Nizip.com
Üye ol
Nizipden Duyurular Etkinlikler

18 MarT 1915 Çanakkale Şehitleri Anma Günü

Görüntülenme: …

Gökhan Dokuyucu Üye
Üyelik: 2005-02-19 Herkese açık mesaj: 4.305
#2752
18 MarT 1915 canakkale sehitleri anma gunu





Çanakkale Zaferini kazanarak, vatanı ve bayrağı için şehit olan kahraman MEHMETÇİK leri minnet ve şükranla anıyoruz. Aziz ruhları şad olsun






























BİR YOLCUYA

( Bu şiir Gelibolu yamaçlarında yazıldı.).Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın,

Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.

Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın,

Bir vatan kalbinin attığı yerdir.



Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda,

Gördüğüm bu tümsek, Anadolu'nda,

İstiklal uğrunda, namus yolunda,

Can veren Mehmed'in yattığı yerdir.



Bu tümsek, koparken büyük zelzele,

Son vatan parçası geçerken ele,

Mehmed'in düşmanı boğuldu sele,

Mübarek kanını kattığı yerdir.



Düşün ki, hasrolan kan, kemik, etin

Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin,

Bir harbin sonunda, bütün milletin,

Hürriyet zevkini tattığı yerdir.


NECMETTİN HALİL ONAN .
Gökhan Dokuyucu Üye
Üyelik: 2005-02-19 Herkese açık mesaj: 4.305
#45316
ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE

Şu Boğaz Harbi Nedir? Var mı ki dünyada eşi?.
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,.
Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya .
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya,.
Ne hayasızca tahaşşüd ki ufuklar kapalı!.
Nerde-gösterdiği vahşetle “bu: bir Avrupalı”.
Dedirir-yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi.
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi!.
Eski Dünya, Yeni Dünya bütün akvam-ı beşer.
Kaynıyor kum gibi, Mahşer mi, hakikat mahşer..
Yedi iklimi cihanın duruyor karşında,.
Osrtralya'yla beraber bakıyorsun ; Kanada!.
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk..
Sade bir hadise var ortada : Vahşetler denk..
Kimi Hindu, kimi Yamyam, kimi bilmem ne bela....
Hani tauna da zuldür bu rezil istila....
Ah o yirminci asır yok mu, o mahluk-i asil,.
Ne kadar gözdesi mevcut ise hakkiyle sefil,.
Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;.
Döktü karnındaki esrarı hayasızcasına,.
Maske yırtılmasa hala bize affetti o yüz ....
Medeniyet denilen kahbe, hakikat yüzsüz..
Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbab,.
Öyle müthiş ki: Eder her biri bir mülkü harab..
Öteden saikalar parçalıyor afakı;.
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'makı;.
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;.
Sönüyor göğsünün üstünde o aslan neferin..
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,.
Atılan her lağımın yaktığı: Yüzlerce adam..
O ne müthiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer....
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,.
Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak..
Saçıyor zırha bürünmüş de namerd eller,.
Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller..
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,.
Sürü halinde gezerken sayısız tayyare..
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler....
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!.
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;.
Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat iman?.
Hangi kuvvet onu, başa, edecek kahrına ram?.
Çünkü te'sis-i ilahi o metin istihkam..
Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,.
Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;.
Bir göğüslerse Huda'nın edebi serhaddi;.
O benim sun'-i bediim, onu çiğnetme dedi. .
Asım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:.
İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek..
Şuheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar....
O, rukü olmasa, dünyaya eğilmez başlar,.
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,.
Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!.
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!.
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer..
Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhid'i....
Bedr'in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi. .
Sana dar gelmeyecek makber'i kimler kazsın?.
Gömelim gel seni tarihe desem, sığmazsın..
Herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitab....
Seni ancak ebediyetler eder istiab..
Bu, taşındır diyerek Ka'be'yi diksem başına;.
Ruhumun vayhini duysam da geçirsem taşına;.
Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namıyle;.
Kanayan lahdine çeksem bütün ecramıyle;.
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;.
Yedi kandilli Süreyya'yı uzatsan oradan;.
Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına;.
Uzanırken, gece mehtabı getirsem yanına,.
Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;.
Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;.
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana....
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırına..
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini, .
Şarkın en sevgili sultanını Salahaddin'i,.
Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran....
Sen ki, İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,.
O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;.
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;.
Sen ki, ağsara gömülsen taşacaksın... Heyhat,.
Sana gelmez bu ufıbiner, seni almaz bu cihat....
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,.
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber. .
MEHMET AKİF ERSOY.
Gökhan Dokuyucu Üye
Üyelik: 2005-02-19 Herkese açık mesaj: 4.305
#45317
ÇANAKKALE

