrendim. Özellikle hayvancılıkla uğraşanlar keneye çıplak elle dokunmasınlar, mutlaka eldiven giysinler” diye konuştu.
Mustafa KANAL Üye
Üyelik: 2007-04-17 Herkese açık mesaj: 1.205
#78971
Kene hastalığı (KIRIM KONGO ATEŞLİ KANAMALI HASTALIK) ile İlgili tarafımızdan Gaziantep te halkı bilinçlendirmek için seminer yapıldı, ama sağolsun vatandaşlarımız hiç duyarlılık göstermedi.Yani katılım umduğumuzdan az oldu..Sonrada yandım anam derdimize bir çare diyorlar.. Yazık çok yazıkk cahiliz hemde çokk..
Mustafa KANAL Üye
Üyelik: 2007-04-17 Herkese açık mesaj: 1.205
#78980
İşte bu seminerden bazı notlar..
S.2 Kırım-Kongo kanamalı ateşi nedir?
Bunyaviridae ailesine bağlı Nairovirus soyundan virüslerin meydana getirdiği, Bu grup virüsler, 100 nm (nanometre) büyüklüğünde, Ribonükleik asit (RNA) içeren, heliksel kapsidli ve zarflı virüslerdir.
Kırım-Kongo kanamalı ateşi nedir?

Kırım-Kongo kanamalı ateşi (KKKA), Nairovirüslerin neden olduğu ateş, cilt içi ve diğer alanlarda kanama gibi bulgular ile seyreden kene kaynaklı bir enfeksiyondur. Son yıllarda tedavide görülen gelişmelere rağmen, bu enfeksiyonlarda ölüm oranları hala yüksektir.
İnsanlarda klinik ve subklinik olarak seyreden, kenelerin vektörlük yaptığı ve insanlarda sendromlar halinde görülen önemli bir enfeksiyondur. İnsanlarda başlıca ensefalitler, kısa süren ateşli hastalıklar, kanamalı ateşler, poliartrit ile ön plana çıkan sendromlar şeklinde görülür.
Mustafa KANAL Üye
Üyelik: 2007-04-17 Herkese açık mesaj: 1.205
#78982
Kırım-Kongo kanamalı ateşi virusunun kimyasal ve fiziksel etkenlere karşı duyarlılığı nedir?

Nairoviruslar dayanıksızdır, konakçı dışında yaşayamazlar. Bu viruslar 56ºC’de 30 dakikada inaktive olur, kanda 40 ºC’de 10 gün yaşayabilir, %1 hipoklorit ve %2 gluteraldehite duyarlıdır ve ultravviyole ışınları ile hızla inaktive olur. Ribavirine invitro duyarlıdırlar.

Kırım-Kongo kanamalı ateşi hastalığı ilk nerede tanımlanmıştır?

Kırım-Kongo kanamalı ateşi (KKKA) ilk kez 1944 ve 1945 yılı yaz aylarında Batı Kırım steplerinde çoğunlukla ürün toplamaya yardım eden Sovyet askerleri arasında görülmüştür. Hastalığa Kırım hemorajik ateşi adı verilmiştir. 1956 yılında Zaire’ de ateşli bir hastadan Kongo virüsü tespit edilmiştir. 1969 ise Kongo virüsu ile Kırım hemorajik ateşi virüslerinin aynı virüs olduğu belirlenmiş ve Kırım-Kongo kanamalı ateşi olarak hastalık yeniden adlandırılmıştır.
Mustafa KANAL Üye
Üyelik: 2007-04-17 Herkese açık mesaj: 1.205
#78983
Bulaşmada aracı olan bir etken var mıdır?

