Nizip.com
Üye ol
Genç Muhabbet

İSİMLERİMİZ VE ANLAMLARI

Görüntülenme: …

hattüç Üye
Üyelik: 2007-05-29 Herkese açık mesaj: 190
#67922
kardes hosgeldın sıteye
miksam1988 Üye
Üyelik: 2007-04-02 Herkese açık mesaj: 5.469
#67936
hoşgeldin ismail abi
miksam1988 Üye
Üyelik: 2007-04-02 Herkese açık mesaj: 5.469
#68260
ÖCAL: Öc almaktan, intikal alan

ÖDÜL: Bir başarı ya da iyilik karşılığında verilen armağan

ÖGEDAY: Çok akıllı

ÖĞÜN: Yücel, gurur duy - Zaman, vakit - Kez, defa - Önde, ileride

ÖĞÜNÇ: Övünülecek şey

ÖĞÜT: Nasihat

ÖKER: Akıllı

ÖKKEŞ: Erkek örümcek - Bir dağın adı

ÖKMEN: Akıllı, zeki

ÖKTEM: Güçlü, onurlu

ÖKTEN: Akıllı, bilgili

ÖMER: Dirlik, canlılık yaşam gücü

ÖMÜR: Yaşayış, hayat

ÖNAL: Daima önde olmak

ÖNAY: Ayın ilk günlerindeki durumu, hilal

ÖNDER: Lider, yönetici, şef

ÖNEL: Bir şeyin tamamlanması için verilen süre, vade

ÖNER: Başta gelen - Yön - Sıra

ÖRSAN: Örs gibi sağlam adı olan

ÖRSEL: Örs gibi sağlam el

ÖVÜL: Kendini beğendir, övgü kazan

ÖVÜNÇ: Övünülecek şey

ÖYMEN: Evcimen, evine bağlı

ÖZAL: Özü kırmızı

ÖZALP: Özünde yiğit olan

ÖZAY: Özlü, özü ay gibi aydınlık olan

ÖZBEK: Yiğit, cesur - Bir Türk boyu

ÖZCAN: Candan, içten

ÖZDEMİR: Gerçek, özlü demir

ÖZDEN: Soyu temiz olan

ÖZEN: Dikkat, heves, itina

ÖZER: Özü er olan

ÖZGÜN: Orijinal, diğerlerine benzemeyen

ÖZGÜR: Serbest, hiçbir koşula bağlı olmayan

ÖZHAN: Han soyundan gelen

ÖZKAN: Temiz kan, soylu kişinin kanından gelen

ÖZMEN: Özü iyi, sağlam olan Aydınlık başlangıç

ÖZTÜRK: Soyu Türk olan

ÖZÜN: Hakkıyla kazanılmış ün
miksam1988 Üye
Üyelik: 2007-04-02 Herkese açık mesaj: 5.469
#68261
ÖĞÜN: Kendini yücelt,gurur duy - Zaman - Kez, defa - Önde gelen

ÖĞÜT: Birisine ne yapıp ne yapmaması gerektiğini belirten söz

ÖMÜR: Yaşama süresi - Hayat

ÖNGÜL: Direnen, inatçı - Kılavuz - Öncü, teşvik eden

ÖVGÜ: Övmek için kullanılan söz

ÖVGÜL: Övülmeye değer

ÖVÜN: Başarılarınla, niteliklerinle yücel

ÖYKÜ: Hikaye / Masal

ÖZDEN: Özgür, özle ilgili

ÖZGE: Başka, yabancı, iyi güzel

ÖZGEN: Özü geniş, rahat

ÖZGÜL: Bir türe ait olan - Özü gül gibi olan

ÖZLEM: Hasret, birine ya dabir yere duyulan görme arzusu

ÖZLEN: Görülmek istenilen ol, hasreti çekilen ol

ÖZNUR: Özü ışıklı, aydınlık

ÖZÜN: Şiir - Hak edilmiş ün
miksam1988 Üye
Üyelik: 2007-04-02 Herkese açık mesaj: 5.469
#69416
PAKEL: Sezgi, anlayış, dikkat

PAKER:
Sert, çatık kaşlı veya Aslan

PAKSOY:
Allah'ın kulu

PALA:
Kısa, geniş kiliç

PAMİR:
Herşeye gücü yeten

PARS:
Yırtıcı bir hayvan

PAŞA:
Bir askeri ünvan / ağabey, erkek kardeş

PAYDAŞ:
Dünya,

PAYİDAR:
Doğruluk gösteren-Adaletli davranan

PEHLİVAN:
Güreşçi

PEKCAN:
Sıkı canlı, yufka yürekli olmayan

PEKER:
Güçlü erkek

PERKER:
Beyaz ay,dolunay

PERTEV:
Dürüst,güvenilir

PEYAM:
Mutlu,sevinçli gün

PEYAMİ:
Haberle ilgili, haber veren

PEYKAN:
Beyaz taç,gelin tacı

PEYMAN:
Aydınlık gece

POLAT:
Sertleştirilmiş , su verilmiş demir

POYRAZ:
Kuzeydoğu yönünden esen rüzgar

POZAN:
Candan,cana yakın

[COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=blue]RACİ: Rica eden, dileyen

RAFET / REFET:
Çok acıma

RAGIP:
İçtenlikle isteyen, özleyen

RAHİM:
Esirgeyen, acıyan

RAHMAN:
Acıması bol olan

RAHMİ:
Koruyan, esirgeyen

RAİF:
Acıyan, esirgeyen

RAKIM:
Yazan

RAMAZAN:
Kameri yılın 9. ayı

RAMİ:
Atıcı, mermi atan

RAMİZ:
Remz eden, işaretleyen

RASİM:
Resmeden, resim çizen

RASİN:
Beyaz ay,dolunay

RAŞİT (D):
Doğruyola giden

RAUF:
Çok acıyan, esirgeyen

RECAİ:
Umma, dileme

RECEP:
Heybetli, azametli, saygı değer

REFET:
Çok acıma

REFİĞ:
Din uğruna çalışan

REFİK:
Arkadaş, yoldaş, ortaklık

REHA:
Kurtulma

REMZİ:
İşaret ve gizliliğe ait

RENAN:
Kızıl kan

RESUL:
Haber getiren

REŞAT:
Aklın gerektirdiğini yapan

REŞİT (D):
Akıllı, iyi davranan

RIDVAN:
Cennetin kapıcısı olan melek

RIFAT:
Yükseklik, yüksek rütbei

RIFKI:
Yumuşaklıkla, sükunetle ilgili

RIZA:
Hoşnutluk, memnunluk

RUHİ:
Ruhla ilgili

RUŞEN:
Aydın, parlak

RÜÇHAN:
Orta Asya'da Tanrı dağı,bir Türk boyu

RÜKNETTİN:
Bir şeyin temeli / Dinin temeli

RÜSTEM:
Ünlü Fars pehlivanının adı

RÜŞTÜ:
Ergin, olgun

[/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR]
miksam1988 Üye
Üyelik: 2007-04-02 Herkese açık mesaj: 5.469
#69417
PAKİZE: Çok temiz, hoş ve güzel

PAPATYA:
Taç yaprakları beyaz, ortası sarı baharda açan bir kır çiçeği

PARLA:
Parlamak fiilinin emir kipi, 3. tekil şahıs

PELİN:
Siyah ve beyaz renkte acı kokulu bir tür bitki

PELİNSU:
Pelin + Su (Bkz Pelin)

PEMBE:
Açık kırmızı renk

PERÇEM:
Kakül - Mızrak, bayrak gibi şeylerin üzerine konulan püskül

PEREN:
Ülker yıldızı

PERİ:
Çok güzel, çekici, dişi cin

PERİHAN:
Peri padişahı, perilerin başı

PERRAN:
Uçan, uçucu

PERVİN:
Ülker yıldız takımı (Süreyya)

PETEK:
Arıların bal depoladığı yuvacık

PINAR:
Suyun topraktan kaynayıp geldiği yer

PIRILTI:
Parıldayan şeylerin çıkardığı ışık

PİRAYE:
Süs, bezek

PÜREN: Sarı, kırmızı renkte açan küçük yapraklı bir tür ot




RABİA: Dördüncü

RAHİME:
Acıyan, esirgeyen

RAHŞAN:
Işıltı

RANA:
Güzel, hoş

RAZİYE:
Kabul eden, boyun eğen

REBİA:
Bahar

REFAH:
Bolluk, rahatlık

REFİKA:
Eş, zevce

REMZİYE:
Sembolik, simgesel

RENAN:
İnleyen

RENGİN:
Parlak renkli - Hoş süslü

REŞİDE:
İyiyi, doğruyu seçebilen, ergin

REVAN:
Su gibi akan - Ruh, can

REYHAN:
Fesleğen, güzel kokulu bitki

REZZAN:
Ağır başlı, vakur, ciddi

RUHAN:
Güzel kokulu

RUHSAR:
Yüz, çehre

RUHŞEN:
Neşeli, canlı

RÜYA:
Düş / Uyku anında bilinç altında oluşan kurgular

RÜYET: Görme.Kalp gözüyle görme
[COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR]
MUH@MMED F@TİH Üye
Üyelik: 2007-05-14 Herkese açık mesaj: 217
#69569
FATİH: Ele geçiren, fetheden
miksam1988 Üye
Üyelik: 2007-04-02 Herkese açık mesaj: 5.469
#69613
RAHİM: Esirgeyen, acıyan
nizip güzeli Üye
Üyelik: 2007-04-11 Herkese açık mesaj: 664
#69989
HA GAYRET MİKSAM BİTTİ ,BİTECEK :)

DAHA Z YE GELMEMİŞ AMA...
miksam1988 Üye
Üyelik: 2007-04-02 Herkese açık mesaj: 5.469
#70594
Nizip güzeli;69989 wrote:HA GAYRET MİKSAM BİTTİ ,BİTECEK :)

DAHA Z YE GELMEMİŞ AMA...
bitiririm istersen Nizip güzeli bugün bitirimde herkes rahat rahat baksın senin ismini özellikle yazacam
nizipli_mehmet Üye
Üyelik: 2005-10-03 Herkese açık mesaj: 8.461
#70773
way bu ayrıcakıgın sebebı ne mıksam kımse ye ayrıcalık yok
miksam1988 Üye
Üyelik: 2007-04-02 Herkese açık mesaj: 5.469
#70806
belki arkadas benim torpilimde ben torpil yaparım buna kim ne diyebilirki
miksam1988 Üye
Üyelik: 2007-04-02 Herkese açık mesaj: 5.469
#70852
[COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=#000000][COLOR=#ff0000][COLOR=blue]SAADETTİN: Dinin uğurlu, kutlu kişisi
SABAH: Günün başlangıcı
SABAHATTİN: Güzellik
SABİR: Sabreden, katlanan
SABİT: Yerinde duran kımıldamayan
SABRİ: Sabırla ilgili
SACİT (D): Secdeye varan, ibadet eden
SADETTİN: Kutluluk, saadete erme, mübarek olma
SADIK: İçten bağlı, gerçek dost
SADRİ: Anaya göre çocuk
SADULLAH: Allah'ın talihli kıldığı
SADUN: Yıldız bilimine göre, uğurlu olan
SAFA: Saflık berraklık, gönül rahatlığı
SAFFET: Saflık, temizlik
SAFİ: Katıksız, ayırt edilmiş
SAİM: Oruç tutan, oruçlu
SAİT (D): Kutlu, cennetlik
SAKIP: Delen, delik açan - Çok parlak
SAKİN: Uslu, kendi halinde - Bir yerde yerleşmiş, oturan
SALİH: İyi, yararlı, yetkili
SALİM: Eksiksiz, sağ, sağlam
SALTUK: Hiç bir koşul ve denetime bağlı olmayan
SAMET (D): Sonsuz, ebedi
SAMİ: İşiten, dinleyen
SAMİH: Cömert, eli açık
SAMİM: Bir şeyin merkezi
SANBERK: Gücüyle tanınmış
SANCAR: Kısa kama - Saplar, batırır
SANER: Ünlü, tanınmış
SANVER: Adın duyulsun, ünlen
SARGIN: Candan, içten
SARP: Dik geçilmesi ve çıkılması güç
SARPER: Sert, güçlü
SARUHAN: Eski bir Türk beyi
SAVAŞ: İki ya da daha çok tarafın vuruşması , kavgası
SAYHAN: Adaletli hükümdar
SAZAK: Kuvvetli ve soğuk rüzgar - Bataklık, sazlık - Kaynak, pınar
[/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR]
miksam1988 Üye
Üyelik: 2007-04-02 Herkese açık mesaj: 5.469
#70853
SEÇKİN: Seçilmiş olan

SEDAT: Doğruluk, haklılık

SEFA: Gönül rahatlığı, rahatlık - Eğlence

SEFA /SAFA: Saflık berraklık

SEFER: Yolculuk, savaş hali

SEHA: [COLOR=#000000]Eli açık, cömert

[COLOR=#ff0000]SELAHATTİN: [COLOR=#000000]Dinine bağlı

[COLOR=#ff0000]SELAMİ: [COLOR=#000000]Barış ve rahatlıkla ilgili

[COLOR=#ff0000]SELCAN: [COLOR=#000000]Coşkun, taşkın

[COLOR=#ff0000]SELÇUK: [COLOR=#000000]Sel gibi akan

[COLOR=#ff0000]SELİM: [COLOR=#000000]İyileşmesi kolay hastalık

[COLOR=#ff0000]SELMAN: [COLOR=#000000]Barış içinde, huzurlu

[COLOR=#ff0000]SEMİH: [COLOR=#000000]Bol, cömert gönüllü

[COLOR=#ff0000]SENİH: [COLOR=#000000]Yüce, yüksek

[COLOR=#ff0000]SERALP: [COLOR=#000000]Baş yiğit

[COLOR=#ff0000]SERBÜLENT: [COLOR=#000000]Önde gelen, üstün

[COLOR=#ff0000]SERCAN: [COLOR=#000000]Canların özü, canın başı

[COLOR=#ff0000]SERDAR: [COLOR=#000000]Askerin başı, komutan

[COLOR=#ff0000]SERGEN: [COLOR=#000000]Raf, bir şeylerin dizili olduğu yer

[COLOR=#ff0000]SERHAN: [COLOR=#000000]Hanların başı

[COLOR=#ff0000]SERHAT: [COLOR=#000000]Sınır - İki devlet arasındaki sınır

[COLOR=#ff0000]SERKAN: [COLOR=#000000]Serhan / baş han , ser + kan,

[COLOR=#ff0000]SERKUT: [COLOR=#000000]Mutlu, talihli

[COLOR=#ff0000]SERMET: [COLOR=#000000]Öncesiz ve sonrasız

[COLOR=#ff0000]SERTAÇ: [COLOR=#000000]Baştacı

[COLOR=#ff0000]SERTER: [COLOR=#000000]Sert + Er, sert erkek

[COLOR=#ff0000]SERVER: [COLOR=#000000]Bir topluluğun en ileri geleni, baş, şef, reis

[COLOR=#ff0000]SERVET: [COLOR=#000000]Para mal mülk

[COLOR=#ff0000]SEYFETTİN: [COLOR=#000000]Dinin kılıcı, koruyucusu

[COLOR=#ff0000]SEYFİ: [COLOR=#000000]Kılıç gibi - Askerlikle ilgili

[COLOR=#ff0000]SEYHAN: [COLOR=#000000]Çukurova'da bir akarsu

[COLOR=#ff0000]SEYİT: [COLOR=#000000]Efendi, bey

[COLOR=#ff0000]SEZAİ: [COLOR=#000000]Uygun, yaraşır

[COLOR=#ff0000]SEZER: [COLOR=#000000]Sezgisi güçlü olan

[COLOR=#ff0000]SEZGİN: [COLOR=#000000]Sezme yeteneği olan, duygulu, anlayışlı

[COLOR=#ff0000]SIDDIK: [COLOR=#000000]Çok içten ve doğru kimse

[COLOR=#ff0000]SITKI: [COLOR=#000000]Yalan söylemeyen, dürüst

[COLOR=#ff0000]SİMAVİ: [COLOR=#000000]Yüzle, çehreyle ilgili

[COLOR=#ff0000]SİNA: [COLOR=#000000]İlaç yapılan bir tür bitki

[COLOR=#ff0000]SİNAN: [COLOR=#000000]Süngü ve mızrak gibi şeylerin sivriucu

[COLOR=#ff0000]SİPAHİ: [COLOR=#000000]Tımar sahibi asker

[COLOR=#ff0000]SONER: [COLOR=#000000]Son erkek , son yardımı yapan

[COLOR=#ff0000]SONGUR: [COLOR=#000000]Şahin - Ağır, hantal

[COLOR=#ff0000]SOYSAL: [COLOR=#000000]Uygar

[COLOR=#ff0000]SÖKMEN: [COLOR=#000000]Yiğitlere veilen san

[COLOR=#ff0000]SÖNMEZ: [COLOR=#000000]Sürekli yanan, sönmeyen

[COLOR=#ff0000]Suat (d): [COLOR=#000000]Mutlu, mutlulukla ilgili

[COLOR=#ff0000]SUAVİ: [COLOR=#000000]Zorluklara dayanan

[COLOR=#ff0000]SUAY: [COLOR=#000000]Suya vuran ay ışığı gibi ışıltılı

[COLOR=#ff0000]SUPHİ: [COLOR=#000000]Sabahla, aydınlıkla ilgili

[COLOR=#ff0000]SÜLEYMAN: [COLOR=#000000]Davud peygamberin oğlu

[COLOR=#ff0000]SÜMER: [COLOR=#000000]Bugünkü Irak'ta kurulan eski bir uygarlığın adı