Söyle arkadaşım dedi Anadolulu Mehmet

Yanıbaşında ki Anzak erine

Nerelerden kopup gelmişin

Neden çökmüş bu mahsunluk üzerine

DÜNYANIN ÖBÜR UCUNDAN dedi gencecik Anzak

Öyle yazmışlar mezar taşıma

Doğduğum yerler öylesine uzak

Örtündüğüm topraksa gurbet bana”.


Dert edinme arkadaşım dedi Mehmet

Değil mi ki yurdumuzun koynundasın ilelebet

Sende artık bizdensin

Sende bencileyin bir Mehmet.


Çanakkale toprağının

Üstü cennet altı mezar

Kavga bitmiş mezarlarda

Kaynaş olmuş yiten canlar

Ya sen dedi Mehmet

Oyun çağındaki İngiliz erine

Yaşın ne senin kardeş

böylesine erken buralarda işin ne



Yaşım sonsuza dek on beş”

dedi ufak tefek İngiliz eri

Köyümde askercilik oynar

coştururdum trompetle bizimkileri .


Derken kendimi cephede buldum

Oyun muydu gerçek miydi anlamadan

Bir sahici kurşunla vuruldum

Sustu boynumdaki trompet.


Son verildi böylece oyundan bozma işime

Gelibolu'da bana bir yer kazıldı

Mezar taşıma ON BEŞİNDE TRAMPETÇİ yazıldı

Öyküm de künyem de bundan ibaret.


Yağmur yağıyordu usul usul toprağa

Gözyaşları düşerek üstüne sanki

Damla damla ağlıyordu uzaktan uzağa

Sahibini yitiren bir trompet

Ya sizler dedi Mehmet

Dünyanın dört kıtasından

Mezar dolusu erlere

Hangi rüzgar savurdu sizleri

bu bilmediğiz yerlere.

Kimi İngiliz'di kimi İskoç

Kimi Fransız dı kimi Senegalli

Kimi Hintli kimi Nepall

Kimi Avustralya'dan Yeni Zellanda'dan Anzak

Gemiler dolusu asker

Her biri niye geldiğinden habersiz

Gelibolu'nun oya gibi koylarından sızarak

Tırmanmışlardı dağa bayıra

Siper siper yara gibi yarılan toprak

Mezar olmuştu savaş ardından onlara



Kiminin BURADA YATTIĞI SANILIR

Kiminin ADI BİLİNSE DE MEZARI BİLİNMEZ

Kiminin de mezar taşında

On altı,on yedi on sekiz yaşında

EBEDİ İSTİRAHATE ÇEKİLDİĞİ yazılı

Çanakkale topraklarında

Her birinin erken biten yaşam öyküsü

Eski yazıtlar gibi taşlara böyle taşlara böyle kazılı

anlamaz mıyım dedi halinizden kardeşler

adına yazılı taşı bile olmayan asker

Anadolulu Mehmet.


Bende yüzyıllarca yaban ellerde

Neyin uğruna bilmeden can vermişim

Kendi yurdum uğruna can vermenin tadına

İlk kez Çanakkale'de ermişim



Uğrunda can verdikçe vatanlaştı ancak

Ekip biçtiğim padişah mülkü toprak

Değil mi ki sizler alamazsanız bile

Bu topraklar almış sizleri basmış bağrına

Sizlere de vatan sayılır artık Çanakkale



Çanakkale toprağının

Üstü cennet altı mezar

Kavga bitmiş mezarlarda

Kaynaş olmuş yiten canlar.


