Nizip.com
Üye ol
Genç Muhabbet

Ilginç konular ve güzel tesbitler

Görüntülenme: …

fsoyarik Üye
Üyelik: 2005-05-06 Herkese açık mesaj: 5.099
#260032



Anlayana... Öyle insanlar tanıdımki; kibir ve bencilliklerinden

bir adım öteye geçemediler.... Yazık...



Neler Ogrendim;





YAŞ 5 Anne ve babamın birbirlerine bağırmalarının beni ne kadar korkuttuğunu öğrendim.
YAŞ 7 Meşrubat içerken gülersem içtiğimin burnumdan geleceğini öğrendim.
YAŞ 12 Bir şeyin değerini anlamanın en iyi yolunun bir süre ondan yoksun kalmak olduğunu öğrendim.
YAŞ 13 Annemle babamın elele tutusmalarının ve öpüşmelerinin beni daima mutlu ettiğini öğrendim.
YAŞ 15 Bazan hayvanların kalbimi insanlardan... daha fazla ısıttığını öğrendim.
YAŞ 18 İlk gençlik yıllarımın keder, şaşkınlık, ıstırap ve aşktan ibaret olduğunu öğrendim.
YAŞ 24 Aşkın kalbimi kırabileceğini ama buna değer olduğunu öğrendim.
YAŞ 33 Bir arkadaşı kaybetmenin en kestirme yolunun ona ödünç para vermek olduğunu öğrendim.
YAŞ 36 Önemli olanın başkalarının benim için ne düşündükleri değil benim kendi hakkımda ne düşündüğüm olduğunu öğrendim.
YAŞ 38 Eşimin beni hala sevdiğini, tabakta iki elma kaldığında küçüğünü almasından anlayabileceğimi öğrendim.
YAŞ 41 Bir insanın kendine olan güveninin, başarısını büyük oranda belirlediğini öğrendim.
YAŞ 44 Annemin beni görmekten her seferinde sonsuz mutluluk duyduğunu öğrendim..
YAŞ 46 Yalnızca minik bir kart göndererek bile birinin gönlünü aydınlatabileceğimi öğrendim.
YAŞ 49 Herhangi bir işi yaptığımdan daha iyi yapmaya çalıştığımda, o işin yaratıcılığa dönüştüğünü öğrendim.
YAŞ 50 Sevgi, evde üretilmemişse, başka yerde öğrenmenin çok güç olabileceğini öğrendim.
YAŞ 53 İnsanların bana, izin verdiğim biçimde davrandıklarını öğrendim.
YAŞ 55 Küçük kararları aklımla, büyük kararları ise kalbimle almam gerektiğini öğrendim.
YAŞ 64 Mutluluğun parfum gibi olduğunu, kendime bulaştırmadan başkalarına veremeyeceğimi öğrendim.
YAŞ 70 İyi kalpli ve sevecen olmanın, mükemmel olmaktan daha iyi olduğunu öğrendim.
YAŞ 82 Sancılar içinde kıvransam bile başkalarına basağrısı olmamam gerektiğini öğrendim.
YAŞ 90 Kiminle evleneceğin kararının hayatta verilen en önemli karar olduğunu öğrendim.
YAŞ 95 Öğrenmem gereken daha pek çok şeyler olduğunu öğrendim.
fsoyarik Üye
Üyelik: 2005-05-06 Herkese açık mesaj: 5.099
#260033
Subject: KALP İLE BEYİN ARASINDA BİR KÖPRÜ BULUNDU

Yüzyıllardır gelmiş geçmiş üstadların,bilgelerin,peygamberlerin en azından 1 kez olsun gönül gözü diye adlandırdığı şey gerçek oluyor.


Kalbimizin sadece vücudumuza kan pompalayan bir organ olmadığı bilim tarafından son yıllarda giderek daha iyi anlaşılıyor.

Kalbin daha önceden bilimin farketmediği, ama sözde daha ilkel toplumların çoktan farkettiği, bildiği bir dolu yönü de bilim tarafından farkedilmeye başlandı.

Mesela kalbimizde NÖRONLAR bulundu. O sebeple de kalp nakli yapılan bazı insanlarda daha önceden olmayan alışkanlıklar, özellikle de daha önceden olmayan yeni yeme alışkanlıkları ortaya çıkabiliyor.

KALP İLE BEYİN ARASINDA BİR KÖPRÜ BULUNDU.Bu köprünün henüz ne yaptığı bilinmiyor.Muhtemelen BİLGİ taşıyor.Çünkü nöron demek bize ait bilgiler demek.Ya bizim kalbe kayıt ettiğimiz,yada doğuştan gelen..

Kalbimizin beynimizden 100 kere daha güçlü elektrik alan ve 5000 kere daha güçlü manyetik alan ürettiği saptandı.

O kadar güçlü manyetik bir alan ki 22.000 mil uzaktaki uydudan bile ölçülebiliyor.

Dünyanın manyetik alanındaki dalgalanmalardan biz insanların etkilendiği biliniyordu, ancak bizim kalbimizin yaydığı manyetik alanın dünya manyetik alanını etkilediği pek bilinmiyordu.

