Eğer yendikten sonra rahatsız edici bir koku oluşturmasaydı, kuşkusuz çok daha yaygın biçimde tüketilirdi. Ama onun değerli gücünden yararlanabilmek için büyük miktarlarda tüketmek gerekmez . Beklenen etki, gün boyunca 3-4 diş sarımsak yenerek sağlanabilir. Ayrıca koku problemi olmayansarımsak tabletleri ve tentürü de aynı işi rahatlıkla görebilir. Önemli olan, aşırıya kaçmamak şartıyla kullanımdaki sürekliliktir. Kronik bronşit, sindirim problemleri, romatizma, kas ve organ ağrıları ve yüksek kan basıncı (yüksek tansiyon) öncelikli kullanım alanlarıdır. Ama erken yaşlanmaya karşı uygulanan bir tentür kürü de çok olumlu sonuçlar verir. En azından 5-6 ay sürecek olan bu kür sırasında, sabah ve öğlen saatlerinde 10-15 damla D6 inceltisi, yarım yemek kaşığı ılık suya eklenerek alınır. Böylece kişi ileri yaşlara kadar sağlıklı ve hareketli kalabilir. Et yemeyi seven, fazla kilolu, gaz şişkinliği çeken yaşlı kişileri hızlı çöküntülerden korumak için de, uzunca bir süre, sabah ve öğlen saatlerinde 10-15 damla D3 inceltisini yarım yemek kaşığı ılık suya ekleyerek kullanmaları önerilir. Sarımsağın, mide ve bağırsakları güçlendirici, mikropları ve virüsleri yok edici etkisi oldukça önemlidir. Öncelikle bacak, göz arkası ve beyin damarları olmak üzere, tüm damarları genişleterek, daha iyi beslenmelerini ve böylece, hızlı yaşlanmamalarını sağlar. Aynı zamanda tüksek kan basıncını (hiper tansiyon) başarıyla düşürebilir, kolesterol düzeyini normalleştirir ve damar iltihabı (tromboz-tromboflebit) oluşumunu önler. Sarımsak, organizmayı ve bağışıklık sistemini güçlendirir ve hastalıklara karşı korur.
Kullanım Biçimleri:
Kurt veya solucan düşürücü olarak, kabuğu soyulmuş olan bir sarımsak dişi bir ekmek kabuğu parçasına kuvvetle sürülür ve çıkan esansı emmiş olan ekmek parçası yenilir. Aynı amaç için sarımsak şurubu da kullanılmaktadır. 100 gr parçalanmış sarımsak, 200 gr su ve 200 gr şeker ile 1 gün bekletildikten sonra iyice karıştırılıp süzülür. Elde edilen şuruptan günde 2-3 yemek kaşığı içilir. Haricen yara iyi edici olarak, taze sarımsak lapa halinde yara üzerine konur. Aynı amaç için sarımsak usaresi de kullanılabilir. Usare hazırlamak için bir miktar sarımsak havanda ezilir, sıkılarak alınan usarenin 1 gr miktarı 10 gr su ile sulandırılır ve bu karışımın içine, usarenin bozulmasını önlemek için, 10 damla kadar etil alkol konur. Bu usare haricen bilhassa saç hastalıklarının (saçkıran vs.) tedavisinde saçlı deri kısmına sürülür. Tansiyon düşürücü olarak 10 gr sarımsak başı ezilir, üzerine 10 gr etil alkol konur, karışım 1 gün bekletildikten sonra ince bir bez veya süzgeçle süzülür. Elde edilen özsudan günde 3 defa 15-30 damla alınır. Sarımsak Sütü:2-3 diş sarımsak ezilir veya ince kıyılır, 1 su bardağı soğuk süte eklenir ve hafif ısıda kaynama derecesine kadar ısıtılır, üstü kapalı olarak 10 dakika demlendikten sonra süzülür. İhtiyaç duyulduğunda 1 bardak taze demlenmiş sarımsak sütü soğutulmadan içilir
Sarımsak yedikten sonra birkaç maydanoz yaprağı çiğnemek kokuyu alıyor. Eldeki sarımsak kokusunu gidermek için ise ellerinizi limon suyu ile ovalamanız yeterli.
