Nizip.com
Üye ol
Genç Muhabbet

Panik atak

Görüntülenme: …

fsoyarik Üye
Üyelik: 2005-05-06 Herkese açık mesaj: 5.099
#231702
Panik atağın belirtileri nelerdir?

1-
Çarpıntı, kalp atımlarını duyumsama ya da kalp hızında artma olması
2- Terleme
3- Titreme ya da sarsılma
4- Nefes darlığı ya da boğuluyor gibi olma duyumları
5- Soluğun kesilmesi
6- Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı hissi
7- Bulantı ya da karın ağrısı
8- Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma
9- Derealizasyon (gerçek dışılık duygular) ya da deparsonalizasyon (benliğinden ayrılmış olma)
10- Kontrolünü kaybedeceği ya da çıldıracağı korkusu
11- Ölüm korkusu
12- Paresteziler (uyuşma ya da karıncalaşma duyumları)
13- Üşüme, ürperme ya da ateş basmaları

Panik atak ile ilgili bilinmesi gereken gerçekler nelerdir?
  • Panik bozukluğu bir kalp rahatsızlığı değildir.
  • Panik bozukluğu ölüme yol açan bir hastalık değildir.
  • Panik bozukluğu bir akıl hastalığı değildir.
  • Panik atağı sırasında insanların öldüklerine, delirdiklerine ya da kontrol dışı davranışlarda bulunduklarına ilişkin hiçbir tıbbi bilgi yoktur.
  • Panik atak insanı hem duygusal yönde hem de bedensel anlamda aşırı derecede zorlayan bir yaşantıdır fakat bunu yaşayan bilir ve dışarıdan anlaşılmaz.
  • Panik atak sırsında yaşanan nefes alma sorununu aşmak için yapılan en büyük hata hızlı nefes alıp vermektir. Oysa o daha yorucudur, yapılması gereken derin ve sakin nefes almaktır.
  • Atak geçireceğim diye dışarı çıkmaktan, kalabalık yerlere gitmekten korkmayınız. Bu konudaki temel davranışınız hastalıktan önce neleri yapabilmekteyseniz onları yapmayı sürdürmek olacaktır.
  • İlaç tedavisi panik atakları azaltmak için etkilidir ama sadece ilaç yeterli değildir. Bunun yanında eğer psikoterapi alırsanız sorunla başa çıkmayı öğrenmiş olursunuz.
  • Tedavi içerisinde bile atakları yaşamaya devam edebilirsiniz, ama nasıl engelleyebileceğinizi öğrenmiş olduğunuzdan daha hafif atlatacaksınızdır.
  • Atak başladığında belirtilerin en yoğun yaşandığı süre 10 dakikadır. Sağlık kuruluşlarına gitmeye çalışsanız bile vardığınızda geçmiş olacaktır. Unutmayın fizyolojik değil psikolojik bir rahatsızlıktır
M.KÜÇÜK Üye
Üyelik: 2007-09-04 Herkese açık mesaj: 6.800
#231707
Abi birde Obsesif Kompulsif ile ilgili bilgi versen.:)
handan_istanbul Üye
Üyelik: 2004-10-23 Herkese açık mesaj: 194
#231708
M.ENES;231707 wrote:Abi birde Obsesif Kompulsif ile ilgili bilgi versen.:)

kontrol edemediğin mantık dışı alışkanlıkların mı var:D
M.KÜÇÜK Üye
Üyelik: 2007-09-04 Herkese açık mesaj: 6.800
#231709
Evet...Ne yaparsam yapayım hergün mutlaka Nizip Com'a giriyorum ve kendimi bundan alıkoyamıyorum.
mustibalci Üye
Üyelik: 2007-05-11 Herkese açık mesaj: 554
#231710
M.ENES;231709 wrote:Evet...Ne yaparsam yapayım hergün mutlaka Nizip Com'a giriyorum ve kendimi bundan alıkoyamıyorum.
Sevdalanmışın Mahmut abi.
Bu memleket sevdası.
Çareside yok :)
handan_istanbul Üye
Üyelik: 2004-10-23 Herkese açık mesaj: 194
#231711
mustibalci;231710 wrote:Sevdalanmışın Mahmut abi.
Bu memleket sevdası.
Çareside yok :)

öte nazi yapalım mahmut abine:D
mustibalci Üye
Üyelik: 2007-05-11 Herkese açık mesaj: 554
#231712
handan_istanbul;231711 wrote:öte nazi yapalım mahmut abine:D
Bu adamdan ne alıp veremediğin var öldürmeye çalışıyosun.

Mahmut abi sen bakma bu deli kıza :D
handan_istanbul Üye
Üyelik: 2004-10-23 Herkese açık mesaj: 194
#231713
mustibalci;231712 wrote:Bu adamdan ne alıp veremediğin var öldürmeye çalışıyosun.

