Mahmut Abi sen milliyetçi mukaddesatçı bir insansın. Nasıl olurda Ulusalcı ateist mantığı ile Şıhlara Dervişlere o söylediklerini söylersin. Açıkçası benim aklım almıyor. Herkesin Mustafa Kemali başka O yüzden Mustafa Kemal kim. Kimden öğreneceğiz. Bizim düşündüğümüz elbette ki onun bir Türk Büyüğü oldu. Yaptıklarını ise beğeniriz veya beğenmeyiz. Bu başka Nasıl Fatihin Metenin Cengiz Hanın her yaptığını beğenmiyor bazılarını eleştiriyorsak Mustafa Kemalinde yaptıklarını böyle değerlendirmemiz gerekir. Sence Şıha dervişe laf söylerken Şeyh Ahmet Yesevi Mevlana Geylani Ne bileyim bir çok Türk Büyüğü için gerek var mı? Ulusalcı ağzı ile yorum yapmanın.
Mektubu da bu yüzen eleştirdim.
Birisi bir mektup yazmış
Bu metubun Mustafa Kemale ait olduğunu söylüyor.
Olacak şey mi bu?
Bu kadar duygusal
sahteliğin.
Herkes bir mektup yazsa nasıl olur.
Bende bir mektup yazayım kabul eder misiniz?
Bilmiyorum abi.
Kusura bakma.
Ayrıca ben nedenleri de yazan biriyim.
Görüşlerimi
ordan burdan alıp yazmam.
Ne söyleyeceksem kendim söylerim.
sahte din adamlarının ihanetine rağmen, yetmiş iki milletli Osmanlı artığından Türk bilincini
Ayrıca bu cümlenin de arka planını anlmak çok zor.
Ne diyor.
Hangi dindar insan Türk birliğine karşı çıkmış.
Mehmet akif mi
İskilipli Atıf mı?
Bedizüzzman mı?
Kim
Kim
Kim.
Polen2734;216047 wrote:Yusuf kardeşim, senin Osmanlı'cı olduğunu biliyorum. Osmanlı Devleti, Kanuniden sonra ihtişamını hovardalıkla yiyen mirasyedi padişahların günü kurtarma ve entrikaları ile, Türk soyluların idareden uzak devşirme sadrazamlarla, hanımsultanların kendi şehzadelerinin padişahlık kavgaları ile geçmiştir.Osman Bey'den sonra sanırım Türk kızı ile evlenen padişah bile yoktur ve Yavuz Selim'in halifeliği alması ile cihangirlik ideali yitirilmiştir!. Biz Türk'ler Osmanlı'nın neyi ile övünelim? Atatürk'ün değerini tarih vermiştir. Açın tarihi belgeleri, en acımasız düşmanları bile hakkını veriyor. Hiç kimse peygamber değildir.Can Dündar'a göre Atatürk; karanlıklardan korkan, alkolik, sigara zafı olan, iş gücü içkili sofralarda gününü gün eden bir şahsiyet gibi anlatıyor? O içkili sofralarda çoğu zaman ülkenin beyin takımı ile geleceğin şekillendirilmesi, fikir alışverişleri yapılıyordu.Elbette çağın şartları ve ülkenin düçar olduğu yoksulluğun (Ben çocukken 1960'lı yıllarda mahalleye kaçak kumaş, gaz, hatta melamin tabak gelince kadınlar kapışarak alırdı!) gereği neyse Atatürk onu yapmıştır.1.Dünya savaşı hezimeti, Çanakkale, Sarıkamış ve Güney cephelerindeki büyük asker kaybı, ülkede neredeyse sanayinin olmaması, yetişkin insan kaybına rağmen hem sanayi, hem eğitimde hamleler, hem de Osmanlının son dönemindeki sahte din adamlarının ihanetine rağmen, yetmiş iki milletli Osmanlı artığından Türk bilincini ortaya çıkarabilmiş kudretli bir devlet adamıdır.Harf inkılabının yapılması yerindedir, çünkü o dönemde kullanılan Osmanlıca'nın okuryazarlık oranı kaale alınmayacak kadar az olmalı, bir gecede latin alfabesine geçmek büyük felaket değildi.İnsanımızın Kuran'ı Kerim'i okuması okuryazar olduğunu göstermez. Keşke Sayın Turgut Özakman'ın ''Şu Çılgın Türk'ler'' kitabını okusanız da bir kargaşa ve felaket anında liderliğin önemini daha iyi anlardınız? Elbette yapılan işler % 100 doğru denemez ama yaptığı iyi şeyler, hatalarının yanında kat be kat iyidir. Cumhuriyete geçilerek herkesin 1.sınıf vatandaş olması, kadınların oy hakkı alması az şeylermidir? Mustafa Kemal her zaman tam bağımsız Türkiye'yi savunmuş ancak ölümü ile İnönü ve diğer siyasilerin hataları ile Nato ve diğer paktlara girilmiştir. Milli ekonomi adına birçok sanayi temellerini atmış ne yazık ki, sonraki gafil siyasilerimiz ülke kazanımı dev işletmeleri yok pahasına yabancılara ****** çekmişlerdir. Son çeyrek yıldaki siyasileri görünce Atatürk'e hata biçmek en azından insafsızlıktır. Lütfen ifrat ve tefritle bakmayıp, insafı elden bırakmayalım.
Oncelikle Mahmut abicigim, yaziniz guzel, islenilisi haz verici.
Dediginiz gibi ben hem bir Osmanliyim ve gurur duyuyorum hem de herturlu hata ve sevabiyla tum tarihimi kucakliyorum! Dogruya dogru yanlisa yanlis deme erdem ve fazileti azmindeyim.