Maydanoz
Demir deposu, A, C ve K vitaminleri içeriyor. Regl ağrıları da dahil pekçok derde çare oluyor. Üstelik afrodizyak.
07/05/2002 Aslı ÖNGÜN BİA - Hem lezzetli, hem de son derece yararlı bir bitki maydanoz. Üstelik de çok bol. Her mevsim, pazar ve manav tezgahlarında bulmak mümkün. Biz kadınlar için en önemli özelliği içerdiği C vitamini ve demir. Bir tutam maydanoz, günlük C vitamini ihtiyacının çoğunu karşılıyor. Maydanozda ayrıca, kalsiyum, potasyum, kükürt, magnezyum ve klorin ile A ve K vitamini bulunuyor.
. Maydanoz bir provitamin A (Beta karoten ) kaynağı olduğu için görme gücüne, kılcal damar sistemine, adrenal bezine ve troid bezine iyi geliyor.
. Maydanoz suyundaki yüksek klorofil miktarı, kanı arttırarak oksijeni metabolize ediyor ve böbreklerin, karaciğerin, idrar yollarının temizlenmesine yardım ediyor. Sindirim enzimlerini uyararak sindirim rahatsızlıklarını dindiriyor. Barsak solucanlarının düşürülmesine yardım ediyor. Gazın dışarı atılmasını sağlar.
. Kanı temizliyor,kansızlığa, mesane iltihaplanmasına, karaciğer rahatsızlıklarına, damar sertliğine etkili. Kan şekerini normal seviyede tutuyor.
.Tohumlarının idrar ve safra söktürücü, adet kanamalarını kolaylaştırıcı nitelikleri var. Adet sancılarına iyi geliyor.
.Grip ve nezleye iyi geliyor. Kansere karşı koruyucu.
.Yatmadan önce ağızda çiğnenen bir demet maydanoz rahat uyumayı sağlıyor, ağız kokusunu alıyor. Bulantılarda ve nefes darlığında bir tutam maydanozu iyice çiğneyerek yutmak kişiyi rahatlatabiliyor.
.Yara, kesik ve morartıları iyileştiriyor.
. Önemli bir afrodizyak.
. Maydanoz folik asit içerdiği için de önemli bir bitki. Folik asit merkezi sinir sisteminin işlemesinde hayati bir rol oynuyor. Folik asit incebağırsağın ilk kesiminde emiliyor, sonra karaciğere giderek orada metabolize oluyor.
. Maydanoz kozmetik malzemesi olarak da önemli. Cilde ve saç dökülmelerine iyi geliyor. Kullanılışı
Maydonozu çiğ yemek son derece faydalı. Kaynatarak elde edilen maydanoz suyu da çeşitli biçimlerde kullanılır. Cilt için;2 bardak kaynatılmış suya, 1 demet yıkanmış maydanoz sapları ile beraber atılır. Üstü kapalı olarak kısık ateşte 5 dakika kaynatılır. 20 dakika demlenmeye bırakılır süzülür. Böylece etkili cilt losyonu ve lapası elde edilir.Temiz cilde lapası sürülüp 20 dakika bekletilir. Sonra cilt, süzülen maydanoz suyu ile yıkanır. Her gün günde birkaç kez uygulanır. Karaciğer yorgunluğunda, hafif ateşte, adet düzensizliğinde, hazım zorluklarında;20 gram maydanoz, 1 litre suda haşlanır ve bu çay ara sıra içilir. Egzama yaraları için; bir su bardağı dolusu maydanoz, bir su bardağı tuvalet ispirtosu ölçüsü ile uygun bir kapta bir hafta bekletilirse, elde edilen losyon çok faydalı bir pansuman ilacıdır. Bulantılarda ve nefes darlıklarında;bir tutam maydanozu iyice çiğneyerek yutmak kişiyi rahatlatır.