KKKA hayvanlardan insanlara keneler ile bulaşan bir enfeksiyondur. Güney Doğu Avrupa ve Güney Afrika arasında göç eden göçmen kuşlar üzerinde bulunabildiği gösterilmiştir. Bu kuşların virüsün iki kıta arasında taşınmasına yol açabildiği düşünülmektedir. Hyalomma soyuna ait keneler Ülkemizin de içinde bulunduğu çok geniş bir coğrafik alanda yaşamaktadırlar.
Virüs, sığır ve koyun gibi Hyalomma keneleri için konak olan hayvanlarda belirtisiz enfeksiyon ve bir hafta kadar süren geçici viremi (kanda virüsün bulunması) oluşturmasına rağmen, insanlarda hastalığa neden olmaktadır. Küçük memeli hayvanlarda da viremi ve hafif enfeksiyon oluşup keneler için kaynak oluşturabilmektedir. Bir bölgede, kenelerin ve keneler kan emdiğinde bulaşmayı sağlayacak kanında virüs bulunan hayvanların bol olması salgın için önemli bir faktördür.
Hyalomma soyuna ait keneler en etkin ve yaygın olmakla birlikte, 30 kene türünün KKKA virusunu bulaştırabileceği bildirilmektedir. KKKA virüsunun bazı vektör kene türleri arasında, transovaryal ve venereal olarak bulaştığı belirlenmiştir. Bu da virusun doğada dolaşımla korunmasına katkıda bulunabilecek bir mekanizmadır. Henüz ergin olmamış Hyalomma soyuna ait keneler, küçük omurgalılardan kan emerken virüsleri alır, gelişme evrelerinde de muhafaza eder.

Kırım-Kongo kanamalı ateşi virusu insanlara nasıl bulaşmaktadır?

İnsanlar virüsü; Enfekte kenelerin yapışması/kan emmesi sırasında salgıladıkları tükürük salgısı ile, Enfekte kenelerin çıplak elle ezilmesi sırasında temasla, Viremik hayvanların kan ve dokuları ile temasla, Viremik hastalarla (kan ve diğer vücut sıvıları)temas ile olmaktadır.
Mustafa KANAL Üye
Üyelik: 2007-04-17 Herkese açık mesaj: 1.205
#78984
KKKA virusunun bulaşmasına etken olan kene nedir? yer yüzünde kaç türü bilinmektedir?

Ülkemizde halk arasında kene, sakırga, yavsı, kerni gibi isimlerle bilinmektedir. Keneler zorunlu kan emici artropodlar olup dünyanın her bölgesinde yaşamaktadırlar. Keneler morfolojik olarak diğer artropodlardan farklı olup, vücutları tek bir parçadan oluşmuştur. Vücudun ön tarafında ağız organelleri yer almaktadır. Günümüzde yeryüzünde yaklaşık 850 kene türü bilinmektedir.
Resim kaynağı
Mustafa KANAL Üye
Üyelik: 2007-04-17 Herkese açık mesaj: 1.205
#78985
Kene yaşam döngüsü nasıldır?

KKKA sebep olan Hyalloma türü keneler çoğunlukla iki konakta gelişim ve yaşam döngülerini tamamlar. Larva ve nimfler küçük omurgalılarda (tavşan, kuş, fare. vb) erginler ise büyük omurgalı hayvanlarda (koyun, keçi, sığır, at, yabani gevişenler, insan, vb) konaklarlar.
Resim kaynağı
Mustafa KANAL Üye
Üyelik: 2007-04-17 Herkese açık mesaj: 1.205
#78986
Kırım-Kongo kanamalı ateşi hangi hayvanlarda görülür ve hastalık belirtileri nelerdir?

Virüs, sığır, koyun, keçi, tavşan ve tilki gibi hayvanlardan tespit edilmiştir. KKKA virusu kenelerin konakladığı hayvanlara bulaşmasına rağmen hayvanlarda; bazen hafif ateş çıkabilir, bunun dışında hastalık belirtisi görülmemektedir. Buna karşılık hayvanlar hastalığın yayılmasında aracı rol (portör) oynamaktadır.