Yani Osmanli'da su hatalar yapildi diyebiliyorsak Mustafa Kemal icun de degerlendirme yapmakda beis olmamali!
Osmanlinin 600 yillik kudreti bile ovguye yeterli sebeptir! Ayrica dunya yuzunde gorulmeyen adalet ve kurumsal yapisi yine gurur duyulacak icraatler arasindadir. Hosgorusu, temizligi, durustlugu yani insani degerleri one cikarma yonundeki basarisi tartisilmaz. Ha, bunlarda suistimaller olmamis midir, elbetteki olmustur ama cihansumul ve gelmis gecmis tum imparatorluk hatta devletlerle kiyaslandiginda bunu mukemmel derecede basarabilmis tek yonetimdir!
Mustafa Kemal'e gelince, dusmanlarin lafina karsilik sayisiz elestirileri de burda siralariz(tabii bunlar hep yasakli oldugu icun geriye medhiyeler kaliyor) ama 'aynasi istir kisinin, lafa bakilmaz' olcumuz olmalidir ki dogruyu gorebilelim.
Mustafa Kemal icin sorum su olacak: "Kendini KANUNLA ATA-TURK ilan etmesini nasil sindirebiliyorsunuz?"
Adam icki de icerdi sigara da, karanlikdan da korkardi! Cogu insan gibi mala mulke de temahi vardi! Ataturk orman ciftligi basta olmak uzere memleketin bircok bolgesinde uzerine toprak zimmetlemis ve hakkinda SORUSTURMA acilmistir! Ama bunu yapanlari 'suikast sanigi olarak' yargilatmis ve idam ettirmistir!
Burda Osman abime hak vermeliyim, cok guzel yazmis ve sormus: "Kim bu dindar gecinen ********lar ve ne gibi bir IHANET icerisinde olmuslar?"
Harf inkilabi yapilmasi nasil yerinde anliyamadim?!!!! Yani okuma yazma orani dusuk olunca sucu kullanilan 'alfabede' bulup bunu degistirmek mi lazim? Sence de gulunc bir gerekce degil mi bu? Ustelik okuma yazma orani nasil dusuk yani? Neye kiyasla?
Mustafa Kemal gunun geregini yapti demeye baslarsaniz bunun arkasi gelmezki! Herkes isine gelen yerde 'ben sartlarin geregini yapiyorum' der cikar isin icinden! Hak hukuk n'olacak peki?
Ulkenin beyin takimi kimler mesela???? Yani bir taraftan diyorlarki Mustafa Kemal'in etrafindakiler 'tu-kaka' insanlardi bi taraftan 'beyin takimi' oldular! Bir taraftan tum onde gelenler 'Halide Edipler, Mehmet Akifler, Said Nursiler, Nazim hikmetler, Kazim Karabekirler vb.....' Tasviye ediliyor obur taraftan 'beyin takimi'! ile 'memleket kurtuluyor!
Ben tarihimi ya da anlayisimi bir 'fantazi' kitabindan ogrenecek degilim Mahmut abicigim. Turgut bey milletin hamasetini gidiklayip fantastik eseriyle sukse yapmis ama bu 'kutsal kitap' degil yani!
Gelelim 'kadinlara secme hakkina', fazla yorum yapmak istemiyorum sadece sorum su: "boyle bir hakla ne degisti?" Sonucda secilen ve sectirilen de belli ya, herneyse.... Ne degisti ne faydasi oldu memlekete? Osmanli'da kim ikinci sinif vatandasdi da 'cile cekiyordu' ama sihirli degnekle daha sonra 'birinci sinif' vatandas oldu?
Ekonomiye girmeyelim derim cunku butun politikalar her zaman oldugu gibi avrupanin direktifleri dogrultusunda onlarin menfaatlerine yapilmistir! Cunku Muslum abim birara bahsetmisti, Lausanne antlasmasina gore bunun disinda da hareket kabiliyetimiz yoktu!
Hicbir sanayinin temelini atmamistir sadece Osmanli'dan miras aldiklarinin adlarini degistirmistir!
Ama dedigim gibi butun bunlara ragmen sevebilirsiniz hatta bunlari savuna da bilirsiniz! Sizin bileceginiz birsey.
Yani ne yapalım şimdi Osmanlı Devletini yeniden mi kuralım, dünyada Kral kaldımı Arabistandan başka, sen 500 sene geriden geliyorsun artık biraz uyan, Amerikada hiç mi teknoloji görmedin, bu teknolojiyimi Osmanlı yapacaktı adamlar matbaayı bile güneh diye seneler sonra soktular ülkemize, sen bu kafayla gidersen daha çok Amerikada kalırsın.
Gelde Türkiye gerçeklerini gör, gelde Osmanlı hikayeleriyle beyinleri yıkanıp ondan sonra cemaat ve tarikatların oyuncağı olan çocuklarımızı gör, dah çok şey var söylenecek ama sen kemikleşmiş bir inanca sahipsin ve kafan başka şeylere basmıyor. Yusuf kardeşim Amerikada yaşıyorsun Amerikanın oyunlarını bize anlatmıyorsun.
felsefefe;216056 wrote:Bilmiyorum abi.
Kusura bakma.
Ayrıca ben nedenleri de yazan biriyim.
Görüşlerimi
ordan burdan alıp yazmam.
Ne söyleyeceksem kendim söylerim.
sahte din adamlarının ihanetine rağmen, yetmiş iki milletli Osmanlı artığından Türk bilincini
Ayrıca bu cümlenin de arka planını anlmak çok zor.
Ne diyor.
Hangi dindar insan Türk birliğine karşı çıkmış.
Mehmet akif mi
İskilipli Atıf mı?