Kaynatılan maydanozun suyu gözlere pansuman yapıldığında gözdeki iltihaplanmaları önlüyor ve yanmayı geçiriyor.
Kaynatılıp suyu sirke ile karıştırarak saçlar yıkandığında saçların uzaması ve kuvvetlenmesini sağlıyor. Ergenlik sicilcileri için maydanoz losyonu:3 yemek kaşığı dolusu ince kıyılmış maydanoz ve 100 ml 70 derecelik etil alkol, 2 hafta boyunca ağzı kapalı kavanozda bekletildikten sonra süzülür, 300 ml arı su eklenir. Hazırlanan bu losyonla her gün bir parça pamuk nemlendirilir ve yüz temizlenir.
“Maydanoz yemek yetmez kürü uygulanmalı” Maydanozun, gençleştirme, cilt tazeliğinin, güzelliğinin geri kazanılmasında ve korunmasında rolü büyüktür. Maydanoz bu gücünü, içerdiği etkin maddelerin özellikle karaciğer metabolizması üzerindeki olumlu etkisinden ve tüm vücuttan yabancı kimyasal maddeleri (xenobiotica) atabilme özelliğinden alır. Sağlıksız çalışan karaciğer metabolizması, cildin yavaş yavaş tazeliğini, güzelliğini ve canlılığını yitirmesine ve kişinin yorgun görünmesine, diğer organlarının olumsuz etkilenmesine neden olur. ‘Maydanoz kürü’ vücudu yabancı kimyasallardan arındırır. Böylece karaciğerin sağlıklı çalışmasında etkin rol oynayarak kişinin daha genç, daha sağlıklı, dinç ve zinde olmasında etkili olur. Maydanoz, karaciğerde bulunan glutathione-S-transferaz (GST) enziminin aktivitesini yükseltir. GST enzimi, gerek besinler yoluyla gerekse de solum yoluyla aldığımız zararlı kimyasal maddeleri zararsız hale dönüştürür.
Maydanoz kürünü hazırlamak için yarım bağ taze maydanozu saplarıyla beraber ezmek gerekiyor.Sonra biraz limon suyuyla karıştırılıyor ve sabah kahvaltısından yarım saat önce aç karnına yeniyor.Ve üzerine 1 bardak su içmek gerekiyor.
Bir hafta bu şekilde devam ediliyor her sabah ve sonra bir hafta ara veriliyor. İkinci aşamada 15 gün devam ediliyor yemeye.Faydasını görenler sürekli kulanmaya devam edebilirler.
Sağlıklı ve güzel olmak,dirençli olmak,kendinizi rahat hisetmek için maydanoz kürünü kullanmalısınız.
Nane (Mentha x piperita) tıbbi faydaları en fazla olan bitkilerden biridir. Dünyanın her yerinde birçok çeşidi yetişebilir. Yaprakları ve çiçekli uç kısmı kullanılır.
%1-3 oranında mentol, menton, flavonoidler, fenoller, triperten ve tanen içeren uçucu yağ taşır. Sindirim sistemi Nane sindirim sistemi için iyi bir bitkidir. Safra ve midesekresyonunu uyarır, hazımsızlık ve gaz şikayetlerini hafifletir. Mide bulantısını önler. Antispazmodik özelliği sayesinde mide ağrıları ve gazdan doğan barsak kramplarında etkilidir. Kabızlık ve ishal şikayetlerinde de bu etkisini gösterir. İyi bir sindirim için yemeklerden sonra bir fincan nane çayı alınması önerilir. Enfeksiyonlar İçerdiği esansiyel yağlar antiseptik ve mantarları öldürücü özellik taşırlar. Bu özelliği gastroenteritlerde etkili olmasının bir başka sebebidir. Birkaç damlası ile bronşitli hastalarda göğüse, farenjitli hastalarda boğaza ve sinüzitli hastalarda sinüslerin üstüne yapılacak masaj etkili olur. (Bu masaj geceleri yapılırsa uyumayı engelleyebileceğinden sabahları yapılması tavsiye edilir.) Uyarıcı özelliği vardır. Ağrı Kesici Deriye uygulanmasıyla ağrı kesici özelliği vardır. Baş ağrılarında suyla karıştırılmış nane yağının 10 dakikalık uygulaması yeterlidir. Burkulmalarda da nane yağı ile masaj faydalı olur.
