'''''Sal?ncak'''''
Sandalyesi devrildi, bo?az? ac?m??t?..
Ke?ke tekrar çocuk olabilseydi. Ke?ke tekrar kom?usunun k?z? ile lunaparka ilk kim gidecek yar??mas? yapabilse, lunaparka girer girmez sal?nca?a do?ru son sürat ko?abilseydi. H?zl? h?zl? nefes al?p vermelerin ard?ndan, yan yana sal?ncaklara binip sallansalard?. Bo?lukta sallanma duygusu ?u andaki gibi de?ildi. Çok güzel ve çok anlaml?yd?. Kendini geriye do?ru çeker, ayakların? uzatarak gökyüzüne do?ru çıkard?. Ayakların? sallad?kça h?zlan?r, h?zland?kça içinde bir?eyler kay?p giderdi. Sanki biraz daha h?zlansa sal?ncakla beraber gökyüzüne kadar çıkacak, ku?lara e?lik edip onlarla beraber uçabilecekti. Belleri a?r?y?ncaya dek sal?ncakta sallan?r, ard?ndanda arkada?? ile beraber yak?nlarındaki göle girmek için yine yar?? yaparlard?. Ah sal?ncak ne güzeldi.. Ayakların? sallad?..
H?zl? delikanl?l???n? hayal etti. Karanl?ktan korkmaz, korktu?u her?eyin aksine üstüne üstüne giderdi. Onu kimse y?ld?ramaz, kimse gözünü korkutamazd?. Bileklerinin çelikten yap?ld???n? hayal eder, kavgaya girmekten çekinmezdi. Gözükarayd?, bu yüzden çok dayak yemi? ama hiç birinden de pi?man olmam??t?. Mahalleli zaman zaman onu görünce yolunu de?i?tirir bile olmu?tu. Sonralar? girdi?i i?lerden teker teker kovulmu?, art?k serseri s?n?f?na girdi?ini farkedince i? i?ten çoktan geçmi?ti. O bu dünyan?n saçma sapan kuralların? kabul etmiyordu. Sabah kalkmak, i?e gitmek, eve dönüp ailesiyle zaman geçirmek ona saçma geliyordu. Hayata bir defa geliyordu, çoluk çocukla vaktini harcamamal?yd?. Ak?amlar? arkada?lar? ile gezer, gece olunca tek ba??na sokaklara çıkard?. Herkesin uyudu?u saatlere kadar dola??r, ard?ndan lunaparka giderdi. Ku?kulu gözlerle etraf?na bakar, kimsenin görmedi?inden emin olunca hemen sal?nca?a biner ve sallanmaya ba?lard?. Bazen bir y?ld?z? gökyüzünden tutup, cebine atacakm??cas?na h?zlan?r ve saatlerce sallan?rd?. Ayakların? tekrar sallad?...
O günü an?msad?. Yer yer bulutluydu an?lar?. Nas?l olmu?tu, her?ey nas?l çabuk geli?mi?ti anlayamam??t?. Babas?, son kavgas?nda kom?uların?n burnunu k?rd???n? duyunca onu evden kovmu?tu. " Sen i?e yaramazs?n, sen benim evlad?m olamazs?n! " demi? ve yol göstermi?ti. Onun evlad? nas?l olabilirdi ki zaten? Bir defa kuca??na al?p sevmi? miydi ki, ?imdi sen benim o?lum olamazs?n diyordu? Hatta çocukken ço?u zaman, ailesinin onu yetimhaneden yada bir cami avlusundan evlat edindi?ini dü?ünürdü. Yoksa insan kendi çocu?una bu kadar so?uk davranamazd?. K?yamazd?..
Bu dü?ünceler içinde yürürken, bir anda biriyle çarp??m??t?. Çarpt??? bir yan?nda e?i olan bir kad?nd? ve yere dü?mü?tü. Kad?n?n burnu kan?yordu. ?ok olmu?tu. E?ilip yard?m etmek istedi ama edemedi. Öylece bakakald?. Durmadan ard? ard?na " Bir?eyiniz varm? " diyordu. Kad?n?n kocas? paniklemi?, kar?s?n? kald?rmaya çalışıyordu. Say?klamalar? adam?n ba??rmas?yla son buldu. " Önüne bakm?yor musun yürürken? Ne biçim yürüyorsun lan sen! " ?steyerek yapmam??t? ki, neden ba??r?yordu bu adam ona. Sinirlenmi?ti. " Bilerek çarpmad?m, karın? kald?r al voltan?! " diye ba??rd?. Sözlerinin hemen ard?ndanda burnuna bir yumruk yedi. Burnunun ac?s?yla gözleri karard?. Cebindeki sustal?s?n? çıkard?. Seri hareketlerle adam?n s?rt?na sokup çıkarmaya ba?lad?. Gözleri yerlere dökülen kanlar? bile görmüyordu. Heryer siyah beyazd? sanki. Fakat bu adam ona sebebsiz yere vurmu?tu, sinirlendirmi?ti. Arkas?ndan gelen feryatlar kula??n? ac?tt?. Döndü?ünde, burnu kanayan kad?n t?rnaklar?yla yüzünü gözünü çiziyor, bir taraftanda " Caniii! " diye ba??r?yordu. Her yeri titriyordu, kad?n? itelemeye çalışıyor, fakat kad?n geri gelip tüm gücüyle tekrar ona sald?r?yordu. Yüzü kan içinde kalm??, yer yer s?zl?yordu. B?ça??n? geriye do?ru çekip, h?zla kad?n?n karn?na saplad?. Sokak ç??l?klarla inledi. B?ça??n? çıkar?p tekrar saplad???nda, kad?n üzerine y???lm??t?.
Kad?nla birlikte yere y???ld?. Her?ey otuz saniye içerisinde olup bitmi?ti. ?ki insan?n can?na k?ym??, onlar? hayattan men etmi?ti. Ba??ndan a?a?? kaynar sular bo?ald?. Nas?l yapt???n?, nas?l oldu?unu bile anlayamam??t?. Elleri hala titriyordu ve b?ça??da elinden b?rakamam??t?. Ba?? zonkluyordu, iki insan öldürmü?tü. Bu kavga etmeye yada ba?ka bir?eye benzemiyordu. Yüre?i alev alev yanarken gözleri kad?na çarpt?. Gözbebekleri büyüdü. " Hay?r hay?r " diyerek gözlerini s?ms?k? kapatt?. Gözlerini açmak istemiyor ve kad?n?n karn?nda ki ?i?li?i görmek istemiyordu. Gözkapakların? korkarak açt?, evet kad?n hamileydi..
Kulaklar? ç?nlamaya ba?lad?. Her?ey bulan?kla?t?. Zaman yava?lad?, yava?lad? ve durdu. ?ki ki?iyi öldürmenin verdi?i buz gibi so?u?un etkisini henüz üzerinden atamam??ken daha büyük bir facia yapt???n? anlam??t?. Etraftan gelen u?ultuların aras?nda bir bebe?in a?lamas?n? duyuyordu. Sanki kad?n?n karn?ndan ç??l?klar geliyordu. " Amca neden!.. " Bo?az? kurumu?tu, h?zla etrafların?nda toplanan kalabal??a, aptal aptal bak?yordu. O bir bebe?i de öldürmü?tü. Henüz do?mam?? bir yavrunun, sal?ncakta sallanma hakk?n? elinden alm??t?. Hiç do?mayacak, hiç büyüyemeyecek, hiç parka kadar yar?? yapamayacak ve asla sal?ncakta sallanamayacakt?. ?uursuzca kanl? ellerini yüzüne götürdü. Yüzünü kapatt?, kimse görmemeliydi bu büyük utanc?n?. " Hay???r " diye bir feryat kopard?. Ama sesi çıkm?yordu. Tekrar ba??rd?, hay?r hiç kimse duymuyordu. Ellerini yüzünden çekti ve belirsiz hareketlerle gökyüzüne bakt?. Gökyüzü bile kana bulanm??t?. Bir kaç ku? uçuyordu. Kanatların?n her hareketini takip edebiliyordu. Öylesine yava? uçuyorlard? ki, sanki hayat? yava? çekimden ya?amaya ba?lam??t?. Do?mam?? bir yavru ve mutlulukların?n gelmesini dörtgözle bekleyen bir ailenin ortas?ndayd?. Di?lerinin tak?rt?lar? aras?ndan " ?stemeden oldu " demek istedi. Fakat bo?az?ndan sadece h?r?lt?lar çık?yordu. Ba?? dönüyor, halen kula??nda " Ben sal?ncakta sallanacakt?m amca, neden!? " ç??l?klar? ç?nl?yordu. Yüre?i kanad?, kanad?, kanlar gözlerinden akmaya ba?lad?. H?çk?r?klar e?li?inde, kendini kana bulanm?? asfalta b?rakt?. Art?k hiç bir?ey hissetmiyordu. Zaten ondan sonras?n?da hat?rlam?yordu..
Dü?üncelerden s?yr?ld?. Kalbi teklemeye ba?lam??, her saniye vücuduna sanc?lar saplan?yordu. Nefessiz kalmak o kadar kötüydü ki, gözlerini bile açam?yordu. Yava? yava? hareketsiz kal?yordu. Ah tekrar ke?ke çocuk olabilseydi ve bir ömür boyu sal?ncakta sallanabilseydi. Ac?dan bo?az?n? art?k hissetmiyordu. Son bir kez ayakların? sallad? ve hareketsiz kald?. Birazdan dara?ac?ndan indirilecekti ve bir daha asla sal?ncakta sallanamayacakt?, çünkü art?k o bir cesetti...