Kırım-Kongo kanamalı ateşi salgınlarını etkileyen doğa şartları nelerdir?

Doğu Avrupa ve Asya’daki Kırım-Kongo hemorajik ateş salgınlarının genellikle insanlar tarafından oluşturan çevresel şartlara bağlı olarak geliştiği düşünülmektedir. Kırım’daki ilk salgının, İkinci Dünya Savaşı yıllarında kene ile enfekte olmuş bölgelerin tarıma açılması nedeniyle oluştuğu sanılmaktadır. Daha sonra eski Sovyetler Birliği ve Bulgaristan’ da olan salgınlarda ise ziraatçılık ve hayvancılıktaki değişmelerin rol oynadığı belirtilmektedir.
Kırım-Kongo kanamalı ateşi hangi mevsimde görülmektedir?

Hastalık mevsimsel özellik göstermektedir. Genel olarak mayıs ve ekim ayları arasında görülmesine rağmen, değişik aylarda da görülebilir.
Kırım-Kongo kanamalı ateşi için kimler risk altındadır?

Hastalık için çiftlik çalışanları, çobanlar, kasaplar, mezbaha çalışanları, hayvancılık ile uğraşanlar, veteriner hekimler, Veteriner sağlık teknisyenleri, akut hastalarla temas olasılığı bulunan salgın bölgelerde görev yapan sağlık personeli, askerler, kamp yapanlar risk altındadır.
Mustafa KANAL Üye
Üyelik: 2007-04-17 Herkese açık mesaj: 1.205
#78987
Kene ısırığında ne yapılmalıdır?

Yapışan keneler ise kesinlikle öldürülmeden, ezilmeden/patlatılmadan ve kenenin ağız kısmı koparılmadan, bir pensle doğrudan düz olarak, döndürmeden yavaşça çekilip alınmalıdır. Isırılan yere; bol sabunlu suyla yıkanıp temizlendikten sonra iyotlu antiseptik(tendürdiyot) sürülmelidir. (şayet sabunlu su bulunmaz ise alkol içeren mendiller kullanılabilinir).
Resim kaynağı

Çıplak elle keneye temas edilmemeli eğer elle tutulacaksa eldiven giyilmeli veya naylon bir poşet yardımı ile keneler toplanmalıdır.

Vücuttaki kenelerin üzerine herhangi bir kimyasal madde (alkol, klonya, gazyağı v.b) dökülmemeli, sigara veya ateş kullanarak keneler uzaklaştırılmamalıdır. Çünkü bu maddeler kenenin kusmasına sebebiyet vereceğinden hastalık bulaştırma riskini artırmaktadır.
Isırılan kişi iki hafta süreyle ateş,yoğun halsizlik, baş ağrısı, bulantı, kusma gibi belirtiler yönünden takip edilmesi gerekmektedir. (ateşin 38,3 °C veya üzerinde olması halinde acilen tam teşekkülü hastaneye başvurulmalıdır)
Resim kaynağı


Cilde yapışmış bir keneye ait resim.
Kan emdikçe zamanla gövdesi kanla dolan kenenin tutunduğu bölge kızarır ve kaşınır




Resmi aç
Kırım-Kongo kanamalı ateşi virüs bulaştıktan ne kadar süre sonra ortaya çıkar?

Kuluçka süresi; virüsün alınma şekline bağlıdır. Kuluçka süresi kene ısırmasından sonra 2-14 gün arasında değişmekle birlikte genellikle 1-3 gündür. Virüsü içeren kan ve diğer doku ya da atıklar ile temastan sonra genel olarak bu süre 5-6 gündür ve 14 güne kadar uzayabilmektedir.
Kırım-Kongo kanamalı ateşine yakalanmış insanlarda hastalık belirtiler nelerdir?

