Nizip.com
Üye ol
Basından Nizip Haber

Koyun Koyuna Yatan Arkeolojik Eserler ve Mayınlar

Görüntülenme: …

nizip.com Üye
Üyelik: 2001-06-26 Herkese açık mesaj: 12.238
#241248
MAYINLI ALANLARIN ARKEOLOJİK POTANSİYELİ PANELİ SONUÇ RAPORU

Tarih: 11 Mart 2011
Yer: Karkamış Lisesi
Oturum Başkanı: Prof. Dr. Mustafa GÜNDÜZ - Adıyaman Üniversitesi Rektörü
Yrd. Doç. Dr. Rifat ERGEÇ - Gaziantep Ün. Arkeoloji Bölümü
Arkeolojik Alanlar ve Sınır Mayınları
Doç. Dr. Turgut Hacı ZEYREK - Gaziantep Ün. Arkeoloji Bölümü
Geçmişi ve Geleceği ile Karkamış
Doç. Dr. Mehmet ÖNAL - Harran Ün. Arkeoloji Bölümü
Mayın hattında Tel Halaf, Ra's al Ayn, Ceylanpinari ve Nusaybin Antik Kentleri
Hülya KAYAÖZ – Antep Müzesi, Hititolog
Karkamış Ören Yerinde Mayın Temizleme Çalışmaları
******************************************************************
Duygu Sucuka
duygu@hotmail.com

Mayınlı Alanlardaki Tarihi Potansiyel:
Türkiye’nin Sınır Mayınları konusu, çok tartışılan önemli gündemlerden birisi iken, kısa bir süre öncesinden beri bu konu sanki halloldu gibi, rafa kalktı. Aslında kamuoyu ilgisi rafa kalktı demek lazım. Çünkü mayın temizleme işi henüz yapılmıyor ama Devlet nezdinde bir sonuca ulaştırılmış durumda. Bu iş, Milli Savunma Bakanlığı’nın inisiyatifinde, hizmet alma usulüyle yapılması kararına bağlanmış bulunuyor.

Mayın konusunu ben de epeyce uzun bir zamandır okuyor, araştırıyor, yazıyor, takip ediyorum. Hatta bu konuda iki de panel yaptık. Birincisi, Ankara’da, “Güneydoğu Sınır Mayınları” başlığıyla, genel anlamda bir irdeleme idi. İkincisi ise, yaklaşık 3 hafta önce, Gaziantep’in Karkamış İlçesinde, “Mayınlı alanların arkeolojik potansiyeli” konulu detay bir çalışmadır.

Türkiye-Suriye Sınırında, mayınlı alanlardaki tarihi potansiyeli tartışmaya açmak, bu konuya dikkat çekmek için Karkamış’ı seçmemizin nedeni, Karkamış’ta mayın temizliği yapılmakta olduğu, bu antik kentin arkeolojik kazısının yakında başlayacağı söylentileri idi.

“Mayının Altındaki Tarih” adlı yazımla (http://www.sanliurfa.com/koseyazisi2910-mayinin-altindaki-tarih.htm) bu konuya değinmiş, hatta Kültür ve Turizm Bakanlığı’na, bilgi edinme kapsamında başvurmuş, kazı işinin herhangi bir ülkeye verilip verilmediğini sormuştum.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nden aldığım, 21.02. 2011 tarihli cevabi mektupta aynen şöyle denilmektedir:
[…Karkamış Antik Kenti’nde arkeolojik kazı çalışmaları gerçekleştirmek amacıyla, 2008 yılında İtalya, Bologna Üniversitesi öğretim üyelerinden Doç. Dr. Nicolo MARCHETTİ Bakanlığımıza başvurmuştur.
Söz konusu talep, Bakanlığımızca değerlendirilerek prensipte uygun görülmüş olup mayınların tamamen temizlenmesini müteakiben Karkamış Antik Kenti’nde arkeolojik kazı çalışmalarına başlanabilecektir….]