Bir garip savaştı Çanakkale Savaşı

Kızıştıkça kızgınlığı dindiren

Ara verdikçe ateşe düşmanı kardeşe

Döndüren bir savaş

Kıyasıya bir savaştı

Ama saygı üreten bir savaş

Yaklaştıkça birbirine

Karşılıklı siperler

Gönüllerde yakınlaştı

Düştükçe vuruşanlar toprağa

Dostlar gibi kaynaştı.


Savaş bitti

Ölenler kaldı sağlar gitti

Köylü köyüne döndü evli evine



Kır çiçekleri geldiler akın akın

Çekilen askerlerin yerine

Yaban gülleri dağ laleleri papatyalar

Kilim kilim yayıldılar toprağa

Siper siper

Toprağın savaş yaralarını örttüler

Koyunlar koruganları yuva yaptı kendine

Kuşlar döndü gökyüzüne kurşunların yerine

Çiçeğiyle yemişiyle yeşiliyle

Silah yerine sapan tutan elleriyle

Geri aldı savaş alanlarını doğa

Can geldi toprağa silindikçe kan izleri



Yeryüzünde cennet oldu öylece

O cehennem savaş yeri.


Şimdi Çanakkale Gelibolu

Bahçe bahçe

Ülke ülke

Mezar dolu.


Üstü cennet altı mezar

Çanakkale toprağının

Kavga bitirmiş mezarlarda

Kaynaş olmuş yiten canlar

Huzur içinde uyusun”

Vuruştukları topraklarda

Kavgadan kinden uzakta

Yanyana dostça yatanlar .


.
Gökhan Dokuyucu Üye
Üyelik: 2005-02-19 Herkese açık mesaj: 4.305
#45318
Türk Şehitlikleri
Yabancıların Mezarlıkları.

18 MarT 1915 Çanakkale Şehitleri Anma Günü
Gökhan Dokuyucu Üye
Üyelik: 2005-02-19 Herkese açık mesaj: 4.305
#45319
Çanakkale Savaşları yüzyılın son centilmen savaşları olarak değerlendirilir. Bu değerlendirme savaş ahlâkı ve kuralları açısından bakıldığında sonuna kadar doğrudur. Birinci Dünya Savaşı'nın diğer cephelerine ve bundan sonra günümüze kadar yapılan savaşlara bakıldığında neden bu savaşların "centilmence" yapıldığı anlaşılabilmektedir..




Çanakkale Cephesi'ne çıkarma yapan müttefik askerleri karşılarında yamyam ve barbar Türkleri bekliyorlardı. 25 Nisan gününden başlayarak kanlı savaşların yaşandığı bu cephede kısa sürede başarı sağlanamayınca Müttefik Kuvvetleri sekiz buçukay sürecek maceralarına başlamışlardı. Her geçen gün Türklerle Müttefik askerleri arasındaki ilişkiler artıyor, birbirlerini tanımaya başlıyorlardı. .


18 MarT 1915 Çanakkale Şehitleri Anma Günü
Maskeli İngiliz Askerleri.


Her iki taraf askerleri de zafer için bulundukları bu topraklarda, karşılarındaki askerlerin de kendileri gibi insan olduğunu, öldüklerini, ölürken acı çektiklerini, kan döktüklerini ve kısacası farksız olduklarını anlıyorlardı.