[COLOR=#ff0000]SÜREYYA: [COLOR=#000000]Ülker yıldız takımı

[COLOR=#ff0000]SÜRURİ: [COLOR=#000000]Sevinçli, sevinçle ilgili
[/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR][/COLOR]
nizipli_mehmet Üye
Üyelik: 2005-10-03 Herkese açık mesaj: 8.461
#70856
SENDE HAKLISIN
halaf Üye
Üyelik: 2005-12-13 Herkese açık mesaj: 55
#113282
bizim ismin manası yok mu kardeş lügatinde
nizipli_mehmet Üye
Üyelik: 2005-10-03 Herkese açık mesaj: 8.461
#113285
abi mıksam yok ama ben eklım
nizipli_mehmet Üye
Üyelik: 2005-10-03 Herkese açık mesaj: 8.461
#113286
ŞABAN: (Ar.) Er. 1. Aralık, fasıla. 2. Hicri, Kameri ayların sekizincisi, üç ayların ikinci ayı.
ŞABEDDİN: (Ar.) Er. Din topluluğu, cemaati. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
ŞÂDÂB: (Fars.) Er. Suya kanmış, sulu, taze.
ŞÂDÂN: (Fars.) Ka. Keyifli, neşeli, sevinçli.
SADi: (Fars.) Er. Sevinç, mutluluk.
ŞADİYE: (Ar.) Ka. 1. Memnunluk, sevinç, gönül ferahlığı. 2. Güzel sesle şarkı okuyan, şiir söyleyen.
ŞADKÂM: (Fars.) Ka. Çok sevinçli.
ŞÂDNÂK: (Fars.) Ka. Gönlü memnun.
ŞADUMAN: (Ar.) Ka. Sevinçli, neşeli, memnun.
ŞAFAK: (Ar.) Güneş doğmadan az önce ufukta beliren aydınlık. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
SAFAKGUN: (a.t.i) Er. Şafak renkli, kızıl.
ŞAFAKNUR: (Ar.) Ka. Şafak aydınlığı.
SAFİ: (Ar.) Er. 1. Suçlunun bağışlanması için araya girip yalvaran kimse. 2. İyileştiren, şifa veren. 3. İnandırıcı, inandıran.
SAFİYE: (Ar.) Ka. (bkz. Safı).
ŞAH: (Fars.) Er. 1. Hükümdar. Birleşik isimlerde 1. ve 2. isim olarak da kullanılır. Şahbanu Selimşah gibi.
ŞAHABEDDİN: (Ar.) Er. Dinin yıldızı. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
ŞAHADEDDİN: (Ar.) Er. Dinin tanıklığı. Dinin belirtisi, işareti. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
ŞAHADET: (Ar.). 1. Şahitlik etme, şahitlik, tanıklık, Kelimei şehadet. 2. Açık, belirti. 3. Şehit olma, şehidlik. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ŞAHAMET: (Ar.) Er. Şişmanlık, topluluk.
SAHAN: (Fars.) Er. 1. Şahlar. 2. Oldukça büyük boylu, yırtıcı bir kuş. (bkz. Şahin).
ŞAHANDE: (Fars.) Ka. Mutlu, memnun.
ŞAHANE: (Fars.) Ka. Hükümdarlara yakışacak kadar güzel, eksiksiz olan.
ŞAHAP: (Ar.) Er. 1. Alev, ateş parçası. 2. Kayan yıldız, akan yıldız. 3. Cesur yürekli kimse.
ŞAHAT: (f.t.i.) Er. Güçlü, güzel cins at, atların şahı.
ŞAHBANU: (Fars.) Ka. Hükümdar eşi, şah hanımı.
ŞAHBAZ: (Fars.) Er. 1. Beyaz ve iri doğan. 2. Yakışıklı. Yiğit, serdengeçti. 3. Kabadayı. 4. Cömert. 5. Büyük, gösterişli, güzel mükemmel.
ŞAHBENDER: (Fars.) Ka. Konsolos.
ŞAHBEY: (f.t.i.) Er. Üstün nitelikli, saygın, yüce.
ŞAHDANE: (Fars.) Ka. İri inci tanesi.
ŞAHDAR: (Fars.) Er. Dallı, budaklı ağaç.
ŞAHESER: (Fars.) Ka. Değerli, üstün nitelikli. Kalıcı, değerli, üstün yapıt.
ŞAHHANIM: (Fars.) Ka. Hanım sultan. Şah ve hanım kelimelerinden birleşik isim.
SAHİ: (Fars.) Er. Şah'a hükümdara mensup, şah ile ilgili. Şahlık hükümdarlık.
ŞAHİD: (Ar.) Er. 1. Bir yerde bulunan, bir şeyi gören ve gördüğü ve bildiği şeyler konusunda bilgi veren kimse, tanık. 2. Bir akdin yapılması sırasında taraflardan birinin yanında hazır bulunan. 3. Doğrulayan, isbat eden. 4. Hz. Muhammed'in sıfatlarından.
ŞAHİDÜDDİN: (Fars.) Er. İslam'ı seçmiş olan ve İslam'ın hak din olduğuna şahidlik eden.
ŞAHIGÜL: (Fars.) Ka. Gül dalı.
ŞAHİKA: (Ar.) Ka. Zirve, doruk, dağ tepesi.
ŞAHİN: (f.t.i.) Er. Büyük boylu, kanca gagalı, yırtıcı bir kuş.
ŞAHİNALP: (f.U.) Er. Şahin gibi güçlü yiğit, cesur.
ŞAHİNER: (f.t.i.) Er. Şahin gibi güçlü, yiğit er.
ŞAHİNHAN: (f.t.i.) Er. Güçlü, yiğit kimse.
ŞAHİNKAN: (f.t.i.) Er. Yiğit soydan gelen, güçlü, kahraman.
ŞAHİNTER: (Fars.) Er. Çok yiğit, kahraman, şahin gibi.
ŞAHİSTAN: (Fars.) Er. Şah ülkesi.
ŞAHKAR: (Fars.). Baş eser, en güzel eser. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ŞAHMELEK: (f.a.i.) Ka. Melekler kadar güzel, güzellikte lider.
ŞAHNAZ: (Fars.) Ka. Çok nazlı.
ŞAHNİSA: (f.a.i.) Ka. 1. Hükümdar kadın, hükümdar karısı. 2. Kadınların şahı, üstün nitelikli, değerli kadın.
ŞAHNUR: (a.f.i.) Ka. 1. Kaynak, ışık kaynağı. 2. Münevver.
ŞAHRAH: (Fars.) Er. 1. Büyük işlek yol, ana yol, cadde. 2. Şaşınlması mümkün olmayan doğru ve açık yol.
ŞAHRUH: (f.a.i.) Er. Yüce ruhlu, görkemli, üstün kişilikli kimse.
ŞAHSAR: (Fars.). Dallık, ağaçlık, koruluk. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ŞAHSINUR: (Ar.) Ka. Nurlu kişi, aydınlık kimse.
ŞAHSUVAR: (Fare.) Er. İyi ata binen yiğit kimse.
ŞAH VAR: (Fars.) Er. 1. Şaha, hükümdara yakışacak surette. 2. İri ve iyi cins inci.
ŞAHVELET: (f.a.i.) Er. Hükümdar çocuğu.
ŞAHZAT: (f.a.i.) Er. Saygıdeğer kimse. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
ŞÂHZÂDE: (Fars.) Er. Şehzade, şah oğlu, hükümdar çocuğu.
SAİK: (Ar.) Er. İstekli, hevesli.
SAİKA: (Ar.) Ka. İstekli, hevesli, şevkli.
ŞAİR: (Ar.) Er. Şiir yazan kimse, ozan.
ŞAİRE: (Ar.) Ka. Kadın şair, daha
çok unvan olarak kullanılır.
SAKAR: (Tür.) Yiğit, cesur. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ŞAKAYIK: (Ar.) Ka. Bahçelerde yetiştirilen, pembe, kırmızı alaca çiçekler açan, çok yıllık süs bitkisi.
SAKİR: (Ar.) Er. Şükreden, durumundan memnun olan. Allah'a şükreden. Kur"an'da çok sık geçen kelimelerden biridir.
ŞAKİRE: (Ar.) Ka. (bkz. Şakir).
ŞAKRAK: (Ar.) Er. San asma nevinden bülbül gibi öten bir kuş.
ŞAMİH: (Ar.) Er. Yüksek, görkemli.
ŞAMİHA: (Ar.) Ka. 1. Yüksek, gösterişli. 2. Kibirli.
ŞAMİL: (Ar.) Er. Şümulü bulunan,
içine alan, kaplayan, havi. Ünlü Kafkas Türk liderlerinden Dağistan aslanı Şeyh Şamil.
ŞAMİLE: (Ar.) Ka. (bkz. Şamil).
SANAL: (Tür.) Ünün yayılsın, tanınmış şanlı bir insan ol. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ŞANALP: (Tür.) Er. Ünlü, şanlı, tanınmış kimse.
ŞANER: (Tür.) Er. Ünlü kimse.
ŞANLI: (Tür.) 1. Ün, şöhret. 2. Hal durum. 3. Debdebe, gösteriş, haşmet. 4. Yüksek makam rütbe. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ŞANLIBAY: (Tür.) Er. Tanınmış, ünlü kimse.
ŞANVERİ: (Fars.) Ka. 1. İri ve iyi cins inci. 2. Hükümdara yakışan, hükümdara uygun.
ŞAPÛR: (Fars.) Er. İran hükümdarlarından üç şahsın adıdır.
SARANI: (Ar.) Er. Gür ve uzun saçlı kimse. İslam tarihinde bu isimde birçok meşhur vardır.
ŞARBAY: (Tr.) Er. Kentli, şehirli kimse.
ŞARIK: (Ar.) Er. Doğup parlayan, parlak.
ŞÂTİ: (Ar.) Er. Kıyı, kenar.
ŞATIR: (Ar.) Er. 1. Neşeli, şen. 2. Büyük bir kimsenin atı yanında gitmekle vazifeli ağa.
ŞAYAN: (Fars.) Ka. Uygun, yakışır, münasip, layık.
ŞÂYESTE: (Fars.) Ka. Layık uygun, münasip.
ŞÂYGÂN: (Fars.) Ka. 1. Layık, yakısır, münasip, yansır. 2. Ucuz, bol, çok.
SAYLAN: (Tür.). 1. Çok övünen, gururlu kimse. 2. Sevinçli, neşeli. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ŞAZİ: (Fars.) Er. (bkz. Sadi).
ŞAZİMET: (Ar.) Ka. Kimseye benzemeyen, farklı, tek, eşsiz.
ŞAZİYE: (Ar.) Ka. (bkz. Şadiye).
ŞEBAB: (Ar.) Er. Gençlik, tazelik. Türk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır.
ŞEBEFRUZ: (Fars.) Geceyi aydınlatan. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ŞEBİB: (Ar.) Er. Gençlik, tazelik. ŞEBHAN: (Fars.) Er. Gece öten bir cins bülbül.
ŞEBNEM: (Fars.) Ka. Havada buhar durumundayken gecenin serinliğiyle yerde ya da bitkilerin üzerinde toplanan su damlacıkları, çiğ.
ŞEBNUR: (a.f.i.) Ka. Gecenin nuru, gecenin ışığı, aydınlığı.
ŞEBYELDA: (Fars.) Ka. Yılın en uzun gecesi (22 Aralık).
ŞECAAT: (Ar.) Er. Yiğitlik, cesurluk, korkusuzluk, kalb metinliği.
ŞECAADDİN: (a.b.i.) Er. Dinin kahramanı, dinin yiğidi.
ŞECİ: (Ar.) Er. Cesur, yürekli, yiğitŞECİA: (Ar.) Ka. (bkz. Seci).
ŞEFAADDİN: (Ar.) Er. Dinin, Allah ile kul arasınadaki aracılığı, dinin şefaati. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
ŞEFAAT: (Ar.) Birinin suçunun bağışlanması ya da dileğinin yerine getirilmesi için o kimseyle başkası arasında yapılan aracılık, dua. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. v
ŞEFAATİ: (Ar.) Er. Şefaatle ilgili.
ŞEFAKAT: (Ar.) Ka. Şefkat, acıyarak ve esirgeyerek sevme.
ŞEFİ: (Ar.) Er. Şefaat eden. (bkz. Safı).
ŞEFİK: (Ar.) Er. Şefkatli, acımas olan, esirgeyici. , A ,,
ŞEFİKA: (Ar.) Ka. (bkz. Şefik).
ŞEFKAT: (Ar.). Sevecenlik, acıma ve sevgi duygusu. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. , ,og
ŞEHADET: (Ar.). (bkz. Şahadet).
ŞEHALEM: (f.a.i.) Er. Evrenin hükümdarı.
ŞEHAMET: (Ar.) Er. Zeka ve akılla birlikte olan yiğitlik, cesaret.
ŞEHBA: (Ar.) Er. 1. Kır, akçıl. 2. Haleb şehri.
ŞEHBAL: (Fars.) Ka. Kuş kanadının en uzun tüyü.
ŞEHİD: (Ar.). 1. Allah yolunda canını feda eden müslüman, İslam uğruna ölen müslüman, şehadet mertebesine erişen kimse. 2. Fikri, inancı, ülkesi uğruna ölenler için de tcşmilen kullanılmaktadır. Vatan şehidi. 3. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. Aynca isimlerde ek yapılabilir. Şehidcan, Şehidnur, Şehidhan. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
nizipli_mehmet Üye
Üyelik: 2005-10-03 Herkese açık mesaj: 8.461
#113287
ŞEHİM: (Ar.) Er. Akıllı ve kurnaz yiğit.
ŞEHİME: (Ar.) Ka. (bkz. Şehim).
ŞEHlNŞAH: (Fars.) Er. 1. Şahların şahı, en büyük hükümdar. 2. Daha çok unvan olarak verilir.
ŞEHLÂ: (Ar.) Ka. 1. Koyu mavi ela göz. 2. Hafif, taüı şaşı.
ŞEHLEVENT: (Fars.) Er. Leventlerin şahı, boylu poslu, canlı, yakışıklı.
ŞEHMUZ: (Fars.) Er. Şah, hükümdar soyundan gelen.
ŞEHNAZ: (Fars.) Ka. 1. Türk musikisinde mürekkep bir makam ve perde. 2. Çok nazlı.
ŞEHPER: (Fars.) Ka. Kuş kanadının en uzun tüyü.
ŞEHRAR: (Fars.). Şehri süsleyen, şehre süs veren. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ŞEHRAZAT: (Fars.) Ka. Kendi kendine yaşayan, özgür.
ŞEHRİ: (Fars.). 1. Şehirli. 2. Nazik, terbiyeli. 3. Aya ait, aylık. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ŞEHRİBAN: (Fars.) Er. Şehrin büyüğü, ileri geleni.
ŞEHRİNAZ: (Fars.) Ka. Türk müziğinin en eski makamlarından.
ŞEHRİYAR: (Fars.). Padişah, hükümdar. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ŞEHRUD: (Fars.) Er. Büyük çay, nehir.
ŞEHZAT: (Fars.) Er. (bkz. Şahzat).
ŞEKİB: (Fars.) Er. Sabır, taham
müllü, dayanıklı. Türk dil kuralına
göre "b/p" olarak kullanılır.
ŞEKİBE: (Ar.) Ka. (bkz. Şekib).
SEKİME: (Ar.) Ka. Dayanıklılık, dayanma, karşı koyma.
ŞEKÛR: (Ar.) Er. Şükreden, şükredici. Allah'ın isimlerinden, (bkz. Abdüşşekûr).
ŞEKÛRE: (Ar.) Ka. Çok şükreden, şükredici, değer bilen.
ŞELALE: (Ar.) Ka. Büyük bir akarsuyun yüksekten düşmesiyle meydana gelen büyük çağlayan, cavlan.
ŞEMAİL: (Ar.) Er. 1. Huylar, davranışlar, alışkılar. 2. Bir kimsenin dış görünüşünün özellikleri.
SEMDİN: (Ar.) Er. Dinin mumu, dinin aydınlığı.
SEMİ: (Ar.) Er. 1. Mumla, ışıkla ilgili, ışıklı. 2. Mum yapan ya da satan kimse.
SEMİM: (Ar.) Er. Güzel kokan, güzel kokulu, güzel koku.
SEMİME: (Ar.) Ka. Güzel kokulu şey.
ŞEMİNUR: (Ar.) Ka. Mum ışığı, mum aydınlığı. , ,^.,
ŞEMS: (Ar.) Er. Güneş.
ŞEMSEDDİN: (Ar.) Er. Dinin güneşi, dinin insanlara verdiği aydınlık. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır (Şemsettin).
ŞEMSİ: (Ar.) Er. Güneşe ait, güneşle ilgili.
ŞEMSİFER: (a.f.i.) Güneşin aydınlığı, parlaklığı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ŞEMSİNİSA: (f.a.i.) Ka. Kadınların güneşi. Güneş gibi kadın.
ŞEMSİNUR: (Ar.) Ka. Güneşin ışığı, nuru.
ŞEMSPARE: (a.f.i.). Güneş parçası. Çok parlak. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ŞEN: (Fars.) Ka. Neşeli, sevinçli. Daha çok iki isimlerde kullanılır. Şener, Şenol
ŞENAL: (f.t.i.) Er. (bkz. Şen).
ŞENALP: (f.t.i.) Er. Neşeli, canlı yiğit.
ŞENALTAN: (f.t.i.) Er. (bkz. Altan).
ŞENBAY: (f.t.i.) Er. Neşeli, sevinçli, mutlu, varlıklı kimse.
ŞENCAN: (f.t.i.) Canlı, neşeli, hareketli yapısı olan kimse. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ŞENDOĞAN: (f.t.i.) Sevinçli, neşeli ol. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ŞENDUR: (f.t.i.) Er. Neşeli, sevinçli olması devam etti, sürdü.
ŞENEL: (f.t.i.) Er. Şen ve mutlu ev. Bölge, il.
ŞENER: (f.t.i.) Mutlu, neşeli kimse. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ŞENGİL: (f.t.i.) Er. İyi yürekli, hoş sohbet kimse.
ŞENGÜL: (f.t.i.) Ka. Gülün en güzel hali.
ŞENGÜN: (f.Li.) Ka. Sevinçli, ferah gün.
SENA Y: (f.Li.) Ka. Ayın parlaklığı, güzelliği.
ŞENİZ: (Fars.). Sevinçli, muüu iz, hatıra. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ŞENKAL: (f.t.i.). Her zaman neşeli kal. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ŞENNUR: (f.a.i.) Neşeli ve nurlu insan. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ŞENOL: (f.ti.) Ka. Şen ve mutlu ol. (bkz. Şenel). ?««
ŞENSAL: (f.t.i.) Er. Neşeni çevrene yay, herkes neşelensin.
ŞENSOY: (f.t.i.) Er. Neşeli soydan gelen kimse. > t f ^;;
ŞENTÜRK: (f.ti.) Er. Neşeli, canlı, mutlu türk.
ŞENYAŞAR: (f.t.i.) Er. Yaşamı, neşeli mutlu geçen kimse.
ŞENYURT: (f.ti.) Er. Neşeli, mutlu insanların yurdu; ülkesinde yaşayan.
ŞERAFEDDİN: (Ar.) Er. Dinin şereflisi, büyüğü. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
ŞER AFET: (Ar.) Er. Şerefli olma hali. Soydanlık, asalet. Hz. Muhammed (s.a.s)'in soyundan olma.
ŞERARE: (Ar.) Ka. Kıvılcım/"1^8 ŞEREF: (Ar.) Er. 1. Yücelik, ululuk, izzet, seçkinlik. İyi ahlak ve faziletler sonucu meydana gelen manevi yücelik. 2. İyi ün. İftihar edilecek şey.
ŞEREFHAN: (a.ti.) Er. Büyük, yüce hükümdar.
ŞEREFNAZ: (a.f.i.) Ka. Çok nazlı.
SEREN: (Tür.) Er. Tezcanlı, çevik.
ŞERİF: (Ar.) Er. Şerefli, kutsal. Soylu temiz.
ŞERİFE: (Ar.) Ka. (bkz. Şerif).
SERMENDE: (Fars.) Ka. Utangaç, çok utanan, mahcup.
ŞERMİN: (Fars.) Ka. Utangaç, mahcup.
ŞETARET: (Ar.) Ka. Neşe, sevinç, şenlik.
ŞEVKET: (Ar.) Er. Azamet, büyüklük, ululuk, debdebe, haşmet.
ŞEVKi: (Ar.) Er. Şevkle ilgili, şevke ait, neşeli.
ŞEVKİDİL: (a.f.i..) Ka. Gönül neşesi, gönül sevinci.
ŞEVKİYE: (Ar.) Ka. (bkz. Şevki).
ŞEVVAL: (Ar.). Hicri takvime göre yılın 10. ayı, ilk üç günü şeker bayramıdır. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ŞEYBAN: (Ar.) Er. Saçlarına ak düşmüş yaşlı kimse. Moğol hükümdarlarından birisi.
