
1994 yılı Mart ayını çok iyi hatırlıyorum. Gazete ve televizyonlarda anket üzerine anket yayınlanıyordu. Bu anketler öylesine pespaye ve amatörce takdim ediliyordu ki aklınız durur. Bir parti anketin birinde birinci gösterilirken diğer ankette ancak beşinciliğe talim ediyordu. Ama tüm anketlerin adeta tek bir ortak noktası vardı. Bu anketlerin hemen hemen hepsinde Refah Partisi ilk üçe dahi giremiyordu. Seçim sonuçlarıyla anketler arasındaki büyük çelişkiler sonucu seçim dönemlerinde anket yapılması çıkarılan bir kanunla yasaklandı. Refah’ın geliyorum diyen seçim zaferi Türkiye’de birçok kamuoyu araştırma şirketini adeta “madara” etti.
O dönemde Milliyet’ten Hasan Pulur’un çaresiz çıkışına hepimiz tanık olduk. Pulur anketlerle ilgili yazısında “Halk yanıltıldı. Zülfü birinci diye ona yüklendiler. RP’yi hemen hiçbir kuruluş dikkate almadı. Bakalım gelecek seçimlerde kimler, milyonları, bu paralı pompacılara kaptıracak? Her seçimin galipleri, mağlupları vardır. Bu seçimin en büyük mağlupları da bazı kamuoyu araştırma şirketleridir ve elbette ekranlarda ‘al gülüm ver gülüm’ oyunu oynayan bazı medya bülbülleridir.”
Sabah Gazetesi’nin British Gallub’a hazırlattığı anket en komik olanıydı bence. Seçimden bir gün önce yayınlanan bu araştırmada SHP’yi üç büyük şehirde de favori gösteriyordu.
İstanbul’da SHP adayı Zülfü Livaneli yüzde 25.7 ile en önde gösterilirken seçimden birinci çıkacak olan RP adayı R. Tayyip Erdoğan yüzde 16.7 ile ancak dördüncü sırada yer alabildi. Ankara ve İzmir’de de durum ayniyle böyleydi. Gazete anketleri ise seçim sonuçlarına teğet bile geçememişti.
Peki bu koskoca, anlı şanlı araştırma şirketleri neden bu trajikomik duruma düşmüşlerdi? Bunun en güzel cevabını Türkiye’de bu işin duayeni olan KONDA Araştırma Şirketi’nin müdürü Tarhan Erdem şöyle veriyordu: “Siyasi parti liderlerinden bir kısmı, hile yapsın diye birçok kamuoyu araştırma şirketini finanse ediyorlar.”
Bu iddianın sahibi yalnızca Tarhan Erdem değil. Pazarlamacı ve Kamuoyu Araştırmacıları Derneği Başkanı Nezih H. Neyzi’de aynı suçlamayı yöneltiyordu: “Siyasi partilerden aldıkları direktif doğrultusunda araştırma yayınlayan şirketlerin varlığını biliyoruz. Biz onları, kendi içimizde kalmak suretiyle şimdilik uyardık. Yani para alarak birinci göstermiş. Olmaz böyle birşey.”
Ben naçizane, 22 Temmuz Seçimlerinde de aynı manzara ile karşılaşacağımızı öngörüyorum. Türkiye’de faaliyet gösteren adına araştırma şirketi diyen bu şirketlerin çoğunun yeterli ve tarafsız olduklarına; gerekli eğitimi almış yeterli sayıda personel çalıştırdıklarına ve ideal örneklem sayısı ile bu işi yaptıklarına inanmıyorum.
* * * * *
Seçimlere dair kişisel kanaatim Milli Görüş tabanı ve partisinin bir kez daha bu yanlı ve kifayetsiz şirketleri “madara” edeceği yönündedir. Sokaktan aldığım izlenim budur. Tahminime göre tıpkı 27 Mart 1994 Yerel Seçimlerinde hatta Aralık 1995 Genel Seçimlerinde kendisine asla şans verilmeyen Refah Partisi’nin yaptığının bir benzerini Saadet Partisi yapacak ve bu seçimin sürpriz partisi olarak Meclise girecek.
AKP tabanı şu anda özellikle muhtıra sonrası izlenen tutarsız ve teslimiyetçi siyasetten, kendine benzeyen iki yüze yakın milletvekilinin bir kalemde ıskartaya çıkarılmasından, cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde izlenen ketum ve akim stratejiden, ülkeyi yangın yerine çeviren terörü yeniden Irak’ın kuzeyinde hortlatan ABD ve uşağı Peşmergelere sert cevap verilmemesinden ve en önemlisi 84 yıllık cumhuriyet tarihinde zinanın bu iktidar döneminde suç olmaktan çıkarılmasından bir hayli rahatsız.
Ben şahsen 2002 seçimlerinde ödünç olarak AKP’yi destekleyen Milli Görüşçü “main stream” kesimin yeniden kendi partilerine döneceğini, bunun yanında seçimlere katılmayan BBP ve ANAVATAN’ın muhafazakar tabanının da Saadete oy vereceğini düşünüyorum. Bu gerçekleşirse Saadet Partisi fazlasıyla barajı aşar.
Şimdilerde yayınlanan SONAR anketi gibi anketlerin doğruluğuna asla inanmıyorum. SONAR zaten hiçbir seçimde sonuca yaklaşamamıştır. Anladığım kadarıyla SONAR’a bir ihale verilmiş ve Demokrat Parti, Genç Parti ve MHP’nin barajı aşmaları için bir ittirme yapması istenmiş. Bunu yaparken de en son Yerel Seçimlerde % 5′i aşmış olan Saadet Partisi ancak ve ancak % 1.9′luk diğerleri içinde gösterilmiş. Buna kargalar bile güler.
Bu tür yönlendirme anketlerinin en büyük amaçlarından birisi de, “aman oylarınızı zayi etmeyin, israf etmeyin ve barajı geçemeyecek olan partiye oy vererek AKP’nin iktidarını engellemeyin”dir. Yani iktidara gelecek olanı ve barajın altında kalacak olanı belirleme gayretidir, toplum ve siyaset mühendisliğinin bir parçasıdır.
Bekleyip göreceğiz. 23 Temmuz sabahı değil, 22 Temmuz saat 18’de anlayacağız neyin ne olduğunu. Bunun için biraz daha zamana ve sabra ihtiyacımız var.