ARKADAŞLAR BÖLÜMÜMÜZ ÖZELLİKLE OKYANUS VE MEHMET KARDEŞİMİZLE AYRI BİR GÜZELİK KAZANDI.HER İKİSİNEDE TEŞEKKÜR EDERİM,SUNUMLARI VE BİLGİLENDİRMELERİ ÇOK GÜZEL ZEVKLE OKUYORUM.SEŞLAMLAR
Fatih abi,sizin kadar bilgi sahibi olmasakta katılmaya çalışıyoruz.sizden sağlıkla ilgili aydınlatıcı güzel bilgiler öğrendik.ALLAH sizi bu siteden eksik etmesin.
Faydaları [değiştir]
Enginarda A ve C vitaminleri, kalsiyum, potasyum, demir, manganez ve fosfor gibi çeşitli mineraller orta seviyede bulunur.
Enginarda bulunan Ciarin adlı madde karaciğer, safra kesesi, böbrekler ve bağırsakların düzenli çalışmasına yardım eder. Bedeni ve ruhi bitkinliği giderir. Sarılıkta faydalıdır. Şeker hastaları için çok faydalıdır. Kandaki şeker miktarını ayarlar. Vücuda dinçlik verir. Sinirleri güçlendirir. Damar sertliği ve kalp hastalıklarını önler. Karaciğer hastalıklarının çabuk geçmesini sağlar. Kandaki üre ve kolestrolü düşürür. İdrar söktürür. Böbreklerdeki kumların dökülmesine yardım eder. Romatizmanın şikayetlerini geçirir. Mide ve bağırsakları temizler. İshali keser. Emzikli kadınlar, böbreklerinde veya mesanelerinde itihap olanlar yememelidir. Taze olarak tüketiminin yanında konserve ve derin dondurulmuş olarak kullanımı mümkündür.
Karaciğeri koruyucu:
Karaciğerin kendini yenileme yeteneğini artırılmasına yardımcı olabilir.
Karaciğerin hücre ölümünün azaltılmasına yardımcı olabilir.
Günümüzde daha çok yaşam şekli alışkanlıklarımızdan kaynaklanan gizli bir tehlike insanlığı tehdit etmekte. Metabolik Sendrom (Sendrom X) olarak adlandırılan ve daha çok insülin direnci ile karakterize bu hastalık kişileri pek çok kronik sorunla karşı karşıya getirmektedir.