ŞEYBE: (Ar.) Ka. (bkz. Şeyban).
ŞEYDA: (Fars.) Ka. Aşk çılgını, çok tutkun, aşık.
ŞEYDAGÜL: (Fars.) Ka. (bkz. Şeyda).
ŞEYDANUR: (f.a.i.) Ka. (bkz. Şeyda).
ŞEYH: (Ar.) Er. 1. Yaşlı adam, ihtiyar. 2. Kabile ve aşiret reisi. 3. Bir sahada üst seviyeye gelmiş, otorite. 4. Tekke ve zaviye reisi.
ŞEYMA: (Ar.) 1. Bedeninde ben veya benzer bir izi olanlar. 2. Hz. Peygamber'in süt kardeşi.
SEZA: (Ar.) Ka. Kokulu şeylerin kokusu.
ŞEZERÂT: (Ar.) Ka. İşlenmeden maddenin içinde toplanan altın parçalan. Süs olarak kullanılan inci ve altın taneleri.
ŞEZRE: (Ar.) Er. İşlenmemiş ham altın. Süs için asılan inci ve altın.
ŞlDE: (Fars.) Er. Parlak, ışıklı, güneş.
ŞİFA: (Ar.) Ka. İyi olma, kurtulma.
ŞİHAB: (Ar.) Er. 1. Kıvılcım. Akan yıldız. 2. Cesur, yürekli.
ŞİHBAN: (Ar.) Ka. 1. Kıvılcımlar. 2. Akan yıldızlar.
ŞİHABEDDİN: (Ar.) Er. Dinin parlak yıldızı.
ŞİMŞEK: (Tür.) Er. 1. Yağmurlu havada, buluttan buluta ya da yere elektrik boşalırken oluşan, geçici ve şiddetli elektrik akımı. 2. Canlı, hızlı, coşkulu, hareketli kimse. ~>ı.
ŞİMŞEKER: (Tür.) Er. Çok hareketli, canlı, hızlı kimse.
ŞİMŞEKHAN: (Tür.) Er. (bkz. Şimşekkan).
ŞİMŞEKKAN: (Tür.) Er. Hareketli, canlı soydan gelme.
ŞİNAS: (Fars.) Er. Anlayan, tanıyan, bilen.
SİNASİ: (Fars.) Er. 1. Tanımaya, anlamaya özgü, tanımak, bilmekle ilgili. 2. Tanzimat döneminin ünlü şairi ve gazetecisi.
SİN AVER: (Fars.) Er. Suda yüzen, yüzücü.
ŞİNİD: (Fars.) Er. İşitme, semi.
ŞÎRAZ: (Fars.) Er. Türk müziğinde eski bir makam.
ŞİRAZE: (Fars.) Ka. 1. Kitap ciltlerinin iki ucunda bulunan ve yapraklan muntazam tutan, ibrişimden örülmüş ince şerit. 2. Pehlivan kispetinin parçası. 3. Esas, düzen, nizam.
ŞİRİN: (Fars.) Ka. Sevimli, cana yakın.
ŞİRVAN: (Fars.) Er. 1. İran'da bir kent adı. 2. Aslan barınağı.
ŞİRZAT: (a.f.i.) Er. Aslan gibi güçlü, kişilikli kimse.
ŞİVE: (Fars.) Ka. Naz, eda.
ŞİVEKAR: (Fars.) Ka. Nazlı, edalı, işveli.
ŞÖHRET: (Ar.) Ka. Şöhretli, ünlü,
şöhreti ağızlarda dolaşan.
ŞÖLEN: (Tür.). En üst idareci tarafından bütün halka verilen, dini ve içtimai fonksiyonları olan yemek, ziyafet. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ŞULE: (Ar.) Ka. Alev, yalım. Alevli ateş.
SUCA: (Ar.) Er. 1. Cesaretli, cesur, yiğit. 2. Aslan ve yengeç arasında yıldız kümesi.
ŞÜCEYNE: (Ar.) Ka. Ağaççık, nihai.
ŞÜKRAN: (Ar.). İyilik bilme, gönül borcu, minnettarlık. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ŞÜKRİYE: (Ar.) Ka. İyilik bilme, minnettarlıkla ilgili, iyilik bilen.
ŞÜKRÜ: (Ar.) Er. Şükretme, minnettarlıkla ilgili.
ŞÜKUFE: (Fars.) Ka. Çiçek. Süslemede çiçek motiflerine dayanan bir tarz.
nizipli_mehmet Üye
Üyelik: 2005-10-03 Herkese açık mesaj: 8.461
#113288
TABDAN: (Fars.) Ka. Işıklı, parlak.
TABENDE: (Fars.) Ka. Parlayan, ışık veren
TABERİ: (Ar.) Er. Büyük İslâm tarihçilerinden biri.
TABİSTAN: (Fars.) Ka. Yaz.
TABİYE: (Ar.) Ka. Yerli yerine koyup hazırlama, düzenleme.
TABNAK: (Fars.) Ka. Parlak.
TACAL: (Tür.) Er. Üstün ol, baş ol.
TACAVER: (Fars.) Er. Padişah, hükümdar.
TACEDDİN: (Ar.) Er. Dinin tacı. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
TACISER: (Ar.) Ka. Baş tacı, en çok sevilen, sayılan.
TACt: (Ar.) Er. Taçla ilgili.
TACİK: (Fars.) Er. İran ve Türkistan'da yaşayan İran asıllı, Farsça konuşan halktan olan kimse.
TACİM: (Ar.) Er. Noktalama, noktalatma.
TACİR: (Ar.) Er. Ticareti meslek edinmiş olan.
TACİRE: (Ar.) Ka. (bkz. Tacir).
TAÇKIN: (Tür.) Er. Gurur.
TAÇNUR: (Ar.) Ka. Işıktan nurdan taç.
TAFDİL: (Fars.) Birini diğerinden üstün tutma. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TAFLAN: (Tür.) Gülgillerden kışın yaprağını dökmeyen bir bitki. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TAFRA: (Ar.) Er. 1. Yukarıya sıçrama, atlama. 2. Yukarıdan atıp tutma, gururlu davranış. 3. İlmiyyede rütbe, derece alma.
TAFTE: (Fars.) 1. Bükülmüş, katlanmış. 2. Yanmış, yanık. 3. Aydınlık, parlak. 4. Üzgün, ciğeri yanmış, aşık. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TAFTİN: (Ar.) Er. Akıl erdirme, anlama, tefhim.
TAĞALAP: (Tür.) Er. Dağ alp. Dağ gibi güçlü, gösterişli, heybetli yiğit.
TAĞAR: (Tür.) Er. Kapı, çanak, çömlek.
TAĞMAN: (Tür.) Er. Dağ gibi iriyan, gösterişli.
TAHA: (Ar.) Er. Kur'anı Kerim'in 20. suresi. Hz. Ömer'e müslüman olmadan önce okunan ilk sure. Hz. Ömer bu sureden etkilenmiş ve müslüman olmuştur.
TAHİR: (Ar.) Er. 1. Temiz, pak. 2. Türk musikisinde basit bir makam. 3. Her türlü günah ve ayıptan an olduğundan Rasulullah (s.a.s)'a bu isim verilmiştir.
TAHİRE: (Ar.) Ka. (bkz. Tahir).
TAHİYYE: (Ar.) Ka. 1. "Allah ömüı versin" demek. Selam verme, hayır dua etmek. 2. Mülk, malikiyyet.
TAHRİM: (Ar.) Er. 1. Haram kılma, kılınma. 2. Kur'ânı Kerim'in 66. sûresi.
TAHRİME: (Ar.) Ka. Namaza başlarken "Allahu ekber" deme.
TAHSİN: (Ar.) Er. Güzel bulma, beğenme. Aferin deme alkışlama.
TAKSİNE: (Ar.) Ka. (bkz. Tahsin).
TAKSİR: (Ar.) Er. Hasret bırakma, bırakılma. Hasret etme, edilme.
TAHUR: (Ar.) Er. Pek temiz, temizleyici.
TAHZİR: (Ar.) Er. Yeşil renk verme.
TAHZİRE: (Ar.) Ka. (bkz. Tahzir).
TAİB: (Ar.) Er. Tevbe eden. Günahlarından dolayı pişmanlık duyup Allah'tan af dileyen, müslüman. Türk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır. TAİBE: (Ar.) Ka. (bkz. Taib).
TÂİF: (Ar.) Er. Tavaf eden. Dönen, dolaşan.
TAİFE: (Ar.) Ka. Bölük, takım, güruh, fırka. Kavim, kabile. Tayfa.
TAİL: (Ar.) Er. Fayda, yarar.
TAİR: (Ar.) Er. Uçan, uçucu.
TAİRE: (Ar.) Ka. (bkz. Tair).
TAKAT: (Ar.) Er. Güç, kuvvet.
TAKDİR: (Ar.) Er. 1. Beğenme, değer verme. 2. Allah'ın isteği, Allah'ın yazdığı. İnsan için tesbit edilen hayat çizgisi.
TAKDİRE: (Ar.) Ka. (bkz. Takdir).
TAKİ: (Ar.) Er. Günahtan haramdan kaçınan, dinine bağlı.
TAKİYYUDDİN: (Ar.) Er. Dinde muttaki, Allah'tan hakkıyla korkan kişi.
TAKRİN: (Ar.) Er. Beraber bulundurma, yaklaştırma.
TAKRİNE: (Ar.) Ka. (bkz. Takrin).
TAKVA: (Ar.). Allah korkusuyla dinin yasak ettiği şeylerden çekinme. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TALAC: (Fars.) Er. 1. Ses, seda, çığlık. 2. Meşale. 3. Kavga.
TALAŞ: (Tür.) Er. 1. Yelin kaldırdığı toz. Fırtına, kasırga. 2. Can sıkıntısı. 3. Köşe. 4. Oğuzların 24 boyundan biri.
TALAT: (Ar.) Yüz, çehre. Yüz güzelliği. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TALAY: (Tür.) Er. 1. Deniz, büyük nehir, taloy. 2. Çok fazla.
TALAYER: (Tür.) Er. Deniz eri,
denizci.
TALAYHAN: (Tür.) Er. Denizlerin hakanı, hükümdarı.
TALAYKAN: (Tür.) Er. Denizci
kanı taşıyan.
TALAYKUT: (Tür.) Er. Kutsal deniz.
TALAYMAN: (Tür.) Er. Deniz adamı, denizci.
TALAZ: (Tür.) Er. Kasırga, fırtına.
TALHA: (Ar.) Er. 1. Zamk ağacı. 2. Talha b. Ubeydullah. İslam dinini kabul eden ilk 10 kişiden biri, cennetle müjdelenmiştir.
TALİ A: (Ar.) Ka. 1. Tulu eden, öncü. 2. Talih, şans, kısmet.
TALİB: (Ar.) Er. 1. Talep eden arayan, isteyen; istekli. 2. Alıcı müşteri.
3. Medrese talebesi, talebe. Türk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır.
TALİBE: (Ar.) Ka. (bkz. Talib). TALİH: (Ar.) Er. Şans, talih, kader. TALİKA: (Ar.) Ka. (bkz. Talih).
TALİK: (Ar.) Er. 1. Güleryüzlü. 2. Düzgün söz söyleyen.
TALİYE: (Ar.) Ka. 1. Sonradan gelen, bir şeyin arkası sıra giden. İkinci derecede olan. 2. Kur'ân okuyan.
TALU: (Tür.). 1. Seçkin, seçilmiş, güzel. 2. İki kürek kemiği arası. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TALUY: (Tür.) Er. Deniz, okyanus, talay.
TALUT: (İbr.) Er. Bakara suresinde İsrailoğullan hükümdarlığına Allah tarafından tayin edilen ve az bir askerle Calut'un ordularını yok eden komutan.
TAMAY: (Tür.). Dolunay, ayın ondördü. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TAMER: (Tür.) Er. Nitelikli, saygın kişi.
TAMERK: (Tür.) Er. Güçlü, kuvvetli kimse.
TAMERKİN: (Tür.) Er. (bkz. Tamerk).
TAMKOÇ: (Tür.) Er. Koç gibi güçlü.
TAMKUT: (Tür.) Er. Çok mutlu, talihli kimse.
TAN: (Tür.) 1. Güneş doğmadan önceki alacakaranlık, şafak vakti. 2. Sabah, akşam esen serin esinti. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TANAÇAN: (Tür.) Er. Sabah alacakaranlık.
TANAK: (Tür.) Er. Garip, tuhaf, şaşırtıcı.
TANALP: (Tür.) Er. Aydın, bilge yiğit
TANALTAN: (Tür.) Er. Tan altan.
TAN ALT AY: (Tür.) Er. Tan altay.TANAY: (Tür.) Şafak ve ay. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TANAYDIN: (Tür.) Er. Aydınlık şafak.
TANBAY: (Tür.) Er. Tan bay. TANBEK: (Tür.) Er. Aydın bey.
TANBERK: (Tür.) Er. 1. Şafak çizgisi. 2. Parlayan şimşek..
TANBEY: (Tür.) Er. Şafak gibi aydınlık kimse.
TANBOLAT: (Tür.) Er. Tan renginde çelik.
TANCAN: (Tür.) Er. Önü aydınlık kimse.
TANDAN: (Tür.) Tan vaktinde doğan. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TANDOĞAN: (Tür.) Er. Ağaran şafak.
TANDOĞDU: (Tür.) Er. Tan vakti doğan kimseye verilen isim.
TANDORUK: (Tür.) Er. Dorukların ilk ışıklarla aydınlanması.
TANEGÜL: (Tür.) Ka. Biricik gül.
TANER: (Tür.) Er. (bkz. Tan).
TANFER: (t.f.i.) Er. Tan vaktinin yan aydınlığı.
TANGÜN: (Tür.) Er. Şafakla başlayan aydınlık gün.
TANIN: (Tür.) Er. Herkesçe adın duyulsun, ünlen.
TANIR: (Tür.) Er. Anımsar, bilir. Bilip ayıran, seçen.
TANIRCAN: (Tür.) Er. Cana yakın. Çabuk tanışıp yaklaşan.
TANIRER: (Tür.) Er. (bkz. Tanırcan).
TANJU: (Tür.) Er. Türk hükümdarlarına Çinliler tarafından verilen unvan.
TANKAN: (Tür.) Er. Şafak gibi aydınlık, temiz soydan gelen.
TANKOÇ: (Tür.) Er. Tan koç.
TANKUT: (Tür.) Er. Kutlu, uğurlu sabah.
TANÖREN: (Tür.) Er. Şafakta çalışan. TANPINAR: (Tür.) Er. Tan pınar.
TANSAN: (Tür.) Er. Tan gibi aydınlık, temiz adı olan.
TANSEL: (Tür.) Ka. Tan sel.
TANSELİ: (Tür.) Ka. Tan seli.
TANSIK: (Tür.) Er. 1. İnsanın aklnının alamayacağı, şaşırtıcı, olağanüstü olayı mucize. 2. Özlem, hasret. 3. Değerli, kıymetli. 4. Tatlı, nefis.
TANSOY: (Tür.) Er. Şafak gibi aydınlık soyu olan.
TANSU: (Tür.) Şafağın aydınlattığı su. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TANUĞUR: (Tür.) Er. Uğurlu, mübarek sabah vakti.
TANVER: (Tür.) Er. Şafak gibi ışık saç, aydınlat.
TANYEL: (Tür.) Şafak vakti esen rüzgar. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TANYELİ: (Tür.) Tan vakti esen yel. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TANYERİ: (Tür.) Güneş doğmak üzereyken, ufukta hafifçe aydınlanan yer. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TANYILDIZ: (Tür.) Çoban yıldızı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TANYOL: (Tür.) Er. Şafak yolu, aydınlık yol.
TANYOLAÇ: (Tür.) Er. Aydınlığa götüren, yol açan.
TANZER: (Tür.) San, altın renginde tanyeri. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TAPGAÇ: (Tür.) Er. Ünlü. Aziz.
TAPIK: (Tür.) Er. 1. Saygı, hürmet. 2. İkram, hizmet.
TARA: (Fars.) Yıldız, necim. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TARAB: (Ar.) Sevinç, şenlik. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TARABENGİZ: (Fars.) Ka. Sevindirici, coşturucu.
TARAİF: (Ar.) Ka. Az bulunur, ince şeyler.
TARAN: (Tür.) Er. 1. Geniş alan. 2. İn. 3. Kuş ya da balık kümeleri.
TARANCI: (Tür.) Er. Rençper, çiftçi.
TARAVET: (Ar.) Ka. Güzellik, tazelik, genç.
TARDU: (Tür.) Armağan, hediye. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TARKAN: (Tür.) 1. Oğuzlarda demirci ve zanaatçı ustaları. 2. Esnaf temsilcileri. 3. Büyük toprak sahipleri, büyük tüccarlar. 4. Han ve komutan unvanı.
TARHUN: (Ar.) Hekimlikte kullanılan ıtırlı bir bitki. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TÂRİK: (Ar.) Er. Sabah yıldızı, zühre, venüs, yol. Tarık b. Ziyad (Öl. Şam 720): Berberi asıllı İslam komutanı. Cebeli Tank'ı geçip İspanya'yı fethetti. İslam egemenliğini sağlayıp Endülüs İslam Devleti'nin kurulmasını sağladı.
TARIM: (Tür.) 1. Göllere, kumluklara dökülen çay kollan. 2. Verim almak için toprak üzerinde yapılan çalışmaların tümü. 3. (Uygurca'da) kadınlara verilen bir unvan. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TARIMER: (Tür.) Er. Tarımla uğraşan kimse.
TARKAN: (Tür.) Er. 1. İslam'dan önce Türklerin kullandığı, vekil, vezir, bey gibi unvan. 2. Ayrıcalıklı, saygın kişi.
TARİM: (Fars.) Ka. 1. Çardak. Kubbe. 2. Gökyüzü.
TASVİR: (Ar.) Ka. 1. Betimleme. 2. Resim.
TAŞAN: (Tür.) Coşkulu, taşkın. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TAŞBOĞA: (Tür.) Er. Taş gibi sert, boğa gibi güçlü kimse.
TAŞCAN: (Tür.) Er. Taş gibi sağlam kimse.
TAŞDEMİR: (Tür.) Er. Taş ve demir gibi güçlü, sağlıklı.
TAŞEL: (Tür.) Er. Sağlam güçlü el. TAŞER: (Tür.) Er. Sağlam güçlü kimse.
TAŞGAN: (Tür.) Pınar, kaynak. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TAŞKAN: (Tür.) Er. Sağlam, güçlü soydan gelen.
TAŞKIN: (Tür.) Er. 1. Taşmış halde bulunan. Coşkun. Aşın. 2. Akarsuların yatağa sığmayacak miktarda su taşıması sırasında meydana gelen su yayılması olayı.
TAŞKINAY: (Tür.) (bkz. Taşkın). Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TAŞKINER: (Tür.) Er. Coşkulu, coşkun kimse.
TAŞTEKİN: (Tür.) Er. Emin, dayanılır, sağlam kişi.
TATAR: (Tür.) 1. Bir Türk kavmi. 2. Posta sürücüsü. 3. Gül zambak gibi çiçeklerin açılmamış goncaları. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TATU: (Tür.) Barış, sulh. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TAVGAÇ: (Tür.) Er. Çekicilik, cazibe.
TAVİL: (Ar.) Er. 1. Uzun. Çok süren. 2. Aruzda bir ölçek.
TAYBARS: (Tür.) Er. Pars gibi güçlü tay (çocuk).
TAYBE: (Ar.) Medinei Münevvere. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TAYCAN: (Tür.) Er. Genç ve güçlü kimse.
TAYF: (Ar.) 1. Görüntü. 2. Bileşik bir ışık demetinin bir pirizmadan geçtikten sonra ayrıldığı basit renklerden oluşmuş görüntü. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TAYFUN: (Tür.) Er. Büyük okyanus ve Çin Denizi'nde görülen şiddetli fırtına.
TAYFUR: (Ar.) Er. 1. Küçük bir kuş türü. 2. Tayfuriye tarikatını kuran Beyazıd Bestami Ebû Zeyd Tayfur'un adı.
TAYGAR: (Ar.) Er. Uçan uçucu. Gaza dönüşen.
TAYGUN: (Tür.) Er. Çocuk, torun.