Kazı işinin yabancı bir ülkeye verilmesine daha önceki yazımda da sıcak bakmamış, bu konuda kendimizi organize etmeliyiz demiştim. Yine aynı şekilde düşünüyorum. İtalya, Japonya bu konuda ileri olabilirler. Bu işi tamamen onlara vermek yerine bizim öncülüğümüzde yürüterek onlardan destek alabilirdik. İtalya bu işi yaparken Türkiye’de hangi üniversitenin takipçi olacağı konusu bile sanırım belli değil. Şu an için, ‘Karkamış’ta mayın temizliği bitti, İtalya tarafından yapılacak olan kazı çalışmaları bugünlerde başlayacaktır’ beklentisi mevcuttur.


Panelle ilgili notlar:
9 Mart 2011 günü Adıyaman’da su panelini, 10 Mart 2011 günü Urfa’da sağlık sorunları panelini yaptıktan sonra 11 Mart günü Karkamış’ta idik. Yaklaşık 5-6 ay öncesinden beri tasarladığımız, Karkamış Kaymakamlığıyla görüşmeler yaptığımız “Mayınlı alanların arkeolojik potansiyelini” tartışmak, kamuoyu ile paylaşmak, Karkamış Antik Kenti’nin önemini ve başlayacak olan kazı çalışmalarını gündeme taşımak amacıyla tasarlamıştık bu paneli. Adıyaman, Gaziantep, Harran Üniversiteleri ve Gaziantep Müzesinin destek verdiği; Karkamış Kaymakamlığının ev sahipliği ve öncülüğünde organize ettiğimiz çalışmaya Gaziantep Üniversitesi’nin ilgili bölüm öğrencileri ve GAP İdaresi mensupları izleyici olarak katıldılar. Ayrıca Karkamış’taki bazı sivil toplum örgütleri ve kentin ileri gelenleri de bu paneli izleyenler arasındaydı. Bölgede, birçok arkeolojik çalışmaya katılmış Gaziantep ve Harran Üniversitesi hocaları oldukça detay sunumlar yaptılar.
Şanlıurfa’dan, paneli izleyecek olan GAP İdaresi mensuplarıyla birlikte gittik Karkamış’a. Yaklaşık 2 saate yakın süren yolculuk, bir süre önce açılmış bulunan Gaziantep-Şanlıurfa Otoyolundaki ilk yolculuğumdu. Nizip yakınlarında, Otoyoldan çıkıp Karkamış’a doğru yönelince tam bir fıstık diyarının içinde bulduk kendimizi. Gaziantep’in fıstık üretim deposuymuş bu yöre. Ve biraz sonra o küçük yerleşim merkezi Karkamış çıktı karşımıza.

Burada geçireceğimiz zamanımız çok kısıtlıydı. 2 saat sonra başlayacak olan paneli yapıp tekrar dönecektik. O nedenle hep koşar adım idik.

Panel öncesi Kaymakam Bey eşliğinde gezdiğimiz Antik Kent; aşağıda süzülüp giden Fırat Nehri; Fırat’ın üzerindeki sınır sayılan tarihi demiryolu köprüsü; karşımızdaki sınır boyları ve sınırın ötesindeki, yarısı bizde kalmış yerleşim yerleri; daha da ötedeki Suriye şehirleri. Sanki hepsi birer efsane gibi duruyor karşımızda. İnsanın etkilenmemesi, tüylerinin diken diken olmaması mümkün değil. Bastığım şu topraklardan ne medeniyetler gelmiş geçmiş diye düşünmemek elde değil. Mezopotamya işte burası; bereketli topraklar, destanlar, medeniyetler fışkıran, efsane nehirler Fırat’la Dicle’yi koynunda yatıran Mezopotamya. Dünyanın gözü hep burada olmuş, halen de öyle değil mi?

Sonra da Gümrük kapısına uğradık. İki ülke topraklarını ayıran bir kapı. Tam kapının karşısında Beşar Esad’ın kapı boyunda, koskocaman dev posteri bizden tarafa, kapıya bakıyor. Bizim de neden onlara bakan bir resmimiz yok diye geçiriyorum içimden. Ve kapının öbür tarafına geçiyoruz. Orada bekleşen Suriye vatandaşlarının resmini çekiyorum. Resim çektiğimi fark edince poz veriyorlar. Belli ki bu tarafa geçmek için izin bekliyorlar.