IDF (Uluslararası Diyabet Birliği)'nin tanımına göre Metabolik Sendrom tanısını koymak için gerekli koşullar aşağıda sınıflandırılmıştır:
Santral obezite varlığı Bel çevresi; Kadın - 80cm Erkek - 94cm'in üzerindeyse
Trigliserit düzeyinin 150mg/dl'nin üzerinde olması veya hipertrigliseridemi tedavisi alıyor olmak
HDL Kolesterol düzeyinin Kadın 50mg/dlErkek 40mmg/dl'nin altında olması
Hipertansiyon tanısı (130/80mmHg'nın üzeri) bulunması veya tedavi alıyor olmak
Açlık kan şekeri düzeyinin 100mg/dl'nin üzerinde olması veya daha öncesinde diyabet tanısı almış olmak
Yukarıdaki maddelerden en az ikisi, bel çevresi genişliği ile birlikte Metabolik Sendrom tanısını koydurur. METSAR (Türkiye Metabolik Sendrom Araştırma Grubu) tarafından yapılan bir çalışmada Türkiye'de ortalama olarak %35 oranında Metabolik Sendrom görülmekte. Ancak bu oran yaşla beraber değişkenlik göstermekte. 20-30 yaş arasında görülme sıklığı %10 iken 60-70 yaş arasında, erkeklerde %61, kadınlarda ise %75 bulunmuştur. Metabolik Sendromun oluşumunda çeşitli risk faktörleri mevcut. Bu risk faktörlerini 2 grupta incelememiz mümkün:
Metabolik Sendrom tanısı almış kişilerin, ciddi bir yaşam şekli değişikliği ile pek çok sağlık sorununa DUR deme şansları vardır. Buradaki en önemli faktör kişinin farkındalığının artırılması gerçeğidir. 40'lı, 50'li yaşlara kadar oturgan bir hayatı ve düzensiz beslenmeyi tercih etmiş, şekerli ve yağlı beslenme alışkanlığı olan bireylerde, yaşam şeklinde dönüşüm sağlamak CİDDİ bir eğitim olarak kabul görmekte. Sağlık sektörü gelişmiş pek çok Avrupa ülkesinde kişilere bu konuda önemli eğitim desteği ve tekrarlarıyla da eğitimin sürekliliği sağlanmaktadır. Metabolik Sendrom tedavisinde en önemli basamak YAŞAM ŞEKLİ DEĞİŞİMİ'dir. Bu da aslında çoğumuzca bilinen, ancak gözardı ettiğimiz bazı uygulamaları içermekte. Nedir bunlar?
Mümkün olduğunca toplu taşıma araçlarının kullanımı ve 1-2 durak önce inilmesi
Yürüyen merdiven, asansör yerine merdivenlerin tercih edilmesi
Özellikle akşam yemeklerinin saat 19'dan sonra yenilmemesi
Gün içinde az ve sık beslenme düzeninin oluşturulması
Un, şeker, nişasta ve yağ içeriği düşük, posa içeriği yüksek besinlerin tercih edilmesi
Günlük tempolu, 30-40 dk'lık egzersizlerin yapılması
Hazır gıdaların yerine evde hazırlanmış gıdaların tüketimine özen gösterilmesi
Doktorumuzun verdiği tansiyon, şeker, kolesterol ve kan sulandırıcı ilaçların düzenli kullanımı
Sigarayı bırakma
Belki de bu yazının sloganı HAYDİ ELLER MEZURAYA olmalı. Sağlıklı günler dileğiyle...:mad:
29.9 kg/m2 arasında ise hafif şişman (fazla kilolu)30-34.9 kg/m2 arasında i derecede şişman (I.Derece) 35-39.9 kg/m2 araŞişmanlığın Belirlenmesi
Bir kişinin şişman olup olmadığının belirlenmesinin en iyi yolu, Beden Kitle İndeksi (BKİ) veya Body Mass Index (BMI) olarak bilinen ve kolaylıkla hesaplanan bir yöntemin kullanılmasıdır. Beden Kitle İndeksi Nasıl Hesaplanır ? Vücut ağırlığının (kg olarak), boy uzunluğunun (metre cinsinden) karesine bölünmesiyle hesaplanır. Örneğin : Vücut ağırlığı 70 kg, boyu 1.60 m olan bir kişinin beden kitle indeksi ; 70/1.602 = 70/1.60x1.60 = 70/2.56 = 27.34 kg/m2’dir. Sizde Beden Kitle İndeksi değerini öğrenmek için hesaplayıcımızı kullanabilirsiniz Kilonuz(Kg