''''Tutuklu'''''
Adım Murat. 26 yaşımda, hayatımın baharında bir kahpe kurşunla hayata veda etmişim. Evet, ben ölmüşüm. Davul ve zurnalar eşliğinde gittiğim yerden, bayrağa sarılı bir tabutta dönmüğüm. Resimlerim asılmış tanıdıklarımın yakasına ve güzelce yıkanıp, ardından törenle gömülmüşüm. Karım ve ufak oğlum ne yapacaklarını şaşırmışlar, gözyaşları arasında ölüm ile yaşamın ince çizgisinde gitmiş gitmiş gelmişler. Karım 10 gün hastahanede kalmış, onu amansızca uyutmuşlar. Oğluma ise annemler bakmış. Sonraları kendini toparlayıp çıkmış hastahaneden karım, fakat eski halinden eser kalmamış. Aşık olduğum gülümsemesi, gözlerini kırparak şımarması ve hayata hep umutla bakan gözleri kaybolmuş, karanlık bir kader kuşağında yolunu şaşırmış. Hatıralarımıza dalmış karım, sabah güzelinde, akşam en güzelinde gezinmiş. Kimseyle konuşmamış ve dolup dolup taşmış. Benim ve yıldızların haricinde kimsenin görmediği gecelerde, utanmaksızın geceler boyu ağlamış...
Şimdilerde hayatını oğluma adadı. Oğlum diyorum çünkü o ufak olmaktan çıktı, artık filinta gibi bir delikanlı. Bana benziyormuş herşeyi. Öyle diyor karım. Yemek yemesi, suratının asılması ve hepsinden önemlisi o muhteşem gülümsemesi.. Hep beni hatırlatıyormuş. Onun giyinmesi, okuması ve hayatında atacağı her adım özenle izleniyor, annesi ve babası tarafından. Tek farkımız, karım ona dokunup konuşabiliyor, ben ise sadece izliyorum. Oturma odasında, yatak odasında, banyoda.. Her yerdeyim. Onlar benim ailem, yaşamasam bile, ben onlarsız duramıyorum...
9 sene geçti ama hala alışamadı karım. İzliyorum, sabah uyanırken istemsiz bir şekilde beni arıyor kolları. Bulamayınca uyanmaktan vazgeçip, tekrar gömülüyor başı yastığa. Bir kaç damla ile ıslandıktan sonra yastık, hüzün dolu gözlerle başlıyor yeni gün. Oysa kollarını doldurmayı çok isterdim. Yaşasaydım eğer, uyandığını farkedince onu daha bir sıkı sarardım, ardından gözlerini açmadan yüzünü şefkatle okşar ve dudağına bir öpücük kondurarak gününü başlatırdım. Gözlerini açınca ilk beni görsün, güneş ardından gelsin istiyorum. Her boynunu büktüğünde saçlarını okşamayı ve vücudumdan çıkarılamayan bu kahpe kurşun yerine, karıma sarılmayı özlüyorum...
Bugün liseye başladı oğlum. Sabah erkenden uyandı annesi ve büyük bir heyecanla hazırladı üniformasını. Ardından kahvaltıyı hazırladı ve kıyamayarak uyandırdı evladımı. Büyük bir özlem içerisinde izledim, onu titizlikle giydirmesini ve özenle süslemesini. Gitme vakti geldiğinde, bir öpücük kondurdu yanağına oğlumuzun ve sarıldı, bir müddet ayrılamadı. Gözlerimin, gözlerinde olduğunu söylerek uğurladı oğlumuzu. Bana yakışanı yapmalıymış, bana yakışan bir evlat olmalıymış. Bense koşup sarılamadım ona. Doyasıya oğlum diyerek koklayamadım saçlarını. Nasihat etmeli, onu gözlerinden öpmeliydim. Ama yapamadım, burada böyle sessizce izledim ve yüreğimden bir kez daha mühürlendim. Sanki bugün dirilip, tekrar yaşama veda ettim..
Cennete gidecekmişim ben, şehitmişim çünkü. Oysa özlemim o kadar büyük ki.. Sadece bir gün isterdim beni burda tutanlardan. Bir günlüğüne yaşama dönüp, tüm günümü karım ve oğlumla geçirmeyi dilerdim. Sabah onunla uyanır, bana sarılmak isteyen kollarını doldururdum. Tüm günümü onlarla geçirir, doyasıya yaşardım. Her bir anın kıymetini bilir ve saniyeler geçmesin isterdim. Oğlum ile basketbol oynar, ona aşk hayatını sorardım. Umarsızca tavsiyeler verir, nasihatlar ederdim. Karımın yerine yemekleri ben yapar, elleri acımasın diye bulaşıkları da yıkardım. Elbiselerimi sağa sola atmaz, onu hiç üzmezdim. Akşam olupta hava kararınca balkonumuza çıkar, ailemi kollarıma alarak gökyüzünü izlerdim. Hep izlendiklerini, benim onları asla bırakmadığımı ve bırakmayacağını anlatırdım. Ağlamamalarını ister, her bir gözyaşlarında benim çektiğim acıyı tarif ederdim. Oğluma defalarca sarıldıktan sonra yatağına yatırır, uyuyuncaya kadar başında beklerdim. Uyurken hep yapmak istediğim ama yapamadıklarımı dile getirir, hissettirmeden yavaşça öperdim. Ardından yatak odamıza giderek, geceliğinin içinde karımı seyrederdim. Işıklarımızı kapatır ve onu kollarımın arasında saklardım. Hep özlediğim saçlarının arasında ellerimi dolaıtırır, gözlerini dudaklarımla kapatırdım. Hasret olduğu güven duygusu ile onu uyuttuktan sonra, hasret olduğum boynuna kapanır, kokusunu doyasıya içime çekerdim. Son bir feryat koparırcasına yanağına bir buse kondurur ve tekrar ölürdüm. Çok mutlu olur ve asla ağlamazdım. İşte sadece bu bir gün için, tüm cennet hayatımı yakardım..
Oysa ben, üzerine en güzel hatıralar ve duygular yazılan, ardından acımasızca yırtılan bir mektubum. Bu kadar kısa ve talihsiz oldu hep benim umutlarım. Aileme dokunamıyor, onları koklayamıyor ve öpemiyorum. İzlemek ve hatıralarımı dinlemekle yetiniyorum. Çığlıklarım bile duyulmuyor bu koca sessizlikte. Hep yazıyorum çünkü onları çok özlüyorum. Buradan sizlere sesleniyorum çünkü hepinize özeniyorum. Sizlerin de aileniz var ve bir çoğunuz babasınız. Ben ise bir talihsizim. Sizlerden tek farkım, yaşamak yerine bir kaç odadaki fotoğraflarda hapisim...
İnsanlar neden birbirlerini üzerler neden hep çıkar ve mefaatlerini düşünürler bilemiyorum. Bu çıkarcılık ve menfaatçilik artık bizin genlerimize işlemiş.
Mucize
Ali, küçük kardeşi Ayşe hakkında anne ve babasının konuşmalarını duyduğu zaman yalnızca sekiz yaşındaydı. Kardeşi çok hastaydı ve onu kurtarabilmek için ellerinden gelen her şeyi yapmışlardı. Ayşe'nin yalnızca çok pahalıya mal olacak bir ameliyatla kurtulma şansı vardı. Fakat bunun için yeterli paraları yoktu. Babasının, umutsuz bir biçimde annesine söyle fısıldadışını duymuştu Ali:
"Yalnızca bir mucize onu kurtarabilir."
Bu sözleri duyar duymaz, usulca kendi odasına yürüdü Ali. Deve biçimindeki kumbarasını gizlediği yerden çıkartarak içindeki paraları yavaşça yere dökerek saymaya başladı. Yanılgıya düşmemek için tam üç kez saydı kumbaradan çıkardığı bozuk paraları. Sonra hepsini cebine koyarak aceleyle evden çıkıp, köşedeki eczaneye gitti. Eczacının dikkatini çekebilmek için büyük bir sabırla bekledi. Eczacı çok yoğundu ve bir adama ilaçlarını nasıl kullanacağını anlatıyordu. Bu yoğun çalışmanın arasında sekiz yaşındaki bir çocukla ilgilenmeye hiç niyeti yoktu ama Ali'nin beklediğini görünce
"Evet, ne istiyorsun söyle bakalım" dedi.
"Biraz acele et, gördüğün gibi beyefendiyle ilgileniyorum" diyerek yanındaki şık giyimli adamı gösterdi.
Ali "Kardeşim" dedi. Sessizce yutkunduktan sonra devam etti:
"Kardeşim çok hasta, bir mucize almak istiyorum."
Eczacı Ali'ye bakarak "Anlayamadım" dedi.
"Şey, babam "Onu ancak bir mucize kurtarabilir" dedi, bir mucize kaç paradır, bayımı"
Eczacı Ali'ye sevgi ve acımayla baktı bu kez:
"Üzgünüm küçük bey, biz burada mucize satmıyoruz, sana yardımcı olamayacağım" dedi.
Ali o kadar kolay vazgeçmek istemedi. Eczacının gözlerinin içine bakarak
"Karşılığını ödemek için param var benim, bana yalnızca fiyatını söylemeniz yeterli" dedi.
Bu arada Ali ve eczacının yanında bekleyen iyi giyimli bey Ali'ye dönerek
"Ne tür bir mucize gerekiyor kardeşin için küçük bey ?" diye sordu.
"Bilmiyorum" dedi Ali.
Sonra gözlerinden aşağı süzülen yaşlara aldırmaksızın devam etti:
"Tek bildiğim, o çok hasta ve annem ameliyat olmazsa kurtulamayacağını söyledi ve ailemin de ameliyat için ödeyebilecekleri paraları yok. Ama babam 'Onu ancak bir mucize kurtarabilir' deyince ben de paramı alıp buraya geldim."