Bu panele Halep Üniversitesi’nden de bir öğretim üyesini dâhil etmek istedik, uzun uğraşlar verdik, kendilerine yazdık, çizdik ama bir netice alamadık. Benzer bir başka çalışmaya Suriye’nin de dâhil olmasını çok isteriz. Çünkü bu sınır boyunca tarihi zenginlik hem bizi hem onları ilgilendiriyor. Sınır şehirleri bölmüş, yaşamları bölmüş, yer altı ve yer üstü zenginlikleri bölmüş, aynı zamanda tarihi de bölmüş. Bizden taraftaki arkeolojik potansiyel onlardan tarafta devam ediyor.

Bu çalışmada bize başından sonuna kadar destek veren, ev sahipliği yapan Karkamış Kaymakamı Sayın Ferhat Sinanoğlu’na;
Organizasyonda emeği geçen, aynı zamanda sunum yapan Gaziantep Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Rifat Ergeç ile sunumlarıyla katılan Doç. Dr. Turgut Zeyrek ve Harran Üniversitesinden Doç. Dr. Mehmet Önal’a;
Gaziantep Müzesine, Müzede görevli Hititolog Hülya Kayaöz’e;
Oturumu yönetmek için katılan Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Gündüz’e;
Paneli izlemek için katılan GAP İdaresine;
Ayrıca emeği geçen herkese teşekkür ederiz.
fsoyarik Üye
Üyelik: 2005-05-06 Herkese açık mesaj: 5.099
#241260
Resimde atsak daha iyi olur sanırım.selamlar
admin
Şehir: GAZİANTEP
Meslek: Ticaret
Yönetici
Üyelik: 2001-02-14 Herkese açık mesaj: 7.498
#241275
04.04.2011
Duygu Sucuka
SUNUM ÖZETLERİ:

1. Arkeolojik Alanlar ile Sınır Mayınları
Arkeoloji, çok kısa bir tarifle "eskinin bilimi"dir. Elde ettiği buluntularla geçmiş dönemleri tanımlamaya, yorumlamaya ve bir sonuca varmaya çalışır

Sınırlar veya hassas alanlarda, inceleme konusu olan arkeolojik eserlerle adeta koyun koyuna yatan mayınlar! Arkeolojik bir eserle, içi patlayıcı dolu bir teneke kutuyu (bir mayını) yan yana düşünmek, insanın hayal gücünü bile dumura uğratmaya yetecek bir husustur.

Güneydoğu Anadolu, özellikle de Gaziantep için söylemek gerekirse, insanlığın kültürel anlamda ilk kez ortaya çıktığı "Bereketli Hilâl" içinde yer alan bu bölge, aynı zamanda Anadolu Plâtosu'nun sona erip Suriye Düzlükleri'nin başladığı doğu-batı hattı üzerinde uzanan coğrafî bir sınırdır. İnsanlığın en eski kültür merkezleri bu hattın üzerinde veya hemen yakınındadır. Bugünkü Türkiye-Suriye ülke sınırı, aşağı yukarı bahsedilen bu hat üzerindedir. Sınırın hem kuzeyinde hem güneyinde sayısı tam olarak tespit edilememiş arkeolojik yerleşim yerleri olan höyükler ile başta Karkamış ve Cyrrhus gibi antik şehirler yer almaktadır.

Güneydoğu Anadolu sınır hattındaki en çarpıcı örnek eski Karkamış'tır. 19 yy sonları ilâ 20. yy başlarında kısıtlı da olsa yapılan kazılardan anlaşıldığına göre aşağı şehir, yukarı şehir ve sonradan akropolis olarak kullanılan Höyük kesimi olmak üzere üç ana bölümden oluşan Karkamış’ın buluntuları Ankara'daki Anadolu Medeniyetleri Müzesinde sergilenmektedir. Fırat nehri şehrin doğu sınırını oluşturur, doğu-batı yönünde geçen demiryolu ise şehri ikiye böler, aynı zamanda Türkiye - Suriye sınırını teşkil eder.
Eski Karkamış'ın Akropolü ile yukarı şehir kısmı Türkiye’de, aşağı şehir kısmı ise Suriye’de kalmaktadır. Her iki bölüm de, Nehir, Demiryolu ve Köprüsü, Sınır ve Sınır Kapısı gibi stratejik unsurlardan dolayı birinci derecede hassas askerî bölgelerdir. Bundan dolayı, özellikle Türkiye sınırları içinde kalan yukarı şehir kesimine de tamamen kara mayınları döşenmiştir. Bu kesimde muhtemelen Suriye de buraya mayın döşemiştir.