Yeryüzünün manyetik alanları ve bu alandaki dalgalanmalar uydulardan düzenli olarak ölçülüyor.

Örneğin ikiz kulelerin yıkıldığı 11 Eylül günü dünyanın manyetik alanlarında bilim adamlarının anlayamadığı anormal bir sapma olmuş.

Sonradan araştırdıklarında o gün televizyonlardan kulelerin yıkılma görüntüsünü dünyanın çeşitli yerlerinden izleyen insanların duyduğu üzüntüden kaynaklandığı anlaşılmış.

Kalbe dayalı yaşamı geliştirmek için bir Kalp Matematiği Enstitüsü bile kurulmuş.

Belki internetten girip bakmak isterseniz diye İngilizcesini de yazayım: IHM, açık hali ile ‘Institute of Heart Math’.

Başında Howard Martin adında bir bilim adamı var. Sürekli kalp zekası ve kalpten evrene yayılan dalgalarla ilgili çeşitli bilimsel araştırmalar yapıyorlar.

Aslında tavsiyem, belkiye bırakmayın, mutlaka bu web sitesini ziyaret edin.

Bu enstitünün misyonu kalbe dayalı yaşamı geliştirmek, insanların stres düzeylerini azaltıp kalp ve beyin ilişkisinin COHERENCE dedikleri durumda kalabilmelerini sağlamak.

Bir de Global Coherence adını verdikleri bir yeryüzü manyetik alanı ile insan kalbi ve beyin manyetik dalgaları arasındaki ilişkiyi gözlemleyen bir proje ya da sistem kurmuşlar. Coherence (uyum, ahenk , eş fazlı) durumunda kalp ve beyin dalgaları arasındaki ilişki uyumlu oluyor ve ölçülebiliyor.

0.10 hertz olduğunda coherence yani uyum gerçekleşiyor.

Ve bu dalga boyuna gelebilmek ise ancak bir başkası için şefkat, (çare, takdir, affetme ve şükran duyguları hissettiğinizde oluyor.

Bu durumda olmak ise sizin bağışıklık sisteminizin güçlenmesine, hastalıklarınız varsa iyileşmesine yardımcı oluyor, stres hormanları düzeyi düşüyor.

Aynı zamanda yeryüzü manyetik alanı ile de uyum içerisinde oluyorsunuz.


Hatta coherence durumunda olup olmadığınızı ölçmek için bir alet bile geliştirmişler.

Aletin adı da EM Wave. Artık bazı bilim adamları bu aleti takıp dolaşıyor.

Eğer uyum durumunda değilseniz alet de kırmızı ışık yanıyor.

Kalp ve beyin arsındaki iletişim uyumlu ise yani takdir, şükran ve sevgi duyguları içerisindeyseniz alet yeşil yanıyor.

Tabii kırmızı görünce hemen toparlanıp, bir dakika ben ne düşünüyorum, hissediyorum da kırmızı yanıyor diye kendinizi yoklamanız gerekiyor.

Ve hemen zorla da olsa kendinizi daha olumlu duygular hissetmeye yönlendiriyorsunuz.

Sizdeki yeşil ışıktan hem sağlığınız, hem de dünya manyetik alanı olumlu etkileniyor.

Bir süre sonra kendinizi iyice eğitip muhtemelen artık çoğunlukla yeşil ışıkta kalmayı başarıyorsunuz.

Bir de elinizi bizzat kalbiniz üzerine koymak da, elin yarattığı baskı yüzünden zihnin dikkatini oraya çekip kalbe inmeyi, kalple bağlantı kurmayı kolaylaştırıyormuş.

Bu sitede stresi azaltmak, kalp boyutunda yaşamayı öğretmek için başka teknikler de var.

Kısacası artık analitik zihinlerimizden uzaklaşıp daha çok kalp boyutunda yaşamayı mutlaka öğrenmemiz gerekiyor.