olarak yazınız)Kg.Boyunuz(Cm olarak yazınız)Cm.Beden Kütle İndeksi değeriniz kg/m2dır. Beden Kitle İndeksi Nasıl Değerlendirilir? BMI DEĞERİ DURUM18.5 kg/m2’nin altında ise zayıf18.5-24.9 kg/m2 arasında ise normal kilolu25-29.9 kg/m2 arasında ise hafif şişman (fazla kilolu)30-34.9 kg/m2 arasında ise orta derecede şişman (I.Derece) 35-39.9 kg/m2 arasında ise ağır derecede şişman (II.Derece) 40 kg/m2 üzerinde ise çok ağır derecede şişman (III.Derece) Buna göre yukarıdaki örneğimizdeki kişi beden kitle indeksine göre hafif şişmandır.Kişinin beden kitle indeksinin 25- 29.9 kg/m2 arasında olması, o kişinin şişmanlık sınıfına aday olduğunu gösterir. Bu durum, özellikle bazı hususlara dikkat edilmesi gerektiğinin göstergesidir. Beden kitle indeksi bu değerler arasında olan kişi;
Fazla yağlı yemeklerden kaçınarak (kızartmalar, kavurmalar, yağlı etler, salam, sosis, soslar, mayonez, tahin, çukulata gibi) Dengeli ve sağlıklı bir şekilde beslenerek Fiziksel aktivitesini artırarak (yürüyüş yapmak gibi) beden kitle indeksinin 30kg/m2’nin üzerine çıkmasını önlemiş olur.
Beden kitle indeksinin 30kg/m2’nin üzerinde olması şişmanlık olarak kabul edilmiştir. Bu değere ulaşan kişilerin önemli sağlık riskine sahip oldukları bilinmektedir. Beden kitle indeksi değerinin 30kg/m2’nin üzerinde olması ile bireylerin vücut yağ miktarlarının da çok fazla olabileceği tahmin edilmektedir.
sında ise ağır derecede şişman (II.Derece) 40 kg/m2 üzerinde ise çok ağır derecede şişman (III.Derece)
kilolu üye kardeşlerimizin dikkatine!!!
Kavun : Kavun meyve olarak çok yenildiği gibi tohumları (çekirdekleri) de tıbbî olarak kullanılmaktadır. Olgun kavunların çekirdekleri kurutulur. Çekirdekler halk tabâbetinde öksürüğe karşı (çekirdekleri suda, suyu yarıya ininceye kadar kaynatılıp içilmesiyle) kullanılır. Ayrıca kavun, sinirleri yatıştırır, böbreklerdeki kanı temizler, taşların düşürülmesine yardımcı olur. Barsaklarda ülser ya da iltihab olanlarla, şeker hastaları ve yüksek tansiyonu olanlar yememelidir.
Kavun'nun Faydaları
*Kavun... Endişe ve uykusuzluğa iyi gelir .
*Bağırsak ve cilt kanserine karşı Amerikan Kanser Topluluğunca tavsiye edilmiştir.
*KAVUN...Orta boy bir kavunun yarısı , günlük C vitamini ihtiyacını tamamen karşılar.
Kırmızı biber çok faydalı
Prof. Dr. Necat Yılmaz, acı kırmızı biberde yoğun olarak bulunan alkaloid madde “kapsaisin”in, kanser başta olmak üzere birçok sağlık sorununda olumlu etkiye sahip olduğunu belirlediklerini söyledi.GAZİANTEP - Gaziantep Üniversitesi (GAZÜ) Tıp Fakültesi Biyokimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necat Yılmaz, kırmızı biberin insan sağlığı üzerine etkilerini inceleyen çalışma yaptıklarını belirtti.
Çalışma sonuçlarına göre; kırmızı biberin içerisinde bol miktarda bulunan “Kapsaisin” maddesinin insan sağlığı üzerine birçok olumlu etkiye sahip olduğunu belirlediklerini ifade eden Prof. Dr. Necat Yılmaz, “Örneğin ağrı kesici ve iltihap çözücü etkisini P- maddesi yok ediyor, kanser önleyici etkisini ise içindeki kırmızı karotenoid maddesi sağlıyor. Ayrıca kırmızı biberin kolesterol düşürücü, mide asidini düzenleyici ve mikrop öldürücü etkilere sahip. Sanıldığının aksine kırmızı biber zayıflatıcı etki de gösteriyor” diye konuştu.