TAYGUNER: (Tür.) Er. Erkek torun
TAYI: (Ar.) Er. Bir işi kendi isteğiyle yapan.
TAYKARA: (Tür.) Er. Esmer, karayağız çocuk.
TAYKOÇ: (Tür.) Er. Tay koç. TAYKURT: (Tür.) Er. Tay kurt.
TAYKUT: (Tür.) Er. Kutlu uğurlu çocuk.
TAYLAK: (Tür.) Er. 1. Yeni doğmuşat yavrusu. Biniye gelmiş iki yaşında at yavrusu. Deve yavrusu. 2. Yaramaz çocuk.
TAYLAN: (Tür.) 1. İnce, kibar, güzel, boylu boslu kimse. 2. Çok yağmur yağdığı halde işlenebilir toprak. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TAYMAN: (Tür.) Er. Genç, taze, toy kimse.
TAYMAZ: (Tür.) Er. Düşmeyen, kaymayan, dengeli kimse.
TAYUK: (Tür.) Er. İnce, kibar genç.
TAYYİB: (Ar.) Er. 1. İyi, hoş, güzel ala. 2. Helal, çok temiz. Türk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır.
TAYYİBE: (Ar.) Ka. (bkz. Tayyib). TAZE: (Fars.) Ka. Körpe, genç.
TAZEGÜL: (Fars.) Ka. Yeni açan gül.
TAZİM: (Ar.) Er. Ululama, büyük sayma. Saygı gösterme, ikram etme.
TAZİME: (Ar.) Ka. (bkz. Tazim).
nizipli_mehmet Üye
Üyelik: 2005-10-03 Herkese açık mesaj: 8.461
#113289
TEALİ: (Ar.) Er. Yükselme, ululanma.
TEBAR: (Fars.) Er. Soy.
TEBER: (Fars.) Er. Küçük balta. Dervişlerin kullandıkları uzun saplı küçük balta. Meşin kesmek için kullanılan araç.
TEBERHUN: (Fars.) Er. Kızıl söğüt, tarhun.
TEBESSÜM: (Ar.) Ka. Gülümseme.
TEBŞİRE: (Ar.) Ka. (bkz. Tebşir).
TECELLA: (Ar.) Ka. (bkz. Tecelli).
TECELLİ: (Ar.) Er. 1. Görünme, belirme. 2. Kader, talih. 3. Allah'ın lütfuna erişme.

TECEN: (Tür.) Mağrur, gururlu. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TECER: (Tür.) 1. Becerikli. 2. İç Anadolu'da sıradağ. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TECİK: (Tür.) Er. Tutumlu, idareli tasarruflu.
TECİMEN: (Tür.) Er. Ticaret adamı, tüccar. 2. Tutumlu, idareli.
TECİMER: (Tür.) Er. Tüccar. TECMİL: (Ar.) Er. Süs, tezyin.
TEDÜ: (Tür.) Bilge, zeki, anlayışlı kimse. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TEFHİM: (Ar.) Er. Anlatma, bildirme.
TEHEMTEN: (Fars.) Er. İri yan, boylu boslu yiğit. Eski İran kahramanı Zaloğlu Rüstem'in lakabı.
TEHİYYE: (Ar.) Ka. 1. Selam. Selam verme. 2. Hayır dua etme. 3.. Beka. 4. Mülk, malikiyyet.
TEKALP: (Tür.) Er. Eşsiz, benzersiz yiğit.
TEKAY: (Tür.) Er. Eşsiz ay.
TEKCAN: (Tür.) Er. Çok değerli, eşsiz kimse.
TEKDOĞAN: (Tür.) Er. Eşsiz, benzersiz doğmuş olan.
TEKECAN: (Tür.) Er. 1. Mert, sözünde duran. Özü sağlam kimse. 2. Çayırlarda biten bir bitki.
TEKGÜL: (Tür.) Ka. Gül ailesi içinde benzeri olmayan güzellikte.
Yalnız gül.
TEKİN: (Tür.) Er. 1. Boş, ıssız. 2. Sakin, rahat, uslu. İçinde kötülük bulunmayan. 3. Tek, eşsiz. 4. Uyanık, tetikte. 5. Şehzade, prens. 6. Uğurlu.
TEKİNALP: (Tür.) Er. Tek ve eşsiz yiğit.
TEKİNAY: (Tür.) Er. Biricik ve hayırlı ay.
TEKİNDAĞ: (Tür.) Er. Uğurlu dağ.
TEKİNEL: (Tür.) Er. Hayırlı el.
TEKİNER: (Tür.) Er. Tek, eşsiz ve hayırlı kimse.
TEKİNSOY: (Tür.) Er. İyi soydan gelen kimse.
TEKMİL: (Ar.) Er. Kemale erdirme. Bitirme, bitirilme, tamamlanma, tamamlama. Tam, eksiksizce, bütün, hep.
TEKMİLE: (Ar.) Ka. (bkz. Tekmil).
TEKRİM: (Ar.) Er. Ululama, saygı gösterme.
TEKRİME: (Ar.) Ka. (bkz. Tekrim).
TEKSEN: (Tür.) Sen teksin, eşsizsin anlamında. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TEKSOY: (Tür.) Er. Eşsiz bir soydan gelen.
TELMİYE: (Ar.) Ka. 1. Parıldatma, renk renk yapma. 2. Dizeleri başka başka dillerde olan koşuk, manzume yapma.
TELVİN: (Ar.) Ka. Renk verme, boyama.
TEMAŞA: (Ar.) Ka. 1. Hoşlanarak bakma, seyretme. 2. Gezme, gezi.
TEMCİT: (Ar.) Er. 1. Ululama, ağırlama. 2. Sabah ezanından sonra okunan, Allah'ın ululuğunu anlatan dua.
TEMDİK: (Ar.) Er. Çok övme.
TEMDİHA: (Ar.) Ka. (bkz. Temdih).
TEMEL: (Yun.) Er. 1. Yapılardan toprak içinde kalan ve yapıya dayanak teşkil eden duvar ve taban kısımları, koyuk. Bu kısımların yapılması için açılan çukur. 2. Asıl, esas. 3. Dayanak. 4. Belli, başlı en mühim.
TEMENNA: (Ar.) Ka. El ile selam verme. (bkz. Temenni).
TEMENNİ: (Ar.) Ka. Dileme, istek, dilek.
TEMİM: (Ar.) Er. 1. Nazar boncuğu, nazarlık. 2. Beşinci Fatımî halifesi elAziz'in kardeşinin adı.
TEMİME: (Ar.) Ka. Nazar boncuğu, nazarlık.
TEMİRCAN: (Tür.) Er. Demir gibi sağlam kimse.
TEMİRHAN: (Tür.) Er. Demir gibi sağlam güçlü hükümdar. Timurhan.
TEMİRKUT: (Tür.) Er. Demir gibi güçlü ve uğurlu.
TEMİZALP: (Tür.) Er. 1. İyi ahlaklı kimse. 2. Temiz yapılı ve yiğit.
TEMİZCAN. (Tür.) Er. İçi temiz olan kimse.
TEMİZEL: (Tür.) Er. Dürüst kimse.
TEMİZER: (Tür.) Er. Dürüst kimse.
TEMİZHAN: (Tür.) Er. İyi vasıflı lider.
TEMİZKAL: (Tür.) Er. Her zaman doğru ve dürüst kal.
TEMİZKAN: (Tür.) Er. Temiz soydan gelen.
TEMİZÖZ: (Tür.) Er. Özü temiz, dürüst olan.
TEMİZSAN: (Tür.) Er. Doğruluğu ve dürüstlüğüyle tanınan kimse.
TEMİZSOY: (Tür.) Er. Temiz ve dürüst soydan gelen.
TEMRE: (Ar.) Ka. Hurma.
TEMREN: (Tür.) Er. Ok, kargı gibi delici silahların ucundaki sivri demir.
TEMÜR: (Tür.) Er. Demir.
TENAY: (Tür.) Ka. Ay gibi beyaz, parlak tenli.
TENDUBAY: (Tür.) Er. Yiğit, cesur erkek.
TENDÜ: (Moğ.i.). Yiğit, cesur. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TENGİZ: (Tür.) Er. Deniz.
TENGİZALP: (Tür.) Er. Denizci yiğit.
TENNUR: (Tür.) Ka. Teni nur gibi aydınlık, berrak olan güzel.
TENŞİT: (Ar.) Er. Şenlendirme, keyiflendirme.
TENVİR: (Ar.) Er. Aydınlatma, ışıklandırma.
TENZİL: (Ar.) Er. İndirme, aşağı düşürme. Azar azar indirme (Kur'an'ın).
TENZİLE: (Ar.) Ka. (bkz. Tenzil).
TEOMAN: (Tür.) Er. Hun imparatoru Mete'nin babası.
TERAKKİ: (Ar.) Er. İlerleme, yükselme, gelişme.
TERCAN: (Tür.) 1. Genç, taze, delikanlı. 2. Kırmızı buğday. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TEREN: (Fars.) Ka. Kesteren denen gül.
TERİM: (Tür.) Bilim ve sanat kavramlarından birini anlatan sözcük. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TERLAN: (Tür.) Er. San renkli, büyük pençeli, kartala benzeyen bir kuş.
TESLİYE: (Ar.) Ka. Teselli verme, avutma.
TESMİ: (Ar.) Er. İşittirme, işittirilme, duyurma.