Bedizüzzman mı?
Kim
Kim
Kim.
İşlerim yoğun daha ayrıntılı yazabilirim ama yazdıklarından mehmet Akif milli bir şairdir bir ara kızıp Mısırda yaşasa da, dönüp vatanında vefat etmiştir kaldı ki, siyasi ümmetçiler M.Akif'i de sevmezler çünü Çanakkale savaşında Türk askerlerini şiirinde; Bedirin aslanları bu kadar şanlıydı benzetmesini tenkid ederler. Said-i Nursi bana göre keramet ehli değildir, isteyen onu azizleştirebilir.Risalei Nur'ları Kuran'dan fazla rağbet görüp kendisini peygamberden üstün gördüğü söyleniyor?
İşte din adamı ve fetvası;
Tamamı beş fetvadan oluşan Şeyhülislam Dürrizâde Abdullah Efendi'nin Fetva-yı Şerife'si bugünkü dille şöyledir:
"Dünya düzeninin sebebi olan ve kıyamet gününe kadar Ulu Tanrı'nın daim eyleyeceği İslâm Halifesi Hazretleri'nin veliliği altında bulunan İslam memleketlerinde bazı kötü kimseler anlaşarak ve birleşerek ve kendilerine elebaşılar seçerek Padişah'ın sadık uyruklarını hile ve yalanlarla aldatmakta, yoldan çıkartmaktadırlar. Padişahın yüksek buyrukları olmaksızın asker toplamaktadırlar. Görünüşte askeri beslemek ve donatmak bahaneleriyle, gerçekte ise mal toplamak sevdasıyla, şeriata uymayan ve yüksek emirlere aykırı bir takım haksız ödemeler ve vergiler koymakta ve çeşitli baskı ve işkencelerle halkın mal ve eşyalarını zorla almakta ve yağmalamaktadırlar. Böylece insanlara zulmetmekte, suçlamakta ve Padişahın ülkesinin bazı köy ve şehirlerine saldırmak suretiyle tahrip ve yerle bir etmektedirler. Padişahın sadık tebaasından nice suçsuz insanları öldürmekte ve kan döktürmektedirler. Padişah tarafından atanmış bazı dini, askeri ve sivil memurları istedikleri gibi memuriyetten çıkarmakta ve kendi yardakçılarını atamaktadırlar. Hilâfet merkezi ile Padişah ülkesi arasındaki ulaştırmayı ve haberleşmeyi kesmekte ve devletin emirlerinin yapılmasına engel olmaktadırlar.
Böylece, hükümet merkezini tek başına bırakmak, Halifenin yüceliğini zedelemek ve zayıflatmak suretiyle yüksek Hilafet katına ihanet etmektedirler. Ayrıca Padişah'a itaatsizlik suretiyle devletin düzenini ve asayişini bozmak için düzme yayımlar ve yalan söylentiler yayarak halkı azdırmaya çalıştıkları da açık bir gerçektir. Bu işleri yapan yukarıda söylenmiş elebaşılar ve yardımcıları ile bunların peşlerine takılanların dağılmaları için çıkarılan yüksek emirlerden sonra bunlar, hala kötülüklerine inatla devam ettikleri takdirde işledikleri kötülüklerden memleketi temizlemek ve kulları fenalıklardan kurtarmak dince yapılması gerekli olup, Allah'ın "öldürünüz" emri gereğince öldürülmeleri şeriata uygun ve farz mıdır" Beyan buyrula?
Cevap: Allah bilir ki olur.
Dürrizâde El-Seyid Abdullah
Böylece Padişahın ülkesinde savaşma kabiliyeti bulunan müslümanların adil Hâlifemiz Sultan Mehmet Vâhdettin Han Hazretlerinin etrafında toplanarak savaşmak için yapacağı davet ve vereceği emre uymak suretiyle adı geçen asilerle çarpışmaları dince gerekir mi? Beyan Buyrula.
Cevap: Allah bilir ki gerekir.
Dürrizâde El-Seyid Abdullah
Bu takdirde, Halife Hazretleri tarafından sözü edilen asilerle savaşmak üzere görevlendirilen askerler, çarpışmazlar ve kaçarlarsa büyük kötülük yapmış ve suç işlemiş olacaklarından dünyada şiddetle cezayı, ahirette de çok acı azâbı hakk ederler mi? Beyan Buyrula.
Cevap: Allah bilir, ederler,
Dürrizâde El-Seyid Abdullah
Bu takdirde, Halife askerlerinden asileri öldürenler gazi, asilerin öldürdükleri şehit sayılırlar mı? Beyan buyrula.
Cevap: Allah bilir ki, sayılırlar.
Dürrizâde El-Seyid Abdullah
Bu takdirde, Padişah'ın asilerle savaşmak için verdiği emre itaat etmeyen müslümanlar, günahkar ve suçlu sayılıp şeriât yargılarına göre cezalandırılmayı hak ederler mi? Beyan buyrula.
Mahmut abi siz okumuş ve fikirlerini savunmasını bilen ve benimde acaba ne yazmış diye merakla okuduğum bir insansınız.
Kendi fikirleriniz, delilleriniz yerine bu ortamda bulunmayan, kim olduğu belli olmayan üçüncü tekil şahıs ağzıyla "söyleniyor? " demeniz, yazınızı daha okunmadan çürütüyor, önemsizleştiriyor.
Kaldıki bahsettiğiniz Risal-i Nurlar'ın her cümlesi kuran-ı Kerimin ayetlerini ispat etme çabasındadır.
Üstad hazretleri, kendini ziyarete gelenlere bile çoğu zaman gözükmemiş, "gidin beni görmek yerine, vaktinizi risalei nurları okumakla değerlendirin demiştir."