Büyük bölümü günümüzde Suriye sınırları içinde kalan Cyrrhus antik kenti ise bir Hellenistik ve Roma dönemi yerleşmesidir. Kilis il merkezinin güney-batısına düşmekte olup, önceleri sınırlarımız içindeyken sonradan yapılan sınır düzenlemeleri sırasında kuzey bölümü mayın tarlasının ortasında kalmıştır. Bölgede ayakta kalmış tek antik tiyatro yapısı da buradadır. Aynı olumsuz ve tehlike dolu şartlar Cyrrhus için de geçerlidir. Suriyeliler, kendi topraklarında kalan kısımları turizme açmış olup turlar düzenlemektedirler.

Batıdan, yani İskenderun Körfezi'nden doğuya, İran sınırına doğru Suriye ve Irak sınır boyundaki arkeolojik alanlar doğrudan veya dolaylı olarak mayın tehlikesine açıktır. En azından Fırat Nehrine kadar uzanan Gaziantep-Kilis-Hatay sınır kesiminde birçok höyük ve arkeolojik alan, mayınlı saha içinde kaldığı için araştırılamamaktadır.

Arkeolojik bakımdan çok önemli olan bu bölgede mayınsız arazideki çalışmalar sonucunda, ören yerlerinin düzenlenerek turizme açılması, bilimde ve turizmde itibar seviyemizi yükseklere taşıyacaktır. Karkamış gibi, tüm dünyaca merak edilen bir ören yerinin ziyarete açılması, özellikle kültür turizmi bakımından büyük bir kazanım olacaktır. Hitit medeniyeti gibi sadece Anadolu coğrafyasına ait bir kültürün, dünyada başka benzeri olmayan bir sarayına ait taht salonunu orijinal malzemesiyle düzenleyip dünya turizmine açmanın, ülke tanıtımı ve maddî getirisi bakımından önemini herhalde turizm yatırımcıları ve plânlamacılar çok daha gerçekçi biçimde değerlendireceklerdir.

*****

2. Geçmişi ve Geleceği ile Karkamış
Karkamış, yukarı Fırat bölgesinde Gaziantep iline bağlı, Fırat (Euphrat) nehrinin batı yakasında, geniş bir nehir ovasına hâkim alanda gelişen antik kenttir. Kent Fırat’ın batısında doğu Akdeniz limanlarına yakınlığı ile de tarihinin her döneminde stratejik öneme sahip olmuştur.

Burada kurulmuş olan küçük krallıklar çevredeki büyük siyasi güçlerin arasında sıklıkla taraf değiştirerek varlıklarını sürdürmeye çalışmıştır. Bölgede doğal sınırların olmaması buradaki Nuhaşşe gibi küçük devletlerin güç sahibi oldukları dönemlerde sınırlarını genişletmeleri sonucunu doğurmuştur. Askeri seferlerde Fırat nehrini geçmek Önasya tarihi boyunca önemli bir olay olarak nitelenmiştir. Hitit Kralı I. Hattuşili (M.Ö. 1650–1620) Fırat nehrini kendinden önceki kralların geçmeyi başaramadığına işaret ederek övünmüştür. Ugarit’in hâkimiyet altına alınmasıyla Karkamış, bölgede doğal kaynakların ve ticaretin sunduğu imkânlarla zenginliğini artırmıştır.

Karkamış kentinin adı yazılı antik belgelerde M.Ö. 2500–600 yılları arasında varlık göstermiştir. Bu belgelerde geçen kar-kamiś adı (tanrı) Kamiś’in limanı olarak yorumlanmak istenmektedir.