TESMİN: (Ar.) Er. 1. Sekizleme, sekize çıkarma. 2. Paha biçme, biçtirme.
TESNİM: (Ar.) Ka. Cennet suyu, cennetteki ırmaklardan birinin adı.
TESRİR: (Ar.) Sevindirme, sevindirilme. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TESRİYE: (Ar.) Ka. Sıkıntıyı, gamı, kederi yok etme.
TEŞCİ': (Ar.) Er. Yüreklendirme.
TEŞERRU: (Ar.) Şeriata göre davranma. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TEŞERRÜF: (Ar.). Şereflenme, şeref bulma. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TEŞNE: (Fars.) Er. Susamış. Çok istekli.
TEŞNEDİL: (Fars.) Ka. Can ve gö' nülden istekli.
TEŞRİFE: (Ar.) Ka. Şereflendirme, onurlandırma.
TETİKER: (Tür.) Er. Uyanık, çevik, becerikli kimse.
TEOMAN: (Tür.) Er. Oğuz Han'ın babası.
TEVEKKÜL: (Ar.) Er. Her şeyi Allah'a bırakarak, yargıya boyun eğme.
TEVFİK: (Ar.) Er. 1. Uydurma, uygun düşürme. 2. Başarıya ulaştırma. 3. Allah'ın yardımına kavuşma.
TEVFİKA: (Ar.) Ka. (bkz. Tevfık).
TEVHİD: (Ar.) Er. 1. Birkaç şeyi bir araya getirme. 2. Allah'ın birliğine inanma. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
TEVHİDDİN: (Ar.) Er. Dinin birliği, birleştiriciliği. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
TEVHİDE: (Ar.) Ka. (bkz. Tevhid).
TEVİL: (Ar.) Er. Durum, biçim. Süs.
TEVİLE: (Ar.) Ka. (bkz. Tevil).
TEYMİN: (Ar.) Er. "Uğurlu olsun" demek.
TEYMULLAH: (Ar.) Er. Allah'a hizmet eden, itaat eden.
TEZAL: (Tür.) Er. Çabuk ol.
TEZALP: (Tür.) Er. Çabuk, hızlı yiğit.
TEZAY: (Tür.) (bkz. Tezal). Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TEZCAN: (Tür.) Telaşlı, heyecanlı, beklemeye dayanamayan, sabırsız. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TEZEHHÜR: (Ar.) Ka. Çiçeklenme.
TEZEL: (Tür.) Çabuk iş gören, becerikli. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TEZER: (Tür.) Er. Çabuk hızlı, çevik kimse.
TEZEREN: (Tür.) Er. Çabuk ulaşan, erişen.
TEZKAN: (Tür.) Er. Kanı kaynayan, heyecanlı kimse.
TEZVEREN: (Tür.) Er. Duyarlı, reaksiyoner.
TINAL: (Tür.) Er. Soluk al, yaşamını sürdür.
TINAZ: (Tür.) Er. Ot ya da saman yığını.
TIRAZ: (Ar.) 1. İpek ve sırma ile işleme. Elbiselere nakışla yapılan süs. 2. Üslup, tutulan yol. 3. Döviz. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TİBET: (Tür.) Er. Çin'in batısında bağımsız bir bölge.
0TİCAN: (Ar.) Ka. Taçlar.
TİGİN: (Tür.) Er. (bkz. Tekin).
TİHAME: (Ar.) Mekkei Mükerreme. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TİLAL: (Ar.) Er. Tepeler.
TİLMAÇ: (Tür.) Er. Dilmaç, çevirmen.
TÎMUÇİN: (Tür.) Er. 1. Moğol imparatorluğunun kurucusu Cengiz'in asıl adı. 2. Katı, sağlam demir.
TİMUR: (Tür.) Er. 1. Demir. 2.
Türk Moğol imparatoru.
TİMURCAN: (Tür.) Er. Demir gibi sağlam ve güçlü.
TİMURHAN: (Tür.) Er. (bkz. Timur).