Bir yeri, bir oluşumu eleştirirken içerilerinde bulunup, anlayıp sonrasında eleştirmek faydalıdır. Heleki bu sözü merakla beklenen biriyse.
admin;216254 wrote:Mahmut abi siz okumuş ve fikirlerini savunmasını bilen ve benimde acaba ne yazmış diye merakla okuduğum bir insansınız.
Kendi fikirleriniz, delilleriniz yerine bu ortamda bulunmayan, kim olduğu belli olmayan üçüncü tekil şahıs ağzıyla "söyleniyor? " demeniz, yazınızı daha okunmadan çürütüyor, önemsizleştiriyor.
Kaldıki bahsettiğiniz Risal-i Nurlar'ın her cümlesi kuran-ı Kerimin ayetlerini ispat etme çabasındadır.
Üstad hazretleri, kendini ziyarete gelenlere bile çoğu zaman gözükmemiş, "gidin beni görmek yerine, vaktinizi risalei nurları okumakla değerlendirin demiştir."
Bir yeri, bir oluşumu eleştirirken içerilerinde bulunup, anlayıp sonrasında eleştirmek faydalıdır. Heleki bu sözü merakla beklenen biriyse.
Ben, Hanefi mezhebine mensup İmam-ı azam Ebu Hanife'yi imam kabul etmiş bir mümin olmaya çalışıyorum. Mezhep imamımıza göre evliyalık ve keramet yok, nakil ve kişilere bağlanmak yok, akılcılık var. Yolum ehli sünnet vel cemaat yolu, başarabilirsek ne mutlu, isteyen istediğine tensip eder kurtuluşu istediğinden bulur naçizane Allah'a kulluk, Ümmeti Muhammed olma muradımız var? Bu yolda kurtuluşa ermek de, delalate düşmek de var. Aklı olan herkes kendi yolunu bulsun...
Aklı olana elbet sözümüz yok ve gıpta ile bakarız ama ya benim gibi aklı kıt ve karmaşık olanlar, kendimi beğenenler ?
Neyse...
Bediüzzaman hazretleri keramet sahibi olduğunu ima etmeyen,
tüm zamanlarını yoksulluk,
hapishane ve esaret altında geçiren,
yalnız, yapayalnız, içine kapanık,
yediği çeyrek ekmek ve su,
yazdıkları, aktardıkları derya deniz
muazzam disiplinli,
tam bir Hz.peygamber a.vesselam aşığı,
Kuranı ve onlarca ansiklopediyi hafızasında tutabilen,
bir okuduğunu unutmayan,
hayatı sünnet ve kuran olan,
Nefsi gururlanmasın diye halkın arasına çıkmaktan kaçınan,
öldükten sonra bile mezarı belli olmayan,
bir sır,
bir bediüzzaman dır.
Onu bediüzzaman yapan eserleridir. Önemli olan onlardır. Takdir etmemiz gereken görevini sabırla yerine getieren bir hizmet eri olmasıdır.
Hayatında bu kadar zorluk çeken bir insanı mümkünse öldükten sonra rahat bırakmakta,
hatta mümkünse neler yaşamış, anlatmış, yazdırmış diye bakmakta fayda var.
Risalei Nurlar bir tarikat değildir. Üstad hazretleride bir şıh değildir.
Gerçek şıhada saygım vardır, tarikat ehlinede saygım vardır.
Lailaheillahmuhammedenresulullah diyenle, Fırat'ı yürüyerek geçen arasında dünyevi bir fark yoktur.
Manevi farkınıda biz bilemeyiz,
Diyanet İşleri Başkanlığı, Nurculuk kitabında Risale-i Nur külliyatı hakkında aşağıdaki kanılarını bildirir:
* Ayet'lerin tefsirinde, mananın tahammül edemeyeceği tarzda batni ve indi manalar verilmeye çalışıldığı
* Bunların müslümanlık esaslarına göre dini ve ilmi kıymeti olmadığı
Tahsili
Ömrü boyunca toplam 3 ay eğitim görmüş olması, ne Türkçe'ye ne de Arapça'ya hakim olmadan ve dini bir eğitimi olmadan İslam ile ilgili risale yazması, anlatıldığı üzere 3 ay devam ettiği medreseye hocaları ile hocalarından daha fazla bildiği için tartışıp ayrılması nedeniyle tenkit edilir
alelusûl yirmi sene tahsili lâzım gelen ulûm ve fünunun zübde ve hülâsasını üç ayda tahsil ve Medrese usulünce onbeş sene ders almakla okunan kitapları Resâil-in-Nur müellifi yalnız üç ayda tahsil etmiş
Eski Osmanlı Şeyhülislamlarından Mustafa Sabri , Tuhfetür Reddiye Ala Mezhebi Saiydil Kürdiyye isimli yazısında Said-i Nursi'nin tahsilinin olmamasını ve bazı başka hususlarını eleştirir:
Said, Kürt cemaatından, Şafii mezhepli, Nakşi tarikatlı, okur fakat yazmaz, imla bilmez, seksen sene içinde yaşadığı millet olan Türk’ün lisanına hakkıyla vakıf olamamış, felaketten felakete sürüklenmiş, bir hapishaneden diğerine sürülmüş ve bugün seksen yaşını geçmiş bir ihtiyardır.
