Nizip.com
Üye ol
Dini İçerikli Konular

Kutlu Doğum ve Mevlid Kandili 30 Mart - 5 Nisan

Görüntülenme: …

ottomanempire Üye
Üyelik: 2006-07-29 Herkese açık mesaj: 942
#2857
Tüm islam aleminin Mevlid ve kutlu doğum Haftası kutlu olsun

Kutlu Doğum ve Mevlid Kandili

(30 Mart - 5 Nisan 2007 Kutlu Doğum Haftası)

Hayatın gayesi, yaratılışın mânâsı silinmiş, yok olmuştu. Herşey mânâsız başıboşluk ve hüzün örtülerine bürünmüştü.

Ruhlar birşey bekliyor, bir nurun zulmet perdesini yırtmasını içten içe hissediyordu.

O vahşet devrinde kâinat ufkundan bir güneş doğdu. Bu güneş âhirzaman Peygamberi Hz. Muhammmed Aleyhissalâtü Vesselam idi. Tarihin seyrini, hayatın akışını değiştiren bu eşsiz olay, dünyayı yerinden sarsan değişimlerin en büyüğü idi.

İşte insanlığın akıl ve kalbinde düğümlenen "Necisin, nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun?" sorularını, düğümlerini çözüp kâinatın Sahibini ilân ve ispat edecek bir zatın teşrifi sadece insanların ruh ve kalbinde değil, diğer varlıklarda, hattâ cansız eşyada bile yansımasını bulacaktı.

Doğudan batıya bütün âlemin nurlara büründüğü, İlâhi değişimin tecelli ettiği o gece neler oldu neler?

Yahudi ileri gelenleri ve âlimleri kitaplarında daha önce rastladıkları işaret ve müjdelerin açığa çıktığını gördüler. Kimsenin haberi olmadan en önce onlar bu müjdeyi verdiler.

O gece Yahudi âlimleri semâya bakıp "Bu yıldızın doğduğu gece Ahmed doğmuştur" dediler.(1)

Bîr Yahudi İleri geleni Mekke’de Peygamberimizin doğduğu gece, içlerinde Hişam ve Velid bin Muğire, Utbe bin Rabia gibi Kureyş ileri gelenlerinin bulunduğu bir toplantıda,

- "Bu gece sizlerden birinin çocuğu oldu mu?" diye sordu.

- "Bilmiyoruz" diye cevap verdiler.

Yahudi, "Vallahi sizin bu ihmalinizden iğreniyorum!

"Bakın, ey Kureyş topluluğu, size ne söylüyorum, iyi dinleyin. Bu gece, bu ümmetin en son peygamberi Ahmed doğdu. Eğer yanlışım varsa, Filistin’in kudsiyetini inkâr etmiş olayım. Evet, onun iki küreği arasında kırmızımtırak, üzerinde tüyler bulunan bir ben var" dedi.

Toplantıda bulunanlar Yahudinin sözünden hayrete düştüler ve dağıldılar. Her birisi evlerine döndüğünde bu durumu ev halkına anlattılar. "Bu gece Abdülmuttalib’in oğlu Abdullah’ın bir oğlu doğdu. Adını Muhammed koydular." haberini aldılar.

Ertesi gün Yahudiye vardılar:

"Bahsettiğin çocuğun bizim aramızda dünyaya geldiğini duydun mu?" dediler.

Yahudi "Onun doğumu benim size haber verdiğimden önce midir, sonra mıdır?" dedi.

Onlar, "Öncedir ve ismi Ahmed’dir" dediler. Yahudi, "Beni ona götürün" dedi.

Yahudi ile beraber kalkıp Hz. Âmine’nin evine gittiler, içeri girdiler.

Pegamberimizi Yahudinin yanına çıkardılar. Yahudi Peygamberimizin sırtındaki beni görünce, üzerine baygınlık geldi, fenalaştı. Kendine gelip ayıldığı sırada,

"Ne oldu sana, yazıklar olsun" dediler.