"Ne kadar paran var?" diye sordu iyi giyimli adam.
"Yirmibir Ytl" dedi Ali.
"Ve dünyadaki tüm param bu!"
"Bu iyi bir şans, küçük kardeşini kurtarmak için gerekli olan mucize için yeterli bu para" dedi, iyi giyimli adam.
Adam bir eline parayı aldı, öteki eliyle de Ali'nin elini tutarak
"Beni yaşadığın yere götürür müsün lütfen ?" diye sordu.
"Küçük kardeşini ve aileni tanımak istiyorum" dedi.
İyi giyimli adam Ayşe için gerekli olan ameliyatı yapabilecek tanınmış bir cerrahtı. Ameliyat başarıyla sonuçlanmış ve aile hiçbir ödeme yapmamıştı. Hep birlikte mutluluk içinde evlerine döndükleri zaman hâlâ yaşadıkları olayların etkisinden kurtulamamışlardı.
Anne "Hâlâ inanamıyorum. Bu ameliyat bir mucize! Doğrusu maliyeti ne kadardır merak ediyorum" dedi.
Ali kendi kendine gülümsedi. O bir mucizenin kaça mal olduğunu çok iyi biliyordu. Tam tamına Yirmibir Ytl!..
İnsanlar neden birbirlerini üzerler neden hep çıkar ve mefaatlerini düşünürler bilemiyorum. Bu çıkarcılık ve menfaatçilik artık bizin genlerimize işlemiş.
İnsanlar neden birbirlerini üzerler neden hep çıkar ve mefaatlerini düşünürler bilemiyorum. Bu çıkarcılık ve menfaatçilik artık bizin genlerimize işlemiş.
Saçlarına Y?ld?z Dü?mü?
Kavanoz dipli dünyada ilk önce en aziz varl???m? yitirdim. ?lham kayna??m?, sevgi ça?layan?m?, bana can veren hayat p?nar?m? en erken kaybettim. Henüz dört ya??mda iken annem vefa etti.
Bu öyle büyük bir kay?p, öyle bir derin ac? ki; o giderken benim de pek çok yan?m?, yan?na ald? götürdü: kollar?m, bacaklar?m?, ellerimi, yüzümü, parmaklar?m? ve yüre?imi... Evet yüre?imi.... Bunların hepsini al?p götürdü sanki. Çünkü ben daha serpilmemi? körpe bir yavru idim onun gitti?inde. Onun sevgi dolu kaca??na ko?up atlamak istiyordum.
En güzel dü?üm kollarında uyumakt?. Uyand???mda bana sevgiyle bakan gözlerini görecektim. Gülen, hep gülen... Kar??l?ks?z bir sevgi ile bakan gözlerini... S?ms?cak gülü?lerine, alt?n sar?s? saçlarına açacakt?m gözlerimi...
Kadifemsi narin elleriyle ok?ayacakt? yüzümü. Varsa gözümdeki çapaklar?, beni incitmeden silecekti. Bir öpücük konduracakt? yana??ma.
Kollar?mdan yakalay?p tay tutacakt? beni. Havaya z?platacak, boynuma, kulaklar?ma yüzünü sürecekti. Koltuk altlar?mdan g?d?klayacakt? doya doya... Ben kat?la kat?la gülerken o, bu alemin en mesut kad?n?, en bahtiyar annesi olacakt?. Dünyalar? verseniz, yine de de?i?meyece?i bir mutluluk tadacakt? o anda.
Gams?z tasas?z benim güldü?ümü... Gülerek gözlerini içine bakt???m? görünce; bütün dertlerini unutacakt?. Takats?z kollarına derman gelecekti. Ci?erlerini paralayan amans?z öksürü?ün geçti?ini dü?ünecekti bir anda.
Hasta yata??ndan kalk?p s?cak bir çorba pi?irecekti ikimize; tarhana. Dünyan?n en leziz çorbas?. Kendi elleriyle biraz daha büyütebilseydi beni; belki ekme?ime ya? sürüp soka?a salacakt?. Gaga pi?irecekti. Sonra üfleyerek soyacakt? yumurtay?.
Allah?m! Nasip olsayd? da tatsayd?m; o çorba, o ekmek, o yumurta ne tatl? olurdu. Hiçbir ?eyle de?i?mezdim onlar?. Belki de yemezdim o ya?l? ekme?i, hiç soydurmazd?m o yumurtay?, ölünceye kadar saklard?m o çorbay?. Çocuklar?ma, torunlar?ma b?rak?rd?m o k?ymetli varl???n yadigarın?.
Ama olmad? i?te. Biz annemle hiçbir zaman onun pi?irdi?i bir tas çorbay? oturup yemedik. Kendimi bildi?im vakit, o hasta yata??nda inliyordu. Dermans?z kolların? bileklerinden ba?lay?p, ba?ucundaki dolab?n kapa??na asm??lard?. Kalp çarp?nt?s?n? hafifletir, kan dola??m?na faydas? olur diye öyle yapm??lard?.
Annem benim, can?m annem! Sana ne kadar muhtaç, ne kadar susam?? oldu?umu gün geçtikçe, ya? kemale erdikçe daha iyi anl?yorum. K?lcal damarlar?mda, bütün benli?imde hissediyorum yoklu?unu.
At?fet teyzem bir tas çorba getirdi?i vakit, yüklü?ün orada as?l? duran ka??kl??a t?rman?r iki ka??k kap?p gelirdim sessizce. Hiç konu?madan sokulurdum yan?na. "Benim ortakç? geldi." derdin solgun dudaklarınla.
?ükürler olsun Rabbime... Buna da ?ükür diyorum ?imdi. Sen pi?irmi? olmasan da, seninle ayn? tastan çorba ka??klad?k ya. Onunla avunuyorum art?k... Hem zaten teyzeler anne yar?s? de?il mi? Bu durumda yar? yar?ya senin çorban? yemi? say?yorum kendimi.
Benim buradaki tahassürüm; bo? hayaller, uçuk temenniler de?il. Evet, dört ya??ma gelinceye kadar annem sa?d?. Ama o, yakas?n? bir türlü kurtaramad??? ölümcül bir hastal?kla bo?u?an dertli bir anne idi. Zaten babamla evlendiklerinde Bekir Çavu?'un hastaca k?z? olarak biliniyormu?. Naif bedeni daha körpecikken hastal?kla bo?u?makta imi?. ?lk iki çocuktan sonra doktor : "Bebe?iniz olmamal? art?k." demi?. "Bebek sizin bünyenizi daha fazla y?prat?r."
Ama i?te imkans?zl?klar... Bilgisizlik günlerinde önce abim sonra ben dünyaya gelmi?iz. Böylece kader a??n? örmeye devam etmi?... Az denilebilecek aral?klarla do?mu?uz çünkü. Bu da onun kendini toparlamas?na engel olmu?. Zaten bo?u?makta oldu?u hastal??a tamamen yenik dü?mü?.
Bir de o mahut derede... Gürlek'in ba??nda, kar alt?nda kazan kaynat?p çama??r y?karken k?zg?nl??a su içmen yok mu anneci?im? Buz gibi kar suyunu tasa koyup, terli terli içmi?sin hani. ??te o su, k?zg?n ci?erine cosss etmi?. Senin ve benim ci?erimi... Karde?lerimin ci?erlerini kavurup atm??, tahta gibi olmu? ci?erlerin, doktorun dedi?ine göre. Art?k o hastal?k seni alm?? götürmü?. Ve götürürken çok ?zd?rap çektirmi?.
Benim bebekli?im de tam o ac?l?, a?r?l? günlere rastl?yor san?r?m. O sebeple beni dolu dolu sevemedi?ini dü?ünüyorum. Ve benim de anne sevgisini ya?ayamad???m?... Daha do?rusu beni sevecek z?platacak takatin kalmad???n? san?yorum... Duydu?um kadar?yla o günlerde normal bir anne ile bebe?i gibi ayr?lmaz bir bütün olamam???z seninle. Çünkü senin ço?u günlerin-ayların hastahane kö?elerinde, yollarda geçiyormu?.
?öyle bir zihnimi yoklad???mda senin varl???n-canl?l???nla ilgili iki; evet sadece iki hat?ra var haf?zamda: Onlar da hayal meyal... Hani bizim oralarda net hat?rlanmayan rüyalar için ne denirdi? "?mir-simir" bir ?eyler... ??te öyle...
Bunlardan birincisi At?fet teyzemin çorba getirdi?ini görünce ka??kl??a t?rman?p, sessizce yan?na sokulmamd?. Hiç konu?madan yerdik o çorbay?.. ikincisi de kolların?n bileklerinden ba?lan?p da dolab?n kap?s?na as?lmas?yd?. ?nlemelerindi anneci?im. Solgun yüzüne ümitsizce bak???m. Bana bakarken ???ldamayan gözlerin. Ba??m? ok?amaya uzanacak takati olmayan ba?l? ellerin... Ve içimi yakan öksürmelerin.
Bereketli bir sahur vaktinde anneci?im; dört yavruyu ard?nda çil çil serperek uçup gitmi?sin öteler ötesine. O yavruların en küçü?üyüm ben. Ve o günkü olanların en az fark?nda olan?.
Babam?n söyledi?ine göre; "Han?m sahura kalkal?m haydi" deyince "Ben bugün kalkamayac??m Ahmet" demi?sin.... "Bari Saniye'yi ça??ral?m. O bir ?eyler hazırlas?n."