Mahmut abi sen bakma bu deli kıza :D


ben sadece derdinin çaresini bulmaya çalışıyıorum:D
fsoyarik Üye
Üyelik: 2005-05-06 Herkese açık mesaj: 5.099
#231714
Kardeşim bizdeki kayıtlarda çocuklar için verilere ulaştım digerinide araştırıp bulunca atarım inşallah Müslüm ammiyemi taktın yoksa aman ha mana takılma.Heheeeeeee

[URL="javascript:history.go(-1)"]Geri[/URL]
Takıntılı çocuklar



Takıntılı düşünce (obsesyon) yetişkinlerde olduğu kadar, çocuklarda da sık görülen bir rahatsızlıktır. Çocukları arkadaş ortamında garip hissettiren bu duruma, çoğunlukla aile içi ortam neden olur.

Obsesyon, zihnin mantıklı olmayan bir düşünce veya duyguyla yoğun ve abartılı şekilde meşguliyetidir. Tekrarlayan düşünceler, şüpheler sık sık görülür. Bazen de mantıksız bir eyleme veya davranışa yol açan, karşı konulamaz ve dayanılamaz bir dürtü (kompülsiyon) söz konusudur. Çocuk, basmakalıp bir davranışı yapmazsa, kaygı ve gerginlik hisseder.

Yapılan araştırmalar, obsesif çocukların sıklıkla normal veya normal üstü zekaya sahip olduklarını gösterir. Çocuklarda en çok görülen ortak takıntılar; kendine veya başka birine özellikle yakınlarındaki insanlara zarar gelecek korkusu, simetri, kusursuzluk ihtiyaçlarıdır.

Kendini garip hissedebilir

Çocuklarda karşı konulamayan istekler sıklıkla, aşırı yıkama ve temizlik, sürekli kontrol halinde ve tetikte olma ve düzeltmeyle ilişkilidir. Bir çocuk takıntılı düşüncelerinin mantıksızlığının farkına vardığı halde, durdurmakta güçlük çeker.

Karşı konulamayan istekler, tekrarlayıcıdır. Bazı kurallar ışığında yerine getirilen, kendine göre anlam taşıyan, yıkamak gibi gözlenebilir ve saymak gibi zihinsel davranışlara dönüşebilir.

Takıntılı düşünceler günlük yaşamı çocuk için oldukça zor ve stresli kılabilir. Bu düşünceler genellikle çocuğun zamanının ve enerjisinin büyük bir bölümünü tüketir, ödev ve ev işi gibi zamanlı yapılması gereken görevlerin yerine getirilmesini zorlaştırır. Zaman tüketici olduğundan okul hayatı ve sosyal aktiviteler veya ilişkiler için bir engel oluşturabilir.

Çocuğun arkadaşları tarafından alay konusu olması kaçınılmaz olabilir. Ya da çocuğun kendini ‘garip’ ve ‘kontrolden çıkmış’ hissetmesine neden olabilir.

Öfke nöbeti geçirirler

Obsesif çocuklar sabahları takıntılarını yerine getirme endişesi içindeyken aynı zamanda okula yetişmek için acele içindedir. Bu durum onların baskı ve stres altında kalmalarına yol açar. Akşamları ise, yatağa yatmadan tüm zorlayıcı isteklerini yerine getirmeye çalışırlar. Aynı zamanda diğer sorumluluklarının da bilincindedirler.

Hepsini zamanında yetiştirme çabası da oldukça zorlayıcıdır. Hepsi olmasa da, çocukların bir çoğu yaşlarına bağlı olarak bazı takıntılı zorlayıcı davranışlar sergilerler. Örneğin, çocuklar yatma zamanıyla ilgili konularda ısrarcıdırlar.

Obsesif çocuklar sıklıkla öfke nöbetleri geçirirler. Bunların başlıca nedenlerinden biri ailenin çocuğun takıntılı isteğini yerine getirmemesi veya getirememesidir.

Obsesyonların çocuklarda görülme nedenin, genetik geçişten çok onlara sunulan aile ortamı ve aile içi ilişkilerle ilgili olduğu söylenebilir.

Anne-babalara öneriler

Bazı araştırmalar takıntılı düşünce ve davranışlara sahip çocukların annelerinin sıklıkla aşırı koruyucu, endişeli, normal aktiviteleri tehlikeli bularak sınırlayıcı tutum gösteren anneler olduğunu ortaya koymuştur. Babalar ise genellikle mesafeli, yoğun ya da uzak duran babalardır.

- Çocuğunuzun tekrar eden davranış talepleriyle aşırı derecede meşgul olduğunuzda, farkında olmadan çocuğunuzun bu zorluğuna hizmet edebilirsiniz.

- Çocuğun bu problemini tamamen reddedip öfke gösterdiğinizde artan endişe durumu kötüleştirir.

- Çocuğunuz konusunda risk almayı öğrenin ve çocuğunuzun da risk alması konusunda onu cesaretlendirmeye çalışın.