Yahudi, "Artık İsrailoğullarndan peygamberlik gitti. Ellerinden kitap da gitti. Artık Yahudi âlimlerinin kıymet ve itibarları da kalmadı. Araplar peygamberleriyle kurtuluşa ereceklerdir.

"Ey Kureyş topluluğu, ferahladınız mı? Vallahi size, doğudan batıya kadar ulaşacak bir güç, kuvvet ve bir üstünlük verilecektir" dedi.(2)

Kâinatın Efendisini dünyaya getiren bahtiyar annenin henüz dünyaya gelmeden görüp gördükleri çok manalıydı..

Peygamber Efendimize hamileyken rüyasında, "Sen, insanların en hayırlısına ve bu ümmetin efendisine hamile oldun. Onu dünyaya getirdiğin zaman ’Her hasetçinin şerrinden koruması için bir ve tek olana sığınırım’ de, sonra ona Ahmed yahut Muhammed ismini ver."

Yine kendisinden çıkan bir nurun aydınlığında bütün doğuyu ve batiyi, Şam ve Busra saray ve çarşılarını, hattâ Busra’daki develerin uzanan boyunlarını gördüğünü Abdülmüttalib’e anlatmıştı.(3)

Aynı gece Hz. Âmine’nin yanında bulunan Osman ibn Âs’ın annesinin gördükleri de şöyle:

"O gece evin içi nurla doldu, yıldızların sanki üzerimize dökülecekmiş gibi sarktıklarını gördük."

Evet bu ulvî anı dile getiren Mevlid’in yazarı Süleyman Çelebi bütün bu hakikatleri şu beytiyle şiirleştirmiştir:

"Hem Muhammed gelmesi oldu yakin

Çok alâmetler belürdi gelmedin"

Rabiülevvel ayının 12. Pazartesi gecesi, yapılan hesaplamalara göre, Miladi takvime göre 20 Nisan’a denk gelen gece idi.

Dünyayı şereflendiren iki Cihan Serverinin üzerini o günün bir âdeti olarak bir çanakla kapattılar.

Araplara göre o zaman, gece doğan çocuğun üzerine bir çanak koymak ve gündüz olmadan ona bakmamak âdetti. Fakat bir de baktılar ki. Peygamber Efendimizin üzerine konulan çanak yarılarak ikiye ayrılmış, Efendimiz gözlerini gökyüzüne dikmiş, başparmağını emiyordu.(5)

Evet, bu işaret her türlü küfrün, zulmün, şirkin ve her türlü bâtıl inanç ve âdetlerin parçalanıp yok olması, imanın, nurun ve hidâyetin kâinatı aydınlatması için gönderilmiş bir Peygamber idi.

Aynı gece Kabe’de tapılmakta olan cansız putların çoğunun başaşağı devrildiği görüldü.

Aynı gece Kisra sarayının beşik gibi sallanıp on dört balkonunun parçalanıp yerlere düştüğü öğrenildi.

Sava’da mukaddes tanınan gölün suyunun çekilip gittiği görüldü.

Bin senedir yakılan ve söndürülmeyen mecusi ateşinin sönüverdiği müşahede edildi.

Bütün bunlar işaret ve alamettir ki, yeni dünyaya gelen zat ateşe tapmayı, puta tapmayı kaldırıp, Fars saltanatını parçalayarak Allah’ın izni olmadan kutsal tanınan şeylerin kutsallığını ortadan kaldıracaktır.(6)

İşte bu geceye Veladet-i Nebi gecesi diyor ve onun bütün kalbimizle, ruhumuzla her sene yeniden yâd edip kutluyoruz. Bütün kâinatla bu geceyi karşılayarak onun âleme teşrifine kıyam ediyoruz.

Getirdiği ebedi nura, açtığı saadet caddesine ve sünnet-i seniyyesine yeniden sımsıkı sarılmak ve Mevlid Kandilini vesile ederek ona yeniden biatimizi, bağlılığımızı tazelemek ne yüce bir şeref ve ne büyük bir saadettir.