Ebced ve Cifr hesabı
Risalelerinde ebced ve Cifr hesabıyla Kur'an ayetlerinden kendi hayatıyla ilgili gizli anlamlar çıkardığını bildirmiştir Kuran'daki ayetlerde bulduğu gizli anlamlar arasında risalelerin yazıma başlandığı yılı, kendi doğum tarihini, şakirtleri ile birlikte hapse atıldığı tarihi, Birinci Cihan Harbinin başladığı sene vb olduğunu yazar
hesab-ı ebced ve cifir ile bin üç yüz elli dört eder ki, bu Arabî tarihte Risale-i Nur'un kırktan fazla şakirtlerini ve müellifini imha etmek olanı ile hapishaneye attıkları zamandır
(Ayette) "dehşetli bir harb i ahir zamandan korkma” demekle beraber cifir ve ebced hesabıyla bin üç yüz otuz bir (1331) veyahut bin üç yüz otuz üç (1333) ettiğinden ve umumi hitaptan hususi bize baktığı sair emarelerle göründüğü gibi o tarihte harb-i umumide en müthiş bir vaziyete giriftar olmuştum Öyleyse, o umum içinde hususî bize işaret ediyor denilebilir Yirmi sekiszinci lem'anın birinci meselesi, Sikke-i Tasdik-i Gaybi
En'am sûresi 122 ayetin ebced hesabıyla kendi adını belirttiğini ve manasıyla da bunu desteklediğini yazmıştır
Birincisi: Birinci Şua olan İşârât-ı Kur'âniye risalesinde, Risale-i Nur'a ve tercümanına da işaret eden beşinci âyet olan (En'am suresi ayet 122) kuvvetli karinelerle nur kelime-i kudsiyesi cifir ve ebced hesabıyla ve üç cihet mânâsıyla Said Nursî'ye tevafuk etmesidir Kastamonıu Lâhikası - Mektup No: 120
Dini konularda uzman çevreler Said-i Nursi'nin ebced ve cifr ile Kuran'a batınî yorumlar getirdiğini ve kendi düşüncelerini meşrulaştırmaya çalıştığını bu arada ayetleri gerçek anlamlarından farklı yorumladığını savunurken taraftarları ebced ve cifr yönteminin islamda bulunduğunu söylemektedirler
Said-i Nursî'nin ebced ve cifr hesaplarını kaleme aldığı Risale-i Nurların tamamında bir yöntem olarak kullanmadığı görülmektedir Sözler, Mektubat, Lemalar, Şualar, Mesnevi-i Nuriye, İşaretü'l-İcaz gibi eserlerinde bu yönteme hemen hemen hiç başvurmamaktadır.
Deccal ve Süfyan
Risalelerin birçok yerinde isim vermeden imada bulunarak Atatürk'e Deccal ve Sufyan demişti Emirdağ Lahikası'nda 20 sene evvelki bir yazısında kastettiği kişinin M.K. Atatürk olduğunu açıklamıştı
Dördüncü cihet ve sebep: Büyük Deccalın, ispritizma nevinden teshir edici hassaları bulunur İslâm Deccalının dahi, bir gözünde teshir edici manyetizma bulunur Hattâ, rivayetlerde "Deccalın bir gözü kördür"<hadis-işerif> diye nazar-ı dikkati gözüne çevirerek Büyük Deccalın bir gözü kör ve ötekinin bir gözü, öteki göze nisbeten kör hükmünde olduğunu hadiste kaydetmekle, onlar kâfir-i mutlak bulunduğundan, yalnız münhasıran bu dünyayı görecek bir tek gözü var ve âkıbeti ve âhireti görebilecek gözleri olmamasına işaret eder Ben bir mânevî âlemde İslâm Deccalını gördüm Yalnız birtek gözünde teshirci bir manyetizma gözümle müşahede ettim ve onu bütün bütün münkir bildim İşte bu inkâr-ı mutlaktan çıkan bir cüret ve cesaretle mukaddesata hücum eder Avâm-ı nâs hakikat-ı hali bilmediklerinden, harikulâde iktidar ve cesaret zannederler .Beşinci Şua
Ölmüş gitmiş dünyadan ve hükümetten alakası kesilmiş bir adam hakkında otuz sene evvel bir Hadis - i Şerif'in ihbariyle Kur'an'a zararlı bir adam çıkacak demiştim sonra Mustafa Kemal'in o adam olduğunu zaman gösterdi Emirdağ Lahikası I/278,Yirmiyedinci mektuptan;
Allahu a'lem bissavab, bunun tevili şudur ki: O Süfyan, kendi başına frenklerin serpuşunu koyup herkese de giydirir Fakat cebir ve kanunla tâmim ettiğinden, o serpuş dahi secdeye gittiği için, inşaallah ihtida eder; daha herkes-yalnız istemeyerek-onu giymekle kâfir olmaz 5 Şualar s885
Ezcümle: Yirmi sene evvel, bir rivayete binâen demiştim: "Dehşetli Süfyan İstanbul'da ölecek Dikilitaş'ta şeytan bağıracak ve dünyaya işittirecek, yani radyo ile, öldü diye ilan edilecek" Sirâcü'n-Nûr - s 2295
şöyle ki: Hadiste "O süfyan bir su içecek, eli delinecek" denilmiş Yani bir çeşit su olan rakıyı su gibi çok içecek ve o sebepten batnı su tulumbası gibi olacak ve o su hastalığı yüzünden zulüm ve hile ile topladığı milyonlar mal su gibi elinden akacak, ecnebi doktorların boğazına girecek Haşiyeler
Mehdi, İsa ve İsevi Müslümanlar