Bunu söyledikten k?sa bir süre sonra ölümün belirtileri ba?lam??. Babamla halam çeneni çekebilmi?ler sadece... Gecenin bir vaktinde uyand???mda (Herhalde h?çk?r?k seslerinden olacak) evimizin içi insan dolu idi. Ne oldu?undan haberim yok; Sabahattin day?m, Halil day?m, At?fet teyzem, teyzemin k?zlar? ve halamlar... Herkes bizim eve dolu?mu?, h?çk?ra h?çk?ra a?lamakta. Bakt?m ablamlarla abim de yüklü?ün üzerine çıkm??lar, a?la??yorlar. Annemin yorgan? tamamen üzerine örtülmü?... Korkmu?tum. Hiçkimseye bir ?ey soramad?m. H?çk?ran insanların niye bize geldiklerine ve niçin a?lad?klarına bir anlam veremeden bir müddet öylece bak?p kald?m. Day?m ba??m? ok?ad? usulca. Teyzem kuca??na al?p ba?rına bast?, öptü, koklad?. "Haydi sen yat kuzum" dedi. "Daha sabah olmas?na çok var."
Uyumu?um ondan sonra. Evet anneci?im, senin öldü?ün gecenin sabah?nda ben m???l m???l uyumu?um.
Ku?luk vakti beni uyand?ran, benimle ilgilenen "G?c?g?z?" Selime teyzemdi. "Gel g?c?, seni bir yere götüreyim" diyerek bir pe?kirle beni s?rt?na ald?. Pe?kirin ucundaki sicimlerle s?ms?k? sarınd?. Nedense hep a?l?yordu bunlar? yaparken. Evimizde birçok kad?nlar vard?. Nerede ise bizim köyün bütün kad?nlar?. Ve hatta Karaburun'dan Akkaya'dan gelenler. Ortal?kta bir sürü dola?an insanlar ve evin bir kö?esine oturup a?la?anlar vard?. "Nereye gidiyoruz?" dedim teyzeme. "Bize gidiyoruz g?c?" usulca. Sonra çıkt?k kap?dan. Bekir dedemin arpal???n?n üst yan?ndan ve bizim samanl???n arka taraf?ndan geçerek Karacaların evine do?ru gidiyoruz. Teyzem ba??n? sol tarafa çevirip bak?yor s?k s?k. Bakt?kça h?çk?r?klara bo?uluyor. Ben de bakt?m o tarafa. Bizim samanl???n ard?ndaki kuytu yerde, evdekilerden daha çok bir öbek kad?n var. Büyükçe bir kazan?n alt?na ate? yak?lm??. Su kaynat?l?yor besbelli. Kalabal???n tam ortas?na savaklar? al?narak bizim öküz arabas? çekilmi?. Etraf?na çöreklenen kad?nlar yüzünden araban?n üzeri görülmüyor. Çok ?a??rd???m bu manzaralara hiçbir anlam verememi?tim. Teyzeme de soramad?m nedense... Zaten onun da tutuldu?u h?çk?r?k nöbetinden konu?acak hali yoktu.
Bundan sonra olanlar? uzaktan da olsa ben göremedim anneci?im. Aziz naa??n? kefenleyen kad?nlar tabuta koyup, ba?ucuna bir tülbent ba?lam??lar. Sonra cemaate verilen tabutun ard?na saf saf insanlar dizilip; hatun ki?i niyetine, uyun hazır olan imama "Allahuekber!" diye cenaze namaz? k?lm??lar... Ve bir avuç cemaat seni omuzlay?p götürmü?ler sonsuzluk evine... Bir daha hiç gelmeyece?in ebedi yurduna... K?rkoyak'tan a??r?p gitmi?ler. Gedik yaylalarındaki mezarl??a, me?e a?açların?n serin gölgesine, kara topraklara...
Art?k hiç ac? çekmeyeceksin orada. Bana bir tas çorba pi?iremedi?ine yanmayacaks?n. Ba??m? ok?amaya elin varm?yor diye dert edinmeyeceksin. "Gücüm-takatim kesildi.
" demeyeceksin... A?lamayacaks?n... Çünkü art?k sen bir ölüsün. Ölüler a?lamaz. Ölmü? anneler üzülmez... Geride kalan çocuklar? a?lar onların. Eli-yüzü y?kanmaya, ba?? ok?anmaya, karn? doyurulmaya muhtaç; talihsiz çocuklar?... Hem de üç be? gün, bir ay, bir y?l de?il. Bu, hiç bitmeyen bir a?lamad?r anneci?im... Y?llar var ki senin yas?n? tutuyorum: K?rk ya?larında "esnan d???" kald???m ve akranlar?m?n torun-torba sahibi olduklar? ?u günlerde bu yaz?y? kaleme al?rken; katmerlenen hasretinle üretiyorum sat?rlar?m?. Anne sevgisine, anne ?efaatine duydu?um derin bir istençle akan gözya?lar?m kalemime mürekkep oluyor.
Meryem teyze hep anlat?r dururdu: O ac?l? günlerde bana "Aneni seviyor musun?" diye sormu?. Ben de; "Ölmü? anneyi ne yapay?m ki" demi?im çocukca.
??te o bilinçsiz günlerim su gibi ak?p geçti anneci?im. Henüz ac? nedir bilmiyordum o zamanlar. Sonra aylar, y?llar birbirini kovalad?kça ilk zamanlar mahiyetini bilemedi?im talihsiz ac?y? yudum yudum tatt?m. Öksüzlük ?urubunu bütün ömrümce içtim, içmekteyim. Öksüz çocuk olman?n a??rl???n? iliklerime varıncaya kadar ya?ad?m, sevgisiz ?efkatsiz büyümenin zorlu?unu omuzlar?mda hep ta??d?m. Ve bugüne kadar iyi-kötü her ortamda; bayramda, dü?ünde seni arad?m. K?z?m? "Annem benim!" seviyorum. Ablamların yüzüne her defas?nda senden bir ?eyler görebilece?im umuduyla bak?yorum.
Küçüklü?ümüzde bize, yani Firdevs'in yetimlerine köyümüzdeki kad?nlar ?öyle derdi : "Babaların evlad?na kar?? bir gözü kör olurmu?. Annesi ölürse, öbür gözünü de yumuverirmi?." Bu rivayet ayn? zamanda gönlümüzü k?rmadan bize iletilmeye çal???lan bir gözlem miydi diye dü?ünmekten kendimi alam?yorum.
Sensiz hayat ne ac?, ne zor anne! Bugüne kadar hem okudum hem yazd?m. Pek çok memleketler gezdim. Bu öksüz halimle bizim köyden annesi-babas? ba??nda olan akranlar?ma nasip olmayan nimetler bana k?smet oldu. Dünyan?n maddi-manevi güzelliklerini gördüm. Sensiz hiçbir ?eyin tad? yok be anne!
Ama ne yaz?k ki ac? gerçek ortada. Bugüne kadar hiç al??amad???m annesizli?i kabullenmem gerekiyor art?k... ?uras? muhakkak; art?k sen fatihalarda, yasinlerde, hatimlerdesin. Rüyalar?m?n eri?ilmez mele?isin. Sevgili torunların?n kara gözlerinde görünmez babaannesin. Gözlerimizi k?s?p bakt???m?z gerçek bir ufuksun sen. Ve dualar?m?z?n ba?tac? yaral? gönüllerimizin ilac?...
Annem benim! ?imdi, ilkokuldan ba?ka on dört y?l süren tahsil hayat?m boyunca s?ks?k duydu?um bir sözün kavuruyor içimi... Ölümün so?uk nefesini yan?nda hissetti?in vakitlerde ziyaretine kimler gelmi?se onlara hep tenbih etmi?sin; halamlara, teyzemlere, onların büyük k?zlarına ve kom?u kad?nlara ayr? ayr? söylemi?sin. "Bak, e?er bir gün ben ölürsem... Ben ölürsem bu çocuklar?m anas?z kalacak. Büyüklerim bir parça kendilerini kurtarabilirler belki. ??te ?u küçü?ümü, Caferimi dü?ünüyorum en çok. O daha körpedir... E?er onu sokakta görürseniz, üstü ba?? y?rt?k olursa dikiverin... Eli yüzü kirli ise, bir tas su ile yuyuverin. Karn?m aç derse bir delim ekmek veriverin ne olur!"
Ne çok insana bunlar? söylemi?sin be anne... Y?llar var ki köye izne geldi?imde mutlaka ba?ka bir kad?n senin bu vasiyetini bana iletir ve kar??mda a?lard?. Bu vasiyetini farkl? insanlardan dinledikçe gözümden ya? aksa da akmasa da yüre?im burkulurdu benim de. ?çime atard?m, biriktirirdim hasretimi...
Muhakkak sensizlikten pay?m?za dü?en ac?y? hepimiz ayr? ayr? tatt?k. Ancak "Firdevs'in kuzular?"n?n en küçü?ü oldu?um için ac?ların en büyü?ünü ben çektim san?r?m.
Bu da bir yönüyle iyi oldu diyorum ?imdi; yan?p kavrulmu?tum adeta. Bu sebeple olsa gerek, ba?kaların?n feryad ü figan etti?i baz? s?k?nt?lara ben gülüp geçiyordum ço?u kere. "Bunlar da bir ?ey mi?" diyordum s?zlananlara.
Korkmamay?, y?lmamay?, t?rsmamay? ö?renmi?tim. Çünkü benim için kolay bir ?ey yoktu hayatta. Bir kanad?m k?r?k olarak ba?lam??t?m mücadeleye. Zaten kanad?n biri k?r?l?nca öbüründen gere?i gibi yararlanam?yorsun ki.