Yüce Rabbim bizleri sevgili Resulünün şefaatine nail eylesin.

Kaynaklar:

(1)İbn-i Sa’d, Tabakat, 1:60.

(2)A.g.e, 1:162-163.

(3)Taberî Tarihi, 2:125; İbn-i Sa’d, Tabakat, 1:102.

(4)A.g.e., 1:102.

(5)İbn-i Sa’d, Tabakat, 1:102.

(6)Bediüzzaman, Mektûbat,s:161,162.
Mustafa Bilici Üye
Üyelik: 2006-02-18 Herkese açık mesaj: 2.407
#46990


HERKESİN KUTLU DOĞUM HAFTASI KUTLU OLSUN BU SAYEDE BİR SALAVAT KAMPANYASI BAŞLAYABİLİR EĞER UYGUN GÖRÜLÜRSE...



TABİ SAYI ÖNEMLİ DEĞİL AKLIMIZA GELDİKÇE SIK SIK SALAVAT GETİRELİM...

SELAM VE DUA İLE....
nizip72 Üye
Üyelik: 2006-01-04 Herkese açık mesaj: 173
#47181
Mevlid Kandili "font-weight: bold; font-family: times new roman" <big - </big "font-family: times new roman" <big Kandiliniz Mübarek Olsun</big <big </big "font-weight: bold; font-family: times new roman" <big - </big <small style="font-family: times new roman" <big 30 Mart 2007</big </small
<div style="text-align: center"
<div style="text-align: left" "font-weight: bold; font-family: arial narrow" /
Resim kaynağı
</div
https://www.biriz.biz/itikat/21_107 [Eksik eski medya kaydı] "font-family: verdana" " "color: rgb(0,102,0); font-family: verdana" Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik "font-family: verdana" ." <small style="font-family: verdana" (Enbiyâ, 107)</small
<div style="font-family: verdana; text-align: justify"
<div style="text-align: justify" İnsanlığın kurtuluşu için gönderilen son ve en büyük peygamber, bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) 571 yılında Kameri aylardan Rebiü’l-evvel ayının 12.gecesi doğmuştur. Milâdî takvime göre ise bu, 571 yılı Nisan ayının yirmisine rastlamaktadır. Bu mübarek geceye " "font-weight: bold" Mevlid Kandili " denir.</div
</div
<div style="font-family: verdana; text-align: justify" O’nun doğduğu çağda dünyanın her tarafında cehalet, zulüm ve ahlâksızlık almış yürümüş, Allah inancı unutulmuş, insanlık korkunç ve karanlık bir duruma düşmüş, dünya yaşanmaz hale gelmişti. </div
<div style="font-family: verdana; text-align: justify" O’nun doğduğu gece, insanlığın kurtuluşu için çok hayırlı ve mübarek bir başlangıçtır.O gecenin sabahı gerçekten de feyizli bir sabahtı. İnsanlık için yepyeni bir gün doğmuş, aydınlık bir devir açılmıştı. Bir fazilet güneşi ve hidâyet meşalesi olan sevgili peygamberimizin gönderilişi, Yüce Allahın bütün insanlara en büyük nimetlerinden birisidir. Bu hususta Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulmuştur:</div
<div style="font-family: verdana; text-align: justify" https://www.biriz.biz/itikat/3_164 [Eksik eski medya kaydı] " "color: rgb(0,102,0)" Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah’ın âyetlerini okuyan, (kötülüklerden ve inkârdan) kendilerini temizleyen, kendilerine Kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Halbuki daha önce onlar apaçık bir sapıklık içinde idiler. " <small (Âl-i İmrân, 164)</small </div
<div style="font-family: verdana; text-align: justify" Bu gece, müslümanlar arasında yüzyılllardan beri büyük bir coşku ile kutlanmakta, Sevgili Peygamberimiz derin bir saygı ile anılmaktadır. Büyük Türk Alimi Süleyman Çelebi tarafından yazılan ve asıl adı " "font-weight: bold" Vesiletün’necat " olan mevlid kitabı O’nun doğumunu, üstünlüğünü ve mucizelerini en güzel bir şekilde dile getiren değerli bir eserdir.</div
<div style="font-family: verdana; text-align: justify" Peygamberimizin doğum yıldönümlerinde okunan mevlidleri saygı ile dinlemek, O’nun mübarek ruhuna salât ve selâm okumak hiç şüphesiz büyük milletimizin Sevgili Peygamberimize olan engin sevgi ve bağlılığının bir ifadesidir.