İnsanlarda; hastalık ateş, üşüme-titreme yaygın kas ağrıları, bulantı-kusma, ishal, yüzde kızarıklık, karaciğerde büyüme ve kanama ile kendini gösterir. Ateş, kırıklık, kas ağrısı, iştahsızlık, baş ağrısı, aşırı duyarlılık, sırt ağrısı, kol ve bacaklarda ağrı, mide bölgesinde ağrı, bel bölgesinde ağrı gibi belirtiler ile ani olarak başlamaktadır. Bazen bu bulgulara kusma, karın ağrısı ve ishal ilave olabilmektedir. Gövde ve kol ve bacaklarda cilt içi kanama görülebilir. Burun kanaması ve değişik alanlarda kanama bulguları bulunabilir. (Detaylı bilgi için Sağlık Bakanlığı)
Kırım-Kongo kanamalı ateşi nasıl kontrol edilir ve nasıl korunulur?

Tüm enfeksiyon hastalıklarında olduğu gibi KKKA’da da korunma ve kontrol önlemlerinin alınması çok önemli ve gereklidir.
a- Hasta ve hastanın sekresyonları ile temas sırasında mutlaka koruyucu önlemler (eldiven, önlük, gözlük, maske vb.) alınmalıdır. Genellikle hava yolu ile bulaşmadan bahsedilmemektedir. Ancak, kan ve vücut sıvıları ile temastan kaçınılmalıdır. Bu şekilde bir temasın söz konusu olması halinde, temaslının iki hafta süreyle ateş ve diğer belirtiler yönünden takip edilmesi gerekmektedir. (ateşin 38,3 °C veya üzerinde olması halinde acilen tam teşekkülü hastaneye başvurulmalıdır. Hasta olan kişilerin kullandığı malzemeler ve tuvaletler çamaşır suyu ile dezenfekte edilmelidir
b- Hayvan kanı, dokusu veya hayvana ait diğer vücut sıvıları ile temas sırasında da gerekli korunma önlemleri alınmalıdır.
c-Kene mücadelesi çok önemli olmakla birlikte oldukça zor görülmektedir. Keneler yumurta dönemleri hariç diğer biyolojik evrelerinde insanlara hücum ederek kan emebilir. Hem mera keneleri hem de mesken keneleri gelişmelerini sürdürebilmek ve nesillerini devam ettirebilmek için konakçılarından kan emmek zorundadırlar; genel olarak da konakçı spesifitesi göstermezler. Bu nedenle öncelikle konakçılar kenelerden uzak tutulmalı ve kenelerin kan emmeleri engellenmelidir.
d-Mümkün olduğu kadar kenelerin bulunduğu alanlardan kaçınılması gerekmektedir. Hayvan barınakları veya kenelerin yaşayabileceği alanlarda bulunulması durumunda, vücut belirli aralıklarla kene yönünden muayene edilmeli; vücuda yapışmamış olanlar dikkatlice toplanıp öldürülmeli, yapışan keneler ise kesinlikle ezilmeden ve kenenin ağız kısmı koparılmadan bir pensle doğrudan alınmalıdır. (Isırılan yer; bol sabunlu suyla yıkanıp temizlendikten sonra, iyotlu antiseptik sürülmelidir.)
e- Diğer önemli hususlardan birisi de piknik amaçlı olarak su kenarları ve otlak şeklindeki yerlerde bulunanlar döndüklerinde, mutlaka üzerlerini kene bakımından kontrol etmeli ve kene varsa usulüne uygun olarak vücuttan uzaklaştırmalıdır. Çalı, çırpı ve gür ot bulunan yerlerden uzak durulmalı, bu gibi yerlere çıplak ayakla veya kısa giysilerle girilmemelidir.
f- Özelikle kırsal alanlarda dolaşılırken açık renkli vücudu örten elbise ve çizme giyilmeli veya ayakkabı giyilecekse pantolon paçaları çorap içine alınmalıdır.