M.Ö. 3. bin ortalarında Ebla kralının hâkimiyetinde olduğu bilinen Karkamış, bu dönemde bölgenin önemli bir merkezi konumuna sahiptir. Karkamış, M.Ö. 2. bin Assur ve Babil güzergâhlarında yer almaz, ancak Mari kaynaklarında kentten sıkça söz edilmektedir. Hitit hâkimiyetinden dört yüzyıl öncesine ait kent tarihi konusunda eldeki veriler yeterli bilgi vermez. Kent, dönemin bölgedeki büyük güçleri Hatti ve Mitanni hâkimiyet alanında varlığını korumayı başarmış olmalıdır. Kuzey Suriye Hitit devletinin erken dönemlerinden itibaren genişleme hedefi olmuştur. Karkamış’ın ele geçirilmesi bu politikanın en önemli aşaması kabul edilir. Kent I. Şuppiluliuma’nın başa getirdiği oğlu Şarri-Kuşuh ve onun ardılları tarafından yaklaşık yüzeli yıl Hitit hâkimiyetinde yönetilmiştir.

M.Ö. 1. bin yılın başlarında Güneydoğu Anadolu’da ve kısmen Kuzey Suriye’de Geç Hitit Beylikleri olarak bilinen küçük devletler arasında Karkamış’da da Hitit, Huri ve Arami kültürleri karışmıştır.

Karkamış M.Ö. 717 yılında Assur kralı II. Sargon tarafından yağmalanmış, halkı Assur’a taşınmış, kent Assur yerleşmesi haline gelmiştir.

Kentte İlk Kazı ve Araştırmalar
İlk kazı çalışması Büyük Britanya’nın Halep’teki İngiliz Konsolosu A. Drummond tarafından 1878–1881 yılları arasında gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmalardan açığa çıkarılan çok sayıda kabartmalı orthostat British Museum’a taşınmıştır.

İngiliz arkeolog David Hogarth 1911 yılında British Museum adına Karkamış’ta ikinci kazı çalışmalarını yürütmüştür. Bu çalışmaları Oxford mezunu arkeolog T.E. Lawrence’ın kazıları izlemiştir. Sir Leonard Wooley ile T.E. Lawrence British Museum adına kentte on yıl süren kazı çalışması gerçekleştirmiştir. Sir L. Wooley, o tarihlerde yürürlükte olan Asarı Attika Kanunu uyarınca araştırma alanında çıkan eserleri British Museum’a götüremeyince, köylüleri kaçak kazıya teşvik edip, onların gizlice getirdikleri ganimetleri satın almıştır. 1914 yılı baharında I. Dünya Savaşı tehdidi nedeniyle kazılar durdurulduğunda Sir L. Wooley’in ülkeden kaçırmak istediği eserleri Halep’teki İngiliz Konsolosluğu’nun aracılığıyla İngiltere’ye nakletmiştir. Bu kaçak kazıların sonuçları, Carchemish I-III isimli kitapta yayınlanmıştır. 1919 yılında Sir L. Wooley son defa kazı yapmak üzere Karkamış’a gelmiştir.

Karkamış’ta geçmiş yıllarda yapılan kazı çalışmalarında, Fırat Nehri’nin yukarı kesiminde kalan Karkamış’ın kale, iç kent ve dış kent ile birlikte tüm kentsel yayılması saptanmış, bunun yanında savunma sisteminin bir bölümüyle, kentin üç bölümündeki birkaç yapı açılmıştır.
Karkamış antik kentinin mayınlardan temizlenmesinin ardından 2011 yılından itibaren yeni bir kazı sezonuna başlanacaktır. Bölge tarihinin eksik bilgilerini tamamlayıcı nitelikte yeni bulguların elde edilmesi, Türk arkeolojisine katkıda bulunması ve bölgenin ülke turizmine kazandırılması ümit edilmektedir.