Bununla beraber, O’nun ahlâk ve fazilet dolu hayatını öğrenmek ve kendimize örnek almak başta gelen görevlerimizdendir. Asıl o zaman O’nun sevgisini ve hoşnutluğunu kazanmış oluruz.



O âlemlerin Rabbinden, "Alemlere rahmet olarak gönderildi." Asırlara sığmayacak inkılapları birkaç sene içerisinde gerçekleştirdi. Evlâtlarını diri diri toprağa gömen babalar O’na ve getirdiği prensiplere iman ettikten sonra mükemmelleştiler, dünyaya insanlık, adalet ve medeniyet rehberi olacak hale geldiler. İnsanlar O’nun tek emriyle, kökü yüzlerce yıl derinde olan alışkanlıklarını bıraktı.



O, yirminci asır insanının yüzyılda yerleştiremediği hakkı, hukuku, adâleti, hürriyeti, demokrasiyi ve insan haklarını bir solukta yerleştirdi. Böylece cehâlet asrı bir saâdet asrı olup, çıktı. Nihayet asır, asırlara taştı. Ve O, çağlar ötesiyle kucaklaştı.


<div style="text-align: justify" Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed kendisinden önceki peygamberler gibi sadece bir kavme veya millete değil, bütün insanlığa peygamber olarak gönderilmiştir. O’nun diğer peygamberlerden en farklı yönlerinden birisi budur. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulur:


<div style="text-align: center" https://www.biriz.biz/itikat/34_28 [Eksik eski medya kaydı] </div
</div
<div style="text-align: center"

</div
<div style="text-align: center" " "color: rgb(0,102,0)" Biz seni bütün insanlara ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik; fakat insanların çoğu bilmezler. " <small (Sebe, 28) </small

</div
</div
<br style="font-family: verdana" /

<div style="text-align: justify"
<div style="font-family: verdana; text-align: justify" İnsanlığın her zaman ve mekânda Hz. Peygamber’in tebliğ ettiği ilâhî mesaja ve bu mesajın hayata geçirilmiş şekli olan onun sünnetine ihtiyacı vardır. O’nu örnek almak, Kur’an’a uymaktır. Çünkü Hz. Aişe (r.a.)’nın ifâdesiyle O’nun ahlâkı Kur’an’dı.(<small Müslim, Misâfirîn, 139).<big Kur’an-ı Kerim, Peygamberimiz Hz. Muhammed’in inananlar için en güzel örnek olduğunu bildirmekte ve bu hususta şöyle buyurulmaktadır:

</big
</small
<div style="text-align: center" https://www.biriz.biz/itikat/33_21 [Eksik eski medya kaydı] </div
</div
<div style="font-family: verdana; text-align: center" /
<div style="text-align: center" "font-family: verdana" " "color: rgb(0,102,0); font-family: verdana" Andolsun, Allah’ın rasûlünde sizin için, Allah’a ve âhiret gününe kavuşmayı umanlar için ve Allah’ı çok ananlar için güzel bir örnek vardır "font-family: verdana" ." <small style="font-family: verdana" (Ahzâb, 21)</small </div
<br style="font-family: verdana" /
Resim kaynağı
<big "font-weight: bold; color: rgb(255,0,0)" Bu geceyi nasıl ihya edelim? </big
<div style="text-align: justify" <big Bütün insanlık âlemine bir hidayet tarihi açan ve âlemlere halis ilâhî rahmet olan böyle yüksek şanlı bir Peygamber’in ümmeti olmakla şereflenmiş bulunan biz müminlere ne mutlu! Bu geceyi vesile bilerek, O’na ümmet olmanın şuuruna erebilmek,</big Bu gecenin manevî zenginliğinden istifâde etmek için en azından bir Tesbih Namazı kılalım, bir de "font-weight: bold" Hatm-i Enbiyâ yapalım.<big </big <big O’na ümmet olan müminlere gevşeklik yakışmaz. Unutmayalım...</big "font-family: verdana; background-color: rgb(255,255,255)" Alemlere rahmet olarak gönderilen muazzez Peygamberimizin, doğumunu anarken, yalnız mevlid okumak, ilâhîler söylemek ve kandil simidi dağıtmak yeterli değildir, sadece bu geceyi yaşamak yeterli değildir. "font-weight: bold; font-family: verdana; background-color: rgb(255,255,238)" "background-color: rgb(255,255,255)" Yüce Allah’ın sevgisine, hoşnutluğuna ve bağışlamasına ermenin yegâne yolu, Peygamberimizin yolundan gitmektir...


<div style="text-align: center"
<div style="text-align: justify"
<div style="font-family: verdana; text-align: justify" </div
"font-family: verdana" /
<div style="text-align: center" https://www.biriz.biz/itikat/3_31 [Eksik eski medya kaydı]

<small / </div
"font-family: verdana" /
<div style="text-align: center" "font-family: verdana" " "color: rgb(0,102,0); font-family: verdana" De ki: Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki, Allah da sizi sevsin ve günâhlarınızı bağışlasın "font-family: verdana" ..." "font-family: verdana" ( <small style="font-family: verdana" Âl-i İmrân, 31 "font-family: verdana" ) </small </div
</div
</div
</div
</div
</div
pala Üye
Üyelik: 2002-12-25 Herkese açık mesaj: 512
#47475
Bugünlerde bizler de epey yoğunuz, üç gündür Almanya Baden Württemberg bölgesi (DİTİB) teşkilatları olarak bir hafta boyunca her akşam bir cemiyette paneller düzenledik.

Türkiye'den de başta Diyanet İşleri Başkan yardımcımız olmak üzere birkaç hoca'mızla birlikte düzenlenen sohbet toplantılarına da katılım mükemmel.

Bir gayrımüslim ülkede bu tarz faaliyetlerin uygulayabilir olmamız, apayrı bir haz veriyor insana.