g-Hayvan barınakları kenelerin yaşamasına imkan vermeyecek şekilde yapılmalı, çatlaklar ve yarıklar tamir edilerek badana yapılmalıdır.
h- Hayvan sahipleri ; hayvanların sağım ve kesim zamanını dikkate alarak; hayvanlarını ve hayvan barınaklarını kene ve diğer dış parazitlere karşı uygun ektoparaziter ilaçlarla yılda iki kez ilaçlamalıdır.
i- Gerek insanları gerekse hayvanları kene enfestasyonlarından korumak için repellent olarak bilinen böcek kaçıranlar dikkatli bir şekilde kullanılabilir. (Repellentler; sıvı, losyon, krem, katı yağ veya aerosol şeklinde hazırlanan maddeler olup, cilde sürülerek veya elbiselere emdirilerek uygulanabilmektedir. Aynı maddeler hayvanların baş veya bacaklarına da uygulanabilir; ayrıca, bu maddelerin emdirildiği plastik şeritler, hayvanların kulaklarına veya boynuzlarına takılabilir.)
j- Kenelerin çevrede çok olması halinde; mera, çayır, çalı, çırpı ve gür otların bulunduğu yerler gibi kenelerin yaşamasına müsait alanlarda, diğer canlılara ve çevreye zarar vermeden, çok dikkatlice akarisid uygulamalarına başvurulabilir. Genel olarak geniş çevre ilaçlamaları faydalı görülmemektedir.
k-Açık alanlarda yapılabilecek kene mücadelesi amacıyla, her bir hektara aktif madde olarak carbaryl ve propoxur hektara 2 kg, deltamethrin ve lambda-cyhalothrin 0,003-0,3 kg, permethrin 0,03-0,3 kg, pirimiphos-methyl ise 0,1-1 kg olarak uygulanabilmektedir
Bakanlığımız il ve ilçe Müdürlüklerince ilkbahar ve sonbahar döneminde olmak üzere yılda en az iki kez ağıllar ve ahırlarda, hayvan gübrelerinin döküldüğü alanlar, çeşme başları ve hayvan durakları ile parazitlerin bulunabileceği muhtemel alanlarda pülverizatör ile ilaçlama yapılmasının yetiştiricilere iyi bir şekilde anlatılması gerekmektedir. Aynı dönemde büyük ve küçükbaş hayvanların ektoparaziter ilaçlanmanın yapılması, Kene Mücadelesinde; hayvan yetiştiricileri, Sağlık Bakanlığı, yerel yönetimleri desteğinin sağlanması sorunun çözümünde zorunluluk arz etmektedir.
Günümüze kadar kullanılan hiç bir mücadele yöntemi (bir kaç sınırlı alan hariç), tam bir kene eradikasyonu sağlayamamıştır. İnsan ve hayvanlardan kan emen kenelerin sayısını düşük maliyetlerle kabul edilebilir sınırlara indirilmesi hedeflenmelidir.
Akarisid ile kene kontrolünün başlıca 7 zorluğu vardır
1. Kenelerin yoğun biçimde tarım ve orman alanları içinde yayılmış olması, çevreye zarar verecek düzeyde akarisid kullanımını gerektirmektedir.
2. Akarisidlerin kenelerin konakları üzerinde tutundukları bölgelere ulaşabilmesi ancak konağın tüm vücudunun yıkanmasını gerektirmektedir
3. Konak üzerinde bulunmadıkları süre içinde keneler akarisid ilaçların ulaşamayacağı yerlerde saklanmaktadır.
4. Kenelerin yüksek orandaki üreme yeteneği (3000-7000 yumurta) ilaçlamaların düzenli bir sıklıkta yapılmasını gerektirmektedir.
5. Kenelerin uygun olmayan çevre koşullarında çok uzun süreler boyunca canlı kalabilmeleri.
6. Kenelerin konak seçiminde çok alternatifinin olması
7. Akarisid direncinin oluşması

Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.

WhatsApp iletişim