Hayattaki her ?zd?rab?n, insan? k?vrand?ran yönlerini en iyi ancak o ac?y? çeken bilir. Ve yeryüzündeki her ac?n?n (d??ar?dakilerin fark?na varamad???) ancak katlanan?n bildi?i dayan?lmas? güç yönleri vard?r. Kan?mca akla gelebilecek ?zd?rapların en çetini; bir çocu?un küçük ya?ta ebeveyninden birini veya her ikisini kaybetmesidir. Ben burada belki baz?larına çok abart?l? gelebilecek bir söz söylemek istiyorum : "Küçük ya?ta annesiz kalan bir çocu?un ac?s?, elemi, hasreti babas?n? yitirenden en az üç kat daha fazla olur... En az!" diyorum.
Çünkü yuvay? kuran civcivleri kanatlar? alt?nda koruyan di?i ku?tur. Ve bir gün olur o da al?n?rsa göklere... Allah kat?na. Yavru ku?lar birer iki?er uçup gitmez mi gurbet ellere? Hac?pa?alara besleme, Domaniç'te Kaz?m a?alara s???rtmaç ve Hac? Haf?zlara geri dönü?ü olmayan s???nt? talebe olmazlar m??
??te bizler tam da öyle olduk anneci?im. Pek de uzun sürmeyen bir geçi? döneminden sonra yukar?daki son bir cümlede özetledi?im noktalarda bulunarak ba?lad?k, senin himayenden yoksun oldu?umuz y?llara... ?u kadar var ki, hamdolsun dördümüzde pek güzel yerlere geldik anneci?im. Binlerce kez hamd ü senalar ediyoruz Rabbimiz'e. Ve senin "garik-i rahmet" olaca??n? umuyoruz, O'nun engin merhametine. Ba???lanman? diliyoruz, can u gönülden kopup gelen dualar?m?zla... Ar?a varan yakar??lar?m?zla. Çekti?in ?zd?rapların, günahlarına keffaret say?lm?? olmas?na...
Ku?lar gibi kanat ç?rpt?n, uçuverdin fani dünyam?zdan; bu uçu?un Cennet'te son bulmas?n?. Ad?n? da??d???n saadet yurdunda Firdevs cennetlerinde olman? niyaz ediyoruz Allah'tan.
Burada yazmak cüretinde bulundu?um sat?rlar?m?n; kendimi bildim bileli temiz ruhuna okudu?um ve Rabbim ömür verdikçe okuyaca??m hatimleri, yasinlerin manevi birer ?ahidi olmas?n? diliyorum. Bu sat?rlar? okuyacakların hay?r dualarına vesile te?kil edece?ini umuyorum. Diyebilirim ki bunlar içimdeki hasret denizinden süzülen bir damladan ibaret... Gönül deryas?ndan kopup gelen ça?layanların, zihin süzgecinden geçebilen k?rp?nt?lar?... Kalemin yazabildi?i, ka??d?n üzerinde ta??yabildi?i... Bizden sonraki nesillere, yüre?i sevgi ile çarpan kullara... Yetimlere, öksüzlere dü?ülen bir not... Farkl? zamanlarda benzer duygular? birbirimizden habersizce payla?t???m?z gelece?in "pi?kin çocuklar?"na bir mesaj. Sevgi ve selam... Umudu hiç yitirmemenin denenmi? örnekleri.
?ükürler olsun, annemin aziz hat?ras?na arzetti?im k?r?k dökük cümlelerde ifadesini bulan ac? gerçekler; beni hayata biledi. Güçlüklerin rüzgar? yalad?kça benim aln?m ya??z oldu... Hayat?n zorluklarına kararl?l?kla bakmay? ö?rendim, diye dü?ünüyorum. Ancak bu s?rada pek çok insanda oldu?u gibi benim de sahip olmay? istedi?im bir özelli?i yitirdim; gerçek anlamda gülme yetisini... Sevgi ile bakmay?... Gözlere de yans?yan mutlu gülü?ü...
Gülmek nedir bilmez ki benim gözlerim. Can u gönülden nas?l gülece?imi ö?renemedim ben. Bu ya?a geldim hiçbir zaman, hiç kimse bana; "gülünce gözlerinin içi gülüyor" demedi diyemedi. Bundan sonra diyeceklerini de sanm?yorum. Çünkü ben; y?k?las? dünyada en aziz varl???m? ilkönce yitirdim. ?lham kayna??m?, sevgi ça?layan?m?, tenime can katan hayat p?nar?m? en erken kaybettim. Henüz dört ya??mda iken annem vefat etti.... Hep yan?mda olmas?n? istedi?im can?m annem... Yüzünün dinginli?inde, sevgi dolu bak??larında kendimi bulaca??m, hayattaki en k?ymetli varl???m yok oldu. Beni sevmesini bekledi?imi elleri uçup gitti. Bakmaya k?yamad???m gözlerine kara topraklar doldu. Dokunmak, koklamak istedi?im saçlar? çürüdü.
Gedik Yaylas?'ndaki bir metrelik toprak evini, ya?murlar karlar ?slat?yor ?imdi. Ulu a?açların dalların? yalay?p geçen deli rüzgarın u?ultusu var yurdunda. Koyunlar, davarlar otluyor civarında. Çobanlar türkü söylüyor kar?? yamaçlarda; mevtalar? umursamadan, yak?nlar? duyar m? demeden...
Ak?amların "tüllenen ma?ribi", gecenin karanl??? çöküyor oralar.... Sokak lambas? nedir bilinmeyen bir diyarda; bazen gelip geçen bir arac?n farlar? ve baz? gecelerde saatlerce ay?n ?avk? vuruyor ölü evlerine. Toprak y???nların? hüzme hüzme geçip ölülerin olmayan yüzlerini ayd?nlat?yor sanki. Ve baz? gecelerde y?ld?zlar... Evet y?ld?zlar iniyor yeryüzüne. Nurlu kandil gecelerinde, nurdan meleklerin kanad?nda, ad?n? ta??d??? cennetlere nail olas? annemin saçlarına konuyor binlerce hilal, milyonlarca y?ld?z... Tabutuna sar?lan boyal? yazma kutlu bir sancak gibi dalgalan?yor mezar ta??nda.
B?rak?p gitti?in dört körpe yürek üredi, onlarca gönül oldu; dua ça?layanların? sana ak?tmakta. Saçlarına y?ld?zlar kondurmakta solgun dudakların sak?n k?pra?mas?n; o y?ld?zlar dualar?m?zd?r anne....
'''''Çocukluğumdaki Çerçiler ve Düğünler''''''
Köyümüze çerçiciler gelirdi çocukluğumda. 1960’lı yıllarda....... Köy meydanına açılırlardı çerçiciler. Biz çocuklar,sevinçten deli olurduk onları görünce. Parası olmayanlar bile, çerçicilerden alış veriş yapabilirlerdi. Bazı çocuklar, sırf bir şeyler alabilmek için, evden ne bulursa getirirlerdi. Para yerine buğday, yumurta, eski naylon veya lâstik ayakkabı, kullanılmayan bakır kapları verebiliyorduk.
Bazı arkadaşlarımızın annelerinden habersiz, yepyeni naylon veya lâstik ayakkabıları bile getirdikleri olurdu. Erkek çocukları hemen mantar tabancalarına saldırırlardı. Bir seferinde erkek kardeşim bu çerçicilerden aldığı mantar tabancası ile, komşumuzda misafir olan bir çocuğun dudağını yaralamıştı. Biz kız çocuklarının gözü ise, süs eşyalarında olurdu. Tokalar, bilezikler, küpeler alırdık. Bileziklerin kolumuzda şıngırdaması çok hoşumuza giderdi. Parlak, altın sarısı renginde bileziklerin altın olabileceğini düşünürdük. Hatta bazı arkadaşlar, bunların kesinlikle altın olduğunu söylerlerdi. Pek ihtimal veremezdim ama, yine altın olduğuna inanmak isterdim.
Köyde düğünler olurdu bazen. Köy meydanında davullar- zurnalar çalar, köçekler oynardı. Sadece oynamazlar, aralarında konuşurlardı. Tiyatro yapıyorlarmış, büyükler böyle söylüyorlardı. Köçekler, kadın kılığına girmiş, süslü elbiseler giymiş erkeklerdi. Milleti, gülmekten kırıp geçirirlerdi.
Kadın kılığına girmiş erkeklerin oynaması bana çok acayip gelirdi. Ayrıca, kadınları taklit ettikleri için, kadınlarla, meselâ annemle dalga geçiyorlar gibi gelirdi, kızardım. Onları çok eğlendirici bulmakla beraber; kadın taklidi yaptıkları için onları ayıplardım. Kadınlar, kadın gibi davranmalıydı; erkekler, erkek gibi. Niçin erkek erkek oynamıyorlardı da, kadın gibi oynuyorlardı? Ne ayıptı.(!) Meselâ babamın böyle bir şey yapmasını istemezdim. İyi ki benim babam böyle bir şey yapmıyordu. Bu köçeklerin çocuklarının yerinde olmak hiç istemezdim. Bazı köçekler arkalarına bir çan bağlarlardı. Pek net hatırlayamadığım komiklikler yaparlardı.
Kadınlar ve kız çocukları bunları evlerden, örme perde arkasından seyrederlerdi. Kadınların köçekleri ve erkeklerin oynadığı oyunları apaçık seyretmesi ayıptı. Ayıplar ve yasaklar, genelde kadınlar ve kızlar içindi. Erkekler ve erkek çocukları için, ayıp olan fazla bir şey yoktu. Nedenini anlayamazdım. Bu haksızlıktı. Biz kız çocukları da, annelerimizle beraber evlerin ancak pencerelerinden seyredebilirdik.