TİMURKAN: (Tür.) Er. Demir gibi güçlü soydan gelen.
TİMURÖZ: (Tür.) Er. Özü demir gibi güçlü ve sağlam olan.
TİMURTAŞ: (Tür.) Er. 1. Demir ve taş gibi güçlü ve sen olan. 2. Mardin Artuklular'ın 2. Emiri.
TİNER: (Tür.) Er. Sağlam, güçlü, canlı kimse.
TİNKUT: (Tür.) Er. Özü uğurlu, kutlu, şanslı kimse.
TİTİZ: (Tür.) 1. Çok dikkatli ve özenli davranan. 2. Prensiplerine aşın düşkün. 3. Huysuz, öfkeli. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TOĞAN: (Tür.) Er. Doğan, şahin.
TOĞAY: (Tür.) Fundalık. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TOHUM: (Tür.) Kendisinden bitki üreyen tane. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TOKAL: (Tür.) Er. Erişkin, olgun.
TOKALAN: (Tür.) Er. Olgunlaşmış, erginleşmiş.
TOK ALP: (Tür.) Er. 1. Doymuş aç olmayan kimse. 2. Kalın ve gür sese sahip. 3. Kibirli.
TOKCAN: (Tür.) Er. Gönlü tok olan.
TOKDEMİR: (Tür.) Er. Sağlam demir.
TOKER: (Tür.) Er. Tok er.
TOKGÖZ: (Tür.) Er. Aç gözlü olmayan.
TOKHAN: (Tür.) Er. Tok han.
TOKKAN: (Tür.) Er. Cömert soylu.
TOKÖZ: (Tür.) Er. Cömert ve kerem sahibi.
TOKTAHAN: (Tür.) Er. Yerleşik yaşayan han.
TOKTAMIŞ: (Tür.) Er. Bir yere yerleşmiş, oturmuş (kimse). Dinmiş, sakinleşmiş.
TOKTAŞ: (Tür.) Er. Tok taş.
TOKTİMUR: (Tür.) Er. Tok timur.
TOKTUĞ: (Tür.) Er. Tok tuğ.
TOKUR: (Tür.) Er. Eski Türk erkek adlarından. , ,
TOKUŞ: (Tür.) Er. Savaş. '
TOKUŞHAN: (Tür.) Er. Savaşçı lider, hakan.
TOKUZ: (Tür.) Er. 1. Dokuz. 2. Kalın ve sık dokunmuş kumaş.
TOKUZER: (Tür.) Er. Dokuz er. Dayanışmacı, tutkun yiğit.
TOKUZTUĞ: (Tür.) Er. Dokuz tuğ.
TOKYAY: (Tür.) Er. Tok yay.
TOKYÜREK: (Tür.) Er. Yürekli, cesur.
TOKYÜZ: (Tür.) Er. Tok yüz.
TOLA: (Tür.) 1. Dolu, boş olmayan. 2. Keyif, neşe. 3. Güçlü korkusuz. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TOLA Y: (Tür.) Topluluk, cemiyet. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TOLGA: (Tür.) Er. Demir harp başlığı. Savaşçıların başlarına giydikleri
demir başlık. Miğfer.
TOLGAHAN: (Tür.) Er. Güçlü ve çevreli lider, han.
TOLGAN: (Tür.) Er. Dolanma, dolaşma.
TOLGAY: (Tür.) Er. Çevre, dolay.
TOLGUNAY: (Tür.) Er. Dolunay.
TOLUN: (Tür.) Er. Dolun, bedir, ayınondördü.
TOLUNAY: (Tür.) Ayın ondördü, mehtap, dolunay. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TOLUNBAY: (Tür.) Er. Birikimli, kişiliği gelişmiş.
TOMRİS: (Yun.) Ka. 1. Tarihte, Pers kralı II. Keyhüsrev'le savaşmış olan Massagetlerin ünlü kraliçesi. 2. Demir
TOMURCUK: (Tür.) Ka. Bitkinin üzerinde bulunan, çiçek ya da yaprak verecek olan filiz.
TONGAL: (Tür.) Er. 1. Zengin kimse. 2. Yaşlı erkek.
TONGAR: (Tür.) Er. 1. Büyük, güçlü. 2. Yaşlı.
TONGUÇ: (Tür.) Er. 1. En büyük çocuk. 2. Bir tür kuş, baykuş. ,_,„
TOPAY: (Tür.) Dolunay. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. a
TOPÇAM: (Tür.) Er. Top çam.
TOPÇAY: (Tür.) Topçay. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TOPDEMİR: (Tür.) Er. Top demir.
TOPEL: (Tür.) Er. Top el.
TOPER: (Tür.) Er. Top er.
TOPRAK: (Tür.) 1. Yerkabuğunun canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. 2. Ülke, memleket 3. İşlenmiş arazi. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TOPUZ: (Tür.) Er. 1. Bir ucu top gibi olan silah. 2. Kısa boylu kimse. 3. Balyoz.
TOR: (Tür.) Er. 1. Toy, deneyimsiz. 2. Ürkek, çekingen, utangaç. 3. Mağrur, gururlu. 4. Fidan. 5. Toksöz. 6. Balık ağı.
TORALP: (Tür.) Er. Gururlu, yiğit.
TORAMAN: (Tür.) Er. Güçlü kuvvetli.
TORAN: (Tür.) Er. 1. Güçlü, kuvvetli, iri yan kimse. 2. Yiğit, kahraman.
TORCAN: (Tür.) Er. Çekingen, utangaç.
TORGAY: (Tür.) Er. Serçe, tarla kuşu.
TORBAN: (Tür.) Er. Gururlu hükümdar.
TORKAL: (Tür.) Er. Hep utangaç ve çekingen ol.
TORKAN: (Tür.) Er. Gururlu ve tok sözlü soydan gelen.
TORLAK: (Tür.) Er. 1. Güzel, genç, yakışıklı. 2. İyi gelişmiş ağaç fidanı.
TORUMTAY: (Tür.) Er. Yırtıcı bir kuş türü.
TOTUK: (Tür.) Er. Eski Türkler'de askeri vali.
TOYBOĞA: (Tür.) Er. Genç boğa.
TOYCAN: (Tür.) Er. Çok genç ve tecrübesiz.
TOYDEMİR: (Tür.) Er. Toy demir.
TOYDENİZ: (Tür.) Er. Toy deniz.
TOYGAR: (Tür.) Er. Tarla kuşu, turgay.
TOYGUN: (Tür.) Er. 1. Genç, delikanlı. 2. Çakırdoğan.
TOYKA: (Tür.) Er. Büyük, kalın sopa.
TOZAN: (Tür.) Er. 1. İnce toz tanesi. 2. Tozu çok olan yer. 3. Kar fırtınası.
TOZUN: (Tür.) Er. Soylu, asil. TÖKEL: (Tür.) Er. Çok.
nizipli_mehmet Üye
Üyelik: 2005-10-03 Herkese açık mesaj: 8.461
#113291
TÖRE: (Tür.) 1. Eğitim, görgü, gelenek. 2. Soyluluk, asalet. 3. Eksiksiz, mükemmel. 4. Geline verilen armağan. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. ~
TÖREGÜN: (Tür.) Er. Geleneksel, geleneğe uygun, gündemde.
TÖREHAN: (Tür.) Er. Görgülü er.
TÖREL: (Tür.) Er. Töreye uygun olan, töre ile ilgili.
TORUM: (Tür.) Yaratılış. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TÖZ: (Tür.) Kök, asıl, cevher. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TÖZÜM: (Tür.) Sabırlı, alçak gönüllü. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TRAJE: (Fars.) Ka. Gökkuşağı.
TUBA: (Ar.) Ka. 1. Kökü yukarıda, dallan aşağıda cennet ağacı. 2. En güzel, en iyi, hoş. 3. Baht, mutluluk, müjde. 4. Efdal olan. Kur'an'da Ra'd suresi 29. ayette zikredilmiştir.
TUFAN: (Ar.) Er. 1. Hz. Nuh zamanında Allah'ın kötülüğe sapmış İnsanları zalandırmak için gönderdiği bütün dünyayı su ile kaplayan yağmur. 2. Şiddetli yağmur ve sel.
TUFEYL: (Ar.) Er. A*****, parazit. Sığıntı. İsim olarak kullanılmaz.
TUGAY: (Tür.) Er. İki alaydan oluşan askeri birlik, liva.
TUĞ: (Tür.) Er. Eskiden paşalara verilen at kılından yapılmış sorguç.
TUĞAL: (Tür.) Er. Sancaktar. Tuğ aşıyan.
TUĞALP: (Tür.) Er. Milli lider.
TUĞALTAN: (Tür.) Er. Tuğ altan.
TUĞALTAY: (Tür.) Er. Altay'a özgü, Altay simgesi.
TUĞBAY: (Tür.) Er. Eskiden tugay komutanlığı yapan albay.
TUĞCU: (Tür.) Er. At kılından yapılmış tuğlaları taşıyan kimse.
TUĞKAN: (Tür.) Er. Tuğ kan.
TUĞKUN: (Tür.) Er. İzinsiz yanına varılmayan varlıklı, saygın.
TUĞLU: (Tür.) Er. 1. Bayraklı, sancaklı. 2. Şımarık.
TUĞRA: (Tür.) Er. Osmanlı padişahlarının imza yerine kullandıkları özel biçimi olan simge. Mühür.
TUĞRUL: (Tür.) Er. 1. Ak doğan, çakırdoğan, yırtıcı kuşlardan bir kuş (Bin kez öldürür, bir tanesini yer). 2. Selçuklu Devleti'nin kurucusu, Tuğrul Bey.
TUĞSAN: (Tür.) Er. Tuğ san.
TUĞSAV: (Tür.) Er. Tuğ sav.
TUĞSAVAN: (Tür.) Er. Tuğ savan.
TUĞSAVAŞ: (Tür.) Er. Tuğ savaş.
TUĞSEL: (Tür.) Er. Tuğ sel.
TUĞSER: (Tür.) Er. Baştuğ.
TUĞTAŞI: (Tür.) Er. Tuğ taş.
TUĞTEKİN: b(Tür.) Er. 1. Biricik, uğurlu tuğ. 2. Büyük Selçuklu'ya bağlı Börüler Hanedanı'nm kurucusu.
TUĞYAN: (Ar.) 1. Coşma, taşma. İsyan. 2. Kur'an'da, Allah'a asi olanların yaptıkları eylemin adı. Tuğyancılann vasfedilişi de tağut kelimesiyledir. İsim olarak kullanmak uygun değildir.
TUHFE: (Ar.) Armağan, hediye. Hoşa giden, güzel şey. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TULÜ: (Ar.) Doğma, doğuş. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TULÜN: (Tür.) Er. Dolun.
TUNA: (Tür.) 1. Çok bol. 2. Yavru. 3. Görkemli, gösterişli. 4. Karaormanlardan doğan, Karadeniz'e dökülen, Avrupa'nın Volga'dan sonra en uzun ırmağı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TUNCA: (Tür.) Balkan Yanmadası'nda Meriç ırmağının kolu. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TUNCAL: (Tür.) Er. Al renginde tunç.
TUNCALP: (Tür.) Er. Tunç gibi güçlü, kuvveüi yiğit.
TUNCAY: (Tür.) Tunç renginde ay. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TUNCEL: (Tür.) Er. Tunç gibi güçlü el.
TUNCER: (Tür.) Er. Tunç gibi güçlü kimse.
TUNÇ: (Tür.) Er. Bakır, çinko, kalay karışımı.
TUNÇAL: (Tür.) Er. Tunç al.
TUNÇALP: (Tür.) Er. Güçlü yiğit.
TUNÇARAL: (Tür.) Er. Tunç aral.
TUNÇASLAN: (T Er. Tunçaslan.
TUNCAY: (Tür.) Er. Tunç ay.
TUNÇBAY: (Tür.) Er. Tunç bay.
TUNÇBİLEK: (Tür.) Er. Tunç bilek.
TUNÇBOĞA: (Tür.) Er. Tunç gibi sağlam, boğa kadar güçlü.
TUNÇBÖRÜ: (Tür.) Er. Tunç gibi sağlam, kurt kadar güçlü.
TUNÇÇAĞ: (Tür.) Er. Tunç dönemi.
TUNÇDAĞ: (Tür.) Er. Tunçtan oluşan, dağ gibi güçlü.
TUNÇEL: (Tür.) Er. Tunç gibi güçlü el.
TUNÇER: (Tür.) Er. Tunç gibi güçlü kimse.
TUNÇHAN: (Tür.) Er. Tunç han.
TUNÇKAN: (Tür.) Er. Güçlü soydan gelen. Tunç kanından.
TUNÇKAYA: (Tür.) Er. Tunç kaya.
TUNÇKILIÇ: (Tür.) Er. Tunç kılıç.
TUNÇKOL: (Tür.) Er. Güçlü kuvvetli kimse.
TUNÇKURT: (Tür.) Er. Tunç kurt.
TUNÇÖVEN: (Tür.) Er. Tunç öven.
TUNÇSOY: (Tür.) Er. Kökü güçlü soydan gelen kimse.
TUNÇTÜRK: (Tür.) Er. Sağlam ve güçlü Türk.
TUR: (Ar.) Er. 1. Dağ. 2. Delikanlı genç. 3. Gelir, kazanç, verim. 4. Devir, dolaşma.
TURA: (Tür.) Er. 1. Tuğra. 2. Kalkan, siper. Turahan: Osmanlı komutanlarından.
TURAÇ: (Tür.) Keklik cinsinden eti yenir bir av kuşu. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TURALP: (Tür.) Er. Genç, delikanlı yiğit.
TURAN: (Tür.) Er. Eski İranlılara göre Türk ülkesi. Bütün Türkler'in ve Turan kavimlerinin birleşmesiyle meydana gelecek devlet.
TURATEKİN: (Tür.) Er. Emin, zararsız ve koruyucu yiğit.
TURAY: (Tür.) Er. Tur ay.
TURBAY: (Tür.) Er. Tur bay.
TURCAN: (Tür.) Er. Genç, delikanlı.
TURFA: (Tür.) Ka. Az bulunur, nadir.
TURGAY: (Tür.) Er. Boz renkli, küçük ötücü, tarlalarda yuva yapan bir tür serçe, torgay.
TURGUT: (Tür.) Er. 1. Konut, oturulacak yer. 2. Ünlü Türk denizcisi Turgut Reis'in adı.
TURHAN: (Tür.) Er. Soylu ve seçkin kimse. Eski Türklerde vergi ödemeyen, hükümdar huzuruna izinsiz girebilen, saygın kimse. Turahan.
TÜRKAN: (Tür.) Er. Koruyucu, muhafız.
TURRE: (Ar.) Ka. Alın saçı, kıvırcık, saç lülesi. ,
TUTl: (Fars.) Ka. 1. Papağan türünden bir kuş. 2. Konuşmayı seven, konuşkan.
TUTKU: (Tür.) Güçlü istek ve coşku. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TUTKUN: (Tür.) 1. Bir şey ya da birine düşkün bağlı. 2. Bol, verimli. 3. Esir, tutsak. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TUTUN: (Tür.) Er. Ev, aile.
TUTUŞ: (Tür.) Er. Çekişme, tartışma. Savaş, mücadele.
TÜYAN: (Tür.) Er. 1. Semiz, şişman. 2. Zengin. 3. Kibirli, gururlu.
TUYGUN: (Tür.) Er. 1. Genç, güçlü. 2. Çılgın, şımarık. 3. Duygulu, hassas.
TUYUĞ: (Tür.) Şiir, şarkı, türkü. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TUZ: (Tür.) Er. Güzellik, şirinlik. TUZER: (Tür.) Er. Şirin delikanlı.
TÜBLEK: (Tür.) Soylu, asil. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TÜKEL: (Tür.) Er. Tam, bütün, +mükemmel.
TÜKELALP: (Tür.) Er. Kusursuz yiğit.
TÜKELAY: (Tür.) Dolunay. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TÜLAY: (Tür.) Ka. İncelikle, düşle ilgili.
TÜLEK: (Tür.) Er. 1. Kurnaz, açıkgöz, düzenci. 2. Efe. 3. Çok genç, delikanlı. 4. Zengin. 5. Saygın kimse. 6. Sakin, gururlu.
TÜLİN: (Tür.) Ka. 1. Ayın çevresinde oluşan dairesel hale. 2. Ayna.
TÜLÜN: (Tür.) Ka. Ay ağıl, hale. (bkz. Tülin).
TÜMAY: (Tür.) Dolunay. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TÜMBAY: (Tür.) Er. Tüm bay.
TÜMCAN: (Tür.) Er. Tüm can.
TÜMEL: (Tür.) Er. Temel.
TÜMEN: (Tür.) Er. 1. On bin. 2. Pek çok. 3. Yığın, küme, sürü.
TÜMENBAY: (Tür.) Er. Tümen komutam onbin kişilik grubun lideri.
TÜMER: (Tür.) Er. Tam erkek, yiğit
TÜMERDEM: (Tür.) Er. Çok erdemli.
TÜMERK: (Tür.) Er. Güçlü, kuvvetli.
TÜMERKAN: (Tür.) Er. Yiğit kandan gelen.
TÜMERKİN: (Tür.) Er. Olgun.
TÜMKAN: (Tür.) Er. Kanlı, canlı, sağlıklı.
TÜMKURT: (Tür.) Er. Tüm kurt.
TÜMKUT: (Tür.) Er. Çok talihli, kuüu.
TÜN: (Tür.) Gece. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TÜN AK: (Tür.) Işıklı, mehtaplı gece. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TÜNAL: (Tür.) Tün al. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TÜNAY: (Tür.) Tün ay. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TÜNER: (Tür.) Er. Tün er.
TÜNEY: (Tür.) Er. Öğle güneşi alan yer. Güneş battıktan sonraki zaman. Güneşli yer.
TÜRABI: (Ar.) Er. Toprakla ilgili. Topraktan.
TÜRE: (Tür.) 1. Görenek, gelenek, töre. 2. Subay, komutan. 3. Hak ve hukuka uygunluk, adalet. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TÜREGÜN: (Tür.) Er. Türe gün.
TÜREHAN: (Tür.) Er. Türe han.
TÜREK: (Tür.) Er. Tepelerin ortasındaki çıkıntı.
TÜREL: (Tür.) Er. Hukuksal, hukukla ilgili.
TÜRELİ: (Tür.) Güzel. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TÜREMEN: (Tür.) Er. Yasa adamı, hukukçu.
TÜREV: (Tür.) Oluşan, ortaya çıkan, türeyen. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TÜRKÂN: (Tür.) Ka. Saltanat ve idarede yönetime etki eden prenses.
TÜRKAY: (Tür.) Er. Ay gibi parlak, aydınlık Türk.
TÜRKCAN: (Tür.) Er. Sevilen Türk.
TÜRKDOĞAN: (Tür.) Er. Türk soyuna mensup.
TÜRKER: (Tür.) Er. Türk er.
TÜRKEŞ: (Tür.) Er. Oğuz yazıtlarında adı geçen bir kahramanın adı.
TÜRKMEN: (Tür.) Er. 1. Oğuzların bir kolu. Bu koldan olan. 2. Tam göçebe olmayan fakat mevsiminde yaylaya veya yazıya çıkan.
TÜRKOĞLU: (Tür.) Er. Türk oğlu.
TÜRKOL: (Tür.) Er. Türk ol.
TÜRKÖZ: (Tür.) Er. Özü, aslı Türk olan.
TÜRKSAN: (Tür.) Er. Adı duyulmuş, Türk gibi ünlü.
TÜRKŞEN: (Tür.) Er. Şen ve mutlu Türk anlamında.
TÜRKYILMAZ: (Tür.) Er. Direnişçi, sebat eden.
TÜRÜNK: (Tür.) Çalışan, etkin. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TÜVÂN: (Fars.) Er. Güç, kuvvet,
TÜVANA: (Fars.) Ka. Güçlü.
TÜVANGER: (Fars.) Er. Zengin, mülk sahibi, varsıl.
TÜZEL: (Tür.) Adalet, hukuk. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TÜZEMAN: (Tür.) Er. Adaletli kimse. Yasa adamı, hukukçu.
TÜZENUR: (Tür.) Ka. Tüze nur.
TÜZMEN: (Tür.) Er. Doğru, adil, güvenilir kimse.
TUZUN: (Tür.) Yumuşak huylu, sakin kimse, soylu, asil. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
TÜZÜNALP: (Tür.) Er. Yumuşak başlı, sakin, asil yiğit.
TÜZÜNER: (Tür.) Er. Tuzun er. *"
nizipli_mehmet Üye
Üyelik: 2005-10-03 Herkese açık mesaj: 8.461
#113292
UBAB: (Ar.) Er. 1. Pek taşkın, coşkun. 2. Delice akan sel.
UBEYD: (Ar.) Er. (bkz. Ubeyde).
UBEYDE: (Ar.) Ka. Küçük köle, kölecik. Ashabın kullandığı isimlerdendir. Ubeyde b. El-Cerrah.
UBEYDULLAH: (Ar.)Er. Allah'ın kulu.
UCAER: (Tür.) Er. Değerli, yüce kimse.
UCATEKlN: (Tür.) Er. Yücelikte eşsiz kimse.
UÇANAY: (Tür.) Er. Ay gibi yüksek anlamında.
UÇANOK: (Tür.) Er. Hızlı, atak, yiğit.
UÇAR: (Tür.) Er. Uçan, uçucu.
UÇARER: (Tür.) Er. Uçar er.
UÇBAY: (Tür.) Er. Sınır beyi.
UÇBEYİ: (Tür.) Er. Selçuklu ve Osmanlılarda sınırlardaki askeri güçlerin kumandanlarına verilen ad.
UÇHAN: (Tür.) Er. Sınır şehir hanı.
UÇKAN: (Tür.) Er. Deli dolu, havai, toy.
UÇKUN: (Tür.) 1. Kıvılcım. 2. Pahalı, yüksek. 3. Uçan, çapkın. 4. Becerikli, eli tez. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
UÇMA: (Tür.) Er. 1. Dağın karlarla örtülmüş dik yamacı.
UÇMAN: (Tür.) Er. Uçan uçucu.
UÇUK: (Tür.) Er. 1. Uçmuş, soluk renk. 2. Çökmüş yer, toprak. 3. İyi. 4. Sivri dağ tepesi.
UÇUR: (Tür.) Er. 1. Vakit, an, fırsat. 2. Mevsim.
UFKl: (Ar.) Er. Ufka ait, ufukla ilgili.
UFUK: (Ar.) 1. Düz arazide ya da açık denizde gökle yerin birleşir gibi göründüğü yer. 2. Anlayış, kavrayış, görüş, düşünce gücü. 3. Çevre, dolay.
Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
UFUKTAN: (a.ü.) Er. Sabah aydınlığının ufukla birleştiği nokta.
UĞAN: (Tür.) Yüce, yüksek, güçlü.
Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
UĞANBİKE: (Tür.) Ka. Uğan bike.
UĞRAŞ: (Tür.) Güçlük ve kötülükle uğraşma, mücadele. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
UĞUR: (Tür.) 1. İyilik, şans, talih, baht. Fırsat, tesadüf. 2. Kimi olaylarda görülen ve insana iyilik getirdiğine inanılan iyilik kaynağı. İslam'da bu tür düşüncelere itibar edilmez. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
UĞURAL: (Tür.) Er. Uğur al.
UĞURALP: (Tür.) Er. Hayırlı yiğit.
UĞURATA: (Tür.) Er. Hayırlı ata.
UĞURAY: (Tür.) Uğurlu ay. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
UĞURCAN: (Tür.) İyilikçi ve candan. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
UĞUREL: (Tür.) Er. Eli uğurlu olan.
UĞURHAN: (Tür.) Er. Hayırlı lider.
UĞURLU: (Tür.) Uğurlu olan, iyilik getirdiğine inanılan, kutsal kutlu. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
UĞURLUBAY: (Tür.) Er. Uğurlu bay.
UĞURLUBEY: (Tür.) Er. Uğurlu bey.
UĞURSAL: (Tür.) Er. Uğurla ilgili, uğurlu.
UĞURSAN: (Tür.) Uğuruyla tanınmış olan. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
UĞURSAY: (Tür.) Er. Uğur say.
UĞURSEL: (Tür.) Uğur sel. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
UĞURSOY: (Tür.) Uğurlu soydan gelen. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
UĞURTAN: (Tür.) Er. Uğur tan.
UĞURTAY: (Tür.) Er. Uğurlu genç. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
UĞUŞ: (Tür.) 1. Anlayış, zeka, bekleyiş. 2. Benzeyiş. 3. Soy, kabile, soysop. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
UĞUZ: (Tür.) Er. Kutsal, mübarek. Saf, temiz.
UHRA: (Ar.) Başka, diğer. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
UKAB: (Ar.) Er. 1. Karakuş, kartal, tavşancıl kuşu. 2. Hz. Muhammed'in (s.a.s) (bayrak) sancaklarından birinin adı. 3. Nesir burcu, kartal takım yıldızı.
UKBE: (Ar.) Er. Ashabın meşhurlarından: Ukbe b. Nafl.
UKDE: (Ar.) Er. 1. Düğüm. Zor, karışık, iş. 2. Bir gezegen yörüngesinin her iki ucu.
UKHUVAN: (Ar.) Ka. Papatya.
UKNUM: (Ar.) Er. 1. Asıl, temel. 2. Hıristiyanlıktaki teslis inancını meydana getiren üç unsurdan her biri.
UKUL: (Ar.)Er. Akıl, us.
UKUŞ: (Tür.) Er. (bkz. Uğuş).
ULA: (Ar.) 1. Birinci. 2. Şan ve şeref sahibi kimse Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ULAÇ: (Tür.) Er. Bağlayan, bağlayıcı. Sınır.
ULAÇHAN: (Tür.) Er. Sınır hanı.
ULAĞ: (Tür.) Er. Ulak.
ULAŞ: (Tür.) Amacına eriş, isteğine kavuş. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ULU: (Tür.) Er. 1. Erdemleri bakımından çok büyük, yüce. 2. Zengin, saygın.
ULUALP: (Tür.) Er. Çok erdemli, yüce yiğit.
ULUANT: (Tür.) Er. Kutsal, büyük yemin.
ULUBAŞ: (Tür.) Er. Yüce, saygın kimse.
ULUBAY: (Tür.) Er. Yüce, saygın,erdemli kişi.
ULUBEK: (Tür.) Er. Saygınlığı olan bey.
ULUBERK: (Tür.) Er. Saygın kişilikli yiğit..
ULUCAN: (Tür.) Er. Erdemli, saygın, yüce kişi.
ULUÇ: (Tür.) Er. 1. Selçuklular döneminde Türk beylerine verilen unvan. 2. Ünlü Türk denizcisi Uluç (Kılıç) Ali Paşa'nın adı.
ULUÇ AĞ: (Tür.) Er. Hayırlı, uğurlu dönem.
ULUÇAM: (Tür.) Er. Ulu çam.
ULUÇKAN: (Tür.) Er. Uluç kan.
ULUDAĞ: (Tür.) Er. Çok büyük, yüce dağ.
ULUDOĞAN: (Tür.) Er. Doğuştan yüce, uğurlu kimse.
ULUER: (Tür.) Er. Saygın, uğurlu, yüce kimse.
ULUERKAN: (Tür.) Er. Saygın, yüce, soylu kimse.
ULUĞ: (Tür.) Er. Ulu, büyük, saygın.
ULUHAN: (Tür.) Er. Büyük, saygın hükümdar.
ULUKAAN: (Tür.) Er. Büyük, saygın hükümdar.
ULUKAN: (Tür.) Er. Soylu yüce kandan gelen.
ULUKUT: (Tür.) Er. Çok uğurlu, kutlu kimse.
ULUM: (Tür.) Ululuk, haşmet, büyük gösteriş. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ULUMAN: (Tür.) Er. Ulu, yüksek, saygın kimse.
ULUMERİÇ: (Tür.) Er. Ulu Meriç”.
ULUN: (Tür.) 1. Büyük, ulu. 2. Temrensiz ok. 3. Buğday, arpa kökü. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ULUNAY: (Tür.) Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ULUÖZ: (Tür.) Er. Özü yüce, saygın kimse.
ULUS: (Tür.) 1. Millet, halk, insan topluluğu. 2. Göçebe. 3. Oba, aşiret, kavim. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ULUSAN: (Tür.) Er. Adı yüce tanınmış kimse.
ULUSOY: (Tür.) Er. Ulu, yüce, soylu.
ULUSU: (Tür.) Er. Yüce, kuüu su.
ULUŞAHİN: (Tür.) Er. Ulu şahin.
ULUSAN: (Tür.) Er. Yüce şanlı kimse.
ULUTAN: (Tür.) Er. Ulu tan.
ULUTAŞ: (Tür.) Er. Ulu taş.
ULUTAY: (Tür.) Er. Ulu tay.
ULUTEKİN: (Tür.) Er. Yüksek şahsiyetli ve sakin kişilikli.