Bazı Hadis ve rivayetleri yorumlar ve bir Mehdi'nin gelip Süfyan komitesini yıkacağı ve sonra da İslamiyeti İsevilikle birleştireceği nihayetinde Müslüman İsevilerin Deccal komitesini öldüreceği yazar Müslüman İseviler sözü dini çevrelerde eleştirilmektedir
Hazret-i Mehdînin cemiyet-i nuraniyesi, Süfyan komitesinin tahribatçı rejim-i bid'akârânesini tamir edecek, Sünnet-i Seniyyeyi ihyâ edecek, yani âlem-i İslâmiyette risalet-i Ahmediyeyi inkâr niyetiyle şeriat-ı Ahmediyeyi tahribe çalışan Süfyan komitesi, Hazret-i Mehdî cemiyetinin mucizekâr mânevî kılıcıyla öldürülecek ve dağıtılacak Hem âlem-i insaniyette inkâr-ı ulûhiyet niyetiyle medeniyet ve mukaddesât-ı beşeriyeyi zîrüzeber eden Deccal komitesini, Hazret-i İsâ A.S. din-i hakikîsini İslâmiyetin hakikatiyle birleştirmeye çalışan hamiyetkâr ve fedakâr bir İsevî cemaati namı altında ve "Müslüman İsevîleri" ünvanına lâyık bir cemiyet, o Deccal komitesini, Hazret-i İsâ A.S. riyaseti altında öldürecek ve dağıtacak, beşeri inkâr-ı ulûhiyetten kurtaracak
Risaleleri ilhamla ve gayri ihtiyari yazması
Nur Risaleleri'ni ilim, bilgi ve akıl ile değil ilhâm ile yazdığını açıklar Bu ilhamı doğrudan Allah'tan altığını vurgular Dini çevreler bugüne kadar yazılmış Kuran tefsirlerinin ilhamla değil akılla yazıldığını söylerler, ilhamla sadece Allahtan peygamberlere vahiy geldiğini vurgularlar; benim gibi yarım ümmi ve kimsesiz bir adam, Risale-i Nur’a sahip değildir; ve o eser, onun hüneri olamaz, onunla iftihar edemez Belki doğrudan doğruya Kur'an-ı Hakîmin bu zamanda bir nevi mu’cize-i mâneviyyesi olarak, rahmet-i İlâhiyye tarafından ihsan edilmiştir O adam, o hediye-i Kur'aniyeye el atmışlar Her nasılsa birinci tercümanlık vazifesi, ona düşmüş Onun fikri ve ilmi ve zekâsının eseri olmadığına delil, Risale-i Nur’da öyle parçalar var ki; bazısı altı saatte, bazı iki saatte, bazı on dakikada yazılan risaleler var Ben yemin ile te'min ediyorum ki: Eski Said’in kuvve-i hâfızası da beraber olmak şartıyle, o on dakika işi, on saatte fikrim ile yapamıyorum; o bir saatlik risaleyi, iki gün istidadımla, zihnimle yapamıyorum, ve o bir günde altı saatlik risale olan "Otuzuncu Söz"ü ne ben ve ne de en müdakkik, dindar feylesoflar, altı günde o tahkikatı yapamazlar.
Kur'an'daki ayetlere batınî yorumlar getirme
Kuran'a batınî(gizli, bilinmeyen) yorumlar getirirken bu yorumlamalarında mâna-yı işarî, mâna-yı remzî, işareten, remzen, imaen, kendisinden, talebelerinden, risalelerinden söz edildiğini iddia etmesi tepkiye neden olmuştur
Said-i Nursi'nin Kuran'a gerçek anlamından farklı (batınî) anlamlar yüklenmeye çalışılması şu ifadelerle tenkit edilmiştir:
Ayet-i kerimelerin tefsirinde, mananın tahammül edemeyeceği tarzda batni ve indi mana verilmeye çalışıldığı, ebcet hesabı ve Tevafuklarla manalar verildiği, bunların müslümanlık esaslarına göre dini ve ilmi kıymeti olmadığı''
''Kur’an-ı Kerim’in harflerinden birtakım manalar istihracına kalkılmak gibi ulemanın ekseriyetince benimsenmeyen bir yol tutulduğu, Asayi Musa adlı eserinde ayet ve kelamı indi olarak tevil ederek bunların risalei nuru tebşir ve tebliğ ettiğinin iddia edildiği''
Said-i Nursi'nin yazığı bazı ifadeler şunlardır:
Madem ki Kur'an sana Said (sîn ile) demiş Elbette sen saidsin hem ismin ve hem resmin Said'dir Madem ki, Kur'an sana Said (sâd ile) demiş Elbette hem için temiz ve tahir, hem de dışın Siracü’n-Nûr, 250-251
Ma’nâ-yı zahirisiyle diyor ki; "Su bulamadığınız vakit temiz toprak ile teyemmüm ediniz" der ve ma’na-yı işarisiyle diyor ki; "bin üçyüz elli yedide (1357) ma’nevî âb-ı hayat menbaları kapatıldığı zamanda temiz toprağa kast ve teveccüh ediniz Onda bir menba-ı hayat ve bir ma’den-i nur bulursunuz" Bu âyetin şu işareti hususi bir surette Risale-i Nur’a bakmasına iki emare var:
Birincisi: Bu âyetin makam-ı ebcedi ve cifrisi, bin üçyüz elliyedi (1357) ederek o tarihlerde medrese ve irşadgahların seddiyle ve ehl-i ilim sarıklarının açılmasıyla ve ma’nevi susuzluk başladığı hengamda Risale-i Nur hakâik-i îmaniye cihetinde on beş senede kazanılan imân-ı tahkikiyi onbeş haftada belki tam müstaidlere onbeş saatte sarsılmayacak derecede iman-ı tahkikiyi kazandırması kavi bir emaredir ki; şu işaret ona hususi bakar.