Rabbim cümlemizi o Şah' Rasül'e layık ümmet eylesin.
ottomanempire Üye
Üyelik: 2006-07-29 Herkese açık mesaj: 942
#47478
amin inşaallah hizmetleriniz için Allah razı olsun
oktay.cankesen Üye
Üyelik: 2006-03-08 Herkese açık mesaj: 488
#51147
Bu O'nun sevgisi
Şimdi kendimize soralım; klâsik anlamdaki ahlâki anlayış ile mi Resulullah (s.a.v) hakkında fikir sahibi olup onu seviyoruz, yoksa gerçek yönleri ile mi?..
Kimi, idrak seviyesine, kabiliyet ve istidadına göre, O'nun çarşı pazarda bizler gibi dolaşıp çoluk çocuk ile oynaması, mescidin yapımında diğer sahabeler gibi çalışmasından ötürü kendine yakın bulup, bu yönlü ahlâkını benimsemede ve sevmededir.
Bazıları da O'nun insanlara iyiliği emretmesini sosyal yardımlarda bulunmasını mantığına uygun bularak, bu yönlü ahlâkıyla bağdaşan bir sevgi anlayışı içindedir.
Biraz ilim, tahsil terbiye görmüşler ise, "Hz. Resûlullah ( s.a.v), Allah'ın elçisidir, vahiy kanalı ile hareket eder, Cehennem'i, Cennet'i daha yaşarken görmüştür. Fetih sahibidir" diyerek sevgilerini bu idrake endekslemişlerdir.
Tarihte hayatı tamamıyla kaydedilen, tek insan olan Hz. Muhammed'in ( s.a.v.) davranış biçimlerini gösteren pek çok çarpıcı örnek var: Mesela; meclisinde bulunan hiç kimse, Resûlullah (s.a.v)'ın kendine karşı kaba, gücendirici veya küçümseyici bir tavrını hissetmemiştir. Hiç kimseye arkasını dönmemiştir.
Ashabına, köleleri incitip utandırmamaları için onlara 'kölem' ve 'cariyem' yerine 'oğlum' veya 'kızım' diye hitap etmelerini tavsiye etmiştir. Kölelere o kadar müşfik davranmıştır ki, ölmeden son vasiyeti, "Köleler hususunda Allah'tan korkun" olmuştur.
"İçinizde en iyi olanınız, şahsiyet ve ahlâk olarak en iyi olanınızdır" diye buyuran Efendimiz (s.a.v.), kendisine, putperest Mekke halkının altın tepsi içinde sunduğu servet, kadın, başkanlık gibi teklifleri elinin tersi ile itip; "Beni yaratan kudrete yemin ederim ki, Güneş'i sağ yanıma Ay'ı sol yanıma indirseniz, yine kararımdan vazgeçmem" diyerek, yâşam gayesini kendisi için değil, başkaları için ortaya koyan bir ahlâka ve sevgiye sahip olduğunu net bir şekilde göstermektedir.
Sahif kabilesinin kendisini desteklemeleri ve Allah'ın isteklerini yerine getirmelerine vasıta olmak için gittiği Taifteki, insanlık dışı hakaretlere ve eylemlere maruz bırakıldığında, her tarafı kan revan içinde kaldığı anda dahi onların helâkini istemeyişi, kendisindeki sonsuz rahmetin, insanlığa olan sevgisinin eseridir.
O, şahsi sebeplerden ötürü hiç kimseden asla intikam almamış ve azılı düşmanlarını dahi affetmiştir.
Bu konuda tavsiyesi de şöyledir: "Merhamet etmeyene merhamet olunmaz, affetmeyen affedilmez..."
Şurası çok iyi anlaşılmalı; Varlık bir bütün olduğuna göre Hz. Muhammed ( a.s.v) ismi altında yatan mânâ nedir? Bu isimle zahir olan anlaşılabilmiş midir?..
Kesin olan, onu çok iyi tanıma neticesinde, ahlâka dayalı sevginin ortaya çıkmasıdır. Bu anlayış sonunda, aşkı, vuslatı getirecektir. Esasen gaye de budur...
Resulullah Efendimiz (s.a.v.)'in sevgisi, ulûhiyet prensipleri doğrultusunda oluşan, Kur'an'ın açık ifadesi ile Mübin, yani yalın, sade, apaçık, net, yansız davranan birinin insanlığa "Rahmeti", şefaati şeklinde olmaktadır.
İyi bilelim ki; ondan ulaşacak her şey, şefaat ve rahmettir ...
Biz ise dogmatik olmakla beraber, kendisinde var olanı değerlendirip seviyoruz.
O sevgiye lâyık olmaya çalışalım, bu alelâde bir oluş değildir...
Çıplak Uyarıcının rahmetidir, şefaatidir... "Bu, O'nun sevgisidir..."
Ahmet F. Yüksel
ottomanempire Üye
Üyelik: 2006-07-29 Herkese açık mesaj: 942
#51213
TEŞEKKÜRLER GÖKHAN ABİİ
ottomanempire Üye
Üyelik: 2006-07-29 Herkese açık mesaj: 942
#51244
AYRICA GÜZEL YAZINDAN DOLAYI OKTAY ABİME DE TŞKLER

Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.

WhatsApp iletişim