Başlangıçta Müttefik askerleri için, Türklere esir düşmek korkulu rüya idi. Esir düşerlerse Türklerin onlara neler yapabileceklerini hayal bile edemiyorlardı. Zaman geçtikçe yaşanan olaylar bu düşünceleri siliyordu. Yaralı müttefik askerlerine Türklerin gösterdiği ilgi, esirlere yapılan iyi muamele ve Türklerin dürüst savaşçılar olması müttefik askerlerinin bu düşüncelerini tamamen değiştirmişti.Gazeteci C.E.W.Bean, 10 Kasım 1915'te defterine "Türkler: Yaşamın Güzel Yanları" başlığıyla, siperlerdeki bu ilginç durumu şöyle anlatıyor. :"Son zamanlarda Türklerle iyi iletişim kuruyorduk. Siperlerine, Mısır'daki Türk savaş esirlerinden gelen ve çok iyi bakıldıklarını anlatan mektuplarıyla, sağlıklı ve mutlu olduklarını gösteren fotoğraflarını atmıştık. (Gerçi bizim askerler bunu yapmamızı pek istemiyor ama...) Her neyse, karşıdan şu yanıtı aldık: "Sadaka ile yaşayan bir adam, domuzun, lanetin tekidir. Karnımız tok olduğu gibi yedek yiyeceğimiz de bol. Ellerimizde tüfeklerle hazırız. İngilizlerin çok silah ve cephanesi olabilir. Ancak, bizim de süngülerimiz ve inancımız var. Eğer iddia ettiğiniz gibi büyük bir millet iseniz, neden üstün ilkeler doğrultusunda hareket etmiyorsunuz da, başkalarının aklını çelerek sadakatlerini bozmaya çalışıp alçalıyorsunuz?...Çok asilce bir cevap! Bu tür çabaları yoğunlaştırıp, Türklerin teslim olmalarını sağlayabiliriz sanıyordum. Kaldı ki onlar da -ya da Almanlar-, benzer yöntemleri bizim üzerimizde denemişlerdi.""Üç hafta kadar önce, Türklerin üç günlük bir bayramı vardı. Bizim siperlere, üzerine silinmez kalemle ve aceleyle şunlar yazılı iki paket sigara attılar: Prenez, fumez avec plaisir notre heureux énnemis. (Alın, afiyetle için mutlu düşmanlarımız)Karşılığında biz de onlara, konserve sığır eti yolladık. Paketi, üzerinde "Bully beef non" (sığır bifteği istemeyiz) mesajı yazılı olarak geri yolladılar."Avustralyalı bir albay ise, Ekim ayı sonunda ülkesine yolladığı mektupta, "Siperlerdeki Yaşam ve Türkler" başlığı altında durumu şöyle dile getiriyor:"Türkler çok dürüst savaşçılar. Kahramanlık ve cesaretleri tartışılmaz. İşkence, zulüm ve dumdum kurşunu konusundaki tüm iddialar yalandır. Geçen gün, yanlışlıkla atılan bir şarapnel ile Kızılhaç katırlarından birisini öldürdüler. Anında özür dilediler. Daha önce de yaralılarımızla ilgilendiler. Onları, kıyıya bırakıp bize haber verdiler. Burada hiçbirimizin, Türklere karşı büyük bir düşmanlık beslediğini sanmıyorum..."Öte yandan, Çanakkale Cephesinde Müttefiklerin en çekindiği şeylerden bir, Türklerin zehirli gaz kullanma olasılığıydı. Genel olarak yüksek noktaları tuttukları için ve rüzgar da uygun estiği zaman, zehirli gaz kullanılması çok büyük can kaybına yol açabilirdi. Almanların elinde bu gazdan bulunduğu biliniyordu. Batı Cephesi'nde, Fransa'da kullanmışlardı da...