Davul sesleri heyecanlandırırdı beni. İçimde bir şeyler büyürdü, içim kıpırdardı. Bulunduğum yerde oynamak isterdim. Utandığım için oynayamazdım. Hele o gelinler! Hepsi de çok güzellerdi. Onları güzel yapan, yüzlerindeki süslerdi biraz da. Çikolata kâğıdı gibi yaldızlı bir kâğıt, çok küçük parçalar halinde kesilirdi. Ancak milimetrekare büyüklüğünde. Kırpılmış bu yaldızlı kâğıtlar, şekerli suya atılarak, kibrit çöpü ucuyla alınır, gelinin alnına, yanaklarına ve çenesine yapıştırılırdı. Çiçek motifleri veya geometrik şekiller verilirdi.
İşte gelinleri daha da güzel yapan, bunlardı. Gelinin uzun saçlarının, kulak üzerine gelen kısmı kesilir, zülüf yapılırdı. Başına, iğne oyasından yapılmış güllerden oluşan taç takılırdı. Tacın hemen arkasından bağlayacak şekilde de çatkı örtülürdü. Çatkı; kırmızı , ince bir kumaştan yapılırdı. Üzeri sarı pullarla ve boncuklarla işlenmiş olurdu.
Gelinlik yerine bindallı giyerlerdi gelinler. Gelinleri hayranlıkla izlerdik biz çocuklar. Düğün gecesi gelinlerin kucağına bir erkek çocuk verirlerdi. Gelin bu çocuğu bir süre kucağında tutardı. Acaba neden kız çocuğu vermiyorlardı? Dikkat ediyordum, kızların yapmadığı bazı şeyleri erkek çocukları yapıyordu. Bazen de gelinin yatağında bir erkek çocuğunu yuvarlarlardı. Bunun anlamını daha sonra öğrenecektim. Meğer; gelinin ilk çocuğu erkek olsun diye yaparlarmış bunu. Gelinin ilk çocuğu kız olsaydı, ne olurdu sanki? Ailemizin ilk çocuğu ablamdı, ikincisi de ben. Yani iki kız. Demek ki annem gelin olurken, kucağına erkek çocuk vermemişlerdi. Ve yatağında erkek çocuk yuvarlamamışlardı. Onun için de annemin iki kızı olmuştu.(!) Olsun, ne sakıncası vardı ki? Hem biz kızların kime, ne zararımız vardı ? Annem de babam da , beni ve ablamı, en az erkek kardeşim kadar seviyorlardı. O zamanlar bu saçma âdetten haberimiz yoktu biz çocukların. Toplumda , erkek çocuklarının kız çocuklarına tercih edildiğinden henüz habersizdik. İyi ki de habersizdik. Yoksa, çocukluğumuzun tadını, böylesine çıkaramazdık belki de.
Çocuklu?umda oyun oynamak; yemek yemek, su içmek gibi bir ihtiyaçt? bizim için. Üstelik onlardan daha da zevkli. Sabah oyun, ak?am oyun, ak?amdan sonra bile oyun. S?cak yaz gecelerinde ay ?????nda oynamaktan ald???m zevki nas?l unuturum. Birçok arkada??m vard?. Evcilik, saklambaç, kö?e kapmaca, mendil kapmaca, çizgi, yedi kule, stop oynard?k.Bazen de oynayaca??m?z oyunu bir türlü kuramazd?k. “ ?u oyunu mu, bu oyunu mu oynayal?m? ” diye dü?ünürken, uzun zaman kaybederdik. Tam oyun düzenimizi kurup oynamaya ba?layaca??m?z s?rada, güne?in azizli?ine u?rad???m?z zamanlar olurdu. Güne?, bulutun arkas?na girer, sanki bize ?aka yapard?. Ama bu ?akan?n uzun sürdü?ü de olurdu. Güne?, sakland??? bulutun arkas?ndan çıkmaz, bizi üzerdi. Güne?in kaybolmas?yla birlikte, tatl? oyunlar?m?z?n güzelli?inin bir k?sm? uçup giderdi. Güne? sanki bize heyecan veriyordu, kan?m?z? kaynat?yordu. S?cakl???ndan ba?ka, co?kusu vard? onun. Bakt?k ki güne? buluttan çıkm?yor, bir a??zdan ba?lard?k ba??rmaya:
“ Gün gel gün gel
S?cak kap?n? aç gel
So?uk kap?n? ört gel.
Çocukların çaya kaçm??
Bir kucak ç?rayla gel. “
Bu ça?r?lara cevap geldi?i olurdu bazen. Güne?in cevab?, buluttan s?yr?l?p ,bize gülümsemekti.
Bazen de çok inatç?l?k ederdi güne?. O kadar ba??rarak ça??rarak, kendisine seslendi?imiz halde, bulutun arkas?ndan çıkmad??? olurdu. Sesimizi hiç duymazdan gelirdi. Alaca?? olsundu onun. ?urada güzel güzel oynarken, bulutların arkas?na girmenin ne gere?i vard?!
Biz güne?in buluttan çıkmas?n? beklerken güne? daha da siyah bulutlarla kaplan?rd?. Gökyüzünün rengi koyula??rd?. Hava ile birlikte, bizim de içimiz karar?rd?. O kara kara bulutlar bana hüzün verirdi. Hele bir de rüzgâr varsa. Kara bulutlar, genelde evimizden uzak olan babam?, onun yoklu?unu, özlemini hat?rlat?rd? bana. Karn?ma bir buruntu girerdi. Babam? daha da özlerdim o zaman. ?imdi evimde olmal?yd?m diye dü?ünürdüm. Ç?t?r ç?t?r soba yan?yor, üzerinde, babam?n getirdi?i kestaneler patl?yor. Annem diki? makinesini ba??nda, t?k?r t?k?r diki? dikiyor. Babam pür dikkat radyodan haberleri dinliyor. Bir yanda da ocaktaki çaydanl???n, bana ninni gibi gelen c?z?rt?s?...
Babam, çocuklu?umda s?k s?k Mudurnu d???ndan i? al?rd?. Evimizden günlerce, bazen haftalarca ayr? kald??? olurdu. Onu nas?l özlerdik! Rüzgârl? gecelerde korkard?m ben. Rüzgârın u?ultusu bana çok korku ve hüzün verirdi. Babam?n yoklu?unu hat?rlat?rd?. Kendimi yaln?z, ailemi korumas?z hissederdim babam?n yoklu?unda.
Gece yatarken d?? kap?n?n kilitli olup olmad???n? birkaç kez kontrol ederdim. Babams?z geçen gecelerde hem korkard?m, hem de babam? merak ederdim. Acaba babam evinden uzaklarda ne yap?yordu? Annem radyoda haberleri hiç kaç?rmazd?. Ben de bu haberleri, sanki babamdan kötü bir haber alacakm???m gibi, korkuyla dinlerdim. Hele trafik kazas?nda ölenlerin ad?n? söylerken, kalbim duracak gibi olurdu. O isimlerin aras?nda babam?n isminin söylenece?inden öyle korkard?m ki! Babam?n son gidi?inden bu yana kaç gün geçmi? oldu?unu sayard?m. Babam?n bir an önce eve dönmesi için dua ederdim. Annem bize; “ Çocukların duaların? Allah kabul eder.” derdi. Annemin bu söyledi?ine inan?r; bir yandan babam?n çabuk eve dönmesini isterken, di?er yandan da güzel bebeklerimin, oyuncaklar?m?n olmas? için dua ederdim. Babam?n çok paras?n?n olmas?n? isterdim. Ben de bir çocuktum. Annemin dedi?ine göre, Allah benim dualar?m? da kabul edecekti.
Bunlar? dü?ünürken silkinir, birden kendime gelirdim. Havan?n daha da karard???n? farkederdim......Ve sonunda, hiç istemedi?imiz ?ey olurdu. ?nce ince ya?mur ya?maya ba?lard?. Ya?mur, bir oyun bozguncusuydu. Bitkilerin, insanların, hayvanların ya?mura ihtiyac? oldu?unu dü?ünemezdik. Bizi ?slatt???, oyunumuzu bozdu?u için, ona k?zard?k. Derken, h?zlan?rd? ya?mur. O zaman çaresiz, oyuncaklar?m?z?, minderlerimizi toplar, evin yolunu tutard?k. Biraz buruk, biraz k?rg?n..?ki elimizin ba? ve i?aret parmakların? açar, bunlar? uç uca getirir, ?öyle derdik hep bir a??zdan:
- Bu ne?
- A??l!
- Alem (herkes) evine da??l..........Bütün çocuklar ko?arak evlerinin yolunu tutarlard?. Ne olurdu sanki hep güne? açsayd?. Hava hiç so?uk olmasayd?. Kar hiç ya?masayd?. Her mevsim yaz olsayd?. Biz de doya doya oynasayd?k. Kimbilir o zaman oyunlar?m?z nas?l zevkli olurdu.
Akl?m?z sokakta ve yar?m kalan oyunumuzda olmas?na ra?men, eve geldikten bir müddet sonra ya?mura olan k?zg?nl???m?z? unuturduk. Kendimizi e?lendirecek bir ?ey bulmakta gecikmezdik. Ablam , karde?im ve ben genelde çok iyi anla??rd?k. Pencereden, ya?an ya?muru seyrederdik. Surat?m?z? cama dayar, dilimizle cama ?ekiller çizerdik. Buharlanm?? cama isimlerimizi yazard?k.Ya?mura tekerleme söylerdik, üç karde? bir a??zdan:
Ya? ya? ya?mur
Tarlada çamur
Teknede hamur.