*****
admin
Şehir: GAZİANTEP
Meslek: Ticaret
Yönetici
Üyelik: 2001-02-14 Herkese açık mesaj: 7.498
#241276
3. Mayın hattında Tel Halaf, Ra's al Ayn, Ceylanpinari ve Nusaybin Antik Kentleri
KARGAMIŞ
5 bin yıldan beri adı değişmeyen Kargamış antik kenti Fırat nehri kıyısında Türkiye-Suriye sınırında mayın hattında yer alır. Günümüzde görülebilen kalıntıları İç ve Dış Kale’de olup, Hitit krallığı ve Geç Hitit dönemine aittir. 20. yüzyılın ilk çeyreğinde British Müzesi adına yapılan kazı çalışmalarında tapınaklar ve çok sayıda ortostat (kabartmalı taş levha) ve heykel bulunur. Uzun Duvar’da, Haberciler Duvarı’nda, Kral Kapısı’nda, Tören Alayı Girişi’nde ve Su Kapısı’nda çok sayıda ortostat bulunmuştur. Bu eserlerin büyük çoğunluğu günümüzde Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ndedir.

2010 yılında Kargamış mayınlarından temizlenmiştir. Tarihteki konumu ve kazılarda bulunan yüzlerce görsel niteliği yüksek kabartma ve heykel eserler nedeniyle, turizm beklentisi de oluşmaya başlamıştır. Kargamış’ın turizmden gerekli payı alabilmesi için yapılması gerekenler şunlardır:
-Kazıların başlaması

-British Müzesi’ndeki ve Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ndeki eserlerin geri getirilmesi
-Getirilemeyen eserlerin mülajının yapılıp, orijinal yerlerine konulması
-Kargamış ören yeri müzesinin yapılması
-Eski kazı alanlarının temizliği ve çevre düzenleme çalışmaları yapılarak ziyarete açılması
-Kargamış Fırat demiryolu köprüsünün ziyaretçilerin tur güzergahına dahil edilmesi
-Turların Fırat kıyı güzergahından Kargamış’a ulaştırılması

RHESAİNA
(Tell Halaf, Guzana, Rhesaena, Theodosiopolis, Ras al Ayn)

Şanlıurfa ili, Ceylanpınar ilçesi antik dönemde Roma İmparatorluğu’nun koloni ünvanlı kenti Rhesaina olarak adlandırılmaktaydı. Daha sonra Doğu-Roma İmparatorluğu döneminde şehrin adı, İmparator Theodosius’un şehri anlamında “Theodosiopolis” olarak değiştirilir. Türkiye-Suriye sınırındaki bu kentin günümüzde Suriye’de kalan kısmındaki modern kent “Ras al Ayn” (Res ül-Ayn) olarak adlandırılır. Bu kentin önemleri arasında, Geç Neolitik dönemde (M.Ö.6. bin) Halaf Kültürü’ne adını veren yerleşim yerinin çok yakınında olması, Bit-Bahaiani krallığının merkezi olması, yenilmez ünvanlı Sasani kralı I. Şapur’un 15 yaşındaki Roma imparatoru III.Gordianus’a bu kentte “Rhesaina Savaşı”nda yenilerek geri çekilmesi ve Ortaçağ’da Yakubiliğin merkezi olmasıdır.

Max von Oppenheim Rhesaina kentinin hemen yanı başındaki Tell Halaf höyüğünde, 1911-1913 yıllarında kazı çalışması yaparak gelişmiş seramik eserler ve figürinler bulmuş, bunları, bu yerin adıyla “Halaf Kültürü” olarak adlandırmıştı. Halaf Kültürü Yakın Doğu'nun en gelişmiş boyalı çömlekçilik geleneğine sahip kültürlerinden biridir. Gelişmiş boyalı çömlekçilik ve tholos (Dairevi, konik kubbeli mekanlar da kazılarda bulunmuştur. Halaf kültüründen başka, M.Ö. 10-9. yy. ait Bit Bahaiani krallık merkezini ve yüzlerce ortostandan oluşan krallık sarayını da meydana çıkarmıştı. Berlin’e götürülen bu eserlerin çoğu, II. .Dünya savaşı esnasında Sovyetler Birliği’nin Berlin’i bombalaması neticesinde binlerce parçaya ayrılmıştı. 2001 yılından beri 27,000 parçanın birleştirilmesiyle oluşan sergi Mart 2011’de Berlin’de açılmıştır.