Özellikle İngilizlerin, zehirli gaz kullanımından endişe ettiği ve askerlere gaz maskesi dağıtıp, olası bir tehlikede neler yapılması gerektiği konusunda özel eğitim verdiklerini öğreniyoruz. Ancak Türk subay ve komutanları, Almanların isteğine ve önerisine karşılık bu yöntemi, "mertçe ve adil" bulmayıp, savaş kurallarına da aykırı olacağı gerekçesiyle onaylamamış ve zehirli gazı, savaşın son gününe kadar kullanmamışlardır. Çanakkale Cephesi'nde zehirli gaz kullanıldığına ilişkin haberlerin asılsız olduğu ve endişeye gerek bulunmadığı, Avustralya ve Yeni Zelanda basınında sık sık dile getirilmiştir. Örneğin, Wellington'da çıkan "Otago Times" Gazetesi, 1 kasım 1915 günü, "Savaşçı olarak Türk" başlıklı bir yazı yayınlamıştır. Yazıda aynen şunlar yer almaktadır:"...Hastaneye ateş edilmiyor, zehirli gaz kullanılmıyor. Triumph (savaş gemisi) isabet alıp batmaya başlayınca, tekrar ateş edilmiyor. Türk, ikili oynamıyor. Bunun aksini iddia edenler Gelibolu'ya değil, en çok Mısır'a kadar gelenlerdir. The Age adlı Avustralya gazetesi, 11 Aralık 1915'te, gene Türklerin zehirli gaz kullanması sorununu ele almış ve "gaz bombası saldırısından korkulmuyor" başlığı altında yayınlanan yorum yazısında, cepheden gelen raporlara dayanarak konuyu şöyle değerlendirmiştir. "...Şu ana kadar bu cephede Türklerin savaş yöntemlerinin hakça olduğunu kabul etmek dürüstlük gereğidir. Türklerle Avustralyalılar arasındaki savaş mertçeydi ve sonuna kadar öyle olacağını umuyoruz. Bu savaştan önce Türk'ü hor görüyorduk. Artık öyle bir şey söz konusu değil. O'nu yendiğimizde -ki o gün uzak değildir- hepimiz onları Almanların etkisine girmekle birlikte, ahlâksızca savaş yöntemleri kullanacak kadar tötonikleşmemiş (Almanlaşmamış) olarak hatırlamak istiyoruz."Türklerin zehirli gaz kullanmama nedenlerinden biri de yüksek noktaları tutuyor olmalarıydı. Özellikle Arıburnu'nda yukarıdan aşağı doğru atılacak gaz bombası denizden esen rüzgarla yukarılara çıkabilir ve Türk askerlerini de etkileyebilirdi. Hatta Çanakkale'nin meşhur rüzgarı, zehirli gazı yarımadanın hesaplanamayan bölgelerine sürükleyebilirdi. Ayrıca Türklerin elinde gaz maskesi de bulunmuyordu. Herhangi bir gaz kullanımında gaz maskeleri olmadan dayanmak olanaksızdı. Bu arada Türklerin elinde zehirli gaz bulunup bulunmadığı da araştırma konusudur. Gerçi olsaydı da bu gazın sonuç itibariyle kullanılmayacağı açıktır. Böylelikle Müttefik askerlerinin Türklere olan güvenleri boşa çıkmamış, "Türkler zehirli gaz kullanmaz, onlar dürüst savaşçıdırlar" diyerek gaz maskesi takmayarak bu güveni sürdürmüşlerdir.