Bilim de bunu söylüyor
M.KÜÇÜK Üye
Üyelik: 2007-09-04 Herkese açık mesaj: 6.800
#260041
Enteresan...
xxhidayet Üye
Üyelik: 2009-01-31 Herkese açık mesaj: 3.361
#260044
İnanılmaz güzel.. gerçekten ibret vesikası...
müslüm akpek Üye
Üyelik: 2007-02-08 Herkese açık mesaj: 11.752
#260053
Daha insanın insanda keşfedemediği o kadar çok şey var ki.
fsoyarik Üye
Üyelik: 2005-05-06 Herkese açık mesaj: 5.099
#260091
MUTLU OLMANIN KAYNAĞI; TiMUS BEZİ
> Timüs bezi, tiroid bezinin altında, göğüs boşluğunda ve soluk
> borusunun önünde bulunur.
> Bu bez insanın bağışıklık sisteminin merkezidir. Yani bütün bağışıklık
> sistemi buradan yönetilir.
> Timüs bezi ne kadar çok titreşirse kişi o kadar sağlıklı ve bağışıklık
> sistemi sağlam olur.
> Anadolu'da ağıt yakan kadınların göğüslerine vurduklarına hepiniz
> şahit olmuşsunuzdur.
> Bu refleks kaynaklı basit bir el hareketi değildir. Bu beynin otomatik
> gerçekleştirdiği bir davranıştır.
> Kişi göğsüne vururken Timüs bezini titreştirir.
> Bu sayede üzüntü kaynaklı bağışıklıkta meydana gelen direnç
> azalmasının önüne geçmeye çalışır.
> Bu bez ne kadar sıklıkla titreştirilirse kişi o kadar genç ve sağlıklı
> yaşar ayrıca geç yaşlanır.
> Sizde parmaklarınızla göğsünüzün ortasına yapacağınız küçük vuruşlarla
> timüs bezini titreştirebilirsiniz.
> Yada daha basit bir yolu kullanırsınız. "KAHKAHA" atabilirsiniz.
> Çünkü kahkaha da göğüs kafesini oynattığı için bu bezi harekete geçirir.
> Hani yıllar geçerde aradan bir arkadaşımıza rastlarız neşeli
> halleriyle tanıdığımız bu insanı görünce "hiç değişmemişsin, ne
> gamsızsın..." deriz ya, işte timüs bezinin gücü.
> Sonuç olarak kahkaha bağışıklık sistemini güçlendirir ve sizi genç tutar.
>
> Mutluluk ve Timus bezi ..
> "Mutluluk bir seçimdir. Mutsuzluğumuz kadere, şansızlığa ve
> talihsizliğe inancımız ölçüsündedir."
> Mutlu duyguların hissedilmesinde hormonların rolü büyük.Bedenimizde o
> hormonları salgılayan salgı bezlerinden minicik ama çok güçlü bir
> salgı bezi var: timus.
> Timus uyarıldığında salgıladığı hormonlar kişide haz ve mutluluk
> duygusu yaratır.Çünkü timus aktive olduğunda bedenin kimyasının
> değişimine neden olur. Bu değişiklik sinir sistemini sakinleştirir ve
> beyin fonksiyonları nı hızlandırır. Bu da kişide rahatlama duygusu
> yaratır.
> Avustralyalı Nobel ödüllü kanser araştırmacısı Sir MacFarlane Burnet
> timus bezinin aktif hale getirilmesiyle insan bedeninin kendisini
> kanserden koruyabilme yeteneğine sahip olacağını savunuyordu.
> Çocuklarda iri olan timus ergenlik döneminde bir ceviz kadar
> irileşiyor. Ama yas ilerledikçe bir bezelye tanesi kadar küçülüyor,
> yaşlılıkta ise tamamen köreliyor. Ama bazı insanlarda ileri yaslarda
> bile hala ceviz büyüklüğünü koruması, bilimin henüz çözemediği
> alanlardan biri.
> Timusun sağlığımız üzerindeki önemli yararlarından biri de T
> hücrelerini üretiyor olması. T hücreleri denilen lenfositler bedene
> zarar verebilecek zararlı hücreleri yok ederler. Bu küçük T
> hücrelerine yaşamımızı borçluyuz. AIDS gibi bağışıklık sistemini
> çökerten hastalıkların ölümcül olması T hücrelerinin haberleşme
> hatlarını öncelikle kesmelerinden kaynaklanıyor.
> Timus göğüs kafesinin üst kısmının tam arkasında, göğsün tam ortasında
> yer alıyor. Timusu uyarmanın üç basit yolu var:
>
> Timusu uyarmanın birinci yolu gülmek.Yani gerçek, içten, sıcak bir
> gülüş, bir kahkaha. Her gülündüğünde timus bezi aktive oluyor. Her
> aktive olduğunda bedenimize kimyasal dalgalar göndererek kendimizi iyi
> hissetmemizi sağlıyor. 1993 yılında California Üniversitesi' nde
> Dr.Paul Ekman tarafından yapılan araştırmada gülmenin timusu ve beynin
> değişik haz bölgeleriyle bağlantısı olan kasları harekete geçirdiği ve
> insanda haz duygusu yarattığı kanıtlanmış.
> Timusu uyarmanın ikinci yoluiki parmakla timusun üzerine gelen noktaya
> vurulması, yani elle uyarmak.Timusu uyarmanın üçüncü yolu isedilin üst
> dişlerin arkasında damağa ve ağzın tavanına değdirilmesi. Dr. John
> Diamond ve ekibi dilin bu pozisyona getirilmesi ile sol ve sağ beyin
> küresi arasında denge oluşmasını sağladığını tespit etmiş. Bu da
> insanin daha iyi düşünmesi ve kendini daha iyi hissetmesine yardımcı
> oluyor.
> Önemli olan; Hayatta en çok şeye sahip olmak değil, en az şeye ihtiyaç
> duymaktır
xxhidayet Üye
Üyelik: 2009-01-31 Herkese açık mesaj: 3.361
#260093
Le ilehe...

Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.

WhatsApp iletişim