ULVİ: (Ar.) Er. Yüksek, yüce, manevi yapısı ön plana çıkabilen.
ULVİYE: (Ar.) Ka. (bkz. Ulvi). UMA: (Tür.) Er. 1. Hediye, armağan. 2. Konuk, misafir.
UMAN: (Tür.) Er. Umudu olan, bekleyen, umutlu.
UMAR: (Tür.) Çare, çıkar yol. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
UMA Y: (Tür.) 1. Orhun yazıtlarında geçen, çocukları ve hayvanları koruduğuna inanılan Tanrıça. 2. Devlet kuşu. İsim olarak kullanılmaz.
UMMAN: (Ar.) Ulu, büyük, engin deniz, okyanus. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ÜMRAN: (Ar.) 1. Bayındırlık, mamurluk. 2. Uygarlık, ilerleme, refah ve mutluluk. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
UMUR: (Tür.) Görgü, bilgi, deneyim. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
UMURAL: (Tür.) Er. Görgü, bilgi, deneyim kazan.
UMURALP: (Tür.) Er. Görgülü, bilgili, yiğit.
UMURBAY: (Tür.) Er. Görgülü,
bilgili, saygın kişi.
UMURBEY: (Tür.) Er. Görgülü, bilgili, kişi.
UMUT: (Tür.) Ummaktan doğan, güven duygusu, ümit. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
UN AN: (Tür.) 1. Sadakat, bağlılık. 2. Hak. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
UNAT: (Tür.) Doğru yolu tutan. Akıllı. Ergin. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
UNGAN: (Tür.) Er. 1. Onmuş kişi, mutlu. 2. Yürekli, yiğit kişi.
UNSUR: (Ar.). Öğe, ilke, eleman. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
URAL: (Tür.) Er. Hazar denizine dökülen, ı inak ve sıradağ.
URALP: (Tür.) Er. Kentli yiğit. URALTAN: (Tür.) Er. Ur altan.
URALTAY: (Tür.) Er. Ur altay.
URAM: (Tür.) Er. Büyük, geniş yol.
URAN: (Tür.) Yetenekli, usta, becerikli. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
URANDU: (Tür.) Er. 1. Seçkin, seçilmiş. 2. Hayırlı.
URANGU: (Tür.) Er. Savaşçı, savaşkan. . ...., T
URAZ: (Tür.) Er. Şans, talih.
URAZA: (Ar.)Er. 1. Hediye, armağan. 2. Konuğa çıkarılan yiyecek.
URGUN: (Tür.) Er. 1. Vurulan, vurulmuş. Vurgun, aşık. 2. Gizli.
URHAN: (Tür.) Er. Yüksek rütbeli han.
URKAN: (Tür.) Er. 1. Kale hendeği. 2. Şehir, kent. 3. Yüksek ve korunaklı yer.
URLUK: (Tür.) Er. Aile, soy sop. Tohum.
URUÇ: (Ar.) Yukan çıkma, yükselme, ağma. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
URUK: (Tür.) Er. 1. Tane, tohum. 2. Nesil, kuşa.
URUZ: (Tür.) Er. Hedef, amaç, gaye.
URVE: (Tür.) Kulp, sağlam. Urvetü'lVuska, sağlam kulp. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. Sahabe adlanndandır: Urve b. ezZübeyr.
URZA: (Ar.) Hedef, amaç. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
USAL: (Tür.) Er. 1. Gamsız, kedersiz, keyfine düşkün. 2. Önemsiz.
USALAN: (Tür.) Er. Akıl alan, akıllı.
USALP: (Tür.) Er. Akıllı yiğit.
USARE: (Tür.) Ka. Özsu.
USBAY: (Tür.) Er. Akıllı, saygın kişi. • • >:.. •'—.•••.
USBERK: (Tür.) Er. Şimşek gibi parlak akıllı kimse.
USBEY: (Tür.) Er. Akıllı kişi. USER: (Tür.) Er. Akıllı kişi. J
USHAN: (Tür.) Er. Akıllı hükümdar. USKAN: (Tür.) Er. Akıllı soydan gelen.
USLU: (Tür.) Akıllı, zeki, uysal, sakin kimse. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
USLUER: (Tür.) Er. Akıllı, olgun
kişi.
USMAN: (Tür.) Er. Akıllı, zeki kimse.
USUM: (Tür.) Er. Akıllı.
USUN: (Tür.) Hüzün. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
USUNBİKE: (Tür.) Ka. Hüzünlü hanım.
UTARİD: (Ar.) Merkür. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. Türk dil kuralına göre "dA" olarak kullanılır.
UTBE: (Ar.) Er. Meşhur sahabelerden bazılarının ismi.
UTKAN: (Tür.) Er. 1. Zafer kazanmış, muzaffer. 2. Şerefli, onurlu soydan gelen.
UTKU: (Tür.) Birçok emek ve tehlikelerden sonra ulaşılan, mutlu sonuç, zafer. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
UTMAN: (Tür.) Er. Sereni, edepli, terbiyeli kimse.
UYAR: (Tür.) Er. 1. Uygun yerinde. 2. Boyun eğen, uysal, nazik kimse.
UYARALP: (Tür.) Er. Uysal, nazik yiğit.
UYAREL: (Tür.) Er. Uyar el.
UYGAN: (Tür.) Er. Uyumlu, uyan.
UYGAR: (Tür.) Kültürlü, eğitimli, görgülü, medeni. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
UYGU: (Tür.) Uyum, uygunluk. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
UYGUN: (Tür.) 1. Yakışır, yaraşır, elverişli, yararlı. 2. Oranlı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
UYGUNEL: (Tür.) Er. Uygun el.
UYGUNER: (Tür.) Er. Uygun uyumlu, olumlu.
UYGUR: (Tür.) 1. Orta Asya'da büyük devlet ve uygarlık kurmuş, yazılı anıtlarla sanat yapıtları bırakmış olan bir Türk ulusu. 2. Uygar, medeni. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
UYGURALP: (Tür.) Er. Uygar yiğit. Uygur'a mensup kişi.
UYSAL: (Tür.) Yumuşak başlı, uyumlu, boyun eğen. Terbiyeli. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
UYUN: (Ar.) Gözler. Pınarlar, kay naklar. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
UZ: (Tür.) 1. İyi, güzel. Uygun, doğru. 2. Usta. 3. Temiz, dikkatli. Becerikli, akıllı, anlayışlı. 4. Yakın, içten. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
UZALP: (Tür.) Er. İyi, temiz, akıllı, anlayışlı yiğit.
UZAY: (Tür.) Bütün varlıkların içinde bulunduğu sonsuz boşluk. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
UZBAY: (Tür.) Er. İyi, becerikli, temiz, akıllı ve saygın kişi.
UZCAN: (Tür.) Er. Uysal, uyumlu,
iyi insan.
UZEL: (Tür.) Usta, becerikli kişi. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ÜZER: (Tür.) Er. Becerikli, akıllı kişi.
UZGÖREN: (Tür.) Er. Gerçeği önceden görebilen.
UZHAN: (Tür.) Er. Ülke ve halkına faydalı olan. «ı«i)l
UZKAN: (Tür.) Er. Erdemli soydan gelen.
UZLET: (Ar.) Er. Bir kenara çekilip toplum yaşayışından ayn kalma.
UZMA: (Ar.) Büyük, en büyük. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
UZMAN: (Tür.) Belli bir iş ya da konuda bilgi, görüş ve becerisi olan kimse. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. ^.^
UZSAN: (Tür.) Er. Becerisi ve diğer iyi nitelikleriyle tanınan.
UZSOY: (Tür.) Er. İyi nitelikli soydan gelen.
UZTAN: (Tür.) Er. Uz tan.
UZTAŞ : (Tür.) Er. Uz taş.
UZTAV: (Tür.) Er. Uz tav. UZTAY: (Tür.) Er. Uz tay. UZTEKİN: (Tür.) Er. Uz tekin.
nizipli_mehmet Üye
Üyelik: 2005-10-03 Herkese açık mesaj: 8.461
#113293
ÜBAB: (Ar.) Er. Şiddetli, taşkın sel suyu.
ÜBABE: (Ar.) Ka. (bkz. Übab).
ÜBEY: (Ar.) Er. Sahabedendir. Übey b. Ka'b.
ÜBEYDULLAH: (Ar.) Er. Allah'ın kulu.
ÜBEYD: (Ar.) Er. Köle, kölecik, kul.
Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
ÜBEYDE: (Ar.) Ka. (bkz. Übeyd).
ÜBHET: (Ar.) Er. Büyüklük, ululuk.
ÜÇEL: (Tür.) 1. Yüce, yüksek. 2. Arka. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ÜÇER: (Tür.) Er. Üç er.
ÜÇGÜL: (Tür.) Ka. 1. Yaban yoncası. 2. Üç gül.
ÜÇOK: (Tür.) Er. Oğuz destanına göre sol kolda bulunan 12 Oğuz boyuna verilen ad.
ÜFTADE: (Fars.) Ka. 1. Düşmüş,
düşkün. 2. Aşık.
ÜFTADEGl: (Fars.) Er. Düşkünlük.
ÜGE: (Tür.) Ünlü, şöhretli. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ÜKE: (Tür.) Onur, şeref. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ÜKSÜM: (Ar.) Ka. Çayın, çimeni çok güzel bahçe.
ÜLEZ: (Tür.) 1. Batmakta olan güneş. 2. Salgın. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ÜLFER: (Ar.) Büyük su, ırmak. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ÜLFET: (Ar.) 1. Alışma, kaynaşma. 2. Görüşme, konuşma. 3. Dostluk, arkadaşlık. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ÜLGEN: (Tür.) 1. Yüce, yüksek, ulu. 2. İyilik tanrısına verilen ad. İsim olarak kullanılmaz.