Görüldüğü gibi savaşın her türlü çirkinliğine rağmen, savaşın içinde bile böylesi bir imaj yaratmak, Çanakkale Savaşları'nı yüzyılın, hatta yarınların son centilmen savaşı haline getirmiştir..
Gökhan Dokuyucu Üye
Üyelik: 2005-02-19 Herkese açık mesaj: 4.305
#45320
18 MarT 1915 Çanakkale Şehitleri Anma Günü
Savaş Öncesi Durumu Gösteren Harita
18 MarT 1915 Çanakkale Şehitleri Anma Günü

Yirminci yüzyılın başlarında Avrupa sınırlarından taşıyordu. Ekonomik rekabet, sömürgecilik ve milliyetçilik akımları Avrupa'yı ikiye bölüyordu. Almanya-Fransa ve Rusya-Avusturya arasındaki çekişmeler gerginliğe dönüşüyordu. 28 Haziran 1914'te Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Veliahdı Arşidük Ferdinand'ın bir Sırp milliyetçisi tarafından öldürülmesi bu gerginliğe son noktayı koydu.
Avusturya'nın 28 Temmuz 1914'te Sırbistan'a seferberlik ilanının ardından 1. Dünya Savaşı başlamış oluyordu. Bir yandan Almanya, Avusturya-Macaristan ve İtalya'dan oluşan üçlü İttifak Devletleri, bir yanda da İngiltere, Fransa ve Rusya'dan oluşan Üçlü İtilaf Devletleri sonunda Avrupa'yı ikiye bölmüşlerdi..
Savaş ilanlarının ardından İtalya tarafsızlığını ilan ettiyse de bir yıl sonra İtilaf Devletleri'ne katıldı..
Osmanlı İmparatorluğu tarihin gördüğü en geniş sınırlara sahip olmuş, her çeşit milleti ve inanışı içinde barındırmış ve yaklaşık 600 yıl süren saltanatını 20. Yüzyılın başında kaybediyordu. Dışta ve içte yaşadığı mücadeleler Osmanlı Devleti'ni çökertiyor, topraklarını ve gücünü dağıtıyordu. Son olarak Trablusgarp ve Balkan Savaşları ile arka arkaya yenilgiler alan Osmanlı Devleti, Doğu Trakya dışında Avrupa'daki bütün topraklarını kaybetmiş, saygınlığını ve gücünü yitirmişti. Artık Osmanlı Devleti'nin ölümü bekleniyor ve diğer ülkeler tarafından paylaşım planları hazırlanıyordu. .
Rusya boğazları ele geçirip sıcak denizlere inmeyi hedeflerken, İngiltere Süveyş Kanalı ve Hint yolunun güvenliği için Filistin'i ele geçirmeyi tasarlıyor, Fransa; Lübnan, Suriye ve Kilikya'nın kontrolünü düşlüyor; Almanlar doğuya yayılma politikası güdüyor, İtalyanlar ise Antalya'ya sahip olmayı istiyorlardı. .
Birinci Dünya Savaşı'nın patlamasının ardından Osmanlı Devleti önce İtilaf Devletleri ile birlikte olmaya niyetlendiyse de, Rusya'nın bu duruma soğuk bakması Osmanlı'yı Almanya'ya doğru yönlendirdi ve 2 Ağustos 1914'te yapılan gizli bir antlaşma ile Alman-Türk ittifakı kesinleşti..
Bu tarihten sonra, güvenliği açısından seferberlik ve silahlı tarafsızlık ilan eden Osmanlı Devleti, 10 Ağustos 1914'te İngiliz donanmasından kaçan GOEBEN ve BRESLAU adlı Alman savaş gemilerinin boğazlardan geçmesine izin verir ve boğazları tüm yabancı gemilere kapatır..
GOEBEN ve BRESLAU'ın boğazlardan geçmesi itilaf devletlerinin tepkisine yol açar. Bunun üzerine Osmanlı Devleti, bu iki gemiyi, daha önce İngilizlere sipariş ettikleri ve hatta parasını ödedikleri halde alamadıkları iki gemi yerine satın aldıklarını açıklar. Böylece, Yavuz ve Midilli adı verilen bu iki savaş gemisi Osmanlı Donanması'na katılmış olur..

27 Eylül 1914'te Amiral Souchon komutasındaki Yavuz, tatbikat amacıyla çıktığı Karadeniz'de Ruslar'a ait Sivastapol ve Novorosisk limanlarını bombalayınca 1 Kasım 1914'te Ruslar Kafkasya'da sınırı geçerek fiilen savaş başlatmış ve Osmanlı Devleti de sıcak savaşın içine çekilmiş olur..
Osmanlı Devleti'nin elinde bulunan boğazlar, konumları nedeniyle özellikle Avrupa için çok büyük bir önem taşıyorlardı. Tarih boyunca uğurlarında nice savaşlar verilen boğazlar stratejik, ekonomik ve kültürel açıdan paha biçilmez değerdeydiler. Bugün bile bakıldığında değerlerini korumaya devam ettikleri açıktır..
İtilaf Devletleri'nin Boğazları açma nedenlerinin başında, elbette ki boğazların sahip olduğu bu stratejik önem yatıyordu. Rusya'ya yardım edebilmek hedefiyle yapılanan bu düşünce ; aynı zamanda Almanya'dan yeterli yardım alamayacağı ve fazla direnemeyeceği düşünülen Osmanlı'yı tek başına ve planlanmış bir barışa mahkum etmeyi planlıyordu. Ayrıca boğazları kazanmak demek, İstanbul'u ele geçirip Osmanlı ve tüm Avrupa üzerinde manevi bir yıkıma sebep olmak demekti. Tarafsız kalan pek çok ülke bu başarıya kayıtsız kalamayacak ve İtilaf Devletleri'ne katıldıklarını açıklayacaklardı. .

Boğazlardan geçilebilirse, kazanılacak olan başarı tüm Müslüman sömürgeleri sindirecek, güneyde sömürge devletlerini rahatsız eden hiçbir şey yaşanmayacaktı. .
Bu düşünceyle İngiltere 28 Ocak 1915'te Osmanlı'ya savaş kararı aldı ve bu karara Fransa da katıldı..
Omer Copur Üye
Üyelik: 2006-11-06 Herkese açık mesaj: 305
#45330
Güçlüler geleceği tasarlarlar; güçsüzler ise geçmişleriyle avunup dururlar.