NİSİBİS
(Nasibina-Asur dön. Antiocheia-Selevkoslar dön. Naşibina-Arab kayn.
Nusaybin)

Bu kent Roma döneminde Metropol ve koloni kenti olarak ünvanlandırılmıştır.
Mardin İli, Nusaybin İlçesi’nin eski adı olan Nisibis antik kenti, Huri, Mitanni, Aramiler, Yeni Asur, Med. Yeni Babil, Pers, MÖ.331’de de Makedonyalılar, Seleukosların ve Roma dönemlerinde ve sonrasında önemli bir kent olmuştur.

Nisibis’de, Roma tapınağının kalıntıları üstüne, M.S. 326’de Nisibis okulunun kurulduğu ifade edilmektedir. Bu okulda felsefe, mantık, edebiyat, geometri, astronomi, tıp, hukuk eğitimi verilmiştir. Aynı zamanda bu okuldaki çalışmalar sonunda Yunanca’dan birçok yazma eser Süryanice’ye çevrilmiştir. MS. V. yüzyılda Nusaybin Nasturilerin önemli bir dini merkezi olmuştur.

Günümüzde Mor Yakup Kilise kalıntısıyla turizmi hareketlendiren Nusaybin, Türkiye-Suriye sınırındaki mayınlarından temizlenerek, bu alandaki Nisibis kentinin kalıntılarının meydana çıkarılmasıyla birlikte bölge turizminin daha da canlanmasına katkı sağlayacaktır.

*****

4. Karkamış Ören Yerinde Mayın Temizleme Çalışmaları
(Gaziantep Müzesinde görevli olan Hititolog Hülya Kayaöz bizzat bulunduğu mayın temizleme çalışmalarını anlatıyor).
Mayın temizleme işini yapan firma: Nokta Yatırım İnş. Gıda Teks. Pet. San. Tic. Ltd. Şti.
Elle mayın temizleme süreci: 1 Nisan 2010’da başlamış, 25 Ocak 2011’de tamamlanmıştır.
Temizlenen alan: 663 800 metrekare
Çalışmaların teknik denetimi ‘ANAMA (Azerbaijan National Agency for Mine Action)’ tarafından yapılmıştır. ANAMA mayınların etkisizleştirilmesi operasyonlarına eğitim, değerlendirme ve kaliteye teminat hizmeti de vermiştir.

Mayın temizleme ekibi: 1 Proje Müdürü, 1 Saha Amiri, 9 mayın operatörü, 1 arkeolog, 1 doktor, 1 mayın uzmanı, 2 mayın arama köpeği ve 2 köpek yetiştiricisi, 5 kalite kontrol elemanı, 1 müze görevlisinden oluşmuştur.

Mayın arama: Mayın operatörleri, Proje Müdürü ve Saha Amirinin denetiminde, metal dedektörleriyle en fazla 20 cm’e kadar yerin altını taramakta, sinyal aldıklarında bu yeri 20 cm’e kadar mala, kürek vb aletlerle kazarak mayın olup olmadığını kontrol etmektedirler. Anama: Patlayıcı maddenin kokusuna alıştırılmış olan köpekler, yetiştiricilerinin nezaretinde alanda dolaştırılarak mayın arattırılmıştır. Kalite kontrol elemanları da mayından temizlendiği bildirilen alanlarda metal dedektörlerle denetim yapmıştırlar.

Karkamış Antik Kentinde 1910’lu yıllarda İngilizlerce talan seviyesinde kazı yapıldığı için kültür toprağı alt üst olmuştur.

Bu konudaki tüm haberlere bakın »

Kaynak...
fsoyarik Üye
Üyelik: 2005-05-06 Herkese açık mesaj: 5.099
#241280
Çok iyi hatırlıyorum 1970 yıları civarın da ilk okulların tarihi kalıtıları göztermek için gezi düzenlediklerini malesef mali gücümüz bu tür işlere yetmedigi için ne kazı çalışmaları nede sergilemesi yapılabilmektedir inşallah bunda sonra güzel öalışmalar olur.selamlar

Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.

WhatsApp iletişim