Ver Allah?m ver
Selli, sulu ya?mur.
Ve arkas?ndan devam ederdik:
Ya?mur ya??yoooooor
Seller ak?yooooooooor
Aaarap k?z? camdan bak?yoooooooor.
Gece yatarken küçük bir ayna koyard? pencereye.Aynan?n ön yüzü, d??ar?y? görecek ?ekilde.Böyle yapt???m?zda, ertesi gün havan?n açaca??na inan?rd?k. Çocukluk i?te.
Çocuklu?umda oynad???m oyunlar, arkada?lar?m, ya?mas?n? hiç istemedim ya?mur, esmesinden korktu?um rüzgâr, oyun bozguncusu güne? ve genellikle bizden uzakta olan babam.........Hepsi bir özlem yuma?? gibi içimde ?imdi. Kalbimin en s?cak yerinde.
Ama Çocu?un Hasreti
??itiyorum, güne? pek güzel,çay kenarında suyun üzerine do?ru sarkan çiçeklerin manzaras? pek latifmi?...Ve nazik öten ku?ların,havai böceklerin,uçu?u da görülecek ?eylerden imi?.
??itiyorum ki,geceleri gökyüzünde gizli ???klar görünürmü?. Dalgalar? göz ya?lar? gibi hazin olan deniz içinde dahi,beyaz yelkenli gemiler ak?p gidermi?.
??itiyorum ki, çiçeklerin renkleri pek latif imi?. Dereler,da?lar, çay?rlar, sular,ormanlar ve hususiyle fecir zamanlar? o kadar güzel, o kadar ?irin imi?ler ki, bu kadar azamet ve ihti?ama kar?? insan,rabbine secdeler edermi?.
Fakat ben, ne o gürültüsünü i?itmekte oldu?um denizi, ne o rengin çiçekleri, ne gökyüzünü, ne güne?i, ne o güzel meyveleri, ne ku?lar?, ne ayd?nl??? göremedi?imden dolay? müteessir de?ilim.
Hay?r Allah’?m , hay?r! ?u fani alemin güzelliklerinden hiçbirini arzu etmem. ?lla!!. Heyhat..!. Anac???m? göreydim..!
Resim kaynağı
bu resim bana çocuklu günlerim de soban?n yan?ndaki somya (vard? o zaman yani kanape ) nin yan?na 4 karde? yatt???m?z? hat?rlatt? ya müthi? ti
size ne hatt?rlattt????????*
__________________
Yaln?zca ;son a?aç kesildikten son ?rmak zehirlendikten son bal?k yakaland?ktan sonra ancak ondan sonra ....paran?n yenmeyece?ini ANLAYACAKSINIZ...
İnsanlar neden birbirlerini üzerler neden hep çıkar ve mefaatlerini düşünürler bilemiyorum. Bu çıkarcılık ve menfaatçilik artık bizin genlerimize işlemiş.
İnsanlar neden birbirlerini üzerler neden hep çıkar ve mefaatlerini düşünürler bilemiyorum. Bu çıkarcılık ve menfaatçilik artık bizin genlerimize işlemiş.
İnsanlar neden birbirlerini üzerler neden hep çıkar ve mefaatlerini düşünürler bilemiyorum. Bu çıkarcılık ve menfaatçilik artık bizin genlerimize işlemiş.
İnsanlar neden birbirlerini üzerler neden hep çıkar ve mefaatlerini düşünürler bilemiyorum. Bu çıkarcılık ve menfaatçilik artık bizin genlerimize işlemiş.
Ev ekme?i yapan kom?ulardan s?cak sallama almak için mahalle çocuklar?yla s?raya girerdik, s?cak sallamay? ald?ktan sonra üzerine biber salças? offf be nerde o eski aptal keyfi yapt???m?z zamanlar....
Yeni geldim
?nan ki saç?m ba??m darmada??n ve ?stakoz gibi gevrekle?mi?im.Çat?r çat?r di?lerimden gelen titreme so?uk bir evin odaların? ?enlendiriyor.?uan gülüyorum biliyor musun halime.Zaten gülmezsem dü?üp bay?laca??m.
?nan saat sabah?n ikisi.Asm???m bütün yapmam gerekenleri pamuk ipli?ine.Koparsa da kopsun can?m, ölüm yok ya ucunda.Bu gece yine ayn? yerdeydim. Zaten hep ayn? yerdeyim ya neyse.Ahmet ustayla uzun uzun ilk kez konu?tuk bu gece.?nan ne rak? içtim ne de bal?k yedim.Kimse görmesin diye de meyve suyunu masan?n alt?nda yudumlad?m.Can?m muhabbet çekti, seninle olsa belki gözlerine dayanamaz içerdim ama Ahmet usan?n gözlerine bak?p içemedim.Muhabbet dedim ya saat dinler mi.? Uzad?kça uzad?.K?vrand?kça k?vrand? kelimeler.Sat?r sat?r ?iirler döküldü muhabbetin içine, bir gelinlik gibi süsledik sohbeti.Kurdelesi sen oldun.
Seyfi’yi bu ak?am ablama b?rakt?m.Beni böyle görmesini istemedim.Al??k?n de?il bu hallerime.Ne zaman realist olsam kulakların? diker, pür dikkat beni dinler.Anl?yor sanki kerata ne dedi?imi.Sonra ben dikkatle bak?nca utan?r hemen kaçar gider yan?mdan.Biliyorum k?zm??t?r bana, art?k iki gün boyunca yan?ma u?ramaz.Beni anl?yor, korkum ondan, anlamas?n? istemiyorum, çünkü ben onu anlayam?yorum.Hiçbir ?eyi anlayamad???m gibi.
Her neyse, ?iir, kitap derken sen dü?tün muhabbetin tam ortas?na.?simsiz bir kahraman gibi.Ahmet ustan?n o i?neli laflar? aras?na s?k??m??t?n.Ben ne kadar saklamaya çal??sam olmad?.Birden konu a?k me?k i?lerine sapland?.Bu adam bir alem vallahi.Soruyor da soruyor.
Her mimi?imden bir anlam çıkaran ilk insan desem yeridir.Konu?urken bana bak diyor.Her sorunun sonunda neden kafan? ka??yorsun gibi hazır cevaplarla s?k??t?r?yor beni.Sebebi çok iyi tan?mas?ndan m? yoksa bu halleri bilmesinden mi.? Ne dersin, ben anlamad?m vallahi.
??te yine gevezeli?im tuttu.Her sana yazd???mda böyle oluyorum.Asl?nda bunun bir sebebi var.Senin konu?man? istemiyorum, sen konu?unca ben sana cevap veremem diye korkuyorum.Sen bana bak?nca ben sana bakmaktan çekiniyorum.?nan bak resimlerin de bile böyle bu.Utangaçl?k ya da ba?ka bir ?ey de?il bu, tuhaf anlayamad?m, anlamakta istemiyorum.Ahmet ustan?n bir laf? vard?r, insan sevdi?ine bakar, a?k?na imrenir, çok sevdi?ine bakmaya bile k?yamaz diye.Do?ru mu bilmiyorum.Ya da sen ne dü?ünürsün onu da bilmiyorum.
Asl?nda bu yazd?klar?ma da inanam?yorum.Yani bunlar iki ki?i aras?nda ve muhabbetin belini k?rmaktan öteye geçmiyor.Ahmet usta duysa ne der bilmiyorum ama san?r?m benimle bir süre konu?maz.Olsun onun ?öyle bir sert bakmas? bile ?efkat dolu, yalanc? gülümsemelerden daha iyi de?il mi.?
Belki mektuplar saklanmal?, belki okunmal? ve belki de çerçevelenip duvarlara as?lmal?.Bilemiyorum. Lakin y?k?lm??sa yüre?in bir duvar? neye yarar yelkene ba?lanm?? umutlar.Bu sadece kendim için bir rahatlama senfonisi, keman?n teline dokunur gibi ses veriyor kelimler.Sonra a??r bir beste oluyor dü?lerim sat?rlarda.Anlat?lmas? ya?amaktan zor.
Uykusuzum, sabah olmak üzere.Masa lambas?ndan yans?yan ?????n c?l?zl???ndan belli günün do?u?u.Bir gece daha bitti, yar?m yamalak üzerime örtülmü? bir dü? yorgan? gibi.Çok ü?üdüm.Sen ?imdi derin bir uykunun içindesin biliyorum.Oysa ben uykular? bile sat?rlara gömdüm, sen olmadan, sana yazmadan ve sonra al?p bu ka??t kalemi yakmadan uyuyamayaca??m.
?imdi at??t?rma türü bir kahvalt? ve sonra her gün yeniden ba?layan ya?ama sava??n?n ortas?na at?yorum kendimi.Bir ba?ka mektupta belki elim var?r da yazar?m sevdi?im ?ark?ların sözlerinden bir ?iir.Bilmen gereken son bir ?ey, seni sevdi?imi asla söylemeyece?im.
Tekrar görü?mek üzere, bugün ya?murlu bir gün..
Do?um günümde ald???n ve bir türlü kullanamad???m ?emsiyeyi aç?yorum ya?mura, zaten ya?l? gözlerim..