Yılmaz, bu faydaların sağlıklı kurutulmuş ya da taze yenilen kırmızı biber de görüldüğünü bildirdi.
Kırmızı biberin insan sağlığı üzerindeki faydalı etkilerini gösteren birçok temel çalışmanın mevcut olmasına rağmen Türkiye’deki araştırmacıların bu konu ile yeterince ilgilenmediğini savunan Prof. Dr. Yılmaz, şöyle konuştu:
“Ne yazık ki, ülkemizin araştırmacıları kırmızı biberle ilgili konuya yeterli derecede ilgi göstermemiş ve bu konuda sınırlı sayıda çalışma yapılmış. Uzakdoğu ve batılı araştırmacılar bu konuda daha fazla araştırmaya yer vermişler. Halbuki biber üretimi ve tüketiminde ülkemiz eşsiz. Bu çalışma ile amacımız ülkemiz araştırmacılarının, halkımızın ve kamuoyunun dikkatini bilimsel veriler ışığında kırmızı biber üzerine çekmektir.”
KANSERİ ÖNLÜYOR
Yılmaz, geçtiğimiz yıllarda ABD’de bilim adamları tarafından yapılan araştırma sonucuna göre, kırmızı biberin içinde etkin olarak bulunan ve acılığını veren bir maddenin, prostat kanseri hücrelerinin “intiharına” neden olduğunu ortaya çıkarıldığını anımsattı.
Los Angeles’teki Cedars-Sinai Hastanesi Kanser Enstitüsü ve California Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, acı kırmızı biberde yoğun olarak bulunan alkaloid madde “kapsaisin”, kanserli prostat hücrelerine enjekte edildiğinde, bunların parçalanarak yok olmalarını sağladıklarını anlatan Yılmaz, araştırmada, laboratuar farelerine nakledilen kanserli insan prostat hücrelerinin yüzde 80’inin “kapsaisin” karşısında imha olduklarının ortaya çıktığını kaydetti.
Yılmaz, sonuçları Kanser Araştırması dergisinde de yayınlanan bilgileri inceleme fırsatı bulduğunu, kapsaisinin, insanlarda kanserliprostat hücre kültürleri üzerinde, yayılmayı önleyen güçlü etkisi bulunduğunu söyledi.
Yılmaz, dünyada 700 bin erkeğin prostat kanserine yakalandığına dikkati çekti.
KIRMIZI BİBER (İSOT)-CAPSİCUM-ANİTUM
Halk arasında isot (ısı otu), bilim çevrelerinde ise “capsicum anitum” adıyla bilinen kırmızı acı biber, sevilerek tüketilen ve kültürü yapılan bir bitki.
Anavatanının Meksika olduğu sanılan ve Azteklerin yazılı belgelerinde söz ettikleri kırmızı acı biber, Avrupa’ya 15. yüzyılın sonlarında geldi, 16. yüzyılda kıta ülkelerine ve Osmanlı topraklarınayayıldı.
Kırmızı biberi en çok tüketen ülkelerden olan Hindistan’a ise, bu bitki 17. yüzyılda Portekizliler tarafından ulaştırıldı. Hint ve Meksika mutfağında çok sık kullanılan kırmızı acı biber, Türkiye’de enfazla Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yetiştirilmekte ve tüketilmekte.
L.T. Tresh adlı bilim adamı, 1846 yılında bibere acılığı veren maddenin kristal yapısında olduğunu tespit ederek, adını “capsaicin- kapsaisin” koymuştu.
kırmızı bıberker sadece ınsanlar ıcın degıl dıger canlılar ıcınde yaralıymıs balıklar kuslar kedı ve bır kactane hayvan ıcınde yararlıymıs bunların yazın calıstıgım yerde ogrendım allah ustamdan razı olsun ondan daha ogrenecegım çok sey war bunda emınım