Gökhan Dokuyucu Üye
Üyelik: 2005-02-19 Herkese açık mesaj: 4.305
#45331
Geçmişten Ders almayan bir nesil gelecekte Barınamaz...
Gökhan Dokuyucu Üye
Üyelik: 2005-02-19 Herkese açık mesaj: 4.305
#45332
Çanakkale Şehitleri ile ilgili videolar





Ekmek Teknesi Dizisinden - Canakkale Sehitleri<a href="
YouTube üzerinde aç
"

http://www.youtube.com/v/_FR6ZQR7HOE</a



Çanakkale Destanı

YouTube üzerinde aç




Çanakkale Şehitleri

YouTube üzerinde aç




Çanakkale Şehitlerine

YouTube üzerinde aç




İlk Çanakkale ŞEhitleri

YouTube üzerinde aç


Çanakkale Şehitlerinin anısına

YouTube üzerinde aç



BİZ GÖKLERLDE DALGALANMAM UĞRUNDA CANIMIZI GÖZÜMÜZÜ KIRPMADAN VERİRİZ

YouTube üzerinde aç


18 Mart Çanakkale Şehitleri anısına hazırlanmıştır. 2007



Çanakkale bugün toz ile duman

Düşmanda imkân var Mehmette iman

Dünya görsün el mi, bey midir yaman

Burada son söz Türkün sözü olacak

Nefer şehit, ordu gazi olacak



Çanakkale şahit

YouTube üzerinde aç




Çanakkale Kınalı Kuzular

YouTube üzerinde aç


Türk Askeri

YouTube üzerinde aç
Mustafa Bilici Üye
Üyelik: 2006-02-18 Herkese açık mesaj: 2.407
#45359


ŞEHİTLERİMİZİ BUGÜN SAYGIYLA ANIYORUZ RUHLARI ŞAD OLSUN....
musaeken Üye
Üyelik: 2005-10-31 Herkese açık mesaj: 409
#45411
Resim kaynağı

evet gökhancığım bir katkı da Bağbozumu ekibinden.hatayda.
Gökhan Dokuyucu Üye
Üyelik: 2005-02-19 Herkese açık mesaj: 4.305
#45493
Allah hepinizden Razı olsun:)
fulya Arşiv üyesi
Herkese açık mesaj: 3.828
#45497
ÇANAKKALE ŞEHİTLERİMİZİ 92.YIL DÖNÜMÜNDE MİNNETLE VE SAYGIYLA ANIYORUZ.

HEPSİNİN RUHLARI ŞAD OLSUN.
ottomanempire Üye
Üyelik: 2006-07-29 Herkese açık mesaj: 942
#45512
Hatta şöyle bir konu anlattı bugün biri düşman birliklerimizi sıkıştırmak için pusu kurmuşlar dağa doğru çıkmışlar o dağın üstünden bir bulut inmiş ve o 2 000 kişilik düşman akerinden haber alınamamış.



Ve başka bir kıssaya göre o zamanlarda gönül gözü açık olan bir evliya Peygamberimizi kabrinde görememiş peygamberimizde çanakkale savaşına katılmış .
ottomanempire Üye
Üyelik: 2006-07-29 Herkese açık mesaj: 942
#45514
Allah hepsinden razı olsun
Gökhan Dokuyucu Üye
Üyelik: 2005-02-19 Herkese açık mesaj: 4.305
#46749
Al kanımla dalgalansın bayrağım

Bin can verem,vatan kalsın toprağım

Vatan sağ oldukça bil ki ben sağım

Ahmet şehit,Ali şehit,ben şehit.




Dağlar bile söylüyorken türkümüz

Kaçabile bu vatandan hangimiz

Nerde düşsek orda bizim gönlümüz

Yahya şehit,Seyyit şehit,ben şehit.


Dünya gelse,vatan için,din için

Gözüm kırpmam bir can için,baş için

Derim "Allah! muzaffer et hak için"

Resul şehit,Nebi şehit,ben şehit.

Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.

WhatsApp iletişim