- Ev içindeki aşırı titizliklerinizin ve beklentilerinizin çocuğunuza nasıl yansıdığını gözden geçirin. Eğer bu titiz davranışlarınız çocuğunuzu etkiliyorsa bu konu hakkında mutlaka önlem alın.
fsoyarik Üye
Üyelik: 2005-05-06 Herkese açık mesaj: 5.099
#231715
Kontrol edilemeyen ama sürekli tekrar edilen mantıksız alışkanlıklar ve huylar Nedir?

Bu psikolojik hastalığa sahip kişiler kontrol edemedikleri ama sürekli tekrar ettikleri alışkanlıklar ve huylar geliştirirler. Çoğu kez bu zararsız ama garip huylar kişinin kafasındaki yoğun karışık duygularını kontrol edebilme ve düzenleme amacı ile başlar. Tekrar eden davranışlar ve düşünceler kişi için büyük bir endişe ve mutsuzluk kaynağı olmaya başladığı zaman ve kişinin normal yaşamını belirgin bir şekilde aksatmaya başladığında hastalık ortaya çıkar. Her ne kadar Obsesif-Kompulsif bozukluğa sahip hastalar sahip oldukları bu düşüncelerin, dürtülerin ve ihtiyaçların hiç bir mantıklı sebebi olmadığını bilseler ve durdurmaya çalışsalar bile kontrolleri olmadığını hissederler

Yaygın saplantılar aşağıda verilmiştir
  1. Bulaşıcı hastalıklar ve mikroplardır, kişi tokalaşmak ile hastalık kapmaktan korkar.
  2. Sürekli endişe etmektir, örneğin ocağı açık unutmak, ütüyü üzerinde bırakmak, kapıyı kitlemeyi unutmak gibi.
  3. Aşırı düzen ve temizlik, örneğin kişi her gün evin her tarafının tozlarını alır ve eğer bir yer eksik kalırsa büyük bir sıkıntı ve rahatsızlık yaşar
  4. Zarar verilmesi, örneğin sürekli olarak birisinin çocuğuna zarar vereceğinden korkmak
  5. Seks. Sürekli zihinde belli seks görüntülerinin yer alması sonucu kişinin bu düşüncelerin dışarı yansımasından korkması.
Sürekli olarak bu tür endişe ve korkuları kafasından uzaklaştırmaya, umursamamaya yada bastırmaya çalışırken kişi zorunlu olarak yaptığı alışkanlıklar geliştirir. Hastalık kapmaktan korkan bir kadın ellerini günde yüzlerce defa yıkamaya başlar. İş yerinde seks ile ilgili bir lafın ağzından kaçmasından korkan bir adam sayısız defa 100’den geriye saymaya başlayabilir. Belirtiler stresli zamanlarda daha da kötüleşir.

Belirtiler
  1. Sürekli istenmeyen düşüncelerin, görüntülerin, dürtülerin, kuşkuların ve fikirlerin kişinin zihnini meşgul etmesi. Çoğunlukla bu düşüncelerin temizlik, hastalıklar ve mikroplar, güvenlik ve seks ile ilgili olması.
  2. Karşı konulmaz bir şekilde sürekli el yıkamak, saç çekmek, temizlik yapmak, ortalık düzenlemek, kontrol etmek gibi mantığı olmayan davranışları tekrarlamak yada saymak, dua etmek, kelimeleri sessizce tekrar etmek, hesap yapmak gibi zihinsel aktiviteler yapmak
Tedavisi

İnsanların kendilerini bu hastalık ile tanımlıyor olması tedavinin çözümünü zorlaştırmaktadır. Tedavinin başarılı olabilmesi için kişinin kökleşmiş davranış şekline, yaklaşımlarına, bakış açılarına, ilişki yapılarına ve kapasitelerine değinilmesi gerekir. Genelde OKB psikoterapi ile çözümlenebilmesine rağmen, uzun zaman içinde yerleşmiş olan bu duygu, düşünce ve davranış alışkanlıklarını değiştirmek yoğun ve sürekli tekrarlanan bir tedavi ve öğrenme süreci gerektirir.

Araştırmalar gösteriyor ki tedavi uygulandığı zaman ise hastalığın iyileşme süreci hızlanıyor. Özellikle kişi tedaviye gönüllü olarak geliyorsa, iyileşmek için çaba sarfediyorsa ve problemlerinin sorumluluğunu üstleniyorsa hastalığın iyileşmesi daha hızlı oluyor. Ama diğer tarafta kişi sorunlarının başkalarından yada çevresinden kaynaklandığına inanıyorsa, sorumluluğunu üstlenmeyi reddediyorsa ve problemlerini çözemeyecek kadar güçsüz ve zayıf olduğunu iddia ediyorsa iyileşme süreci biraz daha uzun zaman alıyor.

Çiğdem Alper, MA
Psikoterapist

Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.

WhatsApp iletişim