BABAM
Sabah erkenden kalkar herkes uyurken h?c ses c?kartmadan vazgeçmed?g? tutkularından olan b?r f?ncan kahves?n? ates?n uzerınde y?lların kend?s?ne verm?s oldugu ac?lar? huzunler? sev?ncler? ve kederler? tab?k? yureg?ndek? kocaman sevg?s?n?de katarak kend?s?ne turk kahves? yapard?…
Sonra surekl? oturdugu koltugunun onundek? sehpas?nda kend?s?n? bekleyen b?rınc? ?le baslay?p Bafra ?le devam ed?p Maltepe ?le sonland?rm?s oldugu meretten b?r tane al?p kend?s? ?c?n hazırlam?s oldugu turk kahves?nden yudumlarken kahveye esl?k etmes? anlam?nda s?garas?ndan b?r tane yakard?…
Ilkokul mezunu oldugu halde her gun okumakta es?rgemed?g? gazetes?n? ve ozell?kle cok buyuk olmayan ama yer? geld?g?nde ben?m b?le cozmekte zorland?g?m bulmacas?n? cozerken ona hayat okulunun verm?s oldugu b?lg? ve tecrubelerınden faydalanmas?n? b?lerek cozmeye cal?s?rd?..
Bulmacas?n? b?t?rd?kten sonra gozler? salonun ?c?nde dal?p g?derd?..belk? yasad?g? vefas?zl?klar akl?na gel?r huzunlen?r,belk?de den?z kasabas?nda gec?rm?s oldugu cocukluk donemler? akl?na gel?r neselen?rd?..belk?de bu hayatta evlatlarına madd? anlamda h?c b?r sey b?rakamam?s?n kars?l?g? olarak onlar? un?vers?tede l?sede ve okumayan b?r oglunuda tam?rc?n?n yan?na vererek ona bu hayatta yasad?g? b?r omur boyunca hayat?n? ?dame ett?receg? b?r meslek b?rakm?s oldugunun sev?nc?n? yasard? ederd?…
Sayg?n?n yan?nda kend?nden yasca kucuk ?nsanların ?ct?kler? s?gara ?le deg?lde kend?s?ne yureg?n? kalb?n? k?rmayacak sek?lde yap?lacak olan hareketlerle goster?lmes?n? ?steyen b?r? olmas?n?n ve bu sek?ldek? dusunces?ndende h?c b?r zaman gocunmaman?n verm?s oldugu b?r rahatl?k ?le gozler? dalard? salonun ortas?na,belk?de dusunurdu 40 kusur y?l b?r yast?ga baskoydugu es? ?le gect?kler? zor y?llar? zorda olsa nesel? zamanlar? dusunerek akl?na get?rerek o masmav? gozler? ?le dalarak bakard? salona ve su koca dunyaya…
Ama h?ssett?g?m b?r sey vark? bu hayat ?le hesaplasmalarında ger?ye donupte h?c b?r zaman p?smanl?k duymadan etmeden durustlugunden odun vermeden hayat? s?radan deg?lde doyas?ya yasay?p a?les? ?le paylast?g?na yurekten ?nanan koca yurekl? b?r adam….bu hayata her zaman saka ?le bakmas?n? seven verd?g? degerler ugruna yasayan bu koca yurekl? adam en buyuk sakas?n? 17 Temmuz 1992 y?l?nda sevd?klerıne yapacag?n? nereden b?leb?l?rd?k?…
Bu hayattan g?tt?g? zaman vatan? gorev?m?n b?tmes?ne 3 ay kala ne kadar sen? kend? eller?mle topraga veremesemde cenazene kat?lamasamda,bana b?rakm?s oldugun ve ogretm?s oldugun ?nsanl?g?n? butun yasad?g?m hayat boyunca sen? yureg?mde yasatmak em?n olk? sen?n teknekaz?nt?n olarak yerıne get?receg?m tek seyd?r..ben?m koca yurekl? mav? gozlu babam.
Sonbaharın geli?iyle mi ayd?nlan?r insan?n bazen yüre?i? Uzun zamand?r alm?yordum ka??d? kalemi elime nedense hep sonbaharda veya k??a girerken an?ms?yorum hat?ralar?m?, bir ka??da döküyorum hepsini amaçs?zca! Neden sanki amaç için yazmal?y?z içimizden geçen her bir ya?mur damlac??? gibi kimi zaman berrak kimi zaman da toza dumana bulanm?? duygular?m?z?? Bense yazman?n nas?l bir ?ey oldu?unu daha çok küçük ya?larda biliyordum. Kendimle belki de tan??mam benim kendimi anlatt???m yaz?lar?mda olmu?tu; kimi zaman buru?turup att???m ka??tların aras?nda buluyordum kendimi kimi zaman da herkesin okudu?u me?hur kitaplarda, kitap okumay? seviyordum ama hiç bir ?ey yaz? yazmamdan üstün gelemiyordu, t?pk? ?imdi oldu?u gibi…
Sat?rların aras?nda kaybolup gidiyorum, t?pk? eskisi gibi! Zaman?n nas?l geçti?ini anlam?yor insan yaz? yazarken, belki de anlamak istemiyor! Bir bak?yor ak?am olmu? veya sabah! Bense genelde sabahlar olsun istiyorum hayat?mda, sabahlar olsun ne?eyle, sevinçle uyand???m?z, ne dünden kalm?? çözemedi?imiz problemlerimiz ne de haftan?n yorgunlu?u olsun sabah?n serinli?inde, bir de ku?ların sesi eklenmeli bu ne?e dolu sabaha t?pk? çocuklu?umuzda oldu?u gibi ne?e ile uyanmal? insanlar. Hiç unutmuyor insan çocuklu?undaki o güzel an?lar?; nas?l unutulabilir ki! Me?e a?ac?n?n ba??nda oynanan oyunlar nas?l unutulabilir ki, çamurdan yap?lan yemeklerle süslenen küçük evcilik oyunlar?! Hele gecenin ürkütücü karanl???nda hiç kimseye ald?rmadan oynanan saklambaçlar! Sonra sabaha kadar deliksiz bir uyku ve yine ku? sesleri aras?nda yeni bir sabaha günayd?n demek… Kaç ki?i unutur bu sabahlar?? Ama kim ne derse desin unutuyor insan, bu karga?an?n içinde kendisini bile unutuyor…
?imdi nerdeyim, ne yap?yorum kendim bile bilmiyorum desem yalan olmaz, ba?ka bir alemdeyim ?u anda, bamba?ka… Sevdice?imse çok uzaklarda, biliyorum beni dü?ünüyor ama bu bamba?ka ?imdi! ?airin dedi?i gibi; uzaktan sevmek olmaz gel yak?na, yak?na…
N?Z?P L?SES?
Bardaktan bo?an?rcas?na ya?an ya?mur, bir duygu selini de beraberinde getirmi?ti. Gerçekten de kolay de?ildi. Koskocaüçsenenin kâh sevinç kâh ac?; kâh mutluluk kâh hüzün dolu onca hat?ras? aras?nda, her metrekaresine say?s?z an?n?n s??d??? bir okulu b?rak?p gitmek gerçekten de hiç kolay de?ildi. Masaların üzerine, duvarlar yaz? yazanlar, birbirlerinin gömleklerini sevgi sözcükleriyle boyayanlar, beraber hat?ra foto?raf? çektirenler, oturmu? birbirleriyle belki de son kez dertle?enler... Tüm bunlar insan?n yüre?ine o kadar i?liyordu ki... Y?llar sonra "lise" dendi?inde ilk akla gelen olabiliyorlard?. Nas?l ba?lam??t? her ?ey, nas?l bitiyordu? Çekilmez, bitmez denenüç koca y?l nas?l olmu?tu da göz aç?p kapayana kadar geçmi?ti? Hem de ard?nda neler neler b?rakarak... Küçükler vard? bir de... Bir zaman bizim "çömez!" diye dalga geçip, e?lendi?imiz küçükler... Ne mutluydu onlara. Karne alman?n, tatile girmenin ve bir ya? daha büyümenin verdi?i heyecanla yerlerinde duram?yorlard?. Koridorlarda ko?turanlar, ba??ra ba??ra ?ark? söyleyenler, kendi aralarınsa oyun-bizim deyimimizle "uzun e?ek"- oynayanlar... Hele lise ikiler... Onların gururu daha fazlayd?, kolay m?, bizden sonra okulun en büyü?ü onlar olacakt?... Neredeyse ö?le olmu?tu bile. Eskiden dört gözle bekledi?imiz hatta bazen gecikmesine isyan etti?imiz ziller, bugün ard?ns?ra nas?l da çal?yorlard?. Bugün bizim son günümüzdü. Ya?ad?klar?m?z?n izlerini yan?m?za al?p ayr?lacakt?k bugün burdan. Üstleri çe?it çe?it kopyalarla dolu masalar?m?z?n, perde nedir bilmeyen ve rüzgarl? havaların gevezesi pencerelerimizin, yerlerde gezen k?r?k tebe?irlerin, hiç b?kmadan besledi?imiz çöp kutumuzun ve her türlü derse ev sahipli?i yapm?? kara tahtam?z?n bizi son görü?üydü belki de bugün. Yeni gün nelere gebe bilinmez. Gelecek neler sakl?yor koynunda... Kim bilir belki bir gün bu okula yeniden yolumuz dü?er. Yeniden gireriz bu kap?dan içeri...Bu s?n?fta yeniden yank?lan?r sesimiz... Ama ?u bir gerçek ki, y?llar sonra tekrar burda olsak bile zaman biz dahil her ?eyi de?i?tirip, tan?nmaz edecektir.
Edited by - Yankee SAT on 03 Nis 2006 23:16:55
İnsanlar neden birbirlerini üzerler neden hep çıkar ve mefaatlerini düşünürler bilemiyorum. Bu çıkarcılık ve menfaatçilik artık bizin genlerimize işlemiş.
İnsanlar neden birbirlerini üzerler neden hep çıkar ve mefaatlerini düşünürler bilemiyorum. Bu çıkarcılık ve menfaatçilik artık bizin genlerimize işlemiş.