ÜLGENALP: (Tür.) Er. 1. Yüce, ulu, yiğit. 2. Ülgen alp.
ÜLGENER: (Tür.) Er. Yüce, ulu kimse. Ülgen er.
ÜLGER: (Tür.) Kumaş vb. şeylerdeki ince tüy. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ÜLGÜ: (Tür.) Er. 1. Yakışıklı kimse. 2. Pay, hisse. 3. Tutum, tavır.
ÜLKE: (Tür.) 1. Bir devletin egemenliği altında bulunan yerlerin tümü. 2. Yurt, vatan. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ÜLKEM: (Tür.) Yurdum, vatanım. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ÜLKEN: (Tür.) Senin yurdun, senin vatanın. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ÜLKENUR: (Tür.) Yurdunu aydınlatan ışık. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ÜLKER: (Tür.) Boğa burcunda yedi yıldızdan biri. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ÜLKÜ: (Tür.) Amaç edinilen, ulaşılmak istenilen şey. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ÜLKÜM: (Tür.) Amacım, ulaşmak istediğim şey. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ÜLKÜMEN: (Tür.) Er. Ülküsü olan. bir ülküye bağlı olan kimse.
ÜLKÜSEL: (Tür.) Ülkü ile ilgili, ülkü niteliğinde. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ÜLMEN: (Tür.) Er. Denizci, deniz adamı.
ÜMERA: (Ar.) Er. Beyler, emirler.
ÜN AN: (Ar.) İnleme, nalan. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ÜNSA: (Ar.) Ka. Kadın, kız, nisa.
ÜMİT: (Fars.) (bkz. Umut). Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ÜMMET: (Ar.) Bir peygambere inananların hepsi. İslam dinine bağlı olanların hepsine verilen ad.
ÜMMİYE: (Ar.) Ka. Anneye ait, anneyle ilgili.
ÜMMÜHAN: (Ar.) Ka. Hükümdar anası.
ÜMNİYE: (Ar.) Ka. 1. Umut. 2. İstek, arzu. 3. Niyet.
ÜMRAN: (Tür.) (bkz. Ümran). Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ÜNAL: (Tür.) 1. Adın duyulsun, tanın, ün kazan. 2. Ün al. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ÜNALAN: (Tür.) Er. Adı duyulmuş, ün kazanmış.
ÜNALDI: (Tür.) Er. Ün aldı.
ÜNALMIŞ: (Tür.) Er. Ün ve şan kazanmış.
ÜNALP: (Tür.) Er. Tanınmış, ünlü, yiğit.
ÜNAY: (Tür.) Ay gibi tanınmış, ünü parlak, şöhretli.
ÜNEK: (Tür.) Er. 1. Kahraman, yiğit. 2. Ünlü tanınmış.
ÜNER: (Tür.) Er. Tanınmış, ünlü yiğit.
ÜNGÖRMÜŞ: (Tür.) Er. Ün görmüş.
ÜNGÜN: (Tür.) Er. Ün gün. ÜNGÜR: (Tür.) Er. Mağara.
ÜNKAN: (Tür.) Er. Tanınmış soydan gelen, soylu kan.
ÜNLEM: (Tür.) Ses, seda, çağrı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ÜNLÜ: (Tür.) Tanınmış, adı duyulmuş şöhretli, şanlı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ÜNLÜER: (Tür.) Er. Tanınmış, ünlü kimse.
ÜNLÜOL: (Tür.) Er. Adın duyulsun, ün kazan.
ÜNLÜSOY: (Tür.) Er. Tanınmış soydan gelen.
ÜNSAÇ: (Tür.) Adın duyulsun, ünlen. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
UNSAL: (Tür.) Adın duyulsun. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ÜNSAN: (Tür.) (bkz. Unsal). Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ÜNSEV: (Tür.) Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ÜNSEVEN: (Tür.) Ün seven. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ÜNSEVER: (Tür.) Ün sever. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ÜNSEVİN: (Tür.) Ün sevin. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ÜNSİ: (Ar.) Er. 1. Alışmış, sokulgan.
2. Arkadaş, dost.
ÜNSİYYE: (Ar.) Ka. (bkz. Ünsi).
ÜNÜVAR: (Tür.) 1. Ünü var. 2. Ünlü tanınmış. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ÜNVER: (Tür.) Ünlen, tanınmış ol, insan ol. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ÜNVERDİ: (Tür.) Er. Ün verdi. (bkz. Ünver).
ÜNVEREN: (Tür.) Er. Ün veren.
ÜNZİL: (Ar.) Er. Gönderilmiş, indirilmiş, inzal olunmuş.
ÜNZİLE: (Ar.) Ka. (bkz. Ünzil).
ÜRMEGÜL: (Tür.) Ka. Sarmaşık.
ÜRÜN: (Tür.) 1. Üretilen, yararlı şey, topraktan elde edilen. 2. Yapıt, eser. 3. Sık orman. 4. Çokluk, bolluk. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ÜRÜNAY: (Tür.) Ka. Ürün ay.
ÜRÜNDÜ: (Tür.) Er. Seçilmiş, seçkin.
ÜRÜNDÜBAY: (Tür.) Er. (bkz. Üründü).
ÜSGEN: (Tür.) Er. 1. Yüksek. 2. Gelişmiş.
USTAM: (Ar.) Er. 1. Altın veya gümüşten yapılmış at eyeri. 2. Emin, güvenilir.
ÜSTAY: (Tür.) Er. Ay gibi yüksek yüce.
ÜSTEK: (Tür.) Er. Yüksek, yüce.
ÜSTEL: (Tür.) Er. (bkz. Üstek).
ÜSTER: (Tür.) Er. Çok değerli kimse.
ÜSTÜN: (Tür.) 1. Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan. 2. Yenen, galip gelen. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
ÜSTÜNE AY: (Tür.) Er. 1. Üstün bay. 2. Seçkin, başarılı kimse.
ÜSTÜNDAĞ: (Tür.) Er. Üstün dağ.
ÜSTÜNER: (Tür.) Er. Üsten er.
ÜVEYS: (Ar.) Er. İsteyen, arzu eden.
ÜZER: (Tür.) Er. 1. Üst. 2. Kaymak. 3. Faiz. Can sıkıcı, üzücü.
ÜZEYİR: (Ar.) Er. Kur'anı Kerim'de adı geçen, peygamber olup olmadığı konusunda ihtilaflı görüşler bulunan kişi. Tevbe suresi 30. ayette ismi geçer.
ÜZÜM: (Tür.) Ka. Asmanın taze ya da kuru olarak yenen ve salkım durumunda bulunan meyvesi.
nizipli_mehmet Üye
Üyelik: 2005-10-03 Herkese açık mesaj: 8.461
#113294
VABlL: (Ar.) Er. İri damlalı yağmur.
VABİLE: (Ar.) Ka. (bkz. Vabil)
VACİB: (Ar.) Er. 1. Dini (şer'i) bakımdan terkedilmesi doğru ve uygun olmayan, kesinlik bakımından farzdan sonra gelen. 2. Çok lüzumlu, bırakılması mümkün olmayan zaruri. Türk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır.
VACİBE: (Ar.) Ka. Yapılması gerekli olan.
VACİD: (Ar.) Er. Yaratan, meydana çıkaran. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
VACİDE: (Ar.) Ka. 1. Meydana getirici, yaratıcı. 2. Varlıklı, zengin.
VAFE: (Fars.) 1. Nasip, kısmet. 2. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
VAFİ: (Ar.) Er. Yeter, tam. Sözünde duran, sözünün eri.
VAFİD: (Ar.) Er. Elçi, temsilci, rasul.
VAFİR: (Ar.) Er. Çok, bol.
VAFİRE: (Ar.) Ka. (bkz. Vafır).
VAFİYE: (Ar.) Ka. (bkz. Vafı).
VAHA: (Ar.) Çöllerin su bulunan kesimlerinde oluşan bitkili alan. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
VAHAB: (Ar.) Er. Bağışlayan, ihsan eden. Türk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır. "Abd" takısı alarak kullanılırsa daha iyi olur: Abdülvahab.
VAHAT: (Ar.) Er. Çöl ortasında suyu ve yeşilliği olan yerler. Vahalar.
VAHDEDDİN: (Ar.) Er. Dinin tekliği, birliği. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
VAHDET: (Ar.) Er. 1. Yalnızlık, teklik, birlik. 2. Allah'ı birlemek, şirkten uzaklaşmak. 3. Hakimiyet ve teşri'i (yasa koyuculuğu) yalnız Allah'a ait olarak görmek.
VAHİB: (Ar.) Er. Bağışlayan, bağışlayıcı. Türk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır.
VAHİBE: (Ar.) Ka. (bkz. Vahib).
VAHİD: (Ar.) Er. Bir, tek, yalnız. Allah'ın sıfatlanndandır. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
VAHİDDİN: (Ar.) Er. Tek din, dinin tekliği.
VAHİDE: (Ar.) Ka. (bkz. Vahid).
VAİD: (Ar.) Er. Birini iyiliğe sevk ve kötülükten uzaklaştırmak için korkutma, yıldırma.
VAİL: (Ar.) Er. Sığınan, kurtulan. Sahabe adlanndandır: Vail b. Hucr.
VAİZ: (Ar.) Er. Dinsel öğüüerde bulunan kimse.
VAİZE: (Ar.) Ka. (bkz. Vaiz).
VAKAR: (Ar.) Ağırbaşlılık, haysiyetini koruma, temkin sabır, heybet. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
VAKİ: (Ar.) Er. l.Vuku bulan, olan, düşen, olagelen, rastlayan. 2. Geçen, geçmiş olan.
VAKIA: (Ar.) Ka. (bkz. Vaki).
VAKIF: (Ar.) Er. 1. Bir şeyi elde eden, bir işten haberli olan. 2. Duran, ayakta duran. Arafat'ta vakfe yapan.
VAKKAS: (Ar.) Er. Okçu, savaşçı. Sahabe isimlerindendir.
VAKUR: (Ar.) Er. Ağırbaşlı, temkinli.
VALA: (Fars.) Yüksek, yüce. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
VALAŞAN: (Fars.) Er. Şanı yüce, şanlı.
VALAY: (Fars.) Yükseklik, yücelik. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
VALİ: (Ar.) Er. Bir vilayeti idare eden en büyük memur.
VALİH: (Ar.) Er. Şaşakalmış, hayret etmiş, hayran.
VALİHE: (Ar.) Ka. (bkz. Valih).
VAMIK: (Ar.) Er. 1. Seven, aşık. 2. Vamık ile Azra öyküsünün erkek kahramanı.
VAMIKA: (Ar.) Ka. (bkz. Vamık).
VARAKA: (Ar.) Er. 1. Tek yaprak, tek kağıt. Yazılı kağıt. 2. İlk vahyin gelmesi üzerine Hz, Hatice'nin Hz. Peygamber'i alıp götürdüğü meşhur kişi: Varaka b. Nevfel. 3. Varaka ile Gülşah hikayesinin erkek kahramanı.
VARESTE: (Fars.) 1. Kurtulmuş. Serbest, rahat, azade. 2. İlişiksiz. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
VARGIN: (Tür.) Ulaşan, isteğine kavuşan. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
VÂSIF: (Ar.) Er. 1. Vasfeden, vasıflandıran. Bir kimse veya şeyi başkalarından ayıran kendine has hal, nitelik hususiyet. 2. Bir şeyin mahiyeti, sıfatı, tabiatı, karakteri ile bunların tarif ve sayılması.
VASIFE: (Ar.) Ka. (bkz. Vasıf).
VASIK: (Ar.) Er. Güvenilen, emin, mutemed. Abbasi halifelerinden birinin unvanı.
VASIL: (Ar.) Er. Ulaşan, kavuşan, yetişen.
VASILA: (Ar.) Ka. (bkz. Vasıl).
VARİD: (Ar.) Er. 1. Gelen, vasıl olan, erişen. 2. Bir şey hakkında çıkan, söylenen.
VARİDE: (Ar.) Ka. (bkz. Varid).
VARİS: (Ar.) Er. 1. Cenabı Hakk'ın 99 isminden birisi. Mal ve mülkün, bütün değerlerin son ve gerçek sahibi yüce Allah. 2. Varis kelimesi, müslümanlar kastedilerek de kullanılmıştır. 3. Mirasçı, kendisine miras düşen.
VARIŞ: (Tür.) Er. Zeka, anlayış, akıl.
VARLIK: (Tür.) Yaşam, hayat. Var olan herşey. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
VAROL: (Tür.) Er. Yaşa, uzun ve sağlıklı bir yaşamın olsun.
VASFİ: (Ar.) Er. Vasıfla ilgili, vasfa ait. Nitelikli.
VASFİYE: (Ar.) Ka. (bkz. Vasfı).
VASİ: (Ar.) Er. l. Vasiyeti yerine getiren, vesayeti yüklenen kimse, henüz reşid olmamış çocuğun işlerine bakmakla mükellef kimse. 2. Geniş, açık, enli, bol, kapsayıcı. 3. Her şeyi ihata edici. Bilgisinin boyutları sınırsız. 4. Allah'ın isimlerinden (bkz. Abdülvasi). Kur'anı Kerim'de zikredilen isimlerdendir.
VASİLE: (Ar.) Ka. (bkz. Vasıl).
VASSAF: (Ar.) Er. Niteliklerini bildirerek anlatan ya da öven. VassafelHazrat. İranlı tarihçi, yazar.
VASSAL: (Ar.) Er. 1. Vasleden, ulaştıran, birleştiren. 2. Sayfalan yapışan, eski yazılı bir kitabın sayfalarını ayıran sanatkar.
VASSALE: (Ar.) Ka. (Eski) yazma eserlerin kenarlı kısmına kağıt ilavesi suretiyle yapılan tamir şekli.
VATAN: (Ar.) Er. Yurt, ülke.
VAZAH: (Ar.) Er. Beyaz, güzel yüzlü adam.
VAZAHAT: (Ar.) Ka. Vazıhhk, açıklık.
VECAHEDDİN: (Ar.) Er. Dinin yüceliği, onuru. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
VECAHET: (Ar.) Ka. 1. Güzel yüzlülük, gösterişlilik, güzel yüz. 2. Saygınlık, onur.
VECAZET: (Ar.) Ka. Sözün, veciz kısa oluşu.
VECDET: (Ar.) Er. Zenginlik, vars allık.
VECDİ: (Ar.) Er. Coşkunlukla ilgili, coşkunlukla oluşan.
VECDİYE: (Ar.) Ka. (bkz. Vecdi).
VECHİ: (Ar.) Er. Yüzle ilgili, yüze ait.
VECHİYE: (Ar.) Ka. (bkz. Vechi).
VECİBE: (Ar.) Ka. Ödev, boyun borcu, vazife.
VECİD: (Ar.) Er. 1. Bir şeyin güzelliği karşısında kendini kaybedecek dereceye gelmek, coşkulanmak. 2. Tanrı sevgisinden dolayı duyulan coşkunluk, sevinç.
VECİH: (Ar.) Er. 1. Yüz, çehre. 2. Tarz, üslup. 3. Sebeb, vesile.
VECİHE: (Ar.) Ka. (bkz. Vecih).
VECİHİ: (Ar.) Er. 1. Güzellik, hoşluk, uygunlukla ilgili.2. Bir kavmin önderi, şeref ve mevki sahibi. Vecihî: Türk tarihçisi. (Kınm 1620).
VECİZ: (Ar.) Er. Kısa, derli toplu. VECİZE: (Ar.) Ka. Derin anlamlı, özlü, güzel söz.
VECNE: (Ar.) Ka. Yanak yumrusu, elmacık.
VEDA: (Ar.) Ka. 1. Ayrılırken söylenen selamlama sözü. 2. Ayrılma, ayrılış.
VEDAT: (Ar.) Er. Sevgi, dostluk.
VEDİ: (Ar.) Er. Başkasının malını saklamakla görevli kimse.
VEDİA: (Ar.) Ka. Saklanılması, korunması için birine ya da bir yere bırakılan emanet. VEDİATULLAH: (Ar.) Allah'ın emaneti, dini. Kadınlar da Allah'ın emaneti olarak nitelenmişlerdir.
VEDİD: (Ar.) Er. Dost, sevgisi çok olan. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
YEDİDE: (Ar.) Ka. (bkz. Vedid).
VEDUD: (Ar.) Er. 1. Çok muhabbetli, çok şefkatli. 2. Allah'ın isimlerinden. İyi kullarım sevip onlara rahmet ve rızasını irade eden yüce Allah. (bkz. Abdülvedud). Kur'an'da Hud, ayet: 90; Buruc, ayet: 14'te zikredilmiştir.
VEFA: (Ar.) Er. 1. Sözünü yerine getirme, sözünde durma, borcunu ödeme. 2. Sevgi, dostluk ve bağlılıkta sebat. Yetme yetişme; ömrü vefa etmedi. VEFAl: (Tür.) Er. Vefa ile ilgili.
VEFAKAR: (a.f.i.) Sevgisi geçici olmayan, vefası olan. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
VEFİ: (Ar.) Er. 1. Vefalı, bağlı. 2. Tam, mükemmel, eksiksiz.
VEFİA: (Ar.) Ka. 1. Vefalı, sevgisi geçici olmayan. 2. Tam, eksiksiz.
VEFİK: (Ar.) Er. Uygun, muvafık, arkadaş, yoldaş, aynı fikirde olan. Ahmed Veflk Paşa.
VEFİKA: (Ar.) Ka. (bkz. Vefık). VEFİR: (Ar.) Er. Çok, bol. VEFİRE: (Ar.) Ka. (bkz. Vefır).
VEFRET: (Ar.) Çokluk, bolluk. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
VEHBİ: (Ar.) Er. Allah'ın ihsanı sonucu olan. Allah vergisi, fıtri.
VEHBİYYE: (Ar.) Ka. (bkz. Vehbi).
VEHHÂB: (Ar.) Er. Çok hibe eden, bağışlayan. Sayısız nimetler veren yüce Allah. Bu isim EsmaulHüsna'dandır. Kur'anı Kerim'de, Ali İmran, ayet: 8; Sa'd suresi ayet: 9 ve 35'te geçmektedir. (bkz. Abdülvehhab).
VEHHAC: (Ar.) Er. Çok parıltı. Çok alevli.
VEHB: (Ar.) Er. Bağışlama, bağış, vergi. Vehb b. Mu.ne.bbih: Kitabü'lKader'in müellifi. Türk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır.
VEKİL: (Ar.) Er. 1. Başkasının yerine ve adına hareket eden veya konuşan. 2. Asıl vazifelinin yerine çalışan, bir vazifeyi geçici olarak idare eden. 3. Hükümet üyesi olan kimse, bakan, nazır. 4. Kur'an'da Allah'ın ismi olarak da geçmektedir, (bkz. Abdülvekil).
VEKKAD: (Ar.) Er. Parlak, aydınlık, ışıklı.
VELA: (Ar.) Er. Yakınlık, sahiplik. Efendisinin, azat ettiği köle ve cariyesi ile olan münasebeti ve onlar üzerindeki hakkı.
VELADET: (Ar.) Doğuş, dünyaya gelmek, ortaya çıkmak.
VELA YA: (Ar.) Ka. Ermiş kadınlar.
VELAYET: (Ar.) Ka. 1. Velilik, ermişlik. Veli ve ermiş olan kimsenin hali ve sıfatı. 2. Başkasına sözünü geçirme. 3. Dostluk, sadakat.
VELİ: (Ar.) Er. 1. Çocuğun bakımı ve idaresi üzerinde olan, hal ve hareketlerinden sorumlu bulunan kimse. 2. Dost, yakın. 3. Allah'ın sevgili kulu, ermiş evliya. Allah'ın isimlerinden, (bkz. Abdulveli).
VELİCAN: (Ar.) Er. Candan, dost, yakın.
VELÎD: (Ar.) Er. Yeni doğmuş çocuk. Erkek çocuk, köle. Sahabe isimlerindendir.
VELİDE: (Ar.) Ka. (bkz. Velid).
VELİME: (Ar.) Ka. Düğün ziyafeti. Evlenme, düğün.
VELİYE: (Ar.) Ka. (bkz. Veli).
VELİYULLAH: (Ar.) Er. Allah'ın sevgili kulu. Allah'a teslim olmuş, onun hakimiyet ve sultasının dışında hakimiyet ve sulta tanımayan. Yalnızca Allah'ı, rasulünü ve mü'minleri dost edinen.
VELİYÜDDİN: (Ar.) Er. Dinin sahibi. Dinin dostu.
VELU: (Ar.) Er. Bir şeye fazla düşkün olan.
VELUD: (Ar.) Ka. Doğurgan, çok doğuran.
VEMİZ: (Ar.) Er. Bulut arasından görünen ışık.
VENÜS: (Fran.) Ka. Merkür'den sonra, Güneş'e en yakın olan gezegen. Çobanyıldızı.
VERÂ: (Ar.) Ka. 1. Günah ve haramdan kaçınmak için şüpheli şeylerden uzak durma, takva, ittika. 2. Halk, mahluk, alem, kainat.
VERDA: (Ar.) Ka. Gül.
VERDİ: (Ar.) Er. Güle ait, gül ile ilgili.
VERDİNAZ: (a.f.i.) Ka. Naz gülü, nazlıların gülü.
VERGİ: (Tür.) Bir kimsenin doğuştan sahip olduğu iyi nitelikler. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
VERGİN: (Tür.) Verici, özverili kimse. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
VERİM: (Tür.) Ortaya çıkan, beklenilen, istenilen sonuç. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
VERKA: (Ar.) Er. 1. Yabani güvercin, üveyik. 2. Açık, boz renk.
VERRAK: (Ar.) Er. Kağıtçı. Ünlü Arap kelam bilgini: Ebû İsa Muhammed b. Harun elVerrak.
VERŞAN: (Ar.) Çevreye şan ver, ünlen, ünlü ol. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
VERZİŞ: (Fars.) Ka. 1. Çalışma, işletme. 2. Çalışmış.
VESAMET: (Ar.) Güzellik, güzel olma. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
VESİK: (Ar.) Er. Çok sağlam, güçlü.
VESİKA: (Ar.) Ka. İnanılacak sağlam delil. Belge.
VESİLE: (Ar.) Ka. 1. Neden, sebep. 2. Elverişli durum. 3. Kavuşma, yaklaşma. 4. Rasulullah'ın cennetteki makamı. Maide suresi 57. ayette geçmektedir.
VESİM: (Ar.) Er. Güzel yüzlü.
VESİME: (Ar.) Ka. (bkz. Vesim).
VEYİS: (Tür.) Er. Yoksulluk, muhtaçlık.
VEYSEL: (Ar.) Er. Aslı Üveys'tir. Kurt anlamında. Veysel Karanı: Raşid halifeler döneminde Şam'dan Medine'ye gelerek yaşamış, Medinei Münevvere'de itibarlı bir hayat sürmüş. Hadisi şeriflerde övülmüş meşhur veli. Şiftin savaşında şehid olduğu söylenir. (bkz. Üveys).
VEYSl: (Ar.) Er. Yoksul, muhtaç. Veysi: Türk şair, yazar (Üsküp 1625).
VEZİME: (Ar.) Ka. Beytullah'a gönderilen hediye, armağan.
VEZİR: (Ar.) Er. Osmanlı devletinde, askeri ve idari en yüksek derece olan vezirlik rütbesinde olan kimse.
VEZİRE: (Ar.) Ka. (bkz. Vezir).
VİCDAN: (Ar.) Ka. 1. İyiyi kötüden, hayn serden ayırmayı sağlayan iç duygu, ahlak şuuru. His duygu. 2. Din, inanç.
VİDAD: (Ar.) Er. Sevme, sevgi. Dostluk.
VİDADE: (Ar.) Ka. (bkz. Vidad).
VİLDAN: (Ar.) Ka. 1. Yeni doğmuş çocuklar. 2. Kullar, köleler. Kur'arida
zikredilmiştir.
VİSALİ: (Ar.) Er. Kavuşma, ulaşma ile ilgili.
VİSAM: (Ar.) Er. Damgalı, nişanlı.
VOLKAN: (Fran.) Er. Yanardağ, burkan. c
VURAL: (Tür.) Er. Vur al.
VURALHAN: (Tür.) Er. Vural han.
VURGUN: (Tür.) Er. Birine aşık, tutkun.
VUSKA: (Ar.) Çok sağlam, pek kuvvetli. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. Urvetü'lVuska (Pek sağlam kulp) müslümanlık.
VUSLAT: (Ar.) Ka. Ulaşma, erişme, kavuşma, buluşma, beraber olma.
VUSTA: (Ar.) Er. 1. Orta, ortada bulunan, arada olan, iç. 2. Orta parmak.
VÜREYKA: (Ar.) Ka. Yaprakçık, küçük yaprakçık.

Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.

WhatsApp iletişim