İkinci emare: Sad ve sin, birbirine tam kardeş olması ve bir kelimede birbirinin yerine geçmesi münasebetiyle bu âyetteki "sa‘îden" kelimesindeki sad, sin okunsa Risale-i Nur’un tercümanını göstermesi, hem bu cümlenin birinci mukaddimesi olan "ev lâmestumu’n-nisâe" fıkrasının işaretiyle kadınların çıplak bacak olarak erkeklere karışmak ve Risale-i Nur’un, şiddetli taarruzlar içinde tesettür lehinde kuvveti mukavemeti zamanına, şeddeli nun iki nun olmak üzere makam-ı cifrisi bin üçyüz kırkyedi (1347) adediyle parmak basması "ev ‘alâ seferin" fıkrasının işareti
Gaybı bilmek ve ebced ile Kur'an'ı yorumlama, bilinmeyen bir kaynaktan ihtarlar alma
Geleceği bildiğini söylemesi, Kur'an ayetlerini ebced hesabına tabi tutup harflerin rakkam karşılıklarını toplayarak Kur'an'da kendisinden, şakirtlerinden, risalelerinden bahsettiği ebced hesabına göre çıkan rakamların kendileri ile ilgili tarihleri verdiğini iddia etmesi eleştirilir. Gaybden haberler ihtarlar aldığını, buna göre risalelerini düzenlediğini söylemesi, dini çevrelerde eleştirilir Eleştirilerde, risalelerini yazdım dememekte onun yerine bir dinin kutsal kitabıymışçasına ve vahiyle gelmişçesine yazdırıldı, ihtar edildi, kendi irademle yazmadım, hakikatten haber aldım vb ifadeler kullanmaktadır
Birden şiddetli bir ihtar ile: "Ondokuzuncu Söz’ün âhirine bak!" denildi Baktım, Risalet-i Ahmediye’nin Mu’cize-i Kur'aniye’sinde tekraratın çok güzel hikmetleri, tam tefsiri olan Risalet-in-Nur’da tamamiyle tezahür etmiş O tekrarat, o hikmetler için tam yerinde ve münâsib ve lâzım olmuş
Birden bir ihtar-ı gaybî ile kat'î kanaat verecek bir surette kalbime geldi Denildi ki: "Ciddî bir alâka ile senin eskidenberi tekrar ettiğin "Bir ışık var, bir nur göreceğiz" diye müjdelerin te'vili ve tefsiri ve tâbiri; sizin hakkınızda belki îman cihetiyle, Âlem-i İslâm hakkında dahi en ehemmiyetlisi Risale-i Nur’dur
Kur'an'daki terimleri yanlış yorumlama
Bazı din alimlerince Fâtır Sûresinde geçen kıtmîr kelimesini (kelp:köpek) olarak tefsir etmesi bilgisizliğine örnek gösterilmiştir Ayetteki kelimenin anlamı çekirdek üzerinde ince kabuk, çekirdek zarı yani benzetme olarak değersiz şey anlamındayken(Fâtır 13/35) Said-i Nursi tarafından (kelp:köpek) olarak tabir edilir
Kuran'a aykırı fikir beyan ettiği iddiaları
İşaratul İcaz isimli tefsirinde Kuran'ın Hristiyanlara dinlerini terketmeleri şartını bildirmediğini savunur:
Kur’an size bütün bütün dininizi terk etmeyi emretmiyor Ancak itikatınızı ikmal ve yanınızda bulunan esasat–ı diniyye üzerine üzerine bina ediniz diye teklifte bulunuyor İşaratül İcaz
Hristiyanlar ile ilgili fikirleri Kur'an'a ters düştüğü gerekçesini öne süren muhafazakâr yazarlar tarafından kamuoyunda tenkit edilmektedir
Risalelerini okuyanların cennete gireceğini söylemesi
Aşağıdaki sözü cennetin anahtarını dağıttığını beyan etmesi olarak yorumlandığı olur Eleştirilerde, İslam dininin son peygamberi kabul Hz. Muhammed'in bile sadece bir-iki sahabesine cennete girebileceklerini ifade etmiş olduğu vurgulanarak bu sözlerin İslam açısından uygunsuz olduğu iddia edilmiştir;
işaret ve beşaret-i Kur'aniyede ifade eder ki: "Risale-i Nur dâiresi içine girenler, tehlikede olan îmanlarını kurtarıyorlar ve îmanla kabre giriyorlar ve Cennete gidecekler" diye müjde verir.
Benim son yazımı silen Osman Demir'i kınıyorum.Bir üst yazıda admin, Said-i Nursiyi övünce Diyanet İşleri başkanlığı'nda yayınlanan bir makale'de adı geçen kerameti kendinden menkul Said-i Nursi'nin hatalarını içeren bir makaleyi kısaltarak yayınlamıştım. Osman Demir hazretleri bu makaleyi silmiş(?) bunun sebebini soduğumda büyük bir pişkinlikle: -Yazılanlar çok ağırdı, inanan arkadaşları şüpheye düşürebilir ve kendini çok seviyorum diye kendini savundu. Bu site malesef AKP ve her tür dinciliğin körü körüne savunulduğu bir yer haline döndü. Halbuki peygamberimiz Hz.Muhammed Mustafa (S.A.V) ümmetim 72 fırkaya bölünecek ancak bir fırka kurtuluşa erecek dememişmiydi? Daha önce de bu balcan kebabı bulumasında da Fatih Soyarık, tanıdık bir MİT elemanının kendisine ABD'de yaşadığı bir şoku anlattı; bir CIA ajanının kendisini ABD'de bir merkeze götürdüğünü, orada yüzlerce elemanın kuran okuduğunu, namaz kıldığını arapça kıraat ettiğini görünce sevindiğini ancak O'nu oraya götüren CIA ajanıın bunların müslüman ülkelere gönderilecek müslümanları fasıklığa, bozgunculuğa, bölmeye götürecek ajanlar olduğunu itiraf edince şok olduğunu anlattı. İslamiyet daha Hz.Ömer döneminde özellikle yahudilerin din adamı görüntüsü ile bidat ve hurafeler, sahte hadislerle bozulmaya başlamadı mı? Din konusu en kolay istismar edilecek bir konudur.Herkesin toplumdaki din önderleri hakkında müsbet ve menfi görüşleri okuyup yaşayıp kara vermesi gerekir ama bu sitede malesef aleyhte söylenenlerin doğru veya yalnışlığının tartışılabilmesi bile mümkün değil? Bu nedenle uzunca bir süre nizip.com'da yorum yazmamaya karar verdim. Üstelik aynı Osman Demir, Müslüm AKPEK'e alenen inançsız sana ne oluyor mahmut abi demesi de inanılmaz bir hezeyan ve gafletti .O'nu orada da kınadım ama kimsenin inancı olup olmadığına nasıl karar verillir? Said-i Nursi hakkındaki makale bende var ve isteyene mail'le yollarım. Sizler de, hemen bir Risale-i Nur kitabı edinin ve okuyarak mutlaka cennet'e gidin. Admin ve Osman'ın kutsadığı Said-i Nursi öyle söylüyor ?
İkide bir de bana abi sen sadece eski Nizip öyküleri yaz deniyor, bu asla kabul edebileceğim birşey değil ben eylem adamıyım. Hayatım boyunca inanmadığım yalnışlara fikren ve bedenen mücadele ettim. İmam-ı Azâm Ebu Hanife;- Haksızlık, zulüm veya küffara karşı yapılacak mücadele ve gaza'nın bin yıllık ibadetten evla olduğunu söylüyor.Varın sizler emevi zalimlerinin yüce islamı sadece sürekli ibadet aldatmacasının peşinden gidin...
Evet Osman bana inançsızsın dedi yani ataist olduğumu ima etti, bu benim umurumda bile değil, kimin inançlı kimin olmadığına Osman karar verecek değil o yüzden sadece gülüp geçtim.
Kimine göre Bedüzaman,kimine göre öyle değil.Nasıl beğenen varsa beğenmeyen ve eleştirende var.Mahmut amcanın mesajıda konuyla alakalı.Mesajı geri getiriyorum.
coskun;216570 wrote:Diyanet işleri başkanlığının bu yazısının tarihini ve hazırlayanının kim oldugunu yazarmısınız?
Mail adresin varsa yaz, sana metnin aslını yollayayım. Metinde bu iddiaları Risale-i Nur'daki sayfa ve fasıl numaraları ile ayrıntılı veriyor.Lütfen körü körüne peşin hükümle reddetmeyin. Doğruluğunu orijinalinden okuyup iftira mı gerçek mi olduğunu öğrenin.
coskun;216570 wrote:Diyanet işleri başkanlığının bu yazısının tarihini ve hazırlayanının kim oldugunu yazarmısınız?
Mail adresin varsa yaz, sana metnin aslını yollayayım. Metinde bu iddiaları Risale-i Nur'daki sayfa ve fasıl numaraları ile ayrıntılı veriyor.Lütfen körü körüne peşin hükümle reddetmeyin. Doğruluğunu orijinalinden okuyup iftira mı gerçek mi olduğunu öğrenin.
müslüm akpek;216492 wrote:Evet Osman bana inançsızsın dedi yani ataist olduğumu ima etti, bu benim umurumda bile değil, kimin inançlı kimin olmadığına Osman karar verecek değil o yüzden sadece gülüp geçtim.
OSMAN İMANLA PARANIN KİMDE OLDUĞU BELLİ OLMAZ.
YAZIN iSTANBULA TAVA BULUŞMASINA GELDİĞİMDE ÜLKERİN CAMİSİNDE CUMA NAMAZINI MÜSLÜM ABİYLE BERABER KILDIK BEN ONUN MÜSLÜMAN OLDUĞUNA ŞAHİDİM.EĞER OSMAN BÖYLE BİR ŞEYİ BU SAATTEN SONRA MÜSLÜM ABİYE DEMİŞSE YAZIKLAR OLSUN .BU SİTEDE BU SAATEN SONRA SİZE HAYIRLI BİZE UĞURLAR OLSUN.:mad:
Ben geldim diyemi millet dagildi anlamadim gitti...
bunlarin hepsi ahireten gelen mektup yuzunden oldu biliyorum, zaten mektup sahte cikti, bu mektubu yazanda dursun cicekmis ole diyorlar ben yalancinin yalancisiyim...
M.ENES;216596 wrote:YAZIN iSTANBULA TAVA BULUŞMASINA GELDİĞİMDE ÜLKERİN CAMİSİNDE CUMA NAMAZINI MÜSLÜM ABİYLE BERABER KILDIK BEN ONUN MÜSLÜMAN OLDUĞUNA ŞAHİDİM.EĞER OSMAN BÖYLE BİR ŞEYİ BU SAATTEN SONRA MÜSLÜM ABİYE DEMİŞSE YAZIKLAR OLSUN .BU SİTEDE BU SAATEN SONRA SİZE HAYIRLI BİZE UĞURLAR OLSUN.:mad:
Mahmut boşver sen, Osman'ı severim , bazen ağzından çıkanı kulağı duymuyor ama iyi insandır, sen bari "BU SİTEDE BU SAATEN SONRA SİZE HAYIRLI BİZE UĞURLAR OLSUN.:mad:) böyle deme, bu sitede hepimiz olmalıyız, yoksa